Search Results

Now showing 1 - 10 of 56
  • Doctoral Thesis
    Distopya Romanlarında Güç Mekanizmasının Yeni Tarihselciliğe Göre Okunması: Anthony Trollope'un The Fixed Period, Anthony Burgess'ın A Clockwork Orange ve Kazuo Ishiguro'nun Never Let Me Go Adlı Eserleri
    (2019) Bekler, Ecevit; Aras, Gökşen
    Anthony Trollope, Anthony Burgess ve Kazuo Ishiguro tarafından yazılan sırasıyla The Fixed Period (1882), A Clockwork Orange (1962) ve Never Let Me Go (2005) romanları Yeni Tarihselcilik teorisi kullanılarak incelenmiştir. Bu teori kullanılarak metin, yazarın hayatı ve her dönemin sosyal, kültürel ve politik koşulları arasındaki ilişki dikkatli bir çalışma ile ortaya çıkarılmıştır. Romanlar, kültürleri ve söylemlerinin metinsel ürünleri olarak dönemleri hakkında derin bilgi sağlar. The Fixed Period, A Clockwork Orange ve Never Let Me Go, sırasıyla sömürgecilik, gençlik suçları ve bilimsel söylemlerin ürünleridir. Bu çalışma, her bir romanın, dönemlerinin çağdaş ve önde gelen sosyal sorunlarını yansıttığını ortaya koymaktadır. Romanların distopik olması sosyal meselelerle ilgili endişeleri yansıtmaktadır. Çağdaş edebi metinler ve edebi olmayan metinler, her dönemin baskın ideolojisini bulmak için kullanılmıştır. Üç farklı dönemin kültürel ve entelektüel tarihini daha iyi anlamak için Stephen Greenblatt ve Michel Foucault'nun güç, ideoloji ve söylem hakkındaki teorileri ve argümanları toplumdaki güç mekanizmalarının işlevi konusunda temel alınmıştır. Bu tez, güç ilişkilerinin ve kontrol mekanizmalarının toplumlardaki sosyal ve kültürel değişimlere paralel olarak dönemden döneme değiştiğini göstermiştir. Günümüzde insanlar sadece doğaya değil aynı zamanda birbirine de hükmetmektedir. Bu çalışma, makineleşmenin, teknolojinin ve bilimin, insanların yaşam standartlarını arttırdığı ve toplumun refahına katkıda bulunduğunu ancak bu gelişmelerin daha fazla kontrol mekanizmalarının oluşmasına neden olduğunu da ortaya koymaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea, Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen ve Fadia Faqir'in My Name İs Salma Romanlarında Sömürge Dönemi Söylemi
    (2019) Aydemir, Siray Lengerli; Menteşe, Sıdıka Oya
    Bu doktora tezi, sömürge dönemi söyleminin günümüzde de etkin olduğuna vurgu yaparak Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea (1966) (Geniş, Geniş Bir Deniz), Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen (1974) (İkinci Sınıf Vatandaş) ve Fadia Faqir'in My Name is Salma (2007) (Benim Adım Salma) isimli romanlarındaki kadın baş kahramanların benlik algıları ve tanımları, ve bu söyleme karşı gösterdikleri dirence dair geniş bir anlayışa ulaşmayı amaçlamaktadır. Metin çözümlemelerinin asıl hedefi, sömürge dönemi, sömürge sonrası ve çok kültürlü dönemlerde baş kahramanların erkek egemen söyleme direnç gösterirken kendilerine ait benlik tanımını nasıl yaptıklarını incelemektir. Sömürge dönemi söyleminin özünde sömürgeciyi merkeze alan ancak sömürüleni öteki olarak adlandırıp dışlayan bir dil hüküm sürmektedir ki bu da kahramanların omuzlarına aşılması imkânsız gibi görünen bir zorluk yüklemektedir. Yine de, bu söylem içerisinde başkahramanlar kendilerine ait alanlarda benlik tanımı yapabilmek ve direnç gösterebilmek adına kendi yöntemlerini geliştirirler. Bu yöntemler, zaman, yer ve kimlik bağlamında farklılık göstermektedir çünkü romanların geçtiği dönemler farklıdır. Bu farklar da gözetilerek, metin çözümlemelerinin temel amacına uygun olarak çeşitli kuramlar ve tanımlar kullanılmıştır. Emperyalizm ve erkek egemen bakış açısı, ikili karşıtlıklar, karşıt söylem, Üçüncü Alan, dil emperyalizmi ve taklitçilik tezde kullanılan başlıca kuram, kavram ve tanımlamalardır. Çalışmanın savına ışık tutan ve saptamalarına başvurulan, ve sömürge dönemi söyleminin ataerkil bir bakışla hala etkin olduğunu vurgulayarak beklenen sonuca ulaşılmasını sağlayan eleştirmen ve kuramcılar Bill Ashcroft, Michael Foucault, Gayatri Spivak, Edward Said, Homi Bhabha, Frantz Fanon, Hamid Dabashi, Robert Phillipson, Leila Ahmed, Alastair Pennycook, Robert Young, Richard Terdiman, Ania Loomba, Elleke Boehmer, Oyeronke Owewumi, Amin Malak ve tanımları çalışmanın amacına destek olan diğer bazı eleştirmenlerdir.
  • Doctoral Thesis
    Julian Barnes'ın Flaubert's Parrot, a History of the World in 10 ½ Chapters Ve the Sense of an Ending Eserlerinde Tarih Boyunca Gerçekliğin Ifadesi
    (2021) Demirtürk, Mehtap; Tekin, Kuğu
    Bu tezin amacı, Julian Barnes'ın kişisel, biyografik ve resmi tarihleri içeren eserleriyle, gerçek ve kurgu arasındaki çizgileri bulanıklaştırarak tarih boyunca gerçeğin ifadesini sunmaktır. Barnes postmodern edebiyat dünyasında hayli dikkat çekici yazarlardan biridir ve üç tarih dalında, gerçekliğin ifadesini postmodern bir bakış açısıyla geçmişi irdeleyerek sorunsallaştırmıştır. Bu çalışmada, Barnes'ın Flaubert's Parrot biyografik tarih örneği olarak incelenmiştir, A History of the World in 10 ½ Chapters adlı eseri ise resmi tarih örneği olarak analiz edilmiştir ve son olarak The Sense of an Ending adlı eseri kişisel tarihin bir örneği olarak tartışılmıştır. Bu tez, tarihin üç alt türünü analiz ederek, tarih veya geçmişte gerçeğin ne kadar güvenilmez, sorgulanabilir ve öznel olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Barnes'ın bir dal olarak tarihe ironik bir yaklaşımı vardır ve üç romanında da tarihin/geçmişin geçerliliğini ve tarafsızlığını sorgulamaktadır. Tarihin üç dalından örnekler vererek, kişi geçmişi bireysel olarak da deneyimlese, tarih resmi kitaplarda yazılı da olsa, tarihin arkasında dini bir inanç da yatsa, geçmişte yaşananlara dair somut bir delil olmadığını iddia etmektedir. Biyografik, kişisel ve resmi tarihlerin özelliklerine işaret etmek için, bu tezde postmodernizmin onları nasıl sorunsallaştırdığına ve Julian Barnes'ın tarihi/geçmişi anlatırken postmodernizmin araçları olarak tarihsel üstkurmaca ve parodi üzerine Hutcheon'ın görüşlerini nasıl kullandığına işaret edilmiştir.
  • Master Thesis
    Frankenstein ve Dracula adlı romanlardaki gotik öğeler: Canavar temsilinde tekinsizlik
    (2020) Çalışkan, Hüseyin; Aras, Gökşen
    Frankenstein ve Dracula adlı romanlardaki Gotik Öğeler: Canavar temsilinde tekinsizlik. Bu çalışmada on dokuzuncu yüzyıl İngiliz yazarları Marry Shelley ve Bram Stoker'ın Frankenstein ve Dracula başlıklı romanları, tekinsizlik bağlamında Sigmund Freud'un 'The Uncanny' başlıklı makalesi temel alınarak incelenmiş ve her iki romanda da okuyucuyu ve karakterleri tekinsizlik kavramına sürükleyen durumlar açıklanmıştır. İnceleme her iki romanın da baş karakterleri olan 'Canavar' ve Jonathan Harker' ın gerek içinde bulundukları tekinsiz durumlar, gerekse çevrelerindekileri sürükledikleri bu alışılmadık durum, Gothic romanın temel elemanları dikkate alınarak çlışılmıştır. Her iki romanda da gotik unsurların, karakterler özelinde okuyucu üzerinde korku ve tekinsizlik ortaya çıkardığı görülmüştür. Bu his, insanları Freud'un tabiriyle alışık oldukları durumlar içinde alışık olmadıkları yaklaşımlar yaşamaya iter. Böylece karakterler korkuyu içselleştirerek hayatı sorgulamaya başlarlar. Bunu yalnızca karakterler değil, okuyucular da aynı bağlamda hissedebilirler. Gotik romanın amaçlarından biri olan okuyucuyu korku ve tereddüte sevk etmek, bu romanlarda gerek ana karakter gerekse yardımcı karakterler aracılığıyla aktarılmıştır. Bu tezde gotik yaratıklar ve onların ortaya çıkardığı alışılmadık durumlar, Freud'un makalesi temel alınarak romanın gotik öğeleri çerçevesinde aynı dönemde yazılan iki faklı roman üzerinden aktarılacaktır.
  • Master Thesis
    Jeanette Winterson'un 'tutku' ve 'vişnenin Cinsiyeti' Adlı Romanlarındaki Tarih ve Fantazinin Kullanımı
    (2011) Usman, Gökçen; Menteşe, Oya; Menteşe, Oya; Menteşe, Oya Batum; Department of English Language and Literature; Department of English Language and Literature
    Bu tezin amacı Jeanette Winterson'ın Tutku ve Vişnenin Cinsiyeti adlı romanlarını postmodern edebiyat çerçevesinde tarihsel üstkurmaca ve büyülü gerçekçilik tartışmalarına yol açacak olan tarih ve fantezi kullanımı bakımından incelemektir. Bu çalışma yazarın söz konusu postmodern yazım tekniklerini ataerkil değerleri çarpıtmak için kullandığını göstermektedir. Giriş bölümünde postmodernizmin sosyo-kültürel ve tarihsel geçmişi, tarihsel üstkurmaca, büyülü gerçekçilik, cinsiyet ve cinsiyet rolleri kavramları, Jeanette Winterson'ın edebi biyografisi ve eserlerine ilişkin detaylı bilgi verilmiştir. Gelişme bölümündeki incelemelerle amaçlanan Winterson'ın her iki romandaki karakterler aracılığıyla kadınlık ve erkeklik arasındaki ayrımı bulanıklaştırdığını, böylece ataerkilliğin belirlediği geleneksel cinsiyet rollerini çarpıttığını metinlerden seçilen ifadelerle ispatlamaktır. Ayrıca Winterson hem tarihi hem de fantastik ortam ve karakterler yoluyla ve olağandışı unsurlarla gerçek ve fantezi sınırlarını aşmakta, ayrıca ataerkil toplumun belirlediği gelenek, kanun, kurum, norm, inanç ve geleneksel kuralları reddetmektedir. Sonuç olarak alternatif gerçeklikler ve tarihler sunarak, Winterson toplumdaki susturulmuş grup olan kadınların sesini duyurmakta, böylece kadınlar üzerindeki ataerkil hakimiyet ve baskıya karşı durmaktadır.
  • Master Thesis
    Samuel Selvon'un The Lonely Londoners, Moses Ascending ve Moses Migrating Romanlarında Sömürgecilik Sonrası Edebiyat ile Modernizm Akımlarının Buluşması
    (2020) Çar, Tuğçe; Elbir, N. Belgin
    Bu tezin amacı Samuel Selvon'un The Lonely Londoners, Moses Ascending ve Moses Migrating üçlemesinde anlatıcının kullandığı dil üzerinden Modernist edebiyat ve sömürgecilik sonrası (postkolonyal) edebiyata ait ortak unsurların araştırılmasıdır. Bu üç romanda da yazar dil ile bazı deneysel çalışmalar yapmış, sömürgecilik dönemine ait olarak ortaya koymak istediklerini, kullandığı ya da oluşturduğu özel dil ile ifade etmeyi tercih etmiş, böylelikle sömürgecilik sonrası döneme ait bulgularını kendine özgü yöntemlerle ortaya koymak suretiyle eserlerinde Modernizm akımı ile sömürgecilik sonrası dönem arasında bir köprü kurmuştur. Tezin teori bölümünde, teze konu olan romanların tarihsel bağlamı içerisinde anlaşılmasını sağlamak amacıyla sömürgecilik sonrası döneme ait tarihsel bilgi sunulmuş, postkolonyal kuramların ve postkolonyal edebiyatın kavramsal temelleri üzerinde durulmuş, edebiyatta Modernizm akımının gelişimi ile ilgili bilgi verilerek bu iki akımın hangi yönlerden kesiştiklerine dair bir tartışmaya yer verilmiştir. Analitik bölümlerde, The Lonely Londoners, Moses Ascending ve Moses Migrating romanlarında anlatıcı tarafından kullanılan kendine has dilin, adı geçen edebi akımların ortak yönlerinin ortaya konulması bakımından ne gibi bir önem taşıdığı üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, Samuel Selvon'un bu üç romanda anlatım dili olarak lehçe kullanmasının, dönemin edebi akımları açısından deneysel ve öncü bir çalışma olduğu, bu durumun gerek postkolonyal gerekse Modernist edebiyat için önemli anlamlar ifade ettiği, Selvon'un dil ve lehçe teması üzerinden hem postkolonyal hem de Modernist edebiyatın ortak konusu olan 'yurtsuzluk' ve 'yalnızlık' temalarını son derece etkin bir şekilde işlediği anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Lehçe, Deneysellik, Melezlik, Modernizm, Postkolonyal
  • Doctoral Thesis
    On Dokuzuncu Yüzyıl Çocuk Macera Romanlarında Sömürgeci İdeolojinin Temsili: R. M. Ballantyne'nın The Coral Island, W. H. G. Kingston'ın In The Wilds Of Africa ve H. R. Haggard'ın King Solomon's Mines
    (2018) Ayyıldız, Nilay Erdem; Gültekin, Azade Lerzan
    Bu çalışma on dokuzuncu yüzyıl çocuk macera romanlarının, macera adı altında, İngiliz sömürgeciliğinin propagandasını yaptığını ileri sürmektedir. Bunu göstermek için de, R. M. Ballantyne'nın The Coral Island (1858), W. H. G. Kingston'ın In the Wilds of Africa (1871) ve H. R. Haggard'ın King Solomon's Mines (1885) romanlarını postkolonyal teori yaklaşımıyla incelemektedir. Çalışmada, bahsedilen romanların analizleri için başlıca postkolonyal eleştirmen Edward Said, Homi K. Bhabha ve sömürge karşıtı düşünür Frantz Fanon'un yaklaşımı kullanılmaktadır. Seçilen romanlarda örneklendirilen 'stereotip,' 'öteki,' 'sömürgeci bakışı,' 'taklitçilik,' 'melezlik,' 'üçüncü uzam,' ve 'ikilem' gibi postkolonyal kavramların araştırılmasındaki amaç, sömürgeci söylemin, sömürgeci ideolojiyi güçlendirmek ve çocuk okuyuculara iletmek için nasıl işlediğini ortaya çıkarmaktır. Yapılan analizlerin ışığında çalışma; on dokuzuncu yüzyıl çocuk macera romanlarının, anlatıcı, olay örgüsü, yer ve zaman, karakter oluşturma ve içerik özellikleri açısından izledikleri benzer bir modelle geleceğin 'ideal' İngiliz sömürgecilerini oluşturmaya çalıştığını göstermektedir. Söz konusu romanların basımı arasında geçen süreyi göz önünde bulundurulduğunda çalışma; ayrıca, on dokuzuncu yüzyılın sonuna doğru, sömürgeci, asimile ve hibrid kişiler arasında daha uyumlu bir ilişki sundukları için romanların birbirinden farklılaştığını da göstermektedir. Böylece, çalışma, on dokuzuncu yüzyıl İngiliz çocuk macera romanlarının, sömürgeci ideolojinin ürünü ve sürdürücüleri olarak düşünülebileceği sonucunu çıkarmaktadır.
  • Master Thesis
    Thomas Hardy: Casterbridge'in Belediye Başkanı, Tess Of The D'urbervilles ve Adsız Sansız Bir Jude Romanlarındaki Trajik Bakış Açısı
    (2018) Al-bayatı, Aaya Yousıf Sabah; Aras, Gökşen
    Bu tez, Thomas Hardy'nin Casterbridge'in Belediye Başkanı, Tess of the D'Urbervilles ve Adsız Sansız Bir Jude adlı eserlerindeki Henchard, Tess ve Jude'a hayat veren başkahramanların yaşamlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, eserdeki ana karakterlerin trajik yaşamlarını Klasik ve Elizabeth dönemi trajedi kavramları açısından ele almaktadır. Bu çalışma Thomas Hardy tarafından roman biçiminde sunulan Shakespeare ve Aristoteles trajedisinin temel unsurlarına ve yapısına bakış açısına yoğunlaşmaktadır. Buna ek olarak, bu tez, Thomas Hardy'nin üç romanındaki kader düşüncesinin, Klasik ve Shakespeare bakış açısından benzerliklerini ve farklılıklarını incelemektedir. Esas olarak, romanlardaki başkahramanların trajik yaşamları üzerinden trajik insanlık halini ortaya koymaktadır. Casterbridge'in Belediye Başkanı'nda, Michael Henchard daha romanın ilk bölümünde kendi kaderini yazmış ve geçmişinde yapmış olduğu hata onun bugününde bile peşini bırakmamış ve hatta bu hata onun trajik çöküşüne neden olmuştur. Öte yandan, Tess of the D'Urbervilles romanında, Tess Durbeyfield'in kaderi ilahi adaletin elindedir. Rastlantı eseri, Tess'in babası soylu bir ataya mensup olduklarını öğrenir ve kızının kaderini akrabalarıyla tanıştırarak değiştirir. Tess, ahlak kurallarına karşı geldiği için toplum tarafından yargılanır ve cezalandırılır. Cezası kendi karakterinin sonucu olan Henchard'in aksine. Bununla birlikte, Adsız Sansız Bir Jude romanında, Jude sınıf farklılıkları tarafından kurban edilmiş ve toplumun eğitim ve evlenme yasalarına boyun eğmek zorunda bırakılmıştır. Bu tez, okuyucunun üç ana karakterin içinde bulundukları farklı koşulları ve bu koşulların onları felakete ve trajik hayatlara sürükleyecek kararlar almada nasıl etkili olduğunu anlamada yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, kahramanların yaşamlarını ' gaflet', ' farkına varma', 'arınma', 'dönüm noktası' ve benzeri. trajik unsurlar açısından ele almaktadır. Bu tez, Hardy'nin kendi toplumuna olan eleştirisini, Sofokles ve Shakespeare gibi büyük trajedi oyun yazarlarının eserlerinden esinlenerek incelemektedir. Ayrıca, bu tez yazarın Geç Viktorya Dönemindeki trajik vizyonunu ve karamsar tavrını incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Trajedi, Hardy, Aristoteles, Gaflet, Arınma, Henchard, Tess, Jude, Farkına Varma, Dönüm Noktası
  • Master Thesis
    Sinan Antoun'un Wahdahaa Sajarat Al-rummaan ve I'jaam Adlı Romanlarının İngilizce Çevirilerinde Kültüre Özgü Öğelerin Çeviride Görünürlüğü Ya Da Görünmezliği,
    (2022) Albayatı, Sara Abdul; Suçin, Mehmet Hakkı
    Kültüre özgü ögeler, karşılıklı kültürel ilişki nedeniyle kültüre özgü ögeler çevirisinin her zaman sorunlu olduğunu iddia eden birçok araştırmacının dikkatini çekmiştir. Kültüre özgü ögelerin çevirilmesi ve hedef okuyucu için uygun eşdeğeri bulunması çevirmenler için önemli bir zorluktur çünkü çeviri yalnızca iki dilin değil, iki farklı kültürün aktarımını da içerir. Bu çalışma, Antoon'ın kitaplarındaki kültürel unsurları çevirmek için çevirmenlerin metodolojilerini keşfetmeyi ve İngilizce çevirilerdeki kültüre özgü ögeleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıntılı bir biçimde tartışılan kültüre özgü ögelerin rastgele seçimine bağlı olarak, Sinan Antoon'un romanı The Corpse Washer ve I'jaam kendi kendine çevirnin doğru çeviriden farklı olup olmadığını görmek için Aixela modeli tarafından sunulan stratejilere dayalı olarak Arapça'dan İngilizce'ye çevirilmiştir. Venuti'nin modeli, hangi yöntemin (yabancılaştırmaya karşı yerelleştirme) daha yaygın olarak kullanıldığını ve toplanan bilgilere bağlı olarak çevirmenlerin her çeviride ne kadar görünür olduğunu belirlemek için kullanılır. Her iki romanda da yerelleştirme stratejileri, yabancılaştırma stratejilerinden daha sık kullanılmıştır. Ayrıca, çevirmenin kültüre özgü ögelerin yorumlanmasında farklı yerel stratejiler kullanma eğiliminde olduğunu ve en sık kullanılan stratejilerin imla uyarlaması ve mutlak evrenselleştirme olduğunu göstermektedir. Çevirmenler, çevirilerinde çoğunlukla görünmez olmayı başarmışlardır. Bu sonuçlar ışığında bazı çıkarımlar ve ileri çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Nadine Gordimer'ın 'none To Accompany Me' Adlı Eseri ve Türkçe Çevirisinin Postkolonyal Tema ve Dil Bağlamında Karşılaştırmalı Çalışması
    (2020) Yağız, Elif Ceylan; Aksoy, Nüzhet Berrin
    Bu çalışmanın amacı Nadine Gordimer'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra yazdığı ilk romanı olan Yanımda Kimse Yok adlı eserinin Türkçeye çevirisini, biçem ve tema çerçevesinde incelemektir. Çalışmada Nadine Gordimer'ın tercih edilme sebebi, V. S. Naipaul, Chinua Achebe, Salman Rushdie gibi sömürgecilik sonrası dönemi ele alan birçok önemli yazarın dışında, Güney Afrikalı kadın bir yazarı incelemektir. Sömürgecilik sonrası dönemini yansıtan None To Accompany Me ve kitabın Türkçe çevirisi Yanımda Kimse Yok arasında çeviri üzerine yapılan bu nitel karşılaştırmada, koloni sonrası döneme ait temaların, dil ve biçemin hedef kültür olan Türkçe'ye aktarımının, Paul Bandia'nın üç katmanlı yaklaşımı ile incelenmesi uygun görülmüştür. Sömürge sonrası dönem eserlerinin dil, biçem ve içerdiği temalardan kaynaklı farklılıklarından ötürü, çevirmenin kullandığı çeviri stratejisi Paul Bandia'nın üç katmanlı çeviri yaklaşımı çerçevesinde incelenmiştir. Bu yaklaşımın ilk basamağı Vinay and Darbalnet'in çeviri metodları, ikinci ve üçüncü basamağı ise Lawrence Venuti'nin yerlileştirme ve yabancılaştırma yaklaşımı açısından analiz edilmiştir. Genel olarak bu çalışmanın amacı, sömürgecilik sonrası metinlere özel olan biçem ve tema özelliklerinin hedef kültüre çeviribilim bağlamında aktarımını incelemektir.