Search Results

Now showing 1 - 10 of 15
  • Master Thesis
    The Legend of (patriarchally) Good Women: an Analysis of Gender Discrimination
    (2017) Hakman, Ekmel Emrah; Gültekin, Azade Lerzan
    Geoffrey Chaucer, İyi Kadınlar Destanı isimli eserinin Önsöz'ünde, daha önceki eserleri kadın karşıtı olduğu için aşk tanrısı Cupid tarafından cezalandırıldığını ve kadınları hak ettikleri gibi iyi gösteren bir eser yazması gerektiğine dair bir rüya gördüğünü belirtir. Bu açından İyi Kadınlar Destanı, feminist çalışmaların ilk örneklerinden biri ve Chaucer'ın önceki eserlerinde ortaya koyduğu kadın düşmanlığına dair özür olması beklenir. Ancak çeşitli nedenlerle İyi Kadınlar Destanı'nın bu işlevi yerine getirmediği görülmektedir. İyi Kadınlar Destanı, klasik edebiyattan alınmış on kadının hayatını aktaran dokuz destandan oluşur. Bu karakterler Kleopatra, Thisbe, Hypsipyle, Medea, Lucretia, Ariadne, Philomela, Phyllis, and Hypermestra'dan oluşmaktadır. Ancak, Chaucer'ın seçtiği bu isimler, bizzat Önsöz'ünde belirttiği şekilde kadınları olumlu biçimde gösterecek bir içerik ortaya koymamaktadır. Söz konusu kadınların hayatlarından seçilen olaylara dair ortaya koyduğu aktarımlar, kadınların iffetli ve erkeklere kıyasla eşit derecede iyi ve zeki olduklarına dair bir tablo sunma konusunda Chaucer'ın başarısız olduğu sonucuna varmamıza sebep olmaktadır. Bu tablonun aksine, Chaucer'ın tasvirleri, kelime seçimleri ve İyi Kadınlar Destanı'ndaki kadınların hayatlarını mahveden erkekleri eserine ekleme biçimi, Chaucer'ın ataerkil cinsiyet rollerini destekleyen ve dolayısıyla yine kadın karşıtı bir eser yarattığına işaret etmektedir. Günümüz feminist yaklaşımlarını bir 14. yüzyıl eserine uygulamak pek mümkün olmadığı için bu tez, söz konusu on kadına dair diğer tarihsel aktarımlarla İyi Kadınlar Destanı'nın karşılaştırılmasına da yoğunlaşmıştır. Ek olarak, Christine de Pizan'ın yazdığı ve İyi Kadınlar Destanı ile çağdaş sayılabilecek bir eser olan Le Livre de la Cité des Dames ile yapılan karşılaştırma, iki eserin beş ortak karaktere sahip olması nedeniyle tez konusunun desteklenmesine katkı yapmıştır. Bu tez, Geoffrey Chaucer'ın eserde açıkça belirttiği amaca rağmen, İyi Kadınlar Destanı'nın ataerkil sosyal normlar ve cinsiyet rollerini güçlendiren bir eser olduğu sonucuna varmıştır.
  • Master Thesis
    Kadınların Siyasi Kariyerlerinde Cam Tavan Etkisi
    (2013) Gönül, Ayşe Füsun; Ülker, Halil İbrahim
    Kadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engelinin etkisini araştıran çalışma, ülkemizde kadınların siyasal katılımlarının yetersiz olması gerçeği ve sorunundan yola çıkılarak başlamıştır. Ülkemizdeki kadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engeli konusunda bugüne kadar bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle, araştırma sonucunda bilimsel bir katkı sunmanın yanı sıra, siyasi partilerdeki emektar kadınlara teşvik edici bir kaynak oluşturmak da amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni olarak, Türkiye Büyük Millet Meclsi?nde grup kuran 4 siyasi partinin Ankara?da yaşayan kadın üyeleri belirlenmiştir. Örneklem olarak ise Ankara?da Genel Merkez?de ve ilçe-il teşkilatlarında üye olan kadın siyasetçiler seçilmiş ve 119 kadına anket uygulanmıştır. Ayrıca karar mekanizmalarına yükselmeyi başarmış ( cam tavan engelini kırabilmiş ) 13 kadın siyasetçi ile yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Mülakat ve anketler, bağımlı değişken olarak belirlenen parlamenter sistemdeki hedeflere göre yapılmıştır. Cam tavanın varlığı ve seviyesi parlamenter sistemde aranmıştır . Ankette , yerel yönetimlere ilişkin de bir soru sorulmuştur ve kadınların önemli bir kısmının yerel yönetimlerde aktif olmaya hevesli olmadıkları gerçeğiyle karşılaşılmıştır. Bu sonucun kadın dostu belediyeler oluşturmak adına kaygı verici olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Daha önce incelenmiş olan iş hayatında cam tavan etkisinin kategorilerinden beslenilerek, erkeklerin kadınlar için oluşturdukları engeller, kadınların kadınlar için oluşturdukları engeller ve kadınların kendileri için oluşturdukları engeller kategorileri araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın, alt amaçları da anketin sorularını oluşturmuştur. Anket cevapları ki-kare (chi-square) testiyle değerlendirmeye alınmıştır. Anket ve mülakatlar sonucunda beklenmedik sonuçlarla da karşılaşılmıştır. Kadın siyasetçiler, kendilerine rol model olarak erkek siyasetçileri seçmişlerdir. Ülkemizde siyasal sistemin, rol model olabilecek kadın siyasetçiler yetiştirmek için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İş yaşamının aksine siyasette erkeklerin, kadınların yükselmeleri için bir sorun teşkil etmediği ve erkeklerle sorun yaşamanın, cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde iş yaşamında, kadının kadına engel yaratması kategorisi de siyasette geçerli olmamış, kadınların kadınlarla sorun yaşaması durumu siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmamıştır. Ancak kadınların kendi kendilerine engel oluşturmaları gerçeği , iş yaşamının yanı sıra siyasette de yer bulmuş ve kadının kendi kendine koyduğu sınırlar , siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmuştur.Siyasette cam tavan engelinin kategorilerine dahil edilebilecek yeni bulgular : i) Eğitim yetersizliği ii) Kariyer yapmamak iii) Çocuk sahibi olmak iv) STK deneyimi yaşamamak v) Cam tavan engelinin farkında olmamak olarak ortaya çıkmıştır. Kadınlar siyasette yükselirken, söz konusu kategoriler yüzünden kendilerine bariyer koymaktadırlar. Parlamenter sisteme yönelik hedeflerde ise kritik eşik milletvekilliği olarak belirlenmiştir. Mülakat yapılan karar mekanzimasına yükselebilmiş kadınların ise mevcut pozisyonlarının üstünde bir pozisyonu talep ettiklerini söylemek konusunda çekince yaşadıkları, parti büyüklerinin oklarına hedef olma çekincesi yaşadıkları gözlenmiştir. Milletvekilliğine kadar olan siyasi pozisyonları, 119 kadın içinde toplam 80 kadın seçmiştir, en çok işaretlenen pozisyon, 30 kadın tarafından hedeflenen milletvekilliğidir, milletvekilliğinden sonraki pozisyonları ise 119 kadın içinde 9 kadın hedeflemiştir. Sonuç olarak Türkiye- Ankara evreninden seçilen 119 kadın siyasetçiden oluşturulan örnekleme göre siyasette cam tavan için kritik eşik milletvekilliğidir. Milletvekilliği ve sonrasındaki pozisyonlar kadınlar için cam tavan sahasını oluşturmaktadır Anahtar Sözcükler : 1. Siyasette Cam Tavan 2. Kadın siyasetçi 3. Rol model
  • Master Thesis
    Okul yöneticiliği yolunda kadın öğretmenlerin karşılaştıkları kariyer engelleri: Bir uygulama
    (2015) Taş, Esra; Bircan, İsmail
    İş hayatında kadınların ve erkeklerin daha iyi yapacakları kabul edilen birtakım meslekler vardır. Kadınların ebe, hemşire, öğretmen gibi meslekler için daha uygun oldukları düşünülürken, yöneticilik ise erkeklerin daha iyi yapabilecekleri, onlara özgü bir meslek olarak düşünülmektedir. Kadınlar da, kendi açılarından rutin çalışmayı gerektiren ofis işlerinde, öğretmenlik, hemşirelik gibi yarı profesyonelleşmiş mesleklerde çalışmayı uygun görmektedir. Kadınlar geleneksel ev işlerine yakın olan hizmet sektörlerinde daha yoğun olarak çalışmakta iken yöneticilik, askerlik, hakimlik, müfettişlik gibi işlerde daha çok erkekler çalışmaktadır. Sonuç olarak, kadınlar daha düşük statülü işlerde daha yoğun çalışmakta ve ayrıca bu işlerde yükselme fırsatını yakalayamamaktadır. Kadının toplumsal hayat içerisinde yüz yüze kaldığı sorunlar bütün dünyada farklı ölçekler göstermektedir. Günümüzde gelişmiş olarak nitelendirilen ülkelerde dahi kadınlar hem aile hem de iş hayatında pek çok sorun ile karşı karşıya gelmektedir. Buna ek olarak çalışma hayatının dışında da kendilerine ağır sorumluluklar yüklenmektedir. Bu sorumluluklar birtakım kariyer engellerini de beraberinde getirmektedir. Bu araştırmanın amacı, Kayseri ilinin Talas ilçesinde bulunan resmi ilköğretim okullarında çalışan yönetici ve öğretmen görüşlerine göre, kadın öğretmenlerin kariyer engellerinin neler olduğunu tespit etmektir. Bu bağlamda toplamda 200 öğretmene anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre kadın öğretmenlerin yönetici olmaya çok gönüllü olmamakla beraber, çalışmada bahsi geçen kariyer engellerini genel itibariyle kabul etmedikleri görülmektedir. Bu da geçmişten gelen kalıplaşmış algıların pozitif yönde değişmekte olduğunu gösteren umut verici bir göstergedir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Öğretmen, Kariyer engelleri.
  • Master Thesis
    Turizm Ürününün Korunmasında Kadınların Rolü: Cittaslow Seferihisar Örneği
    (2017) Güler, Yeliz; Güneş, Saniye Gül
    Sakin Şehir olarak nitelendirilen Cittaslow hareketi, 1999 yılında İtalya'da Slow Food hareketinin devamı şeklinde ortaya çıkmıştır. Slow Food dünya çapında yalnızca yeme-içme eyleminin doymak ve tüketmek açısından değil, gıdaların kültürü ve özgünlüğünün bilincine varılmasını amaçlayan bir harekettir. Benzer şekilde Cittaslow da yerel ürünlerin öneminin geniş kitlelerce anlaşılmasını sağlayan bir düşünce ile hareket eden, şehirlerin ve çevrenin daha yaşanılabilir olmasını ve yerel değerlerin korunmasını sağlama amacında bir yaşam tarzıdır. Bu çalışma kapsamında; Cittaslow hareketinin Türkiye'deki önemli bir adımını oluşturan Seferihisar şehrinde sürdürülebilir turizmin sağlanabilmesi doğrultusunda yerel ürünlerin korunmasında kadınların rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için nitel araştırma tekniğinden faydalanılmıştır. Çalışma bulgularına göre Seferihisar'ın Türkiye'deki ilk Cittaslow ünvanına sahip olan şehir olması açısından yerel yönetimin Cittaslow kriterleri kapsamında yaşanılabilir bir çevre için daha fazla sayıda altyapı ve çevre projesine imza attığı ve Seferihisar sakinlerinin de bu projeleri olumlu karşıladığı belirlenmiştir. Yerel ürünlerin ve üreticilerin desteklenmesi için ortaya konulan Cittaslow projelerinin halk tarafından gelir elde etme uygulamaları şeklinde değerlendirildiği; bunun sonucunda gelir düzeyinin, yaşam kalitesinin ve yerel üretimin artırılması, göçün engellenmesi gibi olumlu sonuçların hedeflendiği tespit edilmiştir. Cittaslow bilincinin oluşması amacıyla gerçekleştirilen eğitim çalışmaları sayesinde de sürdürülebilirlik ve Cittaslow bilinci oluşturma ilkelerinin temel alındığı görülmüştür.
  • Master Thesis
    Adalet ve Kalkınma Partisi Yönetiminde Kadın
    (2012) Katırcıoğlu, Radiye Sezer; Selçuk, Fatma Ülkü
    Çağdaş, demokratik bir toplum olmanın gereği, kadının toplumun tüm yapıları içinde erkeklerle eşit statüde olmasıdır. Kadınların siyasetteki yerinin ve rolünün ölçüsünü belirleyen, bugünden daha ileri olmasını engelleyen ataerkil zihniyet siyaset alanında son derece etkilidir. Kadının yeterince temsil edilememesi toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, kadının erkeğe göre düşük toplumsal statüsü ve erkek lehine siyasal iktidar ilişkileri ile ilintilidir.Kadının siyasal katımını, katılımı etkileyen siyasal toplumsallaşma süreçleri ve kazanılan toplumsal roller açısından incelemek, sorunun doğru tespiti için önemli bir unsurdur. Dolayısıyla, bu tezin kuramsal çerçeve kısmında, kadın haklarının kazanımında kadın hareketi ve feminist örgütlerin dünyada ve Türkiye'de gelişimi ve etkisi anlatılmış, Türk siyasi tarihine kadın açısından etkisi irdelenmiştir.Yapılan alan araştırmasında ise Adalet ve Kalınma Partisi yönetimindeki kadın siyasetçiler ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Böylelikle karar alma noktalarına geliş süreçleri sorgulanarak, kadının siyasete bakışı ve siyaset yapma dinamikleri ve diğer siyasetçilerle ilişkileri irdelenmiştir. Karar alma mekanizmalarında yer alma süreçlerinde karşılaştıkları zorluk ve kolaylıklara değinilmiş ve edindikleri tecrübelere, çözüm önerilerine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler:1-Siyaset2-Siyasi partiler3-Adalet ve Kalkınma Partisi4-Yönetim5-Kadın
  • Master Thesis
    Agatha Christie'nin Taken At The Flood ve Death On The Nile Adlı Romanlarındaki Kadın Karakterlerin, Simone de Beauvoir'ın The Second Sex Eseri Işığında, İlişkilerindeki Konumlarının İncelenmesi
    (2020) Aksu, Pelin Duygu; Aras, Gökşen
    Bu tezin amacı, Agatha Christie'nin Taken at the Flood ve Death on the Nile başlıklı romanlarındaki kadın karakterlerin ilişkileri içindeki konumlarının araştırılmasıdır. Referans olarak Simone de Beauvoir'ın The Second Sex (İkinci Cinsiyet) kitabındaki the 'One' ve the 'Other' (asıl ve öteki) konseptleri kullanılmıştır ve kadınların ilişkileri içinde erkek partnerleri tarafından ötekileştirilip ötekileştirilmediği analiz edilmiştir. Buna ek olarak kadın karakterler birbirleriyle de karşılaştırılmıştır ve ötekileşen ve ilişkilerinde pasif rolde olan kadınların, ilişkilerinde ikincil rolde olmayan diğer kadın karakterlerden neden farklı olabilecekleri, Marxist feminist bakış açısıyla incelenmiştir. Ayrıca, tezde feminizmin ve detektif romanın tarihsel gelişimi ve değişimine de değinilmiştir. Bunun amacı, romanların yazıldığı dönemdeki feminizm hareketi ve roman türü olarak altın çağını (golden age) yaşayan detektif romanının, tezde incelenen romanların yazıldığı zamanın şartlarıyla değerlendirmektir. Christie'nin edebiyat kariyeri ise, gelişmekte olan türün öncülerinden biri olduğu için ve otobiyografisinden edinilen bilgilerin yazarın kariyerinin ve yarattığı karakterlere etkisinin gözlenebilmesi amacıyla eklenmiştir. Sonuç olarak, Chrtistie'nin birbirine yakın tarihlerde yayımlanan bu iki romanında, biri hariç tüm kadın karakterler, ilişkilerinde de ötekileşirilmemiştir; aksine tüm karar mekanizmalarının bu kadınların elinde olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Ötekileştirilen tek karakterin (Rosaleen Cloade) olduğu, ve ekonomik sınıfa bağlı olarak erkek partneri tarafından ezilmeye mahkum olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Feminizm, Kadın, Agatha Christie, Öteki, İlişki
  • Doctoral Thesis
    Sarah Scott'ın A Description Of Millennium Hall, Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution Of 1900 ve Fay Weldon'nın Darcy's Utopia Adlı Eserlerinde Ütopik Söylemin İncelenmesi
    (2017) Düzgün, Şebnem; Aras, Gökşen
    Sarah Scott'ın A Description of Millenium Hall (1762), Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution of 1900 (1890) ve Fay Weldon'ın Darcy's Utopia (1990) adlı eserleri yönetici sınıfta bulunan erkeklerin gücünü ve imtiyazlarını meşrulaştıran ataerkil politikaları eleştirir. Sırasıyla on sekizinci yüzyıl ortasında, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl sonlarında etkili olan feminist akımlardan etkilenmiş olan Scott, Dixie ve Weldon, kadın başkahramanları aracılığıyla feminist ütopyalarında baskıcı ataerkil ideolojiye ve söyleme karşı çıkarlar. Cinsiyet ayrımcılığını sosyo-politik bir sorun olarak ele alan kadın kahramanlar, kadınların zihinsel ve fiziksel yönlerden daha aşağı bir konumda oldukları varsayımının din, eğitim ve evlilik gibi sosyal kurumlar tarafından dayatıldığını ileri sürerler. Ayrıca, kadınların ve ikincil toplumsal, ırksal ve dini sınıfların baskılanması arasında da benzerlik kurarlar. Tez, çoğunlukla Foucault'nun ve feministlerin söylemlerine gönderme yaparak Scott, Dixie ve Weldon'ın eserlerinde kadınların ezilmesi ve sömürülmesi konusunu tartışır ve toplumsal cinsiyet meselesinin farklı sosyo-tarihsel açılardan ele alınsa da başkahramanların, kadınların ezilmesinin ideolojik olduğunu ve kadınların sözde biyolojik, zihinsel veya ahlaki açıdan güçsüzlükleriyle ilgili olmadığını savunduklarını açıklamayı amaçlar. Ayrıca, kadınların ikincil konuma itilmesinin, gücün üst sınıf Hıristiyan beyaz erkeklerin ellerinde toplanmasını savunan ataerkil devlet tarafından yasallaştırıldığını iddia ettikleri ortaya konur. Tez, Scott, Dixie ve Weldon'ın kadın kahramanlarının, kadınların erkek egemenliğinden kurtarılması için ataerkil gücü pekiştiren geleneksel sosyal, ekonomik, politik, dini ve ahlaki ideolojilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundukları sonucuna varır.
  • Master Thesis
    Kadın Gelişim Romanlarının Değişen Doğası: George Eliot'ın The Mill On The Floss ve Margaret Drabble'ın The Waterfall Romanları
    (2021) Karadayı, Özlem Merve; Elbir, N. Belgin
    Roman türü 18. Yüzyıldaki yükselişinin ardından, 19. Yüzyılda birçok alt türe ayrılmıştır. Bu türlerden biri de gelişim romanlarıdır. Bu romanlar genellikle Victoria Dönemi'nde erkek bir kahramanı merkeze alarak, onun çocukluktan yetişkinliğe kadarki gelişimini, çevresiyle ilişkisini, çatışmalarını ve olgunlaşma sürecini anlatır. Kadın yazarların da edebiyat dünyasında etkin olmasıyla birlikte, kadın gelişim romanları da popüler olmaya başlamıştır. Yalnızca erkek değil kadın kahramanların da hikayeleri ilgi çekmeye başlamıştır. Kahraman, konu ve olay örgüsü seçimleri bu türü sıra dışı kılmıştır. Kadın yazarlar, 19. yüzyılda kendi edebiyat geleneklerini oluşturmuş ve geliştirmişlerdir. Gelişim romanları da bu geleneğin iyi bir örneğidir. Bu gelenek, 20. Yüzyıldaki kadın yazarlara ilham olmuştur. Dönemin getirdiği birçok sosyal ve ekonomik değişiklik ile birlikte farklı türde romanlar ortaya çıkmıştır. Özellikle 1960lı yıllara gelindiğinde, kadın gelişim romanı bir alt tür olarak tanınmıştır. Kadınların kendi deneyimlerini anlattıkları bu romanlar 19. yüzyıl kadın yazınının devamı ve aynı zamanda güncellenmiş halleridir. Bu tez kadın gelişim romanlarının 100 yıl içerisinde geçirdiği dönüşümü ayrı yüzyıllardan büyük iki önemli kadın yazar George Eliot ve Margaret Drabble'ın The Mill on the Floss ve The Waterfall romanlarının kıyaslanması ile incelemektedir. İki kadın kahraman Maggie Tulliver ve Jane Gray arasındaki paralellikler ve farklılıklar kadın yazınının değişimini de göstermektedir. Drabble'ın Eliot'a olan hayranlığı ve ondan aldığı ilham romanları üzerinde etkili olmuştur. İki kadın kahraman arasındaki benzerlik kadınların, bir insan olarak karşılaşabilecekleri psikolojik ve sosyal çatışmaların da yıllar içinde aynı kalabileceğini göstermektedir. İki kadın kahraman açısından mühim olan ise hikayelerinin sonlarından ziyade verdikleri mücadele ve deneyimleridir. Tüm bu deneyimler ve çatışmalar Eliot ve Drabble'ı zaman ve mekanın ötesinde birbirlerine bağlar. Anahtar Sözcükler: Bildungsroman, Kadın Gelişim Romanı, George Eliot, Margaret Drabble
  • Master Thesis
    İran Devrimi Sonrası Kadın Hakları 1989-2013
    (2017) Banaeinia, Masoumeh; Orhan, Duygu Dersan
    İranlı kadınlar, İran devriminden sonra sosyo-politik haklar konusunda daima gündemin ilk konusu olmuştur. 1979 sonrasındaki kısıtlamalar dolayısıyla, Pavlavi rejimi ile mukayese edildiğinde, devrimin kurbanı oldukları zannedilmektedir. Bu tez, kadın meseleleri konusundaki politikalarına dayalı olarak 1989-2013 arasında politikalarının kadınları nasıl değiştirdiği ile ilgili üç devlet başkanı Rafsanjani, Khatami, ve Ahmadinejad üzerinede odaklanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, kadın hakları çalışmaları literatürüne katkı sağlamak olup, bu tezin savı İran'daki devrim sonrası süreçte, her bir başkanın yerel ve dış politikalarından etkilenen ve dini kuruluşlardan etkilenen kişisel vizyon ve ilişkiler konusunda kadın hakları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular, sadece dış politika değil, ancak aynı zamanda da dış politikalar konusundaki siyasi ve diplomatik ilişkilerin de kadın meselelerini aynı derecede etkileyeceğini göstermektedir. Bundan başka, Pavlavi rejimi süresince bunlar, çağdaşlık sembolü olarak kullanıldılar ve devrim sonrası süreçte de İslam' ın sembolü oldular. İran politikalarının bir parçasıydılar. Asla İran vatandaşları olmadılar, sadece İran' ın sembolü oldular.
  • Master Thesis
    Kadınlarda marka bağlılığı ve hedonik tüketim ilişkisi: Kozmetik sektöründe bir uygulama
    (2019) Kapusuz, Necmiye; Tengilimoğlu, Dilaver
    Tüketiciler alışveriş yaparken her zaman rasyonel beklentiler içinde bulunmamaktadırlar. Çoğu zaman alışverişlerinde duygularıyla hareket eder ve bu deneyiminden haz almaya çalışırlar. Bu da tüketimin hedonik boyutunu oluşturmaktadır. Marka bağlılığı kavramı tüketicilerin tercihleri diğer bir ifadeyle satın alma davranışları ile yakından ilişkisi vardır. Bağlılık bir markanın farklı anlamlarda tatmin sağlaması durumuyla alakalı olarak müşterinin yeniden ve yine o markayı tercih etmesine neden olan markaya yönelik bağlılık durumudur. Günümüzde kişiler duygusal tatmine ulaşması ve haz almasını etkileyen durumlardan biride kişilerin kullanmakta oldukları markaya karşı bağlılıklarıdır. Bu çalışma da kadınların kozmetik alışverişlerinde hedonik(hazcı) bir duyguyla yaptıkları alışverişlerde marka bağlılığı hakkında olumlu veya olumsuz görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de Ankara ilinde yaşayan 18 yaş üstü kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 400 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmada, tesadüfi olmayan örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılara yüz yüze anket yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucu hedonik tüketim alt faktörü olan macera için alışveriş kozmetik sektöründe marka bağlılığı arasında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür.Genel hedonik tüketimle hedonik alt faktörü olan sosyal amaçlı alışveriş faktörüyle pozitif doğrusal anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Kozmetik sektöründe marka bağlılığı ve faydacı tüketim arasında negatif doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler:Marka bağlılığı, hedonik tüketim, faydacı tüketim, kozmetik, tüketici davranışları