Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Doctoral Thesis
    Yazılım Geliştirme Organizasyonlarında Devops Uyumluluğu Üzerine Bir İnceleme: Kalite, Verimlilik ve Güvenlik Perspektifi
    (2023) Otaıwı, Zıadoon Abdullah; Yazıcı, Ali; Yazıcı, Ali; Yazıcı, Ali; Mıshra, Alok; Software Engineering; Software Engineering
    Günümüzde birçok yazılım kuruluşu, yüksek kaliteli, güvenilir yazılımları hızla geliştirmek ve sunmak için birbiriyle rekabet etmekte. Son zamanlarda birçok yazılım firması, bir Geliştirme (Dev) ve Operasyon (Ops) metodolojisi olarak, DevOps'u tercih etmeye ve bu metodolojiyi sistem geliştirme yöntemi olarak projelerine uyarlamaya başlamışlardır. Bununla birlikte, güvenilir ve konuşlandırılabilir uygulamalar tasarlamak için yeni araçlar, teknolojiler, yöntemler, kültür ve deneyimli çalışma ekipleri gerektirdiğinden, yazılım endüstrisinin DevOps adaptasyonunda bir takım zorluklarla karşılaştığı bilnmektedir. DevOps'u çevreleyen mevcut akademik araştırmaların çoğu, bu yeni metodolojiye nasıl uyum sağlanacağına ve kuruluştaki performansın nasıl iyileştirileceğine ilişkin yanıtlar aramaktadır. Bunun içinde, hız, kalite ve üretkenlik konularına odaklanılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu çalışma, kuruluşlarda DevOps metodolojisinin uygulanmasında kalite, üretkenlik ve güvenlik konularıyla ilgili araştırma boşluklarını doldurmak için ampirik bir çalışma yürütmeyi amaçlamaktadır. Bu nicel çalışma sonucunda, CALMS (Kültür, Otomasyon, Yalın, Ölçüm ve Paylaşım) çerçevesine göre DevOps benimsendiğinde yazılım kalitesinin, üretkenliğin ve güvenliğin arttığını gözlemlenmiştir. Ancak, toplanan nicel verilere göre, DevOps benimsendiğinde güvenlik üzerinde bazı zorluklar ve olumsuz etkilerin söz konusu olduğu da belirlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, kuruluşlarda DevOps'un adaptasyonunu kolaylaştırmak için en iyi uygulamaları ve önerileri kullanarak geliştirilen bir model önerisi yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Yoldaki Canlar: Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı (2017) ve Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler (2009) Eserlerindeki Birey Güvenliği ve Göç
    (2021) Kotık, Yasemen Özfındık; Tekin, Kuğu
    Bu çalışmanın amacı Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı (2017) ve Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler (2009) adlı eserlerinde insan güvenliği ve göç kavramlarının nasıl işlendiğini insan güvenliği paradigması, sömürge dönemi sonrası edebi eleştiri ve küreselleşme teorik çerçevelerini kullanarak açıklamaktır. 'İnsan güvenliği ve göç Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler adlı eserlerde ne şekilde ele alınmaktadır?' ve 'Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler adlı eserlerin insan güvenliği ve göç konularını işleme biçimleri arasında benzerlikler ya da farklılıklar var mıdır?' araştırma sorularını cevaplamayı amaçlayan bu tezde her iki roman da insan güvenliğinin yedi boyutuna göre incelenmiştir. Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı eseri uluslararası göç ve insan güvenliği konularını Güney Asya'nın isimsiz bir ülkesinde yaşayan genç bir çiftin göç yolculuğuna odaklanarak sorunsallaştırmaktadır. Göç ironik bir biçimde bu genç çiftin güvenliklerini sağlayabilmelerinin tek çözümüyken, çıktıkları göç yolculuğunda daha da çok insan güvenliği sorunu ile baş etmek zorunda kalırlar. Benzer şekilde, Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler eseri de Nagazaki'nin atom bombası ile bombalanması, Pakistan ve Hindistan'ın ayrılması, Afgan Savaşı ve 11 Eylül Saldırıları tarihi olaylarını ele alarak göç kavramını ve insan güvenliğini sorunsallaştırır.Batı Çıkışı'nda Nadia ve Saeed Doğu'dan Batı'ya sihirli kapılar yolu ile göç ederler ve gittikleri ülkelerde güvenlik tehditlerine ve ayrımcılığa maruz kalırlar. Kül Olmuş Gölgeler'de hayvanlar kimlik sembolü ve metaforu olarak fonksiyonel bir biçimde kullanılmalarının yanı sıra, insan güvenliğine atıfta bulunmak için kullanılmıştır. Her iki romanda da ana karakterlerin yaşadığı güvenlik problemlerinin karakterlerin hayatlarında bir dönüşüme neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki roman da bireylerin deneyim ve temel insani ihtiyaçlarını ön plana almaktadır ve Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler eserlerinin insan güvenliğini işleme biçimleri benzerlik göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İnsan Güvenliği, Göç, Batı Çıkışı, Kül Olmuş Gölgeler, Sömürge Dönemi Sonrası İngiliz Edebiyatı
  • Article
    Citation - WoS: 75
    Citation - Scopus: 93
    Co-Fais: Cooperative Fuzzy Artificial Immune System for Detecting Intrusion in Wireless Sensor Networks
    (Academic Press Ltd- Elsevier Science Ltd, 2014) Shamshirband, Shahaboddin; Anuar, Nor Badrul; Kiah, Miss Laiha Mat; Rohani, Vala Ali; Petkovic, Dalibor; Misra, Sanjay; Khan, Abdul Nasir
    Due to the distributed nature of Denial-of-Service attacks, it is tremendously challenging to identify such malicious behavior using traditional intrusion detection systems in Wireless Sensor Networks (WSNs). In the current paper, a bio-inspired method is introduced, namely the cooperative-based fuzzy artificial immune system (Co-FATS). It is a modular-based defense strategy derived from the danger theory of the human immune system. The agents synchronize and work with one another to calculate the abnormality of sensor behavior in terms of context antigen value (CAV) or attackers and update the fuzzy activation threshold for security response. In such a multi-node circumstance, the sniffer module adapts to the sink node to audit data by analyzing the packet components and sending the log file to the next layer. The fuzzy misuse detector module (FMDM) integrates with a danger detector module to identify the sources of danger signals. The infected sources are transmitted to the fuzzy Q-learning vaccination modules (FQVM) in order for particular, required action to enhance system abilities. The Cooperative Decision Making Modules (Co-DMM) incorporates danger detector module with the fuzzy Q-learning vaccination module to produce optimum defense strategies. To evaluate the performance of the proposed model, the Low Energy Adaptive Clustering Hierarchy (LEACH) was simulated using a network simulator. The model was subsequently compared against other existing soft computing methods, such as fuzzy logic controller (FLC), artificial immune system (AIS), and fuzzy Q-learning (FQL), in terms of detection accuracy, counter-defense, network lifetime and energy consumption, to demonstrate its efficiency and viability. The proposed method improves detection accuracy and successful defense rate performance against attacks compared to conventional empirical methods. (C) 2014 Elsevier Ltd. All rights reserved.
  • Conference Object
    Security Requirements in Iot Environments
    (Springer Science and Business Media Deutschland GmbH, 2022) Binglaw,F.; Koyuncu,M.; Pusatlı,T.
    The Internet of Things (IoT) is a relatively new concept as it connects things (or objects) that do not have high computational power. The IoT helps these things see, listen, and take action by interoperating with minimal human intervention to make people’s lives easier. However, these systems are vulnerable to attacks and security threats that could potentially undermine consumer confidence in them. For this reason, it is critical to understand the characteristics of IoT security and their requirements before starting to discuss how to protect them. In this scope, the present work reviews the importance of security in IoT applications, factors that restrict the use of traditional security methods to protect IoTs, and the basic requirements necessary to judge them as secure environments. © 2022, ICST Institute for Computer Sciences, Social Informatics and Telecommunications Engineering.
  • Master Thesis
    Kritik Durumlarda Tercümanların Karşılaştığı Zorluklar: Irak'ın İşgal Edildiği Dönem
    (2019) Abdulmunem, Abdulrahman; Altay, Ayfer
    Bu araştırmada Irak işgali sürecinde Amerikan ordusu ve müttefikleri gibi yabancı askeri kuvvetlerle birlikte çalışan Iraklı yerel tercümanların karşılaştığı kritik durumlar ve yaşadığı zorluklar irdelenmektedir. Bu tercümanların işe alınmalarından itibaren yaşamları, misafir oldukları ülkelerdeki diasporaları ve başka ülkelere yerleştirilmeleri gibi konularda bu araştırmanın konusuna dahildir. Bu araştırma, o dönemde bu alanda çalışmanın ne denli zor olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma ayrıca Iraklı yerel tercümanların kendi yaşamlarından ve ailelerinin yaşamlarından endişe ederek nasıl korku içerisinde yaşadıklarını ve bu tercümanların nasıl hayatlarını kaybettiklerini ve de ölüm, suikast, zulüm, kaçırılma ve yerinden yurdundan olma gibi zorluklarla karşılaştıklarını göstermektedir. Bu araştırma ayrıca Iraklı yerel tercümanların tüm temel haklarını elde edemediklerini ve bunların çoğunun yüklenici şirketlerin yaptıkları hatalar dolayısıyla ve de bu tercümanların işe alımı konusundaki yanlış politikalar dolayısıyla onurlu bir yaşam sürdürme haklarını kaybettiklerini göstermeye çalışmaktadır. Bu itibarla, Iraklı yerel tercümanlar ile yapılan görüşmelerde savaş bölgesinde çalışacak tercümanların işe alımında birçok değişiklikler ve reformların yürürlüğe konulması gerektiği ve tüm işe alım süreçlerini uluslararası hukuka tabi olması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tercüman, Irak Savaşı, Sözleşmeli Tercümanlar, Tercümanları Hedef Alma, Tercümanların Hakları
  • Conference Object
    Securing the Internet of Things: Challenges and Complementary Overview of Machine Learning-Based Intrusion Detection
    (Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc., 2024) Isin, L.I.; Dalveren, Y.; Leka, E.; Kara, A.
    The significant increase in the number of IoT devices has also brought with it various security concerns. The ability of these devices to collect a lot of data, including personal information, is one of the important reasons for these concerns. The integration of machine learning into systems that can detect security vulnerabilities has been presented as an effective solution in the face of these concerns. In this review, it is aimed to examine the machine learning algorithms used in the current studies in the literature for IoT network security. Based on the authors' previous research in physical layer security, this research also aims to investigate the intersecting lines between upper layers of security and physical layer security. To achieve this, the current state of the area is presented. Then, relevant studies are examined to identify the key challenges and research directions as an initial overview within the authors' ongoing project. © 2024 IEEE.
  • Article
    Citation - WoS: 36
    Agriculture 4.0: an Implementation Framework for Food Security Attainment in Nigeria's Post-Covid Era
    (Ieee-inst Electrical Electronics Engineers inc, 2021) Oruma, Samson O.; Misra, Sanjay; Fernandez-Sanz, Luis
    The challenge of Nigeria's food insecurity in the era of the Covid-19 pandemic, insecurity, climate change, population growth, food wastage, etc., is a demanding task. This study addresses Nigeria's food insecurity challenges by adopting agriculture 4.0 and commercial farming. Using data from six digital libraries, the Nigerian Bureau of Statistics, and other internet sources, we conducted a Systematic Literature Review (SLR using PRISMA) on Nigeria's agriculture, food security, and agriculture 4.0. Our results show Nigeria's current agricultural state, threats to food security, and modern digital agriculture technologies. We adapted our SLR findings to develop an implementation framework for agriculture 4.0 in solving Nigeria's food insecurity challenge in the post-Covid-19 era. Our proposed framework integrates precision agriculture in Nigeria's food production and the necessary enabling digital technologies in the agri-food supply chain. We analyzed the critical implementation considerations during each agri-food supply chain stage of farming inputs, farming scale, farming approach, farming operation, food processing, food preservation/storage, distribution/logistics, and the final consumers. This study will help researchers, investors, and the government address food security in Nigeria. The implementation of agriculture 4.0 will substantially contribute to SDG 2 (zero hunger), SDG 3 (good health and well-being), and SDG 8 (decent work and economic growth) of #Envision 2030 of the United Nations, for the benefit of Nigeria, Africa, and the entire world.
  • Master Thesis
    Somali' de İnsan Güvenliğinin Boyutları:1991-2000
    (2016) Abshır, Ibrahım Alı; Aygül, Cenk
    Somali bağımsızlığını 1960 yılında sömürgeci devletler olan İtalya ve İngiltere'den kazanmıştır. Bağımsızlıktan sonra Somali'nin 9 yıllık demokrasi deneyimi olmuştur. 1969 yılında Tümgeneral Mohamed Siad Barre tarafından askeri darbe gerçekleştirildi. Kendisi sivil hükümeti yolsuzluk, yandaş kayırmacılık ve taraflı olmakla ve de Hükümet ve kurumları halkın beklentilerini karşılamakta ve toplumda hızla yayılan fakirleşmeyi kontrol etmekte başarısız olmakla suçladı. Tüm siyasi partilerin faaliyetlerini askıya aldıktan, anayasayı ortadan kaldırdıktan ve ulusal parlamentoyu feshettikten sonra askeri rejim durumu daha da kötüleştirdi ve önceki hükümetin Başbakanını tutukladı. Rejim kendisini bilimsel sosyalizm sistemi olarak ilan etti. Askeri hükümet ülkede klan sisteminin kaldırıldığını ilan etti, ancak tam tersi yönde uygulamalar yaptı. 1970'li yıllarda rejim işkence yapan, muhalefeti susturmak için tutuklayan ve insan haklarını kesintiye uğratan uygulamaları kullanan bir istihbarat örgütü kurdu. 1977 yılında rejim Ogaden bölgesi için Etiyopya ile savaşa girdi ve bu Somali sınırında yüzbinlerce Somalili sığınmacı ile neticelendi. 1978 yılında hükümet başarısız darbe girişiminde bulunan on yedi subayı idam etti, kaçmayı başaran bazı subaylar daha sonra hükümetin askeri gücüne karşı askeri hareket başlattı. 1978 ile 1988 yılları arasında askeri hükümet bazı muhalif liderlerin bu bölgelerden gelmesi nedeniyle ülkenin kuzeydoğu ve kuzeybatı bölgelerine saldırdı, binlerce kişiyi öldürdü ve binlerce masum insanı yerinden etti. 1991 yılında muhalifler askeri rejimden iktidarı almayı başardılar. Farklı kabilelerden diktatörler arasındaki güç mücadelesine binlerce sivil Somalili yaralandı ve öldürüldü. 1992 yılında ülkenin birçok bölgesinde kuraklık ve kıtlık başladı. İç savaşın ayak izleri hala mevcuttur ve kolayca görünmektedir, binlerce masum insan öldürüldü ve diğerleri de yerinden edildi. Somali'nin bağımsızlığını kazandığı günden bu yana insan güvenliğinin ihlali söz konusudur ve 1991'de Somali'de insan güvenliği önceki hükümet dönemlerine göre daha da kötüleşmiştir. Pek çok masum insan hayatını kaybetti ve yerinden oldu, halen insan güvenliği açısından korkudan ve yokluktan kurtulmak gibi temel konulardan yoksunlar. ANAHTAR KELİMELER: Somali'de İnsan Güvenliği, İnsan Güvenliği, Somali İç savaşı, Somali'de Kıtlık Nedenleri, Somali Devletinin Çöküşü
  • Master Thesis
    Neo-realist perspektifde Amerika ve İsrail'in 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası Ortadoğu'daki güvenlik ilişkileri
    (2020) Kızılkaya, Menifer; Orhan, Duygu Dersan
    ABD ve İsrail arasındaki ittifak Ortadoğu'nun bugünkü dinamik yapısının oluşmasına etki eden en önemli konjonktürlerin başında geliyor. Ortadoğu gerek konumu itibariyle, gerekse zengin kaynaklarından ötürü geçmişten bugüne kadar büyük güçlerin ilgi odağı olmuştur. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Amerika bu bölgede ki çıkarlarını korumak adına birçok politika geliştirdi. Bunların başında Sovyetler Birliğinin ve Arap ulusçuluğunun bölgedeki yayılmasını önlemek adına İsrail'i caydırıcı bir aktör olarak gördü. İsrail de yeni bağımsızlığını elde etmiş bir devlet olarak Amerika'yı kendi güvenliğini sağlaması için garantör olarak gördü. İkili arasındaki ittifak özellikle 9/11 terör saldırılarından sonra Ortadoğu siyasetine yeni bir ivme kazandırdı. 11 Eylül terör saldırısı ikili arasındaki ittifak bağını güçlendirmekle birlikte, Ortadoğu siyasetine kendi çıkarları doğrultusunda yön vermelerini sağladı. Özellikle teröre karşı mücadele etiketi altında ve İsrail Lobiciliğinin etkisiyle de Irak'ın işgalini gerçekleştirdiler. İkili arasındaki ittifak 2006 İsrail-Lübnan savaşında da devam etti. Amerika ve İsrail arasında ki ittifak her ne kadar çıkarlarının uyuşmasına dayansa da, ayrıştıkları noktalarda vardır. 2011 de meydana gelen Arap Baharı ikili arasındaki ittifakın çözülmesine sebebiyet verdi. Bunun yanında ikili arasında, Filistin sorunu, Amerika ve Iran arasındaki JCPOA antlaşması ikili arasındaki ittifakın çözülmesini derinleştirdi. Trump yönetimiyle Obama dönemindeki ikili arasındaki ayrışma tekrar uyuşmaya yönelik bir boyut kazandı. Anahtar Kelimeler: İttifak Birliği, Ortadoğu, 9/11 terör saldırıları, ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki çıkar, güvenlik ve tehdit anlayışları.
  • Article
    Citation - WoS: 11
    Citation - Scopus: 24
    The Effect of Social Media User Behaviors on Security and Privacy Threats
    (Ieee-inst Electrical Electronics Engineers inc, 2022) Cengiz, Aslihan Banu; Kalem, Guler; Boluk, Pinar Sarisaray
    The number of online social network (OSN) users is increasing daily and attacks and threats against over the time spent on online networks has been increasing equally. Attacks against OSN users exploit not only system vulnerabilities but also user-induced vulnerabilities, which naturally affect the hacker's attack strategy as well. This study is designed to investigate the effect of social media user behaviors on their vulnerability level in terms of security and privacy. The study was conducted survey methods, which was applied to social media users in two countries - Turkey and Iraq. This study documents and analyzes the behaviors of 700 OSN users in two countries. This study examines the behaviors of social media users from two nationalities, investigating whether there is a relationship between social media users' behaviors and security and privacy threats. Research findings demonstrate that there is a significant relationship between OSN users' behaviors and their attitudes towards security and privacy. Additionally, Turkish social media users pay more attention to their behaviors in terms of privacy and security awareness than Iraq users.