310 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 310
Article İNSAN HAKLARININ İNSANİ ULUSLARARASI HUKUK NORMLARININ OLUŞUMUNDA ETKİSİ(2016) Arsava, A. Fusunİnsan haklarının 1945’ten itibaren gösterdiği gelişme insani uluslararası hukuku etkilemektedir. Askeri operasyonlar çerçevesinde alınan önlemler sadece insani uluslararası hukuka veya uluslararası ceza hukukuna göre değil, insan haklarına göre de denetlenmektedir. Cenevre Konvansiyonlarında ve bu konvansiyonlara ilişkin I No.lu ek protokolde çok sayıda kişi ve obje zararla karşılığın uygulama alanı dışında bırakılmış olsa da, uluslararası hukuk enstrümanı olarak sivil halka karşı zararla karşılık uygulaması devam etmektedir. Makalede sivil halka karşı silahlı güç içeren zararla karşılığın meşruiyeti ve haklı- lığı tartışmaları yanısıra, bu çerçevede insani uluslararası hukukun şekillenmesinde insan haklarının oynadığı role ışık tutulmaktadır.Master Thesis Türk Ceza Hukukunda Çocuk Düşürtme Suçu(2024) Kara, Said Çağatay; Köprülü, Timuçinİnsan yaşamı, içinde çeşitli evreleri barındıran ancak temelde doğumdan ölüme kadar devam eden süreci nitelemektedir. Anne rahminde gelişimini sürdüren cenin ise dış dünyadaki muhtemel bir insan yaşamının temsilcisi konumundadır. Bu nedenle insan onuru için ceninin korunması, günümüzde kabul gören bir tercihtir. Buna karşın devletlerin ya da toplumların, yegane ve asli amacının bu olduğunu ifade etmek güçtür. Nüfus politikası, dini inanç, ahlaki anlayış ve siyasi ideoloji gibi pek çok etmen, ceninin korunmasının bir araç olarak kullanılmasına sebebiyet vermektedir. Bu yönde bir mutlak koruma ise kadının kendi bedeni ve geleceğine dair tasarrufta bulunma özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Her iki menfaat açısından bir orta yol bulmaya çalışan kanun koyucular, gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin denge politikası izlemeyi tercih etmektedir. Nitekim Türk hukuk sisteminde de bir denge politikasının var olduğu görülmektedir. Gebeliğin hukuka uygun biçimde sonlandırılmasının sınırlarını çizen kanun koyucu, bu sınırların ihlalini ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yaptırıma tabi tutmuştur. Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu'nun 99. maddesindeki çocuk düşürtme suçu incelenmiştir. Çocuk düşürtme suçu ile ilgili düzenlemeden kaynaklı bazı belirsizlik ve eksikliklerin söz konusu olduğu, bu hususlara ilişkin tartışmaların öğretiye yansıdığı ve suça ilişkin birçok hususta fikir birliğinin sağlanamadığı görülmüştür. Çalışma kapsamında, öğretide yer alan fikir ayrılıkları değerlendirilerek bir suç tipi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Tartışmalara ilişkin görüşler ve belirsizlikler hakkında çözüm önerileri sunulmuş, suç tipine dair genel bir bakış açısı kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk Düşürtme, Çocuk Düşürme, Gebeliğin Sonlandırılması, Cenin, KürtajArticle Güvenli Üçüncü Ülke Uygulamaları: Uygulamanın Dayanakları, Eleştirileri ve Hukukiliği(2020) Aydınlı, Ogün ErşanAsylum shopping, uydu mültecilik ve yük dağılımı (burden-sharing) gibi sorunlara çözüm olması için geliştirilengüvenli üçüncü ülke uygulaması, hem yarattığı sonuçlardan ötürü hem de bizzat uygulamanın kendisinin hukukaaykırı olması yönünden ortaya çıktığı günden itibaren sıklıkla eleştirilmektedir.Uygulama, mültecinin yapmış olduğu sığınma başvurusunun başvurudan önce menşe ülkesinden başka bir ülkedebulunması ve bu ülkede sığınma başvurusunda bulunabileceği gerekçesiyle kabul edilemez başvuru olarak değerlendirilmesini öngörmektedir. Uygulama ile başvurusu kabul edilemez başvuru sayılan mülteci, kendisi için “güvenli” olarak değerlendirilen bu ülkeye sığınma başvurusu yapması amacıyla gönderilmektedir.Güvenli üçüncü ülke uygulaması, geri gönderme yasağını ihlal edebilecek durumlar yaratması, mültecilerin etkinkorumadan yararlanamamasına yol açması ve 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme’ye aykırıolması nedeniyle doktrinde sıklıkla eleştirilmektedir. Güvenli üçüncü ülke uygulamalarına getirilen eleştirileringiderek artması uygulamanın dayanakları ve eleştirileriyle birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.Master Thesis Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurularda Kabul Edilebilirlik Kriteri Olarak Başvuru Yollarının Tüketilmesi(2022) Sevim, Zübeyr Bayram; Ergül, OzanBireylerin temel hak ve özgürlüklerinin en etkili şekilde korunması için belirli mekanizmalar oluşturulmaktadır. Bireysel başvuru mekanizması da bunlardan biridir. Bireysel başvuru mekanizması, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) hak ihlali iddiası ile yapılacak bir başvuru ile işletilmektedir. Başvurucu kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiası ile ihlalin ortadan kaldırılması için olağan kanun yollarına başvurduğu halde söz konusu ihlal ortadan kalkmamış veya ihlalin neden olduğu zarar tazmin edilmemiş ise, AYM'ye bireysel başvuruda bulunulabilecektir. Ancak bireysel başvuruda bulunabilmek için belli birtakım kriterler vardır. Bu kriterlerden biri de 'başvuru yollarının tüketilmesi' kriteridir. Bu kritere göre; kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen birey, ihlalin ortadan kaldırılması ve ortaya çıkan zararın tazmini için etkili ve erişebilir olan tüm başvuru yollarını tüketmek zorundadır. Aynı zamanda ihlali ortadan kaldırıcı ve zararı tazmin edici idari makamlar mevcutsa, söz konusu bu makamlara da başvuru yapılması ve bu yollarında tüketilmesi zorunludur. Başvuru yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurular, AYM tarafından kabul edilemez bulunacaktır. Başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin temel amacı kamu gücü tarafından bireylerin temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının öncelikle Devletin olağan mekanizmaları tarafından çözüme kavuşturulmasını sağlamaktır. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması Devletin en temel görevidir. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi ve bu ihlal nedeniyle ortaya çıkan zararları devletin mekanizmaları tarafından giderilemediği takdirde, AYM devreye girmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç, bireysel başvurunun kanun yolu veya idari makamlara başvurudan farklı olarak olağan dışı bir yol olduğudur. Dolayısıyla bireysel başvuru mekanizması, bu haliyle ikincillik ilkesine dayanmaktadır. Bu tezin amacı AYM'ye bireysel başvuruda bulunabilmek için kabul edilebilirlik kriterlerinden olan başvuru yollarının tüketilmesi kriterinin anlamını, amacını, kapsamını, sınırlarını ve istisnalarını ortaya koymaktır.Article Yabancı Unsurlu İş Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk(2017) Çankaya, YiğitcanBu çalışmada iş sözleşmelerinin yabancı unsur taşıması hâlinde bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklara uygulanacak hukukun tespiti bakımından 5178 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu (MÖHUK) md. 24 ve md. 27 ile İsviçre Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu (CPIL) , AB Roma I Tüzüğü, ABD İkinci Restatement ve İngiltere Hukuku karşılaştırmalı olarak ele alınacak; irade özerkliği ilkesi ile işçinin belli oranda korunması ilkesi gereği kabul edilen zayıf taraf kuramı arasındaki ilişki kurulacak, işçi ve işveren arasındaki iş sözleşmesinde veya bunun eklerinde yapılacak hukuk seçiminin varlığı, geçerliliği ve zamanı tartışılacak; hukuk seçiminin bulunmaması hâlinde uygulanacak objektif hukukun tespiti incelenecektirMaster Thesis Milletlerarası Unsurlu Sözleşmelerde Taraf Değişikliklerinden Doğan Kanunlar İhtilafı(2023) Getiren, Havva Nur; Elçin, DoğaTicaret hacminin genişlemesi ve ekonominin küresel olarak yürütülmeye başlaması sonucunda ticaret hayatında ülkesel sınırlar kalkmıştır. Dünyanın dört bir yanındaki kişi, kurum ya da şirketlerle iş birliği yapılması sonucunda sözleşmelerin milletlerarası nitelik kazanması hali gün geçtikçe artmaktadır. Milletlerarası nitelik kazanan sözleşmeler kimi zaman ifanın kolaylaştırılması, kimi zaman da değişen şartlar kapsamında başka kişilerin bu hukuki ilişkiye dahil olmalarını gerektirse de farklı ülkelere ilişkin kurallara değinen bu sözleşmelerde uyuşmazlık çıktığı halde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği farklı şekillerde ele alınmıştır. Türk borçlar hukuku, sözleşmeler açısından tarafların her birine farklı şekillerde sözleşmeyi devam ettirme hakkı tanımış olup hukuki ilişkileri kolaylaştırıcı birtakım düzenlemeler öngörmüştür. Türk Borçlar Kanunu'nun dayandığı sözleşme serbestisi çerçevesinde sözleşmelerde taraf değişikliği gündeme gelmekte olup taraf değişikliğine ilişkin hükümler farklı şart ve koşullar ihtiva etmektedir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu olan 5718 sayılı kanunun 24. maddesinde sözleşme serbestisinin yansıması olarak, tarafların sözleşmeye uygulanacak hukuku serbestçe seçebilecekleri ve bu seçimin yapılmadığı hallerde ne gibi kurallara başvurulacağı düzenlenmesine karşın, taraf değişikliği hallerine ilişkin herhangi bir belirleme öngörülmemiştir. Tez çalışmamız kapsamında TBK içerisinde düzenlenmiş olan taraf değişikliği hallerinin her biri genel hatları ile teorik olarak ele alınmış, bu husus 5718 sayılı kanun ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılmış ve pratikte nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair öneriler getirilmiştir.Master Thesis Avukatların Meslek Suçları ve Yargılanması Usulü(2022) Tekin, Sıla Sencer; Taşdemir, ÖzgürAvukatlık Kanunu'nun 1. maddesinde avukatlık bir 'kamu hizmeti' ve 'serbest meslek' olarak nitelendirilmiş ve avukatın yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil edeceği kuralına yer verilmiştir. Avukatların bağımsızlıklarını korumak adına görevlerinden doğan ve görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı cezai soruşturma ve kovuşturma yapılması Avukatlık Kanunu'nda özel kurallara bağlanmıştır. Kamu hizmetinde çok önemli bir rol üstlenen avukatların, görevlerini yerine getirirken yaptıkları eylemlerin ve davranışların hukuka uygun hale getirilmesi, hem kamu düzeni hem de mesleğin onuru ve itibarı açısından önem arz etmektedir. Avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliği gereğince Türk Ceza Kanunu kapsamında kamu görevlisi olarak kabul edilerek ağır yaptırımlara tabi tutulmuştur. Aynı zamanda, meslekleri bakımından özellik arz eden durumlardan dolayı Avukatlık Kanunu'nda ayrıca cezalandırılmışlardır. Bu çalışmada avukatların bağımsızlığını teminat alma amacı güden avukatlara özgü yargılanma rejimi ve avukatların meslek suçları üzerinde durulmuştur. İncelememiz iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle avukatın, hukuk sistemimizde arz ettiği önem açıklanmış; daha sonra avukatlara özel soruşturma ve kovuşturma usulü ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise avukat olmanın bir unsur olarak düzenlendiği suçlar ve avukatın kamu görevlisi sıfatıyla fail olabileceği suçların yaptırımları, uygulamalardan örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.Article Marka Tescil Başvurusunun Lisans Sözleşmesine Konu Olması – Bazı Sorunlar(2019) Arkan, Sabihİncelemede, marka tescil başvurusunun lisans sözleşmesine konu edilmesinin, ekonomik fonksiyonu, tescil prosedürünün hangi aşamasında söz konusu olabileceği ve lisans verenin sorumluluğu konuları incelenmektedir.Master Thesis Effective Repentance in Crimes Aganist Property(2024) Tulğay, Saffet Serdar; Köprülü, TimuçinEtkin pişmanlık kavramı ceza hukuku sistematiği açısından sözlük manalarıyla benzerlik göstermektedir. Doktrinde de etkin pişmanlık kavramının tanımı çeşitli perspektiflerle ortaya konulmuştur. Diğer ceza hukuku konularında olduğu gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesinde sayılan malvarlığına karşı suçlara ilişkin ele aldığımız etkin pişmanlık konusunda da, doktrinde görüş ayrılıkları, uygulamada çeşitli spesifik sorunlar ve gri alanlar bulunmaktadır. Çalışmamızda malvarlığına karşı suçlarda etkin pişmanlık kavramını 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesi çerçevesince ele alarak açıklamaya çalıştık. Her ne kadar daha önce etkin pişmanlık kapsamında yazılmış tezler ve çalışmalar olsa da, bu tezlerin belli bölümlerinde genel olarak malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık kavramına yer verildiği anlaşılmıştır. Tezimiz bu anlamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesi çerçevesinde malvarlığına yönelik suçlardaki etkin pişmanlık konusuna özgülenen bir tez olma özelliği göstermektedir. Bu kapsamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesinde sayılan malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık konusunu olabildiğince ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılmıştır.Master Thesis Çocuk Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Türkiye'de İdarenin Pozitif Yükümlülükleri(2024) Bal, Gülçin; Sever, Dilşad ÇiğdemÇocukların bedensel ve zihinsel olarak henüz olgunluğa erişmemiş olmaları sebebiyle hususi olarak korunmaya ihtiyaçları vardır. Tarihi süreçte çocuklar ihtiyaç duydukları korumadan yoksun bırakılmışlardır. Zamanla çocuğa bakış değişmeye başlamış ve çocuklar da hakların öznesi birer birey olarak düşünülmeye başlanmıştır. Çocukların özel durumları nedeniyle özel bir korumaya ihtiyacı olduğunun kabulü ile temel insan hakları belgelerine ilave olarak münhasıran çocuk haklarını konu edinen bir sözleşme imzalanmıştır. Anılan Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin kabulü ile çocuklar hakların öznesi haline gelmiştir. Bu Sözleşme ile Taraf Devletlere çocuk haklarının korunmasına ilişkin yükümlülükler getirilmiştir. Taraf Devletler ise Sözleşme'den doğan yükümlülükleri idare eliyle yerine getireceklerdir.

