Search Results

Now showing 1 - 10 of 36
  • Master Thesis
    Türk Ceza Mahkemesi Kararlarının Disiplin Hukukuna Etkisi
    (2023) Ekinci, Mustafa Necati; Sever, Dilşad Çiğdem
    Bir fiil, hem ceza hukukunun hem de disiplin hukukunun korumak istediği değerlere karşı tehdit unsuru olabilir. Bu durumda gerekli koşulların oluşması halinde ceza muhakemesi süreci başlayacaktır. Fiil aynı zamanda disiplin suçunu oluşturduğu için disiplin soruşturması da başlayacaktır. Bu noktada ceza hukuku ve disiplin hukukunun yolları kesişecektir. Disiplin hukuku ilke ve amaç bakımından ceza hukukundan farklıdır. Bu hukuk disiplinlerinin korumak istedikleri değerlerde farklıdır. Bu fark göz önüne alındığı zaman aynı fiil için farklı kararların çıkması muhtemeldir. Bu durumda 'ne bis in idem' ilkesinin disiplin hukukuna olan etkisi tartışılacaktır. Ceza davaları bir muhakeme faaliyetidir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmaları ise idari işlem niteliğindedir. Bu durum, ceza hukuku ve disiplin hukuku bakımından önemli bir farktır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda ceza muhakemesindeki hükmün disiplin hukukuna etkisi incelenmesi gereken bir husustur. Bu husus mahkeme kararları ışığında tartışılacaktır.
  • Master Thesis
    1961 Anayasası’nın Türk Toplumsal Gerçekçi Sinemasının Gelişimine Etkisi
    (2025) Kılıçatan, Sinem; Mızrak, Dilan
    27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında ilan edilen ve 1961 yılında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca bir siyasal rejim değişikliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesini ve sosyal devlet anlayışının anayasal zemine taşınmasını ifade eden tarihsel bir kırılma noktasıdır. Türk sineması, bu dönemde yalnızca sayısal üretimde değil, toplumsal içerik ve estetik nitelik bakımından da dikkate değer bir dönüşüm yaşamış; 'Altın Yıllar' olarak tanımlanan bu süreçte sinema, toplumsal adaletsizlik, sınıfsal eşitsizlik, kadın hakları, göç ve kentleşme gibi yapısal sorunları gündeme taşıyan eleştirel bir mecraya dönüşmüştür. 1961 Anayasası'nın bireysel özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özerkliğini ve sendikal hakları güvence altına alması, kültürel üretim ortamını da doğrudan etkilemiş; sinemacılar, toplumsal meseleleri daha cesur ve doğrudan biçimde beyazperdeye taşıyabilmiştir. Bu araştırma, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, Halit Refiğ, Ertem Göreç ve Duygu Sağıroğlu gibi öncü yönetmenlerin filmleri üzerinden bu anayasal etkileri görünür kılmayı hedeflemiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel film analizi, tematik içerik çözümlemesi ve ideolojik okuma teknikleri kullanılmış; Stuart Hall'un temsil teorisi, Althusser'in ideoloji ve aygıt kuramı, Gramsci'nin hegemonya kavramı ve Foucault'nun mekân politikaları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bulgular, sinemanın yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir tanıklık sahası olduğunu göstermektedir. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Hudutların Kanunu, Otobüs Yolcuları ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmler, 1961 Anayasası'nın vaat ettiği hakların taşrada, sınırda ve kentte ne ölçüde uygulanabildiğini sorgulayan güçlü anlatılarla Türkiye'de hukuk ile kültür arasındaki bağı sinemasal bir hafızaya dönüştürmüştür.
  • Master Thesis
    Taşınmaz Mal Mülkiyetine Hukuki El Atma
    (2020) Verimbaş, Mustafa; Günday, Metin
    Mülkiyet hakkı, temel hak ve ödevlerden biri olup, 1982 Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca korunmaktadır. Mülkiyet hakkı, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla kısıtlanabilir. Planlı ve kamu ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir kentleşmenin sağlanabilmesi amacıyla hazırlanan imar planları ile mülkiyet hakkından doğan yetkilerin belirsiz süreliğine kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Kamulaştırma yapılmaksızın imar planlarında kamusal alanda kalan özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde meydana gelen kısıtlılık hali hukuki el atma olarak ifade edilmektedir. Kamulaştırmasız el atma, uzun yıllar sadece fiili el atma olarak kabul edilmişse de yargı kararlarıyla hukuki el atmanın da bir tür kamulaştırmasız el atma olduğuna karar verilmiştir. Hukuki el atma kavramının Türk Hukukunda kabul edilmesi nedeniyle kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma kavramlarına değindikten sonra hukuki el atmanın tanımı yapılmış, niteliği, koşulları ve geçirdiği süreç yargı kararları ışığında ele alınmış, taşınmaz malikinin hukuki el atmaya karşı başvurabileceği yollar ve açabileceği dava türleri incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Kesişimsel Perspektiften Çocuklara Yönelik Çoklu Ayrımcılık
    (2025) Gülümoğlu, Selenay Berfin; Mızrak, Dilan
    Bu çalışmada çocuklara yönelik çoklu ayrımcılık olgusunun kesişimsellik perspektifinde analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Birinci bölümde, çoklu ayrımcılık literatüründeki farklı çalışmalar incelenerek kavramsal belirsizlik tespit edildikten sonra çoklu ayrımcılık; sıralı, eklemeli ve kesişimsel olarak üçe ayrılmış, kavramsal ve hukuki çerçeve çizilmiştir. Bu çerçevede çoklu ayrımcılığın tespit ve ispatında bağlamsallaştırılmış karşılaştırmanın gerekliliği vurgulanarak, kesişimsel ayrımcılığın özgünlüğü ve pratik hayattaki yoğunluğu sebebiyle; kesişimsel ayrımcılık, bölümün merkezine yerleştirilmiştir. İkinci bölümde ise çocukluk kavramının kesişimsel doğası ele alınmış ve çocukların bir yandan yaş temelli ayrımcılığa diğer yandan da cinsiyet, etnik köken, engellilik gibi diğer kimlik boyutları üzerinden çoklu ayrımcılığa açık oldukları vurgulanmıştır. Çocuklara yönelik sıralı, eklemeli ve kesişimsel ayrımcılık türleri örneklerle açıklanmış; kesişimsel ayrımcılık bu bölümün de merkezine yerleştirilerek; ayrıca çocukluk deneyiminin yapısal, siyasi ve temsili düzeylerdeki kesişimselliği tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise çocuklara yönelik kesişimsel çoklu ayrımcılığa dikkat çekilerek; çocukların eğitim, adalet ve toplumsal hayattaki pratik deneyimleri kesişimsellik üzerinden değerlendirilmiş ve etnik köken, cinsiyet, ekonomik durum, engellilik, aile yapısı gibi temellerin norm ve uygulamalarla nasıl iç içe geçerek özgün çoklu ayrımcılık biçimi oluşturduğu örnek kararlar temelinde gösterilmiştir. En nihayetinde, çocukluk yalnızca biyolojik bir evre değil, çoklu ayrımcılığın yoğunlaştığı toplumsal bir deneyim alanı olarak ele alınmalıdır. Çocuklar yalnızca yaşlarından değil; aynı zamanda kesişen kimlikleri nedeniyle çok katmanlı ayrımcılıklara maruz kalmaktadır. Bu nedenle çocuklara yönelik çoklu ayrımcılığın tanınması, görünür kılınması ve kesişimsel bir perspektifle analiz edilmesi zaruridir. Bu perspektif çocuk haklarının korunması, toplumsal adaletin sağlanması, ulusal ve uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından kritik önemdedir.
  • Master Thesis
    İdari Para Cezaları ve İdari Yargı Denetimi
    (2022) Dağlı, Gözde; Günday, Metin
    Bu çalışmanın ana konusunu idari para cezaları, idari para cezalarının idari yaptırımlar içerisindeki yeri ve idari para cezalarına hâkim olan ilkeler söz konusu ilkelerin idari para cezaları açısından önemi, idari para cezalarında olması gereken güvenceler ve idari para cezalarının yargısal denetimi ve denetimde önem arz eden hususlar oluşturmaktadır. Çalışmamda hukuk devleti ilkesinin en önemli sonuçlarından biri olan yasallık ilkesi üzerinde önemle durulmuştur. Bu bağlamda yasallık ilkesi ve bu ilkenin bağlantılı olduğu diğer ilkelere değinilerek idari para cezaları bakımından nasıl düzenlendiği ve sonuçları ayrıca yasallığın kabahatlerde ve idari para cezalarında nasıl düzenlendiği, yargı kararlarına nasıl yansıdığı açıklanmaya çalışılmıştır. Öte yandan, idari para cezalarının idari yaptırım türleri ve diğer para cezalarından ayrılan yönleri ve yargısal denetim bağlamında görevli yargı yeri sorunu üzerinde durularak temelinde bir idari işlem olması sebebiyle idari yargı denetimine tabi olması gerekliliği ve denetimde nelere dikkat edildiği üzerinde durulmuştur. Son olarak, idari yargı denetiminde yürütmenin durdurulması müessesinin yeterli koruma sağlayıp sağlamadığı açıklanmak suretiyle denetimde olması gerekenler belirlenmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    İnsan Haklarına Ekolojik Yaklaşım Çerçevesinde İklim Mülteciliği
    (2021) Uyar, Büşra; Öner, A. Aslı Şimşek
    Çağımızın temel problemlerinden olan iklim değişikliği, insanların asgari yaşam koşullarını, sağlıklarını, besin ve su kaynaklarını etkileyen bir kriz haline gelmiştir. Öyle ki, günümüzde insanlar, iklim değişikliğinin yol açtığı sonuçlar nedeniyle ülkelerini terk edip farklı ülkelere göç edebilmektedir. Bu durum, uluslararası hukukun gündemine yeni taşınmış olan, henüz adlandırılması, tanımı ve hukuki çerçevesi üzerine bir uzlaşma sağlanamamış bir konudur. Ancak bu kişilerin göç etmelerine sebep olan, yaşamlarını ve sağlıklarını tehdit eden hak ihlalleri, genel olarak iklim değişikliğini ve bu bağlamda iklim mültecilerinin sahip olduğu hakları tartışmayı zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada da iklim değişikliğinin yol açtığı sebepler dolayısıyla bulundukları ülkeyi terk etmek zorunda kalarak farklı ülkelere göç eden kişilerin insan hakları konu edilmektedir. Bununla birlikte insan hakları hukukunda haklardan söz etmek bu hakları tanıyan, koruyan ve ihlallerinden sorumlu tutulan yükümlülerin kim olduğu sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu noktada karşımıza insan haklarının en temel yükümlüsü olan devletler çıkmaktadır. Özellikle devletlerin iklim değişikliğine yönelik önleme yükümlülüğü, meydana gelen göçleri ve yaşanan insan hakları ihlallerini engellemek, bu ihlallerin daha büyük boyutlara ulaşmasının önüne geçmek açısından önemli bir yükümlülük olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak günümüzde çevrenin bozulmaya devam etmesi, devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen belgelerin yeterliliği sorusunu akla getirmektedir. Bu çalışmada da iklim değişikliği sebebiyle göç eden kişilerin sahip olduğu haklar ve devletlerin bu konudaki önleme yükümlülüğü ele alınmıştır. Bununla birlikte mevcut hukuk metinlerinin yetersizliğinin sebebi de sorgulanmış, bu bağlamda insan hakları hukuku incelenmiştir. Nitekim insan faaliyetleri, iklim değişikliğine sebep olan en temel faktörlerden bir tanesi olmuştur. Bu sebeple hukuken tek hak öznesi olarak konumlanan insanın sahip olduğu hakların ve bu hakları düzenleyen insan hakları hukukunun da sorgulanması gerekmektedir. Bu noktada hukuka ve insan hakları hukukuna daha radikal bir bakış açısıyla yaklaşan farklı yaklaşımlar yol gösterici olacaktır.
  • Master Thesis
    Honour Killing in Turkish Criminal Law
    (2024) Yeşilyurt, Melisa Asena; Köprülü, Timuçin
    Çalışmamızın konusu; Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde düzenlenmiş bulunan töre saikiyle kasten öldürme suçudur. Töre saikiyle kasten öldürme; törelere aykırı davrandığı düşünülen kişinin, bu nedenle öldürülmesidir. Söz konusu aykırı davranış, öldürme suçunu gerçekleştiren kişiyi öldürmeye iten güdüyü ifade etmektedir. Kimi zaman bu güdü, toplumdaki söz konusu davranışı töreye aykırı kabul eden kişilerin öldürme suçunu gerçekleştirmesine yönelik açık ya da örtülü beklentisiyle de beslenebilirken kimi zaman da öldüren kişinin münferit kararını ifade etmektedir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yaptırıma bağlanan bu suçun temelinde sosyolojik nedenler yer almaktadır. Yaptırımı oldukça ağır olan bu suç; namus ve kültür gibi sosyolojik kavramlarla da ilintilidir. Töre saikiyle kasten öldürme suçu, ulusal hukuk düzenimizde yer almakla birlikte uluslararası sahada da farklı isimlerle varlığını sürdürmektedir. Sorunun sosyolojik temelinin kabulüyle herhangi bir ulusa, bölgeye, dine veya kültüre özgü olmadığı belirtilmelidir. Öldüren kişinin motivasyonunu karşılayan bu kavramların tespit ve tanımının yapılması, ulusal ve uluslararası düzlemdeki konumunun tespit edilmesi, suçun unsurlarının açıklığa kavuşturulması çalışmamızın kapsamını oluşturmaktadır. Çalışmamızla söz konusu suçun öğreti ve uygulamadaki yerinin belirlenmesi hedeflenmektedir.
  • Master Thesis
    Enerji Fiyatlarına Kamusal Müdahaleler
    (2020) İnce, Ece; Sever, Dilşad Çiğdem
    Bu çalışma iki bölümden oluşmakta olup; enerji ve vergi hukuku bir arada incelenmiştir. Birinci bölümde enerjinin iktisadi, hukukî ve malî olarak tanımlaması yapılmış; enerjinin ne nitelikte bir mal olduğu incelenmiş ve enerji kaynakları açıklanmıştır. İkinci bölümde ise enerjiye yapılan kamusal müdahaleler incelenmiştir. Bu bölümde enerjinin fiyatlandırılması; fiyatlandırmayı etkileyen kamusal müdahaleler (regülasyon – sübvansiyon - vergilendirme) açıklanmıştır. Enerji politikalarını uygulamak için idare tarafından düzenleyici ve idari işlemler ile yapılan müdahalelerden vergilendirilmenin açıklanmasının öncesinde vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük kavramları açıklanmış olup, enerji fiyatlarını etkileyen müdahaleler bu terimlere göre irdelenmiştir.
  • Master Thesis
    Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurularda Kabul Edilebilirlik Kriteri Olarak Başvuru Yollarının Tüketilmesi
    (2022) Sevim, Zübeyr Bayram; Ergül, Ozan
    Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin en etkili şekilde korunması için belirli mekanizmalar oluşturulmaktadır. Bireysel başvuru mekanizması da bunlardan biridir. Bireysel başvuru mekanizması, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) hak ihlali iddiası ile yapılacak bir başvuru ile işletilmektedir. Başvurucu kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiası ile ihlalin ortadan kaldırılması için olağan kanun yollarına başvurduğu halde söz konusu ihlal ortadan kalkmamış veya ihlalin neden olduğu zarar tazmin edilmemiş ise, AYM'ye bireysel başvuruda bulunulabilecektir. Ancak bireysel başvuruda bulunabilmek için belli birtakım kriterler vardır. Bu kriterlerden biri de 'başvuru yollarının tüketilmesi' kriteridir. Bu kritere göre; kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen birey, ihlalin ortadan kaldırılması ve ortaya çıkan zararın tazmini için etkili ve erişebilir olan tüm başvuru yollarını tüketmek zorundadır. Aynı zamanda ihlali ortadan kaldırıcı ve zararı tazmin edici idari makamlar mevcutsa, söz konusu bu makamlara da başvuru yapılması ve bu yollarında tüketilmesi zorunludur. Başvuru yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurular, AYM tarafından kabul edilemez bulunacaktır. Başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin temel amacı kamu gücü tarafından bireylerin temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının öncelikle Devletin olağan mekanizmaları tarafından çözüme kavuşturulmasını sağlamaktır. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması Devletin en temel görevidir. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi ve bu ihlal nedeniyle ortaya çıkan zararları devletin mekanizmaları tarafından giderilemediği takdirde, AYM devreye girmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç, bireysel başvurunun kanun yolu veya idari makamlara başvurudan farklı olarak olağan dışı bir yol olduğudur. Dolayısıyla bireysel başvuru mekanizması, bu haliyle ikincillik ilkesine dayanmaktadır. Bu tezin amacı AYM'ye bireysel başvuruda bulunabilmek için kabul edilebilirlik kriterlerinden olan başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin anlamını, amacını, kapsamını, sınırlarını ve istisnalarını ortaya koymaktır.
  • Master Thesis
    Avukatların Meslek Suçları ve Yargılanması Usulü
    (2022) Tekin, Sıla Sencer; Taşdemir, Özgür
    Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesinde avukatlık bir 'kamu hizmeti' ve 'serbest meslek' olarak nitelendirilmiş ve avukatın yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil edeceği kuralına yer verilmiştir. Avukatların bağımsızlıklarını korumak adına görevlerinden doğan ve görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı cezai soruşturma ve kovuşturma yapılması Avukatlık Kanunu'nda özel kurallara bağlanmıştır. Kamu hizmetinde çok önemli bir rol üstlenen avukatların, görevlerini yerine getirirken yaptıkları eylemlerin ve davranışların hukuka uygun hale getirilmesi, hem kamu düzeni hem de mesleğin onuru ve itibarı açısından önem arz etmektedir. Avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliği gereğince Türk Ceza Kanunu kapsamında kamu görevlisi olarak kabul edilerek ağır yaptırımlara tabi tutulmuştur. Aynı zamanda, meslekleri bakımından özellik arz eden durumlardan dolayı Avukatlık Kanunu'nda ayrıca cezalandırılmışlardır. Bu çalışmada avukatların bağımsızlığını teminat alma amacı güden avukatlara özgü yargılanma rejimi ve avukatların meslek suçları üzerinde durulmuştur. İncelememiz iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle avukatın, hukuk sistemimizde arz ettiği önem açıklanmış; daha sonra avukatlara özel soruşturma ve kovuşturma usulü ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise avukat olmanın bir unsur olarak düzenlendiği suçlar ve avukatın kamu görevlisi sıfatıyla fail olabileceği suçların yaptırımları, uygulamalardan örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.