Search Results

Now showing 1 - 10 of 108
  • Master Thesis
    Osmanlı Ermenilerinin 1915'teki Tehciri ve Uluslararası Hukuk: Hadiselerin Yasal Çerçevede Sorgulanması
    (2016) Balıkçıoğlu, Seher; Ünal, Hasan
    Bu tez temel olarak Osmanlı Ermenilerinin 1915'de Tehcir edilmesini uluslararası hukuk çerçevesinde analiz ederek, soykırım iddialarının geçerliliğini sorgulamaktadır. Bu bağlamda, ilgili uluslararası hukuki belgeler özellikle 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi incelenmiştir. Tarihi gerçekleri saptırarak hukuki olarak farklı sonuçlara ulaşılabileceği Ermenilerin Tehciri konusunda olduğu gibi mümkündür. Bundan dolayı, burada açıkça ifade edilmeli ki, bu çalışmanın konusunu tarihi gerçekleri inceleyerek Türk ve Ermeni taraflarının anlatıları arasındaki farklılığı ortaya koymak oluşturmamakta olup, hukuki analizler Türk tarafının tarihi anlatıları temel alınarak yapılmıştır ki bu anlatılar saygın Türk ve Batılı bilim adamlarınca da desteklenmektedir. Türkiye'yi Ermenilere karşı yargılama yapılmaksızın soykırım suçu işlemekle suçlamak ya da 1915 Tehciri'ni soykırım olarak nitelendirmek uluslararası hukukun ihlalidir. 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi'ne göre ilgili mahkemeler soykırım suçunun yargılanması için yetkili kılınmıştır. Tarihçilerin, politikacıların, gazetecilerin, hukukçuların bile Tehcirin soykırım olarak nitelendirilmesi ile ilgili kesin hüküm verme yetkileri yoktur, çünkü terim hukuki nitelik taşımaktadır. Geriye yürümezlik ilkesi gereğince Soykırım Sözleşmesi'nin sözleşmenin kabulünden önce gerçekleşen hadiselere uygulanması mümkün olmamakla birlikte, bu tez sözleşme uygulansaydı Tehcirin soykırım suçunu oluşturmayacağını savunmaktadır. Ayrıca, şu anki uluslararası ceza hukuku kapsamında Tehcir insanlığa karşı suç ya da savaş suçu dahi teşkil etmemektedir. Çünkü, askeri zorunluluklar Osmanlı Devletini tehcir kararını almaya zorlamıştır.
  • Master Thesis
    Türk Ceza Mahkemesi Kararlarının Disiplin Hukukuna Etkisi
    (2023) Ekinci, Mustafa Necati; Sever, Dilşad Çiğdem
    Bir fiil, hem ceza hukukunun hem de disiplin hukukunun korumak istediği değerlere karşı tehdit unsuru olabilir. Bu durumda gerekli koşulların oluşması halinde ceza muhakemesi süreci başlayacaktır. Fiil aynı zamanda disiplin suçunu oluşturduğu için disiplin soruşturması da başlayacaktır. Bu noktada ceza hukuku ve disiplin hukukunun yolları kesişecektir. Disiplin hukuku ilke ve amaç bakımından ceza hukukundan farklıdır. Bu hukuk disiplinlerinin korumak istedikleri değerlerde farklıdır. Bu fark göz önüne alındığı zaman aynı fiil için farklı kararların çıkması muhtemeldir. Bu durumda 'ne bis in idem' ilkesinin disiplin hukukuna olan etkisi tartışılacaktır. Ceza davaları bir muhakeme faaliyetidir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmaları ise idari işlem niteliğindedir. Bu durum, ceza hukuku ve disiplin hukuku bakımından önemli bir farktır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda ceza muhakemesindeki hükmün disiplin hukukuna etkisi incelenmesi gereken bir husustur. Bu husus mahkeme kararları ışığında tartışılacaktır.
  • Master Thesis
    Medeni hukukta zina
    (2020) Kaya, Berna Berfin; Kılıçoğlu, Ahmet M.
    4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 185. maddesi, eşler arasında kurulan geçerli bir evlilik birliği içerisinde sahip olunan hakları ve üstlenilen yükümlülükleri düzenlemektedir. Bu kapsamda evlilik birliğinin eşlere yüklediği en önemli yükümlülüklerden birisi de sadakat yükümlülüğüdür. Zina, sadakat yükümlülüğünün bir görünümü olan cinsel sadakati ihlal eden davranış niteliğinde olup, evlilik birliği devam ederken eşten başka bir kimseyle cinsel ilişki yaşanmasını ifade etmektedir. Günümüzde zina, ceza hukuku alanında suç olmaktan çıkarılmakla birlikte, medeni hukukun farklı alanlarında ayrı yaptırımlara tabi tutulmuştur. TMK'de özel ve mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenen zina, ayrıca eşler yönünden tazminat ve nafaka sorumluluğuna yol açabilmektedir. Bununla birlikte kanun koyucu, mal rejiminin tasfiye edilmesine ilişkin hükümlerde zinayı dikkate alarak istisnai bir düzenleme yapma gereği duymuştur. Tüm bunların yanı sıra, koşulların oluşması hâlinde zina eyleminde bulunan kişi mirasçılıktan çıkarılma yaptırımıyla da karşılaşabilecektir.
  • Master Thesis
    Uluslararası Antlaşmaların İç Hukuka Etkisi
    (2014) Kaşıkara, Hasan; Köker, Levent
    'Uluslararası Antlaşmaların İç Hukuka Etkisi' adlı araştırmamızda, 'uluslararası hukuk', 'uluslararası antlaşmalar', 'egemenlik', 'ulus devletler' ve 'T.C. Anayasa' sının konumuzla ilgili maddeleri' üzerine olan bilgiler üç bölüm olarak temellendirilmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde uluslararası hukuk kavramının ne ifade ettiği, uluslararası hukuk çerçevesinde uluslararası antlaşmaların işlevi açıklanmaya çalışılmıştır. Bunun için doktrindeki farklı görüş ve teorilerden de yararlanılmıştır. İkinci bölümde her yeni gün değişen global arena ve uluslararası hukuk etrafında, uluslararası hukuk ve antlaşmaların müeyyideleri ve iç hukuk sistemleri üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda uluslararası hukukun ana süjesi olan egemen devletler ve egemenlik kavramının tarihi seyri analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise bir ulus devlet olarak Türkiye'nin uluslararası hukuk ve iç hukuk bağlamındaki kendi mevcut iç hukuk sistemindeki işlerliği ve en son güncel değişimlerle beraber ortaya çıkan iç hukuk sistemi analiz edilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde diğer üç bölümün genelindeki teori ve tespitlerden ortaya çıkan değerlendirmeler ve Türk iç hukuk sistemi hakkında son güncel değişiklikler araştırmamız çerçevesinde analiz edilmiştir.
  • Master Thesis
    1961 Anayasası’nın Türk Toplumsal Gerçekçi Sinemasının Gelişimine Etkisi
    (2025) Kılıçatan, Sinem; Mızrak, Dilan
    27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında ilan edilen ve 1961 yılında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca bir siyasal rejim değişikliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesini ve sosyal devlet anlayışının anayasal zemine taşınmasını ifade eden tarihsel bir kırılma noktasıdır. Türk sineması, bu dönemde yalnızca sayısal üretimde değil, toplumsal içerik ve estetik nitelik bakımından da dikkate değer bir dönüşüm yaşamış; 'Altın Yıllar' olarak tanımlanan bu süreçte sinema, toplumsal adaletsizlik, sınıfsal eşitsizlik, kadın hakları, göç ve kentleşme gibi yapısal sorunları gündeme taşıyan eleştirel bir mecraya dönüşmüştür. 1961 Anayasası'nın bireysel özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özerkliğini ve sendikal hakları güvence altına alması, kültürel üretim ortamını da doğrudan etkilemiş; sinemacılar, toplumsal meseleleri daha cesur ve doğrudan biçimde beyazperdeye taşıyabilmiştir. Bu araştırma, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, Halit Refiğ, Ertem Göreç ve Duygu Sağıroğlu gibi öncü yönetmenlerin filmleri üzerinden bu anayasal etkileri görünür kılmayı hedeflemiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel film analizi, tematik içerik çözümlemesi ve ideolojik okuma teknikleri kullanılmış; Stuart Hall'un temsil teorisi, Althusser'in ideoloji ve aygıt kuramı, Gramsci'nin hegemonya kavramı ve Foucault'nun mekân politikaları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bulgular, sinemanın yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir tanıklık sahası olduğunu göstermektedir. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Hudutların Kanunu, Otobüs Yolcuları ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmler, 1961 Anayasası'nın vaat ettiği hakların taşrada, sınırda ve kentte ne ölçüde uygulanabildiğini sorgulayan güçlü anlatılarla Türkiye'de hukuk ile kültür arasındaki bağı sinemasal bir hafızaya dönüştürmüştür.
  • Master Thesis
    Türk Hukukunda Tanınmışlık Düzeyine Ulaşmış Markanın Korunması
    (2022) Kara, Berkan; Arkan, Sabih
    Marka, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında kural olarak aynı veya benzer mal veya hizmetler yönünden korunmaktadır. SMK md.6.5'te markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle ayırt edici karakterinin zedelenebileceği, itibarının zarar görebileceği veya markadan haksız yarar sağlanabileceği hallerde, tanınmış markayla aynı veya benzer marka için yapılmış başvurunun, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak üzere, aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın reddedileceği düzenlenmektedir. Tanınmış markaya tanınan bu koruma, SMK md.7.2.c'de bir ihlal hali olarak düzenlenmektedir. Çalışmamızın birinci bölümünde, markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaşması incelenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın sulandırılması sebebiyle korunması incelenmiştir. Tanınmış markanın sulandırılması halleri, uluslararası hukuk, ABD, AB ve Türk hukuklarındaki düzenlemeler yönünden değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    İngiliz ve Türk Hukuk Metinlerinin Çevirisindeki Eşdeğerlik Düzeyi
    (2017) Kaçan, Aylin; Akın, Özge
    Küreselleşen dünyamızda, insanlar veya devletler arasında çeşitli amaçlar için kurulan uluslararası ilişkiler, hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmektedir. Bu ilişkilerin kurulmasında, sağlamlığında ve devamlılığında hukuk çevirisinin önemi, elbette ki yadsınamaz; zira, her devletin kendine özgü hukuk kuralları vardır ve bu ilişkilerin kurulabilmesi için söz konusu hukuk kurallarının farklı dillere çevrilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Ancak hukuk metinlerinin kültüre özgü hukuk terimlerini ve kavramlarını içermesi ve bunların erek dile doğru bir şekilde aktarılmasının zorluğu, hukuk çevirisinde eşdeğerlik sorununu gündeme getirmiştir. Bu nedenle, hukuk sistemlerindeki farklılıkların kaynağını bilmek, hukuk çevirisinin zorluklarını bilmek ve çeviri sürecinde uygun yöntem ve teknikleri kullanmak hukuk çevirilerinde eşdeğerliği sağlamada büyük önem taşır. Bu tezin hedefi İngiliz ve Türk hukuk metinlerinin çevirisinde eşdeğerlik seviyesini belirlemek ve eşdeğerliği olmayan hukuk terim ve kavramları için farklı çeviri yöntemlerini kullanarak eşdeğerliği sağlamaktır. Mevcut çalışma, Anglosakson hukuku ve Kara Avrupası hukuk sistemlerine dayanan İngiliz ve Türk hukuk sistemlerine ait hukuk metinlerinin çevirisinde hukuk sistemlerinin farklılıklarından dolayı ortaya çıkan sorunlar üzerinde yoğunlaşır. Söz konusu sorunlar en çok hukuk terimlerinin çevirisinde yaşandığı için, bu çalışma, bazı hukuk dalları çerçevesinde eşdeğerliğin olmadığı tespit edilen birtakım hukuk terimleri ve kavramları için çeşitli çeviri yöntemleriyle çözümler ortaya koyar. Bu çalışmada, işlevselciliği savunan çeviri kuramcılarının eşdeğerlikle ilgili görüşlerine yer verilmiştir. Bu nedenle, betimleyici yöntem bu çalışmanın yöntemi olmuştur. İngiliz ve Türk hukuk metinleri ve hukuk terminolojileri karşılaştırmalı olarak incelendiği için, karşılaştırmalı yöntem de bu çalışmada kullanılan bir yöntem olmuştur. Bu çalışma neticesinde, erek dilde eşdeğerliği olmayan bazı hukuk terimlerinin çeşitli çeviri yöntemleriyle erek dile çevrilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Kelimesi kelimesine çevirinin yanı sıra, işlevsel eşdeğerliğini bulma, açımlama, ödünç alma, yeni sözcük türetme, çevirmen notu ve kaynak dildeki terimi erek metinde aynı hukuk ailesindeki diğer hukuk dillerinden eşdeğerlikleriyle kullanmak gibi bazı çeviri yöntemlerinin eşdeğerlik sıkıntısını çözmede faydalı olabileceği gözlemlenmiştir.
  • Master Thesis
    Taşınmaz Mal Mülkiyetine Hukuki El Atma
    (2020) Verimbaş, Mustafa; Günday, Metin
    Mülkiyet hakkı, temel hak ve ödevlerden biri olup, 1982 Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca korunmaktadır. Mülkiyet hakkı, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla kısıtlanabilir. Planlı ve kamu ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir kentleşmenin sağlanabilmesi amacıyla hazırlanan imar planları ile mülkiyet hakkından doğan yetkilerin belirsiz süreliğine kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Kamulaştırma yapılmaksızın imar planlarında kamusal alanda kalan özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde meydana gelen kısıtlılık hali hukuki el atma olarak ifade edilmektedir. Kamulaştırmasız el atma, uzun yıllar sadece fiili el atma olarak kabul edilmişse de yargı kararlarıyla hukuki el atmanın da bir tür kamulaştırmasız el atma olduğuna karar verilmiştir. Hukuki el atma kavramının Türk Hukukunda kabul edilmesi nedeniyle kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma kavramlarına değindikten sonra hukuki el atmanın tanımı yapılmış, niteliği, koşulları ve geçirdiği süreç yargı kararları ışığında ele alınmış, taşınmaz malikinin hukuki el atmaya karşı başvurabileceği yollar ve açabileceği dava türleri incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Uluslararası Özel Hukukta Tüketici Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk
    (2021) Gürsoy, Erol Berk; Elçin, Doğa
    Çalışmamızın konusu uluslararası özel hukukta tüketici sözleşmelerine uygulanacak hukukun tespitinden ibarettir. Milletlerarası tüketici akitlerinin sayısı ve çeşitliliğinin, teknolojinin ilerleyişi, tüketicilerin mal veya hizmete ulaşmasında elektronik vasıtaların yerinin artışı ve lojistik hizmetlerinin dünyanın her yerini bütün bir ağ ile bağlaması neticesinde çoğalması akabinde sözleşmelere uygulanacak hukukun tespiti, özellikle sözleşmenin güçlü tarafına karşı korunmaya ihtiyaç duyan tüketiciler için büyük önem arz etmektedir. Konuya ilişkin olarak, birinci bölümde tüketici ve tüketici sözleşmelerinin ülkemizde, uluslararası alanda ülkeler ve çeşitli kuruluşlar bazındaki tarihsel süreci ve tanımları olmak üzere çeşitli gelişmeler üzerinde durulmuş olup, uluslararası hukukun temel yapı taşlarından biri olan yabancılık unsuruna değinilmiştir. İkinci bölümde, sözleşme ilişkisi içine giren tarafların hukuk seçme serbestisi özgürlüğü nazarında, hukuk seçiminin şartları ve kapsamı incelenmiş olup, bu konuda yer alan milletlerarası düzenlemeler, karşılaştırmalı hukuk örnekleri ve ülkemizde geçmişten günümüze yaşanan süreç ve teknolojinin gelişmesine bağlı olarak elektronik sözleşmeler dahil olmak üzere sübjektif bağlama kuralı ele alınmıştır. Ardından, tarafların sözleşme ilişkisine girdikleri sırada hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde uygulanacak hukukun tespitinin nasıl olacağı ve doğrudan uygulanan kurallar ile birlikte elektronik sözleşmeler dahil olmak üzere objektif bağlama kuralı incelenmiştir. Son olarak, sonuç kısmında da iki bölümden oluşan incelememize dair bir genelleme yapılarak, değerlendirmelerimizle birlikte görüşlerimize yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    Kesişimsel Perspektiften Çocuklara Yönelik Çoklu Ayrımcılık
    (2025) Gülümoğlu, Selenay Berfin; Mızrak, Dilan
    Bu çalışmada çocuklara yönelik çoklu ayrımcılık olgusunun kesişimsellik perspektifinde analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Birinci bölümde, çoklu ayrımcılık literatüründeki farklı çalışmalar incelenerek kavramsal belirsizlik tespit edildikten sonra çoklu ayrımcılık; sıralı, eklemeli ve kesişimsel olarak üçe ayrılmış, kavramsal ve hukuki çerçeve çizilmiştir. Bu çerçevede çoklu ayrımcılığın tespit ve ispatında bağlamsallaştırılmış karşılaştırmanın gerekliliği vurgulanarak, kesişimsel ayrımcılığın özgünlüğü ve pratik hayattaki yoğunluğu sebebiyle; kesişimsel ayrımcılık, bölümün merkezine yerleştirilmiştir. İkinci bölümde ise çocukluk kavramının kesişimsel doğası ele alınmış ve çocukların bir yandan yaş temelli ayrımcılığa diğer yandan da cinsiyet, etnik köken, engellilik gibi diğer kimlik boyutları üzerinden çoklu ayrımcılığa açık oldukları vurgulanmıştır. Çocuklara yönelik sıralı, eklemeli ve kesişimsel ayrımcılık türleri örneklerle açıklanmış; kesişimsel ayrımcılık bu bölümün de merkezine yerleştirilerek; ayrıca çocukluk deneyiminin yapısal, siyasi ve temsili düzeylerdeki kesişimselliği tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise çocuklara yönelik kesişimsel çoklu ayrımcılığa dikkat çekilerek; çocukların eğitim, adalet ve toplumsal hayattaki pratik deneyimleri kesişimsellik üzerinden değerlendirilmiş ve etnik köken, cinsiyet, ekonomik durum, engellilik, aile yapısı gibi temellerin norm ve uygulamalarla nasıl iç içe geçerek özgün çoklu ayrımcılık biçimi oluşturduğu örnek kararlar temelinde gösterilmiştir. En nihayetinde, çocukluk yalnızca biyolojik bir evre değil, çoklu ayrımcılığın yoğunlaştığı toplumsal bir deneyim alanı olarak ele alınmalıdır. Çocuklar yalnızca yaşlarından değil; aynı zamanda kesişen kimlikleri nedeniyle çok katmanlı ayrımcılıklara maruz kalmaktadır. Bu nedenle çocuklara yönelik çoklu ayrımcılığın tanınması, görünür kılınması ve kesişimsel bir perspektifle analiz edilmesi zaruridir. Bu perspektif çocuk haklarının korunması, toplumsal adaletin sağlanması, ulusal ve uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından kritik önemdedir.