41 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 41
Master Thesis Uluslararası İlişkilerde Darwinizim: Nazizm ve Sosyal Darwinizm(2019) Şahin, Sena; Yılmaz, Gözde19. yüzyıl, yaşanılan gelişmeler ile insanlık tarihi açısından oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde yaşanan tarihi, sosyal ve bilimsel gelişmeler tüm dünyayı oldukça etkilemiştir. M.Ö. 600'lü yıllara kadar dayanan evrim fikri ise, Charles Darwin'in 1859 yılında 'Türlerin Kökeni' isimli eserinin yayınlanması ile zirveye ulaşarak tüm alanlarda oldukça önemli etkilere sebep olmuş, sosyal ve siyasal alanlara da nüfuz etmeye başlamıştır. 1851 yılında Herbert Spencer tarafından geliştiren toplumsal hayatta evrim fikri, Darwin'den sonra toplum içinde hızlı bir şekilde gelişerek, Sosyal Darwinizm unsuru ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında Almanya'yı da etkisi altına alan Sosyal Darwinizm, Nazi ideolojisinin şekillenmesinde etkili olmuş ve Sosyal Darwinizm'in en radikal noktası olan 'ırk hijyeniği' uygulamaları da Naziler tarafından sistemli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada evrim teorisinin sosyal alanlara yansıması, Sosyal Darwinizm kapsamında Nazizm özelinde incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Nazizim, Hitler, Darwinizm, Sosyal DarwinizmMaster Thesis Yumuşak güç Avrupa Birliği'nin dış politika aktörü olarak Avrupa Ortak Dış Güvenlik Politikası ve Bosna, Kosova, Suriye krizleri üzerinden güvenlik politikalarının değerlendirilmesi(2017) Timuçin, Mehmet; Ünal, HasanBu tez çalışmasında ' Yumuşak Güç Avrupa Birliğinin Dış Politika Aktörü Olarak Avrupa Ortak Dış Güvenlik Politikası Ve Bosna, Kosova, Suriye Krizleri Üzerinden Güvenlik Politikalarının Değerlendirilmesi' amaçlanmaktadır. Bosna, Kosova, Suriye Krizleri karşısında AB tarafından uygulanan politikalar ve krizlerin gelişim süreci incelenerek AB'nin ODGP sürecinde ortaya koyduğu etkilerin neler olduğu değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda uluslararası alanda küresel bir aktör AB'nin oluşturulmasına yönelik tespitler ortaya konup öneriler sunulmuştur. İlk bölümde kuramsal çerçeve çizilerek; Kimlik ve kültür, supranasayonel kimlik ve otorite, sivil güç, askeri güç, normatif güç ve neo yapısal fonksiyonalizmde Avrupa'nın entegrasyonu kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde AB'de ODGP ve tarihsel gelişim sürecini AB'de birlik fikrinin oluşması incelenecektir. Üçüncü bölümde ise AB'nin ODGP incelendiğinde ortak değerlere sahip bir politika yaratmaya amaçlasa da Bosna, Kosova ve Suriye Krizlerinde uyguladığı güvenlik politikalarının incelenerek AB ODGP yaklaşımının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Üç kriz arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya konarak belirlenen politikanın altında yatan nedenler irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sivil Güç, Askeri Güç, Normatif Güç, ODGP, EUROFOR.Master Thesis Türk diplomasisinin modernleşmesi; Türk-İngiliz diplomatik ilişkileri (1923-1939)(2021) Eroğlu, İsmet; Mühürcüoğlu, KorhanOsmanlı Devleti, 18.YY sonu ve 19. YY'da, devletin çöküşünü engellemek amacıyla ciddi bir modernleşme sürecine girmiştir. Yönetici sınıfı olan bürokratik elit, politika, eğitim, bürokrasi ve diplomasi gibi konularda Osmanlı Devleti'ni modernleştirmeye çalışmıştır. III. Selim Döneminde diplomatik açıdan büyük bir yenilik yapan Osmanlı Devleti, ilk daimî temsilciliğini 1793 yılında Londra'da açmıştır. 1793'ten sonra da diplomatik modernleşmeye büyük önem veren Osmanlı, bu konuyla ilgili birçok yenilik yapmıştır. Osmanlı Devleti'nin çöküşünü engellemeye çalışan bürokratik elit başarılı olamamış ve Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşının ardından resmen yıkılmıştır. Ardından başlayan milli mücadele ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de tıpkı Osmanlı Devleti gibi birçok konuda modernleşme çabası içine girmiştir. Atatürk döneminde çağa uyum sağlamak ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için birçok konuda batı devletleri örnek alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu yıldan itibaren Türk- İngiliz ilişkilerine oldukça önem vermiş ve seçkin diplomatlarını Londra'da bulunan Büyükelçilik bünyesine göndermiştir. I. Dünya savaşı sonrası iki devletin ikili ilişkileri gerginliklerle devam etmiş fakat 1930'lu yılların ortalarından itibaren dostluğa dönüşmeyi başarmıştır. Türk- İngiliz ilişkilerinin dostluğa dönüşmesinde diplomatların rolünü inceleyen bu çalışmada ayrıca Osmanlı döneminden itibaren başlayan ve bilhassa Türkiye Cumhuriyeti döneminde de devam eden diplomatik modernleşme ele alınmıştır. İkincil literatür taraması yöntemiyle hazırlanan bu çalışmada teori olarak; İnkeles'in modernleşme kuramı tercih edilmiştir.Master Thesis Irak'ın Muhtemel Geleceği ve Türkiye'ye Etkileri(2013) Tülemez, Coşkun; Ünal, HasanABD, yeni Ulusal Güvenlik Doktrini gereği terörizmi desteklediği ve kitle imha silahları ürettiği ve bulundurduğu gerekçeleriyle 20 Mart 2003 tarihinde Koalisyon Kuvvetleri ile birlikte Irak'ı işgal etmiştir. Irak, ABD'nin 2003 yılındaki müdahalesinden itibaren Türkiye için en önemli dış politika konularından biri haline gelmiştir. TBMM'nin 1 Mart 2003'te almış olduğu ?tezkere? kararı, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a Türk topraklarından geçişi için izin çıkmaması ve ertesinde yaşanan olaylar, Amerika ile Türkiye arasında süregelen ?stratejik ortaklık? ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu kriz ile Türk-Amerikan ilişkileri farklı bir sürece girmiştir.2003 sonrası dönemde yaşanan yeniden yapılandırma süreci, Irak'a huzur ve istikrar getirmek yerine, etnik ve dini açıdan karmaşık olan toplumsal yapıdaki ayrışmayı daha da derinleştirmiştir. Irak'ın iki veya üç ayrı bağımsız devlet olarak bölünmesi muhtemeldir.Irak'ta halen; Kerkük, federalizm, petrol ve güvenlik, tartışmalı alanlar konularında çözülmeyi bekleyen birçok sorun bulunmaktadır. Ülkedeki etnik-sekter farklılıklar ve birbirlerine karşı politikaları ile bölgesel aktörlerin yaklaşımları mevcut sorunların kısa vadede çözülemeyeceğini göstermektedir. Bu durum Irak'ın geleceğine yönelik iyimser tahminler yapılmasını engellemekle birlikte bölünme senaryolarının da gündemde kalmasına sebep olmaktadır.Master Thesis İttifaktan Düşmanlığa Dönüşen Türk-sovyet İlişkileri: Stalin Dönemi Türk Dış Politikasında Yaşanan Büyük Değişim(2020) Özel, Fatih; Aygül, CenkTürkiye Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği arasında gelişen ilk ilişkiler dönemin şartları ile değerlendirildiğinde 'zorunlu' tabiri en uygun ifade olarak belirmektedir. Türkiye'nin dış politikasında kuruluşuyla beraber Sovyetler Birliği temel eksen noktası olarak görülmüş, 1936 yılında yaklaşan savaşın etkisiyle Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ikili ilişkilerde ilk kırılma yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşında gerçekleşen Alman-Sovyet ittifakı Türkiye üzerinde deyim yerindeyse soğuk duş etkisi yaratırken, ikili ilişkilerde güvensizliğin temel alındığı bir döneminde başlangıcı olmuştur. Türkiye'nin savaşa dahil olmama konusunda yürüttüğü 'aktif tarafsızlık' politikası nedeniyle Sovyetler Birliğinin de dahil olduğu müttefiklerle ilişkiler gergin bir halde sürerken, savaş süresince ve savaş sonrası Sovyetler Birliğini, Boğazlar ve doğu illeri üzerinde hak talebi ile ikili ilişkiler büyük yara almıştır. Bu güvensizliğin yarattığı etkiyle, Türkiye savaş sonrası oluşan yeni dünya düzeninde Sovyet tehdidine karşı oluşan Batı bloğunda güç dengesi yaratmak maksadıyla yer almıştır. İttifak olarak başlayan ikili ilişkiler düşmanlığa evirilmiş ve tamir edilmesi güç olan yaralar almıştır. Tez çalışmasının dönem sınırı olarak Stalin dönemini incelemesinin nedeni, ittifak ve dostluk döneminin Stalin ile başlaması ve gerginlikten, kopuşa kadar Stalin'in tek lider olarak yürüttüğü politikalarının bir ürünü olmasıdır. Stalin'in ölümü sonrası, Sovyetler Birliği ikili ilişkilerde en temel sorunlar olan toprak talebinden ve Boğazlardan hak iddiasından vazgeçmesi ise Stalin döneminde izlenen Türk ve Sovyet politikaları incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında dönemin en belirgin teorisi olan realizmin Türk dış politikasına yansımaları incelenmiş, bu bağlamda bu teorinin uygulanma sahaları açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sovyetler Birliği, Stalin, Boğazlar, 2. Dünya Savaşı, Komünizm, RealizmMaster Thesis Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde Türkiye'nin Irak, iran ve Suriye ile ilişkileri(2014) Sargı, İslam; Aygül, CenkÖZET SARGI İslam, 'Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Döneminde Türkiye'nin Irak, İran ve Suriye ile İlişkileri', Yüksek Lisans, Ankara, 2014. AKP döneminde Türkiye'nin Irak, İran ve Suriye ile ilişkilerinin ekonomik, siyasi gelişmeler ve bölgesel gelişmelerin ilişkilere yansımaları temel alınarak incelenmesi ve AKP öncesi dönem ile AKP dönemi arasında bir karşılaştırma yapmak, bu çalışmanın temel amacıdır. Çalışmada karşılaştırma metodu kullanılmakla birlikte, konuyla ilgili yayınlanmış kitap, dergi, makale ve gazetelerden yararlanılmıştır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Türkiye'nin cumhuriyetin kuruluşundan AKP iktidarına kadar olan dönemde Ortadoğu politikası ile AKP döneminde Türkiye'nin Ortadoğu politikası ele alınmıştır. İkinci bölümde AKP dönemi Türkiye-Irak ilişkileri incelenmiştir. Bu bölümde Türkiye'nin AKP öncesi dönemde Irak ile ilişkilerinin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. 11 Eylül ve sonrasında ABD'nin Ortadoğu politikasının genel bir değerlendirmesi yapılıp, İkinci Körfez Savaşı'nın Türkiye-Irak ve Türkiye-ABD ilişkilerine yansımaları ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye-Irak ekonomik ve siyasi ilişkileri, Kerkük'ün statüsü sorunu ele alınmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Kuzey Irak politikası incelenmiştir. Üçüncü bölümde AKP dönemi Türkiye-İran ilişkileri ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye-İran ilişkileri bölgesel ve küresel gelişmeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. İkilinin İkinci Körfez Savaşı'nda ve sonrasında yürüttükleri politikalar ve bu politikaların ikili ilişkilere yansımaları ele alınmıştır. İki ülkenin ekonomik ilişkileri, PJAK'a ve PKK'ya tutumları, Filistin sorunu bağlamındaki yakınlaşmaları değerlendirilmiştir. İlaveten İran'ın nükleer çalışmaları nedeniyle ABD ile yaşadığı sorunlar, Türkiye'nin sorunun çözümünde oynadığı rol değerlendirilmiştir. Ayrıca ikilinin Suriye sorunu nedeniyle yaşadığı gerginlikler de incelenmiştir. Dördüncü bölümde AKP dönemi Türkiye-Suriye ilişkileri ele alınmıştır. İkilinin İkinci Körfez Savaşı ve sonrasına Irak politikaları, Refik Hariri suikastı, Türkiye-Irak Krizi, Suriye-İsrail füze krizi gibi gelişmelerin ikili ilişkilere yansımaları incelenmiştir. İkilinin AKP döneminde siyasi ve ekonomik ilişkileri ile Suriye sorunu, Türkiye'nin ve diğer güçlerin Suriye sorununa yönelik politikaları ve Suriye muhalefetinin yapısı hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. Suriye sorununun çözümü için ortaya atılan Annan Planı, Cenevre-1, Cenevre-2 toplantıları da incelenmiştir. Anahtar Sözcükler 1. Türkiye'nin Ortadoğu Politikası 2. AKP'nin Ortadoğu Politikası 3. Türkiye-Irak İlişkileri 4. Türkiye-İran İlişkileri 5. Türkiye-Suriye İlişkileriMaster Thesis Işid'in Ortaya Çıkışı ve Türkiye(2018) Yüksel, Serdar; Ünal, HasanIŞİD terör örgütü Arap Baharı'nın Suriye'ye gelmesiyle oluşan iç savaşı ve zaten istikrarsız bir görüntü veren Irak'ta kendisine hakimiyet alanı kurarak devlet olma yolunda ilerleyen bir görüntü çizdi. Irak ve Suriye ile tarihsel yakınlığın yanında sınır komşusu olan Türkiye ise bu süreçte en çok etkilenen devlet oldu. Türk dış politikasının bu dönemde geliştirdiği politikalar, bölgenin siyasi istikrarın da etkili olmuştur. Türkiye bu dönemde aktif ve çok yönlü dış politikasıyla sadece Ortadoğu da değil dünya çapında yaptığı eylemlerle yankı uyandıran IŞİD terör örgütüne karşı yürüttüğü politikalarıyla bölgede söz sahibi olmayı hedeflemiştir. Bu çalışma Türk dış politikasında alınan kararların anlık değişkenlerini ve iç politikasına nasıl yansıdığı üzerine tartışmayı amaçlamaktadır. Bu noktada bir sonuca varabilmek için AKP hükümetinin Türk dış politikasında alışılagelmişliğin dışına çıkan bazı kararları ve dış sorun olarak görünen Irak, Suriye ve IŞİD politikalarının iç sorunlarını da tetiklemesiyle yaşanan olaylardan da yararlanılmıştır. Böylelikle söz konusu değişimlerin yıllara ve şartlara göre Türk iç ve dış siyasetinde köklü değişikliklere gidildiği ve IŞİD konusunda anlaşmalara dayanan bir çözüm seçtiği görünmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Dış Politikası, Dış Politika Değişkenleri, IŞİD,Master Thesis Nato'nun Yeni Stratejik Konsepti ile Birlikte Nato İçerisinde Türkiye'nin Konumu(2010) Koyuncu, Hasan; Başak, CengizSovyetler Birliğinin dünya siyasetinden çekilmesiyle rolü ve misyonu sorgulanmaya başlanan NATO, Soğuk Savaş sonrasında değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler doğrultusunda üstlenmiş olduğu görev ve sorumlulukları gözden geçirmiştir. Bunun sonucunda Soğuk Savaş döneminde uygulamış olduğu Stratejik Konseptleri, 1991 yılından başlayarak yeniden düzenlemiştir. Hâlen uygulanmakta olan Stratejik Konsept 1999 yılında NATO'nun ellinci yılında imzalanmış olup, Amerika'da Dünya Ticaret Merkezi'nin terör saldırılarına maruz kaldığı 11 Eylül 2001, müteakibinde NATO'nun 5'inci maddeyi uygulamaya koyup Afganistan'a ve 2003 yılında Irak'a düzenlemiş oldukları harekâttan önce kabul edilmişti. Bu sebeplerden dolayı, NATO'nun 60'ıncı yıl zirvesinde Stratejik Konseptin revize edilmesine ihtiyaç duyulduğu kararlaştırılmıştır.Türkiye NATO'ya katıldığı tarihten bu yana sadık bir üye olarak Sovyetlerin yayılmacılığına karşı bir kanat ülkesi olarak görevini başarıyla yerine getirmiştir. Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Türkiye'nin NATO'nun gözünde önemini kaybettiği savı ileri sürülmeye başlanmıştır. Ancak değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler, Türkiye'nin konumu itibarıyla yeni tehditlerin kaynağı olan coğrafya'ya yakınlığı ve son dönemde uygulamış olduğu dış politika bunun aksini ispatlamıştır. Çalışmada yeni Stratejik Konseptin kabul edilmesiyle birlikte, NATO'nun üstleneceği rol ve misyonla birlikte Türkiye'nin öneminin giderek artacağı anlatılacaktır.Anahtar Sözcükler: NATO, Soğuk Savaş, Stratejik Konsept, 5'inci Madde, Kanat ÜlkesiMaster Thesis 11 Eylül 2001'den Günümüze Türk-amerikan İlişkileri ve Abd'nin Türk Dış Politikasına Etkileri(2013) Erol, Fatma Tuğçe; Keser, Ulvi11 Eylül 2001'den Günümüze Türk-Amerikan İlişkileri ve Amerika'nın Türk Dış Politikasına Etkileri? başlıklı bu tez çalışması, Soğuk Savaş sonrası uluslararası milat olarak nitelendirilen 11 Eylül olaylarının hem ABD hem de Türkiye'deki yankılarını ele alarak iki ülke arasındaki ilişkilerin birbirlerine olan etkilerini araştırma amacıyla oluşturulmuştur.ABD'de Dünya Ticaret Merkezi'ne ve Pentagon'a gerçekleştirilen saldırılar, 2001'den itibaren George Walker Bush yönetiminin ciddi ve yıkıcı kararlar almasına yol açmıştır. Bu kararlar doğrultusunda birtakım önyargılar tekrar uyandırılmış ve Orta Doğu'nun akıbeti hakkında tasarlanan planlar işlemeye başlamıştır. Müttefiki Türkiye'nin teröre karşı destek amaçlı yanında olduğu ABD, Afganistan ve Irak işgallerinden sonra yoğunlaştırdığı dış politikasına ve yeni işgal stratejileri geliştirerek yön verdiği `yeni dünya düzeni'ne uygun bir politika benimsemiştir.ABD'nin diyalog ortamı yaratmadan gerçekleştirdiği 2.Körfez Savaşı'yla beraber Türkiye dâhil birçok devlet müdahaleci dış politikaya karşı bir tutum sergilemiştir. Bunun sonucunda Türkiye ile ABD arasında 1 Mart Tezkeresi sorunu yaşanmış, ilişkilere ABD penceresinden bakıldığında bir hayal kırıklığının oluştuğu görülmüştür. ABD'nin stratejilerinin bir parçası olarak Kuzey Irak Kürtlerinin Türkiye sınırlarına yerleştirilmesi zamanla PKK'nın güçlenmesine yol açmış, bu durum da ABD ile olan ilişkileri sekteye uğratmıştır. Büyük Orta Doğu Projesi'nde önemli ülke haline gelen Türkiye'yle ABD arasındaki ilişkiler yoğunlaşmaya başlamıştır.ABD'nin 11 Eylül sonrası Orta Doğu'yu hedef olarak belirleyerek egemenlik alanını genişletme çabaları kapsamında başlattığı medeniyetler arası savaş, barışa ve devletlerarasındaki huzura zarar veren İslamofobi kavramını yeniden diriltmiştir. Dünya,-özellikle İslam coğrafyası- büyük bir karmaşanın içerisine çekilmiş, bir dargın bir barışık devam eden Türk-Amerikan ilişkileri Barack Obama döneminde nispeten daha ılımlı bir seviyelerde seyretmiştir.Tezin yazımında kitap, makale, tez gibi kaynakların yanı sıra 11 Eylül belgeseli Loose Change'den, internet kaynaklı düşünce kuruluşlarının web sitelerinden, gazete, televizyon haberleri (yerli ve yabancı basın) ve haritalardan yararlanılmış, ayrıca Türk-Amerikan ilişkileri kapsamında Ermeni Sorunu'nun aydınlatılması amacıyla Prof. Dr. İbrahim Ethem Atnur'la röportaj yapılmıştır.Master Thesis Haydar Aliyev Dönemi Azerbaycan Dış Politikasında Hazar Enerji Kaynaklarının Rolü ve Tesiri: 1993 - 2003(2014) Sojoudı, Sara; Karasar, Hasan AliDevletler, bekalarını ve çıkarlarını sürdürebilmek için, çeşitli politikalar yürütmektedirler. Bazıları, birbirleriyle savaşa girerken, diğerleri de varlıklarını ve çıkarlarını korumak için, ekonomik alanda faaliyet göstermeye başlamışlardır. Günümüzde ekonominin temellerinden biri, hata en önemli unsuru petrol ve doğalgazdır. Petrol 20.y.y.da giderek uluslararası alanda önemli ve etkili rol oynamıştır. Hazar'ın çevresi, petrol ve doğalgaz açısından zengin bir bölgedir. Sovyet Rusya'nın çöküşü ile birlikte, Hazar çevresinde yeni rekabetler yaşanmaya başlandı. Hazar'da yer alan enerji kaynakları AB, ABD, Rusya ve Çin gibi küresel güçlerin hedefi haline geldi. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Cumhuriyeti, Hazar Bölgesi, Hazar'ın statüsü, Boru Hatları, Enerji, Petrol, Doğalgaz, Enerji Kaynakları.
