Search Results

Now showing 1 - 10 of 96
  • Master Thesis
    Sosyal faktörlerin Jane Eyre, David Copperfield ve Great expectations başlıklı eserlerdeki karakterler üzerindeki etkisi
    (2019) Rashid, Mohammed; Aras, Gökşen
    Bu tez, sırasıyla Jane Eyre, David Copperfield ve Great Expectations başlıklı eserlerdeki üç ana karakterin davranışlarını analiz etmektedir. Tez, sosyal etki teorisini Stanley Milgram, Solomon Asch ve Muzafer Sheriff gibi psikologların deneylerinde incelenen faktörler doğrultusunda incelemektedir. Tez, bu faktörlerin kahramanların davranışları, kararları, eğitimleri, evlilikleri ve tutumları üzerindeki etkisini göstermektedir. Üç kahraman Jane, David ve Pip, sosyal etki teorisinin neredeyse aynı faktörlerinin etkisinden muzdariptir. Yukarıda bahsedilen üç roman, birinci şahıs anlatısında yazılmıştır ve faktörlerin etkisi, karakterlerin erken çocukluk döneminde başlamaktadır. Jane Eyre'de başkahraman, davranışlarını Gateshead normlarına uyarlamakta zorluklarla karşılaşır. Jane, bağımsız bir kimlik, cinsiyetler arasında eşitlik, iyi bir eğitim ve kariyer düşlemektedir. Sosyal etki teorisinin faktörleri, Jane'in hedeflerine giden yoldaki temel engeller haline gelir. Sadece başkahramanlar değil, romandaki karakterlerin çoğu da, sosyal etki teorisinin, itaat, uyum, sosyal sınıf ve sosyal değişim gibi faktörlerinden etkilenmektedir. David Copperfield'da, başkahramanın yaşamı üvey babası Bay Murdstone tarafından alt üst edilir. David, mülkünü, eğitimini, güvenliğini, özgürlüğünü ve annesinin sevgisini üvey babasının gelmesiyle kaybeder. Uzlaşamaması nedeniyle, Murdstone'un normlarına uyamaz. Bu nedenle, evden de gönderilir. David'in davranışları iyi ve kötü melek Steerforth ve Agnes nedeniyle etkilenmektedir. Great Expectations başlıklı eserde de Sosyal sınıf faktörlerinin etkilerini görmek mümkündür. Pip'in hayali, Estella'yla aynı sınıfta olabilmektir. Sınıf kavramı, Pip'in eğitimini, evliliğini ve tutumlarını etkilemektedir. Bu tez, sosyal sınıfın, karakterlerin davranışlarını ve kararlarını nasıl değiştirdiğini göstermektedir. Buna ek olarak, sosyal sınıfın ilişkileri kurmadaki büyük rolü ve üst sınıftan insanların alt sınıftaki insanlara nasıl davrandıkları adı geçen romanlarda incelenmektedir. Ayrıca, adalet konusu üç romanda ayrıntılı olarak tartışılmakta, adaletin sosyal etki teorisi faktörü tarafından ve özellikle sosyal sınıf tarafından nasıl ihlal edildiği gösterilmektedir.
  • Master Thesis
    Agatha Christie'nin Taken At The Flood ve Death On The Nile Adlı Romanlarındaki Kadın Karakterlerin, Simone de Beauvoir'ın The Second Sex Eseri Işığında, İlişkilerindeki Konumlarının İncelenmesi
    (2020) Aksu, Pelin Duygu; Aras, Gökşen
    Bu tezin amacı, Agatha Christie'nin Taken at the Flood ve Death on the Nile başlıklı romanlarındaki kadın karakterlerin ilişkileri içindeki konumlarının araştırılmasıdır. Referans olarak Simone de Beauvoir'ın The Second Sex (İkinci Cinsiyet) kitabındaki the 'One' ve the 'Other' (asıl ve öteki) konseptleri kullanılmıştır ve kadınların ilişkileri içinde erkek partnerleri tarafından ötekileştirilip ötekileştirilmediği analiz edilmiştir. Buna ek olarak kadın karakterler birbirleriyle de karşılaştırılmıştır ve ötekileşen ve ilişkilerinde pasif rolde olan kadınların, ilişkilerinde ikincil rolde olmayan diğer kadın karakterlerden neden farklı olabilecekleri, Marxist feminist bakış açısıyla incelenmiştir. Ayrıca, tezde feminizmin ve detektif romanın tarihsel gelişimi ve değişimine de değinilmiştir. Bunun amacı, romanların yazıldığı dönemdeki feminizm hareketi ve roman türü olarak altın çağını (golden age) yaşayan detektif romanının, tezde incelenen romanların yazıldığı zamanın şartlarıyla değerlendirmektir. Christie'nin edebiyat kariyeri ise, gelişmekte olan türün öncülerinden biri olduğu için ve otobiyografisinden edinilen bilgilerin yazarın kariyerinin ve yarattığı karakterlere etkisinin gözlenebilmesi amacıyla eklenmiştir. Sonuç olarak, Chrtistie'nin birbirine yakın tarihlerde yayımlanan bu iki romanında, biri hariç tüm kadın karakterler, ilişkilerinde de ötekileşirilmemiştir; aksine tüm karar mekanizmalarının bu kadınların elinde olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Ötekileştirilen tek karakterin (Rosaleen Cloade) olduğu, ve ekonomik sınıfa bağlı olarak erkek partneri tarafından ezilmeye mahkum olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Feminizm, Kadın, Agatha Christie, Öteki, İlişki
  • Doctoral Thesis
    Modernist Şiiri İnşa Etmek: Ezra Pound'un ve T. S. Eliot'ın Şiirlerinde Londra'nın Ulusaşırı Temsilleri
    (2018) Alta, Seda Şen; Elbir, Nüket Belgin
    Tarih boyunca Londra, İngiliz edebiyatında birçok yazarın eserlerinde betimlediği ve çoğu kez bir sembol olarak kullandığı bir kent olmuştur. Küçük bir tüccar kasabası olarak kurulan Londra'nın, çokuluslu bir metropole dönüştüğünde edebiyat metinlerindeki işlevinin ve taşıdığı anlamların da değişime uğradığı görülmektedir. Kent, yazarların betimlemeleri sayesinde yeni anlamlar kazanırken, öte yandan da kentte meydana gelen çeşitli değişiklikler kentin görünüşünü ve dolayısıyla yazarların kenti eserlerinde kullanma biçimlerinin değişmesine neden olmaktadır. Diğer bir deyişle, edebiyat ile kent arasında yakın bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren çağdaş kuramcı ve eleştirmenler kent anlatısı içeren edebi eserleri mekân odaklı okuma yöntemleriyle incelemeyi önermişlerdir. Ayrıca bu eleştirmenler bir kentin bir metne dönüşebileceğini, edebi metinlerdeki kent anlatısının ise okuyucunun zihninde kenti yeniden kurabileceği ve yaratabileceği, anlatım yöntemlerine göre yazarın kent ile ilgili izlenimleri değiştirebileceği ve hatta şehrin fiziki yapısını bile etkileyebileceği öne sürmektedirler. Söz konusu eleştirmenler, yazarların kent ile ilişkilerini konu eden edebi anlatılara kent edebiyatı, bu çerçevede kent ile ilgili şiirlere kent şiiri adını vermişlerdir. Bu yöntem, şiirlerdeki kent imgelerinde kentteki tarihsel, toplumsal ve ideolojik değişimlerin tespit edilebilmesinin yanı sıra modernizm gibi edebiyat akımlarının ve bu akımların içinde yer alan yazarların ve eserlerinin de mekân odaklı okumalarının yapılabilmesini sağlamıştır. Ayrıca mekânsal eleştiriyi savunan eleştirmenler kentin yerlisi olan yazarlar ile yabancı yazarların kenti farklı yöntemlerle betimlediklerini öne sürmüşlerdir. Bu tezde, yukarıda belirtilen mekân odaklı eleştiri yöntemleri ışığında, birçok eserlerinde Londra kentini konu ve izlek edinen Amerikalı asıllı modernist şairler Ezra Pound ve T. S. Eliot'ın Londra'yı temsil etme biçimleri incelenecek ve bu iki şairin Londra temsillerini, Londra'nın daha önceki edebi temsilleriyle nasıl bir araya getirerek modernist şiir tekniklerini oluşturmada kullandıkları tartışılacaktır. Kenti bir yabancının gözünden anlatarak, ulusaşırı bir bakışla eski ve yeniyi kaynaştıran Pound ile Eliot'ın şiirlerindeki Londra kenti imgeleri yoluyla modern dünyanın karmaşasını çeşitli yönleriyle ortaya koymaya çalıştıkları vurgulanacaktır.
  • Master Thesis
    Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve Deniz Feneri Adlı Romanlarındaki Cinsiyet Rollerinin Sosyal Feminizm Açısından Temsili
    (2022) Ergüven, Gülay; Aras, Gökşen
    Bu tezde Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve Deniz Feneri adlı romanlarındaki kadın rolleri sosyal feminizm açısından incelenmiştir. Sosyal feminizm, geniş tanımına göre kadınların konumlarını ve sosyal haklarını savunan feminist bir harekettir. Romanların kadın karakterleri Mrs. Dalloway, Mrs. Ramsey ve Lily erkeklerin karar verdikleri bir toplumda kendilerine biçilen rolleri üstlenmektedirler. Woolf'un bu romanları sosyal feminizm açısından incelendiğinde karakterlerin genel özelliklerinin geçmişi hatırlama, özlem ve içe dönüklük olduğu görülür. Kadınlar geçmişi hatırlayarak daha iyi bir zamanda olmak istemektedir. Erkekler ise kadınların ne yapabileceklerine karar verdiklerine şahit olurlar. Sonuç olarak, Woolf'un bu romanlarında, kadınların sosyal baskı altında yaşamalarına dikkat çektiği düşünüldüğünde, Mrs. Dalloway ve Deniz Feneri adlı romanlarda sosyal feminizm çağrışımı yapan pek çok öğe söz konusudur.
  • Master Thesis
    Graham Greene'in a Gun for Sale Ve Travels With My Aunt Adlı Eserlerindeki Mizah Kavramı
    (2011) Gökçek, Çiğdem; Canlı, Gülsen
    Mizah ve gülme insanoğlunun en doğal ifade biçimlerindendir ve sosyal etkileşimin vazgeçilmez unsurlarıdır. İnsanlar arasındaki sosyal etkileşimin çok yönlülüğü sebebiyle mizah ve gülme de çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. İnsan deneyiminin çok yönlü olmasına bağlı olarak bu unsurlar değişik bakış açıları çerçevesinde tartışılmış ve zaman içinde pek çok mizah ve gülme kuramları geliştirilmiştir. Bu kuramlar arasında en önemlileri üstünlük, rahatlama ve uyumsuzluk kuramlarıdır. Her ne kadar tek yönlü bakış açısına göre yapılacak bir tanım, mizahı bir bütün olarak açıklamada yetersizse de, kuramların her biri özünde mizahın en çarpıcı özelliğini, insanın hayata adaptasyonunu sağlama işlevini vurgulamaktadır.Bu tezde, Graham Greene'in A Gun for Sale ve Travels with My Aunt adlı eserlerindeki mizah kavramı, mizahın uyum sağlayıcı gücünü temel alan Susanne Langer'in komik kuramı The Comic Rhythm çerçevesinde değişik kuramlar da göz önünde bulundurularak incelenmektedir. Langer'ın teorisine göre insanlar da doğadaki diğer canlılar gibi hayatta kalma dürtüsü ile hareket ederler ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindedirler. Bu etkileşim nedeniyle insanlar değişik durumlarla karşılaşır ve yeni deneyimler edinirler. Karşılaşılan durumlar insanlarda şaşkınlık, öfke, korku ya da utanma gibi çeşitli duygular uyandırır ve psikolojik, zihinsel ya da fiziksel dengenin sarsılmasına sebep olur. Canlı dengesinin korunması hayatın temel amacı olduğundan, yaşam enerjisi insanı kaybolan dengesini yeniden kurması için harekete geçirir. İnsanların yeni durumlara ve çevresine adaptasyonu da, hayatın ritmini oluşturan bu canlılık dengesinin bozulup yeniden sağlanması sürecidir. Kaynağını yaşam enerjisinden alan mizah da hayatın ritmini yansıtmaktadır. Greene her iki eserinde de mizahın insanın içindeki yaşam enerjisinin yükselişi olarak ortaya çıkışını ve bu enerjinin insanın duygu ve düşünce dünyasını, dünyaya bakış açısını yenileyici gücünü vurgular. Yazar mizah kavramını , insanın dünyayla olan çatişması boyunca sık sık sarsılan dengesini yeniden kurma gayreti olarak göstermektedir.Anahtar Kelimeler:1.Mizah2.Yaşam enerjisi3.Denge4.Adaptasyon5.Hayatta Kalma
  • Master Thesis
    Peter Ackroyd'un The Biography eserinde kentin grotesk, gotik ve karnavalesk temsili
    (2016) Ay, Fisun Çelik; Tekin, Kuğu
    Bu çalışmanın amacı Peter Ackroyd'un London: The Biography adlı eserinde, kent ve kent insanları arasındaki bağlantı ve şehir gerçeğinin yazında grotesk, gotik ve karnavalesk açıdan nasıl yansıtıldığını incelemektir. Peter Ackroyd'un bu eserinin incelenmesinde, kent ve kent insanlarının karşılıklı ve karmaşık etkileşimlerinin sonucunda, yazarlar için sınırsız bir kaynak olan kentin yaşayanlarıyla beraber çürümüş ve canavarlaşan bir coğrafyaya dönüştüğü öne sürülmektedir. Bu çalışmanın kuram bölümünde grotesk, gotik ve karnaval kavramları çeşitli kuramcıların düşüncelerine yer verilerek tanımlanmıştır. Ayrıca bu bölümde diğer eleştirmenlerin fikirlerinin yanı sıra, Mikhail Bakhtin'in grotesk ve karnavalesk kavramları söz konusu eseri analiz bölümünde inceleyebilmek için açıklanmıştır. İlk analiz bölümünde, eserdeki kent kimliği, Mikhail Bakhtin ve Wolfgang Kayser'in grotesk tanımlarına ve diğer yazarların şehir ve grotesk söylem hakkındaki fikirlerine dayandırılarak incelenmiştir. İkinci analiz bölümünde ise Ackroyd'un kent tasvirindeki gotik öğeler tartışılmıştır. Son analiz bölümünde ise, London: The Biography'deki karnavalesk öğeler araştırılmıştır. Sonuç bölümünde, Ackroyd'un eserinde kent ve insanların birbirine bağlı oldukları ve kent insanlarının, içinde yaşadıkları kente dönüşerek, karanlık ve canavarlaştıran barbar kent tarafından biçimlendirildikleri kanıtlanmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Sarah Scott'ın A Description Of Millennium Hall, Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution Of 1900 ve Fay Weldon'nın Darcy's Utopia Adlı Eserlerinde Ütopik Söylemin İncelenmesi
    (2017) Düzgün, Şebnem; Aras, Gökşen
    Sarah Scott'ın A Description of Millenium Hall (1762), Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution of 1900 (1890) ve Fay Weldon'ın Darcy's Utopia (1990) adlı eserleri yönetici sınıfta bulunan erkeklerin gücünü ve imtiyazlarını meşrulaştıran ataerkil politikaları eleştirir. Sırasıyla on sekizinci yüzyıl ortasında, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl sonlarında etkili olan feminist akımlardan etkilenmiş olan Scott, Dixie ve Weldon, kadın başkahramanları aracılığıyla feminist ütopyalarında baskıcı ataerkil ideolojiye ve söyleme karşı çıkarlar. Cinsiyet ayrımcılığını sosyo-politik bir sorun olarak ele alan kadın kahramanlar, kadınların zihinsel ve fiziksel yönlerden daha aşağı bir konumda oldukları varsayımının din, eğitim ve evlilik gibi sosyal kurumlar tarafından dayatıldığını ileri sürerler. Ayrıca, kadınların ve ikincil toplumsal, ırksal ve dini sınıfların baskılanması arasında da benzerlik kurarlar. Tez, çoğunlukla Foucault'nun ve feministlerin söylemlerine gönderme yaparak Scott, Dixie ve Weldon'ın eserlerinde kadınların ezilmesi ve sömürülmesi konusunu tartışır ve toplumsal cinsiyet meselesinin farklı sosyo-tarihsel açılardan ele alınsa da başkahramanların, kadınların ezilmesinin ideolojik olduğunu ve kadınların sözde biyolojik, zihinsel veya ahlaki açıdan güçsüzlükleriyle ilgili olmadığını savunduklarını açıklamayı amaçlar. Ayrıca, kadınların ikincil konuma itilmesinin, gücün üst sınıf Hıristiyan beyaz erkeklerin ellerinde toplanmasını savunan ataerkil devlet tarafından yasallaştırıldığını iddia ettikleri ortaya konur. Tez, Scott, Dixie ve Weldon'ın kadın kahramanlarının, kadınların erkek egemenliğinden kurtarılması için ataerkil gücü pekiştiren geleneksel sosyal, ekonomik, politik, dini ve ahlaki ideolojilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundukları sonucuna varır.
  • Master Thesis
    Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Eğitimleri Boyunca Aldıkları Çeviri Derslerinin Eğitimlerine Katkısı
    (2018) Saka, Esra; Aksoy, Nüzhet Berrin
    Bu çalışma, Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölümü dördüncü sınıf öğrencilerinin eğitimleri boyunca aldıkları çeviri derslerinin akademik çalışmalarını olası etkilerini ve bu öğrencilerin söz konusu çeviri derslerine karşı tutumlarını ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırma, Bülent Ecevit Ünversitesi İngiliz Dili Edebiyatı öğrencilerine bu çeviri dersleriyle sağlayabileceği dil bilinci, okuma beceri, kelime edinimi, yazma becerileri, kültür bilinci, bilişsel beceriler, metin bilgisi gibi çeviri yetisini oluşturan öğeler üzerine odaklanmaktadır. Çalışma boyunca öne sürülen hipotez Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölümü verilen çeviri derslerinin sözü edilen öğrencilere Türkçe ve İngilizce arasındaki dilsel farklılıklar üzerinde bilinç oluşturma , temel dil becerilerini geliştirme, Türk ve İngiiliz kültürleri arasındaki farklılıklar konusunda bilgi edinme, dil kullanımında bilişsel beceriler edinme, farklı metin ve edebi türlerin içerdiği dil zenginliğiyle ilgili farkındalık kazanmak gibi konularda yardımcı olabileceğidir. Çalışmada bu tezi desteklemek üzere nicel bir araştırma yürütülmüştür. Veriler cevapları 'tamamen katılıyorum' ve 'tamamen katılmıyorum' arasında beş değişken ve 25 maddeden oluşan Likert tutum ölçeği içeren bir anket kullanılarak toplanmıştır. Bu anketle İngiliz Dili Edebiyatı üçüncü sınıfı öğrencileriyle 2016-2017 akademik yılının bahar döneminde bir pilot çalışma yapılmış, anketin gerçeklik ve yeterliliği Cronbach Alfa Katsayı Testi ile kontrol edilmiştir. Nihai anket uygulaması pilot çalışmasından üç hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin anket sorularına verdiği cevaplar, Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı dördüncü sınıf öğrencilerinin eğitimleri boyunca aldıkları çeviri dersine karşı tutumlarının olumlu olduğu ve bu derslerin akademik çalışma ve başarılarına katkıda bulunduğunu ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Çeviri, Çeviri Bilim, Edebiyat, Dil Bilinci, Okuma Beceri, Kelime Edinimi, Yazma Becerileri, Kültür Bilinci, Bilişsel Beceriler, Metin Bilgisi.
  • Doctoral Thesis
    Displacement and Fluid Identities in Little Bee, Shooting Kabul and Exit West
    (2021) Rıaz, Adnan; Tekin, Kuğu
    Günümüzde yaşanan göç dalgaları, uluslararası toplumun yerli kültürlere bakış açısını yeniden şekillendirdi. Göçmen kültürü, ulus-devletlerin değerlerini, kültürlerini ve normlarını bir dereceye kadar seyrelterek onlara meydan okumaktadır. Tez, göçün keyfi bir seçim olmaktan ziyade kapitalizm ve küreselleşmenin sonucu olarak ortaya çıkan bir zorunluluk olduğuna odaklanmaktadır. Başlıca suçlular olan sömürgecilik ve yeni-sömürgecilik araçları, zayıf ulusların, gelişmiş dünyanın ekonomik ve politik çıkarlarını beslemek için sömürülmesinde kullanılmaktadır. Kültürel ve ekonomik parazitler olarak görülen mültecilere sığındıkları gelişmiş ülkelerde nefretle bakılmaktadır. Little Bee Shooting Kabul ve Exit West romanları mevcut göç krizini mercek altına almaktadır. Žižek ve Agamben'in göçmenlerin doğuşu ve hak mücadelelerine ilişkin görüşlerinin de desteğiyle bu tez, konu ve kuramlar arasında bir paralellik kurmaktadır. Little Bee çok uluslu şirketlerin faaliyetlerinin kurbanı olan genç bir mülteci kızın mücadelelerini anlatmaktadır. Hikâyede genç kız her ne kadar Birleşik Krallık'a ulaştıktan sonra olumlu ilişkiler kurmaya çalışsa da yetkililer onu mülteci kimliğini kanıtlayan belgeleri göstermediği nedeniyle sınır dışı eder. Shooting Kabul Afganların, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin çekilmesinin ardından Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesiyle savaştan zarar gören Afganistan'dan gidişlerini anlatmaktadır. Eserde göçmen kültürünün derin köklülüğü, göçmenlerin ev sahibi kültüre meydan okuma biçimleri ve göç sonrası yaşam betimlenmektedir. Exit West dini fanatikler tarafından istila edilen mültecilerin vatanının kasvetli bir resmini çizmektedir. Vatandaşlar her ne kadar Batı yaşam modelini kopyalamaya çalışsalar da ekonomik ilerleme ve barış sağlayamazlar. Ancak roman, korkunç bir savaşın ardından göçmeyip yurtta kalanlar ve göç edenlerin yeniden buluşup yakınlaşmalarıyla olumlu bir hava ile sona ermektedir.
  • Master Thesis
    Jane Austen'in Emma ve Louisa May Alcott'un Küçük Kadınlar Adlı Eserlerinde Liberal Feminizm ve Özerklik Kavramı
    (2022) Al-hajmee, Hanady Ahmed Abdulwahhab; Aras, Gökşen
    Bu tez, Jane Austen'in Emma ve Louisa May Alcott'un Küçük Kadınlar adlı eserlerindeki liberal feminizmi ve özerklik kavramını Emma Woodhouse ve Jo March adlı iki baş kadın karakter üzerinden incelemektedir. Bu tez, Emma ve Jo karakterlerinin onları özerk ve öz yönelimli yapan ve aynı sebeple romandaki diğer kadın karakterlerden ayıran, kişisel ve belirleyici özelliklerini incelemek üzere Amy Baehr, Susan Wendell ve Marilyn Friedman'ın kuramlarına odaklanacaktır. Jane Austen ve Louisa May Alcott dünyaca tanınan ve en ünlü feminist yazarlardandır; On Dokuzuncu yüzyıl Britanya ve Amerika'sında cinsiyet eşitsizliğini ve kadın haklarını konu alan, katı toplum kurallarına meydan okuyan olağanüstü romanlar yazmışlardır. Örneğin, Jane Austen ve Louisa May Alcott Emma ve Küçük Kadınlar adlı romanlarında güçlü ve bağımsız kadınlar tasvir ederek kadın haklarını savunmışlardır. İki romanda da, kadın haklarıyla alakalı görünenin altında yatan derin ve karmaşık konular yer alır. Emma romanında Jane Austen kendi dönemindeki kadınları ilgilendiren ciddi konulardan bazılarını öne sürer. Austen, kendi zamanındaki kadınların hayatlarını tasvir eder, kadınları baskılayan ataerkil topluma dikkat çeker ve evlilik Kurumunu eleştirir. Diğer bir yandan Küçük Kadınlar, Alcott'un feminist yazarlar arasında yerini almasını sağlayan en ünlü ve başarılı romanı olarak düşünülür. Roman, Amerika'nın iç savaş döneminde, dört March kızkardeşin hayatlarının, büyümelerinin ve kendilerini kanıtlamalarının izini sürer. Ailenin ikinci kızkardeşi olan Jo March'ın yazar olma yolundaki yolculuğunda Jo'nun özgürlük ve bağımsızlık başarısına odaklanır. Bu çalışma, Austen ve Alcott'un feminist yazarlar olarak tanımlanmalarını sağlayan düşüncelerini romanlarındaki Emma ve Jo karakterleriyle nasıl yansıttıklarını göstermektedir.