Search Results

Now showing 1 - 10 of 93
  • Master Thesis
    Göz İzlemenin Program Anlaşılırlığında Kullanılması Üzerine Sistematik Bir Haritalama Çalışması
    (2021) Atıed, Shukrullah; Çağıltay, Nergiz; Topallı, Damla
    Göz izleme teknolojisi, bir kişinin vizyonu hakkında fikir edinmek ve nereye baktıklarını belirlemek ve görsel davranışları hakkında veri toplamak için kullanılır. Araştırmacılar, göz izleme teknolojisini kullanarak Yazılım Mühendisliği'ndeki çeşitli görevleri analiz etmek ve anlamak için göz hareketi verileri toplamaktadır. Ancak, Yazılım Mühendisliği alanında göz izleme teknolojisinin kullanımını inceleyen ve bu açıdan genel bir tablo sunan çok sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu tez çalışmasında, bir Sistematik Haritalama çalışması yürüterek, tüm kanıtları bir araya getirmeyi ve özellikle programı anlaşılabilirliği için Yazılım Mühendisliği'nde göz izleme kullanımına genel bir bakış sunmayı amaçlıyoruz. İlgisiz çalışmaları dikkatlice gözden geçirdikten ve çıkardıktan sonra 121 ilgili makaleyi seçtik. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, son yıllarda Yazılım Mühendisliği'nde göz takibi üzerine yapılan çalışmaların arttığını ve farklı aktiviteler üzerinde çalışıldığını görülmektedir. Ayrıca, programı anlaşılabilirliği üzerine farklı faktörlerin etkisi olduğu görülmüştür. Bu faktörler kod öğeleri ve varlıkları, araçlar, geliştiricinin geçmişi ve göz hareketi ve okuma davranışları olarak belirtilmiştir. Bu bulguların, geliştiricilerin program anlaşılabilirliği üzerine etkin faktörleri benimsemelerine yardımcı olarak gelişimlerine katkı sağlaması beklenmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Bbo-de Algoritması Kullanarak Akıllı Şehirlerde Wsn Dağıtım Optimizasyonu
    (2023) Abdulwahıd, Huda M.khaled; Mıshra, Alok
    Kablosuz Sensör Ağları (WSN'ler), akıllı şehir altyapısının dağıtımında kritik bir rol oynar ve kentsel ortamların etkin izlenmesi ve yönetimi sağlar. WSN'lerin akıllı şehirlerdeki dağıtımını optimize etmek, karmaşık ve dinamik doğası nedeniyle zorlu bir görevdir. Bu tez, Biyoğeografi Tabanlı Optimizasyon ve Diferansiyel Evrim (BBO-DE) algoritmalarının birleşimiyle WSN dağıtımına yönelik yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, BBO-DE algoritmasının akıllı şehir senaryolarında optimal WSN dağıtımını gerçekleştirmedeki etkinliğini araştırmaktır. Algoritma, biyoğeografi prensiplerinden ilham alan biyoğeografi tabanlı optimizasyon tekniğini ve diferansiyel evrimin güçlü arama yeteneklerini bir araya getirir. Sensör düğümü yerleşimi için kapsama, ağ bağlantısı, dağıtılan sensör sayısı ve algılama örtüşmesi gibi faktörleri dikkate alarak keşfi ve kullanımı dengeleyerek neredeyse optimal çözümler bulur. BBO-DE algoritmasının performansını değerlendirmek için bir dizi deney yapıldı. Temel BBO ve genetik algoritma gibi diğer bilinen optimizasyon teknikleriyle karşılaştırmalı bir analiz gerçekleştirildi. Sonuçlar, BBO-DE algoritmasının diğer optimizasyon yöntemlerine göre tüm faktörlerde daha iyi performans sergilediğini göstermektedir. Bu araştırma, BBO-DE algoritmasını tanıtarak ve değerlendirerek akıllı şehirlerde WSN dağıtımı alanına katkıda bulunur. Bulgular, algoritmanın 3D uzayda optimal WSN dağıtımını gerçekleştirmedeki etkinliğini vurgulayarak akıllı şehir uygulamalarında geliştirilmiş algılama yetenekleri ve kaynak kullanımına yol açar.
  • Master Thesis
    Irak Yükseköğretim Kurumlarında Üniversite Öğrencileri Arasında Bulut Bilişimin Kullanılmasını Etkileyen Faktörler
    (2020) Fadhıl, Estabraq Abbas; Toker, Sacip
    Bulut bilişim, iş, eğitim, sağlık ve devlet kurumları gibi birçok alanı yeniden şekillendiren devrim niteliğinde bir teknolojidir. Bu teknoloji, kuruluşların performanslarını artırmak ve üretim, servis, ekipman ve uygulama maliyetlerini azaltmak için çok sayıda isteğe bağlı seçenek sunar. Bu nedenle, birçok akademisyen, özellikle gelişmiş ülkelerde, bu teknolojiyi etkileyen faktörler hakkında bulut bilişim konusunu araştırmaya başlamıştır. Ancak, araştırmalar, Irak gibi gelişmekte olan ülkelerde, henüz olgunlaşmamış bir aşamadadır. Ayrıca, mevcut sorunların birçoğu, özellikle yükseköğretim kurumlarında da tam olarak ortaya çıkarılmamıştır. Bilindiği gibi bulut bilişim sistemleri, üçüncü taraf sağlayıcıların hizmetlerine dayanmaktadır, bu nedenle, bulut hizmetlerine güven ve gizlilik endişeleri gibi olası tehditlerin algılanması, uygun bulutun verimli bir şekilde benimsenmesini sağlamak için kritik öneme sahiptir. Öte yandan, çoğu çalışma bulut sistemlerini sanallaştırma, ölçeklenebilirlik ve kararlılık gibi bulut tabanlı sistemlerin teknolojik boyutlarına bakmıştır. Yine de bulut bilişim için en büyük zorluk teknik engellerden daha çok bilişsel veya tutumsal olduğu iddia edilmektedir. Bahsedilen araştırma açığını kapatmak için, bu çalışma, Irak özelinde üniversite öğrencileri tarafından bulut teknolojilerinin kabulü üzerinde etkisi olan faktörleri araştırmıştır. Çalışma modelinin oluşturulması için bir kuramsal çerçeve olarak gemişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli (TKM) kullanılmıştır. Önerilen genişletilmiş TKM'in bileşenlerine dayanarak araştırma soruları sorulmuştur. Bileşenler: Algılanan kullanışlılık, Algılanan kullanım kolaylığı, Buluta yönelik tutumlar, Davranışsal niyet, Algılanan riskler, Güven, Kaygı, Gerçek kullanım, Algılanan fayda, Algılanan genel endişe, Kullanım maliyeti, Erişim hızı, Sosyal etki, Kültür bağlamı ve Harici depolama aracı kullanımı olarak belirlenmiş ve araştırmanın değişkenleri olarak kullanılmıştır. Bu değişkenler, önceki çalışmalarda geliştirilmiş olan anketler ya da bunların maddeleri kullanılarak belirlenmiştir. Bu çalışmada tarama yöntemi anket ile uygulanmış ve alınan verilerin toplanması ve analizini içeren nicel analizler kullanılmıştır. Araştırma verisi Irak üniversiteleri sosyal medya gruplarında birkaç defa yayınlanmıştır. Alınan 601 yanıtın içerisinden 576 verinin analiz için uygun olduğu görülmüştür. Anket iki bölümden oluşmaktadır: ilk bölüm bulut bilişim kullanan katılımcılara detaylı sorular yöneltmiş, ikinci bölüm ise bulut bilişim kullanmayan katılımcılar için verilmiştir. Katılımcılar anketin başında bulut bilim kullanıp kullanmadıkları üzerine bir soru iletilmiştir. Bu soruya verdikleri cevap evet ise anketin ilk bölümüne hayır ise ikinci bölüme yönlendirilmişlerdir. Önerilen model, hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) birlikte kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışmanın bulguları, tüm bu dokuz değişkenin, Algılanan kullanışlılık, Algılanan kullanım kolaylığı, Güven, Tutum, Davranışsal niyet, Algılanan erişim hızı, Algılanan kullanım maliyeti, Sosyal etki ve Algılanan faydaların önemli rol oynayan etmenler olduğunu göstermektedir. Öğrenciler temel müfredatlarının bir parçası olarak bulut bilişim dersini bulut bilişim benimsemeye motive edici etken olarak belirtmişlerdir. Bunun aksine, Kaygı, Algılanan risk, Algılanan genel endişe, Kültürel Bağlam ve Harici depolama birimi kullanımı gibi etmenler öğrencilerin bulut bilişimi benimseme niyeti üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu göstermiştr. Bu etmenlerin, öğrencilerin eğitimlerinin bir parçası olarak bulut bilişimi benimsemelerini önlemede önemli bir rol oynadığı kanıtlanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma öğrencilerin Irak üniversitelerinde bulut bilişim kullanma niyetinin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Bu, öğrencilerin bulut bilişim hizmetlerini kabul etme ve kullanma kararını etkileyen temel etmenler hakkında daha derin bir fikir vermiştir. Bunun yanı sıra, bu etmenleri içeren önerilen modelin, Irak bağlamında kullanıcı niyetlerinin gerçek bir yordayıcısı olduğu gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Elektronik Tablo İşlevlerinin Otomatik Üretimi
    (2023) Tekin, Özge; Turhan, Çiğdem; Yazıcı, Ali
    Elektronik tablo kullanımının artışıyla birlikte, bu tablolardaki işlevlerin sayısında da önemli bir artış yaşandı. Artan işlev sayısı, uzman kullanıcıların bile işlev yazarken zorluklarla karşılaşmasına yol açmaktadır. İşlevleri araştırıp kullanmanın zaman alıcı bir süreç olması, düz metin bilgi istemlerinden otomatik olarak işlev üretebilen yazılımlara olan talebin artmasına neden olmuştur. Ancak bu alandaki araştırma çabalarının halen yetersiz olması önemli bir boşluğu işaret etmektedir. Bu çalışma, Türkçe metinlerden otomatik olarak işlevler üreten ve tüm süreci otomatikleştirmek için Microsoft Excel'e entegre edilebilen bir yazılım önererek araştırma açığını gidermeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya, kullanıcıların kısa ve öz istemler kullanarak kolayca tanımlayabilecekleri 26 fonksiyon seçilerek dahil edilmiştir. Bu işlevleri eşlemek için, anahtar-değer çiftleri biçiminde bir sözlük oluşturuldu; burada işlevler anahtarları ve her işlevin benzersiz anahtar sözcükleri de değerleri oluşturmaktadır. Her bir fonksiyon analiz edilip yapısal benzerlikler sergileyen fonksiyonlar sistematik olarak kümelendi, böylece ortak algoritmalar geliştirildi. Bu algoritmalar, bilgi istem metinlerinden bağımsız değişkenleri ayıklayabilmek için düzenli ifadeler kullanır ve işlev yapısını tamamlar. Sistemin değerlendirilmesi için 150 adet metin bilgi istemi ve bunlara karşılık gelen fonksiyonların bulunduğu bir veri seti oluşturulmuştur. Sistem veritabanındaki tüm istemlerle çalıştırıldığında, %94 başarı oranı vermektedir.
  • Master Thesis
    Yazılım Gereksinimlerinin Ontoloji Tabanlı Anlamsal Analizi
    (2023) Oğuz, Zeynep Yaren; Turhan, Çiğdem
    Günümüzün hızla gelişen yazılım geliştirme ortamında, yüksek kaliteli yazılım ürünlerinin sunulması, büyük ölçüde etkin gereksinim analizine bağlıdır. Yazılım işlevsel gereksinimlerinin belirlenmesi, ve analiz edilmesi süreci, geliştirme aşamalarının paydaş beklentileri ile uyumlu olmasında çok önemli bir rol oynar. Bununla birlikte, modern yazılım sistemlerinin artan karmaşıklığı, gereksinim analizini çok daha zor ve karmaşık bir hale getirmiştir. Fonksiyonel gereksinimler son kullanıcıların geliştirilecek olan sistemden beklentileridir. Kullanıcı hikayeleri fonksiyonel gereksinimlerin, amacını, isterini ve kimin talepte bulunduğu bilgisini içeren doğal dil ile yazılmış açıklamasıdır. Bu ilişkisel cümleyi bir gereksinim olarak almak ve geliştirici için görevlere bölmek zorlayıcı bir süreç olabilir. Buna ek olarak gereksinimlerin önceliklendirilmesi ve bir öncelik sırasına konulması da verimli bir kaynak yönetimi için önemlidir. Gereksinim analizinin çok daha verimli bir şekilde yapılması için bir çok çalışma önerilmiştir. Fakat önerilen çalışmalar çoğunlukla İngilizce olan gereksinimlerin işlenmesi üzerinedir. Bu çalışmada Türkçe kullanıcı hikayelerinin, fonksiyonel gereksinim olarak ontoloji tabanlı bir sınıflandırılması sunulmuştur. Türkçe kullanıcı hikayeleri kelimeler arasındaki ilişkiler göz önüne alınarak kural-bazlı bir şekilde işlenmiştir ve gereksinimin amacı, istenen fonksiyon ve istemde bulunan aktör olmak üzere üç ana sınıfa ayrılmıştır. Buna ek olarak her bir gereksinim bir öncelik değeri alır. Veri kaynakları için bir semantik sorgulama dili olan SPARQL sorgusu kullanılarak bir öncelik sıralaması yapılmıştır ve temsili bir product backlog çıktı olarak sunulmuştur. Değerlendirmeler sonucunda, belirlenen şablonda yazılarak girdi olarak verilen kullanıcı hikayelerinin sınıflandırılması, ve öncelik bazlı iş listesine dahil edilmesi, kurulan gereksinim ontolojisinin başarı oranının hatırı sayılır bir düzeyde olduğunu göstermiştir. Bu sebeple, Türkçe kullanıcı hikayelerinin sözcük ve söz öbeklerinin kural-bazlı ayrıştırılmış ögelerinin ontoloji sınıflarının birer örneği olabileceği ve bu sınıflar arasındaki anlamsal ilişkinin, bir product backlog çıktısı oluşturabileceği sonucuna varılmıştır.
  • Master Thesis
    Oyunlaştırma ile C Programlamayı Öğreten Bir Webtabanlı Uygulamanın Geliştirilmesi
    (2023) Shahzad, Muhammad Hamza; Topallı, Damla
    Programlama becerilerinin geliştirilmesi, özellikle C gibi programlama dillerinde, yazılım geliştiricileri ve bilgisayar bilimi öğrencileri için önemlidir. Programlama öğretiminde geleneksel yöntemler genellikle kitaplara ve ders notlarına dayanmaktadır. Bu yöntemler öğrencilerin konuları etkin olarak öğrenmeleri için yeterli olmayabilir. Bu tezin temel amacı, oyunlaştırma unsurlarını içeren bir web tabanlı uygulama geliştirerek bu uygulamanın kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır. Geliştirilen web tabanlı uygulama, programlama kavramlarının anlaşılmasını kolaylaştırmak ve öğrencileri öğrenme sürecine etkin olarak dahil etmek için interaktif ve oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş bir öğrenme ortamı sunar. Bu oyun unsurları, öğrencileri motive eder ve öğrenme deneyimini daha eğlenceli hale getirir. Bu kapsamda yaptığımız çalışmada oyunlaştırma unsurlarını içeren web tabanlı uygulama geliştirilmiştir. Bu uygulamanın etkinliğini değerlendirmek için, 2022-2023 Bahar Dönemi'nde C programlama dersi alan Bilgisayar, Yazılım ve Bilişim Sistemleri Mühendisliği bölümlerinden 122 öğrenciyle bir deneysel çalışma gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerden C Programlama diliyle ilgili 10 çoktan seçmeli soruyu yanıtlamak için bu uygulamayı kullanmaları istenmiştir. Ardından, öğrencilerin uygulama ile genel memnuniyeti bir 'Sistem Kullanılabilirlik Ölçeği' anketi kullanılarak ölçülmüş ve öğrencilerin deneyimleri ve geliştirme önerileri hakkında bilgi edinilmiştir. Bu çalışmanın kullanılabilirlik açısından sonuçlarına göre, çalışmaya katılan öğrencilerin %81'i geliştirilen sistemin kolay kullanılabilir olduğunu ve %79'u birçok kişinin bu sistemi kullanmayı kolaylıkla öğrenebileceklerini belirtmişlerdir. Öğrencilerin %62'si bu sistemi sıklıkla kullanmak isteyeceklerini belirtmişlerdir. Öğrencilerin yalnızca %20'si sistemin gereğinden fazla karmaşık olduğunu düşünmektedir. Bu çalışmanın bulguları, programlama dillerini öğretmede oyunlaştırmanın kullanımını inceleyerek bilgisayar bilimi eğitimine katkıda bulunmaktadır. Dolayısıyla geliştirilen bu web tabanlı uygulamanın, C programlamayı öğrenmede yenilikçi ve etkileşimli bir yaklaşım sunarak, öğrenme deneyimini öğrenciler için daha etkileyici ve etkili hale getirebileceği görülmüştür.
  • Master Thesis
    Şirket Özellikleri ile Dijital Güven Arasındaki İlişki: Farklı Sektörlerden Görüşler
    (2023) Adewoye, Oyebola Temıloluwa; Toker, Sacip
    Güven, iş yapmak için bir gerekliliktir. Şeffaf olmaya ve tutarlı davranmaya çalışmaya bağlıdır. Bu çalışma, şirket çalışanları arasında mesleki deneyim, istihdam durumu, mesleki pozisyon, organizasyon rolü, organizasyon formu, endüstri sektörü, şirket rolü, müşteri grubu, endüstri sektörü tedarikçisi, organizasyon büyüklüğü ve dijital güven gibi şirket özellikleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır, şirketlerin dijital çağda güven oluşturmasına ve sürdürmesine yardımcı olabilecek bilgiler sağlama hedefiyle. Çalışma, dijital güven ile en güçlü şekilde ilişkilendirilen şirket özelliklerini belirlemeyi ve bu özelliklerin çalışanların dijital dünyaya olan güvenini ne ölçüde etkilediğini araştırmayı amaçlamaktadır.Üç seviyede düzenlenen on bileşenden oluşan e-Güven Anketi— teknoloji, insanlar ve süreç dijital güvenin derecesini ölçmek için kullanılır. 36 farklı ülkeden 5329 kişi bu çalışma için çevrimiçi anketi tamamladı. Katılımcıların mesleki deneyim yılı sayısı toplanmış ve analiz edilmiştir. 1 yıldan az mesleki deneyime sahip 520, 1-3 yıl mesleki deneyime sahip 1098, 4-10 yıl mesleki deneyime sahip 2248, 11-20 yıl mesleki deneyime sahip 1006, 21-21-20 yıl mesleki deneyime sahip 369 katılımcı yer aldı. 30 yıllık mesleki deneyim, 31-40 yıllık mesleki deneyime sahip 73 katılımcı ve 40 yılı aşkın mesleki deneyime sahip 15 katılımcı. MANOVA'nın parametrik olmayan bir alternatifi olan Munzel-Bruner analizi, dijital güven bileşenleri (öncelik düzeyi yazılım kalitesi, donanım ve yazılım, elektronik cihazlar, bilgi sistemleri, yönetim ve diğer dahili varlıklar, BT ve veri desteği, harici varlıklar, veri koruma ve mahremiyet, kurumsal veri koruma ve mahremiyet, internet ve sosyal medya kullanımı) ile mesleki deneyim, çalışma durumu, mesleki pozisyon, organizasyon rolü, organizasyon şekli, şirket rolü ve organizasyon büyüklüğü şirket özellikleri. Sanayi sektörü, müşteri grubu ve sanayi sektörü tedarikçisi üzerinde MANOVA analizi yapılırken. Sonuçlar, mesleki deneyim, mesleki konum, organizasyon şekli, şirket rolü, endüstri sektörü, müşteri grubu, endüstri sektörü tedarikçisi ve organizasyon büyüklüğünün dijital güveni etkileyen faktörler olduğunu ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Güven, Dijital Güven, Şirket Özellikleri.
  • Master Thesis
    İş Yerinde Bağlanabilirlik ile Dijital Güven Arasındaki İlişki - Endüstriyel Bir Bakış
    (2023) Raymond, Olaıde Abımbola; Toker, Sacip
    İş yerindeki dijital bağlantının etkisi kesinlikle bilim ve iş alanlarında pek çok tartışma yarattı. Artan kaygı düzeyleri, çalışanların beklentilerine ve verimlilik, kaygı ve kariyer ilerlemesi biçimindeki çalışma alanı gerçeklerine duyulan dijital güvenin yetersiz dijital bağlantısıyla ilişkilendirilmiştir. Ancak araştırma literatürü, işyeri bağlantısı ile dijital güven arasındaki bağlantı hakkında nispeten bilgi sağlar. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, internet bağlantısının, dijital platformların kullanılabilirliğinin ve teknolojik bilgi olan iletişim araçlarının dijital güven genelinde etkisini incelemektir. Çalışma ayrıca, herhangi bir internet bağlantısına bağlanmadaki memnuniyet düzeyini dijital güven düzeyi ile keşfetmeyi önerdi. Dijital güven derecesini ölçen e-Güven Anketi, teknoloji, insanlar ve süreç olmak üzere üç düzeyde düzenlenen on bileşene sahiptir. 36 farklı ülkeden toplam 5329 kişi bu çalışma için çevrimiçi anketi tamamladı. MANOVA'nın parametrik olmayan bir alternatifi olan Munzel-Bruner analizi, teknolojik bilgilerin her biri üzerinden dijital güven bileşenleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Mann-Whitney ve Kruskal Wallis analizi ile takip sonuçları, internet bağlantısının, dijital platformların mevcudiyetinin ve iletişim araçlarının dijital güveni etkileyen faktörler olduğunu gösterdi. Ek olarak, Spearman'ın korelasyon katsayısı, internet bağlantısı genelinde memnuniyet düzeyinin dijital güven ile ilişkili olduğunu ortaya koydu.
  • Master Thesis
    Ss-mla: Uzaktan Algılamalı Görüntülerin Çok Etiketli Sınıflandırması için Yeni Bir Çözüm
    (2021) Üstünkök, Tolga; Karakaya, Kasım Murat
    Uzaktan algılanan görüntülerin çok etiketli sınıflandırması çok önemli bir araştırma alanıdır. Kentsel büyümeyi izlemekten askeri gözetlemeye kadar birçok uygulamaya sahiptir. Uzaktan algılanan görüntülerin çok etiketli sınıflandırması için birçok algoritma ve yöntem önerilmiştir. Bu tezde iki yaklaşım sunulmaktadır. İlki, küçük veri kümelerinde karmaşık yöntemlerin daha basit olanlara göre avantajı olmadığını gösteren CNN tabanlı basit bir modeldir. İkincisi, uzaktan algılanan görüntülerin çoklu etiketli sınıflandırması için Semi-Supervised Multi-Label Annotizer (SS-MLA) adı verilen rekabetçi bir Vector-Quantized Temporal Associative Memory (VQTAM) tabanlı yöntemdir. İlk yöntem, uzaktan algılanmış dört farklı veri kümesi üzerinde F1-Skorlarına göre literatürdeki diğer son teknoloji yöntemlerle ve SS-MLA ile karşılaştırılmıştır. Deney sonuçları, yeni bir yaklaşım olarak SS-MLA'nın, karşılaştırmaların yarısından ve önerilen basit yöntemden daha iyi sonuçlar verdiğini göstermektedir. Algoritma ve yöntemlerin tüm uygulamaları için Python 3.8 ortamında Tensorflow-GPU 2.4.0 ve Numpy 1.19.5 çerçeveleri kullanılmıştır.
  • Master Thesis
    Kan Test Verilerini Kullanarak Makine Öğrenme Algoritmaları ile Covid-19 Tahmini
    (2023) Habashı, Soheıla Abbası; Koyuncu, Murat
    Tehlikeli COVID-19 hastalığı, çok sayıda insanın hayatına doğrudan zarar verdi. RT-PCR testi, X-Ray ve bilgisayarlı tomografi (BT) ile COVID-19 tespiti, uzun geri dönüş süreleri, yanlış negatif oranları (%15-20), pahalı ekipman ve kalifiye personel gibi bazı dezavantajlara sahiptir. Hastalık bulaşma oranı çok yüksek olduğundan, özellikle yoksun bölgelerde enfeksiyon riskini azaltan COVID-19 hastalarını belirlemek için kan testi gibi daha hızlı, kesin ve uygun maliyetli bir yol gereklidir. Çalışmanın amacı, COVID-19 pozitifini ekonomik ve hızlı bir şekilde belirlemek için makine öğrenimi ve kan testleri kullanarak klinisyenlere yardımcı olabililecek doğru ve kesin bir yaklaşım sunmaktır. Ayrıca bu çalışma ileride başka hastalıkların teşhisinde de yardımcı olabilir. Kan testi veri seti, 5644 örnek içeren Sao Paulo Brezilya'daki İsrailli Albert Einstein Hastanesi'nden alınmıştır. COVID-19 tahmin yöntemi, sekiz farklı makine öğrenimi modelinin dayanmaktadır. Bu çalışmada üç strateji oluşturulmuştur. İlk olarak, geliştirilen modeller herhangi bir öznitelik seçme algoritması kullanılmadan eğitilmiştir. İkinci olarak, aynı modeller Gri Kurt Optimizasyonu (GWO) özellik seçimi kullanılarak test edilmiştir. Üçüncüsünde ise özellik seçimi için GWO yerine Pearson Korelasyonu kullanılmıştır. Model performanslarını değerlendirmek için doğruluk, duyarlılık, özgüllük ve AUC kullanıldı. Sırasıyla %98,82, %97,83 ve %100 doğruluk, duyarlık ve özgüllük ile SVM en iyi sonuçları gösterdi. Bu çalışmanın katkısı olan GWO öznitelik seçimini kullanan algoritmaların performans metrikleri önemli bir iyileşme göstermiştir.