Search Results

Now showing 1 - 10 of 64
  • Master Thesis
    Uluslararası İlişkilerde Darwinizim: Nazizm ve Sosyal Darwinizm
    (2019) Şahin, Sena; Yılmaz, Gözde
    19. yüzyıl, yaşanılan gelişmeler ile insanlık tarihi açısından oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde yaşanan tarihi, sosyal ve bilimsel gelişmeler tüm dünyayı oldukça etkilemiştir. M.Ö. 600'lü yıllara kadar dayanan evrim fikri ise, Charles Darwin'in 1859 yılında 'Türlerin Kökeni' isimli eserinin yayınlanması ile zirveye ulaşarak tüm alanlarda oldukça önemli etkilere sebep olmuş, sosyal ve siyasal alanlara da nüfuz etmeye başlamıştır. 1851 yılında Herbert Spencer tarafından geliştiren toplumsal hayatta evrim fikri, Darwin'den sonra toplum içinde hızlı bir şekilde gelişerek, Sosyal Darwinizm unsuru ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında Almanya'yı da etkisi altına alan Sosyal Darwinizm, Nazi ideolojisinin şekillenmesinde etkili olmuş ve Sosyal Darwinizm'in en radikal noktası olan 'ırk hijyeniği' uygulamaları da Naziler tarafından sistemli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada evrim teorisinin sosyal alanlara yansıması, Sosyal Darwinizm kapsamında Nazizm özelinde incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Nazizim, Hitler, Darwinizm, Sosyal Darwinizm
  • Master Thesis
    Rusya Perspektifinden 2005-2015 Yılları Arasında Ukrayna ile Yaşanan Gaz Problemi
    (2017) Lukyanova, Anna; Karasar, Hasan Ali
    Rusya ile Ukrayna arasındaki ilk gaz krizi 1993 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından hemen iki yıl sonra başladı. Sorun oldukça karmaşık siyasi, iktisadi ve coğrafi temellerde iki ülkeyi karşı karşıya getiren bir olguydu. Bu tez Rusya açısından iki ülke arasındaki gaz çatışmasının başlangıcı ve devamındaki sebepleri aydınlatmaya çalışmaktadır. Bu yüzd3en de tez sorunun zirve dönemi olarak adlandırılan 2005-2015 yılları arasını mercek altına almaktadır. Rusya-Ulrayna ilişkileri hali hazırda da her geçen gün daha karmaşık bir hal almakta ve iki taraf birbirinden tamamen farklı amaçlar üzerine kurdukları politikalar izlemektedirler. Bu tez hem iki devletin dış politikalarını hem de Gazprom ve Naftogaz gibi gaz tekeli şirketlerin konu hakkındaki siyasalarını incelemek suretiyle aynı zamanda Rusya-Ukrayna ilişkilerinin şirketlerin de dahlia olan bir haritasını çıkarmaktadır.
  • Master Thesis
    Somali'deki Askeri Darbe ve 1969-1991 Yılları Arasındaki İktidar Dönemi
    (2016) Alı, Fatıma Sheıkh Mukhtar; Karasar, Hasan Ali
    Türkiye'nin Africa Kıtasıyla olan ilişkilerinin tarihçesi çok eskiye dayanmakla beraber son zamanda Türkiye ile Alt Büyük Sahra Afrikası arasında şimdiye kadar görülmemiş yeni bir etkileşim seviyesi gözlenmektedir. Türkiye'nin dış politikasında batı dünyası dışındaki dünyanın giderek artan önemi böylece başlamıştır.1990'lardan sonra Alt Büyük Sahra Afrikası, Türkiye'nin ilişkilerini yoğunlaştırdığı bölgelerden birisi olmuştur. 1998'de hazırlanan Afrikaya açılma planı, diğer planlara kıyasla Türkiye'nin alt büyük sahra Afrikasına yönelen dış politika inisiyatifinin katalizörü olmuştur. Başlangıçtaki hedeflere ve elde edilen sonuçlara bakıldığında Türkiye'nin, 1998 planından net bir başarı kazanmış olduğunu savunuyorum. Hem Afrika'nın milletleri ve hem de Afrika ülkeleri bazında. Ancak, Türkiye ve Somali ilişkileri, 19 Ağustos 2011'de başlamıştır. Dört Türk bakan ve Türkiye'nin kültür ve iş dünyasının çok sayıda seçkin mensuplarından oluşan bir delegasyon Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Mogadişu'ya gitmiştir. Ziyaretin resmi niteliğinin yanında gıda yetersizliğinin giderilmesi amacını da taşımaktaydı. O zamanlarda Somali'de günde 10,000 yetişkin olmak üzere 2.8 milyon kişi ciddi ölüm tehdidi altındaydı. Bazı bölgelerde kötü beslenme ve açlık oranı %38'in üzerindeyd ve bu durum, tüm Somali nüfusunun %20'sinin gıdasız kalmasına neden olmuştu. Durum o kadar vahim ve acildi ki, 1984'ten beri ilk kez birleşmiş milletlerde açlık ilan edilmişti. Sözcükler: Türkiye Alt-Büyük- Sahra Afrikası, Türk Dış Politikası, Türkiye-Afrika İlişkileri, 1998 Eylem Planı.
  • Master Thesis
    Yumuşak güç Avrupa Birliği'nin dış politika aktörü olarak Avrupa Ortak Dış Güvenlik Politikası ve Bosna, Kosova, Suriye krizleri üzerinden güvenlik politikalarının değerlendirilmesi
    (2017) Timuçin, Mehmet; Ünal, Hasan
    Bu tez çalışmasında ' Yumuşak Güç Avrupa Birliğinin Dış Politika Aktörü Olarak Avrupa Ortak Dış Güvenlik Politikası Ve Bosna, Kosova, Suriye Krizleri Üzerinden Güvenlik Politikalarının Değerlendirilmesi' amaçlanmaktadır. Bosna, Kosova, Suriye Krizleri karşısında AB tarafından uygulanan politikalar ve krizlerin gelişim süreci incelenerek AB'nin ODGP sürecinde ortaya koyduğu etkilerin neler olduğu değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda uluslararası alanda küresel bir aktör AB'nin oluşturulmasına yönelik tespitler ortaya konup öneriler sunulmuştur. İlk bölümde kuramsal çerçeve çizilerek; Kimlik ve kültür, supranasayonel kimlik ve otorite, sivil güç, askeri güç, normatif güç ve neo yapısal fonksiyonalizmde Avrupa'nın entegrasyonu kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde AB'de ODGP ve tarihsel gelişim sürecini AB'de birlik fikrinin oluşması incelenecektir. Üçüncü bölümde ise AB'nin ODGP incelendiğinde ortak değerlere sahip bir politika yaratmaya amaçlasa da Bosna, Kosova ve Suriye Krizlerinde uyguladığı güvenlik politikalarının incelenerek AB ODGP yaklaşımının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Üç kriz arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya konarak belirlenen politikanın altında yatan nedenler irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sivil Güç, Askeri Güç, Normatif Güç, ODGP, EUROFOR.
  • Master Thesis
    Alman Siyasetinin Türkiye'nin Ab'ye Katılımı Sürecindeki Değişimleri: 1960'dan Günümüze
    (2015) İlhan, Müslime; Ünal, Hasan
    Alman ikinci dünya savaşı öncesi ve sonrası, Soğuk Savaş öncesi ve Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla simgeleşen Soğuk Savaşın sonu sonrası birçok siyasi paradigma geliştirmiştir. Almanya'nın Osmanlı Devleti döneminden beri Türkiye ile siyasi ilişkileri bulunmuştur. Avrupa Birliği'nin ilk nüvesi olan Avrupa Çelik ve Kömür Topluluğundan beri Almanya'nın AB siyasetinde önemli değişiklikler yaratabilecek gücü olmuştur. Türkiye de 1959 yılındaki başvurusundan beri AB ile sıcak ilişkilere girmiş, girmiş olduğu bu ilişkide Almanya siyasetinin tavrı çok belirleyici olmuştur. Bu tezde Alman siyasetinin bu önemli belirleyici rolünün zaman içerisindeki izlerine temas edilmiş, özellikle 1960 sonrası dönemine odaklanılmıştır. Bu odağı belirginleştirmeye çalışırken ilkin Avrupa Birliği fikrinin ve varlığının tarihi süreci ele alınmış, Avrupa Birliği siyasetini oluşturan temel kurumların durumu ve rolü ortaya konulmuştur. İkinci bölümde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne dâhil olma isteği ya da yerine göre zorunluluğu ve serüveninin tarihi özellikleri açıklanmıştır. Son bölümde ise Almanya ve Türkiye ilişkilerine yoğunlaşılmış, güncel temasa kadar Alman siyasetinin Türkiye ile olan ilişkilerine ve Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde izlediği siyaset irdelenmiştir.
  • Master Thesis
    Türk diplomasisinin modernleşmesi; Türk-İngiliz diplomatik ilişkileri (1923-1939)
    (2021) Eroğlu, İsmet; Mühürcüoğlu, Korhan
    Osmanlı Devleti, 18.YY sonu ve 19. YY'da, devletin çöküşünü engellemek amacıyla ciddi bir modernleşme sürecine girmiştir. Yönetici sınıfı olan bürokratik elit, politika, eğitim, bürokrasi ve diplomasi gibi konularda Osmanlı Devleti'ni modernleştirmeye çalışmıştır. III. Selim Döneminde diplomatik açıdan büyük bir yenilik yapan Osmanlı Devleti, ilk daimî temsilciliğini 1793 yılında Londra'da açmıştır. 1793'ten sonra da diplomatik modernleşmeye büyük önem veren Osmanlı, bu konuyla ilgili birçok yenilik yapmıştır. Osmanlı Devleti'nin çöküşünü engellemeye çalışan bürokratik elit başarılı olamamış ve Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşının ardından resmen yıkılmıştır. Ardından başlayan milli mücadele ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de tıpkı Osmanlı Devleti gibi birçok konuda modernleşme çabası içine girmiştir. Atatürk döneminde çağa uyum sağlamak ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için birçok konuda batı devletleri örnek alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu yıldan itibaren Türk- İngiliz ilişkilerine oldukça önem vermiş ve seçkin diplomatlarını Londra'da bulunan Büyükelçilik bünyesine göndermiştir. I. Dünya savaşı sonrası iki devletin ikili ilişkileri gerginliklerle devam etmiş fakat 1930'lu yılların ortalarından itibaren dostluğa dönüşmeyi başarmıştır. Türk- İngiliz ilişkilerinin dostluğa dönüşmesinde diplomatların rolünü inceleyen bu çalışmada ayrıca Osmanlı döneminden itibaren başlayan ve bilhassa Türkiye Cumhuriyeti döneminde de devam eden diplomatik modernleşme ele alınmıştır. İkincil literatür taraması yöntemiyle hazırlanan bu çalışmada teori olarak; İnkeles'in modernleşme kuramı tercih edilmiştir.
  • Master Thesis
    Pan-afrikanizm Terfi Ettirme Kwame Nkrumah ve Gana'ın Rolü
    (2019) Iddisah, Abdul-samed; Aygül, Cenk
    Pan-Afrikanizm ideolojisi kıta içindeki ve dışındaki Afrikalıların tecrübe edindiği en önemli politik düşüncelerden birisidir. Sömürgeciliği, ayrımcılığı ve Afrikalıların köleleştirilmesini durdurmayı talep eden ve hatta buna zorlayan bir hareket olarak başlayan şey, güçlü bir ideolojiye dönüşmüş ve böylece Afrika ve Afrikalıların birliğini ve sendikalaşmasını şiddetle talep edilir hale getirmiştir. Bu kavram Afrika'daki ve diyasporadaki birçok lideri cezbetse de, Gana ve Kwame Nkrumah'nın oynadığı rol, bu ideolojinin Afrika'da gerçekleşmesi ve sürdürülmesi bağlamındaki düşünceleri ve süreci anlama ve analiz etmede ehemmiyetini korumaktadır. Bu tez, harekete geçiş nedeni liderlerin benimsediği fırsatlar ve ideolojinin yüzleştiği, liderler tarafından ileri sürülen zorluklar olan Pan-Afrikanizm ideolojisini Gana ve Kwame Nkrumah'nın teşvik etmede oynadığı rolü incelemeyi hedefler. Bu araştırma, Gana ve Nkrumah'nın ideolojiyi teşvik etmek için ellerinden geleni yapmasına rağmen, böylesi büyük bir projenin yürürlüğe geçmesinin ve sürecinin, bu engin coğrafyanın ve Afrika'nın farklı bölgelerindeki çeşitli, büyük zorlukların üstesinden gelmede daha karmaşık ve daha iyi organize edilmiş bir yaklaşım gerektirmiş olacağını savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Pan-Afrikanizm, Gana, Kwame Nkrumah, Africa Birliği
  • Master Thesis
    Irak'ın Muhtemel Geleceği ve Türkiye'ye Etkileri
    (2013) Tülemez, Coşkun; Ünal, Hasan
    ABD, yeni Ulusal Güvenlik Doktrini gereği terörizmi desteklediği ve kitle imha silahları ürettiği ve bulundurduğu gerekçeleriyle 20 Mart 2003 tarihinde Koalisyon Kuvvetleri ile birlikte Irak'ı işgal etmiştir. Irak, ABD'nin 2003 yılındaki müdahalesinden itibaren Türkiye için en önemli dış politika konularından biri haline gelmiştir. TBMM'nin 1 Mart 2003'te almış olduğu ?tezkere? kararı, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a Türk topraklarından geçişi için izin çıkmaması ve ertesinde yaşanan olaylar, Amerika ile Türkiye arasında süregelen ?stratejik ortaklık? ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu kriz ile Türk-Amerikan ilişkileri farklı bir sürece girmiştir.2003 sonrası dönemde yaşanan yeniden yapılandırma süreci, Irak'a huzur ve istikrar getirmek yerine, etnik ve dini açıdan karmaşık olan toplumsal yapıdaki ayrışmayı daha da derinleştirmiştir. Irak'ın iki veya üç ayrı bağımsız devlet olarak bölünmesi muhtemeldir.Irak'ta halen; Kerkük, federalizm, petrol ve güvenlik, tartışmalı alanlar konularında çözülmeyi bekleyen birçok sorun bulunmaktadır. Ülkedeki etnik-sekter farklılıklar ve birbirlerine karşı politikaları ile bölgesel aktörlerin yaklaşımları mevcut sorunların kısa vadede çözülemeyeceğini göstermektedir. Bu durum Irak'ın geleceğine yönelik iyimser tahminler yapılmasını engellemekle birlikte bölünme senaryolarının da gündemde kalmasına sebep olmaktadır.
  • Master Thesis
    İttifaktan Düşmanlığa Dönüşen Türk-sovyet İlişkileri: Stalin Dönemi Türk Dış Politikasında Yaşanan Büyük Değişim
    (2020) Özel, Fatih; Aygül, Cenk
    Türkiye Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği arasında gelişen ilk ilişkiler dönemin şartları ile değerlendirildiğinde 'zorunlu' tabiri en uygun ifade olarak belirmektedir. Türkiye'nin dış politikasında kuruluşuyla beraber Sovyetler Birliği temel eksen noktası olarak görülmüş, 1936 yılında yaklaşan savaşın etkisiyle Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ikili ilişkilerde ilk kırılma yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşında gerçekleşen Alman-Sovyet ittifakı Türkiye üzerinde deyim yerindeyse soğuk duş etkisi yaratırken, ikili ilişkilerde güvensizliğin temel alındığı bir döneminde başlangıcı olmuştur. Türkiye'nin savaşa dahil olmama konusunda yürüttüğü 'aktif tarafsızlık' politikası nedeniyle Sovyetler Birliğinin de dahil olduğu müttefiklerle ilişkiler gergin bir halde sürerken, savaş süresince ve savaş sonrası Sovyetler Birliğini, Boğazlar ve doğu illeri üzerinde hak talebi ile ikili ilişkiler büyük yara almıştır. Bu güvensizliğin yarattığı etkiyle, Türkiye savaş sonrası oluşan yeni dünya düzeninde Sovyet tehdidine karşı oluşan Batı bloğunda güç dengesi yaratmak maksadıyla yer almıştır. İttifak olarak başlayan ikili ilişkiler düşmanlığa evirilmiş ve tamir edilmesi güç olan yaralar almıştır. Tez çalışmasının dönem sınırı olarak Stalin dönemini incelemesinin nedeni, ittifak ve dostluk döneminin Stalin ile başlaması ve gerginlikten, kopuşa kadar Stalin'in tek lider olarak yürüttüğü politikalarının bir ürünü olmasıdır. Stalin'in ölümü sonrası, Sovyetler Birliği ikili ilişkilerde en temel sorunlar olan toprak talebinden ve Boğazlardan hak iddiasından vazgeçmesi ise Stalin döneminde izlenen Türk ve Sovyet politikaları incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında dönemin en belirgin teorisi olan realizmin Türk dış politikasına yansımaları incelenmiş, bu bağlamda bu teorinin uygulanma sahaları açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sovyetler Birliği, Stalin, Boğazlar, 2. Dünya Savaşı, Komünizm, Realizm
  • Master Thesis
    Irak ve Rusya 2013 - 2018 Yılları Arasındaki İlişkileri 2013-2018
    (2020) Salman, Barazan; Gülseven, Aslı
    Rusya ve Irak halkları arasındaki ilişkiler modern Rus ve Irak devletlerinin oluşumundan çok önceye dayanır. Modern çağda ise önce Sovyet-Irak; ardından Rusya-Irak ilişkilerinde; onların üçüncü ülkerler, ulusal kurtuluş hareketleri ve Rusya için özellikle önemli olan Arap milliyetçiliği önemli roller oynamıştır. Bu tez çalışmasında, iki ülke arasıda geçtiğimiz on yılda, özellikle 2013-2018 arasında, meydana gelen önemli gelişmeler incelenmiştir. Bu kapsamda 2007 yılında Erbil'de yeni bir konsolosluk kurulması, 2008' de Irak'ın büyük borçlarının iptali, 2014' te imzalanan büyük bir silah anlaşması ve 2017 yılında Bağdat'tan Moskova'ya doğrudan uçuşların başlaması gibi önemli olaylar derinlemesine incelendi. Ayrıca, Putin iktidarı sonrası vuku bulan olaylar derinlemesine analiz edilerek bunların gelecekteki ilişkiler üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Diğer yandan da, yerel terörizm, NATO ve ABD gibi iki taraf arasındaki jeopolitik ilişkilerin ilerlemesini engelleyen parametreler araştırılmıştır. Tez çalışmasındaki en önemli inceleme, Bağdat ve Moskova yönetimleri arasında imzalanan en son silah alım anlaşması üzerine yapıldı. Bu anlaşma kapsamında Rusya'nın Irak'a S-400, Buk-M3 gibi hava savunma sistemlerin teslimatı üzerine taraflar mutabık kalmışlardır. Sonuç olarak, bu tez çalışmasında Ortadoğu'nun iki önemli oyuncusu arasındaki ilişkiler Sovyetler Birliği döneminden başlayark incelenmiştir. Çalışmada Irak'ın politik yönünde geçtiğimiz on yıldan başlayan ve gelişeceği öngörülen bir değişim saptanmış ve bunun Rusya'nın bölgede kaybettiği gücü kısmende olsa geri kazanmasını sağlayacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca, Rusya'nın mevcut ekonomik konumundan dolayı Irak ile olan ilişkilerinde özellikle ABD ve Çin olmak üzere üçüncü ülkeler ile arasını bozmamaya özen gösterdiği değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Uluslar arası ilişkiler; Irak; Rusya;