51 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 51
Master Thesis Kuruluşundan Günümüze Nato'nun Dönüşümü ve 2022 Stratejik Konsepti Bağlamında Türkiye'nin Önemi(2025) Sevim, Ali; Orhan, Duygu DersanBu tez, NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti çerçevesinde, değişen bölgesel ve küresel jeopolitik gelişmeler ve güvenlik ortamı ışığında Türkiye'nin İttifak içindeki artan stratejik önemini incelemektedir. Bu temelde, NATO'nun kuruluşundan itibaren geçirdiği stratejik dönüşüm, ittifakın genişleme stratejileri, karşı karşıya kaldığı yeni güvenlik tehditlerine yönelik geliştirdiği misyonlar ve ortaya koyduğu hedefler, Türkiye'nin NATO'nun misyonlarına bugüne kadar yaptığı katkılar, NATO'nun Türkiye'ye sağladığı katkılar, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve milli savunma sanayindeki gelişmeler analiz edilmiştir. Bu temelde tez, NATO'nun ikinci büyük askeri gücü olmasının ötesinde, sahip olduğu benzersiz jeostratejik konumu, terörle mücadele, enerji güvenliği ve düzensiz göç gibi tehditlerle mücadeledeki başarısı, bölgesel ve küresel istikrarın sağlanmasındaki kilit rolü ve her geçen gün artan milli savunma yetenekleri ile Türkiye'nin NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti hedefleri için vazgeçilmez hale geldiğini savunmaktadır. Türkiye'nin İttifak içindeki artan bu önemi, sahip olduğu güçlü ordusu, Rusya-Ukrayna savaşında ortaya koyduğu istikrarlı ve kararlı çabaları ile ABD'de gerçekleşen politik değişimin etkisiyle ortaya çıkan politik değişim ve belirsizlikler neticesinde başta, NATO Genel Sekreteri olmak üzere ABD'li ve Avrupalı siyasetçiler tarafından da teyit edilmektedir. Sonuç olarak bu tez, NATO-Türkiye ilişkilerinin geleceğinin stratejik iş birliği ve gelişen siyasi dinamikler arasında karşılıklı bağımlılık çerçevesinde bir denge ile şekilleneceği sonucuna varmaktadır. Türkiye'nin ayrılmaz rolünün kabul edilmesi ve bu doğrultuda İttifak'ın adil ve tutarlı bir kolektif savunma sağlaması, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği için hayati önem taşıyacaktır. Bu tez, Türkiye'nin NATO içindeki konumunun bölgesel ve küresel barış ve istikrarın tesis edilmesinde belirleyici bir faktör olduğu hipotezini desteklemekte ve Türkiye'nin tam katılımı olmaksızın NATO'nun Yenilenen Jeostratejik Dönemi zorluklarına yanıt verme yeteneğinin ciddi şekilde sınırlanacağını savunmaktadır.Master Thesis Çin'in Yükselişinde ABD'nin Rolü: Ortaklıktan Tehdide(2024) Soylu, Selin Nur; Yıldırım, Nilgün EliküçükAmerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri resmi olarak 1972 yılında başlamıştır. Gelişen ikili ilişkiler sonucunda uluslararası arenada tarihi şekillendirecek birçok farklı hipotezi de içinde barındırmaktadır. ÇHC'nin kurulmasıyla beraber ülkenin büyüyen ekonomisi, küresel bir güç olan ABD için bir tehdit unsuruydu. ABD'nin Asya bölgesi üzerine artan ilgisi ÇHC ile kimi zaman iyi ilişkilerin gelişimi için adımlar atılsa da, neticede krizleri de beraberinde getirmiştir. İki farklı ideolojik yapıya sahip ÇHC ve ABD 1972 yılından itibaren yapılan diplomatik adımlar, ekonomik işbirlikleri ve ticaretle günümüzün süper güçleri konumuna gelebilmişlerdir. Bu araştırmanın asıl amacı ise, Çin'in Amerika için neden ve nasıl bir tehdit haline geldiğidir. Çalışmanın birinci bölümünde, 1972-1990 arası yaşanan diplomatik ilişkiler, askeri destek ve ekonomik ilişkilerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ise,1990-2010 arası Asya-Pasifik dönemini (Obama Asia Pivot politikaları). Üçüncü bölüm ise, 2010'dan günümüze kadar olan ABD'nin Asya politikalarından bahsedilirken ABD'nin liderlerinin kararlarının dış politikada Asya için nasıl şekillendiğini anlatan ana bölümden oluşmaktadır.Master Thesis 2012-2013 Muhammed Mursi Döneminde Türkiye ve Mısır İlişkileri(2017) Çakırcalı, Melek; Karasar, Hasan AliBu çalışmada, Mısır'ın Muhammed Mursi dönemi ve bu dönemin Mısır'ın Türkiye ile ilişkisindeki ticari, ekonomik ve özellikle siyasal etkilerinin hangi yönde değiştiği incelenecektir. Buna ek olarak, Türk hükümetinin 2012-2013 dönemindeki dış politikası ve Arap Baharı ve Türkiye'nin Arap Baharı'na bakış açısı ve Mısır'da Arap Baharı sonrasında ki siyasal olaylar ve ülkedeki etkileri ve Mısır'da siyasal bakımdan hangi değişiklikler olduğuna ve değişen Türkiye-Mısır ilişkisinin Ortadoğu'daki etkisine değinilenecektir. Bu çalışmanın asıl amacı, iki Orta Doğu müslüman toplumunun Muhammed Morsi başkanlığında değişen ilişkilerinin incelenmesi yönünde olacaktır. Bu doğrultuda, Türkiye'nin Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ideolojilerinin Müslüman Kardeşler'in ideolejileriyle hangi açıdan benzer olduğu ve Mursi'nin yeni hükümetinin dinamikleri ve Mısır hükümetinin iç ve dış politika dinamikleri de incelenecektir. Ayrıca Mursi dönemdeki Mısır hükümetinin Türkiye ile olan ilişkisine geniş ölçüde yer verilecektir. Çalışmada, Mısır devletinin Türkiye hükümetine bakış açısı ve bu ilişkide Türk ve Mısır hükümetinin iç ve dış politikalarının göz önüne alınarak değişen ilişkilerinin ardında yatan sebeplerde araştırılacaktır. Bunun yanı sıra, Türkiye'nin Morsi'nin başkanlığındaki Mısır hükümeti üzerinde nasıl bir etkisi olduğu ve Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkinin nasıl ilerlediği 2012-2013 yılları arasında iki ülkedeki ekonomik ve siyasi ilişkiler incelenerek çalışılınacaktır.Article Özel Askeri ve Güvenlik Firmalarının Montreuk Dokümanı Muvacehesinede İnsani Devletler Hukuku'na Bağlılığı(2011) Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Law; LawGünümüzde devletler yahut uluslararası örgütler tarafından gerçekleştirilen uluslararası askeri operasyonlarda özel askeri ve güvenlik firmalarından yararlanılmasının yaygın bir uygulama haline geldiği görülmektedir. Uluslararası askeri operasyonlarda yer alan özel askerlik ve güvenlik firması çalışanlarının İnsani Devletler Hukuku (İDH) çerçevesinde sorumluluğunun olup olmadığı ve varsa bu sorumluluğun hukuki dayanağı olarak nelerin gündemde olduğu makalenin içeriğini oluşturmaktadır.Master Thesis Devrim Sonrası İran'ın Değişen Dış Politika Algılaması(2005) Taflıoğlu, Serkan; Hurmi, Bahar11 ÖZET DEVRİM SONRASI İRAN'IN DEĞİŞEN DIŞ POLİTİKA ALGILAMASI İslam devrimi sonrası, ana görüşler devrim ihracı ve tüm dünyadaki Müslümanların hamisi olmaktı. İdealistler jeo-stratejiye ters olan islami bir dış politika uygulamak istiyorlardı. Onlar bir İslam ülkesinin dış siyasetini adalet, iyi niyet ve islami esasların yönlendirmesi gerektiğine inanıyorlardı. Bu görüşün taraftarları, uluslar arası alanda, büyük güçlerin hakimiyetini reddedip, kendilerinde gerçekleşen devrim gibi, devrimlerin gerçekleşmesi için islami özgürlük hareketlerine ve ezilmiş halk hareketlerine maddi ve siyasi destek verilmesi gerektiğine inanıyorlardı. Diğer taraftan realistler, diğer ülkelerle özellikle büyük güçlerle barışçıl ekonomik ve diplomatik ilişkilerinin geliştirilmesini vurgulamaktaydılar. Uluslar arası seviyeden daha çok ulusal seviyede yoğunlaşmaktaydılar. Bu araştırmanın ilk bölümünde, İslam devriminin tarihsel gelişimi ve ilk dönem liberaller ve ruhaniler arasında ki çatışma incelenecektir.Mehdi Bazargan hükümeti devrim ihracı felsefesine ve büyük güçlere meydan okumaya inanmıyordu. Amerika Birleşik Devletleri de dahil batı ülkeleri ile iyi ilişkiler kurmak istiyordu. Fakat Ayetullah Humeyni taraftarlarının Amerikan Elçiliği'ni işgal etmesiyle, Bazargan hükümeti istifa etmiş ve ruhaniler İran'da hakim olmuşlardır. Yine bu bölümde, İran anayasal yapısı ve dış politika üzerinde etkili kurumlar hakkında bazı bilgiler verilmiştir. İran-Irak arasındaki toprak sorununun tarihsel geçmişi hakkında bazı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, devrim sonrası ilk on yılda 'ne doğu ne batı' ve 'ümmet' siyasetinin dış politikada uygulanması süreci değerlendirilmiştir. Bu dönemde iki farklı grup olsa da, esas mücadele coğrafi sınırlar yerine ideolojik sınırın islami ideolojinin yayılması ve devrim ihracı söylemleri üzerinde gerçekleşmekteydi. Ayetullah Humeyni 'nin vefatıyla Rafsancani iktidara gelmiş, savaşın bitimiyle dış tehditler azalmıştır. Sovyetler birliği'nin çöküşüyle, İran'ın çevre koşulları değişmiştir. Bu bölümde İran'ın Avrupa Birliği, Türkiye ve arap devletleri ile olan ilişkileri de değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, Hatemi'nin sivil toplum ve çoğulculuk söylemi ile iktidara gelmesiyle, dış politikada yeni etkenler girmesi incelenmiştir. 11 Eylül saldırıları sonucu İran'ın uluslar arası politikada ki konumu ve bunun dış politikasına etkisi değerlendirilmiştir. İran'ın Avrupa Birliği ile olan ekonomik siyasi ilişkileri ve İran nükleer enerji siyaseti de bu bölümde incelenmiştir. Sonuç bölümde ise, İran'ın iç politikada ki gelişmeleri ve bunun İran dış politikasına ve bölgeye muhtemel etkileri değerlendirilmiştir.Publication China-Africa Relations in the 21st Century : Engagement,compromise and Controversy(2009) Uchehara, E.kieranÇin’in Afrika ile ilgili dış politika gündemi, gelişmekte olan ülkeler arasındaki işbirliğini artırma ve yükselen bir süper güç olarak statüsünü gösterme hamlesinin bir parçasını oluşturmaktadır. 2000 Pekin Deklarasyonu ve Çin-Afrika Ekonomik ve Siyasi işbirliği Programı yenilenen ilişkilerin temelini oluşturmaktadır. Çin, Afrika ile tüm karşılıklı ilişki alanlarında Afrika ile farklı ve çeşitli ilişkiler geliştirmiştir. Ancak Çin’in büyüyen sanayisinin ihtiyaç duyduğu Afrika’nın maden ve enerji kaynakları, 21. yüzyılda Çin’in Afrika ile iyi ilişkiler kurmasının ana sebebidir. Çin’in Afrika’daki ticaret ve yatırımındaki hızlı artış, kıtanın kalkınması ile ilgili fırsatlar ve zorlukların yapısına ilişkin ve Batı ile olduğu gibi yeni-sömürgeci tarzı ilişkilerin gelişme ihtimalinin olup olmadığı konusunda akademisyenler ve siyasiler arasındaki uyuşmazlıkları açığa çıkarmıştır. Kısmen ekonomik asimetrilerden kaynaklanan ticari ve yatırım ilişkilerindeki dengesizlik, Çin’in Afrikalı baskıcı yönetimleri kınamaması ve iyi yönetilmeyen ekonomiler; kendisine hizmet eden ve kısa dönem kazanımlardan etkilenen bir dış ekonomik politikayı işaret etmektedir.Article Uluslararası Hukuk ve Bm Teşkilatındaki Değişimler(2015) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası hukuk tarafından düzenlenen alanlar arttıkça uluslararası hukukun parçalanması (fragmentation) bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Birbirine ters düşen çıkarların ve konuların uluslararası hukuk tarafından düzenlenmesi ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu çerçevede genel uluslararası hukuk düzenlemelerinden kaçış yerine belli alanlarda bölgesel düzenlemelere yönelişten söz edilmektedir. Bu durum BM örgütünün ve kurumsal yapısının değişimi tartışmalarını gündeme getirmektedir. Makale uluslararası hukukun bütünleştirilesi ve parçalanması arasındaki gerilime ve yeni gelişimlere ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır.Article Avrupa Birliği Birincil Hukukunda Azınlıkların Korunmasının Hukuki Dayanağı(2010) Arsava, Ayşe FüsunAzınlıkların korunması konusunda Avrupa Birliği (AB) birincil hukukunda başlan¬gıçta söz konusu olan boşluğun içtihat hukuku ve günümüzde Lizbon Sözleşmesi ile doldurulmaya çalışıldığı görülmektedir. Azınlıkların korunmasına ilişkin AB mükte- sebatının şekillenmesinde AİHK'nın yanısıra Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıklar Çerçeve sözleşmesi, üye devletlerin ortak anayasal gelenekleri ve AB Temel \"Hakları Şartı rol oynamaktadır. Azınlıkların korunması, AB müktesebatında bir anayasa prensibi olarak kabul edildiği nispette AB kurumsal yapısında ihdas edilen tasarruf¬lara ve üye devletlerin AB müktesebatını icrasına esas olmakta ve AB 'ye aday dev¬letler bakımından da yerine getirilmesi gereken siyasi kriterler arasında değerlendi¬rilmektedir.Master Thesis Europeanization of Turkish Judicial System After 1999(2015) Eravcı, Ali; Yılmaz, GözdeTürkiye Cumhuriyeti'nin, Avrupa Birliği ile ilişkisi 20. yüzyılın ortalarında tam üyelik hedefi ile başlamış ve halen aynı hedef doğrultusunda devam etmektedir. Bu süreç Türk tarafının bir çok alanda dönüşüm ve değişimine neden olmuştur. Türk yargı sistemi de bu dönüşüm ve değişimden epeyce etkilenmiş, özellikle 1999 Helsinki Zirvesi sonrasında Türk yargı sisteminde çok derin ve köklü reformlar gerçekleştirilmiştir. Bu tezde 1999 Helsinki Zirvesi sonrası dönemden itibaren günümüze kadar olan süreçte Türk yargı sisteminde mevzuat ve yapısal olarak gerçekleştirilen reformlar ele alınmış, ayrıca Avrupa Birliği dışında reformları etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır.Article AVRUPA BİRLİĞİ’NİN GÜNEY AKDENİZ POLİTİKASINDA GÜVENLİK-DEMOKRASİ İKİLEMİ: ARAP BAHARI SONRASI KURUMSAL GİRİŞİMLER(2018) Orhan, Duygu DersanAvrupa Birliği (AB), 2010 yılı sonunda Arap dünyasında başlayan hükümet karşıtı ayaklanmalara, diğeruluslararası aktörler gibi hazırlıksız yakalanmıştır. Bölgedeki siyasi dönüşümler, AB’nin, özellikle Akdeniz’ekıyısı olan Ortadoğu ülkeleriyle uzun yıllara dayanan ve kurumsal işbirliği ile desteklenen ilişkilerini yenidentanımlamasına yol açmıştır. Güney Akdeniz’e yönelik olarak izledikleri politikanın başarısız olduğunu ifade edenAB yetkilileri, bugüne kadar güvenlik ve ekonomik odaklı olan ilişkilerin siyasi ayağını güçlendirme ve bölgenin“demokratikleşmesine” destek olmak amacıyla yeni girişimlerde bulunmuşlardır. Ancak, Arap Baharısonrasında Ortadoğu’da oluşan yeni güvenlik tehditleri ve artan göç oranları nedeniyle, AB’nin Güney Akdenizpolitikasının halen güvenlik odaklı olduğu ve henüz bir paradigma değişikliği sağlayamadığıdeğerlendirilmektedir.

