62 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 62
Master Thesis Borsa İstanbul'da Sürdürülebilirlik: Sürdürülebilirlik Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz(2021) Çelik, Hilal; Akbal, Gülserim ÖzcanBİST Sürdürülebilirlik Endeksi'nin diğer pay endeksleriyle arasında bir fark olup olmadığı analiz edilmiştir. Bu analiz için Sürdürülebilirlik Endeksi ile BİST 100 Endeksi karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda BİST Sürdürülebilirlik Endeksi ile BİST 100 Endeksi arasında endeks fiyatları açısından bir fark olmadığı ve BİST Sürdürülebilirlik Endeksi'nin günlük fiyatlarının BİST 100 Endeksi fiyatlarına göre daha yüksek bir düzeyde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Sürdürülebilirlik, Çevresel Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik Endeksi, Ulusal Endeks, BİST 100 Endeksi.Master Thesis Makroekonomik İstikrarsızlığın Ekonomik Büyüme Üzerindeki Rolü: Kolombiya Örneği, 1950-2009(2012) Pedraza, Johanna Alejandra Pulido; İsmihan, MustafaBu tezin temel amacı makroekonomik istikrarsızlığın Kolombiya'nın ekonomik büyümesi üzerindeki etkisini 1950-2009 yılları arasında üretim fonksiyonu yaklaşımıyla araştırmaktır. Ek olarak, dışa açıklık ve sermaye birikiminin (hem fiziki hem de beşeri) ekonomik büyüme üzerindeki rolü analiz edilmiştir. Bunun için bu tez birim kökler, eşbütünleşim analizleri ve hata düzeltme modelleri gibi modern zaman serisi tekniklerini kullanmıştır.Tasviri ve ampirik sonuçlar, tekrar eden makroekonomik istikrarsızlık süreçlerinin, 1950-2009 dönemi boyunca, Kolombiya ekonomisinin büyüme potansiyelini ciddi ve olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ampirik sonuçlar, çıktıdaki büyümenin, uzun vadede, fiziki ve beşeri sermaye birikiminden olumlu ancak dışa açıklıktan olumsuz etkilendiğini de göstermektedir. Ayrıca, uzun vadede, çıktının kendisini sermaye birikimindeki değişime ve makroekonomik istikrarsızlığa daha çabuk uyarladığı bulunmuştur.Doctoral Thesis Uygulanan Politikaların Süt Üretimine Etkisi: Seçilmiş Ab Ülkeleri ve Türkiye Karşılaştırması(2024) Güncer, Kemal; Omay, TolgaDünya nüfusundaki artışın, gelir artışları ile tarım ürünlerine olan talebi artırması ve tarımsal ürün talebinin bileşiminde değişikliklere yol açması beklenmektedir. Bu büyüyen gıda talebini karşılamak için tarımsal üretimde önemli artışlar gereklidir. Ancak, dünya üzerinde tarımsal üretimde kullanılabilecek arazi miktarının sınırlıdır. Bu durum, tarımda üretim artışları için birim arazide elde edilen üretim miktarının artırılması yani verimlilik artışlarının zorunlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca tarım sektöründe devlet müdahalesi yaygın olarak uygulanmakta ve üretimdeki artışlar makroekonomik politika ve düzenlemelere bağlı kalmaktadır. Tarımsal destek politikalarının verimlilik üzerindeki etkisi desteklerin niteliğine bağlıdır. Verimlilik ölçütleri arasında kısmi faktör verimliliği (KFV) ve toplam faktör verimliliği (TFV) bulunmakta, ancak TFV literatürde daha baskın olarak kullanılmaktadır. Tarım sektöründe çalışan verilerin kalitesi dikkate alındığında geleneksel TFV yaklaşımlarının büyümenin nedenleri hakkında yeterli bilgi sağlamamakta ve büyümenin teknolojik ve kurumsal değişim, tarımsal politika ve tasarım ile ilişkilisini ele almaktadır. Bu nedenle, çalışmada, KFV ve TFV yaklaşımlarının eksikliklerini gidermek ve tarımsal büyüme üzerindeki etkileri analiz etmek amacıyla yeni bir ölçüt olarak birleştirilmiş yaklaşım geliştirilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye'deki süt üretiminin belirleyicilerini analiz etmek ve çözümlemek amacıyla 1961-2017 dönemi üzerine odaklanılmış, aynı dönemde, hayvancılık ve süt sektörlerini yoğun şekilde destekleyen Almanya, Fransa ve Hollanda gibi üç Avrupa Birliği ülkesi ile regresyon analizini de içeren karşılaştırmalı bir çalışma yapılmıştır.Master Thesis Basel I-II-III sermaye uzlaşısı(2013) Cengiz, Efsane; Cansızlar, Doğan1988 yılında Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından bankaların yapısını güçlendirmek amacıyla Basel I uzlaşısı yayınlanmıştır. Bu uzlaşı, dünya bankacılık sistemini tek bir standart ölçüt ile denetleme anlayışının, finansal piyasaların istikrarının, ilk adımı olmuştur. Basel I düzenlemeleri ile uluslararası alanda faaliyet gösteren bankaların varlıkları ile bulundukları sermaye arasında ,risk esasına dayalı bir ilişki kurulmaya çalışılmıştır,Daha sonraki yıllarda sadece sermaye yeterliliğine bağlı bir sistem yaklaşımının yetersiz kaldığı görüşü kuvvetlenmiş ve Basel I Uzlaşısı yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Bu eleştiriler neticesinde yeni bir uzlaşının gerekliliği ortaya çıkmıştır. 2004 yılında Basel II yayımlanmış ve , bankalarda etkin risk yönetimi ve piyasa disiplinini geliştirmeyi, sermaye yeterliliği ölçümlerinin etkinliğini arttırmayı ; bu sayede sağlam ve etkin bir bankacılık sistemi oluşturmayı ve finansal istikrarı sağlamayı hedeflemiştir.2008 yılında dünya çapında etkili olan finansal kriz sonrasında , finansal krizin hem çok maliyetli hem de sıkıntılı geçmesi bankacılık ve finans sisteminin gelecekte karşılaşabileceği krizlere karşı dirençli bir şekilde durabilmesi için , Basel Komitesi , yüksek sermaye standartlarını dengeleyici, likidite riskini ve sistematik riski detaylı bir şekilde kapsayan , yeni bir çerçeve tasarımı için adım atmıştır. 16 Aralık 2010 tarihinde , Basel Komitesi, Basel III kurallarını yayımlamıştır. Basel III ile getirilen en önemli husus, ?Sermaye tamponu? ve ?Sermaye koruma tamponu? uygulamalarının hayata geçirilmesi olmuştur. Bu yönüyle bakıldığında Basel III'ün ilave sermaye ihtiyacı doğurmasına bağlı olarak bir dönem için bankaların öz kaynak karşılıklarını olumsuz etkileyeceği düşünülse de orta vadede bu belirtilen tedbirler dolayısıyla ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlayacağı beklenmektedir. Basel III'ün etki ve sonuçlarını Türk iş dünyası perspektifinden değerlendirirsek , sermaye yeterliliği konusundaki tartışmaların Türkiye için büyük bir önemi olmayacağını, likidite ve kaldıraç oranı uygulamalarının bazı konularda tehlike arz edebileceğini söyleyebiliriz.Master Thesis Türkiye'de Firma Büyüklüğü ve Sahiplik Yapısını Etkileyen Sektöre Özgü Firma Belirleyicilerinin Analizi: İmkb'de Sektörel Karşılaştırma(2011) Karabıyık, Hilal; Arslan, MehmetAraştırmanın amacı, reel sektörde faaliyet gösteren firmaların kurumsal yönetim mekanizmaları ile sektörel farklılıkları değerlendirilerek firma büyüklüğü ve sahiplik yapısının özelliklerinin belirlenmesi ve bu yapıların şirketlerin finansal performans göstergelerine etkisinin saptanarak aralarındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Araştırmaya konu olan firmalar, 2003-2010 yılı arasında İMKB'de işlem gören firmalar arasından seçilmiştir. Bu firmaların sektörel farklılıkları yansıtması amacıyla; imalat sanayi, enerji ve teknoloji olmak üzere üç farklı sektörde yer almasına dikkat edilmiştir. Yine analize tabi tutulan firmaların 3 aylık konsolide mali tabloları esas alınmıştır.Araştırma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde vekâlet teorisine ağırlık verilerek yönetim ve yönetimin teorik temelleri incelenmiştir. İkinci bölümde, kurumsal yönetim kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, firma büyüklüğü ve sahiplik yapısı incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise İMKB'de işlem gören firmalar üzerinde sektöre özgü farklılıklar dikkate alınarak sektörel özelliklerin firma büyüklüğü ve sahiplik yapılarına etkileri analiz edilmiştir.Araştırmada; betimsel istatistik, faktör analizi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi olmak üzere dört ayrı istatiksel analiz kullanılmıştır. Bağımlı değişken firma büyüklüğü ve sahiplik yapısı, bağımsız değişken ise sektörel özellikler olarak belirlenmiştir.Araştırma sonuçlarına göre; halka açılma oranı, I. büyük ortak payı imalat sanayi sektöründe yüksek, enerji sektöründe orta, teknoloji ve bilişim sektöründe düşük seviyelerdedir. Personel sayısı ise imalat sanayi sektöründe yüksek, enerji ve teknoloji sektöründe halka açılma oranıyla eş değer seyir izlemektedir. Halka açılma oranı ve I. büyük ortak payı kıyaslandığında, hâkim hissedarın kontrol üzerinde payı yüksek buna bağlı olarak dağınık sahiplik yapısı düşük, denetim ve azınlık hissedarın yönetimde söz sahibi olanağı kısıtlıdır. Bu nedenle de vekâlet maliyetlerinin düşük olduğu ve kurumsal yönetim uygulamalarının zayıf olduğu sonucu çıkarılabilir. Personel sayısı ve öz sermaye oranına göre analizde, genel itibariyle büyük ölçekli ve sermaye yoğun firmalar mevcuttur. Sektörün yapısını belirleyen toplam finansal performans açısından ise, enerji sektöründe yüksek, imalat sanayinde orta, teknoloji ve bilişim sektöründe ise en düşük düzeydedir.Master Thesis Türkiye de Dijital Oyun Sektörünün Durumu ve Ekonomiye Katkıları: Ankara Bölgesi Teknokentler Üzerinde Araştırma(2021) Özkan, Ahmet; Saygılıoğlu, NevzatTeknolojinin gelişmesiyle birlikte envanterlerin kişiselleşmesi küresel çapta birçok sektörün doğmasına sebep olmuştur. Bu yeni doğan sektörlerden en çarpıcı olanı dijital oyun sektörüdür. Küresel pazarda her yıl katlanarak büyüyen sektör kendi ekonomik alanını oluşturmuştur, kriz dönemlerinde bile büyüme istikrarı göstermiştir. Düşük maliyetler ile elde edilen yüksek katma değerli ürünler birçok ülkenin dikkatini çekmiştir. Bunun neticesinde birçok ülke dijital oyun sektörünü öncelikli sektör olarak ilan etmiştir. Türkiye de 2000'lerin başından itibaren profesyonel olarak faaliyetler gösterilmeye başlanmıştır. Dijital oyun sektörüne devlet destekleri ancak 2012 yılından sonra başlamıştır. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan ülkemizde sektörün gelişmesi kaçınılmaz gözükmektedir. Nitekim sektörün oluşturduğu ekonomi ülkedeki birçok sektörü geçerek neredeyse 2 milyar dolarlık bir Pazar haline gelmiştir. Dijital oyun sektörü gelecekte daha da büyüyerek hayal edilemeyecek sevilere ulaşabilir. Türkiye de gerekli altyapı çalışmalarının yapılmasıyla birlikte küresel pazardan alınan payın hacmi önümüzdeki yıllarda büyüme gösterebilir.Master Thesis Krizlerin Anatomisi ve Türkiye'de 2001-2008 Finansal-ekonomik Krizleri Üzerine Bir İnceleme(2012) Pusti, Muge; Ak, SalihTarihsel bir perspektifle bakıldığında finansal faaliyetler birçok krizi de içinde barındırmıştır. Bu, mevcut ekonomik sistemin doğasında bulunan bir özellik gibi görünmektedir. Söz konusu sistem devam ettiği sürece krizlerle karşılaşılması da kaçınılmaz olmaktadır.Görüldüğü günden beri iktisatçılar, krizlerin oluşumunu, neden ve sonuçlarını anlamaya ve bu olguyu açıklamaya çalışmışlardır. 1980'li yıllarda Dünya'nın pek çok ülkesinde hızla yayılmaya başlayan finansal küreselleşme akımı kriz olgusunu daha belirgin bir şekilde gündeme getirmiş ve krizlerin oluşum aşamaları, nedenleri ve etkileri pek çok iktisatçının birinci gündem maddesi olmuştur.Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlk amaç kriz kavramının açık-lanması ve başlıca kriz kategorilerinin incelenmesidir. İkinci amaç ise Dünya krizleri paralelinde ülkemizde yaşanan 2001 ve 2008 ekonomik krizlerinin irdelenmesidir.Anahtar Sözcükler:1.Finansal Kriz,2.Ekonomik Kriz,3.Kriz Modelleri,4.Reel Sektör,5.Finans SektörüMaster Thesis Oecd Ülkelerinde Genişbant İnternet Talebi: Panel Veri Uygulaması(2012) Küçüker, Mustafa Can; Küçüker, Mustafa Can; Cilasun, Seyit Mümin; Küçüker, Mustafa Can; Cilasun, Seyit Mümin; Cılasun, Seyit Mümin; Economics; Department of Business; Economics; Department of BusinessBilgiye erişimin ve bu bilginin etkin kullanımının ülkelere rekabet avantajı sağladığı günümüz iktisadi koşullarında geniş bant internet hizmeti en önemli altyapı unsurlarından biridir. Bu bağlamda, bu çalışmada OECD ülkelerindeki geniş bant internet talebinin panel veri ve yatay kesit analizleri ile 2006, 2008 ve 2010 yılları için kişi başına düşen gelir, ortalama internet fiyatları, ortalama internet hızları, megabit başına düşen ortalama fiyatlar, ülkelerin sahip oldukları genç nüfus oranları ve genişbant internet teknolojilerinin kullanıldığı yıl sayılarından oluşan bir veri seti kullanılarak incelenmesi amaçlanmıştır.Ampirik sonuçlar, ülkelerdeki kişi başına düşen gelirin, ortalama internet hızının ve genişbant teknolojisinin kullanıldığı yıl sayısının; genişbant internet talebini etkileyen önemli faktörler olduğunu göstermiştir. Genç nüfus oranı talebi etkileyen bir faktör değilken, fiyat etkisi zaman içinde azalmıştır. Çalışma sonucunda genişbant internetinin günümüzde kullanımı zorunlu olan mal ve hizmetler içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir.Master Thesis Avrupa Birliği'nin Hazar Bölgesi'ne Yönelik Enerji Politikası ve Türkiye'ye Etkileri(2010) Avcı, Müşerref; Bal, İdrisEnerji, petrolün keşfedildiğinden beri uluslararası ilişkileri farklı şekillerde etkilemiş, enerji kaynaklarını kontrol altına almak için yapılan savaşlar, güçlü devletler arasında enerji deposu olan bölgeler üzerindeki çekişmeler, dünya politikasının esasını oluşturmuştur. Günümüzde Sovyetler Birliği'nden ayrılan Hazar ülkelerinin enerji kaynakları üzerindeki mücadelenin dünyada bloklaşmaların sona erdiği bir dönemde de sürmesi, enerji ile ilgili gelişmelerin uluslararası ilişkiler açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle kaynak çeşitlendirmek ve istikrarsız bölgelere bağımlılığını azaltmak için Hazar bölgesinin enerji kaynaklarına yönelen Avrupa Birliği de, enerji stratejilerinin önemli aktörlerinden biri olarak karşımıza çıkarak 20'nci yüzyılın ortalarından itibaren enerji politikalarının içinde yer almıştır.Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte yeni doğal gaz ve petrol rezervlerinin ortaya çıkması, Körfez Savaşı, Afganistan ve Irak Harekatları son yıllarda dünyada enerji politikalarına verilen önemi artırmıştır. Önümüzdeki dönemde de Hazar Havzası enerji kaynaklarının kontrol altına alınması konusunda uluslararası mücadeleler devam edecek, dünyanın yeniden şekillendirilmesinde esas faktör olacaktır. Hazar Havzasındaki mevcut kaynaklar dünyanın enerji ihtiyacının bir bölümünü karşılayabilecek düzeydedir. Bölge ile ilgili en önemli sorun, enerji kaynaklarının kontrolünden çok tüketim alanlarına nasıl ulaştırılacağıdır. Bu safhada coğrafi konumu ve sözü geçen ülkelerle olan tarihi ve kültürel bağları, Türkiye için önemli bir fırsat yaratmaktadır. Topraklarında yeterince petrol ve doğal gaz bulunmayan Türkiye, yakın bölgedeki kaynakların taşınmasında oynayacağı rol ile bu açığını büyük oranda kapatabilecek, jeopolitik ve jeoekonomik durumunu güçlendirebilecektir. Türkiye böylesine önemli olan stratejik özelliği ile AB enerji politikalarına dahil olabilecek ve belki de ileride bu avantajını kullanarak AB'ye üye olabilecektir.Master Thesis 2008 Küresel Krizi ve Sonrasında Finansal Piyasalarla İlgili Alınan Tedbirlerin İncelenmesi ile Türkiye'ye İlişkin Değerlendirmeler(2015) Yılmaz, Gözde; Yanık, Zeki2008 Küresel Ekonomik Krizi tarihte tüm dünyayı farklı oranlarda da olsa etkileyenbir krizdir. Bu kriz gelecekte yaşanabilecek krizler için önemli bir ders niteliğindedir. Bu nedenle yaşanılan krizle ilgili alınan tedbirler büyük önem arz etmektedir.2000'li yıllar boyunca sürekli artış gösteren konut fiyatları olumlu bir hava yaratıp, mortgage kredisi kullanmaya insanları teşvik etmiştir. Yüksek ve orta gelirli kesim için sorun yaratmayan mortgage sistemi düşük gelirli ailelere kredi açılmasıyla birlikte krize ortam hazırlamıştır.Finansal piyasalar kriz için temel neden olmamakla birlikte sorumlusu olarak gösterilmektedir. Çünkü krize aracılık eden türev ürünler üretmiş denetim yetersizliğiyle de spekülatif oyunlara maruz kalmıştır. Dolayısıyla 2008 Küresel Kriz'i türev araçların riskini bir kez daha gözler önüne sermekle birlikte düzenlemelerde serbestleşmenin ve finansal piyasalarda denetimin önemini ortaya çıkarmıştır.
