12 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 12
Master Thesis Sosyal faktörlerin Jane Eyre, David Copperfield ve Great expectations başlıklı eserlerdeki karakterler üzerindeki etkisi(2019) Rashid, Mohammed; Aras, GökşenBu tez, sırasıyla Jane Eyre, David Copperfield ve Great Expectations başlıklı eserlerdeki üç ana karakterin davranışlarını analiz etmektedir. Tez, sosyal etki teorisini Stanley Milgram, Solomon Asch ve Muzafer Sheriff gibi psikologların deneylerinde incelenen faktörler doğrultusunda incelemektedir. Tez, bu faktörlerin kahramanların davranışları, kararları, eğitimleri, evlilikleri ve tutumları üzerindeki etkisini göstermektedir. Üç kahraman Jane, David ve Pip, sosyal etki teorisinin neredeyse aynı faktörlerinin etkisinden muzdariptir. Yukarıda bahsedilen üç roman, birinci şahıs anlatısında yazılmıştır ve faktörlerin etkisi, karakterlerin erken çocukluk döneminde başlamaktadır. Jane Eyre'de başkahraman, davranışlarını Gateshead normlarına uyarlamakta zorluklarla karşılaşır. Jane, bağımsız bir kimlik, cinsiyetler arasında eşitlik, iyi bir eğitim ve kariyer düşlemektedir. Sosyal etki teorisinin faktörleri, Jane'in hedeflerine giden yoldaki temel engeller haline gelir. Sadece başkahramanlar değil, romandaki karakterlerin çoğu da, sosyal etki teorisinin, itaat, uyum, sosyal sınıf ve sosyal değişim gibi faktörlerinden etkilenmektedir. David Copperfield'da, başkahramanın yaşamı üvey babası Bay Murdstone tarafından alt üst edilir. David, mülkünü, eğitimini, güvenliğini, özgürlüğünü ve annesinin sevgisini üvey babasının gelmesiyle kaybeder. Uzlaşamaması nedeniyle, Murdstone'un normlarına uyamaz. Bu nedenle, evden de gönderilir. David'in davranışları iyi ve kötü melek Steerforth ve Agnes nedeniyle etkilenmektedir. Great Expectations başlıklı eserde de Sosyal sınıf faktörlerinin etkilerini görmek mümkündür. Pip'in hayali, Estella'yla aynı sınıfta olabilmektir. Sınıf kavramı, Pip'in eğitimini, evliliğini ve tutumlarını etkilemektedir. Bu tez, sosyal sınıfın, karakterlerin davranışlarını ve kararlarını nasıl değiştirdiğini göstermektedir. Buna ek olarak, sosyal sınıfın ilişkileri kurmadaki büyük rolü ve üst sınıftan insanların alt sınıftaki insanlara nasıl davrandıkları adı geçen romanlarda incelenmektedir. Ayrıca, adalet konusu üç romanda ayrıntılı olarak tartışılmakta, adaletin sosyal etki teorisi faktörü tarafından ve özellikle sosyal sınıf tarafından nasıl ihlal edildiği gösterilmektedir.Master Thesis Anxiety and Its Stimuli in the Protagonists of Thomas Hardy's Tess of the D'urbervilles and Charles Dickens' Great Expectations: a Study From a Psychological Perspective(2017) Hammadi, Omar; Aras, GökşenBu tez, İngiliz edebiyatının iki ana karakteri, Tess of the D'Urbervilles'deki Tess ve Great Expectations'daki Pip'i incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Freud'un endişe kavramı ve savunma mekanizması ve bu kavramların eserde nasıl yansıtıldığı analiz edilmektedir. İki karakter, bu tezde de gösterildiği gibi, belirli davranış ve tutumları açısından hem benzer hem de farklıdır. Örneğin, ikisinin de sorunlarla dolu çocuklukları ele alınmıştır. Tess, erkek egemen dünyaya adımının, kardeşleri için mükemmel bir fırsat olduğuna inanmaktadır. Karakterlerin bakış açısı incelendiğinde, ilgili eserlerdeki diğer karakterlerden daha fazla duygusal oldukları görülür ve bu durum okuyucuların psikolojik kaygı kavramını ve bu kavramın Freudcu kaygı anlayışındaki olası yansımalarını görmelerini sağlar. Karakteri psikolojik açıdan tanımlayan bu hikayede, ana karakter Tess, John ve Joan Durbeyfield'in en büyük çocuğu ve son derece fakir bir ailenin üyesidir. Papaz Tringham ile kazara gerçekleşen bir karşılaşmada, tüm ailenin yaşam biçimi değişir ve papaz John'un ailesinin 'Urbervilles`in şövalye geleneğinden gelen köklü soyunun kalan son temsilcisi' olduğu ortaya çıkar. Great Expectations, ana karakteri Pip'in çocukluğundan olgunluğa geçiş hikayesine odaklanmaktadır. Great Expectations, ana karakterin bağımsızlığı ve iç dünyasında yaşananları yansıtmaktadır. Bu tezde, Pip'in hayatı, Freud'un endişe kavramı açısından incelenmektedir. Pip, herhangi bir erkek çocuğunun başarabileceğinden daha fazlasını istemektedir. Great Expectations'da ahlak, sevgi, para ve sosyal statüden kaynaklanan çelişkiler bulunmaktadır. Bu faktörler, birinci şahıs anlatıcısı Pip'in zihinsel yolculuğunun analiz edilmesine olanak sağlamaktadır. Tezde, romanın ana karakteriyle ilgili bu konuların, kaygıyla ilgili sorunlara ait olduğu vurgulanmıştır. Çalışma aynı zamanda farklı nedenlerden ortaya çıkan çeşitli kaygı düzeyleri, onların farklı yaşlar üzerindeki etkileri ve bu karakterleri, bu psikolojik sorun karşısında daha savunmasız hale getiren çeşitli faktörlere ilişkin bir değerlendirme sunmaktadır. Tez, okuyucunun bu karakterlerin yaşamında yer alan endişenin farklı aşamalarını anlamasını sağlar. Aynı zamanda yazarların, bu karakterlerdeki benzer ve farklı psikolojik bakış açılarını kullanımını yansıtır. Çalışmada, bu karakterlerin yaşamlarında, ailelerinde, maddi durumlarında, problemlerinde ve önemsedikleri meselelerde farklılıkları olduğunu fakat endişeye karşı geliştirdikleri tutumlarında benzerlikler olduğu tartışılır ve farklı durumlara karşılık veriş biçimleri, Freud'un derslerinde ortaya koyduğu fikri yansıtır. Bu tez, bu iki ana karakterde endişeye katkıda bulunan farklı faktörler olduğu sonucuna varır. Ancak, bu iki eserin sonucuna bakıldığında, merkezlerindeki karakterlerin deneyimlerinden farklı şeyler öğrendikleri görülür.Master Thesis The Legend of (patriarchally) Good Women: an Analysis of Gender Discrimination(2017) Hakman, Ekmel Emrah; Gültekin, Azade LerzanGeoffrey Chaucer, İyi Kadınlar Destanı isimli eserinin Önsöz'ünde, daha önceki eserleri kadın karşıtı olduğu için aşk tanrısı Cupid tarafından cezalandırıldığını ve kadınları hak ettikleri gibi iyi gösteren bir eser yazması gerektiğine dair bir rüya gördüğünü belirtir. Bu açından İyi Kadınlar Destanı, feminist çalışmaların ilk örneklerinden biri ve Chaucer'ın önceki eserlerinde ortaya koyduğu kadın düşmanlığına dair özür olması beklenir. Ancak çeşitli nedenlerle İyi Kadınlar Destanı'nın bu işlevi yerine getirmediği görülmektedir. İyi Kadınlar Destanı, klasik edebiyattan alınmış on kadının hayatını aktaran dokuz destandan oluşur. Bu karakterler Kleopatra, Thisbe, Hypsipyle, Medea, Lucretia, Ariadne, Philomela, Phyllis, and Hypermestra'dan oluşmaktadır. Ancak, Chaucer'ın seçtiği bu isimler, bizzat Önsöz'ünde belirttiği şekilde kadınları olumlu biçimde gösterecek bir içerik ortaya koymamaktadır. Söz konusu kadınların hayatlarından seçilen olaylara dair ortaya koyduğu aktarımlar, kadınların iffetli ve erkeklere kıyasla eşit derecede iyi ve zeki olduklarına dair bir tablo sunma konusunda Chaucer'ın başarısız olduğu sonucuna varmamıza sebep olmaktadır. Bu tablonun aksine, Chaucer'ın tasvirleri, kelime seçimleri ve İyi Kadınlar Destanı'ndaki kadınların hayatlarını mahveden erkekleri eserine ekleme biçimi, Chaucer'ın ataerkil cinsiyet rollerini destekleyen ve dolayısıyla yine kadın karşıtı bir eser yarattığına işaret etmektedir. Günümüz feminist yaklaşımlarını bir 14. yüzyıl eserine uygulamak pek mümkün olmadığı için bu tez, söz konusu on kadına dair diğer tarihsel aktarımlarla İyi Kadınlar Destanı'nın karşılaştırılmasına da yoğunlaşmıştır. Ek olarak, Christine de Pizan'ın yazdığı ve İyi Kadınlar Destanı ile çağdaş sayılabilecek bir eser olan Le Livre de la Cité des Dames ile yapılan karşılaştırma, iki eserin beş ortak karaktere sahip olması nedeniyle tez konusunun desteklenmesine katkı yapmıştır. Bu tez, Geoffrey Chaucer'ın eserde açıkça belirttiği amaca rağmen, İyi Kadınlar Destanı'nın ataerkil sosyal normlar ve cinsiyet rollerini güçlendiren bir eser olduğu sonucuna varmıştır.Master Thesis George Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler Adlı Romanlarında Mutluluk ve Özgürlük Arayışı(2015) Keleş, Aybike; Aras, GökşenBu tezin amacı, Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler adlı romanlarındaki kadın karakterlerin toplumun kısıtlamalarına rağmen kendi yöntemleriyle nasıl özgürlük ve mutluluğa ulaşmaya çabaladıklarını göstermektir. Giriş bölümünde Viktorya Döneminin kültürel ve tarihsel özellikleri, cinsiyet rollerine ilişkin bilgiler verilmiştir. Gelişme bölümünde bu bahsedilen bilgiler ışığında romanlar analiz edilmiş ve yazarların kısa özgeçmişlerine yer verilmiştir. Adı geçen yazarlar, kadın karakterlerinin toplumdaki inançlara, geleneklere ve değerlere karşı isyanlarını göstermişler ve karakterlerin intiharlarını bir çığlık olarak yansıtarak toplumdaki susturulmuş kadınlar için yeni olanaklar ve önemli değişikler yaratmayı amaçlamışlardır. Anahtar Sözcükler Toplum, Ataerkillik, Değerler, Beklentiler, GelenekselMaster Thesis Margaret Atwood'un Surfacing ve Doris Lessing'ın The Cleft Başlıklı Eserlerinin Ekofeminist Yaklaşımla İncelenmesi(2017) Hani, Hani; Aras, GökşenBu tez, Margaret Atwood'un Surfacing ve Doris Lessing'in The Cleft adlı eserlerindeki kadın, doğa ve ataerkillik arasındaki ilişkiyi ekofeminist yaklaşımla incelemektir. Bu çalışma, kadına ve çevreye karşı kötü muameleleri birlikte ele alarak, ataerkil yapıların bu koşulları nasıl meydana getirdiğini ele alır. Ekofeminizm kadının ve çevrenin değersizleştirilmesi arasında bir paralellik olduğunu ileri sürer. Bu çalışma ekofeminizmin tarihsel gelişimini ve bu kuramın dayandığı ilkeleri inceler. Bu çalışma aynı zamanda ekofeminizm ile benzer ideolojik özellikler taşıyan feminizm ve ekokritisizm gibi kuramlar arasındaki bağlantıları da ele alır. Bu çalışma ataerkil güçlerin ve yapıların, erkekleri kayırmak amacıyla yapılan çarpıtılmış kültürel değişimlerin sonucu olduğunu ortaya koyar. Bu güçler ve yapılar, erkeklerin daima kadın ve çevreye göre öncelikli olduğunu vurgular. Bu ataerkil benmerkezcilik kadın ve çevrenin istismar edilmesine yol açmaktadır. Üzerinde çalışılan iki roman karşılaştırmalı bir platformda ele alınmıştır ve bu romanlarda kadın, doğa ve ataerkillik gösterimlerinin arasında benzerlikler olduğu keşfedilmiştir. Ataerkillik üzerinde çalışılan bu romanlarda benzer araçları kullanarak kadın ve çevreyi istismar etmektedir. Bu çalışma ataerkil yapıların kadın ve çevreye saygı duyacak bir biçimde yeniden yapılandırılması gerekliliğini vurgulayan ekofeminist yaklaşımın sözü geçen romanlarda nasıl yansıtıldığını ortaya koymaktadır.Master Thesis Totalitarizmin William Golding'in Sineklerin Tanrısı, George Orwell'in Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört Romanlarına Yansıyan Etkileri(2015) Özçelik, Kaya; Aras, GökşenBu çalışma, William Golding'in Sineklerin Tanrısı (1953), George Orwell'in Hayvan Çiftliği (1945) ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1949) romanlarını ele alarak, totalitarizmin gelişimini ve bireyi insani değerlerinden uzaklaştırma ve toplumda huzursuzluğa yol açma gibi toplumun birliğini bozan zarar verici etkilerini üç temel safhada incelemeyi amaçlamaktadır. Yirminci Yüzyılda var olan Totalitarizm ile Faşizm 1922-1975 dönemine sığdırılabilir. Bu dönem Mussolini ile başlar, Hitler ve Stalin ile devam eder, ve en son Franco'nun ölümüyle sonlanır. Bu diktatörlerden Mussolini, Hitler ve Franco hem faşist hem de totaliter olarak kabul edilirken, Stalin ise sadece totaliter lider olarak kabul edilmektedir. Bu diktatörler Totalitarizmi halkın üzerinde benzer ideallerini ve güçlerini kullanarak, fikir aşılama ve manipülasyon yöntemleriyle korku ve terör yayarak kendi menfaatlerine yönelik mutlak ve merkezi bir kontrol sağlayan, yıkımdan başka hiçbir şeye yaramayan ya da ideallerin kaybolmasına neden olan bir yönetim şekli olarak tanıttılar. Bu dönemde, bireyler her yönüyle ifade ve düşünce özgürlüklerinden mahrum bırakılarak insanı değerlerinden uzaklaştırılmış ve 'halk için devlet' olan kavram, kendi menfaatlerine hizmet eden yasaklar koymak ya da baskı kurmak için 'devlet için halk' kavramı olarak değiştirilmiştir. Bu dönemde, huzur vaat eden idealler, yönetimi ele geçirmek için suistimal edilmiş, totaliter yönetimi güvence altına almak için terör ve korku ortamı yaratılmış, milyonlarca kişinin ölümüne sebep olunmuştur. Bu romanlarda, William Golding ve George Orwell Yirminci Yüzyıl totalitarizmine dayanarak Totalitarizmin nasıl kurulduğunu, korku, manipülasyon ve terörle nasıl devam ettirildiğini sert bir dille eleştirmişlerdir. Bu çalışma, bir giriş, beş ana bölüm ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, eleştirmenlerin görüşleri ışığında Totalitarizmin yirminci yüzyıl İngiliz romanındaki yeri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler:Totaliter karşıtı edebiyat, Totalitarizm, Faşizm, Distopya, KapitalismMaster Thesis Edith Sitwell'in Şiir ve Müziği: Bireysel Yeteneğe Meydan Okumak(2017) Ünal, Olga; Elbir, NüketEdith Sitwell'in şiirlerini tez konusu olarak seçmemin nedeni öncelikle şiire olan ilgim ve sevgim ve Sitwell'in kişiliğine ve sanatına hayranlığımdır. İkinci nedeni, modernizme ve deneysel edebiyata olan ilgimdir. Son olarak, avant-garde edebiyatını derinden incelemek ve anlamak arzusudur. Çalışmamın amacı, Edith Sitwell'in şiirinde müziğin anlamını ve önemini araştırmak ve anlayabilmektir. Bu amaca ulaşmak için, Sitwell'in 1910'tan 1940'lara kadar yazdığı şiirlerinin çoğunu inceledim ve dönemin sosyal, kültürel ve tarihi bağlamını analiz ettim. O dönem içirişinde hem modernist müzikte hem de edebiyatta önemli yenilikleri ana hatlarıyla belirttim ve Edith Sitwell'in müziğe düşkünlüğünü nedenini açıkladım. Sitwell şiirleri halka sunmak için tiyatro ve görsel öğeler kullanmaya modernist 'sanat birliği' kavramından ilham aldı. Deneyinin bu kısmı şairin kendi sesine ve bir müzik eşliğinde okunan eğlenceli bir şiirinin yaratılmasına yol açtı. Çok sayıda kitap, tez hazırlığı ve eleştirel makale okumuş olarak, Sitwell'in şiir ve müziği eserlerinde sadece kelime ve sunma düzeyinde değil aynı zamanda geleneksel olmayan sayaç, ritim ve belirli kelimelerin kalıbı seçimi düzeyinde ( ünlüler ve ünsüzlerin kombinasyonu) birleştirdiğini de belirttim. Şiirlerinin yapısı, tipik bir modernist müzik parçasının yapısına benzemektedir. Şairin müzik ve şiiri birleştirme girişiminde bulunduğunu, bu özelliğin onun avant-garde sanatının bir parçası olduğu sonucuna ulaştım. Bu yöntemi seçmesinin nedenlerin arasında, Edith Sitwell'in köklü bir aristokrat aileye ait olması, eğitimi ve kişisel nitelikleri sayılabilir. Elbette yirminci yüzyılın başında, Sitwell'e, ahlak ve insanın doğası hakkında yeni estetik biçimlerde sanat eserleri üretmek için ilham veren esas kültürel neden, değişimin boyutudur. Araştırmamın önemi, Edith Sitwell'in bireysel yeteneklerinin ve İngiliz ve dünya avant-garde deneysel şiirinin üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Üstelik çalışma, modernist edebiyatı istediğim seviyede anlamamda ve genel olarak edebi bir deneyin amacını ve önemini kavramında yardımcı olmuştur.Master Thesis Ondokuzuncu Yüzyıl Britanya Romanında Marxist Açıdan Sınıf Mücadelesi: North And South, Middlemarch And The Way We Live Now(2017) Riaz, Adnan; Tekin, Kuğu; Tekin, Kuğu; Tekin, Kuğu; Department of English Language and Literature; Department of English Language and LiteratureBu tez, Gaskell'ın North and South, George Eliot'ın Middlemarch ve Anthony Trollope'un The Way We Live Now kitaplarındaki sınıf çatışmasını çalışmayı amaçlamaktadır. Tez özellikle, Karl Marx'ın fikirlerinin, ekonomik aktivitelerde ve üretimdeki mevcut değişimler yüzünden değişime eğilimli olan sınıf çıkarları ve sınıf gerilimi üzerine uyarlanmasına odaklanmaktadır. Sınıf ilişkilerini ve sahip olunup/ sahip olunmayanları etkileyen kurumsal, dini ve politik gelişmeleri içeren problemlere dair bu kitaplardaki fikirlerin şekil almasıyla ilgili fikirler paylaşmaktadır. Aynı zamanda, kendine bir yer edinmiş yazarların eğilimleri ve bahsedilen kitaplardaki açık şekilde belirtilmiş ya da ima edilmiş fikirleri analiz edilmektedir. Marx'ın fikirleri sosyal yapıdaki her hangi bir hareket için atış rampası işlevi gören 'Base' e dayandığı için, tez 'para' ve 'güç' kavramlarının bu kitaplardaki zaman dilimindeki diğer sosyo-kültürel aktiviteler üzerindeki etkisine aynı lenslerden bakar. Bahsedilen yönlere Marxist eleştiriler açısından bakılacaktır. Teorik bölüm, tezin ileri kısımlarındaki detaylı bir biçimde tartışılan bölümlere göre Marxist fikirleri incelikle anlatmaktadır. Çalışma, ekonomik faktörlerden etkilenen din, politika, kültür ve aile yaşamı gibi başlıkları içermektedir. Bu tezde çalışılan/ incelenen kitapların üçü de 21 yıllık bir zaman diliminde basılmıştır. Üç yazarın ana amacı zamanlarının sosyal, ekonomik ve politik meseleleridir ve sınıf çatışması, materyalizm ve yükselen kapitalizm gibi ortak temaları o zamanın tam bir resmini çizmekle kalmaz aynı zamanda da tarihi yeniden canlandırır. Görüldüğü gibi roman türünün ortaya çıkması ve yaygınlaşması sanayicilik ile kesişmektedir. Denilebilir ki, insan gücünü, ahlaki değerleri ve etiği ikincilleştiren güçlü ekonomik patlama, yeni sınıf oluşumlarına sebebiyet vermiştir. Son olarak, sınıf mücadelesi, ona bağlı etkiler ve kapitalin manipüle edici gücü tezin son bölümünde kanıtlanmaktadır.Master Thesis Dickens'ın Oliver Twist ve David Copperfield Romanındaki Çocuk İşçiler(2015) Sharaf, Salim Younus Abdullah; Gültekin, Azade LerzanBu tezin amacı Charles Dickens'ın Oliver Twist(1837- 1839) ve David Copperfield (1850) romanlarında ifade edildiği gibi sanayi çağındaki sosyal değişiklikleri, çocukların ıstırapları ve çocuk işçileri analiz etmektir. Sanayi Devrimi, bir el işi ve tarımsal yaşam biçiminden 1760 ve 1840 yıllarındaki dönemi kapsayan sanayi ve makine üretimine dayanan sanayileştirilmiş topluma geçişten bahsetmektedir. Sanayileştirme özellikle İngiltere'de olmak üzere çoğu ülkede pamuk üretimi ve kıyafetler ile başlamıştır. Bu da varoşlarda ve kalabalık alanlarda yaşayan insanların şehirlere göç etmelerine sebep olmuştur. Kadınlar ve çocuklar bu dönemde çok az maaşlar ile çok zor çalışma ortamlarında istihdam edilmiştir. Fabrika sahipleri büyük sosyal hiyerarşiye sebep olan üstün pozisyonlarını korumak için ellerinden geleni yapmışlardır. Bu romanlarda, Charles Dickens fakir çocukların nasıl çalıştırıldıklarını, suistimal edildiklerini, sömürüldüklerini ve eğitimden uzaklaştırıldıklarını ve sınıf farklarına dayanan kapitalist sistemin, sosyal merdiveni devam ettirmek için her şekilde zulüm yaptığını anlatarak eleştirmiştir. Bu tez bir giriş, iki ana bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, sanayi devriminin sosyal ve tarihsel içeriği açıklanmıştır. Çocuk işçiler ve tarihi geçmişi ile ilgilenmektedir. Ayrıca Victoria Toplumu ve Sınıf Ayrımı,çocuk işçiler ve Victoria romanları bağlamında Victoria dönemine odaklanmıştır. Bölüm II'de, Charles Dickens'ın Oliver Twist (1837-1839) romanı çocuk işçiler ile Marx ve Engels kaynak alınarak analiz edilmiştir. Bozuk sistemde çocukların çalıştırıldığı, sömürüldüğü ve suistimal edildikleri savunulmuştur. Islah evlerinin çocukların kötü koşullarda olmasının sebebi olduğu açıktır. Bölüm III'te, Dickens'ın David Copperfield romanı çocuk işçiler ve Marx ve Engels kaynak alınarak analiz edilmiştir. Bu tür sömürünün ve çocuk işçilerin, sömürülerin ve çocuk suistimallerinin kapitalist sistemin kötü sonuçları olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca zengin insanların sosyal pozisyonlarını korumak için her olanağı değerlendirdikleri kapital toplumdaki sınıflar arasındaki yaşam koşullarında arasında büyük farklılıklar olduğunu onaylanmıştır. Sonuçta, endüstriyel devrimin, çocukların çalıştırılması ve tecavüz edilmesi ve fakir kişilerin büyük şehirlere göç ederek gecekondu mahallelerinde ve kalabalık alanlarda yaşamaları gibi fakir insanların yaşamı üzerinde pek çok kötü sonuçları olmuştur. Dickens iki romanında, etkilenmiş ve uzun saatler boyunca kötü şartlar altında çalışmaktan dolayı eğitim almamış olan anne babalarından ayrılmış olan fakir çocukların acılarını çizmektedir. Diğer roman yazarları ile karşılaştırıldığında, kendisi bu konuları daha iyimser bir biçimde çizmektedir. Anahtar Kelimeler:Çocuk işçi, Sanayi Devrimi, Sınıf Farkı,Çalışan Sınıf,BurjuvaMaster Thesis Bir Yaz Gecesi Rüyası, Nasıl Hoşunuza Giderse ve Onikinci Gece Oyunlarındaki Bakhtinsel Karnaval Ruhu: Zaman-mekan İlişkisi, Rol Değiştirme, Güldürü, Parodi ve Grotesk İmgeleme(2015) Şen, Nigar; Adanur, Evrim DoğanWilliam Shakespeare'ın Bir Yaz Gecesi Rüyası (1595-96), Nasıl Hoşunuza Giderse (1599-1600) ve Onikinci Gece (1599-1600) adlı romantik komedileri, Mikhail Bakhtin'in teorisine uygun olarak mevcut dünya düzeninin ve geleneklerinin tersine çevrilmesini öngeren karnaval ruhunu yansıtır. 'Halk mizahı' geleneğine dayanan Bakhtin'in karnaval anlayışı, dünya düzenine yeni bir bakış açısı getirir. Bahsedilen üç oyun 'rol değiştirme,' 'zaman-mekan ilişkisi,' 'parodi' ve 'grotesk imgeleme' gibi karnaval kavramlarıyla ilişkilendirilip çözümlendiğinde, oyunlardaki karnavalesk bağlamda alışılagelmiş düzenin temsilcilerinin güldürü amacıyla yapılan taklitleri, taklitlerinin asıllarının yerini alması ve bozuk ya da garip vücut şekilleri gözlemlenir. Bu durum, oyunlarda dogmalara karşı olan ve doğrunun göreceli olduğunu gösteren bir karnaval dünyası oluşturur. Bu karnaval bağlam, mevcut hierarşik düzenin kurallarını geçici olarak kaldırıp yeni bir dünya görüşü sunar. Bakhtinsel karnaval bağlam ve arka plandaki şenlikler, rol değiştirme, parodi ve grotesk imgelemelerle birlikte oyunlarda temsil edilen otoriter düzene karşı farklı bir dünya algısı ortaya koyar. Bu üç romantik komedideki karnaval bağlamı, mevcut kural ve gelenekleri bozar fakat aynı zamanda otoriter güçlerin ve ilkelerin üzerinde yapıcı etki bırakır. Anahtar Sözcükler: William Shakespeare, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Nasıl Hoşunuza Giderse, Onikinci Gece, Bakhtin, Karnaval Teorisi
