Search Results

Now showing 1 - 10 of 41
  • Master Thesis
    Parlamenter Hükümet Sistemi ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Yasama ve Yürütme Açısından Karşılaştırılması
    (2020) Kudu, Ali; Ülker, Halil İbrahim
    Ülkemizde yıllardır uygulanan parlamenter hükümet sisteminin kaldırılarak yerine Başkanlık hükümet sisteminin getirilmesi düşüncesi birçok lider tarafından gündeme getirilmiş ve yıllarca tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmaların sebebi ise Parlamenter hükümet sisteminde yaşanan tıkanmalar, siyasi krizler ve kısa süreli hükümetlerin olmasıdır. Birçok hükümet tarafından, yaşanan bu krizlere çözüm aranırken yeni düzenlemeler yapılmış ve kalıcı çözümler bulunamamıştır. 21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı kanunla kabul edilen Anayasa'da değişiklik yapılmasına dair kanun, Cumhurbaşkanı tarafından 11 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete 'de yayımlanıp, 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunularak yürürlüğe girmiştir. Bu değişikle ülkemiz, yeni yönetim şekli olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş yapmıştır. Yapılan bu değişikler sonrasında yürürlüğe giren yeni yönetim sistemine özellikle ana muhalefet tarafından ciddi eleştiriler yapılmaktadır. Anayasa değişikliği yapıldıktan sonraki 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde muhalefet tarafından sürekli olarak dile getirilen ve seçim vaadi olarak da lanse edilen 'eski sisteme dönüş' gereklimi? Yoksa mevcut kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde mi kalmalı? Sisteme dair yapılan eleştiriler nezdinde Avantaj ve dezavantajlarıyla iki sistem ele alınacaktır. Ayrıca sisteme yönelik yapılan eleştirilere bazı önerilerde bulunulacaktır.
  • Master Thesis
    1999 Sonrası Türkiye'de Demokratikleşme Çabaları ve Siyasi Sisteme Yansımaları
    (2012) Tinga, Murat; Özen, Hayriye
    Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde, 1999 Helsinki ve Avrupa Birliği hedefinin olabilirliğini ve böylece inandırıcılığını arttıran 2002 Kopenhag zirveleri, Türkiye'nin demokratikleşmesi sürecinde çok önemli dönüm noktaları olmuştur. Türkiye'nin demokratikleşme çabalarını bu dönüm noktalarından alarak AB üyeliği sürecinde ne gibi aşamaların kat edildiği, siyasi erkin dışsal eşgüdümle içsel değişimleri ne ölçüde gerçekleştirdiği ve yaşama sunduğu, Türkiye'nin siyasi yapısında ne gibi bir değişim ve dönüşümün gerçekleştirildiği incelenmiştir. Bu değişim ve dönüşüm çabaları incelenirken bir yandan siyasi erkin bu değişim ve dönüşüm yönünde ne ölçüde kararlı olduğu, diğer yandan ise çeşitli siyasal ve toplumsal grupların bu değişim ve dönüşüme verdikleri tepki dikkate alınarak ve bu çerçevede değişim ve dönüşümün hangi toplumsal-siyasal gruplar tarafından ne ölçüde desteklendiği ve ne ölçüde muhalefet edilerek itirazlar yükseltildiği ortaya konulmuştur.Çalışmanın sonucu olarak Türkiye' de 1999 sonrası gerçekleştirilen demokratikleşme çabalarının neler olduğu ve bu çabaların, ortaya konulan teorilerle ne ölçüde bağdaştığı irdelenerek siyasal sisteme yansımaları değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Bölgesel Kalkınmada Yeni Bir Model: Kalkınma Ajansları ve Türkiye'de Uygulanabilirliği
    (2007) Kaya, Kılıç; Bircan, İsmail
    ÖZETUlusal kalkınmanın, çeşitli toplum kesimleri ve bölgeler arasında dengeli bir işbölümü ilegerçekleştirilmesi ve buna paralel olarak kalkınmanın getirilerinin de kesimler ve bölgeler arasındadengeli dağılımı hükümet programları ve kalkınma planlarının en öncelikli konuları arasında yeralmıştır. Ekonomik refahın, toplum kesimleri ve iller, bölgeler arasında, kısacası mekanda dengelidağılımının sağlanması, günümüz toplumlarında sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak ortayaçıkmaktadır. Bu politika, aynı zamanda ekonomik ve sosyal uyum ile toplumsal istikrarın önemliunsurları arasında yer almaktadır.Günümüzün gelişmiş toplumlarında, genel büyüme oranı ve ortalama gelir düzeyi kalkınmışlığıntek göstergesi olarak görülmemektedir. Artık bu gelirin nasıl bir yapıda, hangi kesimlerin katkısıylaüretildiği ve kesimler arasında ve mekanda nasıl dağıldığı da gelişmişlik göstergeleri arasındazikredilmektedir. Ayrıca, büyümenin ve gelişmenin sürdürülebilirliği bu hususları dikkate alan biryönetim ve üretim yapısının varlığıyla doğru orantılı görülmektedir. Dengeli dağılımı dikkate almayanyönetim anlayışı ve politikaları, sadece sosyal adaletten uzaklaşmış olmamakta, aynı zamanda istikrarıtemin etmekte de zorlanmakta ve sürdürülebilir bir gelişme performansı yakalayamamaktadır.Türkiye AB'ye giriş süreciyle birlikte uzun yıllardır uygulamakta olduğu teşvik sistemi üzerineoturan bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir uygulama içine girme aşamasındadır. AB'ninbütün aday ülkelere benimsettiği bu yeni yaklaşım; sermayeyi, özel sektörü ve bölgesel rekabeti önplanda tutmaktadır. Bu yeni yaklaşımın temel kurumu Bölgesel Kalkınma Ajanslarıdır. Bölgeselgelişme farklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan Bölgesel Kalkınma Ajanslarının ana amacı; hizmetlervererek bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölgesel yatırımları artırmak, bölge halkının kalkınmayakatılımını sağlamaktır.Küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş sürecinde dünyada yaşanan hızlı ve çok yönlü yapısaldeğişimler sosyal, ekonomik ve yönetsel yapıların da yeniden yapılanma sürecini beraberindegetirmiştir. Küreselleşme süreci, ekonomik rekabete hız kazandırarak, bölgesel ve yerel ekonomilerin deküresel ekonomide birer aktör olarak yer almasını sağlamıştır. Küreselleşme ve beraberinde gelenyeniden yapılanma süreçleri, başta Batılı ülkeler olmak üzere birçok ülkede, yerel/ bölgesel düzeydeyeni düzenleme mekânizmalarının oluşmasına, yasal düzenlemelerin yapılmasına ve yeni yerelekonomik gelişme kurumlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu durum ?yeni bölgeselleşme?kavramı altında ele alınmaktadır.Kırsal kalkınma açısından; kırsal alanda istihdamın artırılması, insan gücü kaynaklarınıngeliştirilmesi, kırsal nüfusun gelirini artırıcı ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, yaşam kalitesininiyileştirilmesi, etkili örgütlenme ve sivil toplum örgütlerinin kalkınma sürecine katılımlarını artırıcıtedbirlerin alınması gereklidir.Ülkemizde de, yeni bölgeselleşme ve beraberinde getirdiği kavramların yerel/ bölgesel gelişmepolitikalarına olan etkileri son dönemde daha net görülmeye başlanmıştır. Bu kapsamda Tezin başlıcaamacı; yeni bölgeselleşme akımının ve bu akımla beraber ortaya çıkan yeni kavramların Türkiye'ninyerel/bölgesel gelişme politikalarına özellikle ?Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu veGörevleri Hakkında Kanun Tasarısı?na ne derece etkisi olduğunu anlaşılır kılmak olacaktır.Kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynaklarınyerinde ve etkin kullanımı sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek sureti ile, ulusal kalkınmaplanı ve programlarda öngörülen ilke ve politikalara uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak,sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak amacı ilehazırlanan Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında 5449 sayılı Kanun08.02.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Kalkınma Ajanslarının kurulup faaliyete geçebilmeleri için ihtiyaç duyulan ikincil mevzuatçalışmaları devam etmektedir. Bu çerçevede Kalkınma Ajanslarının Çalışma Usul ve Esasları HakkındaYönetmelik, Kalkınma Ajansları Personel Yönetmeliği ve Kalkınma Ajansları Bütçe ve Muhasebeyönetmeliği çıkarılmıştır.Kalkınma Ajanslarının kuruluş çalışmaları da başlanarak, 06.08.2006 tarihli Resmi Gazetedeyayımlanan 2006/10550 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Adana İli merkez olmak üzere Adana veMersin illerini kapsayan Çukurova ve İzmir İlini kapsayan İzmir Kalkınma Ajansı kurulmuştur.iii
  • Master Thesis
    Türk Kamu Yönetiminde Özelleştirme: Tekel Örneği
    (2010) Karadağ, Tuğçen; Çeçen, Anıl
    Çalışmada, ?Türk kamu yönetiminde özelleştirme konusu ve TEKEL örneği? incelenmektedir.Çalışmada öncelikle, özelleştirme kavramı ile özelleştirme konusunda literatür araştırmaları yapılmıştır. Daha sonra Kamu İktisadi Teşebbüslerinden, Türkiye'deki özelleştirme faaliyetlerinden ve TEKEL'in özelleştirilmesinden ve meydana gelen sonuçlarına değinilmiştir.Bu araştırmanın amacı, özelleştirmenin ne olduğunu ve TEKEL'in özelleştirilmesinin devlet ve halk açısından gerekli olup olmadığını literatür taramalarıyla, incelemeler ve görüşmelerle birlikte ortaya çıkan dokümanlarla anlatıp, sosyal açıdan yeni bilgiler üretmektir. Bu araştırmada varılan sonuç ise, küreselleşmenin dayatmasıyla ortaya çıkan özelleştirme olgusunun, son zamanlarda gündem konusu olan ve halkın sağlığını da tehdit ettiği için araştırma konusu yapılan TEKEL'in özelleştirilmesinin mucizevî sonuçlar getirmediğinin, çalışanların mağdur kalıp haklarının korunmadığının, üreticinin ve tüketicinin dışında devletinde suiistimal edilmek istendiği görüşünü ortaya çıkarmıştır.
  • Master Thesis
    Ab Tarım Hibelerinin (ıpard) Rostow Kalkınma Modeline Göre Etkileri (denizli İli Örneği)
    (2017) Akkoyun, Hakan; Bircan, İsmail
    Kırsal kalkınma kavramı, küreselleşme ve Avrupa Birliğine katılımların artması sonucu kırsal alanlar üzerinde sınırların genişlemesiyle öne çıkan bir kavram haline gelmiştir. Bu kapsamda AB'ye aday ve potansiyel aday ülkelere tarım sektörlerini doğrudan destekleyen kırsal kalkınma politikaları uygulamaktadır. AB'ye aday ülke konumunda olan Türkiye, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri kırsal kalkınma açısından çaba göstermişse de tam anlamıyla başarıya ulaştığı söylenemez. Bu anlamda AB tarafından sağlanan mali destekler fırsat niteliği taşımakta olup etkin şekilde kullanımı önem arz etmektedir. Bu çalışmada, AB mali destek programlarından biri olan IPARD'ın Rostow Kalkınma Modeline göre etkileri, Denizli İli örneğinde incelenmiştir. Birinci bölümde Walt Whıtman Rostow'un kalkınma modeli ele alınmıştır. Bu bölümde kalkınma modeli genel anlamıyla irdelenmektedir. İkinci bölümde Türkiye'de kırsal kalkınma çabaları ele alınmış olup AB mali desteklerinden olan IPARD programına değinilmiştir. Ayrıca IPARD uygulamasına benzer uygulamalardan bahsedilerek, AB üyeliği gerçekleşmiş olan Hırvatistan ile Türkiye'nin IPARD kapsamına alınarak karşılaştırması yapılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmaya alan teşkil eden Denizli İli hakkında genel bilgiler verilerek, kırsal potansiyeli ortaya konulmuştur. TKDK kurumunun aracılık ettiği IPARD destekleri, Denizli İlinde 2009 yılında 9. Çağrı Dönemi ile başlamıştır. Araştırma dönemi 9. Çağrı dönemi ile 2015 yılı itibariyle 15. Çağrı dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde toplamda 270 kişinin Tarım ve Hayvancılık alanında hibe desteği aldığı görülmektedir. Likert Yöntemi ile belirlenen ve tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 41 hibe desteği almış çiftçiye anket yapılarak doğrudan veriler elde edilmiştir. Ayrıca Güney Ege Kalkınma Ajansından da konu hakkında veri temin edilmiştir. Bu kapsamda Rostow kalkınma modeline göre sonuçlar analiz edilmiş olup İl genelinde kırsal kalkınma ile birlikte tarım sektörünün Kalkışa Hazırlık Döneminde olduğu ve IPARD destekleriyle nispeten Kalkış aşamasına geçmeye başladığına dair bulgulara rastlanmaktadır. Bu bağlamda daha sonraki süreç içerisinde uygulanması gereken politikalar vurgulanmıştır.
  • Master Thesis
    Ulus Devletin Geleceği
    (2013) Çeçen, Baran; Utku, Mustafa Kemal
    Bu yüksek lisans çalı?ması ulus devletin geleceği üzerine hazırlanmı?tır. Küreselle?me döneminin ba?lamasıyla beraber uluslararası tekelci ?irketlerle ulus devletler kar?ı kar?ıya gelmi?tir. Batı bloğunun egemenliği altındaki uluslararası kurulu?ların desteklediği küresel politikalar ulus devletlerin yapılarını deği?tirerek güçlerini kırarak zayıflatmı?tır. Yarı yarıya güç kaybeden ulus devletler ciddi bir bulanıma sürüklenerek yola devam etme konusunda zorlanmaya ba?lamı?tır. ??te bu master tezi, böylesine bir çıkmaza sürüklenen ulus devletlerin geleceğini incelemektedir.Tezin birinci bölümünde ulus sorunu, ulusla?ma ve ulusçuluk olarak iki ayrı ba?lıkta incelenmi?tir. ?kinci bölümde ulus devlet olgusu, ulus devletin doğu?u ve tanımı olarak gene iki ayrı alt ba?lıkta ele alınmı?tır. Tezin üçüncü bölümü bütünüyle ulusal egemenlik kavramı ve tartı?malarına ayrılmı?tır. Siyasal egemenliğin uluslardan sermayeye geçmesiyle ba?layan egemenlik tartı?maları bu bölümde incelenmi?tir. Dördüncü bölümde ise ulus devlete yönelen tehditler, küreselle?me ve yıpranma ba?lıkları altında iki alt bölümde açıklanmaya çalı?ılmı?tır. Yıpranma nedenleri arasında ekonomik ve demokratik geli?meler ile dinsel cemaatlerin desteklenmesi gibi konular üzerinde durulmu?tur. ?lk dört bölüm açıklamalarından hareket edilerek be?inci bölümde ulus devletin bugünü anlatılmı?tır.Altıncı bölümde ise, tezin ba?lığı olan ulus devletin geleceği sorunu yerelle?me, uluslararasıla?ma, sivil toplumla?ma, etnikle?tirme, cemaatle?tirme gibi öne çıkan yeni sosyal ve siyasal dinamikler açısından ele alınarak tartı?ılmı?tır. Tezin sonuç bölümünde ise, ortaya çıkan gerçekler doğrultusunda ulus devletlerin gelecekte nasıl hareket edecekleri konusunda açıklamalar yapılmaktadır. Sonuç olarak, siyasal200ve toplumsal güçlerini yarı yarıya kaybeden ulus devletlerin gelecekte milli idari reformlar yaparak merkezlerini güçlendirebilecekleri, kom?uları ile bölgesel i? birliği ve dayanı?ma paktları ile küresel emperyalizme kar?ı ortak savunmaya gidebilecekleri, ulusal ekonomilerini yeniden güçlendirerek ayakta kalabilecekleri vurgulanmaktadır. Dünya tek kutuplu yapıdan çok kutuplu yapılanmaya geçerken, Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya gibi çok büyük millet imparatorluklarının ulus devletlerin güçlenmesinden yana bir tutum izleyebilecekleri belirtilmi?tir.Anahtar Sözcükler;1. Ulus2. Ulus Devlet3. Egemenlik4. Küreselle?me5. Yıpranma
  • Master Thesis
    Köy Enstitülerinin Kapatılmasında Yazılı Basının Rolü: Gündem Belirleme Kuramı Kapsamında Ulus ve Vatan Gazetelerinin İncelenmesi
    (2020) Altın, Fevzi Özgür; Akdemir, Tuğba Gürçel
    Cumhuriyet geçmişten kalan siyasi kültürü miras edinmek istememiştir. Bu nedenle çeşitli devrimlerle kültürü ve siyaseti değiştirmek istemiştir. Devrimlerin hayata adapte edilmesi için çalışan yeni rejim eğitim politikaları ile sistemi vatandaşa anlatmak istemiştir. Eğitim politikalarında 1938 yılına kadar istenilen seviye sağlanamamıştır. Okuryazar oranının az olduğu dönemde, cehalet rejime tehdit olarak görülmüştür. İşte bu bağlamda 1940 yılında Köy Enstitüleri yasası çıkarılmış ve rejime bağlı nesiller yetiştirme politikası benimsenmiştir. Ancak köylerde ve liberal görüşe sahip kesimlerde bu politika komünist nesiller yetiştiriyor iddiasını ortaya çıkarmıştır. Bu iddia sonrası dönemin tek parti yönetimi basına verdiği direktiflerle enstitüler politikasının gündem olmasını istemiştir. Dönemin gazetelerinde karar alıcıların belirlediği şekilde haber sınırlandırılmış veya ön plana çıkarılmıştır. Bu araştırmada siyasi güçlerin veya bir egemen grubun basın üzerinden gündem oluşturma süreci değerlendirilmiştir. Kuramsal çerçeve olarak gündem belirleme kuramı seçilmiştir. Bu kuram doğrultusunda, basının köy enstitülerinin kapatılmasındaki etkisi tartışılmıştır. Özellikle 1948 yılı itibari ile akademik anlamda araştırılmaya başlanan gündem oluşturma tezi, aynı yıllardaki Türkiye siyaseti ve basın ilişkilerini açıklamak için teorik bir çerçeve olarak kullanılmıştır. Söylem analizi yöntemi kullanılarak elde edilen veriler sonrası Türkiye'de basının siyasetçilerin aldığı kararlar üzerinde etkisi olduğu ve Köy Enstitülerinin kapatılması kararının buna bir örnek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: köy enstitüleri, basın-siyaset ilişkisi, gündem belirleme, cumhuriyet, eğitim politikaları.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Siyasal İktidar-bürokrasi İlişkileri
    (2013) Doğan, Halit Murat; Ülker, Halil İbrahim
    Bürokrasi-siyaset ilişkileri toplumun yasal, sosyal, tarihi, siyasi vb. koşullarınca belirlenir. Başka bir ifadeyle mevcut devletin özellikleri, siyasal rejim, toplumsal gelenekler, kamuoyu ve sivil toplum kuruluşları gibi pek çok faktör anılan bu etkileşimi belirleyen dinamiklerdir. Bürokrasi-siyaset ilişkileri her toplumda farklı bir görünüm sergilemektedir. Siyasal iktidar ve bürokrasi ilişkisi topluma hizmet gibi aynı hedef doğrultusunda, aynı değer ve araçlarla, uyum içinde çalışmaları esasına göre kurulmuştur. Ülkemiz açısından bakıldığında Osmanlıdan günümüze kadar bürokratik ve siyasi kadrolar arasında sürekli bir çatışmanın olduğu görülmektedir. Tek partili dönemde bürokrasi hakim iken, çok partili dönemde siyasi otorite hakim olmaya çalışmıştır. Bürokrasi- siyaset çatışmasının yoğun olduğu zamanlarda ekonomide tehlike çanlarının çalması, hükümetlerin çıkardığı yasa tasarılarının bir kısmının hayata geçirilememesi gibi durumlar meydana gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye?deki siyasal iktidar ve bürokrasi arasındaki ilişkileri ortaya koymaya, bilhassa kamu çalışanlarının siyasal iktidar ile bürokrasi arasındaki ilişkiyi nasıl yorumladıklarını tespit etmeye, bu ilişkiden kaynaklanan sorunları saptayarak çözüm önerileri sunmaya çalışılmıştır. Bürokrasi- siyaset ilişkilerinin istikrarlı olması için, siyasilerin kararlar alması bürokratların bunları uygulaması ve bürokrasinin yaptığı işlerden dolayı sürekli denetim altında tutulması gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1- Bürokrasi 2- Bürokrasi Kuramları 3- Bürokratik Siyaset 4- Bürokrasi-Siyaset ?li?kileri 5- Kamu Çalı?anları
  • Master Thesis
    Özürlülük Olgusunun Tarihsel Sürecinde 1980 Sonrası Söylem ve Politikaların Küreselleşme Ortamında Hayata Geçirilebilirliği Üzerine Bir Tartışma: Türkiye Örneği
    (2012) Patır, Çağlar; Çekiç, Anıl
    Uluslararası ve ulusal düzeydeki politika yapıcıların Özürlülük olgusuna yaklaşımının 1980 sonrasında bir farklılaşma gösterdiği görülmektedir. Bu dönemde insan hakları, fırsat eşitliği vet topluma tam ve eşit katılım söylemlerini merkeze alan mevzuat düzenlemelerine gidilmekte konu bu yönleriyle gündeme alınmaktadır. Ancak küreselleşme sonrasında üretim düzeninde ve emek piyasasında rekabetçi yapıyı güçlendiren değişimler yaşanmaktadır. Bunun yanında en temel insan hakları olan eğitim ve sağlık da dahil birçok kamu hizmetinin özel sektöre devredildiği, bu hizmetlerin sunumunda karı esas alan bir mantığın belirleyici hale geldiği bir süreç ortaya çıkmıştır. Bu faktörler yaşadığımız dönemde bütün insanlık için bir fırsat eşitliği ve insan hakları sorunu yaratmakta ve dolayısıyla özürlülere yönelik yasalara yansıyan fırsat eşitliği ve insan hakları söylemlerinin hayata geçmesi önünde engel teşkil etmektedir. Çalışmamızda; özürlülüğün tarihsel sürecinin açıklanmasının ardından 1980 sonrası ekonomik sosyal değişimler, yeni söylem ve politikalar tartışılacak, küreselleşme ve neo-liberalizm ortamında özürlüler için fırsat eşitliğinin sağlanabilirliği Türkiye örneği üzerinden ele alınacaktır.
  • Master Thesis
    Savunma Sanayiinin Türk Kamu Yönetiminde Özgün Gelişim Sürecine Bir Örnek: Atak Projesi
    (2020) Liman, Köksal; Şahin, Savaş Zafer
    Türkiye'nin son 15 yılda savunma sanayii alanında kaydettiği ilerlemenin arka planında neler olduğu merak konusudur. Ülkemiz bu süre içerisinde birçok farklı tarım ve sanayi ürününde ithalata yönelirken teknolojinin en üst düzeye çıktığı, ülkelerin gelişmişlik seviyesinin ölçüldüğü helikopter gibi savunma sanayii ürünlerinde ise ithalat miktarları dramatik bir şekilde azalmakta, hatta ülke sanayisi ihracata yönelmektedir. Bu başarının arkasında savunma sanayiinin devlet tarafından desteklenmesinin büyük payı bulunmaktadır. Devlet Planlama Teşkilatı gibi köklü denilebilecek birçok bürokratik kurumun büyük değişim ve dönüşüme uğradığı aynı yıllarda büyük gelişim gösteren savunma sanayii alanındaki kamu bürokrasisinin yaşamış olduğu tecrübenin savunma sanayiindeki gelişmeleri büyük ölçüde açıkladığı görülmektedir. Savunma sanayiinde yaşanan dönüşümün bir kamu politikası ve bürokratik dönüşüm süreci olarak yeni kamu yönetimi yaklaşımlarına göre farklı bir dönüşüm geçirdiği düşünülebilir. Ancak, yapılacak derinlemesine bir analizde savunma sanayindeki dönüşüm sürecinin de bu yaklaşımdan etkilendiği söylenebilir. Bu çalışmanın amacı, yeni kamu yönetimi uygulamalarının etkisi altında farklı bir dönüşüm süreci yaşayan savunma sanayi örneğini simgesel anlam taşıyan ATAK proje süreci üzerinden değerlendirerek Türkiye'de yeni kamu yönetimi yaklaşımının farklı kamu politikası alanları üzerindeki etkilerini göstermektir. Anahtar Sözcükler: Savunma sanayii, kamu yönetimi, yeni kamu yönetimi yaklaşımı (YKY), siyaset, bürokrasi