Search Results

Now showing 1 - 10 of 37
  • Master Thesis
    Türk Hukukunda Tanınmışlık Düzeyine Ulaşmış Markanın Korunması
    (2022) Kara, Berkan; Arkan, Sabih
    Marka, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında kural olarak aynı veya benzer mal veya hizmetler yönünden korunmaktadır. SMK md.6.5'te markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle ayırt edici karakterinin zedelenebileceği, itibarının zarar görebileceği veya markadan haksız yarar sağlanabileceği hallerde, tanınmış markayla aynı veya benzer marka için yapılmış başvurunun, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak üzere, aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın reddedileceği düzenlenmektedir. Tanınmış markaya tanınan bu koruma, SMK md.7.2.c'de bir ihlal hali olarak düzenlenmektedir. Çalışmamızın birinci bölümünde, markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaşması incelenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın sulandırılması sebebiyle korunması incelenmiştir. Tanınmış markanın sulandırılması halleri, uluslararası hukuk, ABD, AB ve Türk hukuklarındaki düzenlemeler yönünden değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar
    (2024) Tabak, Mehmet Alp; Kulaksız, Cengiz
    TABAK, Mehmet Alp. Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2024. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, doktorların tedavi yöntemini belirleme özgürlüğü kapsamında seçtikleri ve kullanımını uygun gördükleri ilaç bedellerinin hastaların başvurusu üzerine ödenmemesi nedeniyle doğabilecek ihtilaflara ilişkin süreçler ele alınmıştır. Çalışma kapsamında doktorlarca, hasta üzerinde kullanımının faydalı olacağı öngörülen ilaçlara ilişkin olarak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'ndan alınacak kullanım onayları, hastalar tarafından ilaç bedellerine ilişkin ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na sunulması ve ilgili ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'nca reddedilmesi halinde gerçekleştirilecek olan yargılama süreci genel olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında; dava şartı, hukuki himaye tedbirleri, görevli ve yetkili mahkemeler yönünden değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sosyal Güvenlik Hakkı, Kuruma Başvuru, Geçici Hukuki Himaye Tedbiri, Yetkili ve Görevli Mahkeme, Yaşam Hakkı
  • Master Thesis
    Sorumluluk hukukunda zor durumda kalma
    (2021) Öksüz, Mustafa; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat
    818 sayılı Borçlar Kanunu'nda 'zor durumda kalma' anlamında olmak üzere 'müzayaka' kelimesi kullanılmıştır. Müzayakanın Türk Dil Kurumu sözlüğündeki kelime anlamı 'sıkıntı, darlık, parasızlık'tır. Müzayaka hali bir hukuksal kurum olarak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21, 30/2 ve 44/2 maddelerinde yer almaktaydı. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kabulüyle dil yönünden yapılan arılaştırma neticesinde müzayaka kelimesinin karşılığı olarak TBK'nın 28 ve 38'inci maddelerinde 'zor durumda kalma', 52'nci maddede ise 'yoksulluğa düşme' tabirleri kullanılmış ancak bu durum uygulamada bir değişiklik yaratmamıştır. Bu tez çalışmasında, TBK m.28'de yer alan aşırı yararlanmada, karşılıklı edimler arasındaki aşırı oransızlığın bir tarafın zor durumda kalmasından yararlanılarak gerçekleştirilmesi hali, TBK m.38/2'de yer alan bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı menfaat sağlanması hali ve TBK m.52/2'de yer alan, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek tazminat yükümlüsünün zarara, hafif kusuruyla sebebiyet vermesi ve hakkaniyetin de bunu gerektirmesi halinde tazminatta bir indirim sebebi olma durumu incelenmiştir. Bu çalışmada, sorumluluk hukukunda 'müzayaka' haline bağlanan hüküm ve sonuçlar incelenmiştir. Ancak eBK'dan farklı olarak TBK'da müzayaka kavramına yer verilmediğinden 'Sorumluluk Hukukunda Zor Durumda Kalma' başlığı tercih edilmiştir. 'Zor Durumda Kalma' kavramı eBK'daki 'Müzayaka' hali için kullanılmıştır.
  • Master Thesis
    Yanılanın Tazminat Sorumluluğu
    (2021) İşçi, Meryem Feride; Kılıçoğlu, Ahmet M.
    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 35. maddesi yanılanın tazminat sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu kapsamda yanılanın tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle yanılmanın esaslı olması gerekir. Zira yanılan Türk Borçlar Kanunu 30. maddesi gereğince esaslı yanılma nedeniyle sözleşmeyi iptal edebilir. Ancak yanılan sözleşmeyi iptal edebilme hakkını Türk Borçlar Kanunu'nun 34. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanamamaktadır. Esaslı yanılma nedeniyle sözleşmenin iptal edilebilmesi kusur şartına bağlı değildir. Yanılan yanılmasında kusurlu olsa dahi sözleşmeyi iptal edebilir. Bu nedenle karşı tarafın sözleşmenin geçerli olarak kurulacağına olan haklı güveninin korunabilmesi için yanılanın tazminat sorumluluğu kanunda düzenlemiştir. Yanılanın tazminat sorumluluğu bir culpa in contrahendo sorumluluğu olup bu sorumluluk güven sorumluluğunun sözleşme öncesindeki görünümünü oluşturmaktadır. Yanılanın tazminat sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur. Bu anlamda yanılanın tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için yanılanın yanılmasında kusurlu olması ve Türk Borçlar Kanunu 35. maddesinde belirtilen diğer şartların bulunması gerekir. Yanılanın tazminat sorumluluğunun kapsamında kural olarak menfi zarar bulunmakta olup istisnai olarak müspet zarar da tazmin edilebilmektedir. Yanılanın tazminat sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümleri doğrultusunda sorumsuzluk anlaşmasıyla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Yanılanın tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümlerin Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen bazı kurumların hükümleriyle yarışması da mümkündür. Anahtar Sözcükler: Yanılma, İrade bozukluğu, Culpa in contrahendo, Tazminat Sorumluluğu, Borçlar Hukuku
  • Master Thesis
    6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamında Elektronik Ticarette Marka Hakkına Tecavüz ve Markanın Korunması
    (2023) Yılmaz, Mehmet Asil; Hızır, Serdar
    Çalışmamızın konusu 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında elektronik ticarette marka hakkına tecavüz ve markanın korunmasıdır. Ticari faaliyetlerde elektronik aletlerin kullanılması ile beraber elektronik ticaret kavramı ortaya çıkmış, geleneksel ticarette bir dijital dönüşüm başlamıştır. Elektronik ticaret, çevrimiçi olarak gerçekleştirilen; mal veya hizmetlerin üretimi, alımı, satımı, reklamı, pazarlanması gibi her türlü ticari faaliyet olarak tanımlanabilir. Marka, bir teşebbüse ait ürün veya hizmetlerin diğer teşebbüslerinkinden ayrılmasını sağlayan işaret olup kaynak gösterme, ayırt edicilik, reklam ve iletişim, garanti ve kalite gibi fonksiyonları ile değeri teşebbüsleri aşan ayrı bir ekonomik değer haline gelmiştir. Markaların ekonomik değeri ve fonksiyonları kullananlara rakipleri karşısında çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle, üçüncü kişiler markanın sağladığı avantajlardan yararlanmak için 6749 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda tecavüz olarak adlandırılan şekilde başkalarına ait markaları sıklıkla kullanmaktadır. Bu çalışmada elektronik ticaret faaliyetlerinde gerçekleşen marka hakkına tecavüz hallerinin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde konuya ilişkin temel kavramlar olan elektronik ticaret kavramı ve marka kavramı açıklanmış, ikinci bölümünde marka hakkına tecavüz halleri elektronik ticaret kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise tecavüz halinde hukuken yapılabilecekler, konu ile ilgili önemli sorumluluk halleri ve hak ihlali halinde açılabilecek hukuk davaları açıklanmıştır.
  • Master Thesis
    Medeni hukukta zina
    (2020) Kaya, Berna Berfin; Kılıçoğlu, Ahmet M.
    4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 185. maddesi, eşler arasında kurulan geçerli bir evlilik birliği içerisinde sahip olunan hakları ve üstlenilen yükümlülükleri düzenlemektedir. Bu kapsamda evlilik birliğinin eşlere yüklediği en önemli yükümlülüklerden birisi de sadakat yükümlülüğüdür. Zina, sadakat yükümlülüğünün bir görünümü olan cinsel sadakati ihlal eden davranış niteliğinde olup, evlilik birliği devam ederken eşten başka bir kimseyle cinsel ilişki yaşanmasını ifade etmektedir. Günümüzde zina, ceza hukuku alanında suç olmaktan çıkarılmakla birlikte, medeni hukukun farklı alanlarında ayrı yaptırımlara tabi tutulmuştur. TMK'de özel ve mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenen zina, ayrıca eşler yönünden tazminat ve nafaka sorumluluğuna yol açabilmektedir. Bununla birlikte kanun koyucu, mal rejiminin tasfiye edilmesine ilişkin hükümlerde zinayı dikkate alarak istisnai bir düzenleme yapma gereği duymuştur. Tüm bunların yanı sıra, koşulların oluşması hâlinde zina eyleminde bulunan kişi mirasçılıktan çıkarılma yaptırımıyla da karşılaşabilecektir.
  • Master Thesis
    Milletlerarası Unsurlu Sözleşmelerde Taraf Değişikliklerinden Doğan Kanunlar İhtilafı
    (2023) Getiren, Havva Nur; Elçin, Doğa
    Ticaret hacminin genişlemesi ve ekonominin küresel olarak yürütülmeye başlaması sonucunda ticaret hayatında ülkesel sınırlar kalkmıştır. Dünyanın dört bir yanındaki kişi, kurum ya da şirketlerle iş birliği yapılması sonucunda sözleşmelerin milletlerarası nitelik kazanması hali gün geçtikçe artmaktadır. Milletlerarası nitelik kazanan sözleşmeler kimi zaman ifanın kolaylaştırılması, kimi zaman da değişen şartlar kapsamında başka kişilerin bu hukuki ilişkiye dahil olmalarını gerektirse de farklı ülkelere ilişkin kurallara değinen bu sözleşmelerde uyuşmazlık çıktığı halde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği farklı şekillerde ele alınmıştır. Türk borçlar hukuku, sözleşmeler açısından tarafların her birine farklı şekillerde sözleşmeyi devam ettirme hakkı tanımış olup hukuki ilişkileri kolaylaştırıcı birtakım düzenlemeler öngörmüştür. Türk Borçlar Kanunu'nun dayandığı sözleşme serbestisi çerçevesinde sözleşmelerde taraf değişikliği gündeme gelmekte olup taraf değişikliğine ilişkin hükümler farklı şart ve koşullar ihtiva etmektedir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu olan 5718 sayılı kanunun 24. maddesinde sözleşme serbestisinin yansıması olarak, tarafların sözleşmeye uygulanacak hukuku serbestçe seçebilecekleri ve bu seçimin yapılmadığı hallerde ne gibi kurallara başvurulacağı düzenlenmesine karşın, taraf değişikliği hallerine ilişkin herhangi bir belirleme öngörülmemiştir. Tez çalışmamız kapsamında TBK içerisinde düzenlenmiş olan taraf değişikliği hallerinin her biri genel hatları ile teorik olarak ele alınmış, bu husus 5718 sayılı kanun ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılmış ve pratikte nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair öneriler getirilmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Hava Yolu ile Yapılan Uluslararası Yük Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu
    (2023) Acun, Umut; Arkan, Ali Sabih
    ACUN, Umut. Hava Yolu ile Yapılan Uluslararası Yük Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Doktora Tezi, Ankara 2023. Hava yoluyla gerçekleştirilen taşımalar, diğer taşıma türlerine nazaran daha geç gelişim göstermiş, bu durum hava yoluyla gerçekleştirilen taşımalarına ilişkin kuralların gelişiminin de geç olması sonucunu doğurmuştur. Bu kapsamda ilk uluslararası sözleşme 1929 yılında yapılmıştır. 1929 Varşova Konvansiyonu; 1955 Lahey Protokolü, 1961 Guadalajara Ek Konvansiyonu, 1971 Guatemala City Protokolü ve 1975 Montreal Protokolleri ile tadile uğramıştır. Konvansiyonda gerçekleştirilen tadillerin yetersiz kalması ve çeşitli tartışmalara yol açması ise 1999 Montreal Konvansiyonu'nun hazırlanmasına neden olmuştur. Çalışmamızda uluslararası niteliği haiz hava taşımaları kapsamında taşıyıcının yükün hasar, zıya ve gecikmesinden doğan sorumluluğu ve bu sorumluluğun geleceği incelenmiştir. Giriş ve beş bölümden meydana gelen çalışmamızın giriş kısmında taşıma sözleşmesine ilişkin bilgi verilmiş, taşıma sözleşmesinin unsurları, tarafları, şekli ve hukuki niteliği incelenmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde hava yoluyla gerçekleştirilen uluslararası taşımalara ilişkin kuralları düzenleyen düzenlemeler incelenmiş ve bu düzenlemelerin en günceli olan 1999 Montreal Konvansiyonunun uygulanma şartlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde 1999 Montreal Konvansiyonu'na göre taşıyıcının yük taşımalarından doğan sorumluluğu ve sorumluluğunun hukuki niteliği, hasar, zıya ve gecikme halleri için ayrı ayrı ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde taşıyıcının sorumluluktan kurtulma halleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise taşıyıcının sorumluluğunun doğmuş olması halinde ödenecek tazminat ve tazminat davası konularına yer verilmiştir. Bu kapsamda dava sebebi, davanın tarafları, dava açma süresi ve bu sürenin hukuki niteliği, görevli ve yetkili mahkeme gibi hususlar incelenmiştir. Çalışmamızın beşinci ve son bölümünde ise taşıyıcının yükün hasar, zıya ve gecikmesinden doğan sorumluluğunun geleceği irdelenmiş ve yakın gelecekte büyük önem arz edecek olan insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen taşımalara ilişkin gelişmeler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Hava Taşımaları, Taşıyıcının Sorumluluğu, Yükün Hasarı, Yükün Zıyaı, Yükün Gecikmesi
  • Master Thesis
    Karşılıksız Çek ve Çekin Karşılıksızdır İşlemine Sebebiyet Verenler Hakkında Uygulanacak Hukuki ve Cezai Yaptırımlar
    (2019) Altünay, Özgür Serhat; Göle, Osman Celal
    Çek; kanunlarda belirtilen şekil koşullarına tabi, belli bir miktar paranın ödenmesini konu alan, yalnızca bir banka üzerinden keşide edilebilen, ibrazında ödenen, havale niteliği taşıyan bir senettir. Çeklerin en temel özelliği, belirli bir miktar paranın ödenmesini üzerinde taşımasıdır. Çek, nakdin kaydi paraya dönüşmesi ve ilgili mali kuruluşlar bünyesinde toplanmasıyla ülke ekonomisine katkı sağlar. Bu ve birçok faydası sebebiyle çeklerin, tarih boyunca ortaya çıkışından itibaren çoğu kanun koyucu tarafından kullanımı teşvik edilmiştir. Çeke olan güvenin ve kullanımının artması, karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme suçunun önüne geçilebilmesi için de birçok düzenleme yapılmıştır. Çalışmamızda; 09.08.2016 tarihli '6728 Sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun' ile birlikte '6102 Türk Ticaret Kanunu' ve Çek Kanunu'nda meydana gelen değişiklikler ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    Uluslararası Özel Hukukta Tüketici Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk
    (2021) Gürsoy, Erol Berk; Elçin, Doğa
    Çalışmamızın konusu uluslararası özel hukukta tüketici sözleşmelerine uygulanacak hukukun tespitinden ibarettir. Milletlerarası tüketici akitlerinin sayısı ve çeşitliliğinin, teknolojinin ilerleyişi, tüketicilerin mal veya hizmete ulaşmasında elektronik vasıtaların yerinin artışı ve lojistik hizmetlerinin dünyanın her yerini bütün bir ağ ile bağlaması neticesinde çoğalması akabinde sözleşmelere uygulanacak hukukun tespiti, özellikle sözleşmenin güçlü tarafına karşı korunmaya ihtiyaç duyan tüketiciler için büyük önem arz etmektedir. Konuya ilişkin olarak, birinci bölümde tüketici ve tüketici sözleşmelerinin ülkemizde, uluslararası alanda ülkeler ve çeşitli kuruluşlar bazındaki tarihsel süreci ve tanımları olmak üzere çeşitli gelişmeler üzerinde durulmuş olup, uluslararası hukukun temel yapı taşlarından biri olan yabancılık unsuruna değinilmiştir. İkinci bölümde, sözleşme ilişkisi içine giren tarafların hukuk seçme serbestisi özgürlüğü nazarında, hukuk seçiminin şartları ve kapsamı incelenmiş olup, bu konuda yer alan milletlerarası düzenlemeler, karşılaştırmalı hukuk örnekleri ve ülkemizde geçmişten günümüze yaşanan süreç ve teknolojinin gelişmesine bağlı olarak elektronik sözleşmeler dahil olmak üzere sübjektif bağlama kuralı ele alınmıştır. Ardından, tarafların sözleşme ilişkisine girdikleri sırada hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde uygulanacak hukukun tespitinin nasıl olacağı ve doğrudan uygulanan kurallar ile birlikte elektronik sözleşmeler dahil olmak üzere objektif bağlama kuralı incelenmiştir. Son olarak, sonuç kısmında da iki bölümden oluşan incelememize dair bir genelleme yapılarak, değerlendirmelerimizle birlikte görüşlerimize yer verilmiştir.