Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Doctoral Thesis
    Sarah Scott'ın A Description Of Millennium Hall, Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution Of 1900 ve Fay Weldon'nın Darcy's Utopia Adlı Eserlerinde Ütopik Söylemin İncelenmesi
    (2017) Düzgün, Şebnem; Aras, Gökşen
    Sarah Scott'ın A Description of Millenium Hall (1762), Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution of 1900 (1890) ve Fay Weldon'ın Darcy's Utopia (1990) adlı eserleri yönetici sınıfta bulunan erkeklerin gücünü ve imtiyazlarını meşrulaştıran ataerkil politikaları eleştirir. Sırasıyla on sekizinci yüzyıl ortasında, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl sonlarında etkili olan feminist akımlardan etkilenmiş olan Scott, Dixie ve Weldon, kadın başkahramanları aracılığıyla feminist ütopyalarında baskıcı ataerkil ideolojiye ve söyleme karşı çıkarlar. Cinsiyet ayrımcılığını sosyo-politik bir sorun olarak ele alan kadın kahramanlar, kadınların zihinsel ve fiziksel yönlerden daha aşağı bir konumda oldukları varsayımının din, eğitim ve evlilik gibi sosyal kurumlar tarafından dayatıldığını ileri sürerler. Ayrıca, kadınların ve ikincil toplumsal, ırksal ve dini sınıfların baskılanması arasında da benzerlik kurarlar. Tez, çoğunlukla Foucault'nun ve feministlerin söylemlerine gönderme yaparak Scott, Dixie ve Weldon'ın eserlerinde kadınların ezilmesi ve sömürülmesi konusunu tartışır ve toplumsal cinsiyet meselesinin farklı sosyo-tarihsel açılardan ele alınsa da başkahramanların, kadınların ezilmesinin ideolojik olduğunu ve kadınların sözde biyolojik, zihinsel veya ahlaki açıdan güçsüzlükleriyle ilgili olmadığını savunduklarını açıklamayı amaçlar. Ayrıca, kadınların ikincil konuma itilmesinin, gücün üst sınıf Hıristiyan beyaz erkeklerin ellerinde toplanmasını savunan ataerkil devlet tarafından yasallaştırıldığını iddia ettikleri ortaya konur. Tez, Scott, Dixie ve Weldon'ın kadın kahramanlarının, kadınların erkek egemenliğinden kurtarılması için ataerkil gücü pekiştiren geleneksel sosyal, ekonomik, politik, dini ve ahlaki ideolojilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundukları sonucuna varır.
  • Doctoral Thesis
    Modern İngiliz Detektif Romanında Türe Özgü Yapıların Yıkılması, Cinsiyet ve İdeoloji İlişkisi
    (2020) Güneş, Mustafa; Elbir, Nüket Belgin
    Polisiye türü ve polisiye romanın genelde edebi türe özgün bir formül ve çerçeve içerisinde yazıldığı düşünülür. Ancak, bu tezin amacı, 1970'li yıllardan sonra, klasik polisiye roman yazınında, cinsiyet ve ataerkil ideoloji ile bağlantıları olan ciddi bir yol ayrımı yaşandığı savını araştırmak ve mümkünse ispatlamaktır. P.D. James'in kadınların profesyonel tercihleri ve gelişimlerini engelleyen sınırları sorgulayan ve yıkmaya çalışan 1970'lerin 'yeni kadın' kavramını örnekleyen detektif figürünü resmettiği Kadınlara Göre Değil (1972) adlı kitabıyla başlayan bu edebi yol ayrımı, Martin Amis'in, özellikle kurgusal detektifin geleneksel karakter tasviri, dilin daima polisiye türüne özgü bir biçimde kullanılışı, gerilimin her zaman tepe noktasına ulaştığı ve çözümlendiği alışılagelmiş anlatım tarzı, ve suçun hep benzer türde ve özellikte olması ve sonuçlarının hep aynı şekilde cezalandırılması gibi polisiye roman türüne has klişeleri yıktığı ve aynı zamanda polis teşkilatında çalışan bir kadın detektifin bu maskülen ortamda var olmasının zorluklarını ve belki de imkansızlığını ele alan Gece Treni (1997) gibi eserlerle devam eder. Graham Swift'in Günyüzü (2003) adlı romanı bu tartışmaları hem daha ileri noktalara taşır hem de türe özgü bilindik anlatı yapılarını alt üst eder ve bu edebi alt üst olma, klasik polisiye romanlarındaki tipik 'kurtarıcı' detektif figürünün de alt üst edilmesiyle paralel olarak verilir. Swift'in romanında detektif figürü, toplumu işlenen suçtan kurtarmak istemeyen veya bu yeteneğe sahip olamayan ve suçun bozduğu düzenin yeniden kurulmasını sağlayamayan ya da bu konularla ilgilenmeyen bir anti-kahramana veya anti-detektife dönüştürülür. Aynı doğrultuda klasik detektif figürünün geleneksel azami otoritesi ve polisiye romanda alışılagelmiş tasvir eden 'erkek bakışı' gücünü ve otoritesini, özellikle kadınlar karşısında, kaybetmiş olarak resmedilir. Çalışmada ele alınan üç romanın, polisiye türüne özgü yapıları yıkmasının geleneksel kadın ve erkek ilişkilerinin ve toplumdaki tipik rollerinin sorgulamasıyla paralel olduğu görülür.
  • Doctoral Thesis
    Victorya ve Thatcher Dönemi İngiltere'si Romanlarında Temsil Edilen Bir Alt Üst Etme Çalışması: North And South, Hard Times, Waterland, The Radiant Way
    (2019) Gündoğdu, Ebru Çeker; Canlı, Gülsen
    Bu tez, Kültürel Materyalizm ışığında, seçilen Victoria ve Thatcher dönemi İngiltere'si romanlarının muhalif bir okumasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu iki dönemin genel özelliklerini ortaya koyan dört roman seçilmiştir. Elizabeth Gaskell'ın North and South ve Charles Dickens'ın Hard Times seçilen Viktorya dönemi romanları, The Radiant Way ve Waterland Thatcher dönemi İngiltere'si romanlarıdır. Çalışmanın odağı, bu romanlardaki sınıf, aile ve eğitim kurumları ile ilgili karşıt unsurlar olmuştur. Bu kadar uzak dönemlerin karşılaştırılmasıyla, çalışma İngiliz toplumundaki güç ilişkilerinin iki dönem arasında nasıl değiştiğini ortaya çıkarmayı ve zaman zaman muhaliflerin hakim ideolojiyi nasıl şekillendirdiği yada yıktığını açıklamayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın iddiası, bu romanların yalnızca hakim ideolojileri değil, aynı zamanda onların muhaliflerini de barındırmakta olduğudur ve bu romanların daha derinlemesine anlaşılması için romanlarda mevcut manipülasyonların farkında olunması gerektiğidir. Çalışma ayrıca, ideolojilerin toplumda nasıl işlediğini ve insanların bu farklı çağlardaki algılarını nasıl şekillendirdiklerini ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Althusser'in İdeoloji Teorisi Işığında (ısa, Rsa, İnterpellation) Elizabeth Gaskell'in Mary Barton ve Kuzey ve Güney Adlı Eserleri
    (2022) Ozanbulagh, Mehrdad Hosseinpour; Aras, Gökşen
    Hegel'den beri üzerinde çokça tartışılan ideoloji kavramı ve tanımı, batılı filozofların zihinlerini meşgul eden felsefi-kültürel bir konudur ve bu konu uzun yıllardır hararetle tartışılmaktadır. Bu tez Mary Barton ve Kuzey ve Güney eserlerini Althusser'in ideoloji teorisi (ideolojik aygıt, baskıcı aygıt, çağırma) ışığında okumayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın gelişme bölümünü oluşturan fikirler, Althusserci ideoloji tanımına, hem onun dünyayı maddi olarak yorumlamasına hem de edebiyat dünyasında ideolojinin izini sürmesine odaklanmaktır. Araştırmayı yürütmek için kütüphane kaynaklarından yararlanılan bu tez, Althusser'in ideoloji tanımını analiz etmekte ve bunu Gaskell'in ilk romanı Mary Barton'a ve sonraki eseri olan Kuzey ve Güney'e uygulamaktadır. Ayrıca, bu analizin üzerinde durularak, Althusser'in ideoloji tanımının, Marksizm'in öncüleri olan Marx ve Engels'in ideoloji tanımından nasıl farklı olduğunu araştıran karşılaştırmalı bir çalışma yapılmıştır. Herhangi bir Marksist tartışmanın en önemli parçası hayatın akışı içindeki sürecin sosyal, zihinsel ve siyasi karakteri belirleyen ekonominin tartışılmaz ağırlığıdır; bu önerme birçok eleştirmen tarafından Marksist sorunsal içinde ve bazen bunun dışında, değişmez bir şekilde yeniden formüle edilmiş ve düşünülmüştür. Bununla birlikte, Marksist ortodoksiden geriye, öznelerin bilincini belirleyen üretim tarzı doktrini kalır. Buna ek olarak, Althusser'in 'çağırma' yöntemi olarak adlandırdığı kavramda bireyleri özneye dönüştürme süreci de bu çalışma için çok önemlidir ve bu tür doktrinlerin bir analiziyle, tez, üretim ilişkilerini sürdürmede ana ISA'ların keşfi ve tespiti ve işlevlerinin incelenmesi yoluyla, bu işlevin, ödül ve cezanın sistemik bir nüfuzunda yazarın ideolojisi ile nasıl ilişkili olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır
  • Master Thesis
    Sovyetler Birliği'nin 1991 Yılında Dağılması Sonrasında Türkiye'nin Orta Asya'daki Beklentileri ve Bu Beklentilerin Karşılanamama Sebepleri
    (2013) Acar, Özgür; Gürson, Poyraz
    Sovyetler Birliği?nin dağılmasından sonra Türkiye?nin bağımsızlığını yeni kazanmış olan Orta Asya devletlerinden beklentilerinin örnek olay incelemesi yöntemi ile ele alındığı bu çalışmada; ?Türkiye?nin, Sovyetler Birliği?nin 1991 yılında dağılmasından sonra Orta Asya?da bağımsızlıklarını ilan eden devletlerinden beklentileri nelerdi?, bu beklentiler neden oluşmuştu?, bu beklentiler ne oranda karşılanabildi?? sorularının cevapları araştırılmıştır. Çalışmada Türkiye ile Orta Asya devletleri arasındaki tarihsel bağlar ile ?pan-Türkizm? ve ?pan-İslamizm? gibi ideolojilerin Türkiye?nin bölge ülkelerine yönelik büyük beklentilerini beslediği, ancak Orta Asya devletlerindeki Sovyet mirası, radikal terörizmden kaynaklanan güvenlik ihtiyaçları ve dış güçlerin bölgeye olan ilgilerinin Türkiye?nin bölgeye yönelik beklentilerini önemli oranda kısıtladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Orta Asya 2. Pan-Türkizm 3. Pan-İslamizm 4. İdeoloji 5. Sovyet mirası 6. Radikal terörizm
  • Master Thesis
    Tom Stoppard'ın Professional Foul, Cahoot's Macbeth, Rock'n'roll Adlı Politik Oyunlarının Kültürel Materyalist Açıdan İncelenmesi
    (2012) Gülpınar, Gülay; Canlı, Gülsen
    Bu çalışma Çek asıllı İngiliz yazar Tom Stoppard'ın üç politik oyunu, Professional Foul, Cahoot's Macbeth ve Rock'n'Roll'u kültürel materyalist bakış açısıyla incelemenin yanısıra yazarın oyunlarını kültürel materyalist kuramın hassasiyetlerine önem vererek yazdığını öne sürer. Bahsi geçen kuramı açıklamak amacıyla temel olarak Alan Sinfield'in görüşlerine yer verilmiştir. Bu üç oyunda yazarın Çekoslovakya tarihini tiyatro, müzik ve akademik çalışmalar gibi kültürel pratiklere uygulanan sansür üzerinden anlattığı göz önünde bulundurulduğunda, kültürel olan her pratiğin politik olduğunu öne süren kültürel materyalizm kuramının oyunları incelemek için uygun olduğu düşünülmüştür. Rock'n'Roll başlıklı oyunda, rock müzik kapitalizm, komünizm ayırt etmeksizin her sistemde muhalefetin sesi olarak kabul edilmekle birlikte Çekoslovakya gibi doğu bloğu ülkelerine batıdan ithal edilmiş olması sebebiyle aykırılığın simgesi, Cahoot's Macbeth'de Shakespeare'in karakteri Macbeth'in gelecek vadeden onurlu bir Lord'dan zorbaya dönüştüğü kişisel tarihi Çekoslovakya'daki komünist totaliter rejiminin tarihine bir metafor olarak düşünülürse Macbeth oynamak bir sistem eleştirisi haline gelmektedir. Professional Foul içinse, bilimsel kanıtlar doğrultusunda topluma ?gerçek? empoze etme gücüne sahip olan akademik çalışmaların hükümet kontrolünden geçtiği ve sansüre uğradığı için yazarın metnini yasadışı yollardan ülke dışında yayımlama çabasının da yine muhalefetin göstergesi olduğu söylenebilir. Bu çalışmada, totaliter sistem ve muhalif bireyler arasındaki çatışma tarihini yukarıda özetlenen şekilde kültürel ögeler üzerinden anlatması sebebiyle Stoppard'ın ele alınan oyunları kültürel materyalist bakış açısıyla yazdığı fikri ortaya atılmıştır. Yeni-tarihçi kuramlar arasında yer alan kültürel materyalist kuramı geçmişte yazılmış eserleri çağdaş dünya ideolojilerini ve söylemlerini yaymaları bakımından inceler ve muhalefet kavramı üzerinde durur. Bu sebeple Stoppard'ın Cahoot's Macbeth'de 17. yüzyıl başlarında yazılmış bir Shakespeare metni kullanarak 1970'lerdeki Çekoslovak yönetimini eleştirmesi, Rock'n'Roll'da ise çoktan yıkılmış olan bir sistem üzerinden kapitalist sistemi eleştirmesi Stoppard'ın kültürel materyalist tutumuna ve egemen ideolojiye karşı muhalif tavır sergilediğine kanıt olarak öne sürülmüştür. Professional Foul'da da düşünce özgürlüğünü baskılamaya çalışan sistemin karşısında muhaliflerin egemen `söylem'leri bozarak `karşıt söylem' oluşturması, Stoppard'ın muhaliflerin sistemde değişiklik yaratabileceğine dair inancına ve iyimserliğine işaret eder. Muhaliflerin karşıt söylemler yaratarak sistemi değiştirebileceğine dair bu iyimserlik diğer yeni tarihçi kuramların aksine kültürel materyalist kuramında mevcuttur.
  • Doctoral Thesis
    Lionel Britton'un 'hunger and Love', Robert Tressell'in 'the Ragged Trousered Philanthropists', Ve Walter Greenwood'un 'love on the Dole' Isimli Romanlarında Sınıf, Ideoloji Ve Hegemonya
    (2019) Atila, Oğuzhan; Gültekin, Azade Lerzan
    Bu tez, yirminci yüzyılın ilk yarısında İngiltere'de yazılmış olan seçilmiş işçi sınıfı romanlarında, romana özgü şekil ve biçem özellikleri doğrultusunda sınıf, ideoloji ve hegemonya temalarını incelemektedir. Romanların analizinde hem klasik Marksist hem de postmarksist bakış açısıyla Marksist edebiyat eleştirisinden yararlanılmıştır. Bu tezde incelenen yazarlar, işçi sınıfının entellektüel tabakasında yer almaları ve romanlarını kendi deneyimlerinden yola çıkarak kaleme almaları bakımından seçkindir. Hunger and Love isimli romanda Lionel Britton deneysel bir edebi üslupla kapitalist toplumdaki sorunları ele alır. Walter Greenwood ve Robert Tressell'den farklı olarak Britton, romanında edebi şahsiyetlere çok sayıda atıf yapmakla birlikte bilimsel, psikolojik ve tarihi terimlerden bolca yararlanır. Britton, işçi sınıfını geniş bir kitle üzerinden anlatmak yerine romanında az sayıda karakterle küçük bir evren oluşturup kapitalist dünyada işçi sınıfı kültürü ve yaşamına dair evrensel gerçekleri ortaya koyar. Ayrıca toplumda hegemonyasını sürdüren yönetici sınıfa saldırırken sınıf ayrımcılığını ve ideolojik uygulamaları gün yüzüne çıkarır. Walter Greenwood ve Robert Tressell, özellikle işsizlik ve yoksulluk sorunlarına odaklanarak işçi sınıfının içler acısı olan çalışma ve yaşama koşullarını anlatır. Greenwood'un romanında mekan bir sanayi kasabası iken Robert Tressell romanında Kral Yedinci Edward dönemi İngiliz toplumunda endüstriyel olmayan küçük bir kasabayı mekan olarak seçer ve roman karakterleri fabrikada çalışan işçiler yerine zanaatkarlardır. Her iki yazar da kapitalizmin, devletin baskıcı ve ideolojik aygıtları araclığıyla işçileri nasıl köleleştirdiğini anlatır. Tressell'in romanında, okuyucunun olayların bağlamını anlamasına yardımcı olan çok sayıda dini ve siyasi atıf yer alır Greenwood'un romanı bir sosyal belgesel olarak kabul edilmektedir; sisteme daha üstü kapalı bir şekilde saldırırken karakterlerin psikolojik yönünü daha fazla öne çıkarır. Bu tezin nihai amacı incelenen eserlerin saygın edebiyat eserleri arasında yer almayı hak ettiği ve bu alanda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu göstermektir.