Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Master Thesis
    Anonim Şirketlerde Eşit İşlem İlkesine Aykırılık ve Hukuki Sonuçları
    (2025) Şahin, Deniz; Yongalık, Aynur
    Bu çalışmada, anonim şirketlerde pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesinin uygulama alanları ve bu ilkeye aykırılık hallerinde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar ele alınmıştır. Eşit İşlem ilkesi, pay sahiplerinin hak ve yükümlülüklerinde eşitlik sağlamasını amaç edinen temel bir ilke olmakla birlikte, şirket içindeki karar alma süreçlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada öncelikle eşit işlem ilkesinin hukuki dayanağı, kapsamı ve sınırları incelenmiş; ardından ilkenin ihlali durumunda başvurulabilecek hukuk yolları ve bu ihlalin ortaya çıkarabileceği iptal, butlan ve istisnai hallerde yokluk yaptırımları ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Ayrıca Türk hukukundaki düzenlemeler, öğreti görüşleri ve yargı kararları ışığında eşit işlem ilkesinin ihlali halinde pay sahiplerinin koruma mekanizmaları da analiz edilmiştir.
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukukunda Resmi Senetlerde Sahtelik Davası
    (2025) Unutmaz, Enes Eren; Kulaksız, Cengiz
    Tarafların bir uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak için başvurdukları ispat vasıtalarından biri de senetlerdir. Tarafların yargılama konusu uyuşmazlıkta haklılıklarını kanıtlamak için kullandıkları resmi veya adi senetler, her zaman gerçek ve inkâr edilemez değildirler. Resmi ve adi senetlerin gerçek olmadığı veya tahrif edildiği iddiası, ilgili senet aleyhine delil olarak kullanılan kişi tarafından, görülmekte olan davada sahtelik iddiası veya sahtelik davası biçiminde öne sürülebilecektir. Resmi senetlerin sahteliği iddiası, sadece söz konusu senede resmi evrak vasfı kazandıran şahsı da taraf göstererek açılan bağımsız bir sahtelik davası ile öne sürülebilecektir. Adi senetler bakımından ise, senedin sahteliği, sahtelik iddiası veya ayrı bir sahtelik davası ile öne sürülebilir. Sahtelik davası, hukuki açıdan İİK m.72 hükmü ile düzenlenmiş menfi tespit davası niteliğindedir. Sahtelik iddiasıyla açılan bağımsız dava, menfi tespit davasına konu uyuşmazlığın niteliği esas alınarak sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası, senetteki imza ya da senet metnindeki yazının sahteliği iddiasına ilişkin ise dava, sahtelik davası şeklinde tanımlanmaktadır. Sahtelik davası ya da görülmekte olan davada sahtelik iddiasına ilişkin hangi hükümlerin uygulanacağına dair doktrin ve yargı kararlarında görüş birliği bulunmamaktadır. Doktrinde bazı görüşler ve Yargıtay, sahtelik iddiası ya da bağımsız sahtelik davasında HMK m.209'un uygulanacağını ileri sürmektedirler. Başka bir görüşe göre, bu durumda İİK m.72 uygulanmalıdır. Zira İİK, takip hukuku bakımından HMK'ya oranla özel kanun vasfını taşımaktadır. Çalışmamızda resmi senetlerin neler olduğu, resmi senetlerde sahtecilik halleri, sahtecilik iddiasının derdest davada ön sorun olarak ele alınması ve bağımsız sahtelik davası konuları doktrindeki görüşler ve Yargıtay kararları kapsamında incelenmeye çalışılmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Evlat Edinmede Rıza
    (2023) Dönmez, Pınar; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat
    Türk Hukukuna ilk olarak, 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi ile giren evlat edinme kurumu, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile tekrar düzenlenmiştir. En yalın ve temel ifadesiyle herhangi bir sebeple çocuk sahibi olmayan çiftlerin veya evli olmayan kişilerin çocuk sahibi olmalarını sağlayan, ergin ve kısıtlıların da himayesi amacı taşıyan kurum evlat edinmedir şeklinde açıklanabilir. Bu çalışmanın temel amacı evlat edinmede rıza kavramının konuya yön veren kökler açısından işlevinin, öneminin, ortaya çıkma şeklinin ve evlat edinme prosedürlerine yön veren temel şart olma niteliğinin incelenmesi, değerlenmesi ve sonuçlandırılmasıdır. Bu temel amaç etrafından evlat edinme ve rıza kavramları etraflı biçimde incelenmiş, ilişkisi tarihi köklerle ortaya konmuş, evlat edinme kurumunun hukuki niteliğinde rızanın neden temel şart olduğu ele alınmış ve evlat edinmede rıza konusu detaylıca her yönüyle incelemeye tabi tutulmuştur. Rıza odağında ele alınan evlat edinme kurumunun hukuki bir değerlendirmesi olarak bu çalışma evlat edinmeyi sosyal, psikolojik ve toplumsal bağlamı içinde ele almıştır. Böylece evlat edinme hukuki prosedürleri ile evlat edinme amacı arasındaki organik bağı koparılmamış ve göz ardı edilmemiştir. Yargıtay kararları, temel uygulamalar ve mevcut alan yazının okunması ile yapılan araştırma sonucunda evlat edinmede rızanın temel şart olmasının, evlat edinme kurumunun temel amacına hizmet etmesinde iyi bir araç ve güvence işlevi gören bir sigorta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evlat edinme kurumu, evlat edinmede rızayı temel koşul saymaktadır. Buna yönelik prosedürler izlenmekte ve rızanın yerine getirilmesi ehemmiyetle önemsenmektedir. Böylece temel amaç olan küçüğe sıcak ve sürekli bir yuva sağlamak etkin olabilmektedir.
  • Master Thesis
    Mirasçıların Kefalet Borcundan Sorumluluğu
    (2025) Payaslıoğlu, Zehra Ceren; İstemi, Mehmet
    Kefalet sözleşmesi, alacağı güvence altına alma işlevi gören ve borcun ifa edilmemesi durumunda asıl borçlu dışındaki bir üçüncü kişinin, kefilin, asıl alacaklıya karşı sorumlu olmayı üstlendiği şahsi bir teminat sözleşmesidir. Kişilerin sahip olduğu hak ehliyeti gerçek kişiler için ölüm ile sona erer ancak hukuki konum ve ilişkileri sona ermez. Murisin sağlığında düzenlediği kefalet sözleşmesiyle kefil olduğu ve henüz borcunu ifa etmemişken öldüğü yahut hakkında ölüme benzer bir durumunun söz konusu olduğu durumlarda, bu borcu mirasçılara intikal eder; zira miras hukukunda külli halefiyet ilkesi esastır. Murisin kefalet sözleşmesinden doğan borcu, herhangi bir hukuki işlem, bir başka deyişle borcun üstlenilmesi veya nakli gerekmeksizin ve mirasçının irade beyanına ihtiyaç olmaksızın intikal edecektir. Dolayısıyla mirasçılar kural olarak kefalet borcundan sorumlu olurlar. Murisin mirasını kabul eden mirasçıların kefalet borcundan sorumluluğu kural olarak kişisel malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsildir.
  • Master Thesis
    Türk Deniz Ticareti Hukukunda Gemi İşletme Müteahhidi
    (2025) Sözal, İrem Yüzbaşıoğlu; Hızır, Serdar
    6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1061/2. maddesinde düzenlenen gemi işletme müteahhidi, başkasına ait bir gemiyi kendi hesabına suda işleten kişi olarak tanımlanmaktadır. Gemi işletme müteahhidi, ilgili hükme göre, üçüncü kişilere karşı donatan sayılacaktır. Çalışmamızda gemi işletme müteahhidi Türk hukuku açısından ele alınmış, diğer ülkelere ait hukuki düzenlemeler ise çalışmamız kapsamı dışında bırakılmıştır. Üç bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünü gemi işletme müteahhidine ilişkin temel bilgiler, ikinci bölümünü gemi işletme müteahhidinin tarafı olduğu hukuki ilişkiler, üçüncü bölümünü ise gemi işletme müteahhidinin hukuki sorumluluğu oluşturmaktadır. Çalışmada gemi işletme müteahhidinin sorumluluğu yalnızca hukuki sorumluluk bakımından incelenmiş; cezai ve idari sorumluluk çalışmamızın kapsamı dışında bırakılmıştır
  • Master Thesis
    Haksız Rekabet Hukuku Bakımından Şikâyet Platformları
    (2025) Çetin, Mehmet; Hacıgüzeller, Damla Gülseren Songur
    İnternet, bireyler arasında hızlı, kolay ve etkili bir iletişim imkânı sunarak modern dünyanın vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu teknolojinin gelişimiyle birlikte müşteriler, satın aldıkları mal ve hizmetlere ilişkin deneyimlerini çeşitli forum ve bloglarda paylaşmaya başlamış; zaman içerisinde bu yapıların kurumsallaşmasıyla birlikte şikâyet platformları ortaya çıkmıştır. Dijital ekonominin yeni bir iş modeli olan şikâyet platformları; müşterileri, potansiyel müşterileri ve firmaları aynı dijital ortamda buluşturarak bir etkileşim ekosistemi oluşturmakta ve kullanıcıların memnuniyetsizliklerini kamuya açık biçimde ifade etmelerine olanak tanımaktadır. Ülkemizde yaygınlaşan ve geniş kitlelere ulaşan şikâyet platformları, firmaların ticari itibarını doğrudan etkileyebilecek güce ulaşmıştır. Bu durum şikâyet platformlarında yer alan içeriklerin ve bu platformların faaliyetlerinin haksız rekabet kapsamında tartışılmasına yol açmıştır. Çalışmamızda şikâyet platformlarının yapısı, işleyişi ve hukuki niteliği incelenmiş; bu platformlarda yer alan içeriklerin Türk Ticaret Kanunu'na düzenlenen haksız rekabet hükümleri bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca, konuya ilişkin yargı kararları ve öğretideki görüşler ışığında, şikâyet platformlarının faaliyetlerinin hangi durumlarda haksız rekabet oluşturabileceği ve bu hâllerin hukuki sonuçları kapsamlı biçimde ele alınmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Yapay Zekânın Hukuki Kişiliği Sorunu
    (2025) Başer, Müge Önal; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat
    Özellikle son yirmi yılda yaşanan teknolojik atılımlarla makineler, programlandıkları işleri yapan birer araç olmaktan çıkıp otomatik sistemler haline gelmiştir. Yapay zekâ da bu otomatik sistemlerin, günlük yaşamda en çok karşılaşılan örneklerinden birisidir. Yapay zekâ, yaşamımıza bazı kolaylıklar getirmekle birlikte, birçok hukuki soruna da kapı aralamaktadır. Olası insan hakları ihlalleri ile hukuki ve cezai sorumluluk halleri, bu açıdan en güncel hukuki sorunlardır. Farklı yaklaşımlara sahip olsalar da Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere birçok ülke ve uluslararası kuruluş, özellikle 2019 yılı ve sonrasında yapay zekâ regülasyonları üzerinde çalışmaya başlamıştır. Ülkemizde henüz bu yönde bir düzenleme bulunmamakta; ancak konuyla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada ise yapay zekâya ilişkin bir regülasyonun nasıl olması gerektiğinden çok yapay zekânın hukuki statüsüne odaklanılmaktadır. Bu çerçevede, öncelikle kişi, gerçek kişi ve tüzel kişi kavramlarıyla ilgili genel bilgiler verilmekte; sonra teknik ve hukuki açılardan yapay zekâ kavramından ne anlaşılması gerektiği incelenmekte ve yapay zekânın sui generis bir öge olduğu tespiti yapılmaktadır. Ardından, yapay zekâ, hukuk dünyasındaki sui generis canlı ve nesnelerden hayvanlar ve otomobiller perspektifinden değerlendirilmekte ve söz konusu eşyaya ilişkin hükümlerin, yapay zekâ kaynaklı sorunları çözmede yeterli olamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Sonrasında, yapay zekâya ayrı bir hukuki statü tanınması olasılığı değerlendirilmek üzere yapay zekâya hukuki kişilik tanınmasını reddeden görüşler ile kabul eden görüşler incelenmekte ve yapay zekâya özgü bir hukuki kişilik önerisi getirilmesinde yarar olduğu sonucuna varılmaktadır. Ve en son da tüm araştırma, inceleme ve değerlendirmelerimiz sentezlenerek yapay zekâya özgü bir hukuki kişilik önerisi sunulmaktadır.
  • Master Thesis
    Sigorta Sözleşmelerinin Sona Ermesi
    (2025) Babayiğit, Çağıl Özağır; Yongalık, Aynur
    Sigorta hukuku bakımından sigorta ilişkisi, sigorta sözleşmesinin kurulmasıyla doğar. Bu sözleşmesel ilişki, yalnızca taraflar arasında doğan edim yükümlülüklerini değil, aynı zamanda sigorta sözleşmesinin kurulma, devam etme ve sona erme aşamalarında ortaya çıkan özel borç ilişkilerini de kapsar. Bu nedenle sigorta sözleşmesine bağlı borçların ve yükümlülüklerin, sözleşmenin sona ermesi halinde devam edip etmeyeceği yahut yeni borçların doğup doğmayacağı hususu, sigorta sözleşmesinin kapsamı ve sona erme şekli ile yakından ilişkilidir. Bu tez çalışması, sigorta sözleşmelerinin sona erme nedenleri ile bu sona ermenin hukuki sonuçlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Sözleşmenin hangi nedenlerle sona erebileceğinin tespiti, bu ilişkinin akıbetini değerlendirmek açısından ön koşuldur. Genel borçlar hukuku çerçevesinde, sigorta sözleşmeleri örneğin sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erebilir. Bununla birlikte, Türk Ticaret Kanunu'nda sigorta sözleşmesine özgü sona erme nedenlerine ayrıca yer verilmiştir. Bu nedenler, taraf iradesinden bağımsız olarak sözleşmeyi sona erdiren nedenler (iradi olmayan sona erme) ve taraf iradesine dayalı sona erdiren nedenler (iradi sona erme) şeklinde iki grupta değerlendirilebilir. İlki; (1) rizikonun veya sigorta olayının gerçekleşmesi, (2) sigorta menfaatinin ortadan kalkması ve (3) sigortacının iflasıdır. İkincisi ise; (1) sözleşmenin feshi, (2) cayma hakkının kullanılması ve (3) can (meblağ) sigortalarında sigortadan ayrılmadır. Sigorta sözleşmesinin sona ermesi yalnızca sona erdiren nedenin tespitiyle sınırlı olmayıp, bu sona ermeye bağlı olarak doğan sonuçların da bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektirir. Bu kapsamda, çalışmada sigorta sözleşmesinin sona ermesinin hüküm ve sonuçlarına göre değerlendirme yapılmıştır. Sigorta sözleşmesinin sona ermesinin hüküm sonuçları altı başlık altında incelenmiştir: (1) Prim iadesi, (2) ayrılma (iştira) değerinin ödenmesi, (3) prime hak kazanma, (4) sigorta tazminatının ödenmesi, (5) sigorta bedelinin ödenmesi, (6) dar anlamda borcu sona erdiren bir neden olan takas ile zamanaşımının hüküm ve sonuçları.
  • Master Thesis
    Çocukların Ana-Babalarının Sosyal Medya Paylaşımlarına Karşı Korunması
    (2025) Korkmaz, Gizem; Göka, Ekin Korkmaz
    İngilizcede paylaşmak anlamına gelen 'share'' ve ebeveynlik anlamına gelen 'parenting'' kelimelerinin birleşimiyle oluşturulan bir kavram olan sharenting, ebeveynlerin çocuklarının günlük hayatlarına dair fotoğraf, video ve diğer bilgileri dijital ortamlarda paylaşması anlamına gelir. Dijital çağın getirdiği sosyal paylaşım alışkanlıkları, sharenting davranışını gündelik yaşamımızın bir parçası haline getirirken, bu kavramın hukuki sonuçları da giderek önem kazanmaktadır. Dijital çağda ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili bu tür paylaşımları, çocuğun hakları ve güvenliği kapsamında birçok hukuki tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Çocukların rızası olmadan paylaşılan içerikler, onların kişilik hakkının doğrudan ihlali sonucunu doğurabilmekte, bu içeriklerin dijital ortamda kalıcı olması ise çocuklar adına gelecekte ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu paylaşımlar çocukların dijital ayak izlerini oluşturmakta ve çocukların gelecekteki kimlik inşası, sosyal ilişkileri veya profesyonel hayatlarında olumsuz durumlar yaşayabilmelerine zemin hazırlamaktadır. Sharenting, ebeveynlerin ifade özgürlüğü hakkı ile çocuğun üstün yararı ve çocuğun kişilik hakkını karşı karşıya getirmektedir. Sharentingin ekonomik boyutu da dikkat çekicidir. Ebeveynlerin sosyal medya hesaplarında çocuğun kişisel verilerini içeren paylaşımlar yaparak ticari kazanç elde etmeleri, sharenting davranışının ticari kaygılar ile yapılması ve çocuğun birçok hakkını ihlal etme riskine sahiptir. Tek 'tık'' ile internet ortamına yüklenen her paylaşımın yayılmasının saniyeler aldığı ve silinmesinin ise imkansıza yakın olduğu dijital ortamda, çocukların kişisel verileri kullanılarak bu durumun maddi kazanca çevrilmesi, hukuk düzeninin çocuklar için koruma altına almış olduğu düzenlemeler ile bağdaşmaz. Çocukların, dijital ortama metalaştırılarak dahil edilmesi ve birçok çocuğun yaşı ve olgunluk seviyesi sebebiyle risklerin farkında olmaması kavramın temel sorunlarından bir tanesini oluşturmaktadır. Sharentingin yaygınlaşması, çocukların dijital ortamda korunması konusunda hukuki düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda, ebeveynlerin sosyal medya kullanımına yönelik hukuki açıdan bilinçlendirilmesi, çocuğun üstün yararını ön planda tutan bir yaklaşım geliştirilmesi ve çocukların dijital haklarının korunması için daha etkin hukuki mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışma ile amaçlanan, sharenting kavramını çocukların temel kişilik değerlerinin korunması perspektifinden inceleyerek Türk hukuk sisteminde çocukların hukuka aykırı sharenting davranışından nasıl korunabileceğinin değerlendirilmesi ve çocukların dijital ortamda maruz kalmış olduğu hak ihlallerine karşı daha kapsamlı bir koruma mekanizması oluşturulmasına katkı sağlamaktır.
  • Master Thesis
    Çok Taraflı Milletlerarası Tahkim
    (2025) Erkan, Zeynep; Kibar, Esra Gül Dardağan
    Günümüzde uluslararası ticari ilişkiler, çok katmanlı hak ve borçlardan, karmaşık sözleşmelerden ve iç içe geçmiş tüzel kişiliklerden oluşan bir yapıya sahip olup geçmişte olduğundan daha farklı mahiyetteki uyuşmazlıklara vücut vermektedir. Tahkimden, uluslararası ticari aktörlerin uyuşmazlık çözüm yollarından ilk tercihi olarak, bu tipteki karmaşık ve çok taraflı uyuşmazlıklara da en az geleneksel iki taraflı uyuşmazlıklara olduğu kadar hızlı, ucuz ve etkin biçimde çözüm sağlaması beklenmektedir. Ancak tahkimin doğasından kaynaklanan bazı özellikleri çok taraflı tahkim yargılamalarını hem maddi hukuk bakımından hem de usul hukuku bakımından ulusal çok taraflı yargılamalardan da iki taraflı yargılamalardan da daha farklı bir pozisyona koymaktadır. Bu çalışma, çok taraflı tahkim yargılamalarının usul hukuku boyutuna yönelik kuş bakışı bir görüntü sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda hem ulusal hukuk sistemlerindeki milletlerarası tahkim yasalarında yer alan hem de kurumsal tahkim kurallarında yer alan çok taraflı yargılamaları mümkün kılan usul mekanizmaları incelenecektir. Bu mekanizmalar yargılamada aldıkları rol ve hizmet ettikleri amaç kapsamında birbirlerine benzemekle kalmayıp aynı zamanda benzer usuli zorluklar da yaratmaktadırlar. Bundan dolayı bu çalışmada, bu zorluklara yönelik bütüncül bir bakış açısıyla kapsamlı değerlendirmeler yapılmaya çalışılacak ve hem teorik hem de pratik yaklaşımlar geliştirilmeye çalışılacaktır. Türk hukukunda çok taraflı tahkim konusunda yapılan çalışmalarda genellikle çok taraflılığın yargılamada getirdiği zorluklar tekil olarak ve sınırlı olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada, Türk hukuku ayrı bir mercek altına alınarak yasal ve kuramsal boşluklara işaret edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Sözcükler: Milletlerarası Ticari Tahkim, Çok Taraflı Uyuşmazlıklar, Usul Hukuku, Birleştirme, Dahil Etme