Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Master Thesis
    Türkiye'deki Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümlerinin Yenilikçilik Açısından Değerlendirilmesi
    (2015) Gözcü, Ali Can; Şahin, Savaş Zafer
    Bu tez, eğitimde yenilikçi yaklaşımların, Türk Yükseköğretim Sistemi'ne girmesini, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (SBKY) ile Kamu Yönetimi (KY) bölümleri özelinde incelemektedir. Yenilikçilik, yenilikçi eğitim uygulamaları, küreselleşme, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreci vb. etkenlerin; Türk yükseköğretim yapısı, gelişme düzeyi, toplumsal refah ve özelde SBKY /KY bölümlerinin etkinliği ve verimliliği için önemli olduğu görülmektedir. Üniversitelerin dönüşümü, üçüncü kuşak üniversitelerin yeni misyonları, yükseköğretim sisteminin değişmesine ve uluslararası rekabet ortamında yükseköğretim kurumlarının çeşitli yenilikçi süreçlere gitmesine neden olmuştur. Bu araştırmada SBKY/KY bölümü evreninde 101 bölüm tespit edilmiş, bölümlerin akademik personel, öğrenci sayıları, yıllara göre karşılaştırılmıştır. Bölümlerin web siteleri incelenerek, müfredatları, vizyon-misyon ifadeleri ve genel bilgilerinin yer aldığı veri setleri hazırlanmıştır. Bu veri setleri yenilikçiliğin varlığını tespit etmede araç olarak kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, yenilikçi eğitim uygulamalarına sahip olan SBKY/KY bölümünün, oldukça az sayıda olduğunu ortaya koymuştur. Yenilikçilik düzeylerinin ağırlıklı olarak bölümlerin kendi iç dinamiklerinden kaynaklı olduğu görülmüştür. Bu anlamda yenilikçilik türlerinin birçoğunu barındıran, istisnai bir yenilikçilik örneğine Atılım Üniversitesinde karşılaşılmıştır. Yenilikçiliğin, bölümlerin yapılarına ve müfredatlarına ilişkin olarak, politika koyucular tarafından belirlenen bazı düzenleme zorunluluklarının, YÖK yaptırımlarının ve uluslararası süreçlerden (Bologna vb.) kaynaklandığı ve yenilikçiliğin varlığının ağırlıklı olarak yeni kurulan üniversitelerde ortaya çıktığı tespit edilmiştir.
  • Master Thesis
    Doğu Karadeniz Bölgesindeki Seçmen Davranışlarının 1991-2011 Yılları Arası İncelenmesi
    (2015) Özçakmak, Tuncay Tolga; Ülker, Halil İbrahim
    Siyaset kavramına baktığımızda, en geniş anlamda, insan hayatını düzenleyen genel kuralları yapmak, değiştirmek ve korumak için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Seçimlerdeki en önemli faktör de seçmendir. Demokratik rejimlere baktığımızda üç düzeyde siyasal katılımın gerçekleştiğini ifade edebiliriz. Bireysel katılım, grup düzeyinde gerçekleşen katılım ve bireylerin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılama amaçlı katılım olduğunu ifade edebiliriz. Seçmen davranışı, bireyin yurttaşlık bağıyla bağlı olduğu ülkesinde yapılan seçimlere, ülkeyi belirli bir süre yönetecek olan yönetici kadroyu belirlemek amacıyla katılarak sergilediği davranış türüdür. Seçmen davranışını etkileyen unsurlarını; seçmen memnuniyeti, seçmenin güven ve öz güven düzeyi, bilgi araştırması, algılanan risk, fikir liderliği ve parti sadakati olarak sıralayabiliriz. Seçmen davranışını belirleyen diğer etmenleri ise şöyle sıralayabiliriz; yaş ve cinsiyet, yerleşim birimi, eğitim meslek ve gelir düzeyi, değerler kimlikler ve sosyal gruplar, ideoloji, algılar, Sosyo kültürel etmenler, aile geçmişi ve oy verme davranışı, sektörler ve sosyal sınıflar, sorunlar, politikalar Bu çalışmada, 1991-2011 yılı dâhil olmak üzere yapılan 6 genel seçime katılan siyasi partiler ve aldıkları oy oranları Doğu Karadeniz Bölgesi olarak ayrıntılarıyla ele alınmış olup, bu süreçte ortaya çıkan kitle partilerine yönelik seçmen davranışları ideolojik temelde irdelenmeye çalışılmış ve 1991-2011 yılları arası seçmen davranışlarının nasıl bir seyir izlediğine dair bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Seçmen Davranışı, Doğu Karadeniz Bölgesi, Genel Seçimler
  • Master Thesis
    Nüfusun Yaşlanması Ekseninde 2023 Yılında Türkiye: Bir Vizyon Çalışması
    (2014) Şahin, Gülcan; Ülker, Halil İbrahim
    Nüfusun yaşlanması insanlık tarihinde çığır açan demografik eğilimlerden biridir. 21. yüzyılın başat demografik olgusu olarak ön plana çıkan nüfusun yaşlanması, bugün dev bir küresel olgu olarak adlandırılmaktadır. Bu olgunun on yıllar içerisinde toplumlar, yaşamlar ve ekonomiler üzerinde derin etkileri olacaktır. Küresel yaşlanma sürecinde dünya nüfusu ile birlikte Türkiye nüfusunun yaş yapısı ve demografik dinamikler değişmektedir. Türkiye, artık genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülke olma özelliğini kaybetmektedir; yakın bir gelecekte yaşlı bir toplum olacaktır. Küresel bir tehdit ve risk ögesi haline gelen nüfusun yaşlanmasının, Türkiye'nin hayati sorun alanlarından birini oluşturması beklenmektedir. Bu çalışmada sosyal bir sorun alanı olarak nüfusun yaşlanması olgusuna dikkat çekmek; bu konuda bilinç oluşturmak; sorunları tartışarak çözüm üretimine katkı yapmak amaçlanmaktadır. Çalışmanın nihai hedefi, nüfus projeksiyonlarına göre 2023 yılında Türkiye'de yaşlanma gerçeğine vurgu yaparak demografik yaşlanma olgusunun göz ardı edilmemesini sağlamaktır. Öte yandan, demografik yaşlanma konusunda literatüre yeni kaynaklar yaratarak bilime katkı yapmak çalışmanın hedefleri arasındadır. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de demografik gösterge ve dinamikler, demografik yaşlanma süreci, nüfusun yaşlanmasına bağlı sorunlar, çözüm arayışları, sosyal ve sağlık politikaları incelenmiş, çözüm önerileri geliştirilmiştir. Isparta, Konya ve Manisa illerindeki huzurevlerinde 'Türkiye'de Sosyal Bir Sorun Alanı Olarak Yaşlılık ve Çözüm Öneriler Anketi' başlıklı bir alan araştırması yapılarak 60 yaş ve üzeri nüfusun çözüme yönelik beklentileri ve önerileri ortaya konulmuştur. Çalışmada, mevcut demografik eğilimler ve nüfus projeksiyonlarında öngörülen veriler değerlendirildiğinde, Türkiye nüfusunun yaş yapısının yaşlı nüfus lehine değişmekte olduğu ve 2023 yılında Türkiye'nin artık yaşlı bir topluma dönüşeceği gözlemlenmiştir. Demografik göstergeler, toplumun ve yaşlı nüfusun yapısı ile politikalar incelendiğinde, bu dönüşümün toplumun tüm katmanlarını ve milli ekonomiyi derinden etkileyeceği belirlenmiştir. Bu çalışma nüfusu hızla yaşlanan Türkiye'de sağlık, sosyal ve ekonomik politikaların gözden geçirilerek yeniden şekillendirilmesine, somut ve uygulanabilir çözümlere gereksinme olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler 1. Nüfusun Yaşlanması 2. Demografik Eğilimler 3. Küresel Yaşlanma 4. Yaşlı Nüfus 5. Yaşlılık
  • Master Thesis
    Türkiye'de Sosyal Yardımların Belediyeler Üzerinden Yerelleşmesi Süreci: Ankara Örneği
    (2016) Özgenç, Mustafa Burak; Şahin, Savaş Zafer
    Sosyal yardımların yerelleşmesi çok önemli iki çalışma alanları olan yerel yönetimler ile sosyal politikaları bir arada değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışma alanlarındaki teorik derinlik ile Türkiye'deki uygulama sonuçlarının tarihsel bakış açısı ile tartışılması önemlidir. Gelecekte bu çalışma alanlarında nasıl politikalar üretmek gerektiğini ortaya koymak adına, geçmişte yaşanmış tecrübeleri, o günün şartları altında analiz edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, bahsedilen analizlerin yapılabilmesi için yerelde ve merkezde paydaşlarla görüşmeler yapılmıştır.Türkiye'de belediyelerin genellikle geleneksel çizgide yaptığı sosyal yardımlar klientalizm, popülizm ve kaynak israfı gibi sorunları yaratma potansiyeline sahiptir. Belediyelerin hayırseverlik odaklı sosyal yardımları günümüzün hak temelli sosyal yardım sistemine uymamaktadır. Hayırseverlik temelli geleneksel bakış açısının bir sonucu olarak sosyal yardımlar bağımlılık yaratmakla suçlanmakta ve geçici bir çözüm olarak görülmektedir. Bu bakış açısıyla, Türkiye'de belediye düzeyinde, sosyal yardımların yoksulluğu ortadan kaldırma fonksiyonu fark edilememektedir. Ancak sosyal yardımlar, davranış geliştirme ve fırsatlar sağlama işleviyle, farklı sosyal problemlerin çözümünde etkin bir araç olarak kullanılabilme potansiyeline sahiptir. Sosyal yardımların yerelleşmesi önündeki en büyük engeller; belediyelerde yoksullukla mücadele eden bir politika vizyonunun eksikliği, kurumsal yetersizlikler ve bazı kesimlerin sosyal yardımları kaynak israfı olarak gören bakış açısıdır. Sosyal yardımlar ile ilgili yerelleşme olgusunun üstünde ısrarla durulması halinde, öncelikle, sosyal yardımları yürütecek yerel birimlerde farkındalık yaratılmasına odaklanılmalıdır.
  • Master Thesis
    Turizmin Yerel Kalkınmaya Etkisi: Ankara Kızılcahamam Örneği
    (2012) Küçük, Müşerref; Güneş, S. Gül
    Turizm yerel ekonomik kalkınmayı harekete geçiren sektörlerden bir tanesidir. Yerel ekonomik kalkınma kısaca, bir yöreye özgü dönüşüm süreçlerinin harekete geçirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Yerel ekonomik kalkınmada öncelikle bölgeye ait yerel potansiyellerin belirlenmesi ve bu potansiyellerin, aktörlerin işbirliği ile etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilme sürecidir. Kızılcahamam'da 1994 yılından bu yana turizm ana geçim kaynağıdır. Bu çalışmada Kızılcahamam'ın mevcut turizmi incelenmiş ve alternatif turizm potansiyelinin ilçenin kalkınmasında bir dinamik olarak uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle Kızılcahamam'da mevcut turizm değerlerinin yerel kalkınmaya etkisi incelenmiş ve ilçenin alternatif turizm potansiyeli ortaya konmuştur. Araştırma kapsamında; otel yöneticileri ve yerel esnafın turizmin yerel ekonomiye etkisi konusunda görüşlerini alabilmek amacıyla derinlemesine mülakatlardan yararlanılmıştır. Son olarak; tüm bu çalışmalardan elde edilen bulgular doğrultusunda,Kızılcahamam'da turizmin yerel kalkınmaya etkisinin artırılabilmesi konusunda öneriler ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Turizm, Termal Turizm, Yerel Kalkınma, Alternatif Turizm, Turistik İşletmeler, Kızılcahamam
  • Master Thesis
    Kadınların Siyasi Kariyerlerinde Cam Tavan Etkisi
    (2013) Gönül, Ayşe Füsun; Ülker, Halil İbrahim
    Kadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engelinin etkisini araştıran çalışma, ülkemizde kadınların siyasal katılımlarının yetersiz olması gerçeği ve sorunundan yola çıkılarak başlamıştır. Ülkemizdeki kadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engeli konusunda bugüne kadar bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle, araştırma sonucunda bilimsel bir katkı sunmanın yanı sıra, siyasi partilerdeki emektar kadınlara teşvik edici bir kaynak oluşturmak da amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni olarak, Türkiye Büyük Millet Meclsi?nde grup kuran 4 siyasi partinin Ankara?da yaşayan kadın üyeleri belirlenmiştir. Örneklem olarak ise Ankara?da Genel Merkez?de ve ilçe-il teşkilatlarında üye olan kadın siyasetçiler seçilmiş ve 119 kadına anket uygulanmıştır. Ayrıca karar mekanizmalarına yükselmeyi başarmış ( cam tavan engelini kırabilmiş ) 13 kadın siyasetçi ile yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Mülakat ve anketler, bağımlı değişken olarak belirlenen parlamenter sistemdeki hedeflere göre yapılmıştır. Cam tavanın varlığı ve seviyesi parlamenter sistemde aranmıştır . Ankette , yerel yönetimlere ilişkin de bir soru sorulmuştur ve kadınların önemli bir kısmının yerel yönetimlerde aktif olmaya hevesli olmadıkları gerçeğiyle karşılaşılmıştır. Bu sonucun kadın dostu belediyeler oluşturmak adına kaygı verici olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Daha önce incelenmiş olan iş hayatında cam tavan etkisinin kategorilerinden beslenilerek, erkeklerin kadınlar için oluşturdukları engeller, kadınların kadınlar için oluşturdukları engeller ve kadınların kendileri için oluşturdukları engeller kategorileri araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın, alt amaçları da anketin sorularını oluşturmuştur. Anket cevapları ki-kare (chi-square) testiyle değerlendirmeye alınmıştır. Anket ve mülakatlar sonucunda beklenmedik sonuçlarla da karşılaşılmıştır. Kadın siyasetçiler, kendilerine rol model olarak erkek siyasetçileri seçmişlerdir. Ülkemizde siyasal sistemin, rol model olabilecek kadın siyasetçiler yetiştirmek için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İş yaşamının aksine siyasette erkeklerin, kadınların yükselmeleri için bir sorun teşkil etmediği ve erkeklerle sorun yaşamanın, cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde iş yaşamında, kadının kadına engel yaratması kategorisi de siyasette geçerli olmamış, kadınların kadınlarla sorun yaşaması durumu siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmamıştır. Ancak kadınların kendi kendilerine engel oluşturmaları gerçeği , iş yaşamının yanı sıra siyasette de yer bulmuş ve kadının kendi kendine koyduğu sınırlar , siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmuştur.Siyasette cam tavan engelinin kategorilerine dahil edilebilecek yeni bulgular : i) Eğitim yetersizliği ii) Kariyer yapmamak iii) Çocuk sahibi olmak iv) STK deneyimi yaşamamak v) Cam tavan engelinin farkında olmamak olarak ortaya çıkmıştır. Kadınlar siyasette yükselirken, söz konusu kategoriler yüzünden kendilerine bariyer koymaktadırlar. Parlamenter sisteme yönelik hedeflerde ise kritik eşik milletvekilliği olarak belirlenmiştir. Mülakat yapılan karar mekanzimasına yükselebilmiş kadınların ise mevcut pozisyonlarının üstünde bir pozisyonu talep ettiklerini söylemek konusunda çekince yaşadıkları, parti büyüklerinin oklarına hedef olma çekincesi yaşadıkları gözlenmiştir. Milletvekilliğine kadar olan siyasi pozisyonları, 119 kadın içinde toplam 80 kadın seçmiştir, en çok işaretlenen pozisyon, 30 kadın tarafından hedeflenen milletvekilliğidir, milletvekilliğinden sonraki pozisyonları ise 119 kadın içinde 9 kadın hedeflemiştir. Sonuç olarak Türkiye- Ankara evreninden seçilen 119 kadın siyasetçiden oluşturulan örnekleme göre siyasette cam tavan için kritik eşik milletvekilliğidir. Milletvekilliği ve sonrasındaki pozisyonlar kadınlar için cam tavan sahasını oluşturmaktadır Anahtar Sözcükler : 1. Siyasette Cam Tavan 2. Kadın siyasetçi 3. Rol model
  • Master Thesis
    Darbelere Giden Süreçte Medyanın Algı İnşası: 27 Mayıs 1960 ve 15 Temmuz 2016'nın Karşılaştırmalı Analizi
    (2018) Şimşek, Serpil Seda; Ülker, Halil İbrahim
    Türk siyasi hayatındaki darbelerin hazırlanış safhasında, gerçekleştirilmesinde ve sonrasında meşrulaştırılmasında asker, yargı, akademinin yanı sıra en önemli sacayaklarından birisini de medya oluşturmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimi öncesi, merkez medya ile 'Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) medya yapılanması' olarak adlandırılan medya kuruluşlarının ve uluslararası medyanın, bilerek veya bilmeyerek darbe şartlarını oluşturmaya yönelik yürüttükleri algı inşa süreci ile 27 Mayıs darbesi öncesinde yürütülen algı inşa süreci arasında çarpıcı benzerlikler bulunmaktadır. 27 Mayıs öncesinde, dönemin gazetelerinde Menderes yönetimine yöneltilen 'diktatörlük', 'yolsuzluk', 'muhaliflere ve medyaya baskı' gibi suçlamaların 15 Temmuz'a giden süreçte Erdoğan yönetimine de benzer ifadelerle yöneltilmesi dikkat çekicidir. Bu çalışma, darbe süreçlerinin hazırlanmasında, gerçekleştirilmesinde uluslararası ve Türk medyasının oynadığı rolü irdelemektedir. Bu bağlamda, yazılı medya özellikle gazetelerde kamusal rızanın nasıl üretildiği, 'Kamusal Senaryo modeli', Herbert Schiller ve Naom Chomsky'nin medya manipülasyonu analizleri çerçevesinde incelenmektedir. Ulusal ve uluslararası basına yansıyan haber ve yorumların, dönemin tanıklarının hatıralarının yanı sıra Adnan Menderes'in avukatları Burhan Apaydın, Talat Asal, Menderes'in oğlu Aydın Menderes ile yapılan kişisel görüşmelerden elde edilen veriler kullanılmıştır. Yüksek Adalet Divanı'nın, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan hakkındaki idam kararlarının gerekçelerinde delil olarak sunulan uluslararası medyadaki yorumlar ve haberler de kaynak olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada, FETÖ'nün medya yapılanması ile birlikte merkez medya ve uluslararası medyanın da bilerek veya bilmeyerek 15 Temmuz'a giden süreçte, tıpkı 27 Mayıs darbesi öncesinde olduğu gibi, sivil ve demokratik yönetime karşı bir askeri darbenin algı inşa sürecinin parçası olduğu tezi ileri sürülmektedir.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Oy Verme Davranışı; Chp Örneği
    (2013) Ateş, Semih Can; Sönmezer, Burak
    Demokrasilerde yöneticiler seçimlerle belirlenir. Yöneticiler, karar alma ve uygulama sürecinin en önemli aktörleridir. Yöneticilerin belirlenmesi ise demokrasilerde seçimlerde oy vererek gerçekleştirilir. Bu bağlamda oy verme davranışına etki eden faktörlerin incelenmesi önemlidir.Bu çalışma, Türkiye?de oy verme davranışında CHP seçmenini etkileyen faktörleri tahlil etmeyi amaçlamıştır. Bu amaçla, iki bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, Sosyo-ekonomik faktörler ( Yaş, Cinsiyet, Gelir, Eğitim), Kişisel değerler (Muhafazakârlık, Dindarlık), Siyasal değerler (İslamcılık, Milliyetçilik), güncel sorun alanı Avrupa Birliği ve Medya Takipçiliği birer değişken olarak belirlenerek teorik olarak tanımlanmıştır. Diğer bölümlerde ise belirlenen teorik çerçevenin kullanılar veri tabanı ile değerlendirilmesine yer verilmiştir. Oy verme davranışını etki eden ilgili değişkenlerin CHP seçmeni nezdindeki anlamlılığı analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:1- Cumhuriyet Halk Partisi2- Oy Verme Davranışı3- Siyasi Partiler4- Seçimler5- Oy
  • Master Thesis
    Kamu Denetçiliği Kurumu
    (2012) Kılıç, Erkan; Çekiç, Anıl
    İlk defa 18. yüzyılda İsveç'te ortaya çıkan kamu denetçiliği kurumu, özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra hızla yayılmış ve birçok ülkede uygulanma alanı bulmuştur. Dünya konjektöründe gün geçtikçe değer kazanan ve yaygınlaşan insan hakları kavramı, kamu denetçiliği kurumunun bu yayılmasında en önemli etken rolünü üstlenmiştir.Ülkemizde idarenin denetimini sağlayan denetim sistemlerinin mevcut bazı eksikliklerini gidermek, kamu idaresinin etkinliğini arttırmak, devletin daha demokratik bir yapıya ulaşmasını temin etmek ve AB Müktesebatına uyum sağlamak gibi amaçlarla, uzun zamandır ülkemizde kamu denetçiliği kurumunun kurulmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.Bu çalışmada, diğer idari denetim yöntemlerinin bazı eksikliklerini gidermek ve daha etkin bir kamu idaresine ulaşabilmek için oluşturulacak kamu denetçiliği kurumunun ülkemize sağlaması muhtemel katkılar incelenmiştir.