Search Results

Now showing 1 - 10 of 28
  • Master Thesis
    Stratejik Ortaklıktan Model Ortaklığa Türk-amerikan İlişkileri ve Ortadoğu
    (2011) Doğan, Zehra; Gürson, Poyraz
    Soğuk Savaş boyunca Türkiye-ABD ilişkileri Sovyet yayılmacılığı ve komünizm tehdidi altında ortak güvenlik temelli gelişirken Soğuk Savaş sonrası dönem özellikle iki ülkeye Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu'da daha çok işbirliği olanakları sunmuş ve iki ülke ilişkileri için ?stratejik ortaklık? modeli gündeme gelmiştir. Körfez Savaşı bu yeni ilişki biçimi için ilk sınav olurken 11 Eylül Saldırıları sonrası yaşanan gelişmeler geliştirilmeye çalışılan ?stratejik ortaklık? ilişkisini derinden etkilemiştir. Nitekim Barack Hüseyin Obama, ABD Başkanı olduktan sonra ABD gibi büyük bir Hristiyan nüfusla Türkiye gibi laik bir devlet olmakla beraber nüfusunun büyük bir oranı Müslüman olan bir ülkenin ilişkisinin tüm dünyaya model olabileceğini dile getirerek ?model ortaklık? kavramını önermiştir. Ancak kavramın gündeme geldiği günden beri Ortadoğu kaynaklı yaşanan gerilimler bu kavramın içinin doldurulması noktasında sıkıntılar yaratmıştır. Özellikle Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ?stratejik derinlik? yaklaşımı ile Türkiye'nin komşuları ve Ortadoğu ile ilişkilerini geliştirmesi Türkiye'nin ABD ve Avrupa'dan uzaklaşarak Ortadoğu'ya yakınlaştığı ve dış politikanın bir ?eksen kayması? yaşadığı iddialarına neden olmuştur. Bu iddialar Türk-Amerikan ilişkilerine de doğrudan yansımıştır. Nitekim bu çalışma, tüm bu varsayımlar ışığında İkinci Dünya Savaşı'ndan Obama'nın ABD Başkanı olmasına kadar geçen sürede iki ülke ilişkilerinin seyrini Ortadoğu üzerinden aktarmayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Türk-Amerikan ilişkileri, Ortadoğu, Soğuk Savaş, Stratejik Ortaklık, Model Ortaklık, Stratejik Derinlik
  • Master Thesis
    11 Eylül Sonrası Dönem ve Değişen Yeni Dünya Düzeninde Stratejik Güvenlik Bağlamında Doğu Akdeniz'de İngiliz Üsleri
    (2014) Keser, Hazel; Yılmaz, Gözde
    Tarihin her döneminde göçler ve sorunlar adası olarak bilinen Kıbrıs adası özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'nin Ortadoğu'daki kalıcı tesislerini kapatması ve buralardaki askeri gücünü adaya yığmasının ardından bir ileri karakol olarak görev yapmaya başlar. 16 Ağustos 1960 tarihinde İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte İngiltere adadaki haklarından vazgeçerken stratejik öneme sahip iki hükümran askeri üs yanında bazı askeri tesisleri ve alanları da kendine ayırmayı ihmal etmez. Yıllar sonra Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilgili garanti anlaşmalarının Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için değil İngiltere'nin menfaatleri için hazırlandığı da tartışmaya açılacak bir konu olur. Bugün gelinen noktada ise Doğu Akdeniz'de son derece stratejik bir pozisyonda bulunan Kıbrıs adasında İngiltere'nin Dikelya ve Agrotur üsleri yanında ABD tarafından kullanılmakta olan bazı askeri tesisler ve dinleme istasyonları söz konusudur. Her iki ülkenin Echelon adı verilen ve neredeyse bütün dünyayı takip etmelerine imkân sağlayan bu telekulak sistemi yanında Ayios Nicholaos bölgesinde, ayrıca ABD Büyükelçilik binasında ve Trodos Dağlarında da istihbarat ağları ve sinyal istihbaratına yarayan tesisleri bulunmaktadır. Sanayi casusluğu, ekonomik ve askeri istihbarat yanında ABD, İngiltere ve müttefikleri tarafından zaman zaman farklı askeri operasyonlar için de kullanılan Dikelya ve Agrotur üsleri özellikle ABD'nin vazgeçmeyeceği tesisler arasındadır. Özellikle 11 Eylül 2011 tarihinde El Kaide'nin ABD'de gerçekleştirdiği saldırılar ardından başta ABD ve müttefikleri olmak üzere bütün Batı dünyası ve şüphesiz NATO'nun da savunma ve güvenlik stratejilerini değiştirmesine neden olmuştur. Böylece ABD ve İngiltere özellikle Doğu Akdeniz'de savunma ve güvenlik bağlamında yeni arayışlara girmeye başlamıştır. Bu durum adadaki üsleri ve istihbarat merkezlerini ise olmazsa olmaz haline getirmiştir.
  • Master Thesis
    Asya Ekseni Stratejisi ve Abd'nin Çin'e Yönelik Çevreleme Politikası
    (2021) Ayyıldız, Emine Elif; Yılmaz, Gözde
    İkinci Dünya Savaşı ardından meydana gelen çift kutuplu uluslararası sistemde Amerika Birleşik Devletleri, hegemonyasını sürdürmek, çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla Sovyetler Birliği'nin yayılma eğilimine karşı geliştirilen çevreleme politikası olarak adlandırılan stratejisiyle Sovyet tehdidini sınırlandırmak amacıyla birçok dış politika aracı kullanmıştır. Sovyet tehdidi ardından 1990'lar itibariyle Asya-Pasifik bölgesinde hızla yükselen Çin, 11 Eylül olayları, Irak ve Afganistan işgali ile artan savunma harcamaları dolayısıyla ekonomik kriz yaşayan ABD tarafından yeni bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, ABD'nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin yayılmasını önlemek amacıyla uyguladığı çevreleme politikasına benzer bir şekilde 21. yüzyılda Asya Ekseni stratejisiyle yükselen Çin'e karşı yeni bir çevreleme politikasının uygulanmasını ve bunun detaylarını incelemektir.
  • Master Thesis
    Mohsin Hamid'in 'the Reluctant Fundamentalist' ve Jhumpa Lahiri'nin 'the Namesake' Adlı Eserleri Üzerine Göçmen Kimlik Krizine İlişkin Postkolonyal Bir Okuma
    (2022) Akyüz, Hakan; Tekin, Kuğu
    Mohsin Hamid ve Jhumpa Lahiri, The Reluctant Fundamentalist ve The Namesake romanlarında göçmenlerin kimlik bozukluğunu resmeden iki yazardır. The Reluctant Fundamentalist'te 11 Eylül saldırılarının baş karakter olan Changez- New York'ta yaşayan Pakistanli bir göçmen – üzerindeki etkisi ve onun ve Müslümanların ABD'deki kimlik krizinin ana nedenleri inceliyor. Tartışma için Frantz Fanon'un kimlik görüşleri ve Edward Said'e ait Oryantalizm kullanılmıştır. Homi Bhabha'nın The Third Space ve Hybridity eserleri ve Stuart Hall'a ait 'Diaspora', ABD'deki Bengalli göçmelerin diasporik durumlarında kullanılıyor. Bu tez, ABD'deki hayatlarını, eski ve yeni arasında mücadele ettikleri kimlik bozukluğundan muzdarip olduklarını hayal eden Asyalı göçmenler fikrini veriyor. Romanların kahramanları, kendi yerel kültürleri ile üstün gibi görünen ev sahibi (Amerikan) kültürü arasında melez bir kültürel alan işgal eder. Bu tez, göçmene genellikle istenmeyen bir davetsiz misafir olarak davranan yeni bir kültüre girmesinden kaynaklanan kimlik krizini araştırır. Güney Asyalı göçmenlerin Amerikan kültürü ile yerli kültürleri arasında farklılığın yarattığı travmatik deneyimler, postkolonyal kültüre uyarlamak isteyen iki kahramanın kültürel tutumlarının geçiş aşamaları üzerinde durmaktadır.
  • Master Thesis
    Irak'ın Muhtemel Geleceği ve Türkiye'ye Etkileri
    (2013) Tülemez, Coşkun; Ünal, Hasan
    ABD, yeni Ulusal Güvenlik Doktrini gereği terörizmi desteklediği ve kitle imha silahları ürettiği ve bulundurduğu gerekçeleriyle 20 Mart 2003 tarihinde Koalisyon Kuvvetleri ile birlikte Irak'ı işgal etmiştir. Irak, ABD'nin 2003 yılındaki müdahalesinden itibaren Türkiye için en önemli dış politika konularından biri haline gelmiştir. TBMM'nin 1 Mart 2003'te almış olduğu ?tezkere? kararı, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a Türk topraklarından geçişi için izin çıkmaması ve ertesinde yaşanan olaylar, Amerika ile Türkiye arasında süregelen ?stratejik ortaklık? ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu kriz ile Türk-Amerikan ilişkileri farklı bir sürece girmiştir.2003 sonrası dönemde yaşanan yeniden yapılandırma süreci, Irak'a huzur ve istikrar getirmek yerine, etnik ve dini açıdan karmaşık olan toplumsal yapıdaki ayrışmayı daha da derinleştirmiştir. Irak'ın iki veya üç ayrı bağımsız devlet olarak bölünmesi muhtemeldir.Irak'ta halen; Kerkük, federalizm, petrol ve güvenlik, tartışmalı alanlar konularında çözülmeyi bekleyen birçok sorun bulunmaktadır. Ülkedeki etnik-sekter farklılıklar ve birbirlerine karşı politikaları ile bölgesel aktörlerin yaklaşımları mevcut sorunların kısa vadede çözülemeyeceğini göstermektedir. Bu durum Irak'ın geleceğine yönelik iyimser tahminler yapılmasını engellemekle birlikte bölünme senaryolarının da gündemde kalmasına sebep olmaktadır.
  • Master Thesis
    Saddam Hüseyin ve Bin Ladin'in ele geçirilmesinin uluslararası kamuoyuna sunumunun hegemonya kavramı kapsamında karşılaştırılması
    (2012) Aval, Burhanettin Selçuk; Gürson, Poyraz
    Dünya tarihinin en önemli günleri arasında yer 11 Eylül 2001, ABD'ye yeni bir dünya düzenini kurması hedefinde önemli bir katkı sağlamıştır. 11 Eylül olaylarıyla yeniden dizayn edilmek istenilen dünya düzeninde ?Sovyet'' korkusu yerini terörün soğuk ve ürkütücü yüzüne bırakmıştır.ABD'nin 43. başkanı olan ve 2001 seçimlerinde Clinton'ın döneminden hoşnutsuz olup, gelir kaybına uğrayan ve onun dönemindeki liberal aşırılıklardan rahatsızlık duyan orta sınıfın desteği ile Florida'da oy sayımı sırasında yaşanan karmaşanın ardından Yüksek Mahkeme'nin kararıyla ABD tarihindeki en tartışmalı ve şaibeli başkanlık seçimlerini kazanmayı başaran Bush, babası gibi realist çizgiden sapmadan askeri güce dayalı bir hâkimiyet peşinde koştu.Bu dönemde uluslararası ilişkiler yeniden şekillenmiş, tek kutuplu dünya düzeninde lideri George W. Bush ile tahakküme dayalı bir hegemonik dünya düzeni kurmaya çalışan ABD, dünya kamuoyunun tepkisi kazanırken, geçmişteki müttefiklerinin birçoğunun desteğini de yitirmiş, yüzlerce milyon insan tarafından da `'büyük düşman'' olarak algılanmaya başlanmıştır.ABD kamuoyunda, Bush başkanlığındaki 8 yıllık dönemde ülkelerinin dünya genelindeki imajları ve terörle mücadele adı altında dünyayı yeniden şekillendirme çalışmalarının başarısızlığı ve mali faturalarının tepkisini seçimlerde göstermiş daha ılımlı dış politika yürüteceğini ifade eden Demokrat Barack Obama'yı iktidara getirmiştir. Başkan Obama, uluslararası uzlaşmaya önem veren barıştan yana, uzlaşmacı, demokratik değerlerin ön planda olduğu ABD imajı yaratmak isteyen bir lider profili çizmeyi hedeflemiş ve bu yönde çalışmalarını yürütmektedir.Bush sonrası iktidara gelen Obama ise özellikle Müslüman coğrafyalarda zirveye tırmanan ABD düşmanlığını ve ülkesinin olumsuz imajını azaltmak, tekrar yitirilen sempatiyi kazanmak için çeşitli yollar denerken, `'büyük düşman'' ilan edilen terörizmle mücadeleyi de aksatmadan sürdürmektedir. Obama, Bush'un aksine ılımlı politikalarıyla rızaya dayalı bir hegemonya peşinden koşmaktadır.Her iki lider de medyayı en etkin şekilde kullanmış ve dünya kamuoyuna mesajlarını en etkin kitle iletişim araçlarıyla ulaştırmışlardır. ABD'nin gücü, bilinçli seçilen görseller kullanarak, sürekli tekrarlarla tüm dünyanın zihnine nakşedildi.
  • Master Thesis
    Birleşik Devletler-libya İlişkileri (2002-2012)
    (2017) Kablan, Amıra; Karasar, Hasan Ali
    Bu tezin amacı, ABD ve Libya arasındaki ilişki aşamalarını, bu ilişkilerin önemini ele alan sistematik bir analizle ve 2002 ve2012 yılları arasında Amerikan Büyükelçisine yönelik suikaste kadar yaşanan başlıca olayları vurgulayarak dikkatlice gözlemlemektir. Bu çerçevede belirtilen amaca ulaşmak için, bu çalışma, ABD-Libya ilişkilerininin erken tarihini, özellikle Libya'nın Osmanlı egemenliğinde olduğu ve Amerika Birleşik Devletlerinin Kuzey Afrika'daki hırsının ve çıkarının odağında olduğu 19. Yüzyılın başlarını kapsamaktadır. Bu dönemde ilişkilerde, bağımsızlığın kazanılmasından sonra ABD tarafından başlatılan ilk savaşın başlamasına sebebiyet veren inişler ve çıkışlar yaşanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda, Libya'nın İtalyan sömürgesi altında olduğı dönemi de ele almaktadır. ABD-Libya ilişkileri, özellikle kraliyet döneminde yaşanan çevreleme ve ABD'ye neredeyse tamamen bağımlılık aşamasını yansıtmaktadır. Libya'nın stratejik konumu ve petrol mevcudiyeti, Sovyetler Birliği'nin yayılmasına karşı kendi çıkarını ve etkisini güçlü bir şekilde savunan ABD için özel bir önem arz etmiştir. Bu tez, 1969 yılından 17 Şubat devrimine kadar olan Kaddafi rejimini incelemiştir. Son otuz yılda, ABD-Libya ilişkileri gergin olarak tanımlanabilirdi, fakat 1970'lerde ve 1980'lerde yaşanan askeri cepheleşme, ilişkilerde bir dönüm noktası olmuştur ve 11 Eylül saldırılarından sonra işbirliğinin yolunu açmıştır. Arap Baharı olaylarından sonra ilişkiler kötüleşmiş ve Amerika Birleşik Devletlerinin askeri müdahalesi nedeniyle yaşanan cepheleşme ve silahlı muhalif gruplara verilen destek Kaddafi'nin devrilmesine neden olmuştur. Son olarak bu çalışma, Obama yönetimi tarafından Libya'ya yönelik bu müdahalenin çıkarımlarıyla ve durumun yanlış yorumlanmasıyla Amerikan Büyükelçisinin suikastine ve başarısız bir devlete neden olan Kaddafi rejiminin devrilmesi noktasında sona eren Amerikan propagandasını ve müttefiklerini ele almıştır. Anahtar Sözcükler: Terör, Al-Gaddafi, NATO, Amerikan büyükelçisi
  • Master Thesis
    Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Stratejilerinin Uzay Güvenliğine Etkisi
    (2023) Çalışkanlar, Ferah Dilek; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Uzay; BM tarafından düzenlenen ve birçok ülkenin altına imza attığı uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış ve genel olarak dünyanın ortak malı kabul edilmiştir. ABD başlangıçta bu çalışmalar içinde yer alsa da 1960'lı yıllarda SSCB'nin uzay kabiliyetleri kendi kabiliyetleri ile yarıştığında ya da geçmeye başladığında kendini tehdit altında hissetmiş ve BM'nin uzay hakkındaki bazı düzenlemelerini kabul etmemiştir. O yıllarda ABD'nin Ay'a astronot indirmesiyle mutlak üstünlük temin edilmiş ve uzay temelinde dünyayı yeni bir savaşa sürükleyecek bir olay yaşanmamıştır. Günümüzde ise başta Rusya ve Çin olmak üzere rakip ülkelerin uzay alanındaki çalışmaları ABD'yi tedirgin etmektedir. Bu yeniden alevlenen rekabetin uzayı bir çatışma alanına döndürüp döndürmeyeceği uluslararası ilişkiler bağlamında önemli bir sorunsaldır. Bu çalışmada, ABD'nin ulusal güvenlik uzay stratejilerinin uluslararası boyutta devletler üzerindeki etkisinin tehdit ve caydırıcılık bakımından önemi, ABD'nin uzayda tek başına hareket etmesini engelleyecek uluslararası bir dengenin olmasının ve uzayın silahsızlandırılmasının dünya için gerekliliği, geliştirilen uzay savunma sistemleri ve bunların atmosfer ötesine taşınarak uzayı yeni bir savaş cephesine dönüştürme girişimleri nitel araştırma yöntemleri kullanılarak tarihi anlaşmalar doğrultusunda incelenmiş, ABD başkanlarının uzay alanındaki ulusal güvenlik stratejileri incelenerek, ABD liderliğinde uzayın askerileştirilmesi engellenmez ise dünya için oluşabilecek tehdit ve yaratabileceği tahribat tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    2003 Yılından Beri Irak'ta Araplarla Kürtler Arasındaki Abd ve Etnik Çatışma
    (2015) Muhammed, Shirwan Hamid; Aygül, Cenk
    Arap ve Kürtler arasındaki etnik temelli çatışma Saddam Hüseyin rejimi sonrasında yaygınlaşarak arttı. Bu tezin temel amaçları arasında Birleşik Amerikanın bölgedeki etkin politikalarını anlamak ve analiz etmek bulunmaktadır.Irak'ın karmakarışık etnik yapısında BAAS rejiminin baskın bir yapıya sahip olması, Irak merkezi etnik çatışma ortamını arttırarak, Birleşik Amerika politikacılarının etnik çatışma bakışlı ve merkezi yönetimsel iç şiddet çatışmaları önleyici bakış açıları yansıtılacaktır. Ayrıca , uluslararası ilişkiler, uluslararası sistem ve Irak'ta etnik çatışmalar arasındaki çok çeşitli bağlantılar da incelenecektir. Uluslararası ilişkiler ve sistemine göre etnik çatışmaların nedeni, bölgedeki cehalet seviyesinin yüksekliğidir. Bu tez çalışmasında, buna benzer bazı konulara açıklık getireceğiz. Bu tez, Soğuk Savaş dönemindeki, tek kutuplu dünya düzeninde, politik değişimleri ele alarak Ortadoğu'daki etnik problemleri göstermeye yardımcı olacaktır. Anahtar Sözcükler: Etnik çatışma, Uluslararası Ilişkiler, Arap ve Kürt çatışması, yeni Irak, Amerikan Dış Politikası
  • Master Thesis
    Neo-realist perspektifde Amerika ve İsrail'in 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası Ortadoğu'daki güvenlik ilişkileri
    (2020) Kızılkaya, Menifer; Orhan, Duygu Dersan
    ABD ve İsrail arasındaki ittifak Ortadoğu'nun bugünkü dinamik yapısının oluşmasına etki eden en önemli konjonktürlerin başında geliyor. Ortadoğu gerek konumu itibariyle, gerekse zengin kaynaklarından ötürü geçmişten bugüne kadar büyük güçlerin ilgi odağı olmuştur. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Amerika bu bölgede ki çıkarlarını korumak adına birçok politika geliştirdi. Bunların başında Sovyetler Birliğinin ve Arap ulusçuluğunun bölgedeki yayılmasını önlemek adına İsrail'i caydırıcı bir aktör olarak gördü. İsrail de yeni bağımsızlığını elde etmiş bir devlet olarak Amerika'yı kendi güvenliğini sağlaması için garantör olarak gördü. İkili arasındaki ittifak özellikle 9/11 terör saldırılarından sonra Ortadoğu siyasetine yeni bir ivme kazandırdı. 11 Eylül terör saldırısı ikili arasındaki ittifak bağını güçlendirmekle birlikte, Ortadoğu siyasetine kendi çıkarları doğrultusunda yön vermelerini sağladı. Özellikle teröre karşı mücadele etiketi altında ve İsrail Lobiciliğinin etkisiyle de Irak'ın işgalini gerçekleştirdiler. İkili arasındaki ittifak 2006 İsrail-Lübnan savaşında da devam etti. Amerika ve İsrail arasında ki ittifak her ne kadar çıkarlarının uyuşmasına dayansa da, ayrıştıkları noktalarda vardır. 2011 de meydana gelen Arap Baharı ikili arasındaki ittifakın çözülmesine sebebiyet verdi. Bunun yanında ikili arasında, Filistin sorunu, Amerika ve Iran arasındaki JCPOA antlaşması ikili arasındaki ittifakın çözülmesini derinleştirdi. Trump yönetimiyle Obama dönemindeki ikili arasındaki ayrışma tekrar uyuşmaya yönelik bir boyut kazandı. Anahtar Kelimeler: İttifak Birliği, Ortadoğu, 9/11 terör saldırıları, ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki çıkar, güvenlik ve tehdit anlayışları.