47 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 47
Master Thesis Anonim Şirketlerde Eşit İşlem İlkesine Aykırılık ve Hukuki Sonuçları(2025) Şahin, Deniz; Yongalık, AynurBu çalışmada, anonim şirketlerde pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesinin uygulama alanları ve bu ilkeye aykırılık hallerinde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar ele alınmıştır. Eşit İşlem ilkesi, pay sahiplerinin hak ve yükümlülüklerinde eşitlik sağlamasını amaç edinen temel bir ilke olmakla birlikte, şirket içindeki karar alma süreçlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada öncelikle eşit işlem ilkesinin hukuki dayanağı, kapsamı ve sınırları incelenmiş; ardından ilkenin ihlali durumunda başvurulabilecek hukuk yolları ve bu ihlalin ortaya çıkarabileceği iptal, butlan ve istisnai hallerde yokluk yaptırımları ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Ayrıca Türk hukukundaki düzenlemeler, öğreti görüşleri ve yargı kararları ışığında eşit işlem ilkesinin ihlali halinde pay sahiplerinin koruma mekanizmaları da analiz edilmiştir.Master Thesis Türk Hukukunda Tanınmışlık Düzeyine Ulaşmış Markanın Korunması(2022) Kara, Berkan; Arkan, SabihMarka, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında kural olarak aynı veya benzer mal veya hizmetler yönünden korunmaktadır. SMK md.6.5'te markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle ayırt edici karakterinin zedelenebileceği, itibarının zarar görebileceği veya markadan haksız yarar sağlanabileceği hallerde, tanınmış markayla aynı veya benzer marka için yapılmış başvurunun, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak üzere, aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın reddedileceği düzenlenmektedir. Tanınmış markaya tanınan bu koruma, SMK md.7.2.c'de bir ihlal hali olarak düzenlenmektedir. Çalışmamızın birinci bölümünde, markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaşması incelenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın sulandırılması sebebiyle korunması incelenmiştir. Tanınmış markanın sulandırılması halleri, uluslararası hukuk, ABD, AB ve Türk hukuklarındaki düzenlemeler yönünden değerlendirilmiştir.Master Thesis Medeni Usul Hukukunda Resmi Senetlerde Sahtelik Davası(2025) Unutmaz, Enes Eren; Kulaksız, CengizTarafların bir uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak için başvurdukları ispat vasıtalarından biri de senetlerdir. Tarafların yargılama konusu uyuşmazlıkta haklılıklarını kanıtlamak için kullandıkları resmi veya adi senetler, her zaman gerçek ve inkâr edilemez değildirler. Resmi ve adi senetlerin gerçek olmadığı veya tahrif edildiği iddiası, ilgili senet aleyhine delil olarak kullanılan kişi tarafından, görülmekte olan davada sahtelik iddiası veya sahtelik davası biçiminde öne sürülebilecektir. Resmi senetlerin sahteliği iddiası, sadece söz konusu senede resmi evrak vasfı kazandıran şahsı da taraf göstererek açılan bağımsız bir sahtelik davası ile öne sürülebilecektir. Adi senetler bakımından ise, senedin sahteliği, sahtelik iddiası veya ayrı bir sahtelik davası ile öne sürülebilir. Sahtelik davası, hukuki açıdan İİK m.72 hükmü ile düzenlenmiş menfi tespit davası niteliğindedir. Sahtelik iddiasıyla açılan bağımsız dava, menfi tespit davasına konu uyuşmazlığın niteliği esas alınarak sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası, senetteki imza ya da senet metnindeki yazının sahteliği iddiasına ilişkin ise dava, sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası ya da görülmekte olan davada sahtelik iddiasına ilişkin hangi hükümlerin uygulanacağına dair doktrin ve yargı kararlarında görüş birliği bulunmamaktadır. Doktrinde bazı görüşler ve Yargıtay, sahtelik iddiası ya da bağımsız sahtelik davasında HMK m.209'un uygulanacağını ileri sürmektedirler. Başka bir görüşe göre, bu durumda İİK m.72 uygulanmalıdır. Zira İİK, takip hukuku bakımından HMK'ya oranla özel kanun vasfını taşımaktadır. Çalışmamızda resmi senetlerin neler olduğu, resmi senetlerde sahtecilik halleri, sahtecilik iddiasının derdest davada ön sorun olarak ele alınması ve bağımsız sahtelik davası konuları doktrindeki görüşler ve Yargıtay kararları kapsamında incelenmeye çalışılmıştır.Master Thesis Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar(2024) Tabak, Mehmet Alp; Kulaksız, CengizTABAK, Mehmet Alp. Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2024. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, doktorların tedavi yöntemini belirleme özgürlüğü kapsamında seçtikleri ve kullanımını uygun gördükleri ilaç bedellerinin hastaların başvurusu üzerine ödenmemesi nedeniyle doğabilecek ihtilaflara ilişkin süreçler ele alınmıştır. Çalışma kapsamında doktorlarca, hasta üzerinde kullanımının faydalı olacağı öngörülen ilaçlara ilişkin olarak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'ndan alınacak kullanım onayları, hastalar tarafından ilaç bedellerine ilişkin ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na sunulması ve ilgili ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'nca reddedilmesi halinde gerçekleştirilecek olan yargılama süreci genel olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında; dava şartı, hukuki himaye tedbirleri, görevli ve yetkili mahkemeler yönünden değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sosyal Güvenlik Hakkı, Kuruma Başvuru, Geçici Hukuki Himaye Tedbiri, Yetkili ve Görevli Mahkeme, Yaşam HakkıMaster Thesis Sorumluluk hukukunda zor durumda kalma(2021) Öksüz, Mustafa; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat818 sayılı Borçlar Kanunu'nda 'zor durumda kalma' anlamında olmak üzere 'müzayaka' kelimesi kullanılmıştır. Müzayakanın Türk Dil Kurumu sözlüğündeki kelime anlamı 'sıkıntı, darlık, parasızlık'tır. Müzayaka hali bir hukuksal kurum olarak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21, 30/2 ve 44/2 maddelerinde yer almaktaydı. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kabulüyle dil yönünden yapılan arılaştırma neticesinde müzayaka kelimesinin karşılığı olarak TBK'nın 28 ve 38'inci maddelerinde 'zor durumda kalma', 52'nci maddede ise 'yoksulluğa düşme' tabirleri kullanılmış ancak bu durum uygulamada bir değişiklik yaratmamıştır. Bu tez çalışmasında, TBK m.28'de yer alan aşırı yararlanmada, karşılıklı edimler arasındaki aşırı oransızlığın bir tarafın zor durumda kalmasından yararlanılarak gerçekleştirilmesi hali, TBK m.38/2'de yer alan bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı menfaat sağlanması hali ve TBK m.52/2'de yer alan, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek tazminat yükümlüsünün zarara, hafif kusuruyla sebebiyet vermesi ve hakkaniyetin de bunu gerektirmesi halinde tazminatta bir indirim sebebi olma durumu incelenmiştir. Bu çalışmada, sorumluluk hukukunda 'müzayaka' haline bağlanan hüküm ve sonuçlar incelenmiştir. Ancak eBK'dan farklı olarak TBK'da müzayaka kavramına yer verilmediğinden 'Sorumluluk Hukukunda Zor Durumda Kalma' başlığı tercih edilmiştir. 'Zor Durumda Kalma' kavramı eBK'daki 'Müzayaka' hali için kullanılmıştır.Master Thesis Yanılanın Tazminat Sorumluluğu(2021) İşçi, Meryem Feride; Kılıçoğlu, Ahmet M.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 35. maddesi yanılanın tazminat sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu kapsamda yanılanın tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle yanılmanın esaslı olması gerekir. Zira yanılan Türk Borçlar Kanunu 30. maddesi gereğince esaslı yanılma nedeniyle sözleşmeyi iptal edebilir. Ancak yanılan sözleşmeyi iptal edebilme hakkını Türk Borçlar Kanunu'nun 34. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanamamaktadır. Esaslı yanılma nedeniyle sözleşmenin iptal edilebilmesi kusur şartına bağlı değildir. Yanılan yanılmasında kusurlu olsa dahi sözleşmeyi iptal edebilir. Bu nedenle karşı tarafın sözleşmenin geçerli olarak kurulacağına olan haklı güveninin korunabilmesi için yanılanın tazminat sorumluluğu kanunda düzenlemiştir. Yanılanın tazminat sorumluluğu bir culpa in contrahendo sorumluluğu olup bu sorumluluk güven sorumluluğunun sözleşme öncesindeki görünümünü oluşturmaktadır. Yanılanın tazminat sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur. Bu anlamda yanılanın tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için yanılanın yanılmasında kusurlu olması ve Türk Borçlar Kanunu 35. maddesinde belirtilen diğer şartların bulunması gerekir. Yanılanın tazminat sorumluluğunun kapsamında kural olarak menfi zarar bulunmakta olup istisnai olarak müspet zarar da tazmin edilebilmektedir. Yanılanın tazminat sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümleri doğrultusunda sorumsuzluk anlaşmasıyla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Yanılanın tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümlerin Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen bazı kurumların hükümleriyle yarışması da mümkündür. Anahtar Sözcükler: Yanılma, İrade bozukluğu, Culpa in contrahendo, Tazminat Sorumluluğu, Borçlar HukukuDoctoral Thesis Evlat Edinmede Rıza(2023) Dönmez, Pınar; Kılıçoğlu, Ahmet MithatTürk Hukukuna ilk olarak, 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi ile giren evlat edinme kurumu, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile tekrar düzenlenmiştir. En yalın ve temel ifadesiyle herhangi bir sebeple çocuk sahibi olmayan çiftlerin veya evli olmayan kişilerin çocuk sahibi olmalarını sağlayan, ergin ve kısıtlıların da himayesi amacı taşıyan kurum evlat edinmedir şeklinde açıklanabilir. Bu çalışmanın temel amacı evlat edinmede rıza kavramının konuya yön veren kökler açısından işlevinin, öneminin, ortaya çıkma şeklinin ve evlat edinme prosedürlerine yön veren temel şart olma niteliğinin incelenmesi, değerlenmesi ve sonuçlandırılmasıdır. Bu temel amaç etrafından evlat edinme ve rıza kavramları etraflı biçimde incelenmiş, ilişkisi tarihi köklerle ortaya konmuş, evlat edinme kurumunun hukuki niteliğinde rızanın neden temel şart olduğu ele alınmış ve evlat edinmede rıza konusu detaylıca her yönüyle incelemeye tabi tutulmuştur. Rıza odağında ele alınan evlat edinme kurumunun hukuki bir değerlendirmesi olarak bu çalışma evlat edinmeyi sosyal, psikolojik ve toplumsal bağlamı içinde ele almıştır. Böylece evlat edinme hukuki prosedürleri ile evlat edinme amacı arasındaki organik bağı koparılmamış ve göz ardı edilmemiştir. Yargıtay kararları, temel uygulamalar ve mevcut alan yazının okunması ile yapılan araştırma sonucunda evlat edinmede rızanın temel şart olmasının, evlat edinme kurumunun temel amacına hizmet etmesinde iyi bir araç ve güvence işlevi gören bir sigorta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evlat edinme kurumu, evlat edinmede rızayı temel koşul saymaktadır. Buna yönelik prosedürler izlenmekte ve rızanın yerine getirilmesi ehemmiyetle önemsenmektedir. Böylece temel amaç olan küçüğe sıcak ve sürekli bir yuva sağlamak etkin olabilmektedir.Master Thesis Mirasçıların Kefalet Borcundan Sorumluluğu(2025) Payaslıoğlu, Zehra Ceren; İstemi, MehmetKefalet sözleşmesi, alacağı güvence altına alma işlevi gören ve borcun ifa edilmemesi durumunda asıl borçlu dışındaki bir üçüncü kişinin, kefilin, asıl alacaklıya karşı sorumlu olmayı üstlendiği şahsi bir teminat sözleşmesidir. Kişilerin sahip olduğu hak ehliyeti gerçek kişiler için ölüm ile sona erer ancak hukuki konum ve ilişkileri sona ermez. Murisin sağlığında düzenlediği kefalet sözleşmesiyle kefil olduğu ve henüz borcunu ifa etmemişken öldüğü yahut hakkında ölüme benzer bir durumunun söz konusu olduğu durumlarda, bu borcu mirasçılara intikal eder; zira miras hukukunda külli halefiyet ilkesi esastır. Murisin kefalet sözleşmesinden doğan borcu, herhangi bir hukuki işlem, bir başka deyişle borcun üstlenilmesi veya nakli gerekmeksizin ve mirasçının irade beyanına ihtiyaç olmaksızın intikal edecektir. Dolayısıyla mirasçılar kural olarak kefalet borcundan sorumlu olurlar. Murisin mirasını kabul eden mirasçıların kefalet borcundan sorumluluğu kural olarak kişisel malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsildir.Master Thesis 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamında Elektronik Ticarette Marka Hakkına Tecavüz ve Markanın Korunması(2023) Yılmaz, Mehmet Asil; Hızır, SerdarÇalışmamızın konusu 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında elektronik ticarette marka hakkına tecavüz ve markanın korunmasıdır. Ticari faaliyetlerde elektronik aletlerin kullanılması ile beraber elektronik ticaret kavramı ortaya çıkmış, geleneksel ticarette bir dijital dönüşüm başlamıştır. Elektronik ticaret, çevrimiçi olarak gerçekleştirilen; mal veya hizmetlerin üretimi, alımı, satımı, reklamı, pazarlanması gibi her türlü ticari faaliyet olarak tanımlanabilir. Marka, bir teşebbüse ait ürün veya hizmetlerin diğer teşebbüslerinkinden ayrılmasını sağlayan işaret olup kaynak gösterme, ayırt edicilik, reklam ve iletişim, garanti ve kalite gibi fonksiyonları ile değeri teşebbüsleri aşan ayrı bir ekonomik değer haline gelmiştir. Markaların ekonomik değeri ve fonksiyonları kullananlara rakipleri karşısında çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle, üçüncü kişiler markanın sağladığı avantajlardan yararlanmak için 6749 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda tecavüz olarak adlandırılan şekilde başkalarına ait markaları sıklıkla kullanmaktadır. Bu çalışmada elektronik ticaret faaliyetlerinde gerçekleşen marka hakkına tecavüz hallerinin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde konuya ilişkin temel kavramlar olan elektronik ticaret kavramı ve marka kavramı açıklanmış, ikinci bölümünde marka hakkına tecavüz halleri elektronik ticaret kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise tecavüz halinde hukuken yapılabilecekler, konu ile ilgili önemli sorumluluk halleri ve hak ihlali halinde açılabilecek hukuk davaları açıklanmıştır.Master Thesis Medeni hukukta zina(2020) Kaya, Berna Berfin; Kılıçoğlu, Ahmet M.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 185. maddesi, eşler arasında kurulan geçerli bir evlilik birliği içerisinde sahip olunan hakları ve üstlenilen yükümlülükleri düzenlemektedir. Bu kapsamda evlilik birliğinin eşlere yüklediği en önemli yükümlülüklerden birisi de sadakat yükümlülüğüdür. Zina, sadakat yükümlülüğünün bir görünümü olan cinsel sadakati ihlal eden davranış niteliğinde olup, evlilik birliği devam ederken eşten başka bir kimseyle cinsel ilişki yaşanmasını ifade etmektedir. Günümüzde zina, ceza hukuku alanında suç olmaktan çıkarılmakla birlikte, medeni hukukun farklı alanlarında ayrı yaptırımlara tabi tutulmuştur. TMK'de özel ve mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenen zina, ayrıca eşler yönünden tazminat ve nafaka sorumluluğuna yol açabilmektedir. Bununla birlikte kanun koyucu, mal rejiminin tasfiye edilmesine ilişkin hükümlerde zinayı dikkate alarak istisnai bir düzenleme yapma gereği duymuştur. Tüm bunların yanı sıra, koşulların oluşması hâlinde zina eyleminde bulunan kişi mirasçılıktan çıkarılma yaptırımıyla da karşılaşabilecektir.

