Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Orta Asya ve Ortadoğu Petrollerinin Uluslararası Politikadaki Yeri ve Önemi
    (2009) Selvi, Aynur; Olcay, Bülent
    Keşfedildiği günden bu yana devletlerin hem iç politikalarını hem dış politikalarını birincil derecede şekillendiren petrolün önemi yadsınamaz bir gerçek olmuştur. Kolay, kesintisiz ve hesaplı ulaşıldığı zaman ekonomik ve siyasi açıdan büyük avantajlar sağlamasının yanında tam tersi bir durumda ülkelere ciddi zorluklar ve imkansızlar yaşatmaktadır. Diğer bir ifadeyle devletler petrolü temin ederken sınırlı ve maliyetli bir süreç gerçekleştirdiğinde hem devlet merkezli hem de toplumsal merkezli sıkıntılar ortaya çıktığı için, petrol ve petrol taşıma güzergahlarının önemi hayatidir.Petrolün bu hayati öneminin tetiklediği en büyük gerçek, devletlerin bağımlılık dereceleri ne olursa olsun uluslararası sistemde neden olduğu rekabettir. Bu rekabet ise, söz konusu enerji kaynağının dünya üzerindeki eşit olmayan dağılımı sonucu belirli bölgelerde gerçekleşmektedir. Bu bağlamda dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin % 61'ine sahip olan başta Ortadoğu olmak üzere, yakın geçmişte keşfedilen, Ortadoğu'ya alternatif gösterilen ve kaynakların çeşitlendirilmesi gerektiği anlayışının da etkisiyle önem kazanan Orta Asya coğrafyası, tüm dünya devletleri için bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Kısacası, ülkelerin dış politikaları Ortadoğu ve Orta Asya'da ya da çevrelerinde oluşmaya başlamıştır.Çalışmada, Ortadoğu ve Orta Asya'da yaşanan petrol merkezli rekabet, sebep- sonuç ilişkisi kurularak incelenmeye çalışılmıştır. Petrolün ülkelerin Ortadoğu ve Orta Asya bölgelerine yönelik politikalarındaki önemi ile bağlantılı olarak dünya tarihine damgasını vuran gelişmelere de yer verilmiştir. Bu bölgelerde rekabet içinde olan yönetimlerin özellikle de görünmeyen ve açıklanmayan hedeflerinin petrol politikaları ile bağlantısı değerlendirilmeye ve anlamlandırılmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Nato'nun Dönüşümü
    (2010) Kılıç, Barış; Başak, Cengiz
    Sovyetler Birliği'nin yayılmasını durdurmak ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğini sağlamak amacıyla kurulan NATO, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle, varlığının sorgulanmaya başlandığı yeni bir döneme girmiştir. Bu çalışmada NATO'nun Soğuk Savaş sonrası dönemde içine girdiği dönüşüm süreci incelenmiş, bu süreçte yaşanan sorunlar ve ne derece başarılı olduğu irdelenerek, NATO'nun günümüzde de en etkili savunma örgütü olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bu bağlamda çalışmada, öncelikle NATO tarihsel ve kavramsal olarak incelenmiş, dönüşüm ihtiyacının ortaya çıkmasına neden olan Soğuk Savaş sonrası değişen güvenlik tehditleri ortaya konarak; bu tehditlerin NATO'ya yansımaları kapsamında NATO'nun yeni stratejileri ve diğer uluslararası örgütlerle olan ilişkilerine etkileri ele alınmıştır. Bunlara ek olarak çalışmada, küreselleşmenin etkisiyle ilgi alanını klasik bölgesinin oldukça dışına kadar genişleten NATO'nun, dönüşüm sürecinin en önemli ve tartışmalı kısmını oluşturan alan dışı faaliyetleri incelenmiştir. Ayrıca çalışmada, Soğuk Savaş sonrası NATO'nun politik rolünün ön plana çıkması nedeniyle dönüşüm süreci, birbirine paralel ilerleyen politik ve askeri boyutlarıyla ayrı ayrı ele alınmış ve çalışmada yapılan incelemeler neticesinde ulaşılan sonuçlar hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur.Günümüzde gelinen noktada NATO, dar politik kapsamlı bir askeri örgütten, politik yönü daha ön planda olan politik-askeri bir örgüte dönüşmüştür. Stratejilerini günümüz tehditleri doğrultusunda yeniden oluşturan NATO, dönüşüm kapsamında yeni üyelerle genişlemiş, diğer uluslararası örgütlerle ve Avrupa-Atlantik bölgesi dışındaki ülkelerle yakın politik ilişkiler içine girmiştir. Bunun yanında NATO, bölgesel bir savunma örgütünden, Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya kadar geniş bir coğrafya'da, barışı koruma harekâtlarından terörizmle mücadeleye kadar çok geniş bir yelpazede görevler icra eden bir uluslararası örgüte dönüşmüştür.Çalışmada elde edilen sonuçlar neticesinde, Soğuk Savaş sonrası varlığının tartışılmasına ve dönüşüm sürecinde yaşadığı sorunlara rağmen küresel bir aktör olma yolunda ilerleyen NATO'nun, kısa ve orta vadede, Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan yeni tehditlerle mücadele edebilecek, bünyesinde sert ve yumuşak güç unsurlarını barındıran, en etkili politik-askeri uluslararası örgüt olarak varlığına devam edeceği değerlendirilmektedir.Anahtar Kelimeler: NATO, Dönüşüm, Genişleme, Afganistan.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi
    (2019) Demirören, Yasemin Merve; Aygül, Cenk
    Soğuk Savaş Sonrası Doğu Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi adlı bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Weimar Cumhuriyeti ve Nazi Dönemi'nde Almanya'da yaşanan aşırı sağ hareketler dönemsel olarak ele alınmıştır. Bununla beraber, bu iki dönemin aşırı sağ hareketleri arasında karşılaştırılmalı analiz yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Soğuk Savaş döneminde Almanya konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde ayrıca, Soğuk Savaş öncesi dönemin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Demokratik Almanya Cumhuriyeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketler incelenerek, aralarındaki benzerlik veya farkları da bu çalışmanın kapsamına dâhil edilmiştir. Kurulan iki Almanya Cumhuriyeti'ndeki toplumsal, ekonomik, siyasi hayatta gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin çıkış noktaları tartışılmıştır. Yabancı düşmanlığı kavramı, doğu ve batı Almanya'da toplumda nasıl ortaya çıktığı ve toplumu nasıl etkisi altına aldığı araştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Soğuk Savaş sonrası birleşen Almanya'daki aşırı sağ hareketler ele alınmıştır. Bu bölümde de öncelikle Soğuk Savaş'ın sona ermesine neden olan olaylar göz önünde bulundurularak aşırı sağ hareketlerin geçirdiği dönüşümler incelenmiştir. Soğuk Savaş'ın sona ermesi ile günümüze kadar olan zaman içerisinde, Almanya'daki aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve eylemleri bölgesel olarak karşılaştırarak incelenmiştir. Günümüz Almanya'sında toplumsal eylemlerin aşırı sağ söylemlerinin Alman Parlamentosu'nda merkez sağ partilerince destek bularak siyasi olarak Alman siyasetini nasıl yönlendirdiği incelenmiştir. Almanya Federal Meclisi'nde sağ parti olan AfD'nin toplumsal aşırı sağ hareketlere karşı sergilediği tutum ve destekler çerçevesinde siyasi olarak aşırı sağ grupların siyasete olan etkileri tartışılmıştır. Bunun yanında meclisteki diğer partilerin, aşırı sağ söylemlerle elde ettikleri politik başarıları, istatistiklerden yararlanılarak ele alınmıştır. Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve toplumsal etkileri ile Doğu Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bağlantısı incelenmiştir. Bu bölümde yine Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bölgesel yoğunluk oranları incelenirken aynı zamanda siyasi oy verileri de incelenerek aralarındaki bağlantı ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Değişen Konjonktürde Rusya Federasyonu - Avrupa Birliği İlişkileri ve Türkiye'ye Yansımaları
    (2011) Boğaz, Serhan; Hurmi, A. Bahar Turhan
    Rusya, Soğuk Savaşın ardından Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bir süre kaos içine girmiştir. Ancak daha sonra zengin enerji kaynaklarının da verdiği güçle ekonomisini yeniden toparlayarak dünyada söz sahibi olmuş ve Çin gibi ülkelerle ittiklar kurmuştur. Rusya böylece dünyada Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı çok kutupluluğu savunmaya çalışmaktadır. Avrupa Birliğinin ise devamlı gelişen bir oluşum olarak Rusya Federasyonu ile yakın ilişkileri vardır. Özellikle AB'nin enerji bağımlılığı nedeniyle bu ilişkilerde zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Bu ilişkiler, hem Rusya ile aynı coğrafyada bulunan hem de yıllardır AB üyesi olmak için bekleyen Türkiye'yi yakından ilgilendirmektedir.
  • Master Thesis
    Körfez Savaşı Sonrası Türkiye, Yunanistan ve Suriye'nin Savunma Politikalarının Türk Dış Politikasına Etkileri
    (2002) Çınar, Burak; Ersoy, Hamit
    Körfez Savaşı'nın bitimiyle Türkiye kendini hızla silahlanan bir bölgenin yanında bulmuştur. Böylece, Türkiye'nin klasik güç politikalarına öncelik verilmiştir. Bununla beraber, Türkiye'yi doğrudan hedef alan Yunan-Suriye ortaklığı sonrasında klasik bir iki cephelilik hali ortaya çıktı. Bu yarış doğrultusunda Türkiye, Yunanistan ve Suriye'nin izlediği savunma politikaları, bir iki cephelilik durumu yaratarak Türk Dış Politikası'nın belirlenmesine önemli etkilerde bulundu. Araştırmanın Giriş Bölümü'nde dış politika ve savunma politikaları arasındaki bağlantıları kurabilmek için temelde bazı konular incelenmektedir. Öncelikle çizilen teorik çerçeve içinde araştırmaya anlam kazandıran savaş, ulusal güç ve strateji kavranılan tanımlanmakta ve ardından da Realizm ve Güç Dengesi konulan gelmektedir. Sonra, araştırma dönemine göz atılmaktadır. İkinci Bölümde, Türkiye, Yunanistan ve Suriye çeşitli açılardan mevcut veriler doğrultusunda incelenmektedir. Önce Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrasında bölgedeki yeri ve yeni tehdit algılaması, karar-alma mekanizması, savunma politikası ve Türk Dış Politikası ele alınmaktadır. Ardından, Yunanistan'ın Soğuk Savaş sonrası bölgedeki durumu ve bölgesel sorunlan, karar-alma mekanizması, bağlantılı olarak Kıbrıs Rum Kesimi'nin durumu ve rolü ile Yunan Savunma Politikası incelenmektedir. Son olarak Suriye'nin Soğuk Savaş sonrası bölgedeki durumu ve bölgesel sorunlan, karar-alma mekanizması, askeri ve siyasi tecrübeleri ve Suriye'nin savunma politikası anlatılmaktadır. Üçüncü Bölümde, Suriye ile Yunanistan arasındaki yakınlaşma anlatılmakta; önceki bölümler üzerine analiz yapılırken Türkiye'nin girmesi muhtemel bir savaşta yaşanacak iki cepheliliğin yer, zaman ve gelişimi üzerinde durulmakta, İki Buçuk Savaş Stratejisi 'ne de dikkat çekilmektedir. Ek olarak, olası dış müdahaleler gözönünde bulundurularak, bu savaşa doğrudan ya da dolaylı etkileri tartışılmaktadır. Dördüncü Bölümde ise, üç ülkenin savunma politikaları sonucu ortaya çıkan silahlanma yansı kapsamında üç ülkenin askeri yetenekleri, savunma sanayilerindeki gelişmeler, teknoloji transferleri ile bu yansın sosyo-ekonomik maliyetine yer verilmektedir. Bu yolla, 'S-300' ve 'Kardak' krizleri ile Türkiye ile Suriye arasında savaşa yol açmak üzere olan Suriye'nin PKK'ya verdiği destek açıklanmaktadır. Aynca, Türkiye ile İsrail arasındaki savunma anlaşması ve siyasi yansımaları değerlendirilmektedir. Sonuç Bölümü'nde ise, Türkiye'nin kazanımları ve kayıpları tartışılmakta ve Türkiye'nin politikaları için bazı öneriler de getirilmektedir.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Çin ve Abd'nin Afrika'da Aldığı Kalkınma Söylemlerinin Etkileri
    (2022) Husseın, Hannan Mohamed; Yalvaç, Faruk
    Soğuk savaş sonrası dönemde Çin ve ABD, Afrıka ile olan ilişkilerinde farklı kalkınma söylemleri kullanmışlardır. Çin'in Afrika ile ilişkilerınde kullandığı iki kalkınma söylemi kazan-kazan işbirliği söylemi ve Konfüçyüsçülük söylemidir. ABD ise Afrika ile olan ilişkilerinde demokratikleşme ve insancıllık söylemeleri kullanmıştır. Bu tez bu farklı söylemlerin Afrika'daki etkisini ve sonuçlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. ABD ve Çin in Afrika ile olan ilişkilerı bu söylemler çerçevesinde ya yeni bir sömürü ilişkisinin devamı ya da Afrika nın büyümesi ve gelişmesi için büyük bir firsat olarak görülmektedir. Tez bu sonucun Afrika Ülkerlerin benimseyecekleri politikların sonunda belireleneceğini ifade etmektedir.Afrika ülkeleri bu ilişkiyi olumlu bir yöne çevirebileceği gibi olumsuz sonuçlar da döğurabilir. ABD'nın askeri yardımı ve Çin'in altayapı yatırımları olumlu sonuçlar olarak değerlendirilebilecek iken, Çin altayapı yatırmalarının ortaya çıkardığı çevresel tahribat ile ABD'nin söylemlerinin ortaya çıkardığı etnik çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık olumsuz sonuçlar olarak görülebelir. Gelişmek ve zenginleşmek için küresel güçlerle olan bağlantılarından en iyi şekilde yararlanmak Afrika ülkerlerine kalmıştır.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Eski Sscb Coğrafyasında Görülen Etnik ve Dinsel Çatışmalar
    (2012) Kalay, Güler; Keser, Ulvi
    SSCB dağıldıktan sonra oluşan siyasal boşluk ortamında etno-milliyetçilik, hareket sahası bulmuştur. Ulus, etnik ve dinsel unsurlar ve azınlık gibi kavramlar dünya siyasal gündeminde belirleyici rol oynayan güçlü devletlerce çıkarları doğrultusunda şekillendirilmiş, milyonlarca insan iktisadi ve poliitk olarak bağımlı hale getirilmiştir. Muhafazakar ve egrici ulusçuluğun, radikal dinciliğin Sovyetler Birliği sonrasında Moldova, Kafkasya, Transkafkasya ve Orta Asya'daki beş yeni bağımsız devlette körüklendiği, ulusal düşman olarak ırksal, dinsel, dilsel, etnik farklılıkların nefrete dönüştüğü görülmektedir. Eski Sovyet coğrafyasında SSCB sonrası yaşanan etnik ve dinsel çatışmaların nedenlerini tek bir kategori altında açıklayabilmek mümkün değildir. Bu çalışmada Soğuk Savaş sonrasında yeniden şekillenen uluslararası sistemin getirdikleri ve söz konusu bölgelerde etkin olan devletlerin dış politikaları dikkate alınarak Moldova, Kafkasya, Transkafkasya ve Orta Asya bölgelerinde görülen çatışmalar açıklanmaya çalışılmış, çatışma halindeki grupların birbirleri ile ilişkilerinin tarihsel arka planı, içinde bulundukları sosyo-ekonomik, sosyo-politik durumlarının karşılaştırılması, bulundukları bölgenin jeopolitik ve jeostratejik önemi gibi bir dizi alt başlıkların incelenerek her bir çatışmanın kendi öznelliğinde kendi özgün koşullarında incelenmesinin doğru analiz edilebilirliği açısından önemli olduğu düşünülmüştür.