Search Results

Now showing 1 - 10 of 66
  • Master Thesis
    Borsa İstanbul'da Sürdürülebilirlik: Sürdürülebilirlik Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz
    (2021) Çelik, Hilal; Akbal, Gülserim Özcan
    BİST Sürdürülebilirlik Endeksi'nin diğer pay endeksleriyle arasında bir fark olup olmadığı analiz edilmiştir. Bu analiz için Sürdürülebilirlik Endeksi ile BİST 100 Endeksi karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda BİST Sürdürülebilirlik Endeksi ile BİST 100 Endeksi arasında endeks fiyatları açısından bir fark olmadığı ve BİST Sürdürülebilirlik Endeksi'nin günlük fiyatlarının BİST 100 Endeksi fiyatlarına göre daha yüksek bir düzeyde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Sürdürülebilirlik, Çevresel Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik Endeksi, Ulusal Endeks, BİST 100 Endeksi.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Ar-Ge Harcamalarının Belirleyicileri (2003 - 2021)
    (2024) Tufan, Mehmet Serdar; Omay, Tolga
    Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) harcamaları, yenilik, verimlilik ve rekabetin artırılmasında kritik bir itici güç olup, makroekonomik koşullar da dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Döviz kuru ve faiz oranı, sermaye maliyetini, finansmanın erişilebilirliğini ve yenilik için teşvikleri etkileyerek Ar-Ge yatırımları üzerinde önemli etkiye sahip temel makroekonomik değişkenlerdir. Bu çalışmada, Türkiye'de Ar-Ge'yi etkileyen makroekonomik faktörleri belirlemek amacıyla 2003- 2021 dönemi çeyrek yıllık verileri kullanılarak regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada, bağımlı değişken olarak toplam Ar-Ge harcamaları, bağımsız değişkenler olarak ise nominal döviz kuru (USD/TRY), reel GSYİH, ağırlıklı piyasa faiz oranı, patent faydalı model sayısı ve tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, Ar-Ge harcamaları üzerinde en belirleyici etmenlerin reel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla ve patent/faydalı model sayısı olduğunu ortaya koymuştur. Ekonomik büyüme arttıkça, özel sektörün Ar-Ge yatırımlarını artırmaktadır. Ayrıca Ar-Ge personel sayısındaki artışın Ar-Ge harcamalarını pozitif yönde etkilemesi de saptanan bulgular arasındadır. Çalışmanın devamında yapılan doğrusal olmayan analiz sonuçlarına göre, dolar kurunun düştüğü dönemlerde patent sayısındaki artışlar daha yüksek oranlı Ar-Ge harcamalarına yol açmaktadır. Bulgular ışığında, Türkiye'de ArGe'yi artırmak için döviz kuru istikrarının yanı sıra ekonomik büyüme ve nitelikli insan kaynağına yapılan yatırımın önemi vurgulanmaktadır. Bu çalışma, Ar-Ge politikaları için önemli çıkarımlar sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Makroekonomik İstikrarsızlığın Ekonomik Büyüme Üzerindeki Rolü: Kolombiya Örneği, 1950-2009
    (2012) Pedraza, Johanna Alejandra Pulido; İsmihan, Mustafa
    Bu tezin temel amacı makroekonomik istikrarsızlığın Kolombiya'nın ekonomik büyümesi üzerindeki etkisini 1950-2009 yılları arasında üretim fonksiyonu yaklaşımıyla araştırmaktır. Ek olarak, dışa açıklık ve sermaye birikiminin (hem fiziki hem de beşeri) ekonomik büyüme üzerindeki rolü analiz edilmiştir. Bunun için bu tez birim kökler, eşbütünleşim analizleri ve hata düzeltme modelleri gibi modern zaman serisi tekniklerini kullanmıştır.Tasviri ve ampirik sonuçlar, tekrar eden makroekonomik istikrarsızlık süreçlerinin, 1950-2009 dönemi boyunca, Kolombiya ekonomisinin büyüme potansiyelini ciddi ve olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ampirik sonuçlar, çıktıdaki büyümenin, uzun vadede, fiziki ve beşeri sermaye birikiminden olumlu ancak dışa açıklıktan olumsuz etkilendiğini de göstermektedir. Ayrıca, uzun vadede, çıktının kendisini sermaye birikimindeki değişime ve makroekonomik istikrarsızlığa daha çabuk uyarladığı bulunmuştur.
  • Doctoral Thesis
    Uygulanan Politikaların Süt Üretimine Etkisi: Seçilmiş Ab Ülkeleri ve Türkiye Karşılaştırması
    (2024) Güncer, Kemal; Omay, Tolga
    Dünya nüfusundaki artışın, gelir artışları ile tarım ürünlerine olan talebi artırması ve tarımsal ürün talebinin bileşiminde değişikliklere yol açması beklenmektedir. Bu büyüyen gıda talebini karşılamak için tarımsal üretimde önemli artışlar gereklidir. Ancak, dünya üzerinde tarımsal üretimde kullanılabilecek arazi miktarının sınırlıdır. Bu durum, tarımda üretim artışları için birim arazide elde edilen üretim miktarının artırılması yani verimlilik artışlarının zorunlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca tarım sektöründe devlet müdahalesi yaygın olarak uygulanmakta ve üretimdeki artışlar makroekonomik politika ve düzenlemelere bağlı kalmaktadır. Tarımsal destek politikalarının verimlilik üzerindeki etkisi desteklerin niteliğine bağlıdır. Verimlilik ölçütleri arasında kısmi faktör verimliliği (KFV) ve toplam faktör verimliliği (TFV) bulunmakta, ancak TFV literatürde daha baskın olarak kullanılmaktadır. Tarım sektöründe çalışan verilerin kalitesi dikkate alındığında geleneksel TFV yaklaşımlarının büyümenin nedenleri hakkında yeterli bilgi sağlamamakta ve büyümenin teknolojik ve kurumsal değişim, tarımsal politika ve tasarım ile ilişkilisini ele almaktadır. Bu nedenle, çalışmada, KFV ve TFV yaklaşımlarının eksikliklerini gidermek ve tarımsal büyüme üzerindeki etkileri analiz etmek amacıyla yeni bir ölçüt olarak birleştirilmiş yaklaşım geliştirilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye'deki süt üretiminin belirleyicilerini analiz etmek ve çözümlemek amacıyla 1961-2017 dönemi üzerine odaklanılmış, aynı dönemde, hayvancılık ve süt sektörlerini yoğun şekilde destekleyen Almanya, Fransa ve Hollanda gibi üç Avrupa Birliği ülkesi ile regresyon analizini de içeren karşılaştırmalı bir çalışma yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Basel I-II-III sermaye uzlaşısı
    (2013) Cengiz, Efsane; Cansızlar, Doğan
    1988 yılında Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından bankaların yapısını güçlendirmek amacıyla Basel I uzlaşısı yayınlanmıştır. Bu uzlaşı, dünya bankacılık sistemini tek bir standart ölçüt ile denetleme anlayışının, finansal piyasaların istikrarının, ilk adımı olmuştur. Basel I düzenlemeleri ile uluslararası alanda faaliyet gösteren bankaların varlıkları ile bulundukları sermaye arasında ,risk esasına dayalı bir ilişki kurulmaya çalışılmıştır,Daha sonraki yıllarda sadece sermaye yeterliliğine bağlı bir sistem yaklaşımının yetersiz kaldığı görüşü kuvvetlenmiş ve Basel I Uzlaşısı yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Bu eleştiriler neticesinde yeni bir uzlaşının gerekliliği ortaya çıkmıştır. 2004 yılında Basel II yayımlanmış ve , bankalarda etkin risk yönetimi ve piyasa disiplinini geliştirmeyi, sermaye yeterliliği ölçümlerinin etkinliğini arttırmayı ; bu sayede sağlam ve etkin bir bankacılık sistemi oluşturmayı ve finansal istikrarı sağlamayı hedeflemiştir.2008 yılında dünya çapında etkili olan finansal kriz sonrasında , finansal krizin hem çok maliyetli hem de sıkıntılı geçmesi bankacılık ve finans sisteminin gelecekte karşılaşabileceği krizlere karşı dirençli bir şekilde durabilmesi için , Basel Komitesi , yüksek sermaye standartlarını dengeleyici, likidite riskini ve sistematik riski detaylı bir şekilde kapsayan , yeni bir çerçeve tasarımı için adım atmıştır. 16 Aralık 2010 tarihinde , Basel Komitesi, Basel III kurallarını yayımlamıştır. Basel III ile getirilen en önemli husus, ?Sermaye tamponu? ve ?Sermaye koruma tamponu? uygulamalarının hayata geçirilmesi olmuştur. Bu yönüyle bakıldığında Basel III'ün ilave sermaye ihtiyacı doğurmasına bağlı olarak bir dönem için bankaların öz kaynak karşılıklarını olumsuz etkileyeceği düşünülse de orta vadede bu belirtilen tedbirler dolayısıyla ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlayacağı beklenmektedir. Basel III'ün etki ve sonuçlarını Türk iş dünyası perspektifinden değerlendirirsek , sermaye yeterliliği konusundaki tartışmaların Türkiye için büyük bir önemi olmayacağını, likidite ve kaldıraç oranı uygulamalarının bazı konularda tehlike arz edebileceğini söyleyebiliriz.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Firma Büyüklüğü ve Sahiplik Yapısını Etkileyen Sektöre Özgü Firma Belirleyicilerinin Analizi: İmkb'de Sektörel Karşılaştırma
    (2011) Karabıyık, Hilal; Arslan, Mehmet
    Araştırmanın amacı, reel sektörde faaliyet gösteren firmaların kurumsal yönetim mekanizmaları ile sektörel farklılıkları değerlendirilerek firma büyüklüğü ve sahiplik yapısının özelliklerinin belirlenmesi ve bu yapıların şirketlerin finansal performans göstergelerine etkisinin saptanarak aralarındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Araştırmaya konu olan firmalar, 2003-2010 yılı arasında İMKB'de işlem gören firmalar arasından seçilmiştir. Bu firmaların sektörel farklılıkları yansıtması amacıyla; imalat sanayi, enerji ve teknoloji olmak üzere üç farklı sektörde yer almasına dikkat edilmiştir. Yine analize tabi tutulan firmaların 3 aylık konsolide mali tabloları esas alınmıştır.Araştırma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde vekâlet teorisine ağırlık verilerek yönetim ve yönetimin teorik temelleri incelenmiştir. İkinci bölümde, kurumsal yönetim kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, firma büyüklüğü ve sahiplik yapısı incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise İMKB'de işlem gören firmalar üzerinde sektöre özgü farklılıklar dikkate alınarak sektörel özelliklerin firma büyüklüğü ve sahiplik yapılarına etkileri analiz edilmiştir.Araştırmada; betimsel istatistik, faktör analizi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi olmak üzere dört ayrı istatiksel analiz kullanılmıştır. Bağımlı değişken firma büyüklüğü ve sahiplik yapısı, bağımsız değişken ise sektörel özellikler olarak belirlenmiştir.Araştırma sonuçlarına göre; halka açılma oranı, I. büyük ortak payı imalat sanayi sektöründe yüksek, enerji sektöründe orta, teknoloji ve bilişim sektöründe düşük seviyelerdedir. Personel sayısı ise imalat sanayi sektöründe yüksek, enerji ve teknoloji sektöründe halka açılma oranıyla eş değer seyir izlemektedir. Halka açılma oranı ve I. büyük ortak payı kıyaslandığında, hâkim hissedarın kontrol üzerinde payı yüksek buna bağlı olarak dağınık sahiplik yapısı düşük, denetim ve azınlık hissedarın yönetimde söz sahibi olanağı kısıtlıdır. Bu nedenle de vekâlet maliyetlerinin düşük olduğu ve kurumsal yönetim uygulamalarının zayıf olduğu sonucu çıkarılabilir. Personel sayısı ve öz sermaye oranına göre analizde, genel itibariyle büyük ölçekli ve sermaye yoğun firmalar mevcuttur. Sektörün yapısını belirleyen toplam finansal performans açısından ise, enerji sektöründe yüksek, imalat sanayinde orta, teknoloji ve bilişim sektöründe ise en düşük düzeydedir.
  • Master Thesis
    Türkiye de Dijital Oyun Sektörünün Durumu ve Ekonomiye Katkıları: Ankara Bölgesi Teknokentler Üzerinde Araştırma
    (2021) Özkan, Ahmet; Saygılıoğlu, Nevzat
    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte envanterlerin kişiselleşmesi küresel çapta birçok sektörün doğmasına sebep olmuştur. Bu yeni doğan sektörlerden en çarpıcı olanı dijital oyun sektörüdür. Küresel pazarda her yıl katlanarak büyüyen sektör kendi ekonomik alanını oluşturmuştur, kriz dönemlerinde bile büyüme istikrarı göstermiştir. Düşük maliyetler ile elde edilen yüksek katma değerli ürünler birçok ülkenin dikkatini çekmiştir. Bunun neticesinde birçok ülke dijital oyun sektörünü öncelikli sektör olarak ilan etmiştir. Türkiye de 2000'lerin başından itibaren profesyonel olarak faaliyetler gösterilmeye başlanmıştır. Dijital oyun sektörüne devlet destekleri ancak 2012 yılından sonra başlamıştır. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan ülkemizde sektörün gelişmesi kaçınılmaz gözükmektedir. Nitekim sektörün oluşturduğu ekonomi ülkedeki birçok sektörü geçerek neredeyse 2 milyar dolarlık bir Pazar haline gelmiştir. Dijital oyun sektörü gelecekte daha da büyüyerek hayal edilemeyecek sevilere ulaşabilir. Türkiye de gerekli altyapı çalışmalarının yapılmasıyla birlikte küresel pazardan alınan payın hacmi önümüzdeki yıllarda büyüme gösterebilir.
  • Master Thesis
    Krizlerin Anatomisi ve Türkiye'de 2001-2008 Finansal-ekonomik Krizleri Üzerine Bir İnceleme
    (2012) Pusti, Muge; Ak, Salih
    Tarihsel bir perspektifle bakıldığında finansal faaliyetler birçok krizi de içinde barındırmıştır. Bu, mevcut ekonomik sistemin doğasında bulunan bir özellik gibi görünmektedir. Söz konusu sistem devam ettiği sürece krizlerle karşılaşılması da kaçınılmaz olmaktadır.Görüldüğü günden beri iktisatçılar, krizlerin oluşumunu, neden ve sonuçlarını anlamaya ve bu olguyu açıklamaya çalışmışlardır. 1980'li yıllarda Dünya'nın pek çok ülkesinde hızla yayılmaya başlayan finansal küreselleşme akımı kriz olgusunu daha belirgin bir şekilde gündeme getirmiş ve krizlerin oluşum aşamaları, nedenleri ve etkileri pek çok iktisatçının birinci gündem maddesi olmuştur.Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlk amaç kriz kavramının açık-lanması ve başlıca kriz kategorilerinin incelenmesidir. İkinci amaç ise Dünya krizleri paralelinde ülkemizde yaşanan 2001 ve 2008 ekonomik krizlerinin irdelenmesidir.Anahtar Sözcükler:1.Finansal Kriz,2.Ekonomik Kriz,3.Kriz Modelleri,4.Reel Sektör,5.Finans Sektörü
  • Master Thesis
    Oecd Ülkelerinde Genişbant İnternet Talebi: Panel Veri Uygulaması
    (2012) Küçüker, Mustafa Can; Küçüker, Mustafa Can; Cilasun, Seyit Mümin; Küçüker, Mustafa Can; Cilasun, Seyit Mümin; Cılasun, Seyit Mümin; Economics; Department of Business; Economics; Department of Business
    Bilgiye erişimin ve bu bilginin etkin kullanımının ülkelere rekabet avantajı sağladığı günümüz iktisadi koşullarında geniş bant internet hizmeti en önemli altyapı unsurlarından biridir. Bu bağlamda, bu çalışmada OECD ülkelerindeki geniş bant internet talebinin panel veri ve yatay kesit analizleri ile 2006, 2008 ve 2010 yılları için kişi başına düşen gelir, ortalama internet fiyatları, ortalama internet hızları, megabit başına düşen ortalama fiyatlar, ülkelerin sahip oldukları genç nüfus oranları ve genişbant internet teknolojilerinin kullanıldığı yıl sayılarından oluşan bir veri seti kullanılarak incelenmesi amaçlanmıştır.Ampirik sonuçlar, ülkelerdeki kişi başına düşen gelirin, ortalama internet hızının ve genişbant teknolojisinin kullanıldığı yıl sayısının; genişbant internet talebini etkileyen önemli faktörler olduğunu göstermiştir. Genç nüfus oranı talebi etkileyen bir faktör değilken, fiyat etkisi zaman içinde azalmıştır. Çalışma sonucunda genişbant internetinin günümüzde kullanımı zorunlu olan mal ve hizmetler içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir.
  • Master Thesis
    Yatırım Fonları Performansları ve Yönetici Etkisi İlişkisi Türkiye Sermaye Piyasasında Bir Uygulama
    (2005) Sertatlı, Burcu; Arslan, Mehmet
    ÖZET Portföy performansının ölçülmesi yatırımın ve yatırım yöneticisinin ne kadar başarılı olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Performans tek değişkenli veya boyutlu bir olgu olmayıp, risk getiri düzleminde karşılaştırılan bir değerlendirme kriteri olması nedeniyle, üstlenilen risk açısından gerçek başarıyı ölçmekte önemli bir yönetim aracı sunmaktadır. Çalışmada, Ocak 2002-2005 arasındaki 3 yıllık dönem incelenmiş ve literatürde öngörüldüğü şekilde beta katsayılarının durağan olmadığı, fon betasının piyasa betasına yaklaşmadığı, tespit edilmiştir. Analiz sonucu fonların 3 yıllık dönemdeki ortalama getirilerinin pazarın getirişinden farklılaştığı dolayısıyla, beta katsayısının tahmin kabiliyetinin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Fon yöneticilerinin zamanlama kabiliyetini test etmek üzere uygulanan kuadratik regresyon analizi sonuçlarına göre analize dahil edilen 52 adet yatırım fonundan sadece 4 adet fonun ' c ' katsayılarının pozitif çıktığı tespit edilmiştir. Son olarak fon performanslarım ölçmede kullanılan tekniklerin birbirleriyle çelişen sonuçlar doğurduğu ortaya çıkmıştır.