94 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 94
Doctoral Thesis Sarah Scott'ın A Description Of Millennium Hall, Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution Of 1900 ve Fay Weldon'nın Darcy's Utopia Adlı Eserlerinde Ütopik Söylemin İncelenmesi(2017) Düzgün, Şebnem; Aras, GökşenSarah Scott'ın A Description of Millenium Hall (1762), Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution of 1900 (1890) ve Fay Weldon'ın Darcy's Utopia (1990) adlı eserleri yönetici sınıfta bulunan erkeklerin gücünü ve imtiyazlarını meşrulaştıran ataerkil politikaları eleştirir. Sırasıyla on sekizinci yüzyıl ortasında, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl sonlarında etkili olan feminist akımlardan etkilenmiş olan Scott, Dixie ve Weldon, kadın başkahramanları aracılığıyla feminist ütopyalarında baskıcı ataerkil ideolojiye ve söyleme karşı çıkarlar. Cinsiyet ayrımcılığını sosyo-politik bir sorun olarak ele alan kadın kahramanlar, kadınların zihinsel ve fiziksel yönlerden daha aşağı bir konumda oldukları varsayımının din, eğitim ve evlilik gibi sosyal kurumlar tarafından dayatıldığını ileri sürerler. Ayrıca, kadınların ve ikincil toplumsal, ırksal ve dini sınıfların baskılanması arasında da benzerlik kurarlar. Tez, çoğunlukla Foucault'nun ve feministlerin söylemlerine gönderme yaparak Scott, Dixie ve Weldon'ın eserlerinde kadınların ezilmesi ve sömürülmesi konusunu tartışır ve toplumsal cinsiyet meselesinin farklı sosyo-tarihsel açılardan ele alınsa da başkahramanların, kadınların ezilmesinin ideolojik olduğunu ve kadınların sözde biyolojik, zihinsel veya ahlaki açıdan güçsüzlükleriyle ilgili olmadığını savunduklarını açıklamayı amaçlar. Ayrıca, kadınların ikincil konuma itilmesinin, gücün üst sınıf Hıristiyan beyaz erkeklerin ellerinde toplanmasını savunan ataerkil devlet tarafından yasallaştırıldığını iddia ettikleri ortaya konur. Tez, Scott, Dixie ve Weldon'ın kadın kahramanlarının, kadınların erkek egemenliğinden kurtarılması için ataerkil gücü pekiştiren geleneksel sosyal, ekonomik, politik, dini ve ahlaki ideolojilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundukları sonucuna varır.Doctoral Thesis Çok Değişkenli Bir Sistemin Aktif Bozucu Dışlama Kontrolcüsü ile Denetimi(2019) Askır, Alyaseh Nagı M.; İrfanoğlu, Bülent; Nazlıbilek, SedatBu tezde sunulan araştırma, minimum evre modundaki doğrusal olmayan dördül tank sisteminin (DTS) denetiminde, doğrusal ve doğrusal olmayan Aktif Bozulum Dışlama Denetimi (DABDD ve DOABDD) için yeni bir uygulama ile ilgilidir. Bu, doğrusal olmayan çok girişli çok çıkışlı ir sistemdir ve doğrusal olmayan çok değişkenli denetim stratejilerinin etkinliğini kanıtlamak için kullanılan bir platformdur. İlk olarak, dördül tank sürecinin yapısı hiyerarşi açısından düzenlenmekte, sürecin dinamik davranışını uygun şekilde temsil eden doğrusal olmayan matematiksel bir model kullanılmaktadır. Daha sonra, dördül tank sürecini denetlemek için doğrusal aktif bozulum dışlama denetim stratejisi önerilmektedir. DABDD tekniğine ilişkin denetim yasası, doğrusal durum geribesleme (DDG) denetleyicisi ile toplam bozulumların kestiriminde ve model belirsizliklerinin düzeltilmesinde önemli bir rol oynayan doğrusal genişletilmiş durum gözleyicisinin (DGDG) bir bileşimi olarak tasarımlanmıştır. Bu belirsizliler denetim yasası tarafından müteakiben ortadan kaldırılacaktır. Dördül tank sisteminin denetim döngüsü genellikle sürecin kararlılığını olumsuz yönde etkileyen sistem belirsizlikleri ve dış bozucular gibi hususlara maruzdur. Bu nedenle, doğrusal olmayan aktif bozulum dışlama denetim stratejisi keza sistemin gürbüzlüğünün artırılması için dördül tank sistemi olarak tasarımlanmaktadır. Kayıcı moda bir denetleyici olan durum geribesleme denetleyicisi doğrusal olmayan genişletilmiş durum gözleyicisi (DOGDG) ile birleştirilmiştir. Kestirim sürecinin doğruluğunu artırmak maksadıyla, doğrusal olmayan aktif bozulum dışlama denetleyicisi yapısına doğrusal olmayan entegre optimal denetim fonksiyonu ilave edilmiştir. Son olarak, önerilen denetim yöntemlerinin performansını değerlendirmek için önerilen yöntemler oransal denetleyicili doğrusal olmayan geribesleme doğrusallaştırıcı ile kıyaslanmıştır. Ayrıca denetleyici dördül tank sürecinin doğrusal olmayan türevsel denklemlerinin Matlab®Simulink® ortamında oluşturulmasıyla gerçeklenmiştir. Simülasyon sonuçları, parametre belirsizliklerine ve ayrıca harici bozucu etkilerin bulunmasına rağmen, bu tezde önerilen DOABDD tekniği, diğer stratejilere kıyasla, dördül tank sisteminin alttaki tankların içindeki sıvı seviyesini arzu edilen çalışma noktalarında tutarak, denetim sürecinin ana hedeflerini başarmada yüksek derecede bir etkinliğe sahip olduğunu göstermiştir.Doctoral Thesis Moleküler Modelleme Yaklaşımını Kullanarak Kanser Tümör Tedavisi için Piridil Tip Ligantları İçeren Platin ve Paladyum Komplekslerinin Tasarımı(2018) El-hag, Rabıa Hadı Mohamed; Kayı, Hakan; Yaman, Şeniz ÖzalpGeçen yüzyılın ortasında, bir cisplatin bileşiğinin keşfinden sonra, bu bileşik birkaç farklı kanser tipinin tedavisinde kullanılan en önemli kimyasal bileşiklerden biri haline gelmiştir. Ancak bu bileşiğin kanser hücrelerini öldürme ve yok etme yeteneğine rağmen, neden olduğu yan etkilere ek olarak birkaç kanser türünü tedavi edememekte, bu da bilim adamlarının daha etkili ve yan etkileri olmayan başka bileşikleri araştırmalarına yol açmaktadır. Keşfedilen ilaçların çoğunun, kanserlere karşı etkinliklerinin çok az olduğu gösterilmiştir. Elde ettiğimiz teknikler ve ilerlemelere ve kendini savaşmaya adamış sayısız doktor olmasına rağmen, kanser gerçek bir tehdit, çaresiz bir hastalıktır, ancak yine de umut vardır. Bilim adamları 50 yıl önce imkansız görünen tedavilerle ortaya çıktılar ve tedavi edilemez denen bazı kanserlerden kurtulmayı başardılar. Mükemmel sonuçlar elde etmek için tedavi araçlarını farklı şekillerde kullanmaya başladık. Kanser hala korkutucu olsa da ve her zaman öyle kalabilir olsa da, kansere karşı attığımız adımlar tedaviyi sadece mümkün kılmakla kalmayıp aynı zamanda erişilebilir hale de getirmiştir. Önceki çalışmalardan, platin ve paladyum bileşiklerinin, uygun ligand, iyi geometri ve aktif çıkış grubu gibi birçok parametreyi hesaba katarsak, kanser hücrelerine karşı en etkili bileşikler olduğu sonucuna varılabilir. Buradan, araştırmalarla alternatif kanser tedavisi bileşikleri olarak bazı platin ve paladyum bileşiklerini tasarlamaya ve geliştirmeye başlandı. Bu araştırmada, on altı platin ve paladyum bileşiği iki farklı tipte ligand ile tasarlandı. Yeni bileşikler, yoğunluk fonksiyonel teorisi, DFT, kullanılarak teorik olarak tasarlanmış ve test edilmiştir. FTIR, NMR ve UV-vis gibi bu komplekslerin spektroskopik özellikleri ve geometri optimizasyonları B3LYP/LANL2DZ teori seviyesinde ve Gaussian programı kullanılarak hesaplanmıştır. Bu bileşiklerin iki tip DNA ile etkileşim süreci daha sonra Docking programı kullanılarak simüle edilmiştir ve komplekslerimizin cisplatinden (kovalent, elektrostatik, oluk ve interkalasyon) farklı mekanizmalarla ve belkide cisplatinin yan etkilerinin üstesinden gelebileceğine yol açacak şekilde DNA ile etkileştiğini ortaya koymuştur. Bu bileşiklerin teorik sonuçları oldukça umut vericidir. Bu bileşiklerin bazıları canlı hücreler üzerinde deneysel olarak test edilmiş ve çeşitli kanser türlerine karşı etkili olduğu kanıtlanmıştır. Deneysel ve teorik sonuçlar arasında iyi derecede bir uyumluluk gözlenmiştir. Söz konusu yeni komplekslerin, bu kompleksler hakkında daha ileri çalışmalar için umut verici sonuçları vardır.Doctoral Thesis Bağlam-farkında Uyarlamalı Yazılım Sistemlerinde Göz-hareketi Verisi ile Gözlemleme: Endoskopik-nöroşirurji Eğitim Programları için Bir Durum Çalışması(2017) Dalveren, Gonca Gökçe Menekşe; Dalveren, Gonca Gökçe Menekşe; Çağıltay, Nergiz; Dalveren, Gonca Gökçe Menekşe; Çağıltay, Nergiz; Çağıltay, Nergiz; Software Engineering; Information Systems Engineering; Software Engineering; Information Systems EngineeringGünümüzde modern yazılımlar, ortamdaki sürekli değişimlerle uyumlu olmaları gerektiğinden dolayı çok karmaşık hale gelmektedir. Çevreyle ilgili olguları izleyebilmek ve çevredeki değişikliklerin olası sonuçlarını daha iyi anlayabilmek için toplanan verileri analiz etme yeteneği aracılığıyla otonomik davranışları desteklemeleri gerekmektedir. Başka bir deyişle, bağlam-farkında uyarlamalı yazılım sistemi (BFYUS), çalışma ortamındaki bu değişikliklere cevaben kendisini çalışma zamanında ayarlamayı amaçlamaktadır. Bağlam, son kullanıcı, programlama, birincil özellikler (ör. kimlik, yer ve zaman) ve fiziksel koşullar gibi yazılım sistemi tarafından gözlemlenen herhangi bir şey olarak tanımlanır. Bu nedenle BFYUS mimarisi, geniş bir veri yelpazesini izleyerek farklı amaçlar için çeşitli seviyelerde uygulanabilir. Bununla birlikte, şu anda bu sistemlerin uyguladığı adaptasyonun seviyesini ve kapsamını gösteren hiçbir kavramsal çerçeve yoktur. Bu çalışmada, öncelikle BFYUS'ın ana boyutlarını daha iyi anlamak için ilgili literatür incelenmiştir. Daha sonra, belirli bir BFYUS tarafından gerçekleştirilen adaptasyonun seviyesine ve kapsamına daha iyi hitap edebilmek için kavramsal bir çerçeve önerilmektedir. Önerilen çerçeve üç boyuta sahiptir: adaptasyon bağlamının tanımı, uyarlanması planlanan olayın tanımı ve nihayetinde adaptasyonun nasıl gerçekleştirileceğini gösteren plan. Ek olarak, önerilen kavramsal çerçeve aracılığıyla endo-nöroşirurji eğitim programları için bir durum çalışması yürütülmüştür. Sonuçlar, cerrahların göz hareket olaylarını izleyerek, yetenek seviyelerinin yüksek hassasiyetle (%91.3) tahmin edilebileceğini göstermiştir. Buna göre, bu özel durum için, cerrahların göz hareketi olaylarıyla, içeriğin cerrahların davranışlarına göre uyarlanabileceği görülmüştür. Örneğin, beceri düzeylerini düzenli olarak ölçerek ve öğrencilerin göz hareket olaylarıyla her bir senaryonun zorluk seviyelerini değerlendirerek, müfredattaki bilgisayar tabanlı simülasyon senaryolarının düzeni, farklı el koşullarındaki kullanıcı beceri seviyelerine ve davranışlarına göre uyarlanabilir. Bu, her stajyer için beceri ve bilgiye dinamik olarak adapte edilmiş özel bir müfredat oluşturulmasına yardımcı olacaktır. Bu çalışmanın iki ana katkısı vardır. İlk olarak, BFYUS'ın kapsam ve seviyesini değerlendirmek için kullanılabilecek bir kavramsal model önermektedir. Bu bilgi araştırmacılara ve geliştiricilere BFYUS'ı daha iyi değerlendirip karşılaştırmalarına yardımcı olabilir. Bu tez çalışmasının ikinci katkısı önerilen modelin endo-nöroşirürji alanına uygulanmasıdır. Endo-nöroşirurji alanındaki eğitim programları çeşitli problemlere sahiptir. Bu programların asıl problemi, beceri temelli eğitim fırsatlarıdır. Eğitim ve beceri gelişiminin ameliyathanede sağlanması gerektiğinden dolayı, bu eğitim programlarının, hastaların bakış açısından etik hususlar, sınırlı zaman ve hasta güvenliği riski gibi pek çok dezavantajı vardır. Şu anda, cerrahi eğitim programları için pek fazla alternatif eğitim olanağı bulunmamaktadır. Bu programlarda beceri geliştirme çok kritik olduğu için, bireysel beceri temelli eğitim olanakları gerekmektedir. Cerrahi eğitim programlarını desteklemek için bilgisayar tabanlı simülasyonlara örnekler olsa bile, müfredata entegre modeller sınırlıdır. Ek olarak, özellikle endo-nöroşirurji eğitim programlarında cerrahi eğitim için BFYUS'ın herhangi bir öğretim modeli yoktur. Doğası gereği, BFYUS yaklaşımının endo-nöroşirurji eğitim programlarına çeşitli avantajlar sağlayabileceğine inanıyoruz. Bununla birlikte, endo-nöroşirurji eğitim programları için BFYUS oluşturma süreci çok karmaşıktır, bu tez çalışmasında bir BFYUS kavramsal modeli önerilmektedir. Bu tez çalışmasının bulguları, endo-nöroşirurji eğitim programları için daha iyi BFYUS oluşturmak üzere gelecekteki çalışmalara yardımcı olmak ve bu sistemleri mevcut eğitim programlarına daha iyi entegre etmek amacıyla hazırlanmıştır.Doctoral Thesis Optik ince filmlerin mekanik ve optik özellikleri üzerine bir çalışma(2018) Özhan, Alp Eren Sinan; Kaftanoğlu, BilginBu çalışma, 3-5 µm orta kızıl ötesi dalga aralığında çalışan termal görüntüleme sistemlerinde bulunan farklı optik bileşenler üzerinde kullanılan çeşitli fonksiyonel optik ince film kaplama süreçlerinin geliştirilmesi konusunda yapılan çalışmaları içerir/tanımlar. Bu fonksiyonel kaplamalar arasında yoğunluklu olarak düşük yansıtmalı kaplamalar ve aralık geçiş filtreler bulunmaktadır. Fonksiyonel kaplamaların tasarımı, kaplamalarda kullanılan ince film malzemelerini seçimi, ince film malzemelerin özelliklerinin ortaya çıkarılması, elde edilen teorik tasarımın vakum kaplama cihazlarına uyarlanarak üretilmesi, üretilen ince filmlerin optik performanslarının ve çevre koşulları dayanımlarının test edilmesi ve süreçlerin tanımlanması çalışmalarında bulunulmuştur. Çalışmada düşük yansıtmalı kaplamalar; yüksek performanslı (YP) ve yüksek dayanımlı (YD) olarak iki ana alt başlık altında incelenmiştir. Orta kızılötesi dalga bandında yüksek performanslı düşük yansıtmalı kaplama süreçleri germanyum (Ge), silisyum (Si), çinko selenit (ZnSe) , çinko sülfit (ZnS) ve safir (Al2O3) optik bileşenler (alt taşlar) üzerinde geliştirilmiştir. Ayrıca, orta kızılötesi dalga bandında yüksek dayanımlı düşük yansıtmalı optik kaplamalar grubunda tek katmanlı elmas benzeri karbon kaplama (EBK) ile hem yüksek performanslı hem de yüksek dayanımlı kaplamaların olumlu özelliklerini bir arada barındıran bütünleşik (hibrid) elmas benzeri karbon (H-EBK) kaplama süreçleri Si alt taşlar üzerinde geliştirilmiştir. Bunlara ek olarak, yine orta kızılötesi dalga bandında yüksek dayanımlı düşük yansıtmalı optik kaplamalar grubunda EBK kaplamalara, çeşitli çevre koşulları dayanımlarında alternatif olmak üzere bor nitrür (BN) ve bor karbo-nitrür (BCN) içeriklerin olduğu optik kaplamalar için süreçler geliştirilmiştir. Geliştirilen bütün kaplama süreçlerinin tekrar edilebilirlikleri, kıyaslamaları yapılmış ve kullanım alanları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Optik İnce filmler, Kızılötesi malzemeler, İnce Film Kaplamaların Özellikleri, Düşük Yansıtmalı Kaplamalar, Bor-nitrür (BN) ince filmler, Bor karbo-nitrür (BCN) İnce Filmler, Elmas Benzeri KarbonDoctoral Thesis Bulanık Çkkv Yaklaşımı Kullanarak Bir Bakım Planının Seçilmesi için Karar Destek Modelinin Geliştirilmesi(2019) Abdulgader, Fathıa Sghayer; Erdebilli, BabekKarmaşık karar vermede, çok kriterli karar vermenin (ÇKKV) metodolojilerinin kullanılması, çeşitli alternatifler arasında bilinçli ve haklı bir karar vermenin en bilimsel yoludur. ÇKKV'ler farklı amaçlarla ve bu amaca ulaşmada etkinliklerini kanıtlayan birkaç uygulamayla kullanılmıştır. Bu araştırmada, farklı ÇKKV metodolojilerinin avantajları ve dezavantajları, doğruluk ve hassasiyetlerini artırmak için uygulanan farklı tekniklerle birlikte yapılan araştırmalardır. Çalışmanın temel amacı, birçok ÇKKV yönteminin gücünü birleştiren ve endüstriyel uygulama için en uygun bakım politikası / stratejisini seçmek için uygulayan hibrit bir ÇKKV süreci geliştirmektir. Dahası, sonuçların belirsizliğini ve belirsizliğini ortadan kaldırmak için kullanılan tüm ÇKKV tekniklerinde bulanık dilbilimsel terimler kullanılmaktadır. ÇKKV yöntemlerini hibrit bağlamda kullanan ve bulanık dilbilimsel terimleri kullanan çalışmalar üzerinde yapılan kapsamlı bir literatür taraması ile bulanık DEMATEL - AHS - TOPSIS hibrit tekniğini kullanmak için bir model geliştirilmiştir. Uygulamasıyla birlikte model, çeşitli AHS yöntemini kullanarak önceliklendirme kriterleri arasında çift yönlü bir karşılaştırma yapmanın yanı sıra, birkaç kriter arasında karşılıklı ilişkiler kurulmasında bulanık DEMATEL'in güçlerini birleştiren türünün ilk örneğidir. Daha sonra, alternatifler, negatif ve pozitif çözümler oluşturarak ve alternatiflerin her biri için göreceli yakınlığı hesaplayarak bulanık TOPSIS yöntemi kullanılarak karşılaştırılır. Ayrıca, altı ana kriter, yirmi dört alt kriter ve beş alternatif model başvurusu için literatürden seçilmiştir. Araştırmanın bulguları, koruyucu bakımın yakından takip ettiği ve bunu takiben koruyucu bakımın en iyi seçim olduğunu bir bakım planı olarak göstermektedir. Araştırmanın sonuçları, geliştirilen modelin uzmanların girdilerine dayalı bakım planları seçme ve gelişmiş bulanık ÇKKV yaklaşımını kullanma konusundaki başarısını doğruladı.Doctoral Thesis Armonize mal tanımı ve kodlama sistemi için doğal dil işleme kullanarak ontoloji oluşturulması(2016) Fal, Funda Akgür; Turhan, ÇiğdemDünya Gümrük Örgütü (DGÖ) gümrük idarelerinin etkinliğini ve verimliliğini artırmayı hedef edinmiş hükümetler arası bir kuruluştur. DGÖ dış ticaret için ortak bir kod sistemi sağlamaktadır. Armonize Mal Tanımı ve Kodlama Sistemi (Armonize Sistem-AS) diye adlandırılan bu sistem, 5000 farklı kod numarası içeren uluslararası bir ticari sınıflandırma sistemidir. Sistem uzman ya da uzman olmayan gümrük memurları ve ticaret yapmak isteyen insanlar tarafından kullanılmaktadır. Mevcut sistemin temel sorunu; AS kodu tespiti işlemlerinin ancak konu uzmanları tarafından yapılabilmesi ve uzamn olmayan kişilerce yapılamamasıdır. Ontolojiler semantik yapıyı gösteren güçlü araçlardır. Büyük ölçekli ontolojilerin yapılandırılması zor ve zaman alıcıdır. Doğal Dil İşleme (DDİ) kullanımı ontolojileri oluşturmak için etkili bir yoldur. Bu çalışmada, ana amaç AS kodları için Türkçe doğal dil işleme yapılarak ontoloji oluşturmaktır. Oluşturulan ontolojinin AS kodlarının tespit edilmesinde üç hayati fayda sağlaması beklenmektedir. Oluşturulan ontolojide AS kodları ürünlerin tariflerinden yola çıkarak tanımlanmış, böylece uzman olmayan kişilerin Türkçe kullanarak AS kodlarını tespit etmeleri sağlanmıştır. İkinci olarak, sistemi bir ontoloji üzerine kurmak ontolojilerin doğal yapıları sayesinde, ürünler ve aralarındaki ilişkilerin tanımlanmasıyla sistemin esneklik ve düşük maliyet ile çalışmasını sağlamaktadır. Son olarak, literatürde, Türk gümrüklerinde kullanılan böyle bir arama sistemi bulunmamaktadır. Bu tez, ontoloji oluşturma ve Türkçe dil işleme kullanarak aramada yeni bir bakış açısı sağlarken, oldukça kullanışlı yeni bir metod ve esnek bir arama sistemi yaklaşımı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ontoloji, Doğal Dil İşleme, Protégé, Armonize Mal Tanımı ve Kodlama SistemDoctoral Thesis Yalın Altı Sigma, Çevik Yazılım Geliştirme Metodolojisi ile Entegre Etmek(2019) Badwe, Safıa; Erkan, Turan Erman; Erkan, Turan Erman; Erkan, Turan Erman; Industrial Engineering; Industrial EngineeringSon yirmi yıl içinde, uslubu daha verimli hale getirmek için yeni bir paradigma olarak ortaya çıkan yalın düşünceyle, Altı Sigma yaklaşımı da yazılım geliştirme sektörüne uzun bir giriş yaşadı. Bazı yazılım şirketleri, iş ve geliştirme girişimleri için Altı Sigma'yı ve Yalını uyarlamaya çalışıyorlardı. Yalın Altı Sigma (YAS), madde ilerlemesinin test ve uzlaşma yönlerini hızlandırır ve alıcılara birinci sınıf ürünler sunmak için alan sağlar.Yine de, sürekli bir değişim ve dönüşüm ihtiyacı kurumları karmaşık ve yeni çalışma ortamlarını benimsemeye zorladı.Bu durum programların planlanması koordine edilmesi ve müşterileriyle iletişim kurmak için gereksinimleri geliştirmek üzere için yazılım geliştirme metodolojilerine yönlendirdi. Bu bağlamda, YAS ve Çevik yazılım metodolojileri talepleri erken bir aşamada karşılamak ve yazılım geliştirme sürecine yüksek kalitede değişiklikleri dâhil etmek için bir dizi geliştirme girişimi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle mevcut çalışma, yazılım geliştirmede yukarıda bahsedilen metodolojiler arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Bu tez çalışmsında teorik ve deneysel çalışmalardan elde edilen sonuçlar sunulmuştur.İlk kısım, ―YAS-Çevik Metodolojisi‖ adlı yeni bir yaklaşımı denemek ve uygulamak için Altı Sigma, Yalın, Yalın Altı Sigma, Çevik ve Scrum Metodolojilerini incelemek için operasyonel aşamayı birleştiren bir model sunmaktadır. İkinci bölüm ise, yazılım geliştirme şirketleri üzerinde Türkiye'de ve yurtdışında yapılan anket çalışmasının sonuçlarını sunmaktadır.Anket, birkaç önemli konular üzerinde durmaktadır. Bunların en önemlileri: faydaların olması, kritik başarı faktörleri, memnuniyet, değişim ihtiyaçları tecrübeler ve metodolojiyi uygularken karşılaşılan sorunlar. Ampirik bakış açısı, metodolojileri inceleyen kavramlar, faktörler ve bunların yazılım geliştirme üzerindeki etkileri hakkında hipotezler geliştirilerek analiz edilmektedir. Sonuçlar, yazılım geliştirmenin başarısına ve başarısızlığına ve metodolojilerin performansınınen faydalı yönlerine yol açan en önemli faktörleri vurgulamaktadır.Bu amaçla YAS ve Çevik metodolojilerininve bunların birbirleri arasındaki ilişkinin bu metodolojilerin birleştirme fikrinin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Bu alanda uzmanlaşmış bir dizi Türk ve Kanadalı şirket arasında karşılaşmalar yapılmıştır.Sonuçlar, yazılım geliştirme sektöründeki Türk firmalarının dünya pazarına en geniş çapta ulaştığını ve bu alandaki en rekabetçi ülkelerden biri haline geldiğini göstermektedir.Doctoral Thesis Altı Sigma Yaklaşımını Kullanan Yüksek Öğretimde Lisans Programı Ders Programını Geliştirmede Etkili Metodoloji Geliştirme(2019) Dakhıl, Abdulmuhsen Aemmaar Ahmed; Özkil, AltanTüm üniversitelerdeki lisans eğitimi veren bölümlerin müfredat yapısı, o bölümden mezun olan öğrencilerin iş hayatında ihtiyaç duyacakları bilgi beceriler ve yeteneklere dayanır. Mezunlar bilgi becerileri ve yeteneklerini bölümleri ile ilgili seçmiş oldukları işlerdeki ihtiyaçları karşılamak amacı ile kullanacaktırlar. Bununla birlikte üniversitelerin mevcut lisans programlarının öğrencilerin mesleklerinde başarılı olmaları için gerekli olan bilgi beceri ve yeteneklere sahip mezunları piyasaya sağlayamadıklarına ilişkin genel bir kanı bulunmaktadır. Basit olarak bu üniversitede öğretilenler ile endüstride ihtiyaç duyulanlar arasındaki açıklığı göstermektedir. Bu nedenle dikkate değer sayıda üniversite mezunu bilgi beceri ve yetenekleri ile tam uyumlu olmayan işlerde istihdam edilmektedir. Müfredatın geliştirilmesi ile ilgili bu nedenle çok sayıda araştırma yapıldığı görülmektedir. Eksik olan husus ise müfredat geliştirme sürecine etki eden birçok faktörü ve farklı paydaşların görüşlerini dikkate alan sayısal bir metodolojinin olmamasıdır. Bu tezin amacı müfredat geliştirmede Six-Sigma kalite geliştirme yaklaşımını kullanan sayısal bir metodoloji geliştirmektir. Metodolojinin uygulanması ile seçilen bir bölüm için mezunların ihtiyaç duyacakları bilgi beceriler ve yetenekler bazında değişiklik önerileri belirlenebilecektir. Geliştirilen metodoloji yüksek öğrenimde mühendislik bölümlerinden birinin müfredatının geliştirilmesi amacı ile uygulanmıştır. İmalat Mühendisliği Bölümü bu amaçla seçilmiştir. Seçilen mevcut imalat mühendisliği bölümleri müfredatlarından oluşturulan bilgi beceriler ve yetenekler seti üzerinde öğrenciler, öğretim üyeleri ve endüstri temsilcileri gibi farklı paydaşların görüşlerinin alınacağı ayrıntılı bir anket geliştirilmiştir. Seçilen bilgi, beceri ve yetenekler setinin önem ve performans üzerine etkilerinin ölçümlenmesine ilişkin anketin istatistiksel analizleri SPSS kullanılarak yapılmıştır. İmalat mühendisliği müfredatı üzerinde geliştirme yapılacak alanlar metodoloji tarafından önerilmiştir. Önerilen değişikliklerin geçerliliği kariyer.netten alan imalat mühendisliği işe giriş ilanları analiz edilerek belirlenmiştir.Doctoral Thesis Savunma Planlama Sürecinde Teknoloji Yönetiminin Geliştirilmesi Amacıyla Bir Fonksiyonel Model Önerisi: Türkiye için Bir Durum Çalışması(2015) Akın, Hasan Umut; Özkil, Altan; Özkil, Altan; Özkil, Altan; Koyuncu, Murat; Aviation Management; Aviation ManagementTeknolojilerdeki hızlı gelişim ve değişim tüm sektörlerde olduğu gibi, özellikle sistemlerin sistemi yaklaşımını kapsayan savunma alanında da etkisini göstermiş, daha karmaşık hale gelen savunma sistemlerinin etkin planlanması ve verimli kullanımı Teknoloji Yönetimi (TY)'nin önemini artırmıştır. TY alanında mevcut araştırmalar ve uygulamalar çoğunlukla ticari işletmelerin teknoloji yönetimi süreçleri üzerinde durmaktadır. Bu tezde, mevcut savunma planlama süreçleri kapsamında TY'nin uygulanabilirliği; yazında yer alan ve çoğunlukla ticari uygulamalara yönelik TY çerçevesinde ele alınarak, TY aktiviteleri, yöntemleri ve araçları da dâhil olmak üzere Türk Savunma Planlama Sistemi özelinde araştırılmıştır. Ayrıca, savunma planlama sürecinde karar vermeye destek olacak, teknoloji ve operasyonel konseptler ile geleceğin yetenek ihtiyaçlarını dikkate alan işleyiş tarzları da çalışmada incelenmiştir. Tez kapsamında, Türk Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden deneyimli katılımcılara TY farkındalığı ve kullanım düzeyi belirleme anketi uygulanmış ve mevcut TY aktivite, yöntem, araç ve tekniklerinin savunma sektörüne uygulanabilirliği analiz edilmiştir. Analiz ve anket sonuçları esas alınarak, savunma planlama sürecinin etkinliğini arttıracak ve savunma planlamacılarının görev ve fonksiyonlarını daha iyi yerine getirebilmelerini sağlayacak fonksiyonel bir TY modeli geliştirilerek savunma planlama sürecine entegre edilmiştir.
