Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Master Thesis
    İleri Periodontal Diş Çekimi Yara Yeri İyileşme Malzemeleri: Elektroeğirilmiş Çekirdek-kabuk Pcl Pcl Nanofiberler
    (2023) Tukay, Arı Kutluğ; Şaşmazel, Hilal Türkoğlu
    Bu çalışmanın amacı; elektroeğirme tekniği kullanarak çekirdek-kabuk PCL/PCL nanofiberlerin üretilmesinin sağlanması ve üretilen nanofiberlerin yüzeyleri dielektrik barrier discharge plazma yöntemi ile DAP monomeri kaplanarak, periodontal yara yeri bölgelerinin iyileşmesinin hızlandırılmasına katkı sağlanmasıdır. Nanofiber yapılı iskeletler çekirdek-kabuk elektroeğirme yöntemi ile üretilmiştir. Üretilen nanofiberler 1 dk., 3 dk. ve 5 dk. olarak DBD plazma işlemine tabi tutulmuş ve yüzey modifikasyonu sırasında yüzeyleri DAP monomeri ile kaplanmıştır. Örneklerin karakterizasyonları, temas açısı (CA) ölçümleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), geçirimli elektron mikroskobu (TEM), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve ayrıca üretilen çekirdek-kabuk PCL/PCL nanofiberler için gaz geçirgenlik testi, mekanik testi, kalınlık ölçümleri, PBS emilim ve büzülme testleri gerçekleştirilmiştir. Viskozitelik bakımından daha fazla vizkoziteye sahip kloroform çözücünün kabukta kullanılması ile oluşturulan Grup-1 numuneleri ve kloroform çözücünün çekirde kullanılması ile üretilen Grup-2 numuneleri karşılaştırılmıştır. Ortalama fiber çap değerleri, elektroeğirme yöntemi ile üretilmiş PCL/PCL grup 1 için 1.252 ± 0.422 ve yüzey modifikasyonları sonrasında 1 dakikalık için 1.366 ± 0.211, 3 dakikalık için 1.369 ± 0.129 ve 5 dakikalık için 1.372 ± 0.230 olarak hesaplanmıştır. Grup 2 için ortalama fiber çap değerleri; 2.039 ± 0.503, v 1 dakikalık için 2.152 ± 0.705, 3 dakikalık için 2.156 ± 0.711 ve 5 dakikalık yüzey işlemine tutulmuş numuneler için 2.160 ± 0.602 olarak hesaplanmıştır. Çekirdek- kabuk PCL/PCL nanofiberlerin FTIR analizleri, DAP monomeri eklenerek DBD plazma yüzey kaplaması öncesinde ve sonrasında oluşan karakteristik polimer zirvelerini de göstermiştir. Hücre kültürü çalışmalarında L929 fare fibroblast hücre hattı ile çalışılmıştır. Nanofiberlerin biyouyumluluk performansları MTT testi, flüoresans boyama testi ve SEM analizi ile belirlenmiştir. Sonuç olarak; bu çalışmada oluşturulan Grup-2'nin elektroeğirme yöntemi ile üretilmiş ve yüzeyleri 5 dakika boyunca DBD plazma yöntemi kullanılarak DAP monomeri ile kaplanmış PCL/PCL nanofiberlerin, nanofiber yapılar üzerinde/arasında hücre canlılığını ve proliferasyonunu arttırdığı gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Grafen Oksit (go) Modifiye Elektroeğrilmiş Poli (ε-kaprolakton) (pcl) Nanomalzemeler
    (2019) Başar, Ahmet Ozan; Şaşmazel, Hilal Türkoğlu
    Çalışmanın amacı, sentetik biyobozunur polimer poli(ε-kaprolakton) (PCL) ve grafen oksit (GO) birleşiminin elektroeğrilmesiyle üç boyutlu, kompozit bir doku iskelesi elde etmektir. Ayrıca, kompozit PCL/GO yapılarının Gly-Arg-Gly-Asp-Ser-Pro (GRGDSP) ve/veya tiyofen (Th) (PCL/GO, PCL/GO-GRGDSP, PCL/GO-Th, PCL/GO-GRGDSP-Th) ile birlikte etkileşimleri incelenmiştir. Toz GO örneklerinin karakterizasyon özellikleri ATR-FTIR ve Raman analizleri ile tayin edilmiştir. Elektroeğrilmiş doku iskelelerinin karakterizasyon özellikleri ise; kalınlık ölçümleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), yüzey temas açısı (CA) ölçümleri, X-ışını fotoelektron spektroskopi (XPS), termogravimetrik analiz (TGA), iletkenlik ölçümleri, PBS şişme ve büzüşme davranış testleri, in vitro degradasyon (bozunma) çalışmaları ve mekanik testleri ile yapılmıştır. Bu analizler sonucunda, bütün doku iskelelerinde eşdağılımlı homojen morfoloji gözlemlenmiştir. GO eklenmesiyle PCL/GO doku iskelelerinde daha iyi hidrofilisite ve yaklaşık 5° temas açısı düşüşü gözlenmiştir. PCL ve GO birleşimi ile elektriksel iletkenlikte artış gözlenmiş ve ölçülen en yüksek değer PCL/GO-GRGDSP-Th (2%) için bulunmuştur (15.06 μS.cm-1). Doku iskelelerinin mekanik performansı ise iyi disperse (dağılmış) olmuş GO'nun PCL matriksine eklenmesiyle artmıştır. Ayrıca, üretilen doku iskelelerinin hücre-materyal etkileşimleri MG-63 hücre hattı kullanılarak; MTT tayini, ALP aktivitesi, Alizarin red boyaması, Floresan ve SEM analizleri ile incelenmiştir. Yapılan hücre kültürü çalışmaları sonucunda, GO'nun ileri düzey özellikleri ve biyolojik arayüzleri sayesinde PCL/GO-GRGDSP-Th (0.5%) doku iskelesi en yüksek biyouyumluluk (saf PCL doku iskelesine kıyasla 1.87 kat daha fazla MTT absorbansı) göstermiştir.
  • Master Thesis
    Mikroorganizmaların Yapışmasını Önleyici İnorganik ve Organik Akıllı Yüzeylerin Geliştirilmesi ve İncelenmesi
    (2014) Ergene, Cansu; Şengönül, Cemal Merih; Kaftanoğlu, Bilgin
    Özellikle uzun süreli kullanımları sırasında tıbbi cihazların yüzeyinde meydana gelen biyofilm oluşumu, hastane ortamında yakalanılan birçok enfeksiyonun temel nedenidir. Çoğu zaman bu enfeksiyonlar, iyileşme sürecini gecikmeye uğratmakta ve sürekli kendisini tekrarlayabilen komplikasyonlar sonucu maliyeti yüksek müdahalelere sebep olmaktadır. Bakteri yapışmasına dirençli yüzeyler hazırlamak, biyofilm oluşumuyla mücadelede etkili bir yaklaşım olabilir. Bu tez çalışmasıyla, mikroorganizmaların yüzeye yapışmasını engelleyici inorganik ve organik akıllı yüzeyler geliştirilmesi hedeflenmiştir. İlk olarak, AISI 316L çelikleri üzerinde kubik ve hekzagonal benzeri kristalografik yapılarda bulunan bor nitrür (BN) kaplamaların bakteriyostatik davranışı incelenmiştir. Bu çalışmada, atomların kristalografik düzenlerinin bakteri yapışmasına etkisi ortaya konmuştur. Organik yüzey çalışmasında ise, katyonik peptit, Laktoferisin B (LFB)'nin kimyasal olarak bağlanmasıyla modifiye edilmiş silikon kauçuğu yüzeylerin antibakteriyel aktiviteleri değerlendirilmiştir. Bu çalışma sonucunda, peptitlerin yüzeye başarılı bir şekilde bağlandıkları ve kataterlerde genellikle biyofilm oluşumuna yol açan S. epidermidis ve P. aeruginosa gibi bakterilere karşı öldürücü etkileri gözlemlenmiştir.
  • Master Thesis
    Doku Mühendisliği Uygulamalarına Yönelik Elektriksel Olarak İletken Çekirdek-kabuk Tipi Eşeksenli Elektroeğrilmiş Pva-pedot: Pss-knt Phema Kompozit Fiber Malzemenin Geliştirilmesi
    (2023) Çelen, Emrah; Şaşmazel, Hilal Türkoğlu
    Bu çalışmanın amacı eşeksenli elektroeğirme tekniği kullanılarak elektriksel olarak iletken PEDOT: PSS-KNT/pHEMA çekirdek-kabuk tipi fiberler üretmektir. Kalınlık, fiber çapı, por büyüklüğü, porozite yüzdesi, temas açısı, elektriksel iletkenlik ve mekanik özelliklerin belirlenmesi için pHEMA, PVA-PEDOT: PSS, PVA-KNT, PVA-PEDOT: PSS-CNT, pHEMA/PVA-PEDOT: PSS, pHEMA/PVA-KNT, pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-KNT kompozit malzemeleri karakterize edilmiştir. SEM'den elde edilen görüntülere göre üretilmiş olan tüm malzemeler boncuksuz ve tekdüze yapılardır, ayrıca görüntüler göstermiştir ki pHEMA fiberlerin çapı 825±118 nm iken pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-CNT fiberlerinin çapları 578±79 nanometredir. Buna ek olarak pHEMA'nın fiberlerarası por büyüklüğü 2.62 µm iken pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-KNT malzemesindeki fiberlerarası por büyüklüğü 1.75 µm'dir. elde edilen malzemelerin çekirdek-kabuk yapısına sahip olduğu TEM görüntüleriyle kanıtlanmış ve iç ve dış çaplarının SEM sonuçlarıyla uyumlu olduğu belirtilmiştir. Temas açısı ölçümlerinde göstermiştir ki pHEMA, hidrofilik bir malzeme olup temas açısı 10.48±0.08'dir, buna ek olarak pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-KNT benzer karakteristik göstermiş olup temas açısı 11.24±0.54 olarak belirlenmiştir. En yüksek elektrik iletkenliği PVA-PEDOT: PSS-KNT malzemesinde 14.27 µS/cm olarak ölçülmüş olup pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-KNT'de daha düşük olup 10.58 14.27 µS/cm şeklinde belirlenmiştir. Son olarak mekanik testler gerçekleştirilmiş olup bu testler sonucunda en yüksek elastik modüle sahip örnek 8500 kPa ile PVA-PEDOT: PSS iken pHEMA 200 kPa, pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-KNT ise 600 kPa elastik modüle sahiptir. TGA analizi sonuçlarına göre, pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-CNT'nin pHEMA'dan daha yüksek bir bozunma sıcaklığı gerektirdiği gösterilmiştir. PVA-PEDOT: PSS-CNT'nin çekirdeğe eklenmesiyle pHEMA'nın ATR-FTIR spektrumunda hafif bir kayma gözlemlenmiş. Son olarak, L929 fibroblast hücre hattı kullanılarak hücre-malzeme etkileşimleri gözlemlenmiştir. Bu çalışma, koaksiyel elektrospun pHEMA/PVA-PEDOT: PSS-CNT çekirdek-kabuk liflerinin doku mühendisliği uygulamaları için umut verici bir aday olduğunu göstermektedir.
  • Master Thesis
    Poli(ε-kaprolakton) Doku İskele Yüzeylerinin Hücre Yönlendirmesi için Elektroeğirme ile Desenlenmesi
    (2020) Albayrak, Deniz; Şaşmazel, Hilal Türkoğlu
    Bu çalışmanın amacı, hücreleri yönlendirmek için, bir maske/şablon kullanarak 2D pürüzsüz çözücü döküm yöntemiyle üretilmiş Poli(ε-Kaprolakton) (PCL) yüzeyleri üzerine elektroeğirme yöntemiyle üç boyutlu lifli PCL yüzey desenleri üretmektir. Üretilen doku iskelelerinin karakterizasyonları kalınlık ölçümleri, Taramalı Elektron Mikroskopisi (SEM) analizleri, temas açısı (CA) ölçümleri, Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve mekanik testlerle yapılmıştır. SEM mikrograflarına göre, tüm elektroeğrilmiş doku iskele yüzeyleri eşdağılımlı düzgün bir morfoloji sergilerken, çözücü döküm yüzeyleri pürüzsüz ve gözeneksizdir. CA (⁰) ölçümleri, çözücü döküm yüzeylerinin orta derecede hidrofilikliğe (~60⁰) sahip olduğunu gösterirken, elektroeğrilmiş bölgeler daha hidrofobik bir karaktere sahiptir (elekroeğirme kaplı yüzey için ~110⁰ ve elektroeğrilmiş desenler için ~85⁰). Mekanik testler, üretilen iskelelerin kırılgan ve gevrek bir karaktere sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca 7 gün süre ile fare fibroblast (L929) hücreleri ile hücre kültürü çalışmaları yapılmış ve hücre tutunma analizi, MTT analizi, floresans ve SEM analizleri yürütülmüştür. Hücre kültürü çalışmaları, hücrelerin, çözücü döküm ve elektroeğrilmiş yüzeylerinde farklı tutunma ve üreme eğilimlerine sahip olduğunu göstermiştir. Böylece, çözücü dökülmüş yüzeyler üzerinde elektroeğrilmiş desenler oluşturularak, hücre tutunması ve proliferasyonunun oluşturulan desenler aracılığıyla manipüle edilmesiyle, hücreleri yönlendirmek mümkün olmuştur.
  • Master Thesis
    Potansiyel Vitröz Tamponadı Olarak Yeni İnkülüzyon Kompleksi İçeren Hidrojel Kompozit
    (2023) Durukan, Barkan Kağan; Şaşmazel, Hilal Türkoğlu
    Bu tez, poli(vinil alkol)-aşı-poli(ε-kaprolakton) (PVA-g-PCL) kopolimeri ve α-siklodekstrin (α-CD) kombinasyonunu kullanarak, fiziksel çapraz bağlama teknikleri ile enjekte edilebilir bir hidrojel üretimi üzerine yoğunlaşmaktadır. Odak noktası biyomedikal uygulamalar için uygun bir hidrojel sistemi geliştirmek olan bu araştırmada enjekte edilebilir bir hidrojel ihtiyacını ve PVA-g-PCL kopolimeri ve α-CD'nin formülasyonda kullanılmasının potansiyel avantajlarını vurgulayan kapsamlı bir literatür incelemesi de sunulmaktadır. Bu tezde, PVA tarafından başlatılan ve sodium hidrit (NaH) tarafından katalize edilen ε-kaprolaktonun halka açılım polimerizasyonu yoluyla PVA-g-PCL kopolimerlerinin sentezi ayrıntılarıyla anlatılmaktadır. Bu tezin deneysel amaçlarından biri olan PCL yan zincirlerinin PVA omurgasına başarılı bir şekilde aşılandığı, jel geçirgenliği kromatografisi (GPC), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve proton nükleer manyetik rezonans (H-NMR) karakterizasyon teknikleri kullanılarak belirlenmiştir. Hidrojel formülasyonlarının mekanik özellikleri reolojk ölçümler ile test edilmiş ve enjeksiyon sonrası yapısal bütünlük değerlendirmesi için enjekte edilebilirlik testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada enjekte edilebilir hidrojelleri geliştirmede PVA-g-PCL kopolimerleri ve α-CD'nin kullanımının önemine dikkat çekilirken daha fazla optimizasyon ve karakterizasyon ihtiyacının önemi vurgulamaktadır. Bu çalışmanın bulguları, doku mühendisliği ve rejeneratif tıp potansiyel uygulamaları için enjekte edilebilir hidrojel sistemlerinin ilerlemesine katkıda bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Doku Uygulamaları, Enjekte Edilebilir Hidrojel, Aşı Kopolimerizasyonu, PVA-g-PCL, α-CD
  • Doctoral Thesis
    Mekanik ve Biyomedikal Uygulamalar için Tek ve Çok Katmanlı Filmler için Bor Nitrür Kaplamaların Geliştirilmesi
    (2021) Hacaloğlu, Tuğçe; Kaftanoğlu, Bilgin
    Bu tezde Fiziksel Buhar Büyütme (FBB) sistemi magnetron saçtırma tekniği ile Bor Nitrür Kaplamalar gerçekleştirilmiştir. Bütün kaplamalarda ana alttaş malzemesi olarak D2 çeliği kullanılmıştır. Ayrıca, FBB-magnetron saçtırma sistemine daha önce kullanılmamış, yeni geliştirilen bir teknoloji olan ilave güç kaynağı İndüktif Akuple Plazma (IAP) eklenerek BN kaplamalar yapılmıştır. Bu çalışmada kaplamalar medikal, katmanlı kaplama ve IAP kullanımını içermektedir. Farklı parametreler uygulanarak, farklı alttaşlar BN ile kaplanmıştır. Elde edilen kaplamalar sonucunda, kaplama kalınlığı, elde edilen BN filmin kristal yapısı, ince filmin nano sertliği, BN kaplama yapışkanlığı ve kaplanmış yüzeyin sürtünme katsayısı ölçülmüştür. Bu çalışmada, medikal alanda gerçekleştirilen BN kaplamaların biyofilm oluşumunu engellediği ve kemik iyileştirmesini hızlandırdığı ortaya çıkmıştır. Çok katmanlı kaplamalarda, akımsız nikel kaplamalı alüminyum alttaş üzerine yapılan BN kaplama kalınlığı en kalın kaplama olarak ölçülmüştür. IAP destekli FBB sistemi ile yapılan BN kaplamalarda ise uygulanan IAP gücü arttıkça iyonlaşma enerjisinin artırmak hedeflenmiştir. Böylece Bor Nitrür'ün diğer alotropları da optimize edilmiştir.
  • Master Thesis
    Eşeksenli Elektroeğrilmiş Çekirdek-kabuk Tipi Kompozit Pcl Kitosan Yara İyileşme Malzemeleri
    (2016) Sürücü, Seda; Şaşmazel, Hilal Türkoğlu
    Bu çalışma, sentetik poly(ε-caprolactone) (PCL) ve doğal kitosan polimerlerinin doku mühendisliği uygulamaları için 3 boyutlu PCL/kitosan/PCL çekirdek-kabuk yapıları oluşturmak üzere bir araya getirilmesi ile ilgilidir. Doku iskeleleri elektroeğirme yöntemi ile üretilmiştir. Numunelerin karakterizasyon özellikleri temas açısı ölçümü (CA), Taramalı Elektron Mikroskopu (SEM), Transmisyon Elektron Mikroskopu (TEM), X-ışını Fotoelektron Spektrometresi (XPS) analizleri ile belirlenmiş ve ayrıca doku iskeleleri için gaz geçirgenlik testi, kalınlık ölçümleri, PBS emme ve büzüşme testleri yapılmıştır. Ortalama fiberler arası çap değerleri PCL için 0.717±0.198 µm, kitosan için 0.660±0.070 µm ve PCL/kitosan çekirdek-kabuk yapısı için 0.412±0.339 µm olarak hesaplanmıştır. Ayrıca ortalama gözenek boyutları PCL/kitosan çekirdek-kabuk yapısına kıyasla sırasıyla PCL için %66.91 ve kitosan için %61.90 kadar düşüş göstermiştir. PCL/kitosan çekirdek-kabuk yapısının XPS analizi PCL ve kitosan polimerlerinin karakteristik tepe değerlerini göstermiştir. Hücre kültürü çalışması L929 ATCC CCL-1 fare deri hücre hattı ile yürütülmüştür. Doku iskelelerinin biyouyumluluk performansı MTT tahlili, floresan mikrosbu, Lazer Taramalı Konfokal Mikroskobu (CLSM) analizleri ile saptanmıştır. Sonuçlar göstermiştir ki bu araştırmadaki üretilen mikro/nano lifli PCL/kitosan çekirdek-kabuk doku iskelelerinin üzerinde ve içine doğru hücre canlılığı ve yayılması artmıştır.
  • Master Thesis
    Kemik Doku Mühendisliği için Aloe Vera Takviyeli Hidrojel Bazlı PVA-PBAT İskeletinin Sentezi, Karakterizasyonu ve Doku Kültürü Uygulaması
    (2025) Mohammed, Gihad; İşgör, Sultan Belgin
    Doğal ve sentetik polimerleri birleştiren kompozit iskeleler, sinerjik özellikleri ve hasarlı dokuları onarmak için gelişmiş işlevsellik sunmaları nedeniyle doku mühendisliğinde önemli ilgi görmüştür. Bu çalışma, gelişmiş kemik rejenerasyonu için aloe vera'yı PBAT-PVA iskelelerine entegre ederek yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu çalışmada, farklı aloe vera konsantrasyonlarıyla karıştırılmış poli(bütilen adipat-ko-tereftalat) (PBAT) ve poli(vinil alkol) (PVA)'dan oluşan hidrojel iskeleler, kemik doku mühendisliği uygulamaları için dondurarak kurutma tekniği kullanılarak üretilmiştir. İskeleler, fonksiyonel grup etkileşimlerini doğrulamak için Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), yüzey morfolojisi ve gözenekliliğini değerlendirmek için taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve termal kararlılığı ve bozunma davranışını değerlendirmek için termogravimetrik analiz (TGA) kullanılarak kapsamlı bir şekilde karakterize edilmiştir. Ek olarak, mekanik özellikler basma testi ile analiz edilirken, şişme oranı ölçümleri iskelelerin su emme kapasitesini değerlendirmiştir. İskelelere aloe veranın dahil edilmesi, gelişmiş biyolojik parçalanabilirlik, artan gözeneklilik ve iyileştirilmiş biyolojik uyumluluk gibi özelliklerini önemli ölçüde iyileştirdi; bunların hepsi yeni doku rejenerasyonunu desteklemek için kritik öneme sahiptir. MC3T3-E1 pre-osteoblastik hücre hatlarını kullanan bir hücre kültürü çalışması, iskelelerde mükemmel hücre çoğalması ve yapışması gösterdi ve bu da kemik rejeneratif potansiyellerini göstermektedir. Bu bulgular, aloe vera karışımlı PBAT-PVA iskelelerinin, doku oluşumuyla senkronize olarak parçalanırken kemik rejenerasyonunu destekleyebilen, kemik doku mühendisliği için umut verici adaylar olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, bu iskelelerin klinik uygulamalarda kemik onarımını ve rejenerasyonunu hızlandırmak için etkili biyoimplantlar olarak potansiyelini vurgulamaktadır.
  • Master Thesis
    Cerrahi İğnelerin Bn (bor Nitrür) ile Kaplanması ve Medikal Performanslarının İncelenmesi
    (2022) Aydoğan, Asude; Kaftanoğlu, Bilgin
    Bu tezde cerrahi iğneler Bor Nitrür (BN) ile kaplanarak iğnelerin hem mekanik hem de fonksiyonel özelliklerinin artırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma sırasında Fiziksel Buhar Biriktirme (FBB) sisteminde hem magnetron saçtırma yöntemi hem de İndüktif Akuple Plazma (IAP) teknolojisi kullanılarak cerrahi iğnelerin BN kaplamaları gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, cerrahi iğnelerle beraber cerrahi iğnenin hammaddesi olan paslanmaz çelikten numuneler, D2 çeliği ve silisyum da alttaş olarak kullanılmıştır. Elde edilen çeşitli BN kaplamalar sonucunda kalınlığı, içyapısı, sertliği, yapışkanlığı ve sürtünme katsayısı ölçülmüştür. BN kaplı cerrahi iğnelerin performansları ise sütür ataşman testi ve penetrasyon testi ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak ICP gücünün paslanmaz çelik üzerindeki etkisi ilk kez gözlemlenmiş ve artan sertlik ve yapışkanlık gibi olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, D2 çeliğinde ve silisyum sonuçları ICP kullanımı sonucunda iyileştirilmiştir. Medikal uygulama sonuçlarına göre artan alttaş gücü ile sütür ataşman testinin başarısı artmıştır. ICP gücü arttıkça hem iğne gövde bükülmesi hem de ortalama iğne ucu sapması azalmıştır. Ayrıca yapılan başka bir teorik çalışmayı desteklemek ve BN kaplamalar konusunda bulunan bilimsel boşluğu doldurmak için alttaş voltajı, hedef plaka gücü, Ar/N2 gaz miktarı gibi kaplama parametreleri artırılarak üç farklı deney yapılmıştır. Bu deneyler sırasında hedef plaka-alttaş arasındaki mesafenin BN kaplamalara olan etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak hedef plaka-alttaş arasındaki mesafe arttıkça BN kaplamaların kalınlığı ve yoğunluğu azalmıştır. Alttaş hedef plakaya ne kadar yakınsa o kadar fazla kaplama kalınlığı elde edilmiştir. Ayrıca sertlik ve yapışkanlık artmıştır.