Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Master Thesis
    Swift'in Düz Yazı Biçiminde Yazılmış Olan Güliver'in Yolculukları ve Mütevazı Bir Öneri Yergilerinin Temalarının ve Biçimsel Özelliklerinin İncelenmesi
    (2010) Leventli, Aycan; Menteşe, Oya Batum
    Bu tez, Jonathan Swift'in düz yazı biçiminde yazılmış olan Güliver'inYolculukları ve Mütevazı Bir Öneri eserlerinin temalarını ve biçimsel özellikleriniinceleyerek Swift'in on sekizinci yüzyıl İngiliz toplumunu eleştirmek ve ıslah etmekamacıyla yergi türünü nasıl kullandığını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmadametin analizi metodu uygulanmıştır. Eserlerin analizleri öncesinde aydınlanma çağı,neo-classical edebiyat, Swift'in hayatı ve eserleri ve yergi türü hakkında temel bilgiverilmiştir. Analiz sürecinde ise Swift'in her iki eserde de yergi türünü kullanarakmodern toplumu ve bu toplumda gerçekleşen önemli olayları eleştirdiği gözlenmiştir.Güliver'in Yolculukları'nda Swift paralellik, ironi, alegori ve parodi gibi edebiteknikler kullanarak kendi toplumunu yansıttığı Güliver'in hikâyesi aracılığıylakendi toplumunu eleştirir ve ıslah etmeye çalışır. Benzer şekilde, Mütevazı BirÖneri' de İrlanda'nın ekonomik problemlerini çözmek için yamyamlığı öneren ironikbir öneri ile İngiltere'nin İrlanda'yı sömürmesine ve İrlanda'nın yüksek tabakasınınve yöneticilerinin bu sömürüye kayıtsız kalmasına dikkat çeker. Swift'in gurur veönyargı gibi evrensel insani duyguları eleştirmesi de dikkate değer. Sonuç olarak,Güliver'in Yolculukları ve Mütevazı Bir Öneri eserlerinde Swift'in eleştiri türünükullanmadaki asıl amacı on sekizinci yüzyıl İngiliz toplumunu ıslah etmek olmasınarağmen, bu eserlerin Swift'in evrensel mesajlarını algılayabilen her toplumu ıslahetme gücüne sahip olduğu gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler1. yergi2. on sekizinci yüzyıl İngiliz toplumu3. ıslah etmek4. sömürgecilik5. ironi
  • Master Thesis
    Brexit Öncesi ve Sonrası Birleşik Krallık Çevre Politikalarının Neoliberalizm Bağlamında Değerlendirilmesi
    (2023) Gültekin, Aybike Kurt; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu tez Birleşik Krallık'ın (BK) Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasının ardından uygulanan çevre politikalarını, AB dönemi BK çevre politikaları ile karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Tezde, neoliberalizm kavramsal çerçevesinden yola çıkılarak Brexit öncesi ve sonrası dönemde BK hükümetleri tarafından uygulanan çevre politikaları incelenecektir. Tezde neoliberal ilkelerin ekolojik düzenlemelerin formülasyonu ve uygulanması üzerindeki etkileri tartışılacaktır. Bu vesileyle, Brexit sonrası dönemde ülkenin çevre politikalarının nasıl şekillendiği de analiz edilecektir. BK 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandum sonrasında AB'den ayrılma isteğini 29 Mart 2017 tarihinde kesinleştirmiş ve Brexit 31 Ocak 2020'de resmen gerçekleşmiştir. 4 yıl kadar süren Brexit tartışmalarının en yakıcı maddelerinden biri AB çevresel prensiplerinin ve uygulamalarının BK tarafından devam ettirilip ettirilmeyeceği hususu olmuştur. AB'nin bir şekilde BK'nin ilerlemesini dizginlediği iddiasıyla gerçekleşen Brexit'in ardından, ülke çevresel idari yapılanması ve ticari anlaşmaların geleceği bakımlarından kırılgan bir haldedir. Bu çalışma, hâlihazırda dünya genelinde süregelen ekonomik sıkıntılar nedeniyle de kırılganlığı artan BK'nin, AB dönemi ve sonrası Yeşil Brexit başlığı altında yürütmeye çalıştığı çevre politikalarını Neoliberalizm bağlamında değerlendirilerek ülkenin nasıl bir politik tavır takındığını tartışacaktır. Anahtar Sözcükler: Birleşik Krallık, Avrupa Birliği, Yeşil Brexit, Neoliberalizm, Çevre Politikaları
  • Master Thesis
    11 Eylül Sonrası Dönem ve Değişen Yeni Dünya Düzeninde Stratejik Güvenlik Bağlamında Doğu Akdeniz'de İngiliz Üsleri
    (2014) Keser, Hazel; Yılmaz, Gözde
    Tarihin her döneminde göçler ve sorunlar adası olarak bilinen Kıbrıs adası özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'nin Ortadoğu'daki kalıcı tesislerini kapatması ve buralardaki askeri gücünü adaya yığmasının ardından bir ileri karakol olarak görev yapmaya başlar. 16 Ağustos 1960 tarihinde İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte İngiltere adadaki haklarından vazgeçerken stratejik öneme sahip iki hükümran askeri üs yanında bazı askeri tesisleri ve alanları da kendine ayırmayı ihmal etmez. Yıllar sonra Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilgili garanti anlaşmalarının Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için değil İngiltere'nin menfaatleri için hazırlandığı da tartışmaya açılacak bir konu olur. Bugün gelinen noktada ise Doğu Akdeniz'de son derece stratejik bir pozisyonda bulunan Kıbrıs adasında İngiltere'nin Dikelya ve Agrotur üsleri yanında ABD tarafından kullanılmakta olan bazı askeri tesisler ve dinleme istasyonları söz konusudur. Her iki ülkenin Echelon adı verilen ve neredeyse bütün dünyayı takip etmelerine imkân sağlayan bu telekulak sistemi yanında Ayios Nicholaos bölgesinde, ayrıca ABD Büyükelçilik binasında ve Trodos Dağlarında da istihbarat ağları ve sinyal istihbaratına yarayan tesisleri bulunmaktadır. Sanayi casusluğu, ekonomik ve askeri istihbarat yanında ABD, İngiltere ve müttefikleri tarafından zaman zaman farklı askeri operasyonlar için de kullanılan Dikelya ve Agrotur üsleri özellikle ABD'nin vazgeçmeyeceği tesisler arasındadır. Özellikle 11 Eylül 2011 tarihinde El Kaide'nin ABD'de gerçekleştirdiği saldırılar ardından başta ABD ve müttefikleri olmak üzere bütün Batı dünyası ve şüphesiz NATO'nun da savunma ve güvenlik stratejilerini değiştirmesine neden olmuştur. Böylece ABD ve İngiltere özellikle Doğu Akdeniz'de savunma ve güvenlik bağlamında yeni arayışlara girmeye başlamıştır. Bu durum adadaki üsleri ve istihbarat merkezlerini ise olmazsa olmaz haline getirmiştir.
  • Master Thesis
    Sermaye Yapısı Açısından Türk Medya Sektörünün Mali Karakteristikleri, Almanya ve İngiltere Uygulamalarıyla Karşılaştırılması
    (2002) Kesmeci, Yılmaz; Arslan, Mehmet
    173 ÖZET Medya sektörü diğer sektörlerden daha yoğun düzeyde ürünleri, hizmetleri ve çevresiyle yaşayan ve büyüyen bir sektördür. Sektör, bir yandan globalleşmenin itici gücü olurken, diğer tarafında bu olgudan büyük oranda etkilenmiştir. İletişime bağlı olarak gelişen medya ortamı radyodan-televizyona, mobil telefondan-internete, gazeteden-elektronik medyaya kadar geniş bir alanda faaliyet göstermektedir. İletişim ve medyanın gelişmesi bilişim sektörünü ortaya çıkarmıştır. Bilişim sektörü, medya sektörünün alt yapışım oluşturduğundan bu iki sektörü birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bu özellikler dikkate alınarak, ulusal bazda yayın yapan bir televizyon kuruluşunun fonksiyonlarım yerine getirmesi için sahip olması gereken mali gücünün ne olması gerektiği incelenmiştir. Bu aşamada şirket varlık ve yükümlülükleri detaylı şekilde incelenirken sermaye yapısının oluşturulmasında mali araçların ne oranda bu yapı içerisinde yer alması gerektiği üzerinde özellikle durulmuştur. Halen faaliyette bulunan ve ulusal bazda yayın yapan yabancı kuruluşların mali yapısı da ele alınmıştır. Bununla birlikte ülkemizde ulusal bazda televizyon yayım yapan televizyon kuruluşlarının mali yapısı ele alınmıştır. Mali oranlan anlamlı hale getirebilmek için uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak görsel medya sektöründeki kuruluşların finansal yapılan ile ilgili tespitlerde bulunulmuştur. Sonuç olarak; yabancı ve yerli medya kuruluşlarının mali tabloları göz önünde tutularak, ülkemizde bağımsız bir görsel medya kuruluşu olabilmek için kuruluşlara! sahip olması gereken mali yapı hacmi ve bileşimi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Medyalar, Medya Sektörü, Televizyon Şirketleri
  • Master Thesis
    İran ve İngiltere'nin Mohammad Rıza Şah Dönemindeki İlişkileri
    (2016) Asgary, Ainaz; Karasar, Hasan Ali
    Bu araştırmanın temel amacı, İngiltere'nin İran'ın ikinci Pehlevi hükümetinin politikaları üzerinde rolünün incelenmesidir. İngiltere'nin eski politikalarının başarısız olduğu kanıtlandığından, İngiltere bu yıllarda yeni sömürü politikalarını ortaya koymuştur. İran'ın monarşi hükümeti için yeni yöntemler demokratik prestij getirebilir ve Britanya için faydaları olabilirdi. 1917 Rus devrimi İngiltere'nin en önemli rakibinin devreden çıkmasına neden olan önemli bir olaydı. Bu olay aynı zamanda, Rusya'nın Dünya Savaşını bırakmasına neden oldu. İngiltere 1921 darbesini planlayarak son Kaçar Devletini devirdi ve Pehlevi hükümetini kurdu. Rıza Han kendisini yeni hanedanın ilk Şahı ilan etti. Ayrıca İngilizler, 1925 yılında Rıza Şah'ın taç giyme töreni ile ve Mohammed Rıza 'yı veliaht olarak atadı ve Rus devrimini kontrol etmeye çalıştılar. Rıza Han aniden destekçileri tarafından mahkum edildi. İngilizler ve Ruslar onu tahtından indirerek görevden aldılar ve genç oğlunu onun tahtına oturttular. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, İran'da ana çatışma 'petrol' meselesi hakkında oldu ve Dr. Mosaddegh (Musaddık) petrolü ulusal bir mesele olarak ilan etti. Bahreyn'e gelince, İngiltere onun bağımsızlığı için en önemli rolü oynadı. İngilizler Bayreyn'in bağımsızlığının kabulü için Şah'ı zorladılar. Askeri tehditlerle karşı karşıya kalan Şah, 3 adaları (Tomb e Bozorg, Tomb e Kuchak ve Ebu-Mousa) elinde tutmayı tercih etti. Bu yüzden Şah aslında Bahreyn'ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı. Anahtar Sözcükler İngiliz Rolü İran'da, Mohammad Rıza Şah Dönemi, Bahreyn'nin Bağımsızlığı, Petrolün Millileşmesi.
  • Article
    An Example of the Threat From Italy To Turkey: Piracy in the Mediterranean
    (Selcuk Univ, Inst Turkish Studies, 2024) Birlik, Gultekin K.
    In August 1937, with the sinking of Spanish ships in front of Bozcaada and the sighting of foreign submarines in the Sea of Marmara, the Italian threat from piracy affected Turkey for the first time. While Turkey took measures against foreign submarines, including sinking them in the Sea of Marmara, it endeavored to prevent the possibilities that could create an atmosphere of conflict with Italy in the Aegean Sea. In the Anglo-French plan, which was first discussed at the Nyon Conference against piracy, it was envisaged that the north of the Aegean Sea would be controlled by the Turkish and the Soviet Union, and the south of it would be controlled by the navies of Greece and Yugoslavia. Due to the tension between the Soviet Union and Italy, Atat & uuml;rk saw this situation as ananti-Italy initiative and brought up the issue of giving assurance to Turkey against Italy. Prime Minister & Idot;smet & Idot;n & ouml;n & uuml; also thought that this situation harbored the possibility of conflict with Italy and argued that guarantees should be requested from England and France. As a result of the objections of Greece and Yugoslavia as well as Turkey; England and France had to undertake duty in the Aegean Sea against piracy. The fact that Turkey, Greece and Yugoslavia did not want Italy to take part in the Aegean Sea during the negotiations for Italy's participation in the Mediterranean Agreements, and that they would not allow it to enter the territorial waters and ports, shows that the Balkan Pact states implemented a common policy against Italy. The Turkish Ministry of Foreign Affairs' advocacy that in the face of the problems experienced in the process of Italy's accession to the Mediterranean Agreements, it was necessary to establish a policy together with Greece and Yugoslavia, explains this situation
  • Master Thesis
    Yapabilirlikler Yaklaşımı Perspektifinden Emma ve Jane Eyre'de İngiliz Toplumundaki Kadının Rolü
    (2022) Erdemir, Burcu; Elbir, Nüket Belgin
    Bu çalışma, erken 19.yüzyıl ve Viktorya dönemine ait Emma and Jane Eyre romanlarını, kadının eğitim, evlilik, iş ve sosyal hayattaki rolleri açısından analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, zamanın iki kadın yazarının gözünden, kadınların gerçek hayatta yaşadıkları sorunları, otobiyografik ögeler de kullanarak, romanlarında kurguladıkları kadın kahramanlar üzerinden yansıtmaları açısından önem taşımaktadır. Bu, Austen'da, görgü romanı ve komik ögeler ile, Brontë'de ise gotik romantik detaylar ile zenginleştirilmiş Bildungsroman ile yapılmaktadır. Çalışmayı farklı kılan bir diğer özellik de, bu iki 'klasik' edebi eserin 'çağdaş' bir kuram olan Amartya Sen'in Yapabilirlikler Yaklaşımı perspektifinden incelenmesidir. Bu kuramları kullanmak önemli ve uygundur; zira kuram, kadınların hayatta ilerlemelerinin önünü tıkayan zamanın sosyal ve dini faktörlerinin aksine, kadınların da içinde bulunduğu, toplumda ayrımcılığa uğrayan gruplara sunulan fırsatların (yapabilirlikler) genişletilmesini ve onların kazanabilecekleri başarıları (functioning), yani, onları güçlendirmeyi (empowerment) öncelemektedir. Böyle yaparak, zamanın ilerici kadın yazarlarının kurgusal söylemleriyle toplumsal uygulamalara dair sergiledikleri karşı duruşu da anlamlandırabileceğimiz uygun bir zemin de yaratılmış olmaktadır. Son olarak, her ne kadar romanlardaki kadın kahramanlar kişisel gelişim süreçleri için çıktıkları serüveni tamamlasalar da, sonunda onlara zamanın popüler bir başarısı ve ataerkil toplumun temellerinden olan 'evliliği' getiren zaaflarının esiri olmaktadırlar; Emma, roman boyunca evliliği küçümseyerek sonunda ona teslim olmasıyla, Jane Eyre ise bağımsızlığa olan düşkünlüğünden evlilik için vaz geçmesiyle.
  • Master Thesis
    1955-1974 Sürecinde Kıbrıs'ta İstihbarat Faaliyetleri
    (2017) Seçmen, Abdulkadir; Ünal, Hasan
    Bu tez çalışmamda Kıbrıs adasında 1950 yılından itibaren artan huzursuzluk ortamında birden fazla tarafın birbirleri arasında yaratılan güvensizlik ortamları karşısında istihbarat faaliyetleri incelenmeye çalışılmıştır. 1955 yılıyla birlikte Kıbrıs Rum toplumu içerisinden çıkan EOKA örgütünün kanlı faaliyetleri karşısında başta Türk toplumu olmak üzere Adanın yönetim koltuğunda olan İngilizlerin tedhiş hareketleriyle başa çıkma çalışmalarının büyük bir bölümü olan istihbarat toplama faaliyetlerine değinilmiştir. 16 Ağustos 1960 tarihi ile birlikte Kıbrıs'ta bulunan taraflar ve bağlı oldukları ülkelerle birlikte ortak bir anlaşmaya varılmış, iki toplumlu ve eşitlikçi ilkelere dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşmalarında ki en önemli hususlardan birisi olan EOKA tedhiş hareketi eylemlerine son vermesi gerekmekteydi. Cumhuriyetin ilanı ve yönetim mekanizmalarının kurulmasıyla Kıbrıslı Rumlar kuruluş anlaşmalarının kendilerine zorla dayatıldığını ve eşitlik ilkelerine uymadığını belirterek adeta yönetimde oyunbozanlık yaparak Kıbrıs Türk tarafını görmezden gelmeye başlamıştır. Siyasal baskılarla birlikte ada üzerinde toplumsal olayların başlamasındaki en büyük etken yönetimde bulunan Rum kökenli yöneticilerdi. Bu negatif tansiyon giderek artmakta ve 1963 yılının aralık ayında Kıbrıslı Rumlarca tarih sahnesine 'Kanlı Noel' olarak geçecek büyük bir saldırı ile etnik soykırım gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu arada Kıbrıs Türk tarafınca beklenmeyen sert bir savunma refleksi gösterilmiştir. EOKA'ya karşı Kıbrıs Türkü, Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) yeşerterek tüm Kıbrıs üzerinde teşkilatlanmıştır. Ancak Rumlar devlet mekanizmalarını ENOSİS temelinde şekillendirmeye devam ederek 'Kanlı Noel' ile başlattıkları işe 1974 yılında yapılan Sampson darbesine kadar artarak devam etmiştir. Kıbrıs Cumhuriyetini şekillendiren Zürih ve Londra Anlaşmalarıyla garantörlük hakkı verilen Türkiye, soy birliği olan Kıbrıslı Türklere karşı artarak devam eden yoğun baskıya daha fazla seyirci kalmamış ve Barış Harekatıyla müdahale etmiştir. Tez çalışmasının I. bölümünde Kıbrıs adasının genel anlamda tarihi ile birlikte jeopolitik önemine değinilmiştir. Teorik anlamda istihbarat incelenmiş ve istihbaratın alt kolları tanımlanarak kısa bilgiler verilmiştir. 1955-1960 yılları arasında EOKA tedhiş hareketiyle birlikte Kıbrıs'ın yönetiminde bulunan İngilizlerin bu örgütün hareketlerini İstihbarat bağlamında nasıl ele aldıkları incelenmiştir. EOKA örgütünün istihbarat faaliyetleri ve yapısı değerlendirilerek, bu örgüte karşı Kıbrıs Türkleri tarafından oluşturulan Türk Mukavemet Teşkilatının istihbari ve operasyonel faaliyetleri incelenmiş, başta eğitim olmak üzere gizli harekat faaliyetlerine değinilmiştir. Çalışmanın II. Bölümünde 1960 yılı itibariyle kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinde oluşturulan güvenlik mekanizmaları incelenmiştir. Cumhuriyetle birlikte oluşan yönetimden soyutlanan Kıbrıs Türk toplumu kendi içerisine kapanarak federasyon faaliyetleri çerçevesinde güvenlik ve istihbaratını TMT eli ile yürüttüğü görülmüştür. Yeni devletin kurulmasıyla birlikte başta küresel dominant aktörlerin adaya istihbari anlamda ilgileri artmaya başladığı görülmüştür. Diğer ülkelerin ada üzerinde yapmış olduğu faaliyetler 1960-1974 yılları arasında incelenerek değerlendirilmiştir. III. bölümde coğrafi olarak eşsiz konumda bulunan Kıbrıs'ın teknik istihbarat alt yapısı incelenmiştir. Soğuk savaş döneminin güvensizlik ortamında batı bloğunun doğu bloğu üzerinde gerçekleştirilen elektronik istihbaratın batı için nasıl bir öneme sahip olduğu görülmüştür. Kıbrıs'ta bulunan Amerikan ve İngiliz istihbarat tesislerinin faaliyetleri değerlendirilmiştir.