93 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 93
Master Thesis Shakespeare'in Problem Oyunlarındaki İdealizm Kavramına İronik Yaklaşım(2012) Güven, Samet; Adanur, Evrim DoğanBu tezin amacı, Shakespeare'ın Troilus and Cressida, All's Well That Ends Well and Measure for Measure oyunlarındaki aşk, adalet, savaş, hukuk ve dürüstlük gibi kavramların çarpıtılmasının, ince alay unsuru göz önünde bulundurularak incelenmesidir. Bu incelemelerden yola çıkarak, tezin konusu olan oyunlar vasıtasıyla Shakespeare'ın yaşadığı toplumun değerlerini ince alay vasıtasıyla eleştirdiği öne sürülmüştür.Eleştirmenlerin görüşlerinden yola çıkılarak, çalışmanın giriş bölümünde ?problem oyunlar? hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci oyun olan Troilus and Cressida'da savaş ve aşk konusunun çarptırılarak farklı bir şekilde yansıtıldığı açıklanmıştır. All's Well That Ends Well, bu çalışmada ele alınan ikinci oyundur ve bu oyunda aşk ve dürüstlük kavramlarının ironik bir şekilde nasıl yansıtıldığı konusunda fikirler öne sürülmüştür. Tezde ele alınan son oyun ise Measure for Measure'dır.Bu oyunda ise hukuk ve adalet kavramlarının uygun bir şekilde uygulanmadığında toplumda çıkabilecek huzursuzluklar üzerinde durulmuştur.Sonuç olarak, çalışmanın temelinde Shakespeare'ın sözü edilen kavramları, oyunlarına konu olarak nasıl aldığı ve idealizm kavramının yazarın ilgili eserlerinde ince alay unsuru göz önünde bulundurularak ne şekilde işlendiği yatmaktadır.Anahtar Sözcükler: Shakespeare, Problem Oyunlar, İnce Alay, IdealizmMaster Thesis The Marlovian Concept of 'hero as Reflected in Doctor Faustus, Tamburlaine and the Jew of Malta(2005) Aktaş, Tuba; Vale, MarciaÖZET Bu tezin amacı Christopher Marlowe tarafından yazılmış olan üç oyunun - Doctor Faustus, Tamburlaine ve The Jew of Malta - Elizabeth dönemi İngiltere'sinde tarihi yönden incelenmesidir. Yapılan araştırmada Tarihsel İnceleme yöntemi kullanılmıştır. Söz konusu yazar Christopher Marlowe 1564'te Canterbury' de doğmuş ve 1593'te ölmüştür. Yirmidokuz yıllık çalkantılı hayatına Cambridge Üniversitesinde Lisans ve Yüksekîi.sans eğitimini, çeviri, şiir ve oyun çalışmalarım ve İngiliz Gizli Servis görevlerini sığdırmayı başarmıştır. Oyunlarının kahramanlarında kendi hayatından kesitler geniş ölçüde yer alır. Kahramanların ortak özellikleri ise güç - fiziksel, bilimsel ya da maddi - elde etmek için her türlü yola başvurmaktan çekinmemeleri, üstlendikleri misyonu sınırların çok ötesine taşımaya meyilli olmalarıdır. Doctor Faustus adlı oyunda daha fazla bilgi, dolayısıyla da daha fazla güç elde etmek isteyen bir akademisyenin ruhunu ve bedenini şeytana satması işlenmektedir. Yazarın yaşadığı dönemin vazgeçilmez unsuru olan bilgi edinme ve edinilen bilgiyi çabucak tüketme eğiliminden yola çıkılarak yazılmış bir oyundur Doctor Faustus. Dünyevi bilgileri edinmiş ve çoktan tüketmiş olan doktor daha fazla bilgi, hiç kimsenin sahip olamayacağı bilgi için herşeyini feda etmeye hazırdır. En ulaşılmaz olan bilgiye, yani tanrısal bilgiye erişebilmek için şeytanla anlaşma yapar ve ruhunu- ve bedenini şeytana satar. Ancak sonuçta edinebildiği bilgi klasik Hristiyan doktrinlerinden daha fazlası değildir. Tamburlaim gözünü iktidar hırsı bürümüş bir çobanın hikayesidir. Çobanlıktan hükümdarlığa giden yolda kazanılabilecek her karış toprak için yapılmayacak hiçbirşey yoktur Tamburlaine için. Dönemin en büyük hükümdarlarını basamak olarak kullanmaktan bile çekinmez. Asar, keser, öldürür, kumpaslar kurar ancak sonunda bir kral kızı olan Zenocrate'a teslim olur. Birinci bölümün sonunda Tamburlaine ve Zenocrate'm evliliklerine şahit olunur. Önüne geçilmez bir hükümdarlık kurmak için yapılan herşey, güzellik kavramına boyun eğer. The Jew of Malta, dönemin ticaret rotalarının kesişme noktasında, İngiltere, İspanya ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki güç savaşlarına sahne olan bir adada, Malta' da yaşayan bir yahudinin öyküsüdür. Yahudilerde tipik olarak bilinen para kazanma hırsı kurnaz Barabas'ta da fazlasıyla mevcuttur. Ancak Malta valisi olan Ferenze'nin de kurnazlıkta Barabas'tan aşağı kalır yanı yoktur ve Osmanlılara borçlu olduğu vergiyi adada yaşayan yahudilerden toplamaya kalkar. Gönüllü verenden malının yarısını, gönülsüz olanların da tüm malvarlığını alır. Tek gönülsüz olan Barabas'tır çünkü bir yahudi olarak kendini diğerlerinden daha üstün görmektedir ve bu yüzden de oyun boyunca Hristiyan rejimden intikam almaya çalışır. Sonuç olarak her üç karater de içinde yaşadıkları toplumda, güç hırslarıyla ön plana çıkan sıradan insanlardır. ıııMaster Thesis İngiliz Gotik Edebiyatında Tekinsizlik Kavramı: Horace Walpole?un The Castle Of Otranto, Charles Robert Maturin?in Melmoth The Wanderer Adlı Romanları(2011) Paçcı, Hatice Tüzün; Canlı, GülsenBu tez çalışmasının esas amacı ,18 ve 19. Yüzyıllarda Gotik romanın nasıl geliştiğini, değiştiğini göstermek ve tekinsizlik kavramının nasıl kullanıldığını türün başlangıcı olarak Horace Walpole'un The Castle of Otranto(1764), psikolojik Gotik olarak da Charles Robert Maturin'in Melmoth the Wanderer (1820) adlı eserlerini metin analizi yöntemi ile Sigmund Freud'un Tekinsizlik makalesi ışığında incelemek ve Gotik romanın aynı zamanda psikoterapi aracı olmak gibi bir işlevinin olduğunu göstermektir..Okuyucuyu saran psikolojik ve karmaşık ögeler göz önüne alındığında, Gotik roman öncelikli olarak okuyucusunu eğlendirme arzusunun yanı sıra, korkutmak üzerine de kurulu çelişkili bir türdür. Bu anlamda oxymoroniktir; doğaüstü şartlarda `korku' ve `büyük bir zevkle ürpermek' gibi iki aşırı duyguyu birleştirmek bu türün belirgin özelliklerinden biridir. Bu noktada Gotik romancılar için can alıcı şey okuyucunun hayal gücünü özgür bırakmak, ve onu egzotik, gizemli ve bilinmeyen dünyalara doğru yönlendirmektir.The Castle of Otranto'da Walpole bir fantezi dünyası yaratarak okuyucusunu hem eğlendirmek, hem de aynı zamanda toplumun sorunlarını gözlemlemesini sağlamıştır. Melmoth the Wanderer'da Maturin insan doğasını inceleyerek insan psikolojisini yansıtmış, hem de toplumun ilkelerini ve kurumlarını eleştirmiştir. Böylece bu iki eser boyunca, Walpole ve Maturin okuyucunun keyifli bir dehşet arzusuna olan merakını tatmin etmişler ve aynı zamanda da psikososyal bir terapi olarak da toplumu gözlemlemesini sağlamıştır. Diğer yandan, bu iki eser korku, terör, dehşet, tekinsizlik ve yücelik duyguları açısından okuyucunun zihinlerine hitap ettikleri için de dikkate değerdir.Doctoral Thesis Apokaliptik Romanların Karakteristik Açıdan Karşılaştırmalı Çalışması: Mary Shelley'nin The Last Man'i, H.g. Wells'in The War Of The Worlds'u, John Wyndham'ın The Day Of The Triffids'i ve Jeanette Winterson'ın The Stone Gods'ı(2020) Gürova, Ercan; Elbir, Nüket BelginBu çalışmanın amacı İngiliz apokaliptik romanlarının karakteristik özelliklerindeki dönüşümü ve bu dönüşümün neden ve sonuçlarını Shelley, Wells, Wyndham ve Winterson'ın romanları üzerinden 1826'dan 2007 yılına kadarki süreçte tartışmaktır. Bu çalışma İngiliz Edebiyatında ilk modern apokaliptik romandan başlayarak seçilen dört romanda resmedilen apokaliptik şartların, unsurların ve güçlerin dönüştüğünü göstermeyi amaçlamaktadır. Bu dönüşüm esrarengiz, görünmez ve beden-dışı güçlerden bir grup bilim insanı, tiran kötü karakterlere veya uzaylılara ve nihayet felaketlerden herkesin doğrudan sorumlu olduğu kolektif bir suçluluğa doğru olmuştur. Seçilen romanlar apokaliptik, postkolonyal, posthumanist ve ekokritik yaklaşımların bulgularından yararlanacaktır. Bilim Kurgu eleştirmeni Darko Suvin'in 'biliş, yadırgatma ve yenilik' kavramlarına romanların tartışmasında atıfta bulunulacaktır. Bu çalışma ayrıca seçilen romanları Kermode ve Berger'in apokaliptik teorileri/yazıları ışığında ele alacaktır.Master Thesis William Blake ve William Wordsworth Şiirlerinde Çocuk İmgesi(2016) Altahhan, Asmaa Raafat Noori; Aras, GökşenBu tezin amacı, William Blake ve William Wordsworth şiirlerinde çocuk imgesini tarihsel ve kuramsal çerçevede tartışmaktır. Tezin başlangıç noktası çocuk imgesi kavramının romantik algıyla bağlantısını incelemektir. Çocuk imgesinin kavramsal analizi adı geçen iki Romantik şairin bu kavramı hayal gücünün kaynağı şeklinde ifade ettiğini ortaya koymaktadır. Çocuk imgesi, William Blake'in Songs of Innocence and of Experience başlıklı eserinden seçilen şiirlerine ve William Wordsworth'ün Intimations of Immortality from Recollections of Early Childhood ve The Prelude eserlerine göndermeler yaparak Jung'un çocuk arketipi kuramı açısından ele alınmaktadır. Birinci bölümde, Romantik dönemin sosyal, tarihsel gelişimi ve Romantik şiirde çocuk imgesi kavramları incelenmektedir. Jung'un kolektif bilinçdışı ve çocuk arketipi kuramlarının William Blake ve William Wordsworth'ün şiirlerinde nasıl yansıtıldığı analiz edilmektedir. Tezin ikinci bölümü, William Blake şiirlerinde çocuk imgesini ve bu imgenin bir bütünleşme ve hayal gücü kaynağına dönüşümünü incelemektedir. William Blake, çocuk imgesini masumiyet ve deneyim gibi birbirine zıt iki kavram açısından ele almaktadır. Üçüncü bölümde William Wordsworth'ün Intimations of Immortality from Recollections of Early Childhood başlıklı eserinde çocuk imgesi ve ölümsüzlük kavramını nasıl ifade ettiği üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde ayrıca Wordsworth'ün The Prelude eserinde çocuk imgesi ve insan zihninin gelişimi arasındaki ilişki üzerinde durulmaktadır. Sonuç kısmında, William Blake ve William Wordsworth'ün şiirlerinde çocuk imgesini ele alış biçimleri arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya konmaktadır. Jung'un kuramı ışığında çalışılan bu tezde çocuk imgesinin ilham, hayal gücü ve bütünleşme kaynağı olarak söz konusu şairler ve eserlerinde önemli bir yeri olduğu sonucuna varılmıştır.Doctoral Thesis Displacement and Fluid Identities in Little Bee, Shooting Kabul and Exit West(2021) Rıaz, Adnan; Tekin, KuğuGünümüzde yaşanan göç dalgaları, uluslararası toplumun yerli kültürlere bakış açısını yeniden şekillendirdi. Göçmen kültürü, ulus-devletlerin değerlerini, kültürlerini ve normlarını bir dereceye kadar seyrelterek onlara meydan okumaktadır. Tez, göçün keyfi bir seçim olmaktan ziyade kapitalizm ve küreselleşmenin sonucu olarak ortaya çıkan bir zorunluluk olduğuna odaklanmaktadır. Başlıca suçlular olan sömürgecilik ve yeni-sömürgecilik araçları, zayıf ulusların, gelişmiş dünyanın ekonomik ve politik çıkarlarını beslemek için sömürülmesinde kullanılmaktadır. Kültürel ve ekonomik parazitler olarak görülen mültecilere sığındıkları gelişmiş ülkelerde nefretle bakılmaktadır. Little Bee Shooting Kabul ve Exit West romanları mevcut göç krizini mercek altına almaktadır. Žižek ve Agamben'in göçmenlerin doğuşu ve hak mücadelelerine ilişkin görüşlerinin de desteğiyle bu tez, konu ve kuramlar arasında bir paralellik kurmaktadır. Little Bee çok uluslu şirketlerin faaliyetlerinin kurbanı olan genç bir mülteci kızın mücadelelerini anlatmaktadır. Hikâyede genç kız her ne kadar Birleşik Krallık'a ulaştıktan sonra olumlu ilişkiler kurmaya çalışsa da yetkililer onu mülteci kimliğini kanıtlayan belgeleri göstermediği nedeniyle sınır dışı eder. Shooting Kabul Afganların, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin çekilmesinin ardından Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesiyle savaştan zarar gören Afganistan'dan gidişlerini anlatmaktadır. Eserde göçmen kültürünün derin köklülüğü, göçmenlerin ev sahibi kültüre meydan okuma biçimleri ve göç sonrası yaşam betimlenmektedir. Exit West dini fanatikler tarafından istila edilen mültecilerin vatanının kasvetli bir resmini çizmektedir. Vatandaşlar her ne kadar Batı yaşam modelini kopyalamaya çalışsalar da ekonomik ilerleme ve barış sağlayamazlar. Ancak roman, korkunç bir savaşın ardından göçmeyip yurtta kalanlar ve göç edenlerin yeniden buluşup yakınlaşmalarıyla olumlu bir hava ile sona ermektedir.Master Thesis Peter Ackroyd'un Tarihsel Üstkurmaca Olarak Adlandırılan Romanlarının Kurgu,gerçek ve Zaman Kavramlarını Postmodern Yaklaşım Açısından Yansıtması(2007) Haktanır, Belgin Selen; Menteşe, Oya BatumBu çalısma Peter Ackroyd'un `tarihsel üstkurmaca' olarak tanımlanan The Great Fire of London, Hawksmoor ve First Light romanlarındaki postmodern teknikleri incelemektedir. nceleme üstkurmaca yazın türü ile ilgili art alan bilgisi sunmakta ve yeni tarihselcilik ve tarihsel üstkurmaca türüne kısa bir bakıs atmaktadır. Çalısmanın kapsadıgı inceleme eserlerin anlatımı ve planı, karakterleri, zaman ve mekanı, ve dili üzerinden örnekler verilerek yapılmıstır. Hiciv, parodi, kendini yansıtma ve metinlerarasılık gibi postmodern metodları kullanarak, Ackroyd kurgu, tarih ve zaman kavramlarını sorgularken, ngiliz seleflerinin izinden gitmekte ve ngilizlik adını verdigi nosyonu kendi eserlerinde sürdürmektedir. Kısaca, çalısmanın amacı, Ackroyd'un tarihsel üstkurmaca yazın türüne örnek olan eserlerinin postmodern kurgu, tarih ve zaman kavramları anlayısına ne sekilde bir katkısı oldugunu ispatlamaktır.Master Thesis Angela Carter'ın Sirk Geceleri ve Bilge Çocuklar Romanlarında Bakhtin'in Karnavalesk'inin Kullanımı(2012) İnal, Merih; Menteşe, Oya BatumBu tezin amacı, post-modern yazar Angela Carter'ın Sirk Geceleri ve Bilge Çocuklar romanlarında Mikhail Bakhtin'in karnavalesk kavramı kullanımını incelemektir. Çalışma, söz konusu yazarın karnavaleski ataerkil değerleri çarpıtmak için kullandığını göstermeyi amaçlar. Giriş bölümünde, Angela Carter'ın edebi biyografisi ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra, post-modern feminist bir yazar olarak kullandığı fantezi, parodi ve büyülü gerçekçilik teknikleri kısa bir post-modernizm önbilgisi ile açıklanır. Bu bölümde ayrıca Mikhail Bakhtin'in edebi biyografisi ve bunun kuramlarının oluşumuna etkisi üzerine bilgi verilir. Bakhtin'in çok-dillilik, diyalojizm ve kronotopi kuramlarının açıklanmasının ardından karnavalesk kavramı incelenmektedir. Gelişme bölümünde, Angela Carter'ın adı geçen romanlarında, karnavaleskin iki önemli özelliği olan grotesk gerçekçiliği ve karnaval kahkahasını kullanımı irdelenmekte ve Carter'ın bunları kullanma nedeni olarak ataerkil düzeni çarpıtmak, yıkmak ve geçici de olsa yeni bir düzen kurmayı amaçladığı savunulmaktadır. Sonuç bölümünde, Carter'ın ataerkil düzeni yıkarak kurduğu yeni düzenin, kadınlar için daha özgür bir ortam sağladığı fakat bu durumun karnavallar gibi sadece geçici bir süre devam ettiği ve arkasından baskın kültürün kurallarının hüküm sürmeye devam edeceği kanıtlanmaktadır.Anahtar Sözcükler: Angela Carter, Mikhail Bakhtin, Postmodern roman, Karnavalesk, Ataerkillik.Doctoral Thesis Milton ve Blake'in Dini Şiirlerinde Akıl ve İnsan Mükemmeliğinin İlişkisi(2018) Asıatıdou, Kyrıakı; Gültekin, Azade LerzanBu tez, John Milton ve William Blake'in şiirlerinde akıl'ın kullanımını, insanın mükemmelliğini, yani insanın gerçek Benliğinin mucizevi idrakı acısından yapılan, ortodoks Hristiyan tanımı baglamında inceler. Milton ve Blake insandaki akıl'ı Tanrı'nın Logos'u olan İsa'nın doğası ile tanımlar ve böylece insan ile Tanrı arasındaki yakın ilişkiyi bulurlar. İnsan ve Tanrı arasındaki akıl yoluyla bulunan yakın ilişki, kilisenin eski pederlerinin Oğul/İsa ''hipostatik birleşim'' doktrininden yola çıkarak betimlenen ''evlilik imajından'' esinlenen, iki şairin şiirlerinde bolluk, aşım, verimlilik ve erotizm imgeleri ile kullanılmıştır. Bu tez, insanın varlığının mükemmel durumu olan ve Tanrı ile birleşiminin ön koşulu olan akıl'ın gerçek anlamını anlayan Milton ve Blake'ın şiirlerine odaklanır. Yazar, Milton ve Blake'in insan için akıl'ın telafi eden doğasının ortodoks yorumundan önce, Doğulu ilk dönem kilise yazarlarının formüle ettiği ilahiyatçıların Kristolojik ve Soteriolojik doktrinlerinin temel olduğu ortodoks Hristiyanlığının kapsayıcı bir tanımını sağlar. Bu tez, ortacağ sufileri tarafından ve sonrasında, Cambridge Platonistleri ve John Wesley ile temsil edilen Reformcular tarafından, Batıdaki Ortodoks Hristiyan geleneğinin devam ettirilmesinin izini sürer. Özellikle yazar, Doğulu ilk dönem kilise yazarlarının doktrinleri olan: Baba, Oğul, Kutsal Ruh, ''Hipostatik Birleşme,'' İsa'nın Tanrı'nın Logos'u olmasına ve insanın Tanrı'nın imgesi olması ifadesine odaklanır. Bu doktrinler, ortodoks Hristiyanlığının Tanrı'nın doğasını, insanın doğasını ve Tanrı ile insan arasındaki ilişki anlayışını ortaya çıkarır. Ayrıca bu doktrinler, aklın ilahi doğasının insanın ruhsal ölümsüzlüğü yolundaki tek yol olan rolünü ifade eder.Doctoral Thesis Victorya ve Thatcher Dönemi İngiltere'si Romanlarında Temsil Edilen Bir Alt Üst Etme Çalışması: North And South, Hard Times, Waterland, The Radiant Way(2019) Gündoğdu, Ebru Çeker; Canlı, GülsenBu tez, Kültürel Materyalizm ışığında, seçilen Victoria ve Thatcher dönemi İngiltere'si romanlarının muhalif bir okumasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu iki dönemin genel özelliklerini ortaya koyan dört roman seçilmiştir. Elizabeth Gaskell'ın North and South ve Charles Dickens'ın Hard Times seçilen Viktorya dönemi romanları, The Radiant Way ve Waterland Thatcher dönemi İngiltere'si romanlarıdır. Çalışmanın odağı, bu romanlardaki sınıf, aile ve eğitim kurumları ile ilgili karşıt unsurlar olmuştur. Bu kadar uzak dönemlerin karşılaştırılmasıyla, çalışma İngiliz toplumundaki güç ilişkilerinin iki dönem arasında nasıl değiştiğini ortaya çıkarmayı ve zaman zaman muhaliflerin hakim ideolojiyi nasıl şekillendirdiği yada yıktığını açıklamayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın iddiası, bu romanların yalnızca hakim ideolojileri değil, aynı zamanda onların muhaliflerini de barındırmakta olduğudur ve bu romanların daha derinlemesine anlaşılması için romanlarda mevcut manipülasyonların farkında olunması gerektiğidir. Çalışma ayrıca, ideolojilerin toplumda nasıl işlediğini ve insanların bu farklı çağlardaki algılarını nasıl şekillendirdiklerini ortaya koymaktadır.
