Search Results

Now showing 1 - 10 of 47
  • Master Thesis
    Medeni hukukta zina
    (2020) Kaya, Berna Berfin; Kılıçoğlu, Ahmet M.
    4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 185. maddesi, eşler arasında kurulan geçerli bir evlilik birliği içerisinde sahip olunan hakları ve üstlenilen yükümlülükleri düzenlemektedir. Bu kapsamda evlilik birliğinin eşlere yüklediği en önemli yükümlülüklerden birisi de sadakat yükümlülüğüdür. Zina, sadakat yükümlülüğünün bir görünümü olan cinsel sadakati ihlal eden davranış niteliğinde olup, evlilik birliği devam ederken eşten başka bir kimseyle cinsel ilişki yaşanmasını ifade etmektedir. Günümüzde zina, ceza hukuku alanında suç olmaktan çıkarılmakla birlikte, medeni hukukun farklı alanlarında ayrı yaptırımlara tabi tutulmuştur. TMK'de özel ve mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenen zina, ayrıca eşler yönünden tazminat ve nafaka sorumluluğuna yol açabilmektedir. Bununla birlikte kanun koyucu, mal rejiminin tasfiye edilmesine ilişkin hükümlerde zinayı dikkate alarak istisnai bir düzenleme yapma gereği duymuştur. Tüm bunların yanı sıra, koşulların oluşması hâlinde zina eyleminde bulunan kişi mirasçılıktan çıkarılma yaptırımıyla da karşılaşabilecektir.
  • Master Thesis
    Milletlerarası Unsurlu Sözleşmelerde Taraf Değişikliklerinden Doğan Kanunlar İhtilafı
    (2023) Getiren, Havva Nur; Elçin, Doğa
    Ticaret hacminin genişlemesi ve ekonominin küresel olarak yürütülmeye başlaması sonucunda ticaret hayatında ülkesel sınırlar kalkmıştır. Dünyanın dört bir yanındaki kişi, kurum ya da şirketlerle iş birliği yapılması sonucunda sözleşmelerin milletlerarası nitelik kazanması hali gün geçtikçe artmaktadır. Milletlerarası nitelik kazanan sözleşmeler kimi zaman ifanın kolaylaştırılması, kimi zaman da değişen şartlar kapsamında başka kişilerin bu hukuki ilişkiye dahil olmalarını gerektirse de farklı ülkelere ilişkin kurallara değinen bu sözleşmelerde uyuşmazlık çıktığı halde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği farklı şekillerde ele alınmıştır. Türk borçlar hukuku, sözleşmeler açısından tarafların her birine farklı şekillerde sözleşmeyi devam ettirme hakkı tanımış olup hukuki ilişkileri kolaylaştırıcı birtakım düzenlemeler öngörmüştür. Türk Borçlar Kanunu'nun dayandığı sözleşme serbestisi çerçevesinde sözleşmelerde taraf değişikliği gündeme gelmekte olup taraf değişikliğine ilişkin hükümler farklı şart ve koşullar ihtiva etmektedir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu olan 5718 sayılı kanunun 24. maddesinde sözleşme serbestisinin yansıması olarak, tarafların sözleşmeye uygulanacak hukuku serbestçe seçebilecekleri ve bu seçimin yapılmadığı hallerde ne gibi kurallara başvurulacağı düzenlenmesine karşın, taraf değişikliği hallerine ilişkin herhangi bir belirleme öngörülmemiştir. Tez çalışmamız kapsamında TBK içerisinde düzenlenmiş olan taraf değişikliği hallerinin her biri genel hatları ile teorik olarak ele alınmış, bu husus 5718 sayılı kanun ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılmış ve pratikte nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair öneriler getirilmiştir.
  • Master Thesis
    Karşılıksız Çek ve Çekin Karşılıksızdır İşlemine Sebebiyet Verenler Hakkında Uygulanacak Hukuki ve Cezai Yaptırımlar
    (2019) Altünay, Özgür Serhat; Göle, Osman Celal
    Çek; kanunlarda belirtilen şekil koşullarına tabi, belli bir miktar paranın ödenmesini konu alan, yalnızca bir banka üzerinden keşide edilebilen, ibrazında ödenen, havale niteliği taşıyan bir senettir. Çeklerin en temel özelliği, belirli bir miktar paranın ödenmesini üzerinde taşımasıdır. Çek, nakdin kaydi paraya dönüşmesi ve ilgili mali kuruluşlar bünyesinde toplanmasıyla ülke ekonomisine katkı sağlar. Bu ve birçok faydası sebebiyle çeklerin, tarih boyunca ortaya çıkışından itibaren çoğu kanun koyucu tarafından kullanımı teşvik edilmiştir. Çeke olan güvenin ve kullanımının artması, karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme suçunun önüne geçilebilmesi için de birçok düzenleme yapılmıştır. Çalışmamızda; 09.08.2016 tarihli '6728 Sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun' ile birlikte '6102 Türk Ticaret Kanunu' ve Çek Kanunu'nda meydana gelen değişiklikler ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar
    (2024) Tabak, Mehmet Alp; Kulaksız, Cengiz
    TABAK, Mehmet Alp. Medeni Usul Hukuku Bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Karşılanmayan İlaç Bedellerine İlişkin Davalar, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2024. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, doktorların tedavi yöntemini belirleme özgürlüğü kapsamında seçtikleri ve kullanımını uygun gördükleri ilaç bedellerinin hastaların başvurusu üzerine ödenmemesi nedeniyle doğabilecek ihtilaflara ilişkin süreçler ele alınmıştır. Çalışma kapsamında doktorlarca, hasta üzerinde kullanımının faydalı olacağı öngörülen ilaçlara ilişkin olarak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'ndan alınacak kullanım onayları, hastalar tarafından ilaç bedellerine ilişkin ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na sunulması ve ilgili ödeme taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'nca reddedilmesi halinde gerçekleştirilecek olan yargılama süreci genel olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında; dava şartı, hukuki himaye tedbirleri, görevli ve yetkili mahkemeler yönünden değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sosyal Güvenlik Hakkı, Kuruma Başvuru, Geçici Hukuki Himaye Tedbiri, Yetkili ve Görevli Mahkeme, Yaşam Hakkı
  • Master Thesis
    Sorumluluk hukukunda zor durumda kalma
    (2021) Öksüz, Mustafa; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat
    818 sayılı Borçlar Kanunu'nda 'zor durumda kalma' anlamında olmak üzere 'müzayaka' kelimesi kullanılmıştır. Müzayakanın Türk Dil Kurumu sözlüğündeki kelime anlamı 'sıkıntı, darlık, parasızlık'tır. Müzayaka hali bir hukuksal kurum olarak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21, 30/2 ve 44/2 maddelerinde yer almaktaydı. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kabulüyle dil yönünden yapılan arılaştırma neticesinde müzayaka kelimesinin karşılığı olarak TBK'nın 28 ve 38'inci maddelerinde 'zor durumda kalma', 52'nci maddede ise 'yoksulluğa düşme' tabirleri kullanılmış ancak bu durum uygulamada bir değişiklik yaratmamıştır. Bu tez çalışmasında, TBK m.28'de yer alan aşırı yararlanmada, karşılıklı edimler arasındaki aşırı oransızlığın bir tarafın zor durumda kalmasından yararlanılarak gerçekleştirilmesi hali, TBK m.38/2'de yer alan bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı menfaat sağlanması hali ve TBK m.52/2'de yer alan, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek tazminat yükümlüsünün zarara, hafif kusuruyla sebebiyet vermesi ve hakkaniyetin de bunu gerektirmesi halinde tazminatta bir indirim sebebi olma durumu incelenmiştir. Bu çalışmada, sorumluluk hukukunda 'müzayaka' haline bağlanan hüküm ve sonuçlar incelenmiştir. Ancak eBK'dan farklı olarak TBK'da müzayaka kavramına yer verilmediğinden 'Sorumluluk Hukukunda Zor Durumda Kalma' başlığı tercih edilmiştir. 'Zor Durumda Kalma' kavramı eBK'daki 'Müzayaka' hali için kullanılmıştır.
  • Master Thesis
    Anonim Şirketlerde Eşit İşlem İlkesine Aykırılık ve Hukuki Sonuçları
    (2025) Şahin, Deniz; Yongalık, Aynur
    Bu çalışmada, anonim şirketlerde pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesinin uygulama alanları ve bu ilkeye aykırılık hallerinde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar ele alınmıştır. Eşit İşlem ilkesi, pay sahiplerinin hak ve yükümlülüklerinde eşitlik sağlamasını amaç edinen temel bir ilke olmakla birlikte, şirket içindeki karar alma süreçlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada öncelikle eşit işlem ilkesinin hukuki dayanağı, kapsamı ve sınırları incelenmiş; ardından ilkenin ihlali durumunda başvurulabilecek hukuk yolları ve bu ihlalin ortaya çıkarabileceği iptal, butlan ve istisnai hallerde yokluk yaptırımları ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Ayrıca Türk hukukundaki düzenlemeler, öğreti görüşleri ve yargı kararları ışığında eşit işlem ilkesinin ihlali halinde pay sahiplerinin koruma mekanizmaları da analiz edilmiştir.
  • Master Thesis
    6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamında Elektronik Ticarette Marka Hakkına Tecavüz ve Markanın Korunması
    (2023) Yılmaz, Mehmet Asil; Hızır, Serdar
    Çalışmamızın konusu 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında elektronik ticarette marka hakkına tecavüz ve markanın korunmasıdır. Ticari faaliyetlerde elektronik aletlerin kullanılması ile beraber elektronik ticaret kavramı ortaya çıkmış, geleneksel ticarette bir dijital dönüşüm başlamıştır. Elektronik ticaret, çevrimiçi olarak gerçekleştirilen; mal veya hizmetlerin üretimi, alımı, satımı, reklamı, pazarlanması gibi her türlü ticari faaliyet olarak tanımlanabilir. Marka, bir teşebbüse ait ürün veya hizmetlerin diğer teşebbüslerinkinden ayrılmasını sağlayan işaret olup kaynak gösterme, ayırt edicilik, reklam ve iletişim, garanti ve kalite gibi fonksiyonları ile değeri teşebbüsleri aşan ayrı bir ekonomik değer haline gelmiştir. Markaların ekonomik değeri ve fonksiyonları kullananlara rakipleri karşısında çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle, üçüncü kişiler markanın sağladığı avantajlardan yararlanmak için 6749 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda tecavüz olarak adlandırılan şekilde başkalarına ait markaları sıklıkla kullanmaktadır. Bu çalışmada elektronik ticaret faaliyetlerinde gerçekleşen marka hakkına tecavüz hallerinin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde konuya ilişkin temel kavramlar olan elektronik ticaret kavramı ve marka kavramı açıklanmış, ikinci bölümünde marka hakkına tecavüz halleri elektronik ticaret kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise tecavüz halinde hukuken yapılabilecekler, konu ile ilgili önemli sorumluluk halleri ve hak ihlali halinde açılabilecek hukuk davaları açıklanmıştır.
  • Master Thesis
    Effects of State Succession on Nationality in the Context of Land Abondenment and Annexation
    (2025) Uluşahin, Bilgesu; Kibar, Esra Gül Dardağan
    Savaşlar veya anlaşmalar gibi farklı yollar ile bir devletin hakimiyet kurduğu toprak parçası üzerinde sahip olduğu egemenliğin çeşitli şekillerle değişmesi mümkündür. Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti olarak ifade edilen bu durumun farklı hukuksal sonuçları bulunmaktadır. Bu sonuçlardan bir tanesi de o toprak parçası ile farklı nedenlerle ilgisi bulunan kişilerin tabiiyetleri üzerindeki değişim olmaktadır. Bu değişimin kimler üzerinde etkisinin olacağı ve ardından bu değişimin nasıl gerçekleşeceği konusu önem taşımaktadır. Arazi terk ve ilhakı, bir devlete ait toprağın bütününün ya da bir parçasının üzerindeki egemenliğin bir başka devlete geçmesidir. Toprak parçası üzerindeki egemenliğin değişmesi sonucu yapılan anlaşmaların pek çoğunda o toprak parçasıyla ilgili kimselere bir seçme hakkı (right to option) tanındığı görülmektedir. Çalışma kapsamında, öncelikle devletlerin halefiyeti ve uluslararası hukuk perspektifinden tabiiyet konusu incelendikten sonra devletlerin halefiyetinin tabiiyet üzerindeki etkileri arazi terk ve ilhakı bağlamında incelenecektir.
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukukunda Resmi Senetlerde Sahtelik Davası
    (2025) Unutmaz, Enes Eren; Kulaksız, Cengiz
    Tarafların bir uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak için başvurdukları ispat vasıtalarından biri de senetlerdir. Tarafların yargılama konusu uyuşmazlıkta haklılıklarını kanıtlamak için kullandıkları resmi veya adi senetler, her zaman gerçek ve inkâr edilemez değildirler. Resmi ve adi senetlerin gerçek olmadığı veya tahrif edildiği iddiası, ilgili senet aleyhine delil olarak kullanılan kişi tarafından, görülmekte olan davada sahtelik iddiası veya sahtelik davası biçiminde öne sürülebilecektir. Resmi senetlerin sahteliği iddiası, sadece söz konusu senede resmi evrak vasfı kazandıran şahsı da taraf göstererek açılan bağımsız bir sahtelik davası ile öne sürülebilecektir. Adi senetler bakımından ise, senedin sahteliği, sahtelik iddiası veya ayrı bir sahtelik davası ile öne sürülebilir. Sahtelik davası, hukuki açıdan İİK m.72 hükmü ile düzenlenmiş menfi tespit davası niteliğindedir. Sahtelik iddiasıyla açılan bağımsız dava, menfi tespit davasına konu uyuşmazlığın niteliği esas alınarak sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası, senetteki imza ya da senet metnindeki yazının sahteliği iddiasına ilişkin ise dava, sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası ya da görülmekte olan davada sahtelik iddiasına ilişkin hangi hükümlerin uygulanacağına dair doktrin ve yargı kararlarında görüş birliği bulunmamaktadır. Doktrinde bazı görüşler ve Yargıtay, sahtelik iddiası ya da bağımsız sahtelik davasında HMK m.209'un uygulanacağını ileri sürmektedirler. Başka bir görüşe göre, bu durumda İİK m.72 uygulanmalıdır. Zira İİK, takip hukuku bakımından HMK'ya oranla özel kanun vasfını taşımaktadır. Çalışmamızda resmi senetlerin neler olduğu, resmi senetlerde sahtecilik halleri, sahtecilik iddiasının derdest davada ön sorun olarak ele alınması ve bağımsız sahtelik davası konuları doktrindeki görüşler ve Yargıtay kararları kapsamında incelenmeye çalışılmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Evlat Edinmede Rıza
    (2023) Dönmez, Pınar; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat
    Türk Hukukuna ilk olarak, 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi ile giren evlat edinme kurumu, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile tekrar düzenlenmiştir. En yalın ve temel ifadesiyle herhangi bir sebeple çocuk sahibi olmayan çiftlerin veya evli olmayan kişilerin çocuk sahibi olmalarını sağlayan, ergin ve kısıtlıların da himayesi amacı taşıyan kurum evlat edinmedir şeklinde açıklanabilir. Bu çalışmanın temel amacı evlat edinmede rıza kavramının konuya yön veren kökler açısından işlevinin, öneminin, ortaya çıkma şeklinin ve evlat edinme prosedürlerine yön veren temel şart olma niteliğinin incelenmesi, değerlenmesi ve sonuçlandırılmasıdır. Bu temel amaç etrafından evlat edinme ve rıza kavramları etraflı biçimde incelenmiş, ilişkisi tarihi köklerle ortaya konmuş, evlat edinme kurumunun hukuki niteliğinde rızanın neden temel şart olduğu ele alınmış ve evlat edinmede rıza konusu detaylıca her yönüyle incelemeye tabi tutulmuştur. Rıza odağında ele alınan evlat edinme kurumunun hukuki bir değerlendirmesi olarak bu çalışma evlat edinmeyi sosyal, psikolojik ve toplumsal bağlamı içinde ele almıştır. Böylece evlat edinme hukuki prosedürleri ile evlat edinme amacı arasındaki organik bağı koparılmamış ve göz ardı edilmemiştir. Yargıtay kararları, temel uygulamalar ve mevcut alan yazının okunması ile yapılan araştırma sonucunda evlat edinmede rızanın temel şart olmasının, evlat edinme kurumunun temel amacına hizmet etmesinde iyi bir araç ve güvence işlevi gören bir sigorta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evlat edinme kurumu, evlat edinmede rızayı temel koşul saymaktadır. Buna yönelik prosedürler izlenmekte ve rızanın yerine getirilmesi ehemmiyetle önemsenmektedir. Böylece temel amaç olan küçüğe sıcak ve sürekli bir yuva sağlamak etkin olabilmektedir.