Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Master Thesis
    Krizlerin Anatomisi ve Türkiye'de 2001-2008 Finansal-ekonomik Krizleri Üzerine Bir İnceleme
    (2012) Pusti, Muge; Ak, Salih
    Tarihsel bir perspektifle bakıldığında finansal faaliyetler birçok krizi de içinde barındırmıştır. Bu, mevcut ekonomik sistemin doğasında bulunan bir özellik gibi görünmektedir. Söz konusu sistem devam ettiği sürece krizlerle karşılaşılması da kaçınılmaz olmaktadır.Görüldüğü günden beri iktisatçılar, krizlerin oluşumunu, neden ve sonuçlarını anlamaya ve bu olguyu açıklamaya çalışmışlardır. 1980'li yıllarda Dünya'nın pek çok ülkesinde hızla yayılmaya başlayan finansal küreselleşme akımı kriz olgusunu daha belirgin bir şekilde gündeme getirmiş ve krizlerin oluşum aşamaları, nedenleri ve etkileri pek çok iktisatçının birinci gündem maddesi olmuştur.Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlk amaç kriz kavramının açık-lanması ve başlıca kriz kategorilerinin incelenmesidir. İkinci amaç ise Dünya krizleri paralelinde ülkemizde yaşanan 2001 ve 2008 ekonomik krizlerinin irdelenmesidir.Anahtar Sözcükler:1.Finansal Kriz,2.Ekonomik Kriz,3.Kriz Modelleri,4.Reel Sektör,5.Finans Sektörü
  • Master Thesis
    Türk-çin Siyasal ve Ekonomik İlişkilerinin Türkiye Ekonomisine Etkileri
    (2019) Şatana, Çağrı Ceren; Ülker, Halil İbrahim
    Türklerin, tarih boyunca Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkileri olmuştur. Çin'in birçok açıdan çeşitli büyüklüklere sahip olması dünya için hem bir fırsat hem de bir tehdit olarak algılanmıştır. Ekonomik yönüyle büyük bir pazar olması Çin'i, diğer ülkeler karşısında cazip hale getirmektedir. Çin sosyalist piyasa ekonomisi olarak adlandırılan kendine özgü bir ekonomik modele sahiptir. Pragmatik açıdan en üst düzeyde faydaya odaklı bu model Çin'i dünya karşısında sürekli avantajlı hale getirmiştir. Türkiye'nin 1995'li yıllar sonrasında Çin ile olan dış ticaretindeki canlanma zamanla Türkiye ekonomisinin aleyhine dönmüştür. Özellikle Çin'in ulusal parasını devalüe etmesi diğer tüm ülkeler gibi Türkiye'yi de dış ticaret açısından olumsuz etkilemiştir. Zaman içerisinde ucuz malların en büyük tedarikçisi olan Çin, Türkiye'nin ithalat artışlarında en çok öne çıkan ülke olmuştur. Ülke ekonomisi için orta ve uzun vadede dış ticaret açığı diğer bir deyişle ödemeler dengesindeki bozukluk önemli bir konudur. Türkiye'nin sahip olduğu avantajları kullanarak Çin ile olan dış ticaretinde kazançlı çıkması için firmaların devlet desteğine ihtiyacı vardır. Ayrıca dış ticarette etkin rol oynayan Türk firmalarının yapılan ekonomik faaliyette Türkiye'nin kazançlı çıkması için önceliklerini gözden geçirmesi gerekmektedir.
  • Master Thesis
    Kobi'lerin Yeri ve Önemi
    (2013) Hosseinpour, Roshanak; Ak, Salih
    Küçük ve Orta Büyüklükteki ??letmelerin (KOB?), dünya ekonomisindeki rolü giderek artmaktadır. KOB??ler, yeni istihdam alanları yaratılmasındaki katkıları, piyasa ko?ullarında meydana gelen deği?ikliklere uyum sağlama yetenekleri, ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanmasındaki etkileri ile az geli?mi?, geli?mi? ve geli?mekte olan ülke ekonomilerinde gün geçtikçe daha vazgeçilmez hâle gelmektedir. Bu geli?me de, ülkeleri, KOB??lerin te?viki ve geli?imi için uygun politikalar uygulamaya yöneltmektedir. KOB??ler her ülkede olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de son derece önemli bir yer ve ağırlığa sahiptir. KOB??ler Türkiye?nin gerek ekonomik kalkınmasında, gerekse de bölgedeki ekonomik gücünü artırmasında en önemli dayanaklardan biridir. Günümüz dünyasında tüm ülkelerde ekonomik politikaların merkezinde, KOB??lerin geli?tirilmesi ve korunması için uygun ortamların hazırlanması vardır. Zira ekonomilerin ba?arılı olması, çok büyük oranda KOB??lerin ba?arılı olmasına bağlıdır. Bu nedenle KOB??lerin ya?adıkları sorunlar, bu sorunların a?ılması için sağlanan destekler ve bu konuda getirilen çözüm önerileri büyük önem kazanmaktadır. Anahtar Kelime: KOB?
  • Master Thesis
    1990 Sonrası Türkiye Ekonomisinde İhracatın Gelişimi: Almanya ile Karşılaştırılması
    (2010) Yavuz, Ayfer; Ak, Salih
    Küreselleşme olgusuyla birlikte artan ticari ve finansal ilişkiler sonucunda ihracat, bütünleşen ülkeler açısından daha da önem kazanmıştır. Bunun yanı sıra ekonomik kalkınmanın ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin yolu da istikrarlı bir ihracat artışından geçmektedir. Sürdürülebilir ihracat artışının sağlanmasında ise ihracatın finansmanı büyük önem arz etmektedir.Bu tez çalışmasında dış ticaret politikası, ihracatın finansmanı ve 1990 sonrası ihracatın gelişimi incelenmiş, belirlenen bankalarla görüşülüp ticari bankaların, küreselleşmeyle beraber önemi artan ihracatın finansmanı konusuna yaklaşımı araştırılmıştır. Ayrıca çalışmada somut sonuçlara ulaşmak için Federal Almanya incelenmiştir. Türk Eximbank'la, Türkiye'de ve Almanya'da bulunan ticari bankalarla yapılan görüşmeler ve elde edilen veriler ışığında genel değerlendirmeler yapılıp ihracatın gelişimi için çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    Türkiye'deki Döviz Piyasasının Katılımcıları ve Katılımcıların Piyasadan Beklentileri
    (2010) Çufadar, Ümit; Orhaner, Emine
    Türkiye, dünya üzerinde gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alan bir ülkedir. Gerek coğrafi konumu, gerek siyasal yapısı, gerekse kültürel özellikleri bakımından hassas dengelere sahiptir. Bu hassas dengelerdeki değişmeler, 1980'lerden sonra ekonominin dışa açılmasıyla beraber yıllar itibariyle izlenen para politikaları, uluslararası arenada yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeler, gelişmekte olan Türkiye ekonomisinin daha duyarlı hale gelmesine neden olmuştur. Türkiye ekonomisindeki bu dalgalanmalar döviz piyasasına doğrudan etki etmektedir.Döviz piyasasının temel aracı kurumları ticari bankalardır. Döviz piyasasının diğer katılımcıları ise; mali kuruluşlar, ihracat-ithalat firmaları, şirketler, kamu kuruluşları, küçük tasarruf sahipleri ve merkez bankalarıdır.Bu araştırmada Türkiye'deki döviz piyasasının katılımcıları ve katılımcılarının piyasadan beklentileri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada piyasadaki kişisel katılımcılara 360, firmalara ise 50 anket uygulanmış, elde edilen bulgular istatistikî analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır.Araştırma bulgularına göre, kişisel katılımcıların döviz piyasası hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadıkları ve tasarruflarını %10 ve daha az oranında döviz piyasasında değerlendirdikleri sonucu bulunmuştur. Döviz piyasasının spekülasyona açık bir yapıya sahip olması ve hızlı kur değişmeleri piyasa katılımcıları için önemli sorunlar olarak gösterilmiştir. Ayrıca döviz piyasasında yeterli uzman personelin olmadığı, ithalat-ihracat firmalarının daha çok döviz piyasasında spot işlemlerde bulunduğu ve işletmelerin çok azının riskten korunma yöntemi olarak vadeli işlemleri tercih ettiği sonucu bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle döviz piyasasının gelişmesini ve işleyişini sağlayacak kurum ve kuruluşlara çeşitli öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Döviz2.Döviz Piyasası3.Döviz Piyasası Katılımcıları4.Türkiye'deki Döviz Piyasası İşlemleri
  • Doctoral Thesis
    Türkiye ekonomisinin politik ekonomik eksende değerlendirilmesi (1924-2015)
    (2016) Çelik, Eşref Uğur; İsmihan, Mustafa
    Ülkelerin kaliteli ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlamaları kendi gelişimleri açısından büyük öneme sahiptir. Bu tür bir uzun dönemli ekonomik performansa ulaşmak için olumlu makroekonomik gelişmeler gereklidir ancak yeterli değildir. Ülkeler çoğunlukla sergilemiş oldukları makroekonomik gelişmeleri sosyo-politik gelişmelerle destekledikleri ölçüde uzun dönemli kişi başına gelir artışlarını sağlayabilmektedirler. Bu bağlamda, çalışmanın ilk kısmında Türkiye için makroekonomik performans ve sosyo-politik performans endeksleri oluşturulmuş ve ilgili tarihsel analiz 1924-2015 dönemi için gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise, Türkiye'deki makroekonomik ve sosyo-politik gelişmelerin uzun dönemli ekonomik büyüme üzerindeki rolü çok partili dönem için araştırılmış ve bu bağlamda, üretim fonksiyonu yaklaşımı çerçevesinde bir model geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye'de makroekonomik ve sosyo-politik ortamlardaki iyileşmelerin uzun dönemli ekonomik büyümeyi olumlu etkilediğini göstermiştir. Ancak bölüşüm cephesindeki gerilimlerin azaltılmadığı ve sosyo-politik ortamda huzurun sağlanmadığı bir durumda, makroekonomik performansın yükselişi uzun dönemli kişi başına gelir artışlarının sağlanması için tek başına yeterli değildir. Daha açık bir ifadeyle, makroekonomik ve sosyo-politik gelişmeler arasında ödünleşimler bulunmasına karşın, uzun dönemli ekonomik başarının yakalanabilmesinin yolu her ikisinde de sağlanacak olan olumlu gelişmelerden geçmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Türkiye'de 1980 Sonrası Dönemde Girdi Çıktı Analizi ile Otomotiv Sektörünün Konumu
    (2016) Erkök, Banu; Sönmez, Hüseyin Sinan
    1980 sonrası küreselleşme süreciyle birlikte Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde, ithal ikameci sanayileşme modeli terk edilerek, ihracata dayalı sanayileşme modeli uygulanmaya başlanmıştır. Ancak bu ülkeler, gerek sermaye birikiminin gerekse teknolojinin yetersizliği gibi nedenlerle, imalat sanayii ürünlerine yönelik rekabet gücünü artırma konusunda yeterince başarı sağlayamamıştır. Çalışmada ithal ikameci politikalarla başlayarak, ihracata dayalı sanayileşme modeline geçmek suretiyle kalkınma hamlesi gerçekleştiren G. Kore'nin kalkınma modeli de incelenmiştir. Diğer yandan gelişmekte olan ülkeler de, kalkınma ve istikrarlı bir ekonomik büyüme, sermaye birikimi ve teknolojik altyapı eksikliğini gidermek için doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmeye yönelik politikalar uygulamaya koymuşlardır. Bu bağlamda birçok yabancı sermayeli firma, vergi muafiyeti, vergi indirimi ve ucuz işgücü gibi maliyet avantajları nedeniyle, Türkiye'nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkelerde faaliyet göstermeye başlamış ve sayıları giderek artmıştır. Böylelikle, Türkiye'nin küresel değer zincirine entegre olması ve küresel değer zincirleri içerisindeki payının artırılması hedeflenmiştir. Türkiye'de çeşitli sektörlerde birçok yabancı sermayeli şirket faaliyet göstermeye başlamıştır. Böylelikle söz konusu yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği sektörlerden biri de otomotiv sektörü olmuştur. Gelinen noktada, otomotiv sektörü, yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği sektör olmanın yanı sıra, Türkiye ihracatının da lokomotifi konumunu elde etmiştir. Ancak sektördeki teknolojik gelişmelerin hızına bağlı olarak artan dış girdi bağımlılığı, sektörle ilgili ihracat gelirlerinin giderek azalmasına yol açmıştır. Bu durum Türkiye'nin otomotiv sektöründe küresel değer zincirlerinden hedeflenen oranlarda pay alıp almadığı sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği ve aynı zamanda Türkiye ihracatı açısından stratejik konumda bulunan otomotiv sektörü üretiminin ithalata bağımlılığı, küresel değer zincirleri içindeki konumu ve sektörün diğer sektörler ile etkileşimi girdi çıktı analizi ile ölçülmektedir.