23 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 23
Master Thesis Küresel Likidite Koşullarının Borsa İstanbul Endekslerine Etkileri(2020) Altuntaş, Canan Özlem; Omay, TolgaKüreselleşme ve finansal serbestleşmenin bir sonucu olarak, bir ülkenin finansal piyasasında yaşanan bir değişiklik yerel bir etkiyle sınırlı kalmamakta, diğer finansal piyasalara da yayılmaktadır. Bu tez çalışmasında, küresel likidite koşullarının Borsa İstanbul üzerindeki etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, 01.01.2010 – 31.03.2020 tarihleri arası BIST 100 endeksi log-getirileri ile VIX endeksinin günlük kapanış verileri, bir Çok Değişkenli GARCH model spesifikasyonu olan Sabit Koşullu Korelasyon GARCH (CCC-GARCH) yöntemi ve Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif (ARDL) model kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada VIX endeksi, global likiditeyi temsilen vekil değişken olarak kullanılmıştır. Elde edilen ampirik sonuçlar, beklentilerle paralel olarak VIX ve BIST 100 endeksleri arasında negatif korelasyon olduğu, BIST 100 endeksinin küresel finansal piyasalarla tam entegre olduğu ve dolayısıyla küresel likidite koşullarında meydana gelen bir şokun BIST 100 endeksini de etkilediği yönündedir.Master Thesis Xxı. Yüzyıl Spekülasyon ve Manipülasyon Uygulamaları(2013) Akanak, Emre; Cansızlar, DoğanSpekülasyon ve Manipülasyon Uygulamaları? spekülasyon ve manipülasyon uygulamalarının evrimine ilişkin bir çalışmadır. Çalışma tamamen politik ekonomi (ekonomipolitik) çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen bir tez olup, Kapitalizm ve Kapitalizm?in evrimi ile doğrudan ilişkilidir. Tezin genel kapsamı spekülasyon, manipülasyon, kriz, piyasa ve sistem ilişkileri üzerine kuruludur. Çalışma draft niteliği taşımakta olup gelecekte gerçekleştirilecek detaylı çalışmalar ve doktora çalışmaları için hazırlık ve altyapı niteliğindedir. Tez çalışmasında (sonuç) kısmında ifade edildiği üzere spekülasyonlar ve manipülasyonlar krizlerle ilişkilidirler. Akademik görüşlerin aksine spekülasyon ve manipülasyonlar krizlere yol açmamakta daha çok krizler ve kriz durumları spekülasyon ve manipülasyon uygulamalarına neden olmaktadır. Piyasanın realiteden uzak olması ve algı üzerine kurulması piyasadaki kırılganlıkları tetiklemektedir. Anahtar Kelimeler; 1. Spekülasyon 2. Manipülasyon 3. Krizler 4. Kapitalizm 5. SistemMaster Thesis Ticari Bankacılık Sektöründe İlişkiye Dayalı Kredilendirme Sürecinin Belirleyicileri(2007) Hatipoğlu, Hüseyin; Arslan, MehmetÖZETTİCARİ BANKACILIK SEKTÖRÜNDE İLİŞKİYE DAYALI KREDİLENDİRME SÜRECİNİN BELİRLEYİCİLERİMali sistemin temel belirleyicisi olan bankalar ticari kuruluşlardır. Fon arz edenler ile fon talep edenler arasında köprü rolünü oynamakta olan finans sisteminin baş oyuncularından olan bankaların sağladıkları kaynakları ekonomiye aktarmalarına bağlı olarak önemli bir etki yarattıkları bilinmektedir. Bankaların en temel işlevlerinden biri kredi vermektir. Kredilerden alınan faiz ve komisyonlar da bankaların başlıca gelir kaynağını oluşturmaktadırlar. Tezimizde kredilendirme süreci ve ilişkiye dayalı kredilendirme ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Bu sürecin banka ve KOBİ'ler arasında ilişkide ki önemi hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.İlişkiye dayalı kredilendirmede, işletme sahibi ve banka arasındaki ilişkiler, firmanın salt finansal durumundan, daha fazla önem kazanmaktadır. Bu yaklaşım, bu ilişkiler yoluyla firma ve firma sahibi hakkında, herkese açık olan ya da mali tablolarında yer alan bilgilerin ötesinde spesifik, özel ve çoğunlukla gizli bilgilerin edinilmesine dayanır.Yapılan çalışmada bankalar ve KOBİ'lerin ilişkiye dayalı kredilendirmede önemsedikleri konular, anket yapılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Literatürde öngörülen ve yoğun olarak kullanılan; Hotelling ?t? kare testi, Frekans Tabloları ?t? test, Oneway Anova ( Varyans Analizi ) testi, İndependent Samples Test'ler (Bağımsız Örneklem Testi ) kullanılarak banka ve KOBİ'ler karşılaştırılmıştır. Bu kriterlere ilave olarak, ilişkiye dayalı kredilendirmeye her iki tarafın nasıl baktığı ?t?testi ile karşılaştırılarak farklı bir boyuttan incelenmiştir. Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre bankalar ve KOBİ'lerin ilişkiye dayalı yapmalarının zor olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ticari Bankacılık, Kredi, İlişkisel KredilendirmeMaster Thesis Bireysel ve Toplumsal Açıdan Vergiye Karşı Tepkilerin İncelenmesi(2023) İpek, Tuncay; Özsoy, Ahmet ErsenVergiler insanların yaşamı boyunca içinde bulunduğu toplumu kapsayan siyasi kurumlara karşı ödemenmesi zorunlu olan mali bir sorumluluktur. İnsanlar hangi devlet türünde yaşarlarsa yaşasın vergilendirme ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Vergiler bireylerin gönüllü bir şekilde ödeme yapmaları esasına dayansada gün geçtikçe zorunlu olmasından dolayı bireylerin olumsuz yönde tepkiler vermelerine neden olmaktadır. Vergi neticesinde bireylerin gelirlerinde azalmasından dolayı, siyasi, sosyal, ekonomik nedenlerden dolayı çeşitli tepkiler oluşmaktadır. Bu nedenle birey veya toplumun vergiye karşı olan tepkilerin incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, vergi ödeyen bireylerin vergiye karşı olan tepkilerini inceleyerek, inceleme sonucunda vergi politikaları üzerine etkilerini değerlendirmektir. Bu çalışmada vergi tepkilerinin hem sosyal hemde psikolojik olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle vergi ile ilgili kavramlar tanımlanmaya çalışılmış ve daha sonra bireyleri etkileyen faktörler neticesinde nasıl tepki verdikleri konusunda bilgiler verilmiştir. 15.06.2022 ve 15.08.2022 tarihleri arasında basit tesadüfî örnekleme yöntemiyle belirlenmiş 100 katılımcıya uygulanan anketler, SPSS (Social Package for Social Science) programı ile analiz edilmiştir. Yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen sonuçlara göre; bireylerde sosyal, psikolojik yönden birçok faktörden etkilenerek vergi karşısında farklı tepkiler verdikleri belirlenmiştir. Ayrıca; mevcut vergi sisteminin vergi adaletini sağlamadığını ve ödenen vergilerin etkili bir şekilde kullanılmadığını, vergi politikalarının mükellef ihtiyaçlarına uygun düzenlenmediği gibi pek çok bulguya ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Birey, Toplum, Vergi, Tepki, Vergi Psikolojisi.Master Thesis Vergi Hukuku Açısından 'bir Suça İki Ceza Olmaz' İlkesi(2021) Karaman, Dilek; Cansızlar, DoğanKişilerin aynı olay ve aynı fiil sebebiyle iki veya daha fazla yargı kolunda yargılanması ve ceza alması 'bir suça iki ceza' olarak tanımlanabilir. 'Bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin uygulanabilmesi için kişi ve eylemin aynı olması gerekmektedir (Ünver ve Hakeri, 2019: 1784). Ülkemiz kanunlarında açıkça ilke adı yer almamasına rağmen çoğu kanunumuzun 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesi ile uyumlu olduğu görülmektedir. Ancak Vergi Usul Kanunu (VUK) 'kaçakçılık' suçları için hem idari yaptırım hem de adli ceza verilmesi gerektiğine hükmetmektedir. Tezin ilk bölümünde 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesi, suç ve kabahat kavramlarının evrensel tanımları, VUK'ta suçlar için hükmolunan cezalar ve kabahatlar için öngörülen yaptırımlar incelenmiştir. İkinci bölümde 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin tarihî gelişimine kısaca değinilmiş, daha sonra Türkiye'de yürürlükte olan kanunlarda yer alan hükümler göz önünde bulundurularak 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesi incelenmiştir. Özellikle vergi ceza hukuku bakımından değişik doktrin ve yargı görüşleri ayrıntılı olarak ele alınmış, bazı ülkelerde 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesine dair uygulamalar ve 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' (AİHM) dava ve kararları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin ülkemiz ve bazı ülkeler tarafından uygulanması değerlendirilmiştir. Aynı zamanda konuya eleştirel bir bakış açısı getirilerek yasalar ve uygulamalardaki çelişkiler ve yargılama usulleri açısından 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin uygulanabilirliği değerlendirilmiştir.Master Thesis Vergi Uyuşmazlıkları Çözümünde Arabuluculuk Yöntem Uygulanabilirliği ve Ülkemizde İncelenmesi(2023) Yumuşak, Eda; Cansızlar, DoğanVergi, anayasanın 73. Maddesine göre 'Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.' ibaresine dayanarak kamu harcamalarını finanse edilmesi amacıyla kamu tarafından, egemenlik gücüne dayanarak aldığı paradır. Vergi, yüzyıllar boyunca dünya üzerindeki tüm ülkeler için önemini her zaman korumuştur. Verginin tarafları alacaklı Vergi dairesi ve vergi ödemekle yükümlü olan mükelleftir. Vergi uyuşmazlığı, vergi konusunda mali idare ile mükelleflerin kanunları yorumlama konusunda ve davranışsal olarak farklı eylemlerde bulunmaları nedeniyle uygulamada yaşanan anlaşmazlık hali olup, farklı sebeplerle verginin taraflarının değişik düşünce ve davranışlarıdır. Başka bir ifade ile mali idare ile vergi yükümlüleri arasında ortaya çıkan hukuki ihtilaftır. Bu ihtilafın çözümlenmesinde barışçıl yöntemler bulunmaktadır. Bunlar Uzlaşma, Hataların düzeltme, Cezalarda indirim, Pişmanlık ve ıslah, İzaha Davet, Kanun Yolundan Vazgeçme ve Kamu Denetçiliğidir. Türk Vergi Sisteminde Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan Arabuluculuk yöntemi ile ilgili bir mevzuat yoktur. Avrupa Birliği ülke uygulamaları başta Fransa olmak üzere bulunmaktadır. Bu tezde Türk Vergi Sistemine Arabuluculuk yönteminin vergi uyuşmazlıkları çözümünde olumlu olarak katkı sağlayabilir mi? Uyuşmazlıkların çözümünde Arabuluculuk yönteminin uygulanabilirliği amacı üzerine Nitel araştırma deseni kullanılarak sekiz serbest muhasebeci mali müşavir ve sekiz avukat derinlemesine mülakat yapılmış veri analizi yapılmıştır.Master Thesis Dernekler ve Vakıflar Özelinde Sivil Toplum Kuruluşları ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Arasındaki İlişki(2024) Özdemir, Pervin Akbaş; Cansızlar, DoğanBu yüksek lisans tezinde vergi kanunları, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve sivil toplum kuruluşları (STK'lar) Arasındaki ilişki incelenmektedir. 15 STK'nın son 5 yıllık mali verileri analiz edilerek STK harcamaları ile listelenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilişki kurulmuştur. STK'ların sürdürülebilir kalkınmayı nasıl etkilediğini açıklığa kavuşturmaya yardımcı olacaktır. Çalışma, analiz sonuçlarını değerlendirerek STK'ların vergilendirme politikalarına farklı bir perspektif katmayı amaçlamaktadır.Master Thesis Vergi Harcamalarının Ar-ge Sektörü Üzerindeki Etkileri(2024) Aslan, Şükrü; Cansızlar, DoğanBu çalışma, Türkiye'de vergi harcamalarının Ar-Ge sektörü üzerindeki ekonomik etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Analiz, 5746, 4691, 5520 ve 193 sayılı kanunlarda belirtilen vergisel teşviklerin Ar-Ge yatırımlarına olan etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Çalışmada, Türkiye'de uygulanan vergi harcamalarının GSYH içindeki büyüklüğü ortaya konulmuş ve bu çerçevede, belirtilen kanunların sağladığı teşviklerin ekonomik boyutu ile Ar-Ge sektörünün bu teşviklere olan etkisi analiz edilmiştir. Sektör bazında Ar-Ge yatırımlarına dair detaylı veri analizi, çalışmanın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu analiz, Ar-Ge harcamalarının sektörel dağılımını, sektörel büyüklükleri ve kanunlar tarafından öngörülen teşviklerin sektörlere olan etkilerini içermektedir. Çalışma aynı zamanda, vergi harcamalarının Ar-Ge sektöründeki genel ekonomik etkilerini de değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Ar-Ge yatırımlarının artışı, istihdam yaratma potansiyeli, teknolojik gelişmelerdeki artış gibi unsurlar ele alınmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, Türkiye'nin Ar-Ge sektörünü desteklemek amacıyla uyguladığı vergi harcamalarının ekonomik etkilerini açıklığa kavuşturarak, politika yapıcılar ve iş dünyası için değerli bir kaynak sunmaktadır.Master Thesis Tahvil, bono ve borsa kazançlarının vergilendirilmesi(2008) Yeşilkaya, Sezgin Cüneyt; Kızılot, ŞükrüBir ülkede sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması ve ekonomik kalkınma sürecinin hızlandırılabilmesi için yeterli sermaye birikimi ve etkin bir sermaye piyasasının varlığı son derece önemlidir.Etkin bir sermaye piyasası, bireylerin ve kurumların birikimlerinin büyük yatırımlara dönüşmesinde oldukça önemli bir rol oynar. Bireysel ve kurumsal yatırımcılar açısından bakıldığında ise yatırım tercihlerini belirlemede iki önemli faktör bulunmaktadır. Bunlar risk ve getiridir. Özellikle küçük yatırımcılar, mümkün olduğunca riski düşük yatırım araçları içerisinde, en yüksek getiriyi sağlayanları tercih etmektedirler.Tasarrufların, sermaye piyasası aracılığıyla reel sektöre transfer edilebilmesi için risklerin asgariye indirildiği, getirinin de diğer yatırım araçlarına kıyasla daha yüksek olabildiği bir yatırım ortamının hazırlanması gerekmektedir.2001 yılında yaşanan ekonomik krizde, sermaye piyasası kurumlarının ve diğer finansal kuruluşların etkin bir şekilde denetlenme ihtiyacı açıkça görülmüştür. 2001 krizinin ardından, SPK ve BDDK gibi denetleyici ve düzenleyici kurumların etkin denetimleri, finansal kuruluşların daha sağlam bir mali yapıya kavuşmasını ve bunun neticesinde yatırımcıların bu kurumlara olan güvenini artırmıştır.Diğer taraftan, kayıtdışı ekonomi, küresel mali kriz ve benzeri nedenlerden dolayı sermaye piyasasındaki risklerin asgariye indirildiği de söylenemez.Bunun yanında, sermaye piyasasından fon temin etmede en çok bilinen araçlardan tahvil, bono ve hisse senetlerinin getirileri incelendiğinde, sınırlı bir hisse senedi piyasasında zaman zaman yüksek getirilerin elde edilmesi mümkünse de özel sektörün tahvil ve bono ihraçlarının hemen hemen yok denecek düzeyde olduğu görülmektedir. Bunun nedenlerinin arasında özellikle 1990 sonrasında kamu açıklarının Devlet İç Borçlanma Senetleri ihraç etmek suretiyle finanse edilmesinin ve devletin, kendi borçlanmasını daha düşük maliyetle ve daha kolay bir şekilde yapabilmesi için bu araçlardan elde edilen gelirlere çok önemli vergi avantajları sağladığı söylenebilir.Bu durum, vergilerin, bireylerin yatırım tercihlerini belirlemede oldukça önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Sonuçta, özel sektör, fon temini için banka kredilerini ve uluslar arası piyasalardan döviz bazında borçlanmayı tercih etmekte ve bu borçlanma yoluyla büyük oranlarda faiz ve kur riskini üstlenmektedir. Özel sektörün bu tercihine karşın, Türkiye'de yerleşik olanlar ise birikimlerini çoğunlukla mevduat ve döviz tevdiat hesaplarında değerlendirmektedirler.Oysa kamu finansmanından ziyade özel sektörün daha kolay ve daha düşük maliyetle borçlanabildiği bir maliye politikasının uygulanması, ülke kalkınmasında daha olumlu sonuçlar doğuracaktır.Bu nedenle, tahvil, bono ve borsa kazançlarının vergilendirilmesinde, diğer yatırım araçlarından daha farklı (düşük oranlı) bir vergileme rejimi uygulanmalıdır. Ayrıca hisse senetlerinin vergilendirilmesinde, son yıllarda bazı Latin ülkelerinde uygulanmakta olan Otomatik İşlem Vergisi benzeri bir sisteme dönülmelidir. Böylelikle sözü edilen yatırım araçlarından vergi alınmaya devam edilirken, yatırım ve istihdamın artırılması da teşvik edilmiş olacaktır.Master Thesis Vergi Kayıp ve Kaçağını Ortaya Çıkarma Amacına Yönelik Olarak Vergi Usul Kanununda Düzenlenen Arama Hükümleri ve Uygulamalarına İlişkin Değerlendirmeler(2023) Gündoğdu, Alperen; Özsoy, Ahmet ErsenArama esas itibariyle vergi kayıp ve kaçağını belirlemeye yönelik bir işlemdir. Çalışmamızda devletin mükellefleri denetleme yollarından yoklama, bilgi toplama, ve vergi incelemesi konularına aramayla ilişkilerinden dolayı yer verilmiştir. Arama uygulamalarına ilişkin düzenlemeler Vergi Hukuku alanında yapılmıştır. Bununla birlikte yaptırımlar anlamındaki yasal düzenlemeler Ceza Hukukunda yer almaktadır. Bu anlamda ağırlıklı olarak arama Vergi Hukuku ile Ceza Hukuku hükümlerine tabidir. Çalışmamızda arama konusu yasal düzenlemeler çerçevesinde düzenlenmiştir. İstatistiki veriler yorumlanarak, uygulamadaki sorunlar ortaya konulmuştur. Ayrıca yasal düzenleme ve uygulamalarla ilgili olarak çözüm önerileri sunulmuştur.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
