16 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 16
Master Thesis Kuruluşundan Günümüze Nato'nun Dönüşümü ve 2022 Stratejik Konsepti Bağlamında Türkiye'nin Önemi(2025) Sevim, Ali; Orhan, Duygu DersanBu tez, NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti çerçevesinde, değişen bölgesel ve küresel jeopolitik gelişmeler ve güvenlik ortamı ışığında Türkiye'nin İttifak içindeki artan stratejik önemini incelemektedir. Bu temelde, NATO'nun kuruluşundan itibaren geçirdiği stratejik dönüşüm, ittifakın genişleme stratejileri, karşı karşıya kaldığı yeni güvenlik tehditlerine yönelik geliştirdiği misyonlar ve ortaya koyduğu hedefler, Türkiye'nin NATO'nun misyonlarına bugüne kadar yaptığı katkılar, NATO'nun Türkiye'ye sağladığı katkılar, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve milli savunma sanayindeki gelişmeler analiz edilmiştir. Bu temelde tez, NATO'nun ikinci büyük askeri gücü olmasının ötesinde, sahip olduğu benzersiz jeostratejik konumu, terörle mücadele, enerji güvenliği ve düzensiz göç gibi tehditlerle mücadeledeki başarısı, bölgesel ve küresel istikrarın sağlanmasındaki kilit rolü ve her geçen gün artan milli savunma yetenekleri ile Türkiye'nin NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti hedefleri için vazgeçilmez hale geldiğini savunmaktadır. Türkiye'nin İttifak içindeki artan bu önemi, sahip olduğu güçlü ordusu, Rusya-Ukrayna savaşında ortaya koyduğu istikrarlı ve kararlı çabaları ile ABD'de gerçekleşen politik değişimin etkisiyle ortaya çıkan politik değişim ve belirsizlikler neticesinde başta, NATO Genel Sekreteri olmak üzere ABD'li ve Avrupalı siyasetçiler tarafından da teyit edilmektedir. Sonuç olarak bu tez, NATO-Türkiye ilişkilerinin geleceğinin stratejik iş birliği ve gelişen siyasi dinamikler arasında karşılıklı bağımlılık çerçevesinde bir denge ile şekilleneceği sonucuna varmaktadır. Türkiye'nin ayrılmaz rolünün kabul edilmesi ve bu doğrultuda İttifak'ın adil ve tutarlı bir kolektif savunma sağlaması, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği için hayati önem taşıyacaktır. Bu tez, Türkiye'nin NATO içindeki konumunun bölgesel ve küresel barış ve istikrarın tesis edilmesinde belirleyici bir faktör olduğu hipotezini desteklemekte ve Türkiye'nin tam katılımı olmaksızın NATO'nun Yenilenen Jeostratejik Dönemi zorluklarına yanıt verme yeteneğinin ciddi şekilde sınırlanacağını savunmaktadır.Master Thesis Çin'in Yükselişinde ABD'nin Rolü: Ortaklıktan Tehdide(2024) Soylu, Selin Nur; Yıldırım, Nilgün EliküçükAmerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri resmi olarak 1972 yılında başlamıştır. Gelişen ikili ilişkiler sonucunda uluslararası arenada tarihi şekillendirecek birçok farklı hipotezi de içinde barındırmaktadır. ÇHC'nin kurulmasıyla beraber ülkenin büyüyen ekonomisi, küresel bir güç olan ABD için bir tehdit unsuruydu. ABD'nin Asya bölgesi üzerine artan ilgisi ÇHC ile kimi zaman iyi ilişkilerin gelişimi için adımlar atılsa da, neticede krizleri de beraberinde getirmiştir. İki farklı ideolojik yapıya sahip ÇHC ve ABD 1972 yılından itibaren yapılan diplomatik adımlar, ekonomik işbirlikleri ve ticaretle günümüzün süper güçleri konumuna gelebilmişlerdir. Bu araştırmanın asıl amacı ise, Çin'in Amerika için neden ve nasıl bir tehdit haline geldiğidir. Çalışmanın birinci bölümünde, 1972-1990 arası yaşanan diplomatik ilişkiler, askeri destek ve ekonomik ilişkilerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ise,1990-2010 arası Asya-Pasifik dönemini (Obama Asia Pivot politikaları). Üçüncü bölüm ise, 2010'dan günümüze kadar olan ABD'nin Asya politikalarından bahsedilirken ABD'nin liderlerinin kararlarının dış politikada Asya için nasıl şekillendiğini anlatan ana bölümden oluşmaktadır.Master Thesis 2012-2013 Muhammed Mursi Döneminde Türkiye ve Mısır İlişkileri(2017) Çakırcalı, Melek; Karasar, Hasan AliBu çalışmada, Mısır'ın Muhammed Mursi dönemi ve bu dönemin Mısır'ın Türkiye ile ilişkisindeki ticari, ekonomik ve özellikle siyasal etkilerinin hangi yönde değiştiği incelenecektir. Buna ek olarak, Türk hükümetinin 2012-2013 dönemindeki dış politikası ve Arap Baharı ve Türkiye'nin Arap Baharı'na bakış açısı ve Mısır'da Arap Baharı sonrasında ki siyasal olaylar ve ülkedeki etkileri ve Mısır'da siyasal bakımdan hangi değişiklikler olduğuna ve değişen Türkiye-Mısır ilişkisinin Ortadoğu'daki etkisine değinilenecektir. Bu çalışmanın asıl amacı, iki Orta Doğu müslüman toplumunun Muhammed Morsi başkanlığında değişen ilişkilerinin incelenmesi yönünde olacaktır. Bu doğrultuda, Türkiye'nin Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ideolojilerinin Müslüman Kardeşler'in ideolejileriyle hangi açıdan benzer olduğu ve Mursi'nin yeni hükümetinin dinamikleri ve Mısır hükümetinin iç ve dış politika dinamikleri de incelenecektir. Ayrıca Mursi dönemdeki Mısır hükümetinin Türkiye ile olan ilişkisine geniş ölçüde yer verilecektir. Çalışmada, Mısır devletinin Türkiye hükümetine bakış açısı ve bu ilişkide Türk ve Mısır hükümetinin iç ve dış politikalarının göz önüne alınarak değişen ilişkilerinin ardında yatan sebeplerde araştırılacaktır. Bunun yanı sıra, Türkiye'nin Morsi'nin başkanlığındaki Mısır hükümeti üzerinde nasıl bir etkisi olduğu ve Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkinin nasıl ilerlediği 2012-2013 yılları arasında iki ülkedeki ekonomik ve siyasi ilişkiler incelenerek çalışılınacaktır.Master Thesis Devrim Sonrası İran'ın Değişen Dış Politika Algılaması(2005) Taflıoğlu, Serkan; Hurmi, Bahar11 ÖZET DEVRİM SONRASI İRAN'IN DEĞİŞEN DIŞ POLİTİKA ALGILAMASI İslam devrimi sonrası, ana görüşler devrim ihracı ve tüm dünyadaki Müslümanların hamisi olmaktı. İdealistler jeo-stratejiye ters olan islami bir dış politika uygulamak istiyorlardı. Onlar bir İslam ülkesinin dış siyasetini adalet, iyi niyet ve islami esasların yönlendirmesi gerektiğine inanıyorlardı. Bu görüşün taraftarları, uluslar arası alanda, büyük güçlerin hakimiyetini reddedip, kendilerinde gerçekleşen devrim gibi, devrimlerin gerçekleşmesi için islami özgürlük hareketlerine ve ezilmiş halk hareketlerine maddi ve siyasi destek verilmesi gerektiğine inanıyorlardı. Diğer taraftan realistler, diğer ülkelerle özellikle büyük güçlerle barışçıl ekonomik ve diplomatik ilişkilerinin geliştirilmesini vurgulamaktaydılar. Uluslar arası seviyeden daha çok ulusal seviyede yoğunlaşmaktaydılar. Bu araştırmanın ilk bölümünde, İslam devriminin tarihsel gelişimi ve ilk dönem liberaller ve ruhaniler arasında ki çatışma incelenecektir.Mehdi Bazargan hükümeti devrim ihracı felsefesine ve büyük güçlere meydan okumaya inanmıyordu. Amerika Birleşik Devletleri de dahil batı ülkeleri ile iyi ilişkiler kurmak istiyordu. Fakat Ayetullah Humeyni taraftarlarının Amerikan Elçiliği'ni işgal etmesiyle, Bazargan hükümeti istifa etmiş ve ruhaniler İran'da hakim olmuşlardır. Yine bu bölümde, İran anayasal yapısı ve dış politika üzerinde etkili kurumlar hakkında bazı bilgiler verilmiştir. İran-Irak arasındaki toprak sorununun tarihsel geçmişi hakkında bazı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, devrim sonrası ilk on yılda 'ne doğu ne batı' ve 'ümmet' siyasetinin dış politikada uygulanması süreci değerlendirilmiştir. Bu dönemde iki farklı grup olsa da, esas mücadele coğrafi sınırlar yerine ideolojik sınırın islami ideolojinin yayılması ve devrim ihracı söylemleri üzerinde gerçekleşmekteydi. Ayetullah Humeyni 'nin vefatıyla Rafsancani iktidara gelmiş, savaşın bitimiyle dış tehditler azalmıştır. Sovyetler birliği'nin çöküşüyle, İran'ın çevre koşulları değişmiştir. Bu bölümde İran'ın Avrupa Birliği, Türkiye ve arap devletleri ile olan ilişkileri de değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, Hatemi'nin sivil toplum ve çoğulculuk söylemi ile iktidara gelmesiyle, dış politikada yeni etkenler girmesi incelenmiştir. 11 Eylül saldırıları sonucu İran'ın uluslar arası politikada ki konumu ve bunun dış politikasına etkisi değerlendirilmiştir. İran'ın Avrupa Birliği ile olan ekonomik siyasi ilişkileri ve İran nükleer enerji siyaseti de bu bölümde incelenmiştir. Sonuç bölümde ise, İran'ın iç politikada ki gelişmeleri ve bunun İran dış politikasına ve bölgeye muhtemel etkileri değerlendirilmiştir.Master Thesis Europeanization of Turkish Judicial System After 1999(2015) Eravcı, Ali; Yılmaz, GözdeTürkiye Cumhuriyeti'nin, Avrupa Birliği ile ilişkisi 20. yüzyılın ortalarında tam üyelik hedefi ile başlamış ve halen aynı hedef doğrultusunda devam etmektedir. Bu süreç Türk tarafının bir çok alanda dönüşüm ve değişimine neden olmuştur. Türk yargı sistemi de bu dönüşüm ve değişimden epeyce etkilenmiş, özellikle 1999 Helsinki Zirvesi sonrasında Türk yargı sisteminde çok derin ve köklü reformlar gerçekleştirilmiştir. Bu tezde 1999 Helsinki Zirvesi sonrası dönemden itibaren günümüze kadar olan süreçte Türk yargı sisteminde mevzuat ve yapısal olarak gerçekleştirilen reformlar ele alınmış, ayrıca Avrupa Birliği dışında reformları etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır.Master Thesis Türk Devletleri Teşkilatı'nın Türkiye'nin Bölgesel Güç Oluşumuna Etkisinin Neorealist Analizi(2025) Yavuz, Emre; Yalvaç, FarukBu tez, Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile yürüttüğü iş birliğinin, ulusal çıkarlarını ve bölgesel güç olma hedeflerini gerçekleştirme sürecine etkisini neorealist kuram çerçevesinde analiz etmektedir. Neorealist kuram anarşik uluslararası sistemdeki güç ilişkilerinin devlet davranışlarını belirlemede en önemli unsur olduğunu ileri sürer (Waltz, 1979). Neorealist kuramın temelini oluşturan anarşik yapı ve güç dağılımı, Türkiye gibi bölgesel güçlerin konumu ve davranışlarında da değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Tez bu değişiklikleri neorealist kuramın bölgesel düzeyde de nasıl işlev gördüğünü, Türkiye örneği aracılığıyla göstermeye çalışmaktadır. Neorealist Uluslararası sistemde güç dağılımının çok kutuplu bir yapıya evrilmesi, yalnızca küresel aktörleri değil, aynı zamanda bölgesel güçlerin konumlarını ve etki alanlarını da etkilemektedir. Değişen uluslararası koşullar, küresel ve bölgesel düzeyde değişen jeopolitik dinamikler doğrultusunda, Türkiye dış politikasında çok boyutlu açılımlara yönelmiş ve Batı merkezli stratejisini çeşitlendirme çabası içine girmiştir. 2009 yılında kurulan TDT; ortak tarih, dil ve kültür temelinde şekillenen TDT, üye ve gözlemci devletler arasında çok boyutlu iş birliğini hedefleyen bölgesel bir örgüt niteliğindedir. Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde hem kurucu hem de yönlendirici bir aktör olarak, başta enerji olmak üzere karşılıklı ihtiyaçlarını üye devletlerle, iş birliği içinde karşılamayı, karşılıklı güveni pekiştirmeyi ve ekonomik ilişkileri geliştirerek bölge ülkelerinin kalkınmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Türkiye, bu süreçte hem kendi çıkarlarını gözetmekte hem de teşkilat içerisindeki anahtar rolünü pekiştirerek bölgesel caydırıcılığını artırmaktadır. Bu doğrultuda, Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla Orta Asya, Kafkasya ve Avrasya'da daha etkin bir bölgesel aktör olma yönünde stratejik adımlar atmaktadır. TDT'nin, Türkiye açısından bir güç projeksiyonu aracı olarak işlev gördüğü ve bölgesel liderlik hedeflerine kurumsal bir zemin oluşturduğu ileri sürülmektedir. Bu tezde, nitel bir kuramsal çalışma olup, yöntem olarak ise durum analizi ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Bölgesel Güç, Dış Politika, NeorealizmMaster Thesis Turkey's Democratzation and Its Effect on Fereign Policy Decision Making(2005) Ager, John Ericsson; Bal, İdrisÖZET Bu çalışmanın amacı demokrasi ve demokrasinin Türkiye'de dış politika kararların oluşturulmasına etkilerini incelemektir. Çalışmada Öncelikle 1991 Irak Savaşı'ndan bugüne kadar olan dönem incelenmekte ve Türkiye de demokrasideki gelişmeler ile bu gelişmenin politikayı oluşturma sürecine etkileri arasında bir bağ kurulması araştırılmaktadır. Son zamanlarda yapılan anayasa ve yasal değişikliklere özel önem verilerek değişikliklerin dış politikada alınan kararları nasıl etkilediği ortaya konulmak istenmiş ve bu çalışmayla genel olarak demokrasinin dış politikada alınan kararları nasıl etkilediği anlatılmaya çalışılmıştır. Girişten sonra gelen ikinci bölüm karar verme çalışmasına ye yönelik Teori üzerinde değişik yaklaşımları içeren teorik çalışmalardan oluşmaktadır. Dört analiz düzeyi ele alınmış ve bunların aracılığıyla farklı karar verme yöntemleri incelenmiştir. Üçüncü bölüm bir demokrasi çalışmasıdır. Burada, demokrasi felsefesi ve bugünkü demokrasi teriminin anlamı incelenmiştir. Ayrıca, demokrasinin kalitesini ve günümüz dünyasındaki en yaygın hükümet sisteminin değişik unsurlarım incelemek için bir çerçeve kurulmuştur. Dördüncü bölüm çalışmanın en önemli kısmım içermektedir. 1999 Helsinki Zirvesinden itibaren Avrupa Birliği adaylığı ile hızlı değişimi vurgulanarak, Türkiye'nin demokrasi, karar verme sistemi ve 1990'lann başında başlayan demokratikleşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bölümün sonunda, dört farklı karar verme analiz düzeyi ile Türkiye'nin karar verme yöntemi ve uğradığı değişimler konusunda bir sonuca varmaya çalışılmıştır. Beşinci bölüm Türkiye'deki karar vermeye ilişkin iki olayı içermektedir. Bunlar 1991 ve 2003 Irak Savaşları üzerinedir. Bu iki olayın analizi, önemli bir demokratikleşme sürecindeki iki farklı olayda oluşan farklı karar alma süreçlerini anlamak için kullanılmıştır. Sonuç olarak, Türk politika sisteminin demokratik kalitesinde anlamlı ve önemli bir değişiklik olmuş ve bu değişikliğin dış politika kararlarının alınması sürecine fark edilir derecede etkileri olmuştur. En önemli değişiklikler, bürokrasi, özellikle silah kuvvetler ve hükümet arasındaki güç ilişkileri ile hükümetin dışında yeni ortaya çıkan medya, kamuoyu ve karar vermede direk rol oynamayan çevreler ile ilgilidir. Bu gruplar karar vermeyi direk bir şekilde etkilememiş olsalar bile daha kaotik ve karışık bir karar verme ortamı yaratmışlardır. Bu yem ortamı ve gelecekteki Türk Dış Politikasını anlamak için geleneksel rasyonel analiz sistem yeterli değildir ve bu demokratikleşmenin bir sonucudur. İlave olarak beklide söz konusu sürecin karmaşıklığı, demokrasilerin diğer yönetim şekillerine göre daha barışçı bir uluslararası aktör olduğunun kanıtlarından birisidir. inMaster Thesis Koruma Sorumluluğu Yoluyla Egemenlik Haklarını İhlal Etmek Haklı Mıdır? Koruma Sorumluluğu Normunun İlkeleri ve Uygulamaları Arasındaki Çelişkiler Üzerine(2025) Karadoğan, Kemal Yağız; Yalvaç, FarukBu tez devlet egemenliği ilkesinin hala uluslararası sistemin zeminini oluşturduğu bir ortamda, insani müdahalelerin ahlaki ve hukuki açıdan haklı sayılıp sayılamayacağını incelemektedir. Kosova ve Libya gibi krizler incelenerek, insani müdahale söylemlerinin nasıl kullanıldığını ve bu söylemlerin çoğu zaman siyasi çıkarlarla, güç dengeleriyle ve uluslararası ilişkilerde 'adil' ya da 'kabul edilebilir' sayılan kavramlarla nasıl örtüştüğünü ortaya koymaktadır. 'Müdahale etmek haklı mıdır?' sorusuna bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Hukukun normatif doğası ile uluslararası ilişkilerin yoruma açık yapısı arasındaki çelişkiyi ele alırken eleştirel yapısalcılık yaklaşımından yararlanmaktadır. Siyaset teorisi ve uluslararası hukuk alanlarındaki temel tartışmalardan yola çıkarak, kitlesel acılar ve insan hakları ihlallerinde gerçekleşen dış müdahalelerin meşruiyetini analiz etmektedir. Bu tez, Koruma Sorumluluğu (R2P) ilkesine dair tartışmalar ve değişmekte olan insani müdahale uygulamalarına odaklanarak, bu değişimlerin hukuki ve siyasi düzeni nasıl yeniden şekillendirmeye çalıştığını anlamaya çalışırken, Michael Walzer'ın Haklı Savaş yaklaşımını eleştirmekte ve öte yandan da Koruma Sorumluluğu normunun, ilkeleri ile uygulanması arasındaki farklılıklara vurgu yapmaktadır.Master Thesis Kuzey Irak`ın Yapısı, Bölgedeki Oluşumlar, Bölge İçi ve Bölge Dışı Devletlerin Amaçları ve Etkileri(2005) Çaykuş, Mustafa; Bal, İdrisSUMMARY At the first part of this study it was investigated the history of the Northern Iraq area until the Gulf War period. Iraq is an artificial existence, which was created by UK at the beginning of the XX Century. This artificiality forms the main source of the problems encountered for Iraq and for the region. Furthermore the Northern Iraq has been a problem for the belonging nation and the region since the foreigners handle. At the second part, it was concluded that Northern Iraq was not northern part of 36 parallel, contrary of it was supposed. Northern Iraq area was determined according to the existence of common Kurdish population and petroleum, instead of geographical basis. Northern Iraq has an ethnic, social and economical form always suitable to create a conflict. At the third part, the studies that have been done by USA in order to establish an influence area and control support point were studied later 1991 Gulf War. USA has strived for approximately ten years in order to reconcile always-conflicting IKDP and KYB. Finally USA succeeded to make an agreement between them. Beside that, while some neighboring countries in the region were supporting some of them were obstructing this initiations. At the fourth part, why the big countries and neighboring countries have seen Northern Iraq for their benefits, what are their aims and their roles in the progress of the region were evaluated. It was seen that the concerns about petrol and security were the most important reasons. Democracy, human rights and struggle against the global terrorism have been most common statements for expansion. The occupying Iraq was a part of the strategy to have guaranty of the petrol flu over Middle East and to provide the security of Israel. The establishing a government on federation basis and liable to the external will be source of new conflicts for all Middle East region.Master Thesis Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin Doğusunda Çatışma Çözümü: Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği Müdahalelerinin Karşılaştırmalı Analizi(2024) Bongo, Kathy Wylma Bidjonguou; Orhan, Duygu DersanDemokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (KDC) doğu bölgesi, onlarca yıldır kan dökülmesi ve kaosla sarsılmaktadır. Bu istikrarsızlık, yerinden edilme, insan hakları ihlalleri ve çok sayıda ölüm gibi büyük insani krizlere yol açmıştır. Ülkenin doğusunda yer alan Kuzey ve Güney Kivu gibi bölgeler, şiddetin merkezleri olarak bilinmektedir. Bu tez, 1999 ile 2013 yılları arasında Afrika Birliği (AfB) ve Birleşmiş Milletler'in (BM) Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki süregelen çatışmanın çözümündeki rollerini incelemektedir. Tezin amacı, BM ve AfB'nin bu bölgedeki çatışma çözümüne ne ölçüde katkı sağladığını değerlendirmek ve müdahale yaklaşımlarını ve etkinlik düzeylerini karşılaştırmaktır. Bu kapsamda, her iki örgütün barışı koruma stratejileri, diplomatik girişimleri ve kurumsal tepkileri; şiddetin azaltılması, silahsızlanma ve yeniden entegrasyon sürecindeki ilerlemeler, sivillerin korunması ve barış anlaşmalarının uygulanması gibi somut göstergeler ışığında analiz edilerek güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmaktadır. Bu analiz şu araştırma soruları çerçevesinde yönlendirilmiştir: Doğu KDC'deki süregelen şiddetin başlıca nedenleri nelerdir? BM ve AfB'nin bölgede uyguladığı başlıca müdahale ve stratejiler nelerdir? Bu müdahalelerin sahadaki sonuçları ve etkileri neler olmuştur? BM ve AfB, doğu KDC'deki şiddeti ele alma çabalarında ne gibi zorluklar ve sınırlamalarla karşı karşıya kalmaktadır? Ve son olarak, bu iki örgüt çatışmayı etkin şekilde hafifletmek ve bölgede sürdürülebilir barışı teşvik etmek için yaklaşımlarını nasıl geliştirebilir? Araştırmanın bulguları, BM'nin operasyonel kapasiteye ve sahadaki varlığa sahip olmasına rağmen, etkinliğinin çoğu zaman siyasi kısıtlamalar ve yerel halkın güvensizliği nedeniyle sekteye uğradığını göstermektedir. AfB ise sınırlı kaynaklarına rağmen arabuluculuk ve bölgesel diplomasi alanlarında önemli ve tamamlayıcı bir rol üstlenmiştir. Tez, böylesine karmaşık çatışma ortamlarında kalıcı barışın sağlanabilmesi için uluslararası kapasite ile bölgesel meşruiyeti birleştiren eşgüdümlü ve çok katmanlı bir yaklaşımın gerekli olduğu sonucuna varmaktadır.

