35 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 35
Doctoral Thesis Distopya Romanlarında Güç Mekanizmasının Yeni Tarihselciliğe Göre Okunması: Anthony Trollope'un The Fixed Period, Anthony Burgess'ın A Clockwork Orange ve Kazuo Ishiguro'nun Never Let Me Go Adlı Eserleri(2019) Bekler, Ecevit; Aras, GökşenAnthony Trollope, Anthony Burgess ve Kazuo Ishiguro tarafından yazılan sırasıyla The Fixed Period (1882), A Clockwork Orange (1962) ve Never Let Me Go (2005) romanları Yeni Tarihselcilik teorisi kullanılarak incelenmiştir. Bu teori kullanılarak metin, yazarın hayatı ve her dönemin sosyal, kültürel ve politik koşulları arasındaki ilişki dikkatli bir çalışma ile ortaya çıkarılmıştır. Romanlar, kültürleri ve söylemlerinin metinsel ürünleri olarak dönemleri hakkında derin bilgi sağlar. The Fixed Period, A Clockwork Orange ve Never Let Me Go, sırasıyla sömürgecilik, gençlik suçları ve bilimsel söylemlerin ürünleridir. Bu çalışma, her bir romanın, dönemlerinin çağdaş ve önde gelen sosyal sorunlarını yansıttığını ortaya koymaktadır. Romanların distopik olması sosyal meselelerle ilgili endişeleri yansıtmaktadır. Çağdaş edebi metinler ve edebi olmayan metinler, her dönemin baskın ideolojisini bulmak için kullanılmıştır. Üç farklı dönemin kültürel ve entelektüel tarihini daha iyi anlamak için Stephen Greenblatt ve Michel Foucault'nun güç, ideoloji ve söylem hakkındaki teorileri ve argümanları toplumdaki güç mekanizmalarının işlevi konusunda temel alınmıştır. Bu tez, güç ilişkilerinin ve kontrol mekanizmalarının toplumlardaki sosyal ve kültürel değişimlere paralel olarak dönemden döneme değiştiğini göstermiştir. Günümüzde insanlar sadece doğaya değil aynı zamanda birbirine de hükmetmektedir. Bu çalışma, makineleşmenin, teknolojinin ve bilimin, insanların yaşam standartlarını arttırdığı ve toplumun refahına katkıda bulunduğunu ancak bu gelişmelerin daha fazla kontrol mekanizmalarının oluşmasına neden olduğunu da ortaya koymaktadır.Master Thesis Frankenstein ve Dracula adlı romanlardaki gotik öğeler: Canavar temsilinde tekinsizlik(2020) Çalışkan, Hüseyin; Aras, GökşenFrankenstein ve Dracula adlı romanlardaki Gotik Öğeler: Canavar temsilinde tekinsizlik. Bu çalışmada on dokuzuncu yüzyıl İngiliz yazarları Marry Shelley ve Bram Stoker'ın Frankenstein ve Dracula başlıklı romanları, tekinsizlik bağlamında Sigmund Freud'un 'The Uncanny' başlıklı makalesi temel alınarak incelenmiş ve her iki romanda da okuyucuyu ve karakterleri tekinsizlik kavramına sürükleyen durumlar açıklanmıştır. İnceleme her iki romanın da baş karakterleri olan 'Canavar' ve Jonathan Harker' ın gerek içinde bulundukları tekinsiz durumlar, gerekse çevrelerindekileri sürükledikleri bu alışılmadık durum, Gothic romanın temel elemanları dikkate alınarak çlışılmıştır. Her iki romanda da gotik unsurların, karakterler özelinde okuyucu üzerinde korku ve tekinsizlik ortaya çıkardığı görülmüştür. Bu his, insanları Freud'un tabiriyle alışık oldukları durumlar içinde alışık olmadıkları yaklaşımlar yaşamaya iter. Böylece karakterler korkuyu içselleştirerek hayatı sorgulamaya başlarlar. Bunu yalnızca karakterler değil, okuyucular da aynı bağlamda hissedebilirler. Gotik romanın amaçlarından biri olan okuyucuyu korku ve tereddüte sevk etmek, bu romanlarda gerek ana karakter gerekse yardımcı karakterler aracılığıyla aktarılmıştır. Bu tezde gotik yaratıklar ve onların ortaya çıkardığı alışılmadık durumlar, Freud'un makalesi temel alınarak romanın gotik öğeleri çerçevesinde aynı dönemde yazılan iki faklı roman üzerinden aktarılacaktır.Doctoral Thesis Ekofeminist Farkındalık Yaratmada Postmilenyum Romanın Rolü: Lauren St. John'un The White Giraffe (2006), Laline Paull'ün The Bees (2014) ve Margaret Atwood'un The Testaments (2019) Adlı Eserleri Üzerine Bir Çalışma(2023) Darrajı, Afaf; Aras, GökşenBu tezin amacı postmilenyum romandaki ekofeminist motifleri araştırmaktır. Tez aynı zamanda bu motiflerin ekofeminist bilinci nasıl kazandırdığını göstermeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma Lauren St. John, Laline Paull ve Margaret Atwood tarafından yazılan üç çağdaş romanla sınırlıdır. Bu tez, seçilmiş eserleri Greta Gaard, Carolyn Merchant, Maria Mies, Vandana Shiva, Karen J. Warren, Patrick D. Murphy ve Justyna Kostkowska gibi isimlere göndermeler yaparak incelemektedir. Çalışma, eserlerin tematik ve alegorik analizlerini içeren kapsamlı bir okumasını içermektedir. Çalışmada, ekofeminist kuramın tanıtımının ve motiflerinin tarihi gelişiminin sunumunun sonrasında The White Giraffe (2006), The Bees (2014) ve The Testaments (2019), adlı eserlerin incelendiği üç ana bölüm yer alacaktır. Anahtar Sözcükler: Ekofeminizm, Batı Dualizmi, çevresel bilinç, postmilenyum roman, ırkçılık.Master Thesis Thomas Hardy: Casterbridge'in Belediye Başkanı, Tess Of The D'urbervilles ve Adsız Sansız Bir Jude Romanlarındaki Trajik Bakış Açısı(2018) Al-bayatı, Aaya Yousıf Sabah; Aras, GökşenBu tez, Thomas Hardy'nin Casterbridge'in Belediye Başkanı, Tess of the D'Urbervilles ve Adsız Sansız Bir Jude adlı eserlerindeki Henchard, Tess ve Jude'a hayat veren başkahramanların yaşamlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, eserdeki ana karakterlerin trajik yaşamlarını Klasik ve Elizabeth dönemi trajedi kavramları açısından ele almaktadır. Bu çalışma Thomas Hardy tarafından roman biçiminde sunulan Shakespeare ve Aristoteles trajedisinin temel unsurlarına ve yapısına bakış açısına yoğunlaşmaktadır. Buna ek olarak, bu tez, Thomas Hardy'nin üç romanındaki kader düşüncesinin, Klasik ve Shakespeare bakış açısından benzerliklerini ve farklılıklarını incelemektedir. Esas olarak, romanlardaki başkahramanların trajik yaşamları üzerinden trajik insanlık halini ortaya koymaktadır. Casterbridge'in Belediye Başkanı'nda, Michael Henchard daha romanın ilk bölümünde kendi kaderini yazmış ve geçmişinde yapmış olduğu hata onun bugününde bile peşini bırakmamış ve hatta bu hata onun trajik çöküşüne neden olmuştur. Öte yandan, Tess of the D'Urbervilles romanında, Tess Durbeyfield'in kaderi ilahi adaletin elindedir. Rastlantı eseri, Tess'in babası soylu bir ataya mensup olduklarını öğrenir ve kızının kaderini akrabalarıyla tanıştırarak değiştirir. Tess, ahlak kurallarına karşı geldiği için toplum tarafından yargılanır ve cezalandırılır. Cezası kendi karakterinin sonucu olan Henchard'in aksine. Bununla birlikte, Adsız Sansız Bir Jude romanında, Jude sınıf farklılıkları tarafından kurban edilmiş ve toplumun eğitim ve evlenme yasalarına boyun eğmek zorunda bırakılmıştır. Bu tez, okuyucunun üç ana karakterin içinde bulundukları farklı koşulları ve bu koşulların onları felakete ve trajik hayatlara sürükleyecek kararlar almada nasıl etkili olduğunu anlamada yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, kahramanların yaşamlarını ' gaflet', ' farkına varma', 'arınma', 'dönüm noktası' ve benzeri. trajik unsurlar açısından ele almaktadır. Bu tez, Hardy'nin kendi toplumuna olan eleştirisini, Sofokles ve Shakespeare gibi büyük trajedi oyun yazarlarının eserlerinden esinlenerek incelemektedir. Ayrıca, bu tez yazarın Geç Viktorya Dönemindeki trajik vizyonunu ve karamsar tavrını incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Trajedi, Hardy, Aristoteles, Gaflet, Arınma, Henchard, Tess, Jude, Farkına Varma, Dönüm NoktasıMaster Thesis Bireyin Ütopya Toplumundaki Konumu: Thomas More'un Ütopya'sı, Francis Bacon'ın Yeni Atlantis'i ve Tommaso Campanella'nın Güneş Ülkesi(2021) Yılmaz, Çağla; Aras, GökşenBu tez Thomas More' un Ütopya, Francis Bacon'ın Yeni Atlantis ve Tommaso Campanella'nın Güneş Ülkesi ütopyalarında bireyin toplumdaki konumunu incelemeyi amaçlamaktadır. Adı geçen ütopyalar birçok ortak özellik paylaşmaktadır; öte yandan, üç ütopyada da tanımlanan toplumların yoğunlaştıkları öncelikli değerler faklıdır. Thomas More, ütopya kelimesini edebiyata kazandıran eseri Ütopya'da, kendi yaşadığı toplumun onun için öncelikli olan sorunlarına odaklanmış ve bu sorunları kendi eserinde tasvir ettiği toplumda çözmüştür. Bu bağlamda, More kendi ütopyasında öncelikli olarak haklar ve fırsatlar arasındaki eşitliği sağlamayı amaçlamıştır. İngiliz edebiyatının bir diğer önemli ütopyası olan Yeni Atlantis ise Francis Bacon'ın bilim ütopyasıdır. Bacon, ütopyasında More'dan farklı olarak siyasi ve toplumsal organizasyonların yeniden yapılandırılmasına odaklanmaz. Bunun yerine bilimsel çalışmalara ve teknolojik buluşlara dayalı bir toplum tasvir eder. Bacon'ın çağdaşı olan Campanella ise İtalyan edebiyatının önemli eserlerinden Güneş Ülkesi'ni yazarken toplumun başlıca prensibini açıkça belirtmiştir. Şöyle ki Güneş Ülkesi toplumunda toplumsal fayda her zaman bireysel faydadan üstündür, çünkü ancak bu şekilde mutlu bir toplum oluşturulabilir. Sonuç olarak, üç ütopya yazarı da tasvir ettikleri toplumlarda birbirlerinden farklı değerlere ve ideallere öncelik tanımışlar ve ütopyalarındaki toplumsal düzeni bu öncelikli idealler çerçevesinde oluşturmuşlardır. Fakat üç toplum da öncelikli değerlerini korumak adına önemi yadsınamayacak başka değerler olan bireyselliği ve bireysel özgürlüğü arka plana atmıştır. Bireyler bu toplumlarda farklılıklarını, çeşitliliklerini ve bireysel özgürlüklerini toplumsal rolleri ve görevlerinin baskınlığında yittirmişlerdir. Kendilerine özgü tüm değerleri yok olmuş, kişisel kimliklerini kaybederek toplumdaki düzenin ayırt edilemeyen parçaları haline gelmişlerdir. Anahtar Sözcükler Ütopya, Yeni Atlantis, Güneş Ülkesi, kişisel özgürlük, bireysellikMaster Thesis Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea ve Chimamanda Ngozi Adichie'nin Purple Hibiscus Adlı Eserlerinde Postkolonyal Feminizm ve Kadın Karakterlerin Zorluklarla Mücadeleleri(2024) Alshhab, Rabıah Ibrahım Ammar; Aras, GökşenBu tezde Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea ve Chimamanda Ngozi Adichie'nin Purple Hibiscus adlı eserlerindeki iki ana kadın karakter Antoinette ve Kambili aracılığıyla postkolonyal toplumlarda kadınların karşılaştıkları zorluklar ve bu zorluklarla mücadeleleri araştırılmaktadır. Tez, Gayatri Chakravorty Spivak, Chandra Talpade Mohanty ve Kimberlé Crenshaw'ın kuramlarını esas almaktadır. Söz konusu kuramlar çerçevesinde Antoinette ve Kambili'nin toplumlarında maruz kaldıkları baskı ve zorlukları ele alarak bu karakterlerin haklarını kazanmak için bu baskılara karşı nasıl direndiklerini incelemektedir. Rhys ve Adichie, modern dönemin en tanınmış feminist yazarlarındandır. Postkolonyal toplumlardaki kadınların acılarına ışık tutan ve on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda ülkelerindeki kolonyal mirası inceleyen dikkat çekici ve önemli romanlar ortaya koymuşlardır. Örneğin, Rhys ve Adichie'nin Wide Sargasso Sea ve Purple Hibiscus başlıklı romanları, mücadele eden kadın karakterleri tasvir etmekte ve kadınların zorluklarını aktarmaktadır. Her iki romanda da sömürgecilikle ilgili derin ve önemli konular ele alınmış, bu durumun toplumlar üzerindeki etkileri genel olarak, bireyler üzerindeki etkileri ise detaylı bir biçimde sunulmuştur. Wide Sargasso Sea, Rhys'in en ünlü ve başarılı romanı olarak kabul edilmektedir. Romanın ana karakteri, Jane Eyre'de Mr. Rochester'ın çılgın karısı olan Antoinette'nin hüzünlü hikâyesini sergilemektedir. Purple Hibiscus'ta Adichie, dini inancın aile içi şiddette silah olarak kullanıldığı Nijerya'da kadınların durumunu anlatmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, iki yazarın, Rhys ve Adichie'nin, feminist yazarlar olarak bilinmelerine katkı sağlayan tartışmalarını ele almakta ve bu tartışmaların, Antoinette ve Kambili gibi ana karakterler aracılığıyla iki romanda nasıl yansıtıldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Wide Sargasso Sea, Purple Hibiscus, feminizm, postkolonyal feminizm, Kadın Mücadeleleri.Master Thesis George Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler Adlı Romanlarında Mutluluk ve Özgürlük Arayışı(2015) Keleş, Aybike; Aras, GökşenBu tezin amacı, Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler adlı romanlarındaki kadın karakterlerin toplumun kısıtlamalarına rağmen kendi yöntemleriyle nasıl özgürlük ve mutluluğa ulaşmaya çabaladıklarını göstermektir. Giriş bölümünde Viktorya Döneminin kültürel ve tarihsel özellikleri, cinsiyet rollerine ilişkin bilgiler verilmiştir. Gelişme bölümünde bu bahsedilen bilgiler ışığında romanlar analiz edilmiş ve yazarların kısa özgeçmişlerine yer verilmiştir. Adı geçen yazarlar, kadın karakterlerinin toplumdaki inançlara, geleneklere ve değerlere karşı isyanlarını göstermişler ve karakterlerin intiharlarını bir çığlık olarak yansıtarak toplumdaki susturulmuş kadınlar için yeni olanaklar ve önemli değişikler yaratmayı amaçlamışlardır. Anahtar Sözcükler Toplum, Ataerkillik, Değerler, Beklentiler, GelenekselMaster Thesis Althusser'in İdeoloji Teorisi Işığında (ısa, Rsa, İnterpellation) Elizabeth Gaskell'in Mary Barton ve Kuzey ve Güney Adlı Eserleri(2022) Ozanbulagh, Mehrdad Hosseinpour; Aras, GökşenHegel'den beri üzerinde çokça tartışılan ideoloji kavramı ve tanımı, batılı filozofların zihinlerini meşgul eden felsefi-kültürel bir konudur ve bu konu uzun yıllardır hararetle tartışılmaktadır. Bu tez Mary Barton ve Kuzey ve Güney eserlerini Althusser'in ideoloji teorisi (ideolojik aygıt, baskıcı aygıt, çağırma) ışığında okumayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın gelişme bölümünü oluşturan fikirler, Althusserci ideoloji tanımına, hem onun dünyayı maddi olarak yorumlamasına hem de edebiyat dünyasında ideolojinin izini sürmesine odaklanmaktır. Araştırmayı yürütmek için kütüphane kaynaklarından yararlanılan bu tez, Althusser'in ideoloji tanımını analiz etmekte ve bunu Gaskell'in ilk romanı Mary Barton'a ve sonraki eseri olan Kuzey ve Güney'e uygulamaktadır. Ayrıca, bu analizin üzerinde durularak, Althusser'in ideoloji tanımının, Marksizm'in öncüleri olan Marx ve Engels'in ideoloji tanımından nasıl farklı olduğunu araştıran karşılaştırmalı bir çalışma yapılmıştır. Herhangi bir Marksist tartışmanın en önemli parçası hayatın akışı içindeki sürecin sosyal, zihinsel ve siyasi karakteri belirleyen ekonominin tartışılmaz ağırlığıdır; bu önerme birçok eleştirmen tarafından Marksist sorunsal içinde ve bazen bunun dışında, değişmez bir şekilde yeniden formüle edilmiş ve düşünülmüştür. Bununla birlikte, Marksist ortodoksiden geriye, öznelerin bilincini belirleyen üretim tarzı doktrini kalır. Buna ek olarak, Althusser'in 'çağırma' yöntemi olarak adlandırdığı kavramda bireyleri özneye dönüştürme süreci de bu çalışma için çok önemlidir ve bu tür doktrinlerin bir analiziyle, tez, üretim ilişkilerini sürdürmede ana ISA'ların keşfi ve tespiti ve işlevlerinin incelenmesi yoluyla, bu işlevin, ödül ve cezanın sistemik bir nüfuzunda yazarın ideolojisi ile nasıl ilişkili olduğunu göstermeyi amaçlamaktadırMaster Thesis William Blake ve William Wordsworth Şiirlerinde Çocuk İmgesi(2016) Altahhan, Asmaa Raafat Noori; Aras, GökşenBu tezin amacı, William Blake ve William Wordsworth şiirlerinde çocuk imgesini tarihsel ve kuramsal çerçevede tartışmaktır. Tezin başlangıç noktası çocuk imgesi kavramının romantik algıyla bağlantısını incelemektir. Çocuk imgesinin kavramsal analizi adı geçen iki Romantik şairin bu kavramı hayal gücünün kaynağı şeklinde ifade ettiğini ortaya koymaktadır. Çocuk imgesi, William Blake'in Songs of Innocence and of Experience başlıklı eserinden seçilen şiirlerine ve William Wordsworth'ün Intimations of Immortality from Recollections of Early Childhood ve The Prelude eserlerine göndermeler yaparak Jung'un çocuk arketipi kuramı açısından ele alınmaktadır. Birinci bölümde, Romantik dönemin sosyal, tarihsel gelişimi ve Romantik şiirde çocuk imgesi kavramları incelenmektedir. Jung'un kolektif bilinçdışı ve çocuk arketipi kuramlarının William Blake ve William Wordsworth'ün şiirlerinde nasıl yansıtıldığı analiz edilmektedir. Tezin ikinci bölümü, William Blake şiirlerinde çocuk imgesini ve bu imgenin bir bütünleşme ve hayal gücü kaynağına dönüşümünü incelemektedir. William Blake, çocuk imgesini masumiyet ve deneyim gibi birbirine zıt iki kavram açısından ele almaktadır. Üçüncü bölümde William Wordsworth'ün Intimations of Immortality from Recollections of Early Childhood başlıklı eserinde çocuk imgesi ve ölümsüzlük kavramını nasıl ifade ettiği üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde ayrıca Wordsworth'ün The Prelude eserinde çocuk imgesi ve insan zihninin gelişimi arasındaki ilişki üzerinde durulmaktadır. Sonuç kısmında, William Blake ve William Wordsworth'ün şiirlerinde çocuk imgesini ele alış biçimleri arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya konmaktadır. Jung'un kuramı ışığında çalışılan bu tezde çocuk imgesinin ilham, hayal gücü ve bütünleşme kaynağı olarak söz konusu şairler ve eserlerinde önemli bir yeri olduğu sonucuna varılmıştır.Master Thesis Angela Carter'ın Düzenbazları: Düzen Bozanlar ve Yeniden Yapanlar(2023) Balcı, Şeyda Yağmur; Aras, GökşenBu tez Angela Carter'ın seçili öykülerinde tekrar eden bir figür olan 'düzenbaz' (trickster) karakterinin öykülerdeki düzeni bozmada ya da yeniden kurmada nasıl etkili olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Teze konu olan öykülerdeki birbirinden farklı karakterlerin benzer amaçlarla kullanılışı arketipsel edebi eleştiri ışığında incelendiğinde öykülerde tekrar eden bir düzen bozma ya da yeniden kurma modeli olduğu görülmektedir. Kadın ve erkek düzenbaz karakterlerinin ayrı bölümlerde ele alındığı bu tezde, Angela Carter'ın yeniden yazdığı yetişkin masallarındaki bozulan ya da yeniden kurulan düzenler ve düzenbaz karakterlerinin bu düzenler üzerindeki etkileri gözler önüne serilmektedir. Tezde incelenen eserler Burning Your Boats isimli koleksiyondan alınmış ve 'The Bloody Chamber' öyküsündeki anne, 'The Snow Child' öyküsündeki kontes, 'The Company of Wolves' öyküsündeki genç kız, 'Loves of Lady Purple' öyküsündeki Lady Purple ve 'Master' öyküsündeki Friday kadın düzenbaz karakterleri olarak incelenmiştir. Erkek düzenbaz karakterleri ise 'The Lady of House of Love' öyküsündeki genç asker, 'The Erl-King' öyküsündeki Erl-King, 'Puss-in-Boots' öyküsündeki Master ve son olarak 'The Executioner's Beautiful Daughter' öyküsündeki cellattır. Teze konu olan öyküler ışığında ve bu öykülerden hareketle, düzenbaz figürünün özellikleri dolayısıyla Angela Carter'a baskın düzeni bozma, mevcut düzeni koruma ve yeni düzen kurma noktalarında yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.
