41 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 41
Master Thesis 1990`larda Türk Dış Politikasının Oluşumu Güvenlik Kaygıları ve Milli Güvenlik Kurulu`nun Rolü(2003) Canikoğlu, Erhan; Gözen, RamazanÖZET 1990'LARDA TÜRK DIŞ POLİTİKASININ OLUŞUMU: GÜVENLİK KAYGILARI VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU'NUN ROLÜ Erhan Canikoğlu SBE, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Yüksek Lisans Tez Yöneticisi: Doç. Dr. Ramazan Gözen Temmuz, 2003 Dış politika analizinde karar alma yaklaşımını benimseyen davranışçı ekole mensup yazarlar, karar sürecinin her zaman rasyonel modele uygun gelişmediğini, süreçte örgütsel ve bürokratik etkenlerin önemli rol oynadığını ortaya koydular. Biz de bu teorik yaklaşım ışığında, Türk dış politikasının 1990'lardaki oluşum sürecinde güvenlik kaygılarının ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK)'nun rolünü analiz edeceğiz. Türkiye'de dış politikanın oluşumu ağırlıklı olarak Atatürk'ün öngördüğü ilkelere ve yönelimlere dayanmıştır. Soğuk Savaş döneminin sona erdiği ve dünyada küresel düzeyde radikal değişimlerin yaşandığı 1990 Tarda, Türk dış politikası geleneksel çizgilerini korumuştur. Türk dış politikasının oluşum sürecinde hükümetlerin yanında, sivil ve asker bürokratlar da önemli rol oynamıştır. Bu üst düzey karar alıcılar, 1961 'de kurulan MGK'da temsil edilmektedirler. Bu çalışmanın amacı, milli güvenliğin sağlanması için kurulan MGK'nın, tarihsel ve anayasal gelişimini ve devlet aygıtı içindeki yerini incelemek, güvenlik kaygılarının ve MGK'nın, 1990 Tarda dış politika oluşumunda nasıl bir rol oynadığım, belirli dış politika davranışları açısından ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Dış Politikası, Karar-alma, Güvenlik, Milli Güvenlik Kurulu IVMaster Thesis Uluslararası İlişkilerde Darwinizim: Nazizm ve Sosyal Darwinizm(2019) Şahin, Sena; Yılmaz, Gözde19. yüzyıl, yaşanılan gelişmeler ile insanlık tarihi açısından oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde yaşanan tarihi, sosyal ve bilimsel gelişmeler tüm dünyayı oldukça etkilemiştir. M.Ö. 600'lü yıllara kadar dayanan evrim fikri ise, Charles Darwin'in 1859 yılında 'Türlerin Kökeni' isimli eserinin yayınlanması ile zirveye ulaşarak tüm alanlarda oldukça önemli etkilere sebep olmuş, sosyal ve siyasal alanlara da nüfuz etmeye başlamıştır. 1851 yılında Herbert Spencer tarafından geliştiren toplumsal hayatta evrim fikri, Darwin'den sonra toplum içinde hızlı bir şekilde gelişerek, Sosyal Darwinizm unsuru ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında Almanya'yı da etkisi altına alan Sosyal Darwinizm, Nazi ideolojisinin şekillenmesinde etkili olmuş ve Sosyal Darwinizm'in en radikal noktası olan 'ırk hijyeniği' uygulamaları da Naziler tarafından sistemli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada evrim teorisinin sosyal alanlara yansıması, Sosyal Darwinizm kapsamında Nazizm özelinde incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Nazizim, Hitler, Darwinizm, Sosyal DarwinizmMaster Thesis Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Orta Asya ve Ortadoğu Petrollerinin Uluslararası Politikadaki Yeri ve Önemi(2009) Selvi, Aynur; Olcay, BülentKeşfedildiği günden bu yana devletlerin hem iç politikalarını hem dış politikalarını birincil derecede şekillendiren petrolün önemi yadsınamaz bir gerçek olmuştur. Kolay, kesintisiz ve hesaplı ulaşıldığı zaman ekonomik ve siyasi açıdan büyük avantajlar sağlamasının yanında tam tersi bir durumda ülkelere ciddi zorluklar ve imkansızlar yaşatmaktadır. Diğer bir ifadeyle devletler petrolü temin ederken sınırlı ve maliyetli bir süreç gerçekleştirdiğinde hem devlet merkezli hem de toplumsal merkezli sıkıntılar ortaya çıktığı için, petrol ve petrol taşıma güzergahlarının önemi hayatidir.Petrolün bu hayati öneminin tetiklediği en büyük gerçek, devletlerin bağımlılık dereceleri ne olursa olsun uluslararası sistemde neden olduğu rekabettir. Bu rekabet ise, söz konusu enerji kaynağının dünya üzerindeki eşit olmayan dağılımı sonucu belirli bölgelerde gerçekleşmektedir. Bu bağlamda dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin % 61'ine sahip olan başta Ortadoğu olmak üzere, yakın geçmişte keşfedilen, Ortadoğu'ya alternatif gösterilen ve kaynakların çeşitlendirilmesi gerektiği anlayışının da etkisiyle önem kazanan Orta Asya coğrafyası, tüm dünya devletleri için bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Kısacası, ülkelerin dış politikaları Ortadoğu ve Orta Asya'da ya da çevrelerinde oluşmaya başlamıştır.Çalışmada, Ortadoğu ve Orta Asya'da yaşanan petrol merkezli rekabet, sebep- sonuç ilişkisi kurularak incelenmeye çalışılmıştır. Petrolün ülkelerin Ortadoğu ve Orta Asya bölgelerine yönelik politikalarındaki önemi ile bağlantılı olarak dünya tarihine damgasını vuran gelişmelere de yer verilmiştir. Bu bölgelerde rekabet içinde olan yönetimlerin özellikle de görünmeyen ve açıklanmayan hedeflerinin petrol politikaları ile bağlantısı değerlendirilmeye ve anlamlandırılmaya çalışılmıştır.Master Thesis Sovyetler Birliği'nin 1991 Yılında Dağılması Sonrasında Türkiye'nin Orta Asya'daki Beklentileri ve Bu Beklentilerin Karşılanamama Sebepleri(2013) Acar, Özgür; Gürson, PoyrazSovyetler Birliği?nin dağılmasından sonra Türkiye?nin bağımsızlığını yeni kazanmış olan Orta Asya devletlerinden beklentilerinin örnek olay incelemesi yöntemi ile ele alındığı bu çalışmada; ?Türkiye?nin, Sovyetler Birliği?nin 1991 yılında dağılmasından sonra Orta Asya?da bağımsızlıklarını ilan eden devletlerinden beklentileri nelerdi?, bu beklentiler neden oluşmuştu?, bu beklentiler ne oranda karşılanabildi?? sorularının cevapları araştırılmıştır. Çalışmada Türkiye ile Orta Asya devletleri arasındaki tarihsel bağlar ile ?pan-Türkizm? ve ?pan-İslamizm? gibi ideolojilerin Türkiye?nin bölge ülkelerine yönelik büyük beklentilerini beslediği, ancak Orta Asya devletlerindeki Sovyet mirası, radikal terörizmden kaynaklanan güvenlik ihtiyaçları ve dış güçlerin bölgeye olan ilgilerinin Türkiye?nin bölgeye yönelik beklentilerini önemli oranda kısıtladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Orta Asya 2. Pan-Türkizm 3. Pan-İslamizm 4. İdeoloji 5. Sovyet mirası 6. Radikal terörizmMaster Thesis Bağımsızlık Sonrası Azerbaycan-iran İlişkilerinde İşbirliği ve Çatışma Alanları (1991–2013)(2014) Boz, Hakan; Karasar, Hasan AliBu araştırmanın kapsamı, 1991'de SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Azerbaycan'ın ortak bir geçmişe sahip olduğu İran ile ilişkilerinin tarihi arka planı, Azerbaycan ve İran dış politikalarının genel çerçevesi, Azerbaycan ve İran dış politikalarında siyasal iktidarların ikili ilişkilere etkisi, Azerbaycan-İran ilişkilerindeki işbirliği ve çatışma alanlarıdır. Çalışma, bağımsızlık sonrası Azerbaycan-İran ilişkilerini belirleyen temel faktörü tespit etmek ve bu bağlamda iki ülke arasındaki işbirliği ve çatışma alanlarını sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Bağımsızlık sonrası Azerbaycan-İran ilişkileri ülkemizde yeteri kadar araştırılmamış ve bu alandaki çalışmalar sosyal bilimler dergileri ile kitap bölümü olarak yayınlanan akademik makalelerle sınırlı kalmıştır. Bu konuda yapılan çalışmalar, iki ülke arasındaki ilişkileri yalnızca tarihsel süreç içerisinde incelemiştir. Bu çalışma, Azerbaycan-İran ilişkilerinin tarihsel gelişim sürecinin yanı sıra ikili ilişkileri 'işbirliği ve çatışma' yaklaşımıyla yeniden sınıflandırılacak olması nedeniyle bu alana katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Çalışmada, İran ve Azerbaycan resmi kurumlarının yayınladığı bilgi, belge ve raporlar gibi birincil kaynaklar incelenmiş, yazılı ve görsel kaynaklardan literatür taraması yapılmış ve konuyla ilgili daha önce yayınlanmış çalışmalardan yararlanılmıştır. Sonuç olarak Azerbaycan ve İran arasında karşılıklı ticari ilişkiler ve ikili siyasi anlaşmalar olmak üzere toplam iki adet işbirliği alanı tespit edilmiştir. Buna karşın iki ülke ilişkilerinde Güney Azerbaycan, farklı siyasi denklemlerde yer alma, Hazar'ın statüsü ve enformasyon savaşları olmak üzere toplam dört adet çatışma alanı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Azerbaycan-İran ilişkilerinde çatışma alanlarının iş birliği alanlarından fazla olduğu bu nedenle de iki ülke ilişkilerinin bağımsızlığın ilan edildiği 1991'den çalışma kapsamındaki 2013'e kadar kontrollü gerilim stratejisiyle yürütüldüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Azerbaycan, İran, İşbirliği, Çatışma, Kontrollü Gerilim,Master Thesis Yumuşak Güç Kavramı Bağlamında Türkiye'nin Uluslararası Eğitim Faaliyetleri(2015) Er, Sema; Karasar, Hasan AliBu tez, günümüz dünyasında önemli bir kavram olarak karşımıza çıkan yumuşak gücü ve bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti'nin uygulamakta olduğu uluslararası eğitim faaliyetlerini tarihsel gelişmeler, uluslararası ilişkiler, ülkenin siyasi, kültürel ve dış politika değerleri açısından incelemektedir. Tez içerisinde güç kavramı, gücün değişen mahiyeti, yumuşak güç kavramı ve yumuşak gücün kaynakları kapsamlı bir şekilde tanımlanmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin özellikle son yıllarda artan yurt dışına yönelik eğitim projeleri, yumuşak güç bağlamında değerlendirilmiştir. Tez de, bir dış politika ürünü olarak Türkiye'nin kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı uluslararası eğitim faaliyetleri özelde incelenmiştir. Türkiye'nin uluslararası eğitim faaliyetlerini üstlenen kamu kurumları; Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı mercek altına alınmış, faaliyetleri ortaya konulmuş ve yumuşak güç kavramı ile uluslararası eğitim faaliyetlerinin ilişkili olduğu iddia edilmiştir. Bunlar yapılırken Türkiye'nin kamu kurumları eliyle yapılan uluslararası öğrenci politikalarının analizi yapılmış, yapılan analizler tablolar ve grafiklerle ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler : Yumuşak Güç, Uluslararası Eğitim Faaliyetleri, Türkiye'nin Uluslararası Eğitim Faaliyetleri, Türkoloji Projesi, Türkiye Bursları Projesi, TİKA, YTB, MEB, YEE, DİB.Master Thesis Türkiye'nin Suriye Politikası 2011-2013(2014) Albayrak, Aksu; Ünal, HasanTürkiye' nin Suriye Krizi' ne yönelik dış politikası değerlendirilmiş, ikili ilişkilerin seyrinde geçmişten günümüze durum tespiti yapılmış ve Arap Baharı' nın Suriye'deki gidişatının, ilişkilere olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Belirlemede ölçüt; ikili ilişkilerin geçmişi, mevcut uluslararası sistemin yapısı ve Orta Doğu'nun yaşadığı büyük değişim dalgası olmuştur. Çalışma kapsamında Arap coğrafyası ve Suriye' deki değişimler dikkate alınarak güvenlik açısından önem kazanan bölgede, Türk dış politikasının Suriye Krizine etkisiyle gelinen son dönem güvenlik durumu irdelenmiş ve muhtemel senaryolar üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Suriye, Arap Baharı, Kriz, Güvenlik.Master Thesis Suriye Krizi Denkleminde Türkiye Rusya İlişkileri(2016) Kılıçarslan, Mehmet Tolga; Ünal, HasanTarih boyunca karşılıklı rekabet ve çatışma içerisinde geçen Türkiye-Rusya ilişkileri önce Milli Mücadele sonra da Soğuk Savaş döneminde (1965-1980) ekonomik ve ticari işbirliği şeklinde devam etmiş ve 2000'li yıllardan itibaren çok yönlü bir işbirliği halini almış ve özellikle enerji alanında gelişmiştir. 2010 yılından itibaren Kuzey Afrika'da başlayan ve hızla Ortadoğu'ya yayılan Arap Baharı ateşi Suriye'ye de sıçramış ve bölgedeki dengeleri alt üst etmiştir. Krizin başlamasından sonra Türkiye ve Rusya'nın bölgeye ilişkin politikaları çatışmış, Türkiye Esad rejiminin karşısında yer alırken, Rusya Esad rejimini desteklemiş ve ikili ilişkiler bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir. 2015 yılında Rus SU-24 savaş uçağının Türk F-16'larınca düşürülmesi ilişkileri kopma noktasına getirmiş, Rusya tarafından uygulamaya konulan ekonomik ambargolarla ilişkiler gerginlik aşamasından kriz safhasına taşınmıştır. Yaklaşık 8 ay süren kriz dönemi boyunca iki ülke de ekonomik olarak zorluklar yaşamış, iki ülkenin birbiri açısından vazgeçilmez konumda olduğu anlaşılmıştır. Suriye krizi ile birlikte farklı bir boyuta taşınan ikili ilişkiler, Rus uçağının düşürülmesi ile kriz dönemini yaşamış, kriz döneminden normalleşme safhasına geçiş uzun ve sancılı olmuştur. Buradan hareketle tezimizin amacı Suriye krizi ile başlayan değişim sürecinin Türkiye-Rusya ilişkilerine etkisini analiz etmek ve gelecekte Türkiye-Rusya ilişkilerinin nasıl şekilleneceğini değerlendirmektir. Anahtar Sözcükler Türkiye, Rusya, Suriye Krizi, SU-24, İkili ilişkiler.Master Thesis Avrupa Birliği Kalkınma için Uyum Politikası ve Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları (efta ve Epas)(2018) Yıldırım, Yusuf; Yılmaz, GözdeAvrupa Birliği, Avrupa coğrafyasında bulunan ülkelerin, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yaşadıkları olumsuzlukların giderilmesi amacıyla kurulmuş bir iş birliği sistemidir. Birlik birkaç ülkenin katılımı ile kurulmuş, zamanla gelişmiş ve kendi yasal düzenini, otoritesini ve yetkisini oluşturmuştur. Zamanla diğer ülkelerin kalkınmaları için onlarla antlaşmalar yapmaya başlamıştır. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almak istemektedir. Hem coğrafi yakınlık hem de ekonomik ve politik istekler burada yer almak istemenin en önemli nedenleridir. AB ile yapılan iş birlikleri, Türkiye'yi ekonomik ve politik açıdan güçlendirecektir. Tam üyelik henüz söz konusu olmasa bile çeşitli antlaşmalar içinde yer almanın çeşitli etkileri mevcuttur ve bu çalışmada bu etkiler incelenmektedir. Antlaşmalar, ekonomik ya da politik düzlemde gerçekleşebilmektedir. Bu sayede hem AB ticari faaliyetlerini kolaylaştırmakta hem de diğer ülkeler onunla bütünleşme şansına sahip olmaktadırlar. Bu çalışmada, AB'nin hem Türkiye hem diğer ülkeler için en önemli dış faaliyetlerinden olan EFTA ve EPAs incelenmiştir. Antlaşmalar ile AB'nin gerçekten diğer ülkelerin iktisadi kalkınmalarına yardımcı olduğu ve hatta diplomatik sorunların çözümü için bile bu tür antlaşmaların kullanıldığı görülmüştür. Sonuçları destekleyecek bir anket uygulaması ya da mülakat/röportaj yapılmamıştır ve bunlar, çalışmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Avrupa Birliği, Antlaşmalar, Dış Politika, KalkınmaMaster Thesis İnşacılık Kuramı Bağlamında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Filistin Sorununa Yaklaşımı: 2002-2012(2014) Çakmakci, Çağatay; Keser, Ulvi'İnşacılık Kuramı Bağlamında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Filistin Sorununa Yaklaşımı: 2002-2012' başlıklı bu tez çalışması, 2002 yılından bu yana iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin dış politika yaklaşımını Filistin sorunu örneğinde incelemek amacıyla oluşturulmuştur. Soğuk Savaş sonrası kimlik, kültür ve değerler gibi devletlerarası ilişkilerin sosyal yönüne vurgu yapan inşacı kuram AKP'nin Filistin sorununa yönelik yaklaşımını anlamak adına referans kuram olarak tercih edilmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 yılında yapılan seçimleri kazanarak tek başına iktidar olması, Türk siyasal hayatında önemli bir değişim başlatmış ve bu değişim Türk dış politikasına da yansımıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi çok boyutlu ve pro-aktif dış politika anlayışını geliştirerek Türkiye'nin bölgesel ve küresel açıdan önemli bir aktör olmasını amaç edinmiştir. Bölgesel ve küresel sorunlarda aktif bir dış politika yürüten Adalet ve Kalkınma Partisi, özellikle Ortadoğu bölgesindeki sorunlarda etkin olmaya çalışmıştır. Ortadoğu'da yaşanan ve küresel açıdan da uluslararası politikada önemli bir sorun olarak öne çıkan Filistin Sorunu, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin aktif dış politika yürütmeye çalıştığı en önemli örneklerden biri olmuştur. Türkiye, Filistin sorununda, İsrail'in Filistin politikasına karşılık, zamanla Filistin lehine politikalar yürütmeye başlamış, bu politika Davos Krizi, Alçak Koltuk Krizi ve Mavi Marmara saldırısı ile giderek açıklık kazanmıştır. Böylece Türkiye, Filistin sorununa yönelik ürettiği politikalar nedeniyle zamanla Filistin sorununun ana aktörleri arasında yer almıştır. Anahtar Kelimeler:Uluslararası İlişkiler Kuramları, İnşacılık Kuramı, Türk Dış Politikası, Adalet ve Kalkınma Partisi, Filistin Sorunu

