Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Master Thesis
    Koruma Sorumluluğu Yoluyla Egemenlik Haklarını İhlal Etmek Haklı Mıdır? Koruma Sorumluluğu Normunun İlkeleri ve Uygulamaları Arasındaki Çelişkiler Üzerine
    (2025) Karadoğan, Kemal Yağız; Yalvaç, Faruk
    Bu tez devlet egemenliği ilkesinin hala uluslararası sistemin zeminini oluşturduğu bir ortamda, insani müdahalelerin ahlaki ve hukuki açıdan haklı sayılıp sayılamayacağını incelemektedir. Kosova ve Libya gibi krizler incelenerek, insani müdahale söylemlerinin nasıl kullanıldığını ve bu söylemlerin çoğu zaman siyasi çıkarlarla, güç dengeleriyle ve uluslararası ilişkilerde 'adil' ya da 'kabul edilebilir' sayılan kavramlarla nasıl örtüştüğünü ortaya koymaktadır. 'Müdahale etmek haklı mıdır?' sorusuna bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Hukukun normatif doğası ile uluslararası ilişkilerin yoruma açık yapısı arasındaki çelişkiyi ele alırken eleştirel yapısalcılık yaklaşımından yararlanmaktadır. Siyaset teorisi ve uluslararası hukuk alanlarındaki temel tartışmalardan yola çıkarak, kitlesel acılar ve insan hakları ihlallerinde gerçekleşen dış müdahalelerin meşruiyetini analiz etmektedir. Bu tez, Koruma Sorumluluğu (R2P) ilkesine dair tartışmalar ve değişmekte olan insani müdahale uygulamalarına odaklanarak, bu değişimlerin hukuki ve siyasi düzeni nasıl yeniden şekillendirmeye çalıştığını anlamaya çalışırken, Michael Walzer'ın Haklı Savaş yaklaşımını eleştirmekte ve öte yandan da Koruma Sorumluluğu normunun, ilkeleri ile uygulanması arasındaki farklılıklara vurgu yapmaktadır.
  • Master Thesis
    Uluslararası İlişkiler Teorileri Tarihindeki Temel Tartışmaların Yörüngesinin Eleştirel Realist Bir Açıklaması
    (2023) Köksal, Oğulcan; Yalvaç, Faruk
    Uluslararası İlişkiler disiplinine, özellikle (neo-)Realizm ve (neo-)Liberalizm gibi pozitivist varsayımlar tarafından desteklenen belirli teoriler ve bu teoriler arasındaki tartışmalar hâkim olmuştur ve diğer teoriler ya bu ana akım teorilere karşı çıkmak ya da pozitivist bilim anlayışına uyumlu olmak durumunda kalmıştır. Ancak, 1980'lerde Uİ disiplininde pozitivizm/post-pozitivizm olarak adlandırılan yeni bir dönem başlamıştır. Buna rağmen, bütün temel tartışmalar disipline önemli etkilerde bulunmuş olsalar da hiçbiri ontolojiyi ve bilim felsefesini tartışmalarının merkezine almamıştır. Post-pozitivistlerden gelen yanıt bile pozitivist bir bilim, yapı ve nedensellik anlayışı sebebiyle yanlış yorumlanmıştır. Kısaca, disiplindeki temel tartışmaların ontolojiye odaklanmamaları konusunda bir devamlılık mevcuttur. Bu tez, ilk kez Roy Bhaskar (1977) tarafından ortaya konan ve Uİ disiplininde Faruk Yalvaç, Colin Wight, Jonathan Joseph gibi kuramcılar tarafından geliştirilen bir meta-teori olarak işleyen eleştirel gerçekçiliği kullanarak, disiplindeki belirli teoriler ve bilim felsefelerinin, temelde de pozitivizm/post-pozitivizm tartışmasının nasıl tarihsel olarak şekillendiğini ve disiplindeki temel tartışmalar ve teori anlayışını nasıl bir çıkmaza soktuğunu, disiplinin tarihinde özellikle ontolojik bir devamlılık olduğunu vurgulayarak geliştirmek amacını gütmektedir. Dolayısıyla bu tez, Uluslararası İlişkiler içerisindeki temel tartışmaların ortaya çıkma ve gelişmelerinin tarihselleştirilmesinin ve doğallıktan çıkarılmasının gerekli olduğunu iddia etmektedir. Uİ teorileri arasındaki temel tartışmaların eleştirel gerçekçi bir açıklaması, disiplindeki ontolojik tartışmanın eksikliğinin sebeplerinin ortaya çıkarılmasını, neden ontolojiyi merkeze aldığını iddia eden dördüncü tartışmanın bile sadece epistemoloji ve metodolojiye odaklandığının anlaşılmasını ve böylece toplumsal gerçekliğin bir katmanı olarak uluslararasılığın dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: Eleştirel Gerçekçilik, Bilim Felsefesi, Uluslararası İlişkiler Teorileri, Pozitivizm, Post-pozitivizm.
  • Master Thesis
    Eşitsiz ve bileşik gelişme teorisi ve Fransız kültürel sömürgeciliğinin sonuçları: Cezayir Frankofon edebiyatı örneği
    (2022) Çiçek, Gamze; Yalvaç, Faruk
    Bu çalışmanın amacı Fransız kültürel sömürgeciliğinin sonuçlarını Eşitsiz ve Bileşik Gelişme Teorisi kapsamında Cezayir Frankofon edebiyatından seçilen örnekler eşliğinde incelemektir. Cezayir Frankofon Literatürü kapsamında Albert Camus'ya ait The Stranger isimli roman ve Yasmina Khadra'ya ait What The Day Owes The Night isimli roman analiz edilmiştir. Bu romanlarda Fransız Sömürgeciliğinin kültürel boyutu temel alınarak sömürgeciliğin Cezayir halkında ne tür etkiler bıraktığı, toplumsal yapının nasıl etkilendiği, sömürgeciliğin sosyo-kültürel sonuçları ve izleri Eşitsiz ve Bileşik Gelişme Teorisinin dinamikleri doğrultusunda tartışılacaktır. Çalışmada Albert Camus'un tercih edilme sebebi, sömürgeciliğin ilk yıllarında edebiyatta olan sömürgecilik sansürünün etkisiyle toplumsal yapının bir pied-noir gözünden nasıl tarif edildiğini incelemektir. Yasmina Khadra'nın bu çalışmada tercih edilme sebebi ise, bir sömürülen gözünden sömürge dönemi, bağımsızlık süreci ve sonrasında Cezayir toplumunun yapısının ne durumda olduğunu analiz etmektir. Bu tez Fransız Cezayir'inde görülen sömürge politikalarının sonucunda oluşan yabancılaşma, ötekileştirme ve kimlik arayışı kavramlarını kapsamaktadır. Çalışma Frankofon literatürünü edebiyatın değişim dönemlerine göre ayırarak incelemektedir. Tezde sömürgeciliğin ilk basamağı Dünya Sistemleri yaklaşımı kapsamında, sömürgeciliğin sonuçlarını ele alan ana basamağı ise Eşitsiz ve Bileşik Gelişme Teorisi kapsamında incelenmiştir. Çalışmada Cezayir toplumunda ötekileştirilme, yabancılaşma, kimlik arayışı gözlemlenmiş ve bu gözlemlerin bağımsızlık sonrasında da hala devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Kültürel asimilasyonun 132 yıl sürmesi sonucu sosyo-kültürel anlamda Cezayir halkının derinden etkilendiği ve hala kendini bulamadığı, toplumsal yapının ve kültürün kendi içinde de bölündüğü ve kimlik arayışının hala devam ettiği görülmektedir.
  • Master Thesis
    Irak'ta Ulusal Kimlik İnşasının Başarısızlığı ve Işid'in Yükselişi
    (2024) Al-husseın, Mahmood; Yalvaç, Faruk
    Bu tez, Benedict Anderson'un milliyetçilik ve ulus-devletin ortaya çıkışına ilişkin düşüncelerine odaklanmaktadır. Benedict Anderson'ın Hayali Cemaatler 1983 adlı kitabına dayanan bu tez, Irak'ta ulusal kimlik inşasındaki başarısızlığın nedenlerini anlamak için. Irak'ta eşitlik ve vatandaşlığa dayalı birleşik bir siyasi milliyetçilik anlayışının geliştirilememesi, Irak toplumunun farklı etnik gruplara bölünmesine yol açtı. Mezhepsel kimliğin zulmü ve devletin resmi ulusal kimliği haline getirilerek diğer kimlikler üzerinde tahakküm kurulması, Irak'ta farklı nüfusa sahip diğer nüfus gruplarının dışlanmasına ve ötekileştirilmesine neden olmaktadır. Bu da yabancılaşmaya tepki olarak isyan hareketlerinin yükselişiyle sonuçlanıyor. Irak'taki IŞİD, fikirlerini aşırılıkçı ve şiddet içeren davranışlarla ifade eden bu isyan hareketleri için tipik bir örneği temsil etmektedir. Bugüne kadar, Irak hala bir dizi sorunla karşı karşıyadır. Iraklılar bölünmüş durumda kalmakta ve ulusal kimlik yoktur. Süregelen çatışmaların yanı sıra, IŞİD tamamen ortadan kaldırılmamıştır ve azınlık bölgeleri Erbil ve Bağdat arasında hala tartışmalıdır, ayrıca Kürtlerin Irak'tan bağımsızlık kazanma çabaları da devam etmektedir. Aynı zamanda, Irak devletine alternatif bir rol üstlenen milislerin yayılması ve yolsuzluk tarafından yıpratılan devlet tarafından yaşanmaktadır.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Çin ve Abd'nin Afrika'da Aldığı Kalkınma Söylemlerinin Etkileri
    (2022) Husseın, Hannan Mohamed; Yalvaç, Faruk
    Soğuk savaş sonrası dönemde Çin ve ABD, Afrıka ile olan ilişkilerinde farklı kalkınma söylemleri kullanmışlardır. Çin'in Afrika ile ilişkilerınde kullandığı iki kalkınma söylemi kazan-kazan işbirliği söylemi ve Konfüçyüsçülük söylemidir. ABD ise Afrika ile olan ilişkilerinde demokratikleşme ve insancıllık söylemeleri kullanmıştır. Bu tez bu farklı söylemlerin Afrika'daki etkisini ve sonuçlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. ABD ve Çin in Afrika ile olan ilişkilerı bu söylemler çerçevesinde ya yeni bir sömürü ilişkisinin devamı ya da Afrika nın büyümesi ve gelişmesi için büyük bir firsat olarak görülmektedir. Tez bu sonucun Afrika Ülkerlerin benimseyecekleri politikların sonunda belireleneceğini ifade etmektedir.Afrika ülkeleri bu ilişkiyi olumlu bir yöne çevirebileceği gibi olumsuz sonuçlar da döğurabilir. ABD'nın askeri yardımı ve Çin'in altayapı yatırımları olumlu sonuçlar olarak değerlendirilebilecek iken, Çin altayapı yatırmalarının ortaya çıkardığı çevresel tahribat ile ABD'nin söylemlerinin ortaya çıkardığı etnik çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık olumsuz sonuçlar olarak görülebelir. Gelişmek ve zenginleşmek için küresel güçlerle olan bağlantılarından en iyi şekilde yararlanmak Afrika ülkerlerine kalmıştır.
  • Master Thesis
    Türk Müziğinin Tarihsel Sosyolojisi: Eşitsiz ve Birleşik Gelişme ve Melezlik
    (2023) Benli, Elif Ayşen; Yalvaç, Faruk
    Bu çalışma, müzik ve Uluslararası İlişkiler arasındaki bağlantıları tarihsel sosyolojik perspektiften ve Eşitsiz ve Birleşik Gelişme teorisi ışığında incelemeyi amaçlamaktadır. Tezin temel argümanı, Türk müziğinin tarihsel gelişiminin ve onu etkileyen dinamik ve faktörlerin Batı'dakinden farklı bir seyir izlediği ancak hem Türk Müziğinin hem de Batı müziğinin tarihsel gelişiminin hem birbirleriyle hem de diğer birçok farklı kültürle ilişkili olarak 'birbirine bağlı sosyo-kültürel tarihsellikler' içerisinde oluştuğudur. Büyük resmin analizinde tarih eşitsizliklerin ve birleşmelerin bir arada bulunduğu döngüsel bir sistemi yansıtmaktadır. İlk olarak coğrafi ve iklimsel özelliklerin farklılığı nedeniyle gelişimlerine eşitsiz olarak farklı noktalardan başlayan Doğu ve Batı kültürleri bugüne dek gerek göçler ve savaşlar gerek seferler ve istilalar gerek diplomatik ve ticari ilişkiler gerekse de teknolojik gelişmeler ve artan küreselleşme sebebiyle bir araya gelerek birleşmiş, birleşmenin yüksek derecede homojenleşmeye yol açtığı noktalarda ise ulusal ideolojilerin ortaya çıkması ve kapitalist piyasa sisteminin yol açtığı aşırı bireyselleşme gibi nedenlerle yeniden eşitsizlikler üretilmesi sağlanmıştır. Coğrafya ve iklim sebebiyle yapılan eşitsiz başlangıçlar devamında her iki kültür için farklı dinlerin benimsenmesi, göçlerin, istilaların ve coğrafya keşiflerinin farklı varış noktaları, yönler ve yöntemler barındırması, toplumsal yaşamdaki hiyerarşik yapılanmalarının ve toplulukların yönetimsel uygulamalarının farklı olması sebepleriyle birbirlerinden farklı gelişimler ve birleşimler ortaya çıkmıştır. Son aşamada bugün ortaya çıkan bütün müzikal yapı ve üretimler, kendi dinamikleri ve parametreleriyle yeniden şekillenmiş, salt Doğulu ya da salt Batılı bir yönelimden uzak, her ikisinin yeni bir birleşimini ve versiyonunu içeren melez yapılar ortaya çıkarmıştır. Eşitsiz ve Birleşik Gelişme teorisi çerçevesinde yapılan bu çalışmadaki tüm teorik ve tarihsel değerlendirmelerin ardından elde edilen sonuçlarsa 'melezlik' kavramı etrafında bir araya getirilerek Post-kolonyal çalışmalara da katkı sağlanması amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Türk Müziği, Tarihsel Sosyoloji, Birleşik ve Eşitsiz Gelişme, Post-kolonyalizm, Melezlik