Search Results

Now showing 1 - 10 of 95
  • Master Thesis
    Başkasını Koruma: Uluslararası Hukukta Koruma Sorumluluğu
    (2015) Küçük, Erhan; Arsava, A. Füsun
    Zorluk altındaki başkasını koruma düşüncesi, haklı savaştan bu yana hem felsefede hem hukuk disiplininde tartışılan bir durumdur. Ahlaki bir yükümlülük olarak başkasını koruma düşüncesi, insanın varlığının insanlığın varlığına içkin olmasından ileri gelir. Bireysel olarak ifade edilen bu yükümlülüğün kolektif sistemler bakımından, yani devletler ve uluslararası örgütler bakımından nasıl vücut bulacağı konusu muğlaktır. İnsani amaçlarla yapılan müdahalelerden, koruma sorumluluğu kavramına kadar tartışılan başkasını koruma düşüncesi, insan haklarının uluslararası alanda korunmasına isnat eder. Çalışmanın temel amacı, başkasını koruma düşüncesinin, insan haklarının uluslararası alanda korunması çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu düşüncenin uluslararası hukuktaki varlığının tespitine odaklanmıştır. Bu bağlamda, ilk olarak başkasını koruma düşüncesi açıklanmış ve bu düşüncenin uluslararası hukukta nasıl var olduğu tarihsel olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Ardından, koruma sorumluluğu kavramının normatif bağlayıcılığı tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Libya ve Suriye örnekleri üzerinden uygulamaların kavrama etkisi tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Koruma Sorumluluğu, başkasını koruma, Libya, Suriye
  • Master Thesis
    Uzay Hukukunda Takım Uydulara İlişkin Hukuki Meseleler
    (2024) Akyol, Anıl; Çakır, Tuğrul
    Uzay, insanlığın keşfetme arzusu ve teknolojik ilerlemesiyle sonsuz bir potansiyele sahip bir ortam olarak her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Ancak uzayın bazı sınırlı kaynakları ve çevresel hassasiyetleri, bu alandaki faaliyetlerin düzenlenmesini ve denetlenmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda takım uyduların uluslararası hukuk açısından incelenmesi, uzayın müspet hukuki çerçevesindeki eksikliklerin belirlenmesi ve çözümler önerilmesi gereken önemli bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma için oldukça büyük katkılar sunan ve görece çok daha düşük maliyetler ile uzay temelli hizmetlerin verilmesinin bir yolu olan takım uyduların kontrolsüz çoğalması birtakım potansiyel tehdit barındırmaktadır. Özellikle mega takım uydu girişimlerinin ortaya çıkışı sonrasında, ele alınma gerekliliği giderek artan üç temel mesele; uzay enkazının azaltılması, karanlık gökyüzünün korunması ve radyo enterferansının önlenmesi, bu çalışma kapsamında incelenen esas potansiyel tehditler olmuştur. Takım uydular a uygulanabilecek uluslararası hukuki rejim, Birleşmiş Milletler uzay andlaşmaları ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği düzenlemeleri çerçevesinde ele alınmıştır. Daha sonra, sürdürülebilir uzay faaliyetleri için önem arz eden uzay enkazı, ışık kirliliği ve zararlı enterferans sorunları incelenmiş; bu sorunlar için bağlayıcı olmayan kılavuzlar ve ulusal mevzuatlardaki yaklaşımlar ön plana çıkarılarak çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    Kamu İhale Sözleşmelerinde İdarenin Temerrüdü
    (2021) Erdoğan, Akif; Kılıçoğlu, Ahmet M.
    4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile Yapım İşleri Genel Şartnamesinde yüklenicinin temerrüdüne ilişkin hükümlere yer verilmesine rağmen, idarenin temerrüdüne ilişkin hükümlere yer verilmemiş ve sadece Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na yollama yapmakla yetinilmiştir. Bu yollama uyarınca yüklenici edimin ifası için idareye başvurduğunda, yüklenicinin başvurusu haksız olarak idarece reddedildiği takdirde ne şekilde hak aranması gerektiği izaha muhtaçtır. Çalışmamızın birinci bölümde, kamu ihale sözleşmelerinin genel niteliği, ikinci bölümde, Kamu İhale Sözleşmelerinin alacaklıdan kaynaklanan sebeplerle alacaklının temerrüdünün şartları, son üçüncü bölümünde ise, kamu ihale sözleşmelerinde temerrüdün şartları ve sonuçları ile seçimlik hakların ne zaman ve nasıl kullanılacağı, sözleşmeden dönme durumunda yüklenicinin talep edebileceği haklar ele alınacaktır.
  • Master Thesis
    İdari Para Cezaları ve İdari Yargı Denetimi
    (2022) Dağlı, Gözde; Günday, Metin
    Bu çalışmanın ana konusunu idari para cezaları, idari para cezalarının idari yaptırımlar içerisindeki yeri ve idari para cezalarına hâkim olan ilkeler söz konusu ilkelerin idari para cezaları açısından önemi, idari para cezalarında olması gereken güvenceler ve idari para cezalarının yargısal denetimi ve denetimde önem arz eden hususlar oluşturmaktadır. Çalışmamda hukuk devleti ilkesinin en önemli sonuçlarından biri olan yasallık ilkesi üzerinde önemle durulmuştur. Bu bağlamda yasallık ilkesi ve bu ilkenin bağlantılı olduğu diğer ilkelere değinilerek idari para cezaları bakımından nasıl düzenlendiği ve sonuçları ayrıca yasallığın kabahatlerde ve idari para cezalarında nasıl düzenlendiği, yargı kararlarına nasıl yansıdığı açıklanmaya çalışılmıştır. Öte yandan, idari para cezalarının idari yaptırım türleri ve diğer para cezalarından ayrılan yönleri ve yargısal denetim bağlamında görevli yargı yeri sorunu üzerinde durularak temelinde bir idari işlem olması sebebiyle idari yargı denetimine tabi olması gerekliliği ve denetimde nelere dikkat edildiği üzerinde durulmuştur. Son olarak, idari yargı denetiminde yürütmenin durdurulması müessesinin yeterli koruma sağlayıp sağlamadığı açıklanmak suretiyle denetimde olması gerekenler belirlenmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    İnsan Haklarına Ekolojik Yaklaşım Çerçevesinde İklim Mülteciliği
    (2021) Uyar, Büşra; Öner, A. Aslı Şimşek
    Çağımızın temel problemlerinden olan iklim değişikliği, insanların asgari yaşam koşullarını, sağlıklarını, besin ve su kaynaklarını etkileyen bir kriz haline gelmiştir. Öyle ki, günümüzde insanlar, iklim değişikliğinin yol açtığı sonuçlar nedeniyle ülkelerini terk edip farklı ülkelere göç edebilmektedir. Bu durum, uluslararası hukukun gündemine yeni taşınmış olan, henüz adlandırılması, tanımı ve hukuki çerçevesi üzerine bir uzlaşma sağlanamamış bir konudur. Ancak bu kişilerin göç etmelerine sebep olan, yaşamlarını ve sağlıklarını tehdit eden hak ihlalleri, genel olarak iklim değişikliğini ve bu bağlamda iklim mültecilerinin sahip olduğu hakları tartışmayı zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada da iklim değişikliğinin yol açtığı sebepler dolayısıyla bulundukları ülkeyi terk etmek zorunda kalarak farklı ülkelere göç eden kişilerin insan hakları konu edilmektedir. Bununla birlikte insan hakları hukukunda haklardan söz etmek bu hakları tanıyan, koruyan ve ihlallerinden sorumlu tutulan yükümlülerin kim olduğu sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu noktada karşımıza insan haklarının en temel yükümlüsü olan devletler çıkmaktadır. Özellikle devletlerin iklim değişikliğine yönelik önleme yükümlülüğü, meydana gelen göçleri ve yaşanan insan hakları ihlallerini engellemek, bu ihlallerin daha büyük boyutlara ulaşmasının önüne geçmek açısından önemli bir yükümlülük olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak günümüzde çevrenin bozulmaya devam etmesi, devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen belgelerin yeterliliği sorusunu akla getirmektedir. Bu çalışmada da iklim değişikliği sebebiyle göç eden kişilerin sahip olduğu haklar ve devletlerin bu konudaki önleme yükümlülüğü ele alınmıştır. Bununla birlikte mevcut hukuk metinlerinin yetersizliğinin sebebi de sorgulanmış, bu bağlamda insan hakları hukuku incelenmiştir. Nitekim insan faaliyetleri, iklim değişikliğine sebep olan en temel faktörlerden bir tanesi olmuştur. Bu sebeple hukuken tek hak öznesi olarak konumlanan insanın sahip olduğu hakların ve bu hakları düzenleyen insan hakları hukukunun da sorgulanması gerekmektedir. Bu noktada hukuka ve insan hakları hukukuna daha radikal bir bakış açısıyla yaklaşan farklı yaklaşımlar yol gösterici olacaktır.
  • Doctoral Thesis
    Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Singapur Sözleşmesi Uygulama Alanı
    (2024) Bora, Özlem; Elçin, Doğa
    Milletlerarası nitelik içeren ticari arabuluculuk uygulamalarının sonuç ve etkilerinin öngörülebilirliği ile yeknesaklaştırılması amacıyla hazırlanan Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Singapur Sözleşmesi), Türkiye'de 11 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yürürlüğe girme sürecinin henüz çok yeni olmasından dolayı Singapur Sözleşmesi'nin uygulama alanını ve Türk hukukuyla uyumunu incelemeyi hedefleyen çalışma konumuzun belirlenmesinde öğreti ve uygulamada duyulan ihtiyaç etkili olmuştur. Singapur Sözleşmesi imza töreninden itibaren ülkemizde olduğu gibi çok sayıda ülkede önemli bir gündem konusudur. Çalışmamızda özel bir kanunla düzenlenen arabuluculuk ile giderek alanı genişletilen dava şartı arabuluculuk konusundaki yasal düzenlemeler dahil Türk arabuluculuk mevzuatı Singapur Sözleşmesi perspektifinden incelenmeye çalışılacaktır. Giriş ve iki bölümden meydana gelen çalışmamızın giriş bölümünde çalışmamızın kapsamı ve amacına ilişkin bilgi verilmiş ve inceleme yöntemimiz sunulmuştur. Giriş bölümünde adalete erişim hakkı yönünden arabuluculuk, sulh kurumuna Türkiye'nin yaklaşımı ve Singapur Sözleşmesi yönünden sulh konusunun değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde arabuluculuk kavramı ve tanımı, uzlaştırma ile ilişkisi, arabuluculuk modelleri ve arabuluculuk sürecindeki sözleşmeler Singapur Sözleşmesi açısından incelenmiştir. Birinci bölümde Türk hukukunda arabuluculuğun tarihsel gelişimi ve yasal düzenlemelere de yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise uluslararası alanda arabuluculuk ile ilgili düzenlemeler, Singapur Sözleşmesi hazırlık süreci, sistematiği, kavramları incelenmiş ve Singapur Sözleşmesi uygulama alanı, temel unsurları ile Türk hukuku yönünden uyumu tartışılmıştır. Çalışmamızda Singapur Sözleşmesi yönünden belirsiz ve tartışmalı olan konular açıklığa kavuşturulmaya çalışılmış olup, uluslararası ve ulusal literatür araştırması sonucundaki öneri ve görüşlerimiz ile çalışmamız tamamlanmıştır.
  • Master Thesis
    Gecikmiş İfayı Ret ve Olumlu Zarar İstemi
    (2023) Oktay, Hasan Hüseyin; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat
    Sözleşme içi ve sözleşme dışı sorumluluk olarak iki ana öbeğe bölünebilen Türk Sorumluluk Hukuku içerisinde olumlu zarar, sözleşme içi sorumluluğa özgüdür. Sözleşme içi sorumluluk kapsamında ise olumlu zarar, edimin ifasının yerine getirilmesinin olanaksızlaşması ve borçlunun temerrüdü durumunda etkinlik kazanacaktır. Eş deyişle, sözleşmeden doğan borcun dar anlamda ifa edilmemesi durumlarında olumlu zarar istemi oluşturulabilir. Bunun dışında sözleşmenin olumlu ihlali durumu da bulunmaktadır. Dar anlamda ifa edilmeme durumlarının dışındaki tüm borca aykırılık durumları sözleşmenin olumlu ihlali olarak değerlendirilecektir. Yaşamın olağan akışı gereği sözleşmesel ilişkilerde ifanın gecikmesi durumu sıklıkla görülebilir. İfanın gecikmesine bağlanan en önemli sonuçlardan biri temerrüttür(direnimdir). Temerrüt, sözleşme dışı sorumluluk durumlarında da etkin olur. İfada gecikme, yalnız başına temerrüt sonucunu doğurmayacaktır. Temerrüt için birtakım ek koşullar gerekmektedir. Hem alacaklının hem borçlunun temerrüdü söz konusu olabilmekle birlikte iş bu çalışmanın çerçevesi, borçlunun temerrüdü bağlamında oluşturulmuştur. Sözleşme içi sorumluluk kapsamında borçlunun temerrüdü sonucu alacaklıya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1 (TBK) m. 125'de türlü seçimlik haklar tanınmıştır. Bu haklardan aynen ifa istemi, yalnızca temerrüt durumu ile sınırlı olmayıp kusuru da gerektirmemektedir. Zararı aynen ifa ile karşılanamayan alacaklı, borçlunun kusuruna bağlı olarak gecikme tazminatı isteyebilir. Gecikme tazminatı istemi kusura dayanmalıdır. TBK m. 125'in tanıdığı hakların ikinci öbeği, iş bu tez çalışmasının gövdesini oluşturmaktadır. Borçlunun temerrüdü sonucu alacaklı, belirli ek koşulları sağlayarak geciken ifayı reddedebilir. Gecikmiş ifanın reddedilmesi, temerrüt konusunun alt kümesidir. Bu nedenle öncelikli olarak temerrüde ilişkin hükümlerden genel olarak söz edilmelidir. Geciken İfadan vazgeçilmesi sonucu kullanılabilecek iki hak; ifa yerine olumlu zarar istemi ve sözleşmeden dönme sonucu olumsuz zarar istemidir. Sözleşme ilişkileri kapsamında borçlunun temerrüdü sonucu gecikmiş ifayı reddeden alacaklı, sözleşmeyi ayakta tutarak ve ifanın biçimini değiştirerek olumlu zarar isteminde bulunabilir.
  • Master Thesis
    Türk Ceza Mahkemesi Kararlarının Disiplin Hukukuna Etkisi
    (2023) Ekinci, Mustafa Necati; Sever, Dilşad Çiğdem
    Bir fiil, hem ceza hukukunun hem de disiplin hukukunun korumak istediği değerlere karşı tehdit unsuru olabilir. Bu durumda gerekli koşulların oluşması halinde ceza muhakemesi süreci başlayacaktır. Fiil aynı zamanda disiplin suçunu oluşturduğu için disiplin soruşturması da başlayacaktır. Bu noktada ceza hukuku ve disiplin hukukunun yolları kesişecektir. Disiplin hukuku ilke ve amaç bakımından ceza hukukundan farklıdır. Bu hukuk disiplinlerinin korumak istedikleri değerlerde farklıdır. Bu fark göz önüne alındığı zaman aynı fiil için farklı kararların çıkması muhtemeldir. Bu durumda 'ne bis in idem' ilkesinin disiplin hukukuna olan etkisi tartışılacaktır. Ceza davaları bir muhakeme faaliyetidir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmaları ise idari işlem niteliğindedir. Bu durum, ceza hukuku ve disiplin hukuku bakımından önemli bir farktır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda ceza muhakemesindeki hükmün disiplin hukukuna etkisi incelenmesi gereken bir husustur. Bu husus mahkeme kararları ışığında tartışılacaktır.
  • Master Thesis
    Medeni hukukta zina
    (2020) Kaya, Berna Berfin; Kılıçoğlu, Ahmet M.
    4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 185. maddesi, eşler arasında kurulan geçerli bir evlilik birliği içerisinde sahip olunan hakları ve üstlenilen yükümlülükleri düzenlemektedir. Bu kapsamda evlilik birliğinin eşlere yüklediği en önemli yükümlülüklerden birisi de sadakat yükümlülüğüdür. Zina, sadakat yükümlülüğünün bir görünümü olan cinsel sadakati ihlal eden davranış niteliğinde olup, evlilik birliği devam ederken eşten başka bir kimseyle cinsel ilişki yaşanmasını ifade etmektedir. Günümüzde zina, ceza hukuku alanında suç olmaktan çıkarılmakla birlikte, medeni hukukun farklı alanlarında ayrı yaptırımlara tabi tutulmuştur. TMK'de özel ve mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenen zina, ayrıca eşler yönünden tazminat ve nafaka sorumluluğuna yol açabilmektedir. Bununla birlikte kanun koyucu, mal rejiminin tasfiye edilmesine ilişkin hükümlerde zinayı dikkate alarak istisnai bir düzenleme yapma gereği duymuştur. Tüm bunların yanı sıra, koşulların oluşması hâlinde zina eyleminde bulunan kişi mirasçılıktan çıkarılma yaptırımıyla da karşılaşabilecektir.
  • Master Thesis
    Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurularda Kabul Edilebilirlik Kriteri Olarak Başvuru Yollarının Tüketilmesi
    (2022) Sevim, Zübeyr Bayram; Ergül, Ozan
    Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin en etkili şekilde korunması için belirli mekanizmalar oluşturulmaktadır. Bireysel başvuru mekanizması da bunlardan biridir. Bireysel başvuru mekanizması, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) hak ihlali iddiası ile yapılacak bir başvuru ile işletilmektedir. Başvurucu kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiası ile ihlalin ortadan kaldırılması için olağan kanun yollarına başvurduğu halde söz konusu ihlal ortadan kalkmamış veya ihlalin neden olduğu zarar tazmin edilmemiş ise, AYM'ye bireysel başvuruda bulunulabilecektir. Ancak bireysel başvuruda bulunabilmek için belli birtakım kriterler vardır. Bu kriterlerden biri de 'başvuru yollarının tüketilmesi' kriteridir. Bu kritere göre; kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen birey, ihlalin ortadan kaldırılması ve ortaya çıkan zararın tazmini için etkili ve erişebilir olan tüm başvuru yollarını tüketmek zorundadır. Aynı zamanda ihlali ortadan kaldırıcı ve zararı tazmin edici idari makamlar mevcutsa, söz konusu bu makamlara da başvuru yapılması ve bu yollarında tüketilmesi zorunludur. Başvuru yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurular, AYM tarafından kabul edilemez bulunacaktır. Başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin temel amacı kamu gücü tarafından bireylerin temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının öncelikle Devletin olağan mekanizmaları tarafından çözüme kavuşturulmasını sağlamaktır. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması Devletin en temel görevidir. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi ve bu ihlal nedeniyle ortaya çıkan zararları devletin mekanizmaları tarafından giderilemediği takdirde, AYM devreye girmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç, bireysel başvurunun kanun yolu veya idari makamlara başvurudan farklı olarak olağan dışı bir yol olduğudur. Dolayısıyla bireysel başvuru mekanizması, bu haliyle ikincillik ilkesine dayanmaktadır. Bu tezin amacı AYM'ye bireysel başvuruda bulunabilmek için kabul edilebilirlik kriterlerinden olan başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin anlamını, amacını, kapsamını, sınırlarını ve istisnalarını ortaya koymaktır.