Search Results

Now showing 1 - 10 of 22
  • Doctoral Thesis
    Yazılım Geliştirme Organizasyonlarında Devops Uyumluluğu Üzerine Bir İnceleme: Kalite, Verimlilik ve Güvenlik Perspektifi
    (2023) Otaıwı, Zıadoon Abdullah; Yazıcı, Ali; Yazıcı, Ali; Yazıcı, Ali; Mıshra, Alok; Software Engineering; Software Engineering
    Günümüzde birçok yazılım kuruluşu, yüksek kaliteli, güvenilir yazılımları hızla geliştirmek ve sunmak için birbiriyle rekabet etmekte. Son zamanlarda birçok yazılım firması, bir Geliştirme (Dev) ve Operasyon (Ops) metodolojisi olarak, DevOps'u tercih etmeye ve bu metodolojiyi sistem geliştirme yöntemi olarak projelerine uyarlamaya başlamışlardır. Bununla birlikte, güvenilir ve konuşlandırılabilir uygulamalar tasarlamak için yeni araçlar, teknolojiler, yöntemler, kültür ve deneyimli çalışma ekipleri gerektirdiğinden, yazılım endüstrisinin DevOps adaptasyonunda bir takım zorluklarla karşılaştığı bilnmektedir. DevOps'u çevreleyen mevcut akademik araştırmaların çoğu, bu yeni metodolojiye nasıl uyum sağlanacağına ve kuruluştaki performansın nasıl iyileştirileceğine ilişkin yanıtlar aramaktadır. Bunun içinde, hız, kalite ve üretkenlik konularına odaklanılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu çalışma, kuruluşlarda DevOps metodolojisinin uygulanmasında kalite, üretkenlik ve güvenlik konularıyla ilgili araştırma boşluklarını doldurmak için ampirik bir çalışma yürütmeyi amaçlamaktadır. Bu nicel çalışma sonucunda, CALMS (Kültür, Otomasyon, Yalın, Ölçüm ve Paylaşım) çerçevesine göre DevOps benimsendiğinde yazılım kalitesinin, üretkenliğin ve güvenliğin arttığını gözlemlenmiştir. Ancak, toplanan nicel verilere göre, DevOps benimsendiğinde güvenlik üzerinde bazı zorluklar ve olumsuz etkilerin söz konusu olduğu da belirlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, kuruluşlarda DevOps'un adaptasyonunu kolaylaştırmak için en iyi uygulamaları ve önerileri kullanarak geliştirilen bir model önerisi yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Birey Sağlığı, Toplum Sağlığı ve Uluslararası Sağlık Çerçevesinde Güvenlik Kavramının Değerlendirilmesi: Türkiye'deki Suriyeli Mülteciler Örneği
    (2016) Kantaroğlu, Damla Altınışık; Aygül, Cenk
    Güvenlik kavramı bireysel alandan kamusal alana kadar kapsama alanı çok geniş bir kavramdır. Tarihsel olarak bakıldığında da güvenlik kavramının ham halinin ilk olarak antik yunanda kullanıldığını görüyoruz. Zamanla insanların ve toplumun tehdit olarak hissettiği ve korunma yönündeki ihtiyaçlarına göre de şekillenmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı başta güvenlik teorilerinin düşünsel temellerini açıklayarak tarihsel olarak güvenlik kavramını inceledikten sonra sağlık ve güvenlik arasında nasıl bir bağ olduğunu ortaya koymaktır. Bunun için de 'Dünyada sağlık sorunları bir güvenlik tehdidi olarak algılanıyor mu? Bu yönde büyük güçlerin/devletlerin ve örgütlerin planladıkları veya uyguladıkları politikaları var mı?', 'Türkiye tarihinde ve son dönem Türkiye'sinde, Suriye örneği üzerinden, güvenlik tehdidi olarak görülen hastalıklar ve uygulanan politikalar nelerdir?' sorularına cevap aranacaktır.
  • Master Thesis
    AB yolunda Ukrayna: Avrupa komşuluk politikası ve AB - Ukrayna ilişkileri
    (2015) Sarı, Gözde; Yılmaz, Gözde
    Avrupa Komşuluk Politikası (European Neighbourhood Policy – ENP), AB'nin 2004 genişlemesi sonrasında ortaya çıkan 'güvenlik' ve 'hazmetme kapasitesi' sorunlarına yönelik çözüm bulmak ve komşuları ile ilişkilerini düzenlemeyi amaçlayan bir politika alanıdır. Ukrayna, AB üyelik perspektifine sahip bir ülke olarak ENP sürecinin en başından beri yer almıştır. Diğer taraftan; 2004 yılında yaşadığı Turuncu Devrim, AB-Ukrayna ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuş ve AB-Ukrayna ilişkileri büyük bir ivme kazanmıştır. Fakat devrim sonrası dönemde, Ukrayna'da AB eğilimi bir düşüş yaşamıştır. Diğer taraftan; Ukrayna'nın azalan AB eğilimi, Kasım 2013'de meydana gelen EuroMaidan olaylarıyla, yeniden yükselişe geçmiştir. Bu kapsamda; Turuncu Devrim'den on yıl sonra meydana gelen EuroMaidan olayları, Ukrayna'nın AB yolunda bir kısır döngü yaşadığını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; Turuncu Devrim ile AB'yle yakınlaşan Ukrayna'nın devrim sonrası dönemde AB ile ilişkisini ENP kapsamında değerlendirmek ve EuroMaidan olayları da göz önüne alınarak, AB'nin ve ENP başta olmak üzere AB politikalarının Ukrayna üzerindeki etkisi ile AB-Ukrayna ilişkilerinde yaşanan kısır döngünün nedenlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada; bu kısır döngünün nedenlerinin; AB'nin ENP politikasının Ukrayna'nın istediği üyelik perspektifini sunmaması, ENP'nin yapısal problemleri ile Ukrayna'nın iç dinamikleri ve Rusya olduğu tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Avrupa Birliği, Avrupa Komşuluk Politikası, Ukrayna, Turuncu Devrim, EuroMaidan olayları.
  • Master Thesis
    Türkiye'de insan kaynakları yönetiminde bilgi güvenliği uygulamaları
    (2019) Ünver, Merve; Bircan, İsmail
    Bilgi güvenliği, bilişim sistemlerinin hızla gelişmesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması ve 'bilgi toplumu' kavramının benimsenmesi ile önem kazanmaya başlayan bir kavram haline gelmiştir. Türkiye'de devlet desteğiyle birlikte hem kamu hem de özel kurumlar için bilgi güvenliği uygulamaları mevzuatlarda yerini almış ve uygulamaya başlanmıştır. Bünyesinde gizlilik, bütünlük ve erişebilirlik unsurlarını barındıran bilgi güvenliği, bu üç unsur çerçevesinde şekillenir. Güvenlik zafiyetinin oluşması için bu üç önemli unsurda eksiklik veya aksaklık olması söz konusudur. Bilgi güvenliğinin var olması için insan faktörü ele alınması gereken önemli bir unsurdur. Bünyesinde insan unsurunu temel alan ve bir değer olarak algılayan insan kaynakları yönetimi, çalışanların kişisel bilgilerine sahip çıkmak, bilgilerini korumak ile sorumludur. Bu nedenle, bilgi güvenliğinin sağlanabilmesi ve güvenlik zafiyetinin ortadan kaldırılabilmesi için uygulanan politikalar, insan kaynakları yönetiminin de uygulaması gereken politikalar dahilindedir. Bu tezin amacı yapılan değerlendirme sonucunda, Türkiye'de insan kaynakları yönetimi bilgi güvenliği uygulamalarının iş hayatında var olması ve güvenlik zafiyetinin oluşmaması için belirlenmesi gereken stratejiler ortaya koymaktır. Tez çalışmasında bilgi güvenliği ve insan kaynakları yönetimi alanlarında yapılmış çalışmalar, raporlar ve analizlerden faydalanılmış ve tez çalışması 413 insan kaynakları çalışanı ve yöneticisi ile yapılmış olan anket çalışması ile desteklenmiştir.İnsan kaynakları yönetiminde hem çalışanların hem de yöneticilerin bilgi güvenliği konusunda farkındalıklarının arttırılması adına eğitim ile bilinçlenmenin meydana gelmesi, insan kaynakları yönetiminde bilgi güvenliği politikası modeli oluşturulması ve bu durumların gerçekleşmesini sağlayacak çözüm önerileri bu tez çalışmasında ele alınmıştır. Anahtar Kelimler: Bilgi güvenliği, güvenlik zafiyeti, insan kaynakları yönetimi, bilgi güvenliği uygulamaları.
  • Master Thesis
    Somali' de İnsan Güvenliğinin Boyutları:1991-2000
    (2016) Abshır, Ibrahım Alı; Aygül, Cenk
    Somali bağımsızlığını 1960 yılında sömürgeci devletler olan İtalya ve İngiltere'den kazanmıştır. Bağımsızlıktan sonra Somali'nin 9 yıllık demokrasi deneyimi olmuştur. 1969 yılında Tümgeneral Mohamed Siad Barre tarafından askeri darbe gerçekleştirildi. Kendisi sivil hükümeti yolsuzluk, yandaş kayırmacılık ve taraflı olmakla ve de Hükümet ve kurumları halkın beklentilerini karşılamakta ve toplumda hızla yayılan fakirleşmeyi kontrol etmekte başarısız olmakla suçladı. Tüm siyasi partilerin faaliyetlerini askıya aldıktan, anayasayı ortadan kaldırdıktan ve ulusal parlamentoyu feshettikten sonra askeri rejim durumu daha da kötüleştirdi ve önceki hükümetin Başbakanını tutukladı. Rejim kendisini bilimsel sosyalizm sistemi olarak ilan etti. Askeri hükümet ülkede klan sisteminin kaldırıldığını ilan etti, ancak tam tersi yönde uygulamalar yaptı. 1970'li yıllarda rejim işkence yapan, muhalefeti susturmak için tutuklayan ve insan haklarını kesintiye uğratan uygulamaları kullanan bir istihbarat örgütü kurdu. 1977 yılında rejim Ogaden bölgesi için Etiyopya ile savaşa girdi ve bu Somali sınırında yüzbinlerce Somalili sığınmacı ile neticelendi. 1978 yılında hükümet başarısız darbe girişiminde bulunan on yedi subayı idam etti, kaçmayı başaran bazı subaylar daha sonra hükümetin askeri gücüne karşı askeri hareket başlattı. 1978 ile 1988 yılları arasında askeri hükümet bazı muhalif liderlerin bu bölgelerden gelmesi nedeniyle ülkenin kuzeydoğu ve kuzeybatı bölgelerine saldırdı, binlerce kişiyi öldürdü ve binlerce masum insanı yerinden etti. 1991 yılında muhalifler askeri rejimden iktidarı almayı başardılar. Farklı kabilelerden diktatörler arasındaki güç mücadelesine binlerce sivil Somalili yaralandı ve öldürüldü. 1992 yılında ülkenin birçok bölgesinde kuraklık ve kıtlık başladı. İç savaşın ayak izleri hala mevcuttur ve kolayca görünmektedir, binlerce masum insan öldürüldü ve diğerleri de yerinden edildi. Somali'nin bağımsızlığını kazandığı günden bu yana insan güvenliğinin ihlali söz konusudur ve 1991'de Somali'de insan güvenliği önceki hükümet dönemlerine göre daha da kötüleşmiştir. Pek çok masum insan hayatını kaybetti ve yerinden oldu, halen insan güvenliği açısından korkudan ve yokluktan kurtulmak gibi temel konulardan yoksunlar. ANAHTAR KELİMELER: Somali'de İnsan Güvenliği, İnsan Güvenliği, Somali İç savaşı, Somali'de Kıtlık Nedenleri, Somali Devletinin Çöküşü
  • Master Thesis
    Suriye İç Savaşında Kadınların Durumunun Feminizm ve Feminist Güvenlik Yaklaşımı Açısından Değerlendirilmesi
    (2018) Biçer, Gülşah; Ünal, Hasan
    1980'li yıllara kadar realist düşünce temelinde söylemlerini geliştiren uluslararası ilişkiler disiplini 80'lerden sonra birçok eleştiriye maruz kalmış ve disiplinde eleştirel söylemler artmaya başlamıştır. Feminizm de bu dönemde disiplin içinde yer almaya başlamıştır. Eleştirel söylemlerle toplumsal cinsiyet kavramının disipline girmesi, yüksek politika ve alçak politika ayrımının, savaş, barış, devlet, güvenlik gibi kavramların tartışılmasına olanak sağlamıştır. Bu açıdan özellikle kadının güvenlik alanında görünür kılınmaya çalışılması ve kadın deneyimlerinin ciddiyetle değerlendirilmesi, uluslararası ilişkiler disiplininin güvenliğe farklı bir açıdan bakmasını sağlamıştır. Bu durum disiplinin maskülen yapısının sorgulanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada feminizm kavramı, uluslararası ilişkiler disiplinine girişi, disiplinin kavramlarını değerlendirmesi ve feminist güvenlik yaklaşımı incelenecektir. Bu bakış açısı perspektifinde Suriye İç Savaşı'nda kadınların durumunun, feminist uluslararası ilişkiler ve feminist güvenlik yaklaşımı açısından değerlendirilmesi yapılacaktır. Değerlendirme feminist düşüncenin de titizlikle üstünde durduğu üç konu üzerine gerçekleştirilecektir. Bu konular: savaş ve iç savaş ortamında kadınların şiddetin hedefi haline gelmesi, kadınların çatışmalara katılımı ve kadınların barış görüşmelerine siyasi katılımının sağlanmasıdır.
  • Master Thesis
    Neo-realist perspektifde Amerika ve İsrail'in 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası Ortadoğu'daki güvenlik ilişkileri
    (2020) Kızılkaya, Menifer; Orhan, Duygu Dersan
    ABD ve İsrail arasındaki ittifak Ortadoğu'nun bugünkü dinamik yapısının oluşmasına etki eden en önemli konjonktürlerin başında geliyor. Ortadoğu gerek konumu itibariyle, gerekse zengin kaynaklarından ötürü geçmişten bugüne kadar büyük güçlerin ilgi odağı olmuştur. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Amerika bu bölgede ki çıkarlarını korumak adına birçok politika geliştirdi. Bunların başında Sovyetler Birliğinin ve Arap ulusçuluğunun bölgedeki yayılmasını önlemek adına İsrail'i caydırıcı bir aktör olarak gördü. İsrail de yeni bağımsızlığını elde etmiş bir devlet olarak Amerika'yı kendi güvenliğini sağlaması için garantör olarak gördü. İkili arasındaki ittifak özellikle 9/11 terör saldırılarından sonra Ortadoğu siyasetine yeni bir ivme kazandırdı. 11 Eylül terör saldırısı ikili arasındaki ittifak bağını güçlendirmekle birlikte, Ortadoğu siyasetine kendi çıkarları doğrultusunda yön vermelerini sağladı. Özellikle teröre karşı mücadele etiketi altında ve İsrail Lobiciliğinin etkisiyle de Irak'ın işgalini gerçekleştirdiler. İkili arasındaki ittifak 2006 İsrail-Lübnan savaşında da devam etti. Amerika ve İsrail arasında ki ittifak her ne kadar çıkarlarının uyuşmasına dayansa da, ayrıştıkları noktalarda vardır. 2011 de meydana gelen Arap Baharı ikili arasındaki ittifakın çözülmesine sebebiyet verdi. Bunun yanında ikili arasında, Filistin sorunu, Amerika ve Iran arasındaki JCPOA antlaşması ikili arasındaki ittifakın çözülmesini derinleştirdi. Trump yönetimiyle Obama dönemindeki ikili arasındaki ayrışma tekrar uyuşmaya yönelik bir boyut kazandı. Anahtar Kelimeler: İttifak Birliği, Ortadoğu, 9/11 terör saldırıları, ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki çıkar, güvenlik ve tehdit anlayışları.
  • Master Thesis
    Kritik Durumlarda Tercümanların Karşılaştığı Zorluklar: Irak'ın İşgal Edildiği Dönem
    (2019) Abdulmunem, Abdulrahman; Altay, Ayfer
    Bu araştırmada Irak işgali sürecinde Amerikan ordusu ve müttefikleri gibi yabancı askeri kuvvetlerle birlikte çalışan Iraklı yerel tercümanların karşılaştığı kritik durumlar ve yaşadığı zorluklar irdelenmektedir. Bu tercümanların işe alınmalarından itibaren yaşamları, misafir oldukları ülkelerdeki diasporaları ve başka ülkelere yerleştirilmeleri gibi konularda bu araştırmanın konusuna dahildir. Bu araştırma, o dönemde bu alanda çalışmanın ne denli zor olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma ayrıca Iraklı yerel tercümanların kendi yaşamlarından ve ailelerinin yaşamlarından endişe ederek nasıl korku içerisinde yaşadıklarını ve bu tercümanların nasıl hayatlarını kaybettiklerini ve de ölüm, suikast, zulüm, kaçırılma ve yerinden yurdundan olma gibi zorluklarla karşılaştıklarını göstermektedir. Bu araştırma ayrıca Iraklı yerel tercümanların tüm temel haklarını elde edemediklerini ve bunların çoğunun yüklenici şirketlerin yaptıkları hatalar dolayısıyla ve de bu tercümanların işe alımı konusundaki yanlış politikalar dolayısıyla onurlu bir yaşam sürdürme haklarını kaybettiklerini göstermeye çalışmaktadır. Bu itibarla, Iraklı yerel tercümanlar ile yapılan görüşmelerde savaş bölgesinde çalışacak tercümanların işe alımında birçok değişiklikler ve reformların yürürlüğe konulması gerektiği ve tüm işe alım süreçlerini uluslararası hukuka tabi olması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tercüman, Irak Savaşı, Sözleşmeli Tercümanlar, Tercümanları Hedef Alma, Tercümanların Hakları
  • Master Thesis
    Avrupa Güvenlik Anlaşmaları Çerçevesinde Güney Kafkasya Bölgesi için Bir Çözüm Modeli
    (2014) Otabatmaz, Tolga; Karasar, Hasan Ali
    Güney Kafkasya bölgesinde çıkan çatışmaların asıl sebebi tarihi anlaşmazlıklar, bölgenin jeostratejik ve ekonomik önemidir. Kafkasya'da silahlı çatışmalar şu anda sona ermiş olmakla beraber bölgede güvenlik meselesi halen büyük bir problemdir. Avrupa'da güvenliği sağlamak maksadıyla anlaşmalar-Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA), Viyana Belgesi-2011 (VB-11), Açık Semalar Anlaşması (ASA)-imzalanmış ve bu anlaşmalar NATO ile eski Varşova Paktına üye ülkeler arasında güvenliği ve güç dengesini sağlamışlardır. Fakat söz konusu anlaşmalar Güney Kafkasya bölgesinde güvenliği sağlayamamışlardır. Güney Kafkasya'da güvenliği sağlamak için yapılabileceklerden birisi de anlaşmaları zaman içinde ortaya çıkmış olan güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözden geçirerek düzenlemektir. Anlaşmaların ne şekilde gözden geçirilerek düzenleneceği ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirileceği konusu önemini korumaktadır. Bu çalışmada Avrupa'da askeri anlamda güvenliği sağlamak maksadıyla imzalanmış olan anlaşmaların Güney Kafkasya bölgesinde güvenliğinin sağlanmasında neden başarısız olduklarının sebepleri ve çözüm yolları ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Güney Kafkasya 2. AKKA 3. VB-11 4. ASA 5. Çözüm modeli
  • Master Thesis
    Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Stratejilerinin Uzay Güvenliğine Etkisi
    (2023) Çalışkanlar, Ferah Dilek; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Uzay; BM tarafından düzenlenen ve birçok ülkenin altına imza attığı uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış ve genel olarak dünyanın ortak malı kabul edilmiştir. ABD başlangıçta bu çalışmalar içinde yer alsa da 1960'lı yıllarda SSCB'nin uzay kabiliyetleri kendi kabiliyetleri ile yarıştığında ya da geçmeye başladığında kendini tehdit altında hissetmiş ve BM'nin uzay hakkındaki bazı düzenlemelerini kabul etmemiştir. O yıllarda ABD'nin Ay'a astronot indirmesiyle mutlak üstünlük temin edilmiş ve uzay temelinde dünyayı yeni bir savaşa sürükleyecek bir olay yaşanmamıştır. Günümüzde ise başta Rusya ve Çin olmak üzere rakip ülkelerin uzay alanındaki çalışmaları ABD'yi tedirgin etmektedir. Bu yeniden alevlenen rekabetin uzayı bir çatışma alanına döndürüp döndürmeyeceği uluslararası ilişkiler bağlamında önemli bir sorunsaldır. Bu çalışmada, ABD'nin ulusal güvenlik uzay stratejilerinin uluslararası boyutta devletler üzerindeki etkisinin tehdit ve caydırıcılık bakımından önemi, ABD'nin uzayda tek başına hareket etmesini engelleyecek uluslararası bir dengenin olmasının ve uzayın silahsızlandırılmasının dünya için gerekliliği, geliştirilen uzay savunma sistemleri ve bunların atmosfer ötesine taşınarak uzayı yeni bir savaş cephesine dönüştürme girişimleri nitel araştırma yöntemleri kullanılarak tarihi anlaşmalar doğrultusunda incelenmiş, ABD başkanlarının uzay alanındaki ulusal güvenlik stratejileri incelenerek, ABD liderliğinde uzayın askerileştirilmesi engellenmez ise dünya için oluşabilecek tehdit ve yaratabileceği tahribat tartışılmıştır.