Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Master Thesis
    İlamlı İcrada Taşınmazın Tahliyesi ve Teslimi
    (2018) Esen, Oğuzhan; Kulaksız, Cengiz
    İlâmlı icrada taşınmazın tahliyesi ve teslimi, İcra ve İflas Kanunu'nda 26 ile 29. maddeler arasında düzenlenen bir hukuki kurumdur. Bu takip yolu ile alacaklı, mahkemeden almış olduğu, taşınmazın tahliyesi hakkında lehine bir hüküm içeren ilamı icra dairesine vererek takip talebinde bulunur. İcra dairesi takip talebini aldıktan sonra, ilamda adı geçen taşınmazın tahliyesini ve teslimini emreden bir icra emri düzenleyip bunu taşınmazı elinde tutan borçluya gönderir. Gönderilen icra emrinde borçlunun söz konusu taşınmazı yedi gün içinde tahliye ve teslim etmesi istenir. Borçlu kendisine verilen bu emri tutar ve taşınmazı yedi gün içerisinde tahliye ve teslim ederse ilamlı icra takibi son bulur. Borçlu yedi gün içerisinde taşınmazı tahliye ve teslim etmezse icra memuru tarafından taşınmazdan zorla çıkarılır. Yapılan bu çalışmada amaç, ilamlı icrada taşınmazın tahliyesi ve teslimi kurumunu tüm yönleriyle inceleyerek bu hukuki kurumun açıklanmasına ışık tutmak, aynı zamanda uygulamada ortaya çıkan ve hem alacaklı hem de borçlunun veya üçüncü kişilerin mağduriyetlerine yol açan bazı durumların üzerinde durularak, bu gibi durumların önüne geçilmesi için zorunlu hangi kanuni düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirlemektir. Anahtar Sözcükler ilam, icra, taşınmaz, tahliye, teslim
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukukunda Resmi Senetlerde Sahtelik Davası
    (2025) Unutmaz, Enes Eren; Kulaksız, Cengiz
    Tarafların bir uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak için başvurdukları ispat vasıtalarından biri de senetlerdir. Tarafların yargılama konusu uyuşmazlıkta haklılıklarını kanıtlamak için kullandıkları resmi veya adi senetler, her zaman gerçek ve inkâr edilemez değildirler. Resmi ve adi senetlerin gerçek olmadığı veya tahrif edildiği iddiası, ilgili senet aleyhine delil olarak kullanılan kişi tarafından, görülmekte olan davada sahtelik iddiası veya sahtelik davası biçiminde öne sürülebilecektir. Resmi senetlerin sahteliği iddiası, sadece söz konusu senede resmi evrak vasfı kazandıran şahsı da taraf göstererek açılan bağımsız bir sahtelik davası ile öne sürülebilecektir. Adi senetler bakımından ise, senedin sahteliği, sahtelik iddiası veya ayrı bir sahtelik davası ile öne sürülebilir. Sahtelik davası, hukuki açıdan İİK m.72 hükmü ile düzenlenmiş menfi tespit davası niteliğindedir. Sahtelik iddiasıyla açılan bağımsız dava, menfi tespit davasına konu uyuşmazlığın niteliği esas alınarak sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası, senetteki imza ya da senet metnindeki yazının sahteliği iddiasına ilişkin ise dava, sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası ya da görülmekte olan davada sahtelik iddiasına ilişkin hangi hükümlerin uygulanacağına dair doktrin ve yargı kararlarında görüş birliği bulunmamaktadır. Doktrinde bazı görüşler ve Yargıtay, sahtelik iddiası ya da bağımsız sahtelik davasında HMK m.209'un uygulanacağını ileri sürmektedirler. Başka bir görüşe göre, bu durumda İİK m.72 uygulanmalıdır. Zira İİK, takip hukuku bakımından HMK'ya oranla özel kanun vasfını taşımaktadır. Çalışmamızda resmi senetlerin neler olduğu, resmi senetlerde sahtecilik halleri, sahtecilik iddiasının derdest davada ön sorun olarak ele alınması ve bağımsız sahtelik davası konuları doktrindeki görüşler ve Yargıtay kararları kapsamında incelenmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar
    (2024) Tabak, Mehmet Alp; Kulaksız, Cengiz
    TABAK, Mehmet Alp. Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2024. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, doktorların tedavi yöntemini belirleme özgürlüğü kapsamında seçtikleri ve kullanımını uygun gördükleri ilaç bedellerinin hastaların başvurusu üzerine ödenmemesi nedeniyle doğabilecek ihtilaflara ilişkin süreçler ele alınmıştır. Çalışma kapsamında doktorlarca, hasta üzerinde kullanımının faydalı olacağı öngörülen ilaçlara ilişkin olarak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'ndan alınacak kullanım onayları, hastalar tarafından ilaç bedellerine ilişkin ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na sunulması ve ilgili ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'nca reddedilmesi halinde gerçekleştirilecek olan yargılama süreci genel olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında; dava şartı, hukuki himaye tedbirleri, görevli ve yetkili mahkemeler yönünden değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sosyal Güvenlik Hakkı, Kuruma Başvuru, Geçici Hukuki Himaye Tedbiri, Yetkili ve Görevli Mahkeme, Yaşam Hakkı
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukuku Bakımından Nüfus Kaydının Düzeltilmesi
    (2021) Gözübenli, Esma; Kulaksız, Cengiz
    Nüfus kayıtları, kişilerin gerçek durumunu yansıtan, kişisel bilgilerinin yer aldığı resmî kayıtlardır. Yanlış anlaşılma, dikkatsizlik, yanılma gibi nedenlerle kişisel bilgiler, nüfus siciline yanlış kaydedilebilmektedir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda nüfus sicilinde yazan bilgiler ile gerçek bilgiler birbirine uymamaktadır. Resmî kayıtlar, kamu düzeni nedeniyle gerçekleri yansıtmak zorundadır. Bu nedenle nüfus kaydında yer alan basit imla yanlışlıkları (maddî hata) dışındaki yanlışlıkların düzeltilmesi için nüfus kaydının düzeltilmesi talep edilecektir. Mahkeme kararı olmadıkça nüfus kaydında düzeltme yapılamaz (NHK m. 35). Nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin esaslar, Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 35 - 37 arasında düzenlenmiştir. Yargılamada uygulanacak yargılama usulüne ilişkin esaslar ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tâbidir. Kayıt düzeltme talepleri, genel anlamda, kişisel ve kamusal kayıt düzeltme talepleri olmak üzere ikili ayrıma tâbi tutulmuştur. Çalışma konumuz, Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 35 - 37 ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen usulle düzeltilecek olan kişisel ve kamusal ad, doğum tarihi (yaş), doğum yeri kayıtlarında düzeltme taleplerinden oluşmaktadır.
  • Master Thesis
    İcra ve İflâs Kanunu Kapsamında Tamamen Haczedilmezlik
    (2023) Özata, Ayça Handan Atakul; Kulaksız, Cengiz
    Borçlunun borcu sebebiyle cebri icra organları tarafından mal, hak ve alacakları haczedilir. Bu haciz işlemini, sınırlandıran birtakım kurallar söz konusudur. Bu kurallar 'haczedilmezlik kuralları' olarak adlandırmaktadır. Haczedilmezlik kuralları maddi hukuk, özel kanunlar ve icra ve iflâs hukukundan kaynaklanmaktadır. İcra ve iflâs hukukundan kaynaklanan haczedilmezlik kuralları, kısmen ve tamamen olmak üzere iki ayrı görünüme sahiptir. 'İcra ve İflâs Kanunu Kapsamında Tamamen Haczedilmezlik' adlı bu çalışmanın konusunu İcra ve İflâs Kanununun 82. maddesinde düzenlenen tamamen haczedilmezlik kuralları oluşturmaktadır. Bu çalışma ile tamamen haczedilmezlik kurallarının amacı, kapsamı ve niteliği ortaya konulmuştur. Çalışmada öncelikle haczedilmezlik kuralları başlığı altında yapılan birtakım sınıflandırmalara yer verilmiştir. Sonrasında ise, bu sınıflandırmanın önemli bir boyutunu oluşturan 'tamamen haczedilmezlik kuralları' tek tek işlenmiştir. Tamamen haczedilmezlik kuralları işlenirken doktrin ve Yargıtay kararlarına temas edilerek, tartışmalı ve belirsiz olan hususlar açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Haciz, Haczedilmezlik Kuralları, Temel Hak ve Özgürlükler, Takdir Yetkisi, Haczedilmezlik Şikâyeti
  • Master Thesis
    Medeni usul hukukunda derdestlik
    (2023) Özdemir, Kemal Oğulcan; Kulaksız, Cengiz
    Medeni usul hukukunun önemli kurumlarından olan derdestlik, davanın açılmış ve görülmekte olması anlamına gelmektedir. Derdestlik, davanın açılmasının usul hukukuna bağlanan sonuçlarından biridir. Davanın açılması ile birlikte başka herhangi bir usuli işleme gerek kalmaksızın derdestlik de kendiliğinden ortaya çıkar. Derdestlik kurumu HUMK döneminde hukuki niteliği itibariyle bir ilk itiraz olarak düzenlenmişti. Medeni usul hukukunun birçok ilkesine (usul ekonomisi, dürüstlük kuralı, hukuki yarar gibi) hizmet eden derdestlik kurumunun ilk itiraz olarak düzenlenmesi doktrinde çoğunluk olarak eleştirilmekteydi. Nihayet 6100 sayılı HMK ile derdestlik 'aynı davanın açılmış ve görülmekte olmaması' denilmek suretiyle olumsuz bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Derdestliğin olumsuz bir dava şartı olarak düzenlenmesi ile birlikte, mahkeme kendiliğinden aynı derdest bir davanın olup olmadığını araştırabileceği gibi taraflarda yargılamanın her aşamasında derdestliği ileri sürebilecektir. Mahkemenin derdestlik nedeniyle bir davayı reddedebilmesinin üç koşulu vardır. İlk olarak açılmış olan iki aynı davanın mevcut olması gerekir. Her iki davanın aynı olduğunun kabulü için taraflarının, konularının ve sebeplerinin aynı olması gerekmektedir. İkinci koşul ise aynı davanın, aynı mahkemede ya da farklı bir mahkemede iki kere açılmış olmasıdır. Üçüncü ve son koşul ise birinci davanın derdest halde olmasıdır. Mahkeme, kendiliğinden yapacağı araştırmayla ya da tarafların derdestliği ileri sürmesiyle birlikte, aynı davanın derdest olduğu kanaatine varırsa kendisinde açılmış olan ikinci davayı dava şartı yokluğundan dolayı usule ilişkin nihai bir kararla reddedecektir. Usule ilişkin bu kararda nihai olduğundan tek başına kanun yolu incelemesine konu edilebilecektir.
  • Master Thesis
    Türk Medeni Usul Hukuku Açısından Sigorta Sözleşmesinden Doğan Uyuşmazlıklarda Rücu Davaları
    (2024) Tulukcu, Sena; Kulaksız, Cengiz
    Sigorta hukuku açısından sigorta şirketi, bir hasar ya da kayıp ile ilgili olarak sigortalıya bir tazminat öder, bu oranda sigortalının yerine geçer ve sigortalıya ait olan üçüncü kişilere karşı dava hakkına, sigorta şirketi sahip olur. Sigorta hukuku açısından rücu hakkı, sigortalı ile sigortacı arasında kurulan sigorta sözleşmesi sebebiyle, rizikonun gerçekleşmesi ile meydana gelen zararın tazmini suretiyle sözleşme ile belirlenmiş olan zararın tazmini ile birlikte sigortacının zarar sorumlusuna başvurulabilmesidir. Kaynağı, sigortacının kanundan doğan halefiyetidir. Rücu ilişkisi, esas itibarıyla sigorta sözleşmesinin dışında meydana gelen bir borç ilişkisine, sözleşmenin tarafı olan sigortacının, borç ilişkisinin tarafı olan sigortalının alacak hakkına halef olması suretiyle gerçekleşmektedir. Sigorta ilişkisinin varlığı halinde ise sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder ve rücu hakkı gereğince zarar sorumlusuna karşı rücu davası açar. Sigorta ettiren ile sigortacı arasında kurulan sigorta sözleşmesi kapsamında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda rücu hakkının mahkeme kararı ile hüküm altına alınabilmesi için açılan davaya rücu davası denilmektedir. Tezimizde sigorta uyuşmazlıklarında sigortacının açacağı rücu davasının hukuki niteliği, hukuki sebepleri ve öğretide tartışmalı olan hususlar, yargı kararları ışığında yargılama hukuku açısından değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Ortaklığın Giderilmesi Davası
    (2019) Kıldır, Gamze; Kulaksız, Cengiz
    Çalışmamızın konusunu 'Ortaklığın Giderilmesi Davası' teşkil etmektedir. Ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin açıklamaların daha net anlaşılabilmesi bağlamında öncelikle birlikte mülkiyet çeşitleri olan paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti çalışmanın birinci bölümünde kapsamlı şekilde ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, 'Ortaklığın Giderilmesi Türleri' başlığı altında kazai ve rızai paylaşma biçimleri, ortaklığın aynen paylaşma, kat mülkiyeti kurulması ve satış yoluyla giderilmesi, miras ortaklığının meydana gelişi ve elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davası incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, 'Ortaklığın Giderilmesi Davası' usul hukuku anlamında incelenmiştir. Bu bağlamda davanın konusu, hukuki niteliği, dava taraflarının hukuki durumu, yargılama usulü ve yargılama giderleri ele alındıktan sonra, davada bekletici sorun yapılabilecek hususlar Yargıtay kararları ışığında detaylı şekilde incelenmiştir. Son olarak dördüncü bölümde ise, ortaklığın giderilmesi davasında verilen kararın infazı, ilamlı icraya dair müşterek hükümler ve Yargıtay kararları göz önünde bulundurularak incelenmiş, ardından mahkemece verilen ilama karşı başvurulabilecek kanun yolları açıklanarak çalışma sonuçlandırılmıştır.
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukuku Bakımından Hekimin Hukuki Sorumluluğu
    (2021) Çetin, Zülal; Kulaksız, Cengiz
    Bu çalışmanın konusunu, 'Medeni Usul Hukuku Bakımından Hekimin Hukuki Sorumluluğu' oluşturmaktadır. Hekimin hatalı tıbbi müdahalesi ve hekimin sorumluluğuna ilişkin maddi hukuk temelli kaynaklara pek çok kez rastlamak mümkündür. Ancak, hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklanan zararın tazmini amacıyla açılacak olan bir tazminat davasında yaşanacak olası usuli problemler hakkında yapılan çalışmaların az olması, çalışma konumuzu belirlemede en önemli etken olmuştur. Hastanın, sağlığının iyiye gitmesi için maruz kaldığı tıbbi müdahale sonrasında zarar görme ihtimali vardır. Bu zararın tazmin edilmesi için ise hekime karşı dava açması gerekir. Çalışmamızda bu davanın açılmasından önce ve dava açıldıktan sonra karşılaşılacak muhtemel usuli problemlere ve bu problemlerin çözümü hakkında yapılan tartışmalara değinilmek istenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde tıp hukukuna ilişkin kavramlar ile, Türk Borçlar Kanuna göre hekimin sorumluluğunun kaynakları incelenmiştir. Sonraki bölümlerde ise, usul hukukuna ilişkin olmak üzere, yetki, görev, davanın türü, taraflar ve buna ilişkin tartışmalı noktalar, ispat ve ispata yönelik teori ve uygulamada getirilmeye çalışılan kolaylıklar ve alternatif uyuşmazlık çözüm yolları gibi konulara yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    Terekenin İflâs Hükümlerine Göre Tasfiyesi
    (2022) Özkan, Duygu; Kulaksız, Cengiz
    Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi, mirasbırakanın ölümü ile terekesinin en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından reddi, alt derece lehine ret, hükmi ret, defter tutma talebi halinde veya olağan resmî tasfiye usulü uygulanırken terekenin aktifinin pasifini karşılamadığının anlaşılması hallerinden birinin gerçekleşmesi ile iflâsa tabi şahıslardan olma şartı ve İİK 'da belirtilen iflâs sebeplerinin de varlığı aranmaksızın terekenin Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından İİK hükümlerince tasfiye edilmesidir. Olağan iflâs tasfiyesinde görev yapan iflâs teşkilatından farklı olarak terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi, İcra Mahkemesi ve iflâs dairesinin görevini üstlenmiş olan Sulh Hukuk Mahkemesi ve iflâs idaresinin görevini ise Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından seçilen tasfiye memurları üstlenmiş olup çalışmamızda da bu şekilde kabul edilmiştir. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde alacaklıların menfaatleri ön planda olduğundan tereke mallarının tamamı açık artırma veya pazarlık usulü ile paraya çevrilip, sıra cetvelinde belirlenmiş olan alacaklılara dağıtılır. Tasfiyenin kapanmasına karar verilmesi ile ödemelerden sonra artan bir değer olması halinde, bu değer tasfiye memurunun paylaştırma görevi olmaması nedeni ile miras ortaklığına verilir. Tez çalışmamızın birinci bölümünde miras hukukuna ilişkin temel kavramlardan, mirasın intikalinden bahsedilmiş olup ikinci bölümde, terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesini gerektirecek durumlara değinilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinin usulü TMK ve İİK hükümlerince karşılaştırma yapılarak incelenmiş ve tasfiye aşaması tüm detayları ile açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tereke 1, Mirasın Reddi 2, Tasfiye 3, Sulh Hukuk Mahkemesi 4, Borca Batık 5.