10 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 10
Doctoral Thesis Displacement and Fluid Identities in Little Bee, Shooting Kabul and Exit West(2021) Rıaz, Adnan; Tekin, KuğuGünümüzde yaşanan göç dalgaları, uluslararası toplumun yerli kültürlere bakış açısını yeniden şekillendirdi. Göçmen kültürü, ulus-devletlerin değerlerini, kültürlerini ve normlarını bir dereceye kadar seyrelterek onlara meydan okumaktadır. Tez, göçün keyfi bir seçim olmaktan ziyade kapitalizm ve küreselleşmenin sonucu olarak ortaya çıkan bir zorunluluk olduğuna odaklanmaktadır. Başlıca suçlular olan sömürgecilik ve yeni-sömürgecilik araçları, zayıf ulusların, gelişmiş dünyanın ekonomik ve politik çıkarlarını beslemek için sömürülmesinde kullanılmaktadır. Kültürel ve ekonomik parazitler olarak görülen mültecilere sığındıkları gelişmiş ülkelerde nefretle bakılmaktadır. Little Bee Shooting Kabul ve Exit West romanları mevcut göç krizini mercek altına almaktadır. Žižek ve Agamben'in göçmenlerin doğuşu ve hak mücadelelerine ilişkin görüşlerinin de desteğiyle bu tez, konu ve kuramlar arasında bir paralellik kurmaktadır. Little Bee çok uluslu şirketlerin faaliyetlerinin kurbanı olan genç bir mülteci kızın mücadelelerini anlatmaktadır. Hikâyede genç kız her ne kadar Birleşik Krallık'a ulaştıktan sonra olumlu ilişkiler kurmaya çalışsa da yetkililer onu mülteci kimliğini kanıtlayan belgeleri göstermediği nedeniyle sınır dışı eder. Shooting Kabul Afganların, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin çekilmesinin ardından Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesiyle savaştan zarar gören Afganistan'dan gidişlerini anlatmaktadır. Eserde göçmen kültürünün derin köklülüğü, göçmenlerin ev sahibi kültüre meydan okuma biçimleri ve göç sonrası yaşam betimlenmektedir. Exit West dini fanatikler tarafından istila edilen mültecilerin vatanının kasvetli bir resmini çizmektedir. Vatandaşlar her ne kadar Batı yaşam modelini kopyalamaya çalışsalar da ekonomik ilerleme ve barış sağlayamazlar. Ancak roman, korkunç bir savaşın ardından göçmeyip yurtta kalanlar ve göç edenlerin yeniden buluşup yakınlaşmalarıyla olumlu bir hava ile sona ermektedir.Doctoral Thesis Margaret Atwood'un Antilop ve Flurya, Jeannette Winterson'ın Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi ve Richard K. Morgan'ın Değiştirilmiş Karbon'u Üzerine Transhumanist ve Eleştirel Posthumanist Bir Çalışma(2024) Yastıbaş, Gülşah Çınar; Tekin, KuğuBu tez, yirmi birinci yüzyılın distopik bilim ve spekülatif kurgu edebiyatındaki Margaret Atwood'un Antilop ve Flurya, Jeannette Winterson'ın Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi ve Richard K. Morgan'ın Değiştirilmiş Karbon isimli eserlerini, transhümanizm ve eleştirel posthümanizm bağlamında incelemektedir. İnsanın fiziksel, bilişsel ve psikolojik sınırlarını aşmak için geliştirilen ve transhümanizmle örtüşen teknolojileri, aynı zamanda eleştirel posthümanizm ile örtüşen etik, çevresel ve sosyo-politik kaygıları inceleyerek, bu tez, seçilen eserlerde transhümanist yaklaşımın tekno-iyimser vizyonu ile böyle bir vizyonun tekno-kapitalist toplumlarda ortaya çıkan benzeri görülmemiş sonuçları arasındaki çatışmayı göstermeyi amaçlamaktadır. Seçilen eserler, teknolojinin insan deneyimlerini ve diğer varlıklarla ilişkilerini şekillendirmedeki rolünü anlamak için analiz edilmekte ve nihayetinde insan olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlanmaya yönelir. Bu tez, Julian Huxley, Max More, Nick Bostrom, Donna Haraway, N. Katherine Hayles ve Rosi Braidotti gibi önemli savunucuların görüşlerine dayanarak transhümanizm ve eleştirel posthümanizm teorik çerçevelerini kullanmaktadır. Bu analiz aracılığıyla tez, edebiyatın gelişmekte olan teknolojilere yönelik toplumsal bakış açılarını şekillendirme ve insanlığın geleceği üzerine eleştirel düşünmeyi tetikleme gücünü vurgulamaktadır. Transhümanizmin tekno-iyimser vizyonu ile posthümanizmin eleştirel bakış açılarını karşılaştıran bu tez, teknolojik ilerlemenin bireyler, toplum ve çevre üzerindeki daha geniş etkilerini dikkate alan dengeli bir yaklaşıma duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Çalışma nihayetinde, bu edebi eserlerin insan geliştirme teknolojileriyle ilişkili kaygıları nasıl yansıttığını ve bunlara karşı nasıl uyardığını göstermeyi ve hızlı teknolojik değişim çağında insanlığın potansiyel geleceğine dair incelikli bir anlayış sunmayı amaçlamaktadır.Doctoral Thesis Hilary Mantel'in Every Day Is Mother's Day (1985), Doris Lessing'in Beşinci Çocuk (1988) ve Jodi Picoult'nun Cam Çocuk (2009) Eserlerinde Annelerin Engelli Çocuk Yetiştirme Deneyimi(2025) Semercioğlu, Pelin Duygu Aksu; Tekin, KuğuBu tez, Hilary Mantel'in Every Day is Mother's Day (1985), Doris Lessing'in Beşinci Çocuk (1985) ve Jodi Picoult'nun Cam Çocuk (2009) adlı eserlerinde engelli çocukların annelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Engelli çocukların annelerinin karşılaştığı zorluklar ele alınırken, annelik deneyimleri ve çocuklarıyla olan ilişkileri, ailelerde babaların rolleri, engelliliğin temsili ve romanların geçtiği zamanlardaki sosyal, eğitim ve sağlık hizmetlerinin işlevleri de tartışılacaktır. Bu tez engelli çocukların annelerinin yaşadığı zorlukların, esasen, toplumsal düzenin ataerkil yapısından kaynaklandığını ve bu düzenin büyük ölçüde engelsiz heteroseksüel erkek bireyler için tasarlandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, tez annelik ve feminist engelli çalışmalarını temel almakta olup, Judith Butler'ın Performativite Kuramı ve Rosemarie Garland Thomson'ın Feminist Engellilik Kuramına referansla bir inceleme gerçekleştirmektedir. Butler'a göre toplumsal cinsiyet rolleri, tekrar eden pratikler sonucunda şekillenir ve norm olarak kabul edilir; dolayısıyla doğal değil, toplumsal olarak inşa edilmiştir. Garland Thomson ise engelliliğin fiziksel değil, toplumsal olarak inşa edildiğini öne sürer. Bu yüzden, bireyleri engelli kılan fiziksel ya da bilişsel farklılıklar değil, toplumun engelsiz bireyler için tasarlanmış yapıları olduğu savunulmaktadır. Bu çalışma, geleneksel aile yapısı içinde annelerden ideal annelik sergilemelerinin beklendiğini ve bu durumun annelerin omuzlarına ağır bir yük olduğunu öne sürmektedir. Ayrıca, engelli bir çocuğa annelik etmenin, aile içi dinamikler ve toplumsal yapı göz önünde bulundurulduğunda, çok daha fazla zorluk içerdiği tartışılmaktadır. Seçilen romanlar aracılığıyla, bu tezin, engelli çocukların annelerinin karşılaştığı zorlukların temelinde toplumsal normların yattığını ve bu normların, anneleri çocuklarının birincil bakım sağlayıcısı olarak konumlandırdığını ve, bunun yanı sıra, babaların aile içindeki yokluğu ve sosyal, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, annelerin çocuklarını yetiştirirken daha fazla zorluk yaşamasına neden olduğunu bulmayı amaçlar.Doctoral Thesis Julian Barnes'ın Flaubert's Parrot, a History of the World in 10 ½ Chapters Ve the Sense of an Ending Eserlerinde Tarih Boyunca Gerçekliğin Ifadesi(2021) Demirtürk, Mehtap; Tekin, KuğuBu tezin amacı, Julian Barnes'ın kişisel, biyografik ve resmi tarihleri içeren eserleriyle, gerçek ve kurgu arasındaki çizgileri bulanıklaştırarak tarih boyunca gerçeğin ifadesini sunmaktır. Barnes postmodern edebiyat dünyasında hayli dikkat çekici yazarlardan biridir ve üç tarih dalında, gerçekliğin ifadesini postmodern bir bakış açısıyla geçmişi irdeleyerek sorunsallaştırmıştır. Bu çalışmada, Barnes'ın Flaubert's Parrot biyografik tarih örneği olarak incelenmiştir, A History of the World in 10 ½ Chapters adlı eseri ise resmi tarih örneği olarak analiz edilmiştir ve son olarak The Sense of an Ending adlı eseri kişisel tarihin bir örneği olarak tartışılmıştır. Bu tez, tarihin üç alt türünü analiz ederek, tarih veya geçmişte gerçeğin ne kadar güvenilmez, sorgulanabilir ve öznel olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Barnes'ın bir dal olarak tarihe ironik bir yaklaşımı vardır ve üç romanında da tarihin/geçmişin geçerliliğini ve tarafsızlığını sorgulamaktadır. Tarihin üç dalından örnekler vererek, kişi geçmişi bireysel olarak da deneyimlese, tarih resmi kitaplarda yazılı da olsa, tarihin arkasında dini bir inanç da yatsa, geçmişte yaşananlara dair somut bir delil olmadığını iddia etmektedir. Biyografik, kişisel ve resmi tarihlerin özelliklerine işaret etmek için, bu tezde postmodernizmin onları nasıl sorunsallaştırdığına ve Julian Barnes'ın tarihi/geçmişi anlatırken postmodernizmin araçları olarak tarihsel üstkurmaca ve parodi üzerine Hutcheon'ın görüşlerini nasıl kullandığına işaret edilmiştir.Doctoral Thesis Margaret Atwood' Un Penelope'sinde Homeros'un Odysseia Destanı, Jeanette Winterson'ın Atlas'ın Yükü'nde Atlas ve Herakles Efsanesi ve Ali Smith'in Girl Meets Boy' Unda Ovid'in Dönüşümler Anlatı Şiiri(2021) Adıgüzel, Leyla; Tekin, KuğuÜnlü İskoç yayınevi Canongate'in, 2038 yılına kadar yüz mitin yeniden yazdırılması amacıyla 2005 yılında mit projesi başlatması, antik mitlere süregelen ilginin, çağdaş edebiyatta yaygın bir eğilim haline geldiğini göstermiştir. Bu amaçla, farklı milletlerden birçok yazara çeşitli kültürlerin destanlarını yeniden yazdıran yayınevi; projeye Margaret Atwood, Jeanette Winterson ve Ali Smith'i de dâhil etmiştir. Bu noktadan hareketle tezin amacı, söz konusu proje kapsamında yayımlanan sırasıyla Penelope, Atlas'ın Yükü ve Girl Meets Boy adlı üç romanı arketipsel eleştiri kuramı açısından incelemek ve kadim mitleri yeniden anlatma sürecinde yazarların yararlandıkları yöntemleri araştırmaktır. Bu bağlamda tez, üç yazarın parodi, karnaval ve pastiş gibi çeşitli edebi teknikleri kullanarak, mitlerin yeni versiyonlarında geleneksel arketip kavramını sarstıklarını ortaya koymuştur. Çalışma, yazarların erkek egemen söylemin yerini kadın söylemine bıraktığı hibrit eserlerinde, Bakhtin'in çok seslilik kavramını benimsediklerine de dikkat çekmektedir. Buna göre, okuyucuyu kışkırtan hilebazlıklar ve kelime oyunları ile geçmişe atıfta bulunan üç yazar, kuralları çiğneyerek ve antik mitleri epik geleneklere meydan okuyan farklı bir bakış açısıyla anlatarak, hileci sanatçı olduklarını doğrulamaktadırlar. Böylece tezde, yüzbinlerce yıl sonra tekrar gündeme gelen antik mitlerin, hileci yazarların ellerinde çeşitli stratejilerle yeniden şekillendirildiği ve farklı bakış açılardan değerlendirilebilecek hibrit metinlere dönüştürüldüğü sonucuna varılmıştır.Doctoral Thesis Çağdaş İngiliz Romanında Yeniden Yazılan Yunan Mitlerinde Göçebe Özneler: Jennifer Saint'in Ariadne, Pat Barker'in Kızlar'ının Sessizliği ve Natalie Haynes 'in Stone Blind Eserleri(2025) Gayret, Gökçenaz; Tekin, KuğuBu tez, Jennifer Saint'in Ariadne, Pat Barker'ın Kızların Sessizliği ve Natalie Haynes'ın Stone Blind adlı romanlarında yer alan mitolojik kadın figürlerinin geçirdiği oluş süreçlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Saint, Barker ve Haynes'in eserlerinde Yunan mitolojisinin kadın figürlerini yeniden hayal ederek varlık ontolojisini yersizyurtsuzlaştıran ve kadınlara dayatılan sınırları aşan bir oluş ontolojisini öne çıkaran alternatif bir varlık alanı yarattıklarını öne sürer. Bu bağlamda, çalışma yazarların arketipleri sabit ve özcü figürler olarak değil, insan ve insan olmayan güçlerle ilişkisel karşılaşmalar aracılığıyla sürekli dönüşen dinamik, göçebe özneler olarak yeniden yapılandırdıklarını savunur. Bu yeniden kurgulamalar, klasik anlatılara içkin hiyerarşik ontolojiyi sarsmakta ve bunu yerine dönüşüm, ilişkisellik ve akışkanlığa dayanan bir oluş etiğini benimsemektedir. Gilles Deleuze, Felix Guattari ve Rosi Braidotti'nin oluş ontolojisini esas alarak, bu tez Ariadne, Kızların Sessizliği ve Stone Blind adlı romanlardaki mitolojik figürlerin oluş süreçlerini, şizofreni, kaçış çizgileri, çizgili ve pürüzsüz alan, organsız beden ve göçebe özne gibi kavramlar çerçevesinde ele almaktadır. Bu kavramlar ışığında romanlara yapılan yakın okuma seçilen romanlardaki kadın arketiplerin, varlık ontolojisini sürdüren yakalama aygıtlarını radikal bir biçimde yersizyurtsuzlaştırdığını ve böylece öznelliğin durağan, özcü ve hiyerarşik yapılarını parçaladığını ortaya koyar. İnsan ve insan dışı güçlerle ilişkisel karşılaşmalar yoluyla, bu arketipler, öznelliğin sabit koordinatlarının çözüldüğü, oluş ontolojisinin ve göçebe öznellik biçimlerinin ortaya çıktığı pürüzsüz alanlara geçişi mümkün kılan kaçış çizgilerini etkinleştirirler. Bu ontolojik dönüşüm içinde, yeniden yorumlanan arketipler sabit sembolik varlıklar olarak işlev görmeyi bırakır ve bunun yerine özcü ve hiyerarşik paradigmaların ötesinde dinamik, ilişkisel ve dönüştürücü eylemliliği ön plana çıkaran göçebe öznellikler olarak yeniden yapılandırılırlar. Anahtar Sözcükler: oluş ontolojisi, göçebe öznellik, Deleuze, Guattari, Braidotti, Ariadne, Kızların Sessizliği, Stone BlindDoctoral Thesis Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway (1925), Orlando (1928), The Waves (1931), Between The Acts (1941) Romanlarında Modernist Kendini İfade Etme ve Varoluşsal Anlatı Teknikleri ve Stratejileri: Psikanalitik Bir Çalışma(2022) Ibnıan, Khaled; Tekin, KuğuBu tez Virginia Woolf'un eserlerinde öncelikle soliloquy ve monologların nasıl kullanıldığını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda tez özellikle kişinin kendi varlığı, çevresi ve hatta evren ile derinlikli bir iletişim kurabilmesinde kullanılan anlatı teknik ve stratejilerini tartışmaktadır. Woolf'un eserlerindeki bu derin vizyonlar ve deneyimler, metinlerin kapsamlı bir şekilde okunmasını sağlarken, alt anlamların ve çağrışımların etkilerini, tüm bunların yaşam felsefesi ve/veya gerçek benlik ve farkındalık ile ilgili olup olmadıklarını anlatmaktadır. Bu nedenle tez, yukarıda sözü geçen anlatı teknik ve stratejilerini Virginia Woolf'un dört romanında araştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Virginia Woolf, psikanalitik kuram, anlatı teknikleri, monolog, soliloquyDoctoral Thesis Yeni Kolonyalizm: Anthills Of The Savannah, Devil On The Cross ve Shame'de ki Bağımsızlık Sonrası Açmazlar Üzerine Bir Çalışma(2019) Gümüş, Ersoy; Tekin, KuğuBu tezin amacı Chinua Achebe'nin Anthills of the Savannah, Ngugi wa Thiongo'nun Devil on the Cross ve Salman Rushdie'nin Shame eserlerinde yansıtılan post kolonyal toplumlardaki yeni kolonyalizm durumunu incelemek ve tartışmaktır. Achebe, Ngugi ve Rushdie dekolonizasyondan sonra eski sömürgecilerin yerini alan yerel burjuvazi ve elitlerin kullandığı politikaları eleştirmektedirler. Bağımsızlıklarını kazanmalarına rağmen, sözde bağımsız görünen eski sömürgeler kendilerini kontrol altında tutan batılı emperyalistlerin uygulamalarından kaçamamışlardır. Ancak batılı devletler bu kez farklı bir yöntem kullanmaktadırlar. Yani, eski kolonilerini denetimleri altında tutabilmek için bu ülkelerin yerel politik liderlerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başlamışlardır ki bu da politik, sosyo-kültürel ve ekonomik çürümeye sebep olmaktadır. Bu cihetle, bu tez Achebe, Thiongo ve Rushdie'nin eserlerindeki büyük halk kitlelerinin imtiyazlı veya güçlü liderler tarafından ezilmesini ve sömürülmesini yansıtmayı amaçlamaktadır. Tez, bir giriş bölümü, üç alt bölümden oluşan bir kuram bölümüve her biri yukarıda belirtilen romanları inceleyen üç analiz bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümü sonraki bölümlerde incelenecek olan konuları genel olarak açıklamaktadır. Kuram bölümü Kwame Nkrumah, Frantz Fanon, Ania Loomba ve Elleke Boehmer gibi önde gelen edebi eleştirmenler ve kuramcılara göndermeler yaparak kolonyalizm, post kolonyalizm ve yeni sömürgecilik gibi ilgili kavramlara odaklanmaktadır. Bu bölüm ayrıca bu baskının yürütüldüğü kurum ve vasıtalara değinmektedir. Üç romanı inceleyen analiz bölümleri ise yeni kolonyalizmin ve sonuçlarının Kenya, Nijerya ve Pakistan'da nasıl yansıtıldığını incelemektedir. Sonuç bölümü ise incelenen romanlar da yeni kolonyalizmin kurum ve vasıta açısından farklılık göstermesine rağmen, verilen üç ülkenin de eski sömürgecilerden hiçbir farkı olmayan yerel liderler ve elitler tarafından sömürüldüğünü ortaya koymaktadır.Doctoral Thesis Harold Pinter'ın Tiyatro Eserlerinin Foucault'nun İktidar ve Mekân Bağlamlarında İncelenmesi: Doğum Günü Partisi, Git Gel Dolap, Kapıcı, Sera ve Bir Tek Daha, Dağ Dili, Küller Küllere(2023) Keretli, Gülten Silindir; Tekin, KuğuBu tez, Harold Pinter'ın tiyatro eserlerinde, Michel Foucault'nun iktidar ve mekân teorileri bağlamında 'disipliner iktidar'dan 'otoriter iktidar'a geçişini incelemektedir. Foucault'nun panoptizm ve heterotopik mekânı bu amaca ulaşmakta kullanılacak yöntemler olacaktır. Pinter'ın ilk ve son dönem oyunları, iktidar siyasetinin yerel mekândan uluslararası mekâna geçişinin izini sürmek amacıyla seçilmiştir. Bu çalışma, Foucault'nun disipliner iktidarını ve 'öteki mekânları' Pinter'ın politik oyunları üzerinden bağlamsallaştırmaktadır. Siyasi içerik hapsetme, iktidar siyaseti ve gözetim gibi kilit kavramları bağlamsallaştırmak için bilinçli olarak seçilmiştir. Keith Peacock, Pinter üzerine kaleme aldığı kitabında, Pinter'ın oyunlarında siyasi bir ideolojiye sahip olmadığını, bunu Pinter'ın kendisinin dile getirdiğini söyler. Oyun yazarı bu tiyatro oyunlarının birer politik analiz olmadığını 'gizlenmemiş ahlâkî tiksintisini' dile getirdiğini vurgular. Peacock, ilk dönem oyunlarının 1950'lerin 'kurumsal' oyunları olduğunu ve son dönem oyunlarının 1980'lerin 'devlet' oyunları olduğunu öne sürer. Son dönem oyunları daha çok azınlık haklarının güçsüzleştirilmesi, Nazi katliamı, Amerika'nın diğer ülkeler üzerindeki hakimiyeti gibi uluslararası meseleler üzerinedir. Bu oyunlar Doğum Günü Partisi, Git Gel Dolap, Kapıcı, Sera ve Bir Tek Daha, Dağ Dili, Küller Küllere mekansal analize uygun oldukları için seçilmiştir. Mekân kuramcılarından Henri Lefebvre, 'mekân politik olduğu için bir mekân siyaseti vardır' der. Bu alıntı, esasen ortaya konmak istenen ana fikri özetlemektedir. Bu tez 'sapma heterotopyası' bağlamında hem panoptik bir ceza sistemini hem de heterotopya yani 'öteki bir mekân' olarak akıl hastanelerini, psikiyatri hastanelerini, hapishaneleri konuşlandırmaktadır. Sonuç olarak, bu tez yukarıda bahsi geçen Foucault kavramlarını Pinter'ın politik ve açık-politik oyunlarında örneklendirir ve yeni bir çerçeveye yerleştirmeyi amaçlar. Anahtar Sözcükler: panoptikon, heterotopya, Harold Pinter, politik drama, iktidar siyaseti.Doctoral Thesis Keats, Tennyson ve D. G. Rossetti'nın Eserlerindeki Şiir Sanat ve Gerçeklik Doğruluk Arasındaki Estetik İlişki(2017) Asıatıdou, Anna; Tekin, KuğuBu tezin amacı, estetik algılar ve gerçeklik algısı arasındaki ilişkiyi John Keats, Alfred L. Tennyson ve D.G. Rossetti şiirleri aracılığıyla sanat, güzellik ve gerçeklik kavramlarını felsefi ve edebi tartışmalarla bağdaştırarak incelemektir. Tez, Keats, Tennyson ve D.G.Rossetti'nin eserleriyle ilgili yapılan estetik yorumları meydana getiren estetik geleneği ve estetiğin yeni kullanımlarına esin kaynağı olan uygulamaları tartışır. Bu tez özellikle on dokuzuncu yüzyıl estetik algısına yoğunlaşır çünkü bu yüzyıl, estetiğin bir akım haline geldiği tarihsel bir dönemdir. Ayrıca tezde görülüyor ki, estetik uzun bir felsefi ve edebi eleştiri döneminin biçimlendirdiği, üzerinde tartışılabilir bir kavramdır ve bu kavramın içeriği çeşitli sanatsal kullanımlarla biçimlenmiş ve biçimlenmeye devam etmektedir. Bu bakımdan estetik, gelişimi devam eden bir kavramdır. Estetiğin doğası ve şiirdeki ilgili uygulamaları, kavramın etkileri, sapmaları ve gerçekle olan ilişkisi bağlamında tezde tartışılır. Bu tezin temel felsefi yapısı Platon'un estetik ve gerçeklik felsefesinin çağdaş bir yorumla değerlendirilmesine dayanır ve sanat ve gerçeklik arasındaki ilişki ve gerçeklikle ilgili yeni algıları özgür sanatsal ifade aracılığıyla yansıtır. Tezin sonuç bölümünde görülüyor ki, sanat, gerçeğin anlık ve/veya farklı algılanışı olası kılan estetikle ilgili kapsamlı, katmanlı ve esin kaynağı olan uygulamaların ifade edildiği alandır. Sonuç olarak, sanat algısının bu şekildeki oluşumu, sanatın doğası ile gerçekliğin doğasının bağlantılı olduğunu göstermektedir.

