101 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 101
Master Thesis Radikal Demokrasi ve Türkiye'deki Siyasi Partiler(radikal Demokrasi Kuramlarına 60. Yasama Döneminde Tbmm'de Grubu Bulunan Partilerin Bakış Açıları)(2010) Baytok, Erol; Toros, EmreBu tezin amacı politik kuramcılar Chantal Mouffe ve Ernesto Laclau tarafından kaleme alınan ?Hegemonya ve Sosyalist Strateji?de incelenen Radikal Demokrasi Kuramı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) grubu bulunan siyasi partilerin programlarında nasıl ele alındığını incelemektir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır.?Radikal Demokrasi? projesi dünyada demokrasi krizinin yaşandığı bir dönemde ortaya atılan önemli bir tez olmuştur. 20. yüzyılın, son çeyreğinde yaşadığı yüzyılın ikinci büyük ekonomik krizin olgunlaştığı aynı dönemde post-Marksist eğilimlerin de ortaya çıkan ihtiyacı karşılamak amacıyla mevcut siyasanın yeniden okunmasıyla geliştiğini söylemek mümkündür.Çalışmada Türkiye gibi demokrasinin hala tam olarak kurumsallaşmadığı, özümsenmediği bir toplumda dünyadaki demokrasi ile ilgili sorunlara çare olma iddiasıyla ortaya çıkan bir kuram incelenmiştir.Farklı toplumsal düşüncelerin siyaset arenasında yer almasının, temel hakların ve özgürlüklerin tam anlamıyla uygulanmasının ve uygulanırlığının denetlenmesinin önemli kontrol araçlarından siyasal partiler, Radikal Demokrasi modelinin toplum tarafından benimsenmesinde ve devlet aracılığıyla gündelik yaşama yerleştirilmesinde başrol oynarlar.Türkiye Millet Meclisi'nde (TBMM) grubu bulunan dört siyasi partinin, AK Parti, CHP, MHP ve BDP'nin programları Radikal Demokrasi Kuramı açısından incelenmiştir. Gerçekleştirilen bu incelemenin sonunda parti programlarının Radikal Demokrasi modeli ile uyumluluk düzeylerinin tatmin edici olmadığı belirtilmiştir.Master Thesis Demokrasinin İşlevselliği ile Sendikalar Arasındaki İlişki(2021) Yaşar, Mehmet Emin; Bircan, İsmailDemokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelir. Ancak bunun yöntem olarak nasıl gerçekleşeceği konusunda ortaya birden fazla fikir atılmıştır. Halihazırda en fazla tercih edilen temsili demokrasidir. Ancak bunun da işletilmesi konusunda ülkeden ülkeye bir takım farklılıklar meydana gelebilmektedir. Bu durumda özgürlüklerin ne boyutta olduğu gerçeği sendikacılık fikrinin gelişmesini sağlayacak önemli bir noktadır. Çünkü demokrasinin varlığı ve doğru işletilmesi fikir özgürlüğü bağlamında insanların kendilerini daha iyi ifade edebilmesi ve yasal bir çerçevede örgütlenebilmesini sağlayacaktır. Sendikalaşma sanayi devrimi ile ortaya çıkmış ve işçi sınıfının sosyalist çerçevede örgütlenmesi ile ilk olarak Batı'da kendini göstermiştir. Türkiye'de ise Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde bilhassa 1908'den sonra tam anlamıyla olmasa da sendikal hareketler ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1946'ya kadar sendikalaşama hareketleri neredeyse tamamen yasaklanmıştır. Çok partili hayata geçişten sonra ise bir takım haklar verilmesine rağmen gerçek anlamda ilerleme 1961'den sonra kaydedilmiştir. Türkiye için sendikalaşma fikri tam anlamıyla demokrasi kültürü yerleşmediği için topal ördek misali ilerlemiş zaman zaman ise 1980 darbesinden olduğu gibi yasaklara maruz kalmıştır.Master Thesis Parlamenter Hükümet Sistemi ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Yasama ve Yürütme Açısından Karşılaştırılması(2020) Kudu, Ali; Ülker, Halil İbrahimÜlkemizde yıllardır uygulanan parlamenter hükümet sisteminin kaldırılarak yerine Başkanlık hükümet sisteminin getirilmesi düşüncesi birçok lider tarafından gündeme getirilmiş ve yıllarca tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmaların sebebi ise Parlamenter hükümet sisteminde yaşanan tıkanmalar, siyasi krizler ve kısa süreli hükümetlerin olmasıdır. Birçok hükümet tarafından, yaşanan bu krizlere çözüm aranırken yeni düzenlemeler yapılmış ve kalıcı çözümler bulunamamıştır. 21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı kanunla kabul edilen Anayasa'da değişiklik yapılmasına dair kanun, Cumhurbaşkanı tarafından 11 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete 'de yayımlanıp, 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunularak yürürlüğe girmiştir. Bu değişikle ülkemiz, yeni yönetim şekli olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş yapmıştır. Yapılan bu değişikler sonrasında yürürlüğe giren yeni yönetim sistemine özellikle ana muhalefet tarafından ciddi eleştiriler yapılmaktadır. Anayasa değişikliği yapıldıktan sonraki 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde muhalefet tarafından sürekli olarak dile getirilen ve seçim vaadi olarak da lanse edilen 'eski sisteme dönüş' gereklimi? Yoksa mevcut kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde mi kalmalı? Sisteme dair yapılan eleştiriler nezdinde Avantaj ve dezavantajlarıyla iki sistem ele alınacaktır. Ayrıca sisteme yönelik yapılan eleştirilere bazı önerilerde bulunulacaktır.Master Thesis Dünyada Türkiye'de Merkez Sol Görüş ve Ülkemizdeki Başarısızlık Nedenleri(2018) Kara, Mahmut; Ülker, Halil İbrahimMerkez sol hareketler, Türkiye siyasetindeki ana damar siyasal akımlardan biri olmuştur. Uzun zamandır siyasi hayatta olmalarına rağmen istisnai birkaç dönem hariç iktidar olamadıkları görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'de ana damar siyasi akımlardan olmasına rağmen merkez sol hareketlerin neden iktidar olamadığı sorusu tezin ana sorunsalı olarak ele alınmış ve merkez-çevre kuramı bağlamında yapılan literatür taraması ve alan araştırması çalışmaları ekseninde bu soruya yanıt aranmıştır. Bu noktada ideoloji kavramı, siyasal hayatı etkileyen ana ideolojiler, merkez solun dayandığı ideolojik temel olarak sosyal demokrasi ideolojisi, sosyal demokrasinin tarihi ve fikirsel temelleri, Türkiye'de merkez sol hareketlerin ideolojik ve tarihsel temelleri, dünya genelinde merkez sol hareketler ve siyasal başarı durumu ele alınarak tezin ana sorusunu cevaplamak için fikirsel ve teorik arka plan oluşturulmuş ve sonrasında Türkiye'deki merkez sol hareketler ilk ortaya çıktığı dönemlerden itibaren ele alınarak hangi unsurların ve nedenlerin merkez sol hareketlerin iktidar olup olamadıklarını belirlemede etkili oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda merkez sol hareketlerin, merkez-çevre teorisi ekseninde Kemalist merkezin kontrolünden çıkamaması, halk ile gerekli yakınlaşmayı kuramaması, liderlik sorunları, ideolojik sorunlar, laiklik ve din ilişkisi karsıdaki konumu nedenleriyle iktidar olamadıkları sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis 1999 Sonrası Türkiye'de Demokratikleşme Çabaları ve Siyasi Sisteme Yansımaları(2012) Tinga, Murat; Özen, HayriyeTürkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde, 1999 Helsinki ve Avrupa Birliği hedefinin olabilirliğini ve böylece inandırıcılığını arttıran 2002 Kopenhag zirveleri, Türkiye'nin demokratikleşmesi sürecinde çok önemli dönüm noktaları olmuştur. Türkiye'nin demokratikleşme çabalarını bu dönüm noktalarından alarak AB üyeliği sürecinde ne gibi aşamaların kat edildiği, siyasi erkin dışsal eşgüdümle içsel değişimleri ne ölçüde gerçekleştirdiği ve yaşama sunduğu, Türkiye'nin siyasi yapısında ne gibi bir değişim ve dönüşümün gerçekleştirildiği incelenmiştir. Bu değişim ve dönüşüm çabaları incelenirken bir yandan siyasi erkin bu değişim ve dönüşüm yönünde ne ölçüde kararlı olduğu, diğer yandan ise çeşitli siyasal ve toplumsal grupların bu değişim ve dönüşüme verdikleri tepki dikkate alınarak ve bu çerçevede değişim ve dönüşümün hangi toplumsal-siyasal gruplar tarafından ne ölçüde desteklendiği ve ne ölçüde muhalefet edilerek itirazlar yükseltildiği ortaya konulmuştur.Çalışmanın sonucu olarak Türkiye' de 1999 sonrası gerçekleştirilen demokratikleşme çabalarının neler olduğu ve bu çabaların, ortaya konulan teorilerle ne ölçüde bağdaştığı irdelenerek siyasal sisteme yansımaları değerlendirilmiştir.Master Thesis Doğu Karadeniz Bölgesindeki Seçmen Davranışlarının 1991-2011 Yılları Arası İncelenmesi(2015) Özçakmak, Tuncay Tolga; Ülker, Halil İbrahimSiyaset kavramına baktığımızda, en geniş anlamda, insan hayatını düzenleyen genel kuralları yapmak, değiştirmek ve korumak için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Seçimlerdeki en önemli faktör de seçmendir. Demokratik rejimlere baktığımızda üç düzeyde siyasal katılımın gerçekleştiğini ifade edebiliriz. Bireysel katılım, grup düzeyinde gerçekleşen katılım ve bireylerin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılama amaçlı katılım olduğunu ifade edebiliriz. Seçmen davranışı, bireyin yurttaşlık bağıyla bağlı olduğu ülkesinde yapılan seçimlere, ülkeyi belirli bir süre yönetecek olan yönetici kadroyu belirlemek amacıyla katılarak sergilediği davranış türüdür. Seçmen davranışını etkileyen unsurlarını; seçmen memnuniyeti, seçmenin güven ve öz güven düzeyi, bilgi araştırması, algılanan risk, fikir liderliği ve parti sadakati olarak sıralayabiliriz. Seçmen davranışını belirleyen diğer etmenleri ise şöyle sıralayabiliriz; yaş ve cinsiyet, yerleşim birimi, eğitim meslek ve gelir düzeyi, değerler kimlikler ve sosyal gruplar, ideoloji, algılar, Sosyo kültürel etmenler, aile geçmişi ve oy verme davranışı, sektörler ve sosyal sınıflar, sorunlar, politikalar Bu çalışmada, 1991-2011 yılı dâhil olmak üzere yapılan 6 genel seçime katılan siyasi partiler ve aldıkları oy oranları Doğu Karadeniz Bölgesi olarak ayrıntılarıyla ele alınmış olup, bu süreçte ortaya çıkan kitle partilerine yönelik seçmen davranışları ideolojik temelde irdelenmeye çalışılmış ve 1991-2011 yılları arası seçmen davranışlarının nasıl bir seyir izlediğine dair bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Seçmen Davranışı, Doğu Karadeniz Bölgesi, Genel SeçimlerMaster Thesis Yerel Yönetimlerde Katılımcı Bütçeleme - Türkiye Modeli -(2010) Demirkaya, İbrahim Doğukan; Ülker, HalilDünyanın birçok ülkesinde farklı biçimde uygulanan KatılımcıBütçeleme modellerinden yola çıkarak hazırlanan bu çalısmada, Türkiye içinörnek bir uygulama ortaya konmustur.Dünya'da 21. yüzyıla damgasını vuran Küresellesme ve beraberindegelen bölgesellesme, yerellesme eğilimlerinin, diğer faktörlerle birlikteyönetim anlayısları, yapılanmaları ve ilkelerinde görülen dönüsümler dikkatealınarak, yönetisim kavramı ve iyi yönetisim modelleri hakkında bilgilerverilmistir.Birinci bölümde Demokrasi ve Katılımcı Demokrasi baslığı altındademokrasinin kökeni ve demokrasi modelleri hakkında bilgiler verilerek,Katılımcı Demokraside yer alan kararlara katılma ve birlikte belirleme hakkıçerçevesinde kendine yer bulan katılımcı bütçelemeye geçilmistir.İkinci bölümde bütçe ve katılımcı bütçeleme hakkında bilgilerin yanı sıraönündeki riskler, zorluklar ve katılımcılık olgusuna yönelik elestirilere yerverildikten sonra süreçlerle ilgili bilgiler aktarılmıstır.Üçüncü bölümde, 1989 yılında Brezilya'nın Porto Alegre kentindebaslayıp bu gün farklı ülkelerde farklı biçimlerle kullanılan Katılımcı bütçeleme örnekleri incelenmis; bu kapsamda Brezilya dısında, Kanada,?sviçre, ?sveç ve Arjantin uygulamaları örnek olarak seçilmistir.Dördüncü bölümde, Türkiye'de yapılan yasal düzenlemeler vebelediyelerde uygulamaya konulan katılımcı yapılanmalara yer verilmistir.Türkiye'de yerel yönetimin geleneğinin de incelendiği çalısmada kamuyönetiminde yapılan köklü reformların nedenleri genis olarak ele alınmıstır.Ayrıca reform olarak adlandırılan yerel yönetim yasalarına rağmen KentKonseylerinin katılımcılık sorunları üzerinde durulmustur.Besinci bölümde Türkiye'de Katılımcı demokrasi ve bütçeleme örnekleribaslığı altında, hiçbir yasal ve siyasal zorunluluk ve destek yokken Fatsa'daseçilen bağımsız belediye baskanın 1979 yılında baslattığı katılımcı yönetimörneği ile Çanakkale Belediyesinin 1996 da baslattığı ve halen devamettirdiği Yerel Gündem 21 uygulaması örnek olarak sunulmustur.Altıncı Bölümde ise yedinci bölüme kaynak olması amacıyla hazırlanan anket çalısması yer almaktadır. 16 farklı göstergenin irdelendiğideğerlendirme katılımcı bütçelemeyi baslatan belediyeler için de kaynakniteliği tasıyacaktır.Yedinci bölümde ise tezin temelini olusturan ?Türkiye Modeli ? ortayakonarak bundan sonra Türkiye'de yürütülecek katılımcı bütçelememodellerine taslaklık edecek bir çalısma yapılmaya çalısılmıstır.Master Thesis Seçmen Davranışlarını Etkileyen Faktörler ve Seçmenlerin İkinci Parti Tercihleri(2021) Çelik, Erhan; Bircan, İsmailSeçmenlerin oy verme davranışları 1900'lü yılların başından itibaren araştırılan bir konudur. Bu konuda yapılan araştırmalar çoğunlukla oy verme davranışını etkileyen faktörler üzerine olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, seçimlerde seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyen faktörlerle birlikte ikinci parti seçimlerinin nasıl olduğunu araştırmaktadır. Literatürde seçmenlerin ikinci parti tercihlerinin nasıl şekillendiğine yönelik araştırmayla karşılaşılamaması, bu araştırmanın önemini artırmaktadır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Ankara ilinde yaşayan seçmen kitlesi ile anket çalışması yapılmış, elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun yeni parti kurulmasına sıcak bakmadığı, buna karşılık partilerin lider değişikliğine gitmelerini gerekli gördüğü tespit edilmiştir. Ayrıca ikinci parti tercihi yapma noktasında seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun birinci partilerinin görüşlerine uygun bir başka partiyi ikinci parti olarak gösterdikleri, diğer bir ifadeyle ideolojik yaklaşımlarının parti seçiminde ön planda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan önemli sonuçlardan birisi ise seçmenlerin büyük bir çoğunlukla oy verme davranışlarını bilinçli bir şekilde yaptıkları, istedikleri adayın ve benimsedikleri görüşün seçilebilmesi amacıyla oy verdikleri sonucudur.Master Thesis Türkiyede Hükümet Politikalarının Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları Üzerindeki Etkileri ve Sonuçlarına Dair Şirket Yöneticilerinin Algıları(2012) Yazıcı, Şadan Elçin; Çekiç, AnılSermaye ve ticaret yapısındaki küresel gelişmeler, ülkelerin yatırım politikalarının da sürekli değişerek, yeni anlayışlarla şekillenmesine neden olmaktadır. Küresel yapıda görülen hızlı değişim süreci, sermayenin dağılımının gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında akışkanlık göstermesi ile yeni bir boyut kazanmıştır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, iç kaynakların yetersiz kalması nedeniyle, dış kaynak arayışı içerisine girmişlerdir. II'nci Dünya Savaşından sonra hızlanan bu süreç, gelişmiş ülkelerin kar elde etme amacı çerçevesinde bilgi ve birikimlerini gelişmekte olan ülkelere yeni yatırım anlayışları ile getirmeleri şeklinde gelişmiştir. Bu kapsamda gelişen doğrudan yabancı sermaye yatırımları, özellikle gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sermaye kaynağı durumuna gelmiştir.Bu çalışmada; özellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından dış finansman kaynağı olarak değerlendirilen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'deki gelişim süreci, devlet politikalarının etkisi açısından incelenmiştir. Çalışmanın amacı; doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına yönelik alınan siyasal ve ekonomik kararların sonuçlarının, yatırım ortamı üzerindeki etkilerini tespit ederek, mevcut durumun neden ve sonuçlarına ilişkin çözüm önerileri sunmaktır. Bu çerçevede araştırmamız; Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerinde özellikle belirli dönemlerde alınan hükümet kararlarının etki ve sonuçlarının rekabet, istihdam, teşvik uygulamaları ve yatırım ortamının önünde engel teşkil eden diğer yapısal uygulamalarla olan ilişkisini tespit etmek amacıyla geliştirilmiştir. Söz konusu çalışmada, yapmış olduğumuz anket araştırmasından elde edilen bulgularla geliştirilen sonuç ve çözüm önerileri, orta ve büyük ölçekli şirket yöneticilerinin vermiş olduğu katkılarla daha da somut hale gelmiştir.?Türkiye'de Hükümet Politikaların Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları Üzerindeki Etkileri ve Sonuçlarına Dair Şirket Yöneticilerinin Algıları'' adlı tez çalışmamızda izlenen yöntem ve teknikler aşağıya çıkarılmıştır : Yapmış olduğumuz çalışma;?Konuya ilişkin literatür taraması,?Yabancı sermayeli şirket yöneticileri üzerinde anket uygulaması,?Anketlerin analiz edilmesi,?Analiz değerlerinin değerlendirilmesi ve çözüm önerilerinin sunulması çerçevesinde geliştirilmiştir.Çalışmamızın son bölümünde ise; Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekebilmek için öncelik verilmesi gereken alanlar üzerine yaptığımız çözüm önerileri anket bulguları ile desteklenmiştir. Bu kapsamda hükümetin; arazi ve alt yapı, vergi, rekabet, AR-GE uygulamaları, yeni yatırım stratejilerinin belirlenmesi, teşvik uygulamalarında yeni çalışmaların yapılması, yatırım promosyon ajansları aracılığı ile tanıtım sorununu çözmesine yönelik uygulamaları geliştirmesi öncelik verilmesi gereken konular olarak değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Küreselleşme2. Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları3.Hükümet Politikaları4.Rekabet, Teşvik ve İstihdam Uygulamaları5.Yabancı Sermayeli ŞirketlerAnahtar Sözcükler :1. Küreselleşme2. Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları3. Hükümet Politikaları4. Rekabet, Teşvik ve İstihdam Uygulamaları5. Yabancı Sermayeli ŞirketlerMaster Thesis Bir Irkçılık Mücadelesi: Müzik ile Başkaldırış(2021) Yaşar, Esra; Mühürcüoğlu, KorhanÇalışma; kimlik inşası bağlamında, siyaset ve müzik arasında oluşan ilişkinin irdelenmesi üzerine temellendirilmiştir. Ağırlık verilen noktalar; ırk ve ırkçılık kavramları, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Afro-Amerikalıların kölelik geçmişi, eşitlik istekleri ve siyah derililerin özgürlük mücadelelerinde müziğin etkinliği şeklinde sıralanabilirken; müziğin başkaldırı aracı olarak kullanılması ana konu olarak işlenmiştir. Koyu ten renkleriyle belki de ırk ayrımında 'en belirgin' farka sahip olan siyahilerin, asırlar boyu onlara 'layık' görülen kölelikten, müzik kültüründe zirveye hangi yolları kat ederek ulaştıklarına ilişkin ayrıntıları içeren çalışmamızda, popülist siyahi müzisyenlerin -birçok düşünürün (Karl Marx, Eric Williams) kapitalizmi tanımlarken vurguladığı şekliyle- köle ticaretiyle beslenen kapitalist sisteme zaman içinde dâhil olduklarını ve hatta burjuvanın ta kendisi haline geldiklerini ispat ve kabullendirme hırsıyla sürdürdükleri lüks yaşamlara, gerçek anlamda zafer denilebilir mi ya da siyahi tarihinin sonuç kazanımı zenginlikten mi ibaret olmalı gibi sorulara cevap vermeyi amaçladık. Gerek pasif direniş ile gerekse şiddet yoluyla özgürlüklerini elde etmek isteyen Afro-Amerikalıların serüvenlerinin anlatıldığı bu çalışma, bir ırkçılık mücadelesini konu almıştır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığına uzanan siyah devrimin, müzikte karşılığı yadsınamazken, sosyal politikada yansıma bulup bulmadığı tartışmalıdır. Günümüz müziğinde siyah başkaldırısı, yeni bir kültürü önümüze sermekte olup; sayısız müzik türünün inşasında siyah derililer ile yollarımızı kesiştirmektedir. Modern müziğin temellerinin, siyahiler tarafından atıldığı tartışmasız olup; mezalime karşılık olarak Tanrı'ya yakarışla başlayan ezgili sanatın, bugün ekonomik güç listesinde üst sıralarda yerini aldığı hakikatiyle, siyahilerin müzikte bir ayrımcılığa uğramadığı ve hatta tüm dünyaca kabul gördüğü bir gerçeklik yaşıyoruz.
