Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Master Thesis
    Taşınmaz Mal Mülkiyetine Hukuki El Atma
    (2020) Verimbaş, Mustafa; Günday, Metin
    Mülkiyet hakkı, temel hak ve ödevlerden biri olup, 1982 Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca korunmaktadır. Mülkiyet hakkı, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla kısıtlanabilir. Planlı ve kamu ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir kentleşmenin sağlanabilmesi amacıyla hazırlanan imar planları ile mülkiyet hakkından doğan yetkilerin belirsiz süreliğine kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Kamulaştırma yapılmaksızın imar planlarında kamusal alanda kalan özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde meydana gelen kısıtlılık hali hukuki el atma olarak ifade edilmektedir. Kamulaştırmasız el atma, uzun yıllar sadece fiili el atma olarak kabul edilmişse de yargı kararlarıyla hukuki el atmanın da bir tür kamulaştırmasız el atma olduğuna karar verilmiştir. Hukuki el atma kavramının Türk Hukukunda kabul edilmesi nedeniyle kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma kavramlarına değindikten sonra hukuki el atmanın tanımı yapılmış, niteliği, koşulları ve geçirdiği süreç yargı kararları ışığında ele alınmış, taşınmaz malikinin hukuki el atmaya karşı başvurabileceği yollar ve açabileceği dava türleri incelenmiştir.
  • Master Thesis
    İdari Para Cezaları ve İdari Yargı Denetimi
    (2022) Dağlı, Gözde; Günday, Metin
    Bu çalışmanın ana konusunu idari para cezaları, idari para cezalarının idari yaptırımlar içerisindeki yeri ve idari para cezalarına hâkim olan ilkeler söz konusu ilkelerin idari para cezaları açısından önemi, idari para cezalarında olması gereken güvenceler ve idari para cezalarının yargısal denetimi ve denetimde önem arz eden hususlar oluşturmaktadır. Çalışmamda hukuk devleti ilkesinin en önemli sonuçlarından biri olan yasallık ilkesi üzerinde önemle durulmuştur. Bu bağlamda yasallık ilkesi ve bu ilkenin bağlantılı olduğu diğer ilkelere değinilerek idari para cezaları bakımından nasıl düzenlendiği ve sonuçları ayrıca yasallığın kabahatlerde ve idari para cezalarında nasıl düzenlendiği, yargı kararlarına nasıl yansıdığı açıklanmaya çalışılmıştır. Öte yandan, idari para cezalarının idari yaptırım türleri ve diğer para cezalarından ayrılan yönleri ve yargısal denetim bağlamında görevli yargı yeri sorunu üzerinde durularak temelinde bir idari işlem olması sebebiyle idari yargı denetimine tabi olması gerekliliği ve denetimde nelere dikkat edildiği üzerinde durulmuştur. Son olarak, idari yargı denetiminde yürütmenin durdurulması müessesinin yeterli koruma sağlayıp sağlamadığı açıklanmak suretiyle denetimde olması gerekenler belirlenmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Disiplin Suç ve Cezaları Bağlamında Kamu Görevlisinin İfade Özgürlüğü
    (2023) Özerli, Ferdi Ozan; Günday, Metin
    Çalışmanın konusu disiplin suç ve cezaları bağlamında kamu görevlisinin ifade özgürlüğüdür. Kamu personeli çok geniş bir alanda görev yapmaktadır. Diğer görevlerin dışında kamu görevlilerinin bir kısmı bilim insanı, bir kısmı ise din görevlisidir. Bu nedenle kamu personelinin düşünsel faaliyette bulunabileceği alan yürüttükleri hizmetlerin gerekleri doğrultusunda son derece zengindir ve özel olarak incelenmesi gerekir. Tez kapsamında disiplin hukukunun sınırları çerçevesinde kamu görevlisinin ifade özgürlüğü kavranmaya çalışılmıştır. Bu nedenle çalışmada Anayasa'da ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde düzenlenen temel güvence ölçütleri de disiplin suç ve cezaları bağlamında incelenmiştir. Son olarak ulusal yargı makamlarının disiplin davaları çerçevesinde kamu görevlisinin ifade özgürlüğüne nasıl yaklaştığına yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    İdari Yargıda İstinaf Başvurusu ile Başvurunun İncelenmesi ve Karara Bağlanması
    (2025) Karabıyık, Muhammet Sıddık Sami; Günday, Metin
    6545 sayılı Kanunla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinde yer alan itiraz kanun yolu kaldırılmış ve aynı maddede yapılan düzenlemeyle, ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan nihai kararlara karşı başvurulabilen olağan bir kanun yolu olarak istinaf kanun yolu idari yargılama usulüne dâhil edilmiştir. 20/07/2016 tarihinde yürürlüğe giren istinaf kanun yoluyla birlikte bölge idare mahkemeleri istinaf mercii olarak görev yapmaya başlamış ve iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçilerek idari yargılamada önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. İstinaf kanun yolu, uyuşmazlığa ilişkin maddi ve hukuki denetimin yapıldığı genel bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Bu yolla hem adil ve etkin bir yargılamanın yapılması hem de uyuşmazlıkların birçoğunun istinafta kesinleşmesi öngörülerek yargılamanın daha hızlı sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Bunun yanında Danıştay'a giden dosya sayısının azalmasıyla birlikte Danıştay'ın içtihat mahkemesi olma rolünün kuvvetlendirilmesi de istinaf kurumunun amaçları arasında yer almaktadır. Çalışmada öncelikle, istinaf kurumunun hukuki niteliği ve tarihsel gelişimi incelenmekte, ardından kanun yolları içindeki yeri değerlendirilerek temyiz kanun yolu ve yürürlükten kalkan itiraz kanun yoluyla karşılaştırmalı analizi yapılmaktadır. Akabinde idari yargı bağlamında istinaf başvurusunun yapılma ve incelenme usulleri ile bölge idare mahkemelerinin istinaf başvurusu üzerine verdikleri karar türleri ve bu kararların hukuki sonuçları ele alınmaktadır. Neticeten çalışmada, istinaf kanun yolunun teorik çerçevesi ortaya konulmakta, uygulamadaki işleyişi analiz edilmekte ve karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: İdari Yargılama Usulü, İstinaf, Bölge İdare Mahkemesi, Kanun Yolu, Temyiz.
  • Master Thesis
    İptal Kararlarının Uygulanmaması Sebebiyle Açılacak Tazminat Davaları
    (2022) Aslan, Pelin Bengü Dağlı; Günday, Metin
    Hukuk devleti anlayışının yerleştiği toplumlarda idarenin herhangi bir denetim mekanizması olmaksızın hukuka saygılı davranma konusunda titiz davranarak iptal kararlarını uygulama konusundaki anayasal yükümlülüğüne uyması gerekirken aksi davranışın sıklıkla sergilendiği görülmektedir. Bu kapsamda söz konusu çalışmamda, idarenin, hukuk sınırları içerisinde kalmasını sağlayan önemli araçlardan olan yargısal denetimin etkinliğinin sağlanması için denetim sonucu verilen kararların, idare tarafından uygulanması gerektiği üzerinde durulmuştur. İptal kararlarının uygulanmamasının hangi durumlarda idarenin kusur ve kusursuz sorumluluğuna sebep olacağı açıklanmaya çalışılmıştır. Öte yandan, idarenin söz konusu yükümlülüğünü kendiliğinden yerine getirmemesi akabinde bireylerin başvuracağı hukuki bir yol olarak idari yargılama usulünde düzenlenen tazminat davasına, tazminatın içeriğine istenebilecek feri haklara değinilmiştir. Ayrıca iptal kararlarının uygulanmamasının bireyler, idare ve kamu görevlileri açısından sonuçları üzerinde durulmuştur.
  • Master Thesis
    Türk İdari Yargılama Hukukunda İptal Davaları Bakımından Davaya Fer'i Müdahale
    (2024) Ballıktaş, Haydar Görkem; Günday, Metin
    Hukukumuzda dava iki taraf sistemi üzerine kurulmuştur. Yapılan yargılama sonucunda verilecek olan hüküm, kural olarak davacı ve davalı tarafla ilgilidir. Fakat çoğu kez, dava konusu olan uyuşmazlıklar, davanın tarafları dışındaki üçüncü kişilerin hukuki durumlarını da olumlu veya olumsuz biçimde etkileyebilir. Bundan dolayı, yargılama usullerine ilişkin kanunlarda, üçüncü kişilerin davaya katılmasına imkân veren hukuki kurumların düzenlenmesi yoluna gidilmiştir. Nitekim, idari yargılama hukukuna ilişkin usûl kurallarını düzenleyen kanun olan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda da ''üçüncü şahısların davaya katılması'' başlığı altında, davanın tarafları dışında yer alanların, kanunda öngörülen şartları sağlaması koşuluyla, davaya müdahale etmelerine imkân verilmiştir. İdari Yargılama Usulü Kanunu, üçüncü kişilerin davaya katılmasına imkân veren kurum olan, fer'i müdahaleyi, münhasıran düzenleme konusu yapmamış ve diğer birçok usûl hukuku kurumu ile birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yollamada bulunmak suretiyle düzenleme yöntemini tercih etmiştir. Amaçları, ilkeleri ve özellikleri birbirinden farklı olan iki yargılama usulüne ilişkin, farklı iki kanun arasında norm transferinin yapılması teorik açıdan olduğu gibi, uygulamada da birtakım sorunlar yaratmaktadır. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen usul kuralları, özel hukuk mantığı içerisinde ve tarafların eşit oldukları var sayılarak özel hukuk uyuşmazlıklarına göre düzenlenmişlerdir. Bütün bu hususların bir yollama ile idari yargılama usulüne dahil edilmesi doğru olmayacaktır. İşte bu bağlamda, çalışmamızın konusu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan fer'i müdahaleye ilişkin hükümlerin, idari yargılama hukukunda, özellikle iptal davaları bakımından, farklılaştırılarak uygulanması sorunudur. Bu bağlamda çalışmada, fer'i müdahaleye ilişkin genel bilgilere yer verilerek, hukukumuzda davaya katılmaya imkân veren benzer hukuki kurumlar ile karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca fer'i müdahalenin idari yargılama hukukunda uygulanması ve sonuçlarına yönelik olarak, ilgili kurumun, neden medeni yargılama hukukundan, farklılaştırılarak uygulanması gerektiği somutlaştırılacaktır.
  • Master Thesis
    İdari Kolluk Tarafından Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkının Sınırlandırılması
    (2023) Oktar, Doruk; Günday, Metin
    Demokratik rejimlerde, bireylerin ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakları güvence altına alınmıştır. Bireyler bu haklarını kullanarak siyasi katılım sağlayabilir ve kamuoyu oluşturabilirler. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı demokrasilerin sağlıklı işlemesi ve bireylerin fikirlerini ifade edebilmeleri için vazgeçilmez ve etkili bir araçtır. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin söz konusu önemine rağmen idari kolluk tarafından bu toplanmalar düzen bozucu olarak görülmekte, çoğu zaman ya öncesinde ya da toplanma sırasında engellenmektedir. Halbuki idareye kolluk yetkilerinin verilmesinin sebebi, temel hak ve özgürlüklere engel olunması değil; kamu düzeninin sağlandığı bir ortamda temel hak ve özgürlüklerden herkesin yararlanmasıdır. Bu durum, idari kolluk için toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına dair yükümlülükler doğurur. Dolayısıyla idari kolluk, müdahaleyi zorunlu kılan somut ve haklı bir nedenin mevcudiyeti halinde; kolluk yetkisinin sınırlarına ve hakka dair yükümlülüklerine uymak şartıyla toplantı ve gösteri yürüyüşlerine müdahale edebilir. İdari kolluk, söz konusu hususlara uymadığı takdirde müdahale hukuka aykırı olur. Çalışma, iki bölümden oluşmakta olup ilk bölümde toplantı ve gösteri yürüyüşünün ne olduğu, hakkın kapsamı ve sınırları ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise idarenin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik yükümlülükleri neler olduğu incelendikten sonra toplantı ve gösteri yürüyüşlerine müdahalenin biçimleri incelenmiştir.
  • Master Thesis
    4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'na Göre Zorunlu İdari İtirazlar ve Yargısal Denetimi
    (2024) Büyükeren, Bensu; Günday, Metin
    Niteliği hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde, idarenin tüm iş ve eylemleri yargısal denetime tabidir. Bununla birlikte, İdarenin yargı dışı denetim yolları ile denetlenmesi de mümkündür. Hatta, yargı dışı denetim yolları, yargısal denetime nazaran, daha hızlı ve masrafsız olabilmektedir. İdarenin yargı dışı denetim yollarından biri de zorunlu idarî itiraz müessesidir. Zorunlu idarî itiraz başvuruları, sui generis bir başvuru türü olup, hak arama özgürlüğünün bir vasıtası olduğu gibi, hak arama özgürlüğünün en etkili güvencesi olan mahkemeye erişim hakkını da kısıtlar niteliktedir. Bu bağlamda, zorunlu idarî itiraz başvurularının mahkemeye erişim hakkının özünü ortadan kaldırmamak üzere, yasayla düzenlenmesi gerekmektedir. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nda İdarenin ihale sürecinde yaptığı iş veya eylemlere karşı öngörülen ihalelere yönelik başvurular da (İdareye şikayet ve Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikayet başvuruları) yasayla düzenlenmiş zorunlu idarî itiraz başvurularından biridir. Bu tez çalışmasında, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre yürütülen ihale sürecinde, İdarenin hukuka aykırı tesis ettiği işlemler üzerinden İdarenin zorunlu idarî itiraz başvuruları ve zorunlu idarî itiraz başvurusu sonrasında yargı yolunda denetlenmesi incelenmiştir.