Search Results

Now showing 1 - 10 of 36
  • Master Thesis
    Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Meşru Beklentilerin Korunması
    (2022) Yılmaz, Halil Ozan; Sever, Dilşad Çiğdem
    Çalışmamızın konusu Anayasa Mahkemesi kararları ışığında meşru beklentilerin korunmasıdır. Meşru beklenti kavramı 1900'lü yılların ikinci yarısından itibaren başta Almanya, İngiltere ve Avrupa Birliği olmak üzere birçok bölgede hukukun genel bir ilkesi olarak kabul edilmiştir. Bu kavram yasama organı ve idarenin çeşitli tasarruflarıyla yarattığı beklentilerin hukuk düzeninde korunmasını gerektirmektedir. 2000'li yıllardan itibaren ise Anayasa Mahkemesi tarafından hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada Anayasa Mahkemesinin meşru beklentilerin korunmasına yaklaşımı ve hangi koşullarda koruma sağladığının ortaya konulması amaçlanmıştır. Tez iki bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde meşru beklenti kavramının gelişimi, tanımlanması ve benzer kavramlarla ilişkisinin açıklanması amaçlanmıştır. İkinci bölüm ise ilkenin Anaysa Mahkemesi kararlarında uygulanmasıyla ilgilidir.
  • Master Thesis
    Türk Ceza Kanunu'nda irtikap suçu
    (2024) Dağtekin, Nermin Öztürk; Köprülü, Timuçin
    Bu çalışmanın konusu oluşturan irtikap suçu, 5237 sayılı TCK'nın İkinci Kitabının 'Millete ve Devlete Karşı Suçlar' başlıklı dördüncü kısmının 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' kapsamında yaptırım altına alınmıştır. İrtikap suçunun; 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' bölümde düzenlenmesi nedeniyle kamu idaresi kavramı, özgü suç niteliği gereği kamu görevlisi kavramı, 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' ile korunan hukuki yarar, irtikap suçunun konusu, faili, mağduru, maddi ve manevi unsurları, özel görünüş şekilleri, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli mahkeme ve benzer suçlarla karşılaştırması çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışma iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümünde 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' bölümü kapsamında kamu idaresi ve kamu görevlisi kavramları ile korunan hukuki yarar; ikinci bölümde ise irtikap suçunun mülga 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK çerçevesinde düzenlenişi, suç ile korunan hukuki yarar, suçun konusu, faili, mağduru, maddi ve manevi unsurları, özel görünüş şekilleri, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli mahkeme ve benzer suçlarla karşılaştırması yargı kararları ve doktrin çerçevesinde incelemeye alınmıştır. Anahtar Sözcükler: irtikap, kamu idaresi, kamu görevlisi, icbar, ikna, hatadan yararlanma.
  • Master Thesis
    1961 Anayasası’nın Türk Toplumsal Gerçekçi Sinemasının Gelişimine Etkisi
    (2025) Kılıçatan, Sinem; Mızrak, Dilan
    27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında ilan edilen ve 1961 yılında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca bir siyasal rejim değişikliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesini ve sosyal devlet anlayışının anayasal zemine taşınmasını ifade eden tarihsel bir kırılma noktasıdır. Türk sineması, bu dönemde yalnızca sayısal üretimde değil, toplumsal içerik ve estetik nitelik bakımından da dikkate değer bir dönüşüm yaşamış; 'Altın Yıllar' olarak tanımlanan bu süreçte sinema, toplumsal adaletsizlik, sınıfsal eşitsizlik, kadın hakları, göç ve kentleşme gibi yapısal sorunları gündeme taşıyan eleştirel bir mecraya dönüşmüştür. 1961 Anayasası'nın bireysel özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özerkliğini ve sendikal hakları güvence altına alması, kültürel üretim ortamını da doğrudan etkilemiş; sinemacılar, toplumsal meseleleri daha cesur ve doğrudan biçimde beyazperdeye taşıyabilmiştir. Bu araştırma, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, Halit Refiğ, Ertem Göreç ve Duygu Sağıroğlu gibi öncü yönetmenlerin filmleri üzerinden bu anayasal etkileri görünür kılmayı hedeflemiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel film analizi, tematik içerik çözümlemesi ve ideolojik okuma teknikleri kullanılmış; Stuart Hall'un temsil teorisi, Althusser'in ideoloji ve aygıt kuramı, Gramsci'nin hegemonya kavramı ve Foucault'nun mekân politikaları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bulgular, sinemanın yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir tanıklık sahası olduğunu göstermektedir. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Hudutların Kanunu, Otobüs Yolcuları ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmler, 1961 Anayasası'nın vaat ettiği hakların taşrada, sınırda ve kentte ne ölçüde uygulanabildiğini sorgulayan güçlü anlatılarla Türkiye'de hukuk ile kültür arasındaki bağı sinemasal bir hafızaya dönüştürmüştür.
  • Master Thesis
    Taşınmaz Mal Mülkiyetine Hukuki El Atma
    (2020) Verimbaş, Mustafa; Günday, Metin
    Mülkiyet hakkı, temel hak ve ödevlerden biri olup, 1982 Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca korunmaktadır. Mülkiyet hakkı, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla kısıtlanabilir. Planlı ve kamu ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir kentleşmenin sağlanabilmesi amacıyla hazırlanan imar planları ile mülkiyet hakkından doğan yetkilerin belirsiz süreliğine kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Kamulaştırma yapılmaksızın imar planlarında kamusal alanda kalan özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde meydana gelen kısıtlılık hali hukuki el atma olarak ifade edilmektedir. Kamulaştırmasız el atma, uzun yıllar sadece fiili el atma olarak kabul edilmişse de yargı kararlarıyla hukuki el atmanın da bir tür kamulaştırmasız el atma olduğuna karar verilmiştir. Hukuki el atma kavramının Türk Hukukunda kabul edilmesi nedeniyle kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma kavramlarına değindikten sonra hukuki el atmanın tanımı yapılmış, niteliği, koşulları ve geçirdiği süreç yargı kararları ışığında ele alınmış, taşınmaz malikinin hukuki el atmaya karşı başvurabileceği yollar ve açabileceği dava türleri incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Kamu İhale İlke ve Usulleri Açısından İstisna Kapsamındaki Alımlar
    (2019) Karagülle, Gürkan; Sever, Dilşad Çiğdem
    İdareler kamu hizmetini yürütürken ihtiyacı olan mal alımı, hizmet alımı veya yapım işlerini kendileri göremediği zamanlarda özel hukuk kişilerinden bu ihtiyaçlarını karşılamak durumunda kalırlar. Bu ihtiyaçlar ihale usulü ile karşılanır. Kamu ihalelerine ilişkin hukukumuzda iki tane temel kanun bulunmaktadır. Bunlardan ilki 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu diğeri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu' dur. Çalışmada Kamu İhale Kanunu'nun istisnalar kenar başlıklı 3'üncü maddesinin ihale ilkeleri açısından değerlendirilmesi yapılarak kapsadığı konular ve idareler incelenmiştir
  • Master Thesis
    Türk Ceza Mahkemesi Kararlarının Disiplin Hukukuna Etkisi
    (2023) Ekinci, Mustafa Necati; Sever, Dilşad Çiğdem
    Bir fiil, hem ceza hukukunun hem de disiplin hukukunun korumak istediği değerlere karşı tehdit unsuru olabilir. Bu durumda gerekli koşulların oluşması halinde ceza muhakemesi süreci başlayacaktır. Fiil aynı zamanda disiplin suçunu oluşturduğu için disiplin soruşturması da başlayacaktır. Bu noktada ceza hukuku ve disiplin hukukunun yolları kesişecektir. Disiplin hukuku ilke ve amaç bakımından ceza hukukundan farklıdır. Bu hukuk disiplinlerinin korumak istedikleri değerlerde farklıdır. Bu fark göz önüne alındığı zaman aynı fiil için farklı kararların çıkması muhtemeldir. Bu durumda 'ne bis in idem' ilkesinin disiplin hukukuna olan etkisi tartışılacaktır. Ceza davaları bir muhakeme faaliyetidir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmaları ise idari işlem niteliğindedir. Bu durum, ceza hukuku ve disiplin hukuku bakımından önemli bir farktır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda ceza muhakemesindeki hükmün disiplin hukukuna etkisi incelenmesi gereken bir husustur. Bu husus mahkeme kararları ışığında tartışılacaktır.
  • Master Thesis
    Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurularda Kabul Edilebilirlik Kriteri Olarak Başvuru Yollarının Tüketilmesi
    (2022) Sevim, Zübeyr Bayram; Ergül, Ozan
    Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin en etkili şekilde korunması için belirli mekanizmalar oluşturulmaktadır. Bireysel başvuru mekanizması da bunlardan biridir. Bireysel başvuru mekanizması, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) hak ihlali iddiası ile yapılacak bir başvuru ile işletilmektedir. Başvurucu kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiası ile ihlalin ortadan kaldırılması için olağan kanun yollarına başvurduğu halde söz konusu ihlal ortadan kalkmamış veya ihlalin neden olduğu zarar tazmin edilmemiş ise, AYM'ye bireysel başvuruda bulunulabilecektir. Ancak bireysel başvuruda bulunabilmek için belli birtakım kriterler vardır. Bu kriterlerden biri de 'başvuru yollarının tüketilmesi' kriteridir. Bu kritere göre; kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen birey, ihlalin ortadan kaldırılması ve ortaya çıkan zararın tazmini için etkili ve erişebilir olan tüm başvuru yollarını tüketmek zorundadır. Aynı zamanda ihlali ortadan kaldırıcı ve zararı tazmin edici idari makamlar mevcutsa, söz konusu bu makamlara da başvuru yapılması ve bu yollarında tüketilmesi zorunludur. Başvuru yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurular, AYM tarafından kabul edilemez bulunacaktır. Başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin temel amacı kamu gücü tarafından bireylerin temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının öncelikle Devletin olağan mekanizmaları tarafından çözüme kavuşturulmasını sağlamaktır. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması Devletin en temel görevidir. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi ve bu ihlal nedeniyle ortaya çıkan zararları devletin mekanizmaları tarafından giderilemediği takdirde, AYM devreye girmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç, bireysel başvurunun kanun yolu veya idari makamlara başvurudan farklı olarak olağan dışı bir yol olduğudur. Dolayısıyla bireysel başvuru mekanizması, bu haliyle ikincillik ilkesine dayanmaktadır. Bu tezin amacı AYM'ye bireysel başvuruda bulunabilmek için kabul edilebilirlik kriterlerinden olan başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin anlamını, amacını, kapsamını, sınırlarını ve istisnalarını ortaya koymaktır.
  • Master Thesis
    İdari Yargıda İstinaf Başvurusu ile Başvurunun İncelenmesi ve Karara Bağlanması
    (2025) Karabıyık, Muhammet Sıddık Sami; Günday, Metin
    6545 sayılı Kanunla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinde yer alan itiraz kanun yolu kaldırılmış ve aynı maddede yapılan düzenlemeyle, ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan nihai kararlara karşı başvurulabilen olağan bir kanun yolu olarak istinaf kanun yolu idari yargılama usulüne dâhil edilmiştir. 20/07/2016 tarihinde yürürlüğe giren istinaf kanun yoluyla birlikte bölge idare mahkemeleri istinaf mercii olarak görev yapmaya başlamış ve iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçilerek idari yargılamada önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. İstinaf kanun yolu, uyuşmazlığa ilişkin maddi ve hukuki denetimin yapıldığı genel bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Bu yolla hem adil ve etkin bir yargılamanın yapılması hem de uyuşmazlıkların birçoğunun istinafta kesinleşmesi öngörülerek yargılamanın daha hızlı sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Bunun yanında Danıştay'a giden dosya sayısının azalmasıyla birlikte Danıştay'ın içtihat mahkemesi olma rolünün kuvvetlendirilmesi de istinaf kurumunun amaçları arasında yer almaktadır. Çalışmada öncelikle, istinaf kurumunun hukuki niteliği ve tarihsel gelişimi incelenmekte, ardından kanun yolları içindeki yeri değerlendirilerek temyiz kanun yolu ve yürürlükten kalkan itiraz kanun yoluyla karşılaştırmalı analizi yapılmaktadır. Akabinde idari yargı bağlamında istinaf başvurusunun yapılma ve incelenme usulleri ile bölge idare mahkemelerinin istinaf başvurusu üzerine verdikleri karar türleri ve bu kararların hukuki sonuçları ele alınmaktadır. Neticeten çalışmada, istinaf kanun yolunun teorik çerçevesi ortaya konulmakta, uygulamadaki işleyişi analiz edilmekte ve karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: İdari Yargılama Usulü, İstinaf, Bölge İdare Mahkemesi, Kanun Yolu, Temyiz.
  • Master Thesis
    5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda Düzenlenen Bilişim Sistemine Girme Suçu (tck M.243)
    (2024) İleri, Ege Oğuz; Köprülü, Timuçin
    Son çeyrek asır, teknolojinin hızla gelişimiyle karakterize edilmiştir. Bu gelişim, bilişim sistemlerinin kullanımını insan hayatının her alanına nüfuz ettirerek, bireylerin ve toplumların yaşam tarzlarında devrim niteliğinde değişikliklere neden olmuştur. Daha önce yalnızca hayal ürünü olarak düşünülen teknolojik gelişmeler, artık günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu değişimin hızı, teknolojinin sadece birkaç yıl içinde modası geçmiş nesnelere dönüşebileceğini göstermektedir. Bu durum, bilişim teknolojilerinin küçülmesi ve kullanışlı hale gelmesiyle, insan yaşamının her köşesinde hissedilmeye başlamıştır. Teknolojik ilerlemeler, hukuki dünyada da çeşitli sorunlara yol açmıştır. Bilişim alanındaki bu gelişmeler, mülkiyet, fikri haklar, haksız fiil ve özel hayatın gizliliği gibi temel hukuki kavramların yeniden tanımlanmasını ve anlamlandırılmasını gerektirmiştir. Bu bağlamda, yazılım ve benzeri teknolojik ürünlerin korunması, bilişim sistemlerine kaydedilen bilgilere izinsiz erişim gibi konular, özel hayatın yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır. Bu çalışmanın amacı, bilişim sistemlerine girme suçunun ulusal ve uluslararası boyutlarını ele almak ve bu alandaki düzenlemelerin ve uygulamaların incelenmesi yoluyla bilişim suçlarına karşı hukuki mücadelenin önemini vurgulamaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, bilişim kavramı, bilişim sistemleri ve bilişim suçlarının tanımı ve çeşitleri derinlemesine incelenmiştir. İkinci bölüm, bilişim suçlarına ilişkin uluslararası hukuk çalışmaları ve düzenlemeleri ele almaktadır. Üçüncü bölümde ise, Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesinin detaylı bir incelemesi yapılmıştır. Modern toplumda, bilişim sistemlerinin ve bu sistemlerde yer alan verilerin korunmasının sınırlarını çizmek ve bu alandaki hukuki düzenlemelerin etkinliğini değerlendirmek bu çalışmanın temel hedeflerindendir. Bu çalışma, bilişim suçlarıyla mücadelede yasa koyuculara ve hukukçulara rehberlik etmeyi amaçlamaktadır.
  • Master Thesis
    Dworkin'in Hukuk Kuramı Çerçevesinde Anayasanın Yorumlanması
    (2024) Yalçın, İbrahim Oğuzhan; Ergül, Ozan
    Bu çalışma Türk Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu bazı kararların Ronald Dworkin'in hukuk kuramı çerçevesinde bir incelemesini yapmayı amaçlamaktadır. Ronald Dworkin'in kuramında anahtar teşkil eden kavram yorumdur. Bu sebeple ilk bölümde yorum bilim anlamına gelen hermeneutik ve hukukta yorum üzerine incelemeler yapılmıştır. Dworkin, çalışmaları ile genellikle hukuki pozitivizme belirli itirazlar getirmeyi amaçlamıştır. Bu anlamda tartıştığı en önemli düşünür, bir pozitivist olan H.L.A. Hart olmuştur ve çalışmanın ikinci bölümünde Hart ile olan tartışma ele alınmıştır. Ardından Dworkin'in hukuk kuramında önemli bir yer tutan ilkeler ve tek doğru cevap tezi ortaya konmuştur. Bilindiği üzere hukuk normları kendi başına bir anlam ifade etmez ve metinlerin yorumlanması ile normlar açığa çıkarılabilir. Dworkin'in söz konusu anlam ve yorum ile ilgili teorilerine yer verildikten sonra kendi söylemi ile anayasanın ahlaki okunması hakkındaki görüşleri açıklanmıştır. Kanunların ve diğer hukuki metinlerin anlamına ulaşabilmek için yorumlanması gerektiği kabul edildiğinde anayasaların bu konuda en fazla yorum gerektiren hukuki metinler olduğu genel kabul edilen görüştür. Zira anayasalar genellikle soyut ve muğlak ifadeleri barındırır. Çalışmanın son bölümünde de bu anlayış ışığında anayasanın ahlaki okumasının Türk Anayasa Mahkemesi kararlarında yansıması olup olmadığı araştırma konusu yapılmıştır. Örnek kararlar ile ülkemizde Anayasa Mahkemesi tarafından Dworkin'in teorilerinin karşılığı aranmıştır. Sonuçta bu çalışma ile Dworkin'in hukuk kuramı derinlemesine incelenerek günümüz hukuk düzeninde nasıl uygulama alanı bulabileceğine dair bir çerçeve oluşturmak amaçlanmaktadır.