Search Results

Now showing 1 - 10 of 14
  • Master Thesis
    Bankaların ikinci el sermaye piyasasında aracılık faaliyetleri: İş Bankası örneği
    (2010) Çeçen, Ceren; Turanboy, Asuman
    Mali piyasa kavramının içinde yer alan sermaye piyasası kısaca arz ve talebinkarşılaştığı bir piyasadır. Sermaye piyasası, ülke ekonomisi bakımından tek başınaekonomiye yarar sağlayamayan küçük tasarrufların, menkul kıymetlere yatırılarakbüyük yatırımlara dönüşmesini sağlaması açısından önemlidir. Sermaye PiyasasıKanunu ve tebliğlerde belirtilen özellikleri taşıyan, Sermaye Piyasası Kurulu'ncayetkilendirilen aracı kuruluşlar, sermaye piyasasında faaliyet gösterebilmektedirler.Bu aracı kuruluş tanımı içinde yer alan bankalar, çeşitli faaliyetleri arasında aracılıkfaaliyetine de yer veren, birçok faaliyeti bir arada gerçekleştirebilen kurumlarken,aracı kurumlar sermaye piyasasının merkezinde yer alan, sermaye piyasasıfaaliyetlerini gerçekleştirme amacı için kurulan, o alanda uzmanlaşmış kurumlardır.Çalışmada anlatılan bu ayrım İş Bankası ve aracı kurumu İş Yatırım'ınsunduğu faaliyetler üzerinde incelenmiş olup, bankanın hisse senedi piyasasıişlemleri dışında, sahip olduğu yetkiler doğrultusunda kendi müşterilerine aracılıkfaaliyetini kendisinin verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yani bankanın aracı kurumununolması demek bütün işlemleri onun üzerinden yürüttüğü anlamına gelmemektedir.Ayrıca bankanın neden aracı kuruma sahip olması gerektiği ortaya konarak, bankakökenli İş Yatırım'ın piyasadaki durumu değerlendirilip, İş Bankası'nın buradakikatkısı araştırılmıştır. Çalışma banka ve aracı kurumların sermaye piyasasındakikonumlarının ve ilişkilerinin anlaşılması açısından önemlidir.
  • Master Thesis
    Özel Finans Kurumlarının Katılım Bankalarına Dönüşümünün Sebepleri ve Sonuçları
    (2007) Darçın, Ahmet Cüneyt; Battal, Ahmet
    Özel finans kurumları, ülkemizde faaliyete geçtikleri 1985 senesinden 16.12.1999 tarihinde 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun kapsamına alınana dek Bakanlar Kurulu Kararına dayalı olarak faaliyet göstermekteydi. Bu gelişme birçok yönden yeterli bulunsa da özel finans kurumlarının ?banka? vasfına net bir tanımlama sunmayışı tartışmaları tümüyle sonlandıramamıştır. Öte yandan ?özel finans kurumu? olarak adlandırılan kurumların bu adlandırmayla son derece yetersiz biçimde tanımlanıyor oluşu ve yanlış çağrışımlara neden olunması yeni isim arayışlarına yol açmıştır. Nihayet katılım bankacılığı kavramı ortaya atılmış ve kısa sürede kabul gören bir tanımlama haline gelmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile özel finans kurumları ?katılım bankası? adını almış ve böylece bu bankalar için yeni bir dönem, katılım bankacılığı dönemi başlamıştır. Türk bankacılık sektöründe yer alan üç banka türü; mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile katılım bankalarıdır. Bilanço büyüklüğü açısından katılım bankaları 2007 yılının ilk yarısı itibariyle bu üç banka türünden oluşan bankacılık sektörümüzün yüzde 3,2'sini oluşturmaktadır. Bu oranın toplam içinde büyük bir yer tutmamasına rağmen hemen her yıl istikrarlı olarak artış gösterdiği göz önünde bulundurulduğunda katılım bankacılığının ilerleyen yıllarda bankacılık sektöründe ağırlığını artırması muhtemeldir.Bu çalışma ile, özel finans kurumlarının katılım bankalarına dönüşmesini netice veren yasal düzenlemenin doğurduğu hukuki sonuçlar ve bu değişimin kamu oyunun bu kurumları algılayış şekline ne yönde etki ettiğinin ortaya konması amaçlanmıştır.
  • Master Thesis
    Yatırım Fonları Performansları ve Yönetici Etkisi İlişkisi Türkiye Sermaye Piyasasında Bir Uygulama
    (2005) Sertatlı, Burcu; Arslan, Mehmet
    ÖZET Portföy performansının ölçülmesi yatırımın ve yatırım yöneticisinin ne kadar başarılı olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Performans tek değişkenli veya boyutlu bir olgu olmayıp, risk getiri düzleminde karşılaştırılan bir değerlendirme kriteri olması nedeniyle, üstlenilen risk açısından gerçek başarıyı ölçmekte önemli bir yönetim aracı sunmaktadır. Çalışmada, Ocak 2002-2005 arasındaki 3 yıllık dönem incelenmiş ve literatürde öngörüldüğü şekilde beta katsayılarının durağan olmadığı, fon betasının piyasa betasına yaklaşmadığı, tespit edilmiştir. Analiz sonucu fonların 3 yıllık dönemdeki ortalama getirilerinin pazarın getirişinden farklılaştığı dolayısıyla, beta katsayısının tahmin kabiliyetinin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Fon yöneticilerinin zamanlama kabiliyetini test etmek üzere uygulanan kuadratik regresyon analizi sonuçlarına göre analize dahil edilen 52 adet yatırım fonundan sadece 4 adet fonun ' c ' katsayılarının pozitif çıktığı tespit edilmiştir. Son olarak fon performanslarım ölçmede kullanılan tekniklerin birbirleriyle çelişen sonuçlar doğurduğu ortaya çıkmıştır.
  • Master Thesis
    Türkiye'deki A ve B Tipi Yatırım Fonlarının 2004-2010 Yılları Arasındaki Performans Değerlendirmesi
    (2011) Tural, Ahmet Orçun; Bayırlı, Rıdvan
    Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren A ve B tipi yatırım fonlarının 2004 ? 2010 yılları arasındaki 84 aylık süreyi kapsayan bir performans değerlendirmesinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda üç bölümden oluşan çalışmanın; birinci bölümünde yatırım fonları tanıtılmış, ikinci bölümünde yatırım fonlarının performans değerlendirmesinde kullanılacak olan yöntemler tanıtılmış, üçüncü bölümünde ise Türkiye'deki A ve B tipi yatırım fonlarının performans değerlendirmesine yönelik bir uygulama yapılmıştır.Uygulama kapsamında, Ocak 2004 ? Aralık 2010 tarihleri arasında sürekli faaliyette bulunan, başka bir fon ile birleşmeyen, başka bir fon tarafından devralınmayan ve tasfiye durumunda olmayan eksiksiz verilere sahip 53 adet A tipi, 57 adet B tipi olmak üzere toplamda 110 adet yatırım fonu yer almaktadır. Uygulama kapsamındaki A tipi yatırım fonları; 24 adet değişken fon, 9 adet endeks fon, 8 adet hisse senedi fonu, 1 adet iştirak fonu ve 11 adet karma fon olmak üzere 5 türden oluşmaktadır. B tipi yatırım fonları ise; 17 adet değişken fon, 26 adet likit fon ile 14 adet tahvil ve bono fonundan oluşmaktadır.Yatırım fonlarının performans değerlendirmesinde, ilk olarak standart sapmayı esas alan yöntemlerden; Sharpe oranı, M2 performans ölçütü ve Sortino oranı, daha sonra sistematik riski esas alan yöntemlerden; Treynor oranı, T2 performans ölçütü, Jensen ölçütü ve değerleme oranı, son olarak da fon yöneticilerinin piyasa zamanlama yeteneğini ölçmek amacıyla kuadratik regresyon modeli kullanılmıştır.Yatırım fonlarının performans değerlendirmesi sonucunda genel olarak, A tipi yatırım fonlarının seçilen piyasa gösterge endeksine göre daha düşük performans gösterdiği, B tipi yatırım fonlarının ise piyasa gösterge endeksine göre daha yüksek performans gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Kurumsal Portföy Yönetimi
    (2011) Yalçın, Zeynep; Bor, Özgür
    Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de kurumsal portföy yönetimi görevini üstlenen kurumsal yatırımcıların, sermaye piyasasındaki etkinlik düzeyini ve ülkemizdeki mevcut durumunu ortaya koymaktır.Bu kapsamda, öncelikle kurumsal portföy yönetiminde kurumsal yönetimin işlevi ve kurumsal yönetim ilkelerinin yatırımcının sermaye piyasalarına olan güven duygusunu sağlamadaki etkinliği açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın konusu gereği, kurumsal yatırımcı türleri detaylı bir şekilde anlatılmış, sayısal olarak mevcut durumları ve portföy büyüklükleri tablo ve grafikler yardımıyla incelenmiştir. Kurumsal yatırımcıların yıllar itibariyle gelişmekte olduğu, ancak sermaye piyasasında yeterli derinliğe ve beklenilen seviyeye ulaşamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kurumsal yatırımcıların sermaye piyasasındaki etkinliklerinin artırılması için yatırımcı güveninin sağlanması yolunda sermaye piyasasında şeffaflığın daha da artırılması, yatırımcı haklarının korunması için kurumsal yönetim ilkelerine uyumun, denetim ve gözetimi artırıcı hukuki alt yapı ile desteklenmesi gerekmektedir.Anahtar Sözcükler1.Sermaye Piyasası2.Kurumsal Portföy3.Kurumsal Yönetim4.Kurumsal Yönetim İlkeleri5.Kurumsal Yatırımcı
  • Master Thesis
    Ekonomik Büyüme ve Sağlık Harcamaları İlişkisi
    (2010) Filiz, Yasemin; Ak, Salih
    Beşeri sermayenin asıl kaynağını eğitim oluşturmakla birlikte, toplumun sağlık düzeyi de beşeri sermayeyi besleyen ve gelişmesine önemli katkıda bulunan diğer bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumun sağlık düzeyi ile ekonomik gelişmişlik arasında yakın bir ilişki söz konusudur. Ekonomik gelişmesini belli bir düzeye getirebilmiş toplumlarda sağlık için ayrılan kaynaklar arttığı gibi, bireylerin sağlık bilinci de yükselmektedir. Bununla birlikte, sağlık düzeyinin gelişimi de artan verimlilik yoluyla ekonomik büyümeyi hızlandırmaktadır.Bu çalışma ile sağlık ve sağlık hizmetleri kavramı incelenmiş, günümüzde gelişmiş toplumlarda giderek önem kazanan sağlık ekonomisi konusu ele alınmıştır. Çalışma ile sağlık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki değerlendirilmiş; Türkiye'de yapılan sağlık harcamalarının yapısı incelenmiş, bu harcamaları etkileyen faktörler tespit edilmiş, Türkiye'nin gerçekleştirdiği sağlık harcamalarının seçilmiş bazı Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyası yapılmış ve konu ile ilgili öneriler sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Tahvil, bono ve borsa kazançlarının vergilendirilmesi
    (2008) Yeşilkaya, Sezgin Cüneyt; Kızılot, Şükrü
    Bir ülkede sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması ve ekonomik kalkınma sürecinin hızlandırılabilmesi için yeterli sermaye birikimi ve etkin bir sermaye piyasasının varlığı son derece önemlidir.Etkin bir sermaye piyasası, bireylerin ve kurumların birikimlerinin büyük yatırımlara dönüşmesinde oldukça önemli bir rol oynar. Bireysel ve kurumsal yatırımcılar açısından bakıldığında ise yatırım tercihlerini belirlemede iki önemli faktör bulunmaktadır. Bunlar risk ve getiridir. Özellikle küçük yatırımcılar, mümkün olduğunca riski düşük yatırım araçları içerisinde, en yüksek getiriyi sağlayanları tercih etmektedirler.Tasarrufların, sermaye piyasası aracılığıyla reel sektöre transfer edilebilmesi için risklerin asgariye indirildiği, getirinin de diğer yatırım araçlarına kıyasla daha yüksek olabildiği bir yatırım ortamının hazırlanması gerekmektedir.2001 yılında yaşanan ekonomik krizde, sermaye piyasası kurumlarının ve diğer finansal kuruluşların etkin bir şekilde denetlenme ihtiyacı açıkça görülmüştür. 2001 krizinin ardından, SPK ve BDDK gibi denetleyici ve düzenleyici kurumların etkin denetimleri, finansal kuruluşların daha sağlam bir mali yapıya kavuşmasını ve bunun neticesinde yatırımcıların bu kurumlara olan güvenini artırmıştır.Diğer taraftan, kayıtdışı ekonomi, küresel mali kriz ve benzeri nedenlerden dolayı sermaye piyasasındaki risklerin asgariye indirildiği de söylenemez.Bunun yanında, sermaye piyasasından fon temin etmede en çok bilinen araçlardan tahvil, bono ve hisse senetlerinin getirileri incelendiğinde, sınırlı bir hisse senedi piyasasında zaman zaman yüksek getirilerin elde edilmesi mümkünse de özel sektörün tahvil ve bono ihraçlarının hemen hemen yok denecek düzeyde olduğu görülmektedir. Bunun nedenlerinin arasında özellikle 1990 sonrasında kamu açıklarının Devlet İç Borçlanma Senetleri ihraç etmek suretiyle finanse edilmesinin ve devletin, kendi borçlanmasını daha düşük maliyetle ve daha kolay bir şekilde yapabilmesi için bu araçlardan elde edilen gelirlere çok önemli vergi avantajları sağladığı söylenebilir.Bu durum, vergilerin, bireylerin yatırım tercihlerini belirlemede oldukça önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Sonuçta, özel sektör, fon temini için banka kredilerini ve uluslar arası piyasalardan döviz bazında borçlanmayı tercih etmekte ve bu borçlanma yoluyla büyük oranlarda faiz ve kur riskini üstlenmektedir. Özel sektörün bu tercihine karşın, Türkiye'de yerleşik olanlar ise birikimlerini çoğunlukla mevduat ve döviz tevdiat hesaplarında değerlendirmektedirler.Oysa kamu finansmanından ziyade özel sektörün daha kolay ve daha düşük maliyetle borçlanabildiği bir maliye politikasının uygulanması, ülke kalkınmasında daha olumlu sonuçlar doğuracaktır.Bu nedenle, tahvil, bono ve borsa kazançlarının vergilendirilmesinde, diğer yatırım araçlarından daha farklı (düşük oranlı) bir vergileme rejimi uygulanmalıdır. Ayrıca hisse senetlerinin vergilendirilmesinde, son yıllarda bazı Latin ülkelerinde uygulanmakta olan Otomatik İşlem Vergisi benzeri bir sisteme dönülmelidir. Böylelikle sözü edilen yatırım araçlarından vergi alınmaya devam edilirken, yatırım ve istihdamın artırılması da teşvik edilmiş olacaktır.
  • Master Thesis
    Türk Euro Tahvillerinde Fiyat Tahmini ve Risk Analizinin Durasyon ve Konvekslik Yöntemiyle Uygulanabilirliğinin Testi
    (2007) Ergün, Ayşe; Arslan, Mehmet
    Türkiye ekonomisinde son yıllarda yaşanan istikrarla beraber tahvilyatırımları ve risklerinin ölçümü alanında ilgi artmaya başlamıştır. Bu amacauygun olarak piyasa faiz oranlarındaki değişim ve bunun tahmini içinkullanılan Durasyon ve Konvekslik modeli 7 - 30 yıl vadeli Euro tahvillerinaylık getirileri üzerinde test edilmiştir. Bu çalışmada konvekslik tahvilyatırımcıları açısından olumlu bir özellik olması nedeniyle analize dahiledilmiştir. Çünkü yüksek konveksliğe sahip tahvillerde ilaveten konvekslikprimi olmaktadır. Analiz sonucu elde edilen bulgular; tahvil vadeleriyöntemlerin hassasiyetini önemli oranda bozmuştur, literatürde önerileninaksine fiyat değişimindeki fark çok büyük oranda artmıştır. Türkiyepiyasalarına yönelik fon hareketlerine bağlı olarak Durasyon katsayılarınıntrend değerden önemli oranda saptığı, tahmin gücünün zayıfladığı tespitedilmiştir. Yine beklentinin aksine olarak konvekslik tahvil fiyat değişimlerinitahminde yetersiz kalmıştır.
  • Master Thesis
    1990 Sonrası Türkiye Ekonomisinde İhracatın Gelişimi: Almanya ile Karşılaştırılması
    (2010) Yavuz, Ayfer; Ak, Salih
    Küreselleşme olgusuyla birlikte artan ticari ve finansal ilişkiler sonucunda ihracat, bütünleşen ülkeler açısından daha da önem kazanmıştır. Bunun yanı sıra ekonomik kalkınmanın ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin yolu da istikrarlı bir ihracat artışından geçmektedir. Sürdürülebilir ihracat artışının sağlanmasında ise ihracatın finansmanı büyük önem arz etmektedir.Bu tez çalışmasında dış ticaret politikası, ihracatın finansmanı ve 1990 sonrası ihracatın gelişimi incelenmiş, belirlenen bankalarla görüşülüp ticari bankaların, küreselleşmeyle beraber önemi artan ihracatın finansmanı konusuna yaklaşımı araştırılmıştır. Ayrıca çalışmada somut sonuçlara ulaşmak için Federal Almanya incelenmiştir. Türk Eximbank'la, Türkiye'de ve Almanya'da bulunan ticari bankalarla yapılan görüşmeler ve elde edilen veriler ışığında genel değerlendirmeler yapılıp ihracatın gelişimi için çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    Türkiye'deki Döviz Piyasasının Katılımcıları ve Katılımcıların Piyasadan Beklentileri
    (2010) Çufadar, Ümit; Orhaner, Emine
    Türkiye, dünya üzerinde gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alan bir ülkedir. Gerek coğrafi konumu, gerek siyasal yapısı, gerekse kültürel özellikleri bakımından hassas dengelere sahiptir. Bu hassas dengelerdeki değişmeler, 1980'lerden sonra ekonominin dışa açılmasıyla beraber yıllar itibariyle izlenen para politikaları, uluslararası arenada yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeler, gelişmekte olan Türkiye ekonomisinin daha duyarlı hale gelmesine neden olmuştur. Türkiye ekonomisindeki bu dalgalanmalar döviz piyasasına doğrudan etki etmektedir.Döviz piyasasının temel aracı kurumları ticari bankalardır. Döviz piyasasının diğer katılımcıları ise; mali kuruluşlar, ihracat-ithalat firmaları, şirketler, kamu kuruluşları, küçük tasarruf sahipleri ve merkez bankalarıdır.Bu araştırmada Türkiye'deki döviz piyasasının katılımcıları ve katılımcılarının piyasadan beklentileri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada piyasadaki kişisel katılımcılara 360, firmalara ise 50 anket uygulanmış, elde edilen bulgular istatistikî analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır.Araştırma bulgularına göre, kişisel katılımcıların döviz piyasası hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadıkları ve tasarruflarını %10 ve daha az oranında döviz piyasasında değerlendirdikleri sonucu bulunmuştur. Döviz piyasasının spekülasyona açık bir yapıya sahip olması ve hızlı kur değişmeleri piyasa katılımcıları için önemli sorunlar olarak gösterilmiştir. Ayrıca döviz piyasasında yeterli uzman personelin olmadığı, ithalat-ihracat firmalarının daha çok döviz piyasasında spot işlemlerde bulunduğu ve işletmelerin çok azının riskten korunma yöntemi olarak vadeli işlemleri tercih ettiği sonucu bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle döviz piyasasının gelişmesini ve işleyişini sağlayacak kurum ve kuruluşlara çeşitli öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Döviz2.Döviz Piyasası3.Döviz Piyasası Katılımcıları4.Türkiye'deki Döviz Piyasası İşlemleri