Search Results

Now showing 1 - 10 of 94
  • Doctoral Thesis
    Tanzimat sonrası, Osmanlı Rumeli vilayetleri hükümet konaklarında ideoloji ve erk'in mimari temsili (1839-1922)
    (2018) Halaçoğlu, Neval Konuk; Lökçe, Sevgi
    Bu tez, Tanzimat Fermanı sonrası Osmanlı Devleti'nin Rumeli Vilâyet merkezlerinde yeni bir anlayış olarak ortaya çıkan ve devletin kentsel mekâna en önemli müdahalesi olan hükümet konaklarını konu etmektedir. Kentsel mekân üzerindeki değişimin göstergesi olan hükümet konakları, Tanzimat'ın siyasi alandaki reformlarının bir uzantısıdır. Genellikle kent merkezinde mimarî özelliğiyle devlet otoritesinin ve gücünün göstergesi konumunda kurulan hükümet konakları, siyasal iktidarın geleneksel yapıdan uzaklaşarak ideolojik alanda önemli bir değişikliğe uğradığını bu kamu yapılarıyla göstermiştir. 1864 Vilâyet Nizamnâmesi sonrası hükümet konağının, taşıdığı sembolik değer ve yerine getirdiği işlevler açısından da, devlet-toplum ilişkilerinin kentin görünümünü ve kentsel yaşamı nasıl değiştirdiği görülmektedir. Tezin kapsamı Osmanlı dönemi (1839-1922) Rumeli vilâyet merkezlerindeki yönetimin erk ve ideolojisinin temsil mekânları olan hükümet konakları ile sınırlıdır. Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Kosova, Makedonya ve Yunanistan'ı içeren bölgede, incelenen döneme ait Rumeli vilâyet merkezlerinin sayısı on birdir. Bu merkezler; Bosna (Bosna-Hersek), Cezâir-i Bahr-ı Sefid (Kal'a-i Sultaniyye/Çanak-kale, Midilli, Sakız, Rodos/Yunanistan), Edirne, Girit (Hanya, Kandiye/Yunanistan), İşkodra (Arnavutluk), Kosova (Priştine/Kosova, Üsküp/ Makedonya), Manastır (Ma-kedonya), Prizren (Kosova), Selânik (Yunanistan), Tuna (Rusçuk/Bulgaristan) ve Yanya (Yunanistan)'dır. Tezde incelenen zaman diliminin özelliği, çağdaşlaşma arayışının getirdiği hızlı siyasi dönüşümlere sahne olmasıdır. Bu dönemde ilk defa olarak şehir plânlamasıyla ilgili kanun ve yönetmelikler, şehir tasarımı ve yeni üsluplarda inşa edilen hükümet konağı binalarıyla mimaride siyasi bir görünürlük amaçlanmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Derin Çekme Sınır Oranın, Flanş Bölgesinin Isıtılarak Artırılması için Yöntem Geliştirilmesi
    (2015) Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Konca, Erkan; Manufacturing Engineering; Airframe and Powerplant Maintenance; Manufacturing Engineering; Airframe and Powerplant Maintenance
    Bu tez çalışmasında geliştirilen yöntem kısaca, sac metal malzemelerin şekillendirilme oranının flanş bölgesinin eş sıcaklık dağılımsız ısıtılarak artırılması olarak açıklanabilir. Sıcaklık artışı malzemenin sünekliğinde belirgin bir yükselmeye ve buna bağlı olarak şekillendirilme kapasitesinin artmasına neden olur. Sıcaklık artışı ayrıca malzemenin akma sınırının düşmesi ile birlikte, uygulama kuvvetlerinde ve basınçlarında azalma meydana gelir. Otomotiv endüstrisinde en yaygın kullanıma sahip olan Yüksek Mukavemet Sac Çelik (AHSS) malzeme DP600 olup, araç ağırlıklarının azalmasını ve çarpışma emniyet faktörünün artmasını sağlamasından dolayı bu tez çalışmasında araştırma malzemesi olarak seçilmiştir. Adı geçen çelik malzemelerin kullanımı malzeme kalınlıklarının ve yakıt sarfiyatının azalmasını sağlar. Yapılan araştırmada geliştirilen yöntemin geçerliliği üç farklı tip malzeme, bunlardan iki tanesi Düşük Alaşımlı Yüksek Mukavemet çeliği (HSLA), diğeri ise IF (Arayersiz Çelikler) çeliği kullanılarak, incelenmiştir. Flanş bölgesinin sıcaklığının 180oC to 300oC değerleri arasında oluşturulduğu deneylerde derin çekme sınır oranında %25.58 kadar artış sağlanmıştır. Kullanılan sıcaklık ılık işlem sıcaklığı seviyesinde olduğundan, şekillendirilme kuvvetlerinde azalma meydana gelmesine rağmen malzemenin özelliklerinde ve dayanımında bir değişim gerçekleşmemektedir.
  • Doctoral Thesis
    Distopya Romanlarında Güç Mekanizmasının Yeni Tarihselciliğe Göre Okunması: Anthony Trollope'un The Fixed Period, Anthony Burgess'ın A Clockwork Orange ve Kazuo Ishiguro'nun Never Let Me Go Adlı Eserleri
    (2019) Bekler, Ecevit; Aras, Gökşen
    Anthony Trollope, Anthony Burgess ve Kazuo Ishiguro tarafından yazılan sırasıyla The Fixed Period (1882), A Clockwork Orange (1962) ve Never Let Me Go (2005) romanları Yeni Tarihselcilik teorisi kullanılarak incelenmiştir. Bu teori kullanılarak metin, yazarın hayatı ve her dönemin sosyal, kültürel ve politik koşulları arasındaki ilişki dikkatli bir çalışma ile ortaya çıkarılmıştır. Romanlar, kültürleri ve söylemlerinin metinsel ürünleri olarak dönemleri hakkında derin bilgi sağlar. The Fixed Period, A Clockwork Orange ve Never Let Me Go, sırasıyla sömürgecilik, gençlik suçları ve bilimsel söylemlerin ürünleridir. Bu çalışma, her bir romanın, dönemlerinin çağdaş ve önde gelen sosyal sorunlarını yansıttığını ortaya koymaktadır. Romanların distopik olması sosyal meselelerle ilgili endişeleri yansıtmaktadır. Çağdaş edebi metinler ve edebi olmayan metinler, her dönemin baskın ideolojisini bulmak için kullanılmıştır. Üç farklı dönemin kültürel ve entelektüel tarihini daha iyi anlamak için Stephen Greenblatt ve Michel Foucault'nun güç, ideoloji ve söylem hakkındaki teorileri ve argümanları toplumdaki güç mekanizmalarının işlevi konusunda temel alınmıştır. Bu tez, güç ilişkilerinin ve kontrol mekanizmalarının toplumlardaki sosyal ve kültürel değişimlere paralel olarak dönemden döneme değiştiğini göstermiştir. Günümüzde insanlar sadece doğaya değil aynı zamanda birbirine de hükmetmektedir. Bu çalışma, makineleşmenin, teknolojinin ve bilimin, insanların yaşam standartlarını arttırdığı ve toplumun refahına katkıda bulunduğunu ancak bu gelişmelerin daha fazla kontrol mekanizmalarının oluşmasına neden olduğunu da ortaya koymaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea, Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen ve Fadia Faqir'in My Name İs Salma Romanlarında Sömürge Dönemi Söylemi
    (2019) Aydemir, Siray Lengerli; Menteşe, Sıdıka Oya
    Bu doktora tezi, sömürge dönemi söyleminin günümüzde de etkin olduğuna vurgu yaparak Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea (1966) (Geniş, Geniş Bir Deniz), Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen (1974) (İkinci Sınıf Vatandaş) ve Fadia Faqir'in My Name is Salma (2007) (Benim Adım Salma) isimli romanlarındaki kadın baş kahramanların benlik algıları ve tanımları, ve bu söyleme karşı gösterdikleri dirence dair geniş bir anlayışa ulaşmayı amaçlamaktadır. Metin çözümlemelerinin asıl hedefi, sömürge dönemi, sömürge sonrası ve çok kültürlü dönemlerde baş kahramanların erkek egemen söyleme direnç gösterirken kendilerine ait benlik tanımını nasıl yaptıklarını incelemektir. Sömürge dönemi söyleminin özünde sömürgeciyi merkeze alan ancak sömürüleni öteki olarak adlandırıp dışlayan bir dil hüküm sürmektedir ki bu da kahramanların omuzlarına aşılması imkânsız gibi görünen bir zorluk yüklemektedir. Yine de, bu söylem içerisinde başkahramanlar kendilerine ait alanlarda benlik tanımı yapabilmek ve direnç gösterebilmek adına kendi yöntemlerini geliştirirler. Bu yöntemler, zaman, yer ve kimlik bağlamında farklılık göstermektedir çünkü romanların geçtiği dönemler farklıdır. Bu farklar da gözetilerek, metin çözümlemelerinin temel amacına uygun olarak çeşitli kuramlar ve tanımlar kullanılmıştır. Emperyalizm ve erkek egemen bakış açısı, ikili karşıtlıklar, karşıt söylem, Üçüncü Alan, dil emperyalizmi ve taklitçilik tezde kullanılan başlıca kuram, kavram ve tanımlamalardır. Çalışmanın savına ışık tutan ve saptamalarına başvurulan, ve sömürge dönemi söyleminin ataerkil bir bakışla hala etkin olduğunu vurgulayarak beklenen sonuca ulaşılmasını sağlayan eleştirmen ve kuramcılar Bill Ashcroft, Michael Foucault, Gayatri Spivak, Edward Said, Homi Bhabha, Frantz Fanon, Hamid Dabashi, Robert Phillipson, Leila Ahmed, Alastair Pennycook, Robert Young, Richard Terdiman, Ania Loomba, Elleke Boehmer, Oyeronke Owewumi, Amin Malak ve tanımları çalışmanın amacına destek olan diğer bazı eleştirmenlerdir.
  • Doctoral Thesis
    Yiyecek içecek sektörü için çok ürünlü, çok aşamalı üretim planlamasına yönelik model ve karar destek sistemi önerisi
    (2016) Tirkeş, Güzin; Çelebi, Neşe; Koyuncu, Murat
    Gıda ve içecek endüstrisinde; üretim planlama kararı güvenilir bir talep tahminine bağlıdır. Bu üretim alanlarında -özellikle hammaddelerin bozulabilir olduğu düşünüldüğünde- taleplerin zamanlamasını tahmin etmek; üretimi planlamak ve müşteri gereksinimlerini karşılamak için çok önemlidir. Literatürde gıda ve içecek endüstrisinde talep tahmini yapmak için, otoregresif hareketli ortalama (ARMA), otoregresif entegre hareketli ortalama (ARIMA), doğrusal olmayan ARMA modelleri, Holt-Winters metodları, yapay sinir ağları (ANN), genetik algoritmalar gibi çeşitli istatistiksel modellerin denendiği görülmektedir. Yapılacak tahminler için kullanılacak model verilerin karakteristiğine -'eğilim' veya 'mevsimsellik' özelliklerine- bağlıdır. Bu çalışmada 'gerçel zamanlı, çok aşamalı ve çok hatlı' bir üretim sürdürürken, hem toptan hem de perakende satış yapan bir reçel-şerbet üretim tesisi ele alınmaktadır. Tesisin; kapasite sınırlamaları ve taleplerin belirsizliği gibi sorunların varlığında oluşan üretim zamanlaması problemini çözebilmek için 'zaman serileri analizi' temelli bir talep tahmini yaklaşım modeli kurulmuştur ve bu çalışmada bu model tanıtılmaktadır. Uzun dönem talep tahmini için kullanılan 'zaman serileri modeli işletmenin iki yıllık satış verilerinden elde edilen aylık satış bilgilerinden oluşturulmuştur. Modelde Holt ve Winters'ın üçlü üstel düzleştirme ve mevsimsel düzeltme metotları kullanılarak 2015 yılı için talep tahmini yapılmıştır. Uygulama, gıda ve içecek sektöründe mevsimsel belirsizlikleri ele alabilen ilk çalışmalardan biridir. Modelin tutarlılığında hata ölçütü olarak ortalama mutlak yüzdesel hata (MAPE) kriteri ele alınmıştır. Talep tahmin modelini kurduktan sonra, envanter planlama modülünü de içeren, üretim planlama ve zamanlama modeli olarak karışık tam sayılı programlama modeli kullanılmıştır. Geliştirilen modelin 'belirsizlik' içeren durumlara da kolaylıkla uyum gösterebilir olması, modeli hem şu anki problemin çözümü hem de gelecekteki çalışmalar için en uygun seçenek kılmaktadır. Çalışmanın son kısmında, uç noktalara varan değişken taleplerin olduğu durumlarda kullanıcılara yardımcı olabilecek bir karar destek sistemi önerilmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Armonize mal tanımı ve kodlama sistemi için doğal dil işleme kullanarak ontoloji oluşturulması
    (2016) Fal, Funda Akgür; Turhan, Çiğdem
    Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ) gümrük idarelerinin etkinliğini ve verimliliğini artırmayı hedef edinmiş hükümetler arası bir kuruluştur. DGÖ dış ticaret için ortak bir kod sistemi sağlamaktadır. Armonize Mal Tanımı ve Kodlama Sistemi (Armonize Sistem-AS) diye adlandırılan bu sistem, 5000 farklı kod numarası içeren uluslararası bir ticari sınıflandırma sistemidir. Sistem uzman ya da uzman olmayan gümrük memurları ve ticaret yapmak isteyen insanlar tarafından kullanılmaktadır. Mevcut sistemin temel sorunu; AS kodu tespiti işlemlerinin ancak konu uzmanları tarafından yapılabilmesi ve uzamn olmayan kişilerce yapılamamasıdır. Ontolojiler semantik yapıyı gösteren güçlü araçlardır. Büyük ölçekli ontolojilerin yapılandırılması zor ve zaman alıcıdır. Doğal Dil İşleme (DDİ) kullanımı ontolojileri oluşturmak için etkili bir yoldur. Bu çalışmada, ana amaç AS kodları için Türkçe doğal dil işleme yapılarak ontoloji oluşturmaktır. Oluşturulan ontolojinin AS kodlarının tespit edilmesinde üç hayati fayda sağlaması beklenmektedir. Oluşturulan ontolojide AS kodları ürünlerin tariflerinden yola çıkarak tanımlanmış, böylece uzman olmayan kişilerin Türkçe kullanarak AS kodlarını tespit etmeleri sağlanmıştır. İkinci olarak, sistemi bir ontoloji üzerine kurmak ontolojilerin doğal yapıları sayesinde, ürünler ve aralarındaki ilişkilerin tanımlanmasıyla sistemin esneklik ve düşük maliyet ile çalışmasını sağlamaktadır. Son olarak, literatürde, Türk gümrüklerinde kullanılan böyle bir arama sistemi bulunmamaktadır. Bu tez, ontoloji oluşturma ve Türkçe dil işleme kullanarak aramada yeni bir bakış açısı sağlarken, oldukça kullanışlı yeni bir metod ve esnek bir arama sistemi yaklaşımı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ontoloji, Doğal Dil İşleme, Protégé, Armonize Mal Tanımı ve Kodlama Sistem
  • Doctoral Thesis
    Yalın Altı Sigma, Çevik Yazılım Geliştirme Metodolojisi ile Entegre Etmek
    (2019) Badwe, Safıa; Erkan, Turan Erman; Erkan, Turan Erman; Erkan, Turan Erman; Industrial Engineering; Industrial Engineering
    Son yirmi yıl içinde, uslubu daha verimli hale getirmek için yeni bir paradigma olarak ortaya çıkan yalın düşünceyle, Altı Sigma yaklaşımı da yazılım geliştirme sektörüne uzun bir giriş yaşadı. Bazı yazılım şirketleri, iş ve geliştirme girişimleri için Altı Sigma'yı ve Yalını uyarlamaya çalışıyorlardı. Yalın Altı Sigma (YAS), madde ilerlemesinin test ve uzlaşma yönlerini hızlandırır ve alıcılara birinci sınıf ürünler sunmak için alan sağlar.Yine de, sürekli bir değişim ve dönüşüm ihtiyacı kurumları karmaşık ve yeni çalışma ortamlarını benimsemeye zorladı.Bu durum programların planlanması koordine edilmesi ve müşterileriyle iletişim kurmak için gereksinimleri geliştirmek üzere için yazılım geliştirme metodolojilerine yönlendirdi. Bu bağlamda, YAS ve Çevik yazılım metodolojileri talepleri erken bir aşamada karşılamak ve yazılım geliştirme sürecine yüksek kalitede değişiklikleri dâhil etmek için bir dizi geliştirme girişimi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle mevcut çalışma, yazılım geliştirmede yukarıda bahsedilen metodolojiler arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Bu tez çalışmsında teorik ve deneysel çalışmalardan elde edilen sonuçlar sunulmuştur.İlk kısım, ―YAS-Çevik Metodolojisi‖ adlı yeni bir yaklaşımı denemek ve uygulamak için Altı Sigma, Yalın, Yalın Altı Sigma, Çevik ve Scrum Metodolojilerini incelemek için operasyonel aşamayı birleştiren bir model sunmaktadır. İkinci bölüm ise, yazılım geliştirme şirketleri üzerinde Türkiye'de ve yurtdışında yapılan anket çalışmasının sonuçlarını sunmaktadır.Anket, birkaç önemli konular üzerinde durmaktadır. Bunların en önemlileri: faydaların olması, kritik başarı faktörleri, memnuniyet, değişim ihtiyaçları tecrübeler ve metodolojiyi uygularken karşılaşılan sorunlar. Ampirik bakış açısı, metodolojileri inceleyen kavramlar, faktörler ve bunların yazılım geliştirme üzerindeki etkileri hakkında hipotezler geliştirilerek analiz edilmektedir. Sonuçlar, yazılım geliştirmenin başarısına ve başarısızlığına ve metodolojilerin performansınınen faydalı yönlerine yol açan en önemli faktörleri vurgulamaktadır.Bu amaçla YAS ve Çevik metodolojilerininve bunların birbirleri arasındaki ilişkinin bu metodolojilerin birleştirme fikrinin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Bu alanda uzmanlaşmış bir dizi Türk ve Kanadalı şirket arasında karşılaşmalar yapılmıştır.Sonuçlar, yazılım geliştirme sektöründeki Türk firmalarının dünya pazarına en geniş çapta ulaştığını ve bu alandaki en rekabetçi ülkelerden biri haline geldiğini göstermektedir.
  • Doctoral Thesis
    Altı Sigma Yaklaşımını Kullanan Yüksek Öğretimde Lisans Programı Ders Programını Geliştirmede Etkili Metodoloji Geliştirme
    (2019) Dakhıl, Abdulmuhsen Aemmaar Ahmed; Özkil, Altan
    Tüm üniversitelerdeki lisans eğitimi veren bölümlerin müfredat yapısı, o bölümden mezun olan öğrencilerin iş hayatında ihtiyaç duyacakları bilgi beceriler ve yeteneklere dayanır. Mezunlar bilgi becerileri ve yeteneklerini bölümleri ile ilgili seçmiş oldukları işlerdeki ihtiyaçları karşılamak amacı ile kullanacaktırlar. Bununla birlikte üniversitelerin mevcut lisans programlarının öğrencilerin mesleklerinde başarılı olmaları için gerekli olan bilgi beceri ve yeteneklere sahip mezunları piyasaya sağlayamadıklarına ilişkin genel bir kanı bulunmaktadır. Basit olarak bu üniversitede öğretilenler ile endüstride ihtiyaç duyulanlar arasındaki açıklığı göstermektedir. Bu nedenle dikkate değer sayıda üniversite mezunu bilgi beceri ve yetenekleri ile tam uyumlu olmayan işlerde istihdam edilmektedir. Müfredatın geliştirilmesi ile ilgili bu nedenle çok sayıda araştırma yapıldığı görülmektedir. Eksik olan husus ise müfredat geliştirme sürecine etki eden birçok faktörü ve farklı paydaşların görüşlerini dikkate alan sayısal bir metodolojinin olmamasıdır. Bu tezin amacı müfredat geliştirmede Six-Sigma kalite geliştirme yaklaşımını kullanan sayısal bir metodoloji geliştirmektir. Metodolojinin uygulanması ile seçilen bir bölüm için mezunların ihtiyaç duyacakları bilgi beceriler ve yetenekler bazında değişiklik önerileri belirlenebilecektir. Geliştirilen metodoloji yüksek öğrenimde mühendislik bölümlerinden birinin müfredatının geliştirilmesi amacı ile uygulanmıştır. İmalat Mühendisliği Bölümü bu amaçla seçilmiştir. Seçilen mevcut imalat mühendisliği bölümleri müfredatlarından oluşturulan bilgi beceriler ve yetenekler seti üzerinde öğrenciler, öğretim üyeleri ve endüstri temsilcileri gibi farklı paydaşların görüşlerinin alınacağı ayrıntılı bir anket geliştirilmiştir. Seçilen bilgi, beceri ve yetenekler setinin önem ve performans üzerine etkilerinin ölçümlenmesine ilişkin anketin istatistiksel analizleri SPSS kullanılarak yapılmıştır. İmalat mühendisliği müfredatı üzerinde geliştirme yapılacak alanlar metodoloji tarafından önerilmiştir. Önerilen değişikliklerin geçerliliği kariyer.netten alan imalat mühendisliği işe giriş ilanları analiz edilerek belirlenmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Savunma Planlama Sürecinde Teknoloji Yönetiminin Geliştirilmesi Amacıyla Bir Fonksiyonel Model Önerisi: Türkiye için Bir Durum Çalışması
    (2015) Akın, Hasan Umut; Özkil, Altan; Özkil, Altan; Özkil, Altan; Koyuncu, Murat; Aviation Management; Aviation Management
    Teknolojilerdeki hızlı gelişim ve değişim tüm sektörlerde olduğu gibi, özellikle sistemlerin sistemi yaklaşımını kapsayan savunma alanında da etkisini göstermiş, daha karmaşık hale gelen savunma sistemlerinin etkin planlanması ve verimli kullanımı Teknoloji Yönetimi (TY)'nin önemini artırmıştır. TY alanında mevcut araştırmalar ve uygulamalar çoğunlukla ticari işletmelerin teknoloji yönetimi süreçleri üzerinde durmaktadır. Bu tezde, mevcut savunma planlama süreçleri kapsamında TY'nin uygulanabilirliği; yazında yer alan ve çoğunlukla ticari uygulamalara yönelik TY çerçevesinde ele alınarak, TY aktiviteleri, yöntemleri ve araçları da dâhil olmak üzere Türk Savunma Planlama Sistemi özelinde araştırılmıştır. Ayrıca, savunma planlama sürecinde karar vermeye destek olacak, teknoloji ve operasyonel konseptler ile geleceğin yetenek ihtiyaçlarını dikkate alan işleyiş tarzları da çalışmada incelenmiştir. Tez kapsamında, Türk Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden deneyimli katılımcılara TY farkındalığı ve kullanım düzeyi belirleme anketi uygulanmış ve mevcut TY aktivite, yöntem, araç ve tekniklerinin savunma sektörüne uygulanabilirliği analiz edilmiştir. Analiz ve anket sonuçları esas alınarak, savunma planlama sürecinin etkinliğini arttıracak ve savunma planlamacılarının görev ve fonksiyonlarını daha iyi yerine getirebilmelerini sağlayacak fonksiyonel bir TY modeli geliştirilerek savunma planlama sürecine entegre edilmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Göçmenlerdeki Kimlik Oluşturma Süreci: Buchi Emecheta'nın Kehinde'si, Zadie Smith'in White Teeth'i ve Yasmin Crowther'ın The Saffron Kitchen'i
    (2014) Safaeı, Ladan Amır; Canlı, Sifat Gülsen
    Bu tez, göçmenlerin kimlik oluşturma sürecini araştırmayı hedeflemektedir. Bu çalışmada ispat edilmeye çalışılan husus göçmenlerin kimlik oluşturma sürecinin iki eşzamanlı aşamadan oluştuğudur. Bu aşamalardan ilki göçmenlerdeki kimlik oluşumunun doğuştan başlayıp ölüme kadar devam ettiğini (epigenetic) ileri sürerken diğeri kimlik oluşumunun kültürleşme (acculturation) süreci doğrultusunda şekillendiğini vurgular. Erik Erikson'un Epigenesis of Life Cycle (1963, 1968) teorisine göre insanlar kişisel ve sosyal kimliklerini doğdukları ülkede veya ebeveynlerinin etnik kültürü etkisinde oluştururlar. Ancak göç ettikleri ülkede, tamamen yeni bir ortamda, karşılaştıkları kültürel ve sosyal krizlerden dolayı, kimliklerinin sosyal tarafı değişikliklere maruz kalır. Göçmenlerin sosyal kimlik oluşturma sürecinde yaşadıkları ve kimliklerine yansıyan bu değişiklikler John W. Berry'nin kültürleşme stresi (acculturative stress) ve Paul Pedersen's yeniden yapılandırdığı Adler'in kültür şoku (culture shock) kavramları doğrultusunda incelenmiştir. Sonuç olarak, göçmenlerin kimliklerindeki değişken yapı ve onun sonucunda oluşturdukları kişisel ve sosyal kimliklerinin hayatları boyunca değişebileceği sonucuna varılmıştır. Bu tez beş bölümden oluşmuştur. İlk bölümde, göçmenlerin kimlik oluşturma sürecinde önemli olan temel kavramlar ve teoriler açıklanmıştır. Daha sonraki üç bölümde bu teori ve prensipler, seçilen, tarih sırasına göre, Buchi Emecheta'nın Kehinde, Zadie Smith'in White Teeth ve Yasmin Crowther'ın The Saffron Kitchen eserlerindeki karakterlere uygulanmıştır. En son bölümde de göçmenlerin psikososyal kimlik oluşturma sürecinden nasıl geçtikleri ve kişisel ve sosyal kimliklerini nasıl oluşturdukları üzerinde varılan sonuçlar tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Göçmen kimliği, Epigenesis teorisi, Acculturation, Kehinde, WhiteTeeth, The Saffron Kitchen.