39 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 39
Master Thesis Sağlık Çalışanlarının İş Doyumlarına Etki Eden Faktörlerin Analizi: Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çekirge Devlet Hastanesi Bursa Örneği(2015) Kökez, İsa; Bircan, İsmailİş doyumu, insan kaynaklarının etkin ve verimli bir çalışma sağlamasında önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüksek iş doyumuna sahip çalışanlar, işletmelerin belirledikleri amaçları gerçekleştirmede önemli derecede katkı sağlamaktadır. Karmaşık bir örgüt yapısı olan hastane ve sağlık kurumları farklı nitelik ve birikimi olan personelden oluştuğundan, personeli motive eden faktörler de kişilere göre değişebilmektedir. Bu araştırma ile sağlık işletmelerinde çalışan sağlık personelinin iş doyumunu etkileyen faktörler ile iş ortamında hangi iş doyumu faktörünün daha etkili olduğunu bulmak amaçlanmıştır. Sağlık hizmeti veren işletmeler, oldukça karma bir yapıya sahip çalışanlar tarafından kendisinden beklenilen hizmetleri yerine getirir. Karma yapının fazla olduğu bu örgütlerde iş doyumu açısından önemli bir sorun bulunmaktadır. Çünkü bu gruplar farklı ihtiyaçlara ve beklentilere sahip olacaklardır. Hastanenin amacına ulaşmasında, başarılı ya da başarısız kabul edilmesinde en büyük pay hiç şüphesiz hastane personeline aittir. Hastanenin başarısı bir anlamda personelin başarısı olduğu için bu noktada personelin iş doyumunun sağlanması ve personelin verimliliğini arttıracak etmenlerin belirlenmesi önem kazanmaktadır.Master Thesis İşletmelerde Performans Değerlendirme Yönetim Sistemi; Ankara Mobilya Sektöründe Voga ve Adore Firmaları Örneği(2017) Göncü, Ebru; Bircan, İsmailKüreselleşen, değişen, gelişen, iletişim ve etkileşim halindeki dünyamızın, etki ettiği en önemli alanlarından biri de insan kaynaklarıdır. Bu etkileşim, dolayısıyla insan kaynaklarındaki yönetim şekillerine, işletmelerin içerisindeki performans değerlendirmelerinin gerekliliklerine yol açar. Performans değerlendirme de, geçmiş verilerden yararlanılarak geleceğe yönelik değerlendirmeler yapılacağı için, hem işletme yöneticileri hem de diğer çalışanlar açısından önem taşımaktadır. ''İşletmelerde performans değerlendirme yönetim sistemi; Ankara mobilya sektöründe Voga ve Adore firmaları örneği'' başlıklı çalışma da Mobilya sektöründe, performans değerlendirme süreçleri teoride ön görülen şekliyle yapılmakta mıdır? Ve bu faaliyetlerin kurum mensuplarının üzerindeki etkileri, bu konuya ilişkin tutumları araştırılmıştır. Ankara mobilya sektöründe Voga ve Adore firmaları örneği üzerinden gidilerek, Mobilya sektöründe kalite odaklı performans değerlendirme süreçleri; cinsiyete, yaşa, eğitime, mesleki deneyimine, iş konumuna göre farklı algılanmakta mıdır? Sorularının cevapları saptanmaya çalışılmış, bu kurumlarda anket çalışması, Likert ölçeği kullanılarak yapılmıştır. Anket sonuçları SPSS programı ile analiz edilmiş ve sonuçlara yönelik yorumlarda bulunulmuştur. Çalışma sonuçlarından yola çıkılarak kurum içerisinde performans değerlendirme sisteminin önemi ve çalışan mensuplara etkileri ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Performans, Performans değerlendirme yönetim sistemi.Master Thesis Demokrasinin İşlevselliği ile Sendikalar Arasındaki İlişki(2021) Yaşar, Mehmet Emin; Bircan, İsmailDemokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelir. Ancak bunun yöntem olarak nasıl gerçekleşeceği konusunda ortaya birden fazla fikir atılmıştır. Halihazırda en fazla tercih edilen temsili demokrasidir. Ancak bunun da işletilmesi konusunda ülkeden ülkeye bir takım farklılıklar meydana gelebilmektedir. Bu durumda özgürlüklerin ne boyutta olduğu gerçeği sendikacılık fikrinin gelişmesini sağlayacak önemli bir noktadır. Çünkü demokrasinin varlığı ve doğru işletilmesi fikir özgürlüğü bağlamında insanların kendilerini daha iyi ifade edebilmesi ve yasal bir çerçevede örgütlenebilmesini sağlayacaktır. Sendikalaşma sanayi devrimi ile ortaya çıkmış ve işçi sınıfının sosyalist çerçevede örgütlenmesi ile ilk olarak Batı'da kendini göstermiştir. Türkiye'de ise Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde bilhassa 1908'den sonra tam anlamıyla olmasa da sendikal hareketler ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1946'ya kadar sendikalaşama hareketleri neredeyse tamamen yasaklanmıştır. Çok partili hayata geçişten sonra ise bir takım haklar verilmesine rağmen gerçek anlamda ilerleme 1961'den sonra kaydedilmiştir. Türkiye için sendikalaşma fikri tam anlamıyla demokrasi kültürü yerleşmediği için topal ördek misali ilerlemiş zaman zaman ise 1980 darbesinden olduğu gibi yasaklara maruz kalmıştır.Master Thesis Türkiye'de insan kaynakları yönetiminde bilgi güvenliği uygulamaları(2019) Ünver, Merve; Bircan, İsmailBilgi güvenliği, bilişim sistemlerinin hızla gelişmesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması ve 'bilgi toplumu' kavramının benimsenmesi ile önem kazanmaya başlayan bir kavram haline gelmiştir. Türkiye'de devlet desteğiyle birlikte hem kamu hem de özel kurumlar için bilgi güvenliği uygulamaları mevzuatlarda yerini almış ve uygulamaya başlanmıştır. Bünyesinde gizlilik, bütünlük ve erişebilirlik unsurlarını barındıran bilgi güvenliği, bu üç unsur çerçevesinde şekillenir. Güvenlik zafiyetinin oluşması için bu üç önemli unsurda eksiklik veya aksaklık olması söz konusudur. Bilgi güvenliğinin var olması için insan faktörü ele alınması gereken önemli bir unsurdur. Bünyesinde insan unsurunu temel alan ve bir değer olarak algılayan insan kaynakları yönetimi, çalışanların kişisel bilgilerine sahip çıkmak, bilgilerini korumak ile sorumludur. Bu nedenle, bilgi güvenliğinin sağlanabilmesi ve güvenlik zafiyetinin ortadan kaldırılabilmesi için uygulanan politikalar, insan kaynakları yönetiminin de uygulaması gereken politikalar dahilindedir. Bu tezin amacı yapılan değerlendirme sonucunda, Türkiye'de insan kaynakları yönetimi bilgi güvenliği uygulamalarının iş hayatında var olması ve güvenlik zafiyetinin oluşmaması için belirlenmesi gereken stratejiler ortaya koymaktır. Tez çalışmasında bilgi güvenliği ve insan kaynakları yönetimi alanlarında yapılmış çalışmalar, raporlar ve analizlerden faydalanılmış ve tez çalışması 413 insan kaynakları çalışanı ve yöneticisi ile yapılmış olan anket çalışması ile desteklenmiştir.İnsan kaynakları yönetiminde hem çalışanların hem de yöneticilerin bilgi güvenliği konusunda farkındalıklarının arttırılması adına eğitim ile bilinçlenmenin meydana gelmesi, insan kaynakları yönetiminde bilgi güvenliği politikası modeli oluşturulması ve bu durumların gerçekleşmesini sağlayacak çözüm önerileri bu tez çalışmasında ele alınmıştır. Anahtar Kelimler: Bilgi güvenliği, güvenlik zafiyeti, insan kaynakları yönetimi, bilgi güvenliği uygulamaları.Master Thesis Güç Mesafesi ile Siyasi Yeterlik Arasındaki İlişkinin Kişilik Ara Değişkeni Üzerinden İncelenmesi(2019) Uğur, Mert; Bircan, İsmailKültürün güç mesafesi boyutu ile siyasi yeterlik (içsel ve dışsal) arasındaki ilişkiyi incelemek bu çalışmanın amacını teşkil etmektedir. Ayrıca bu ilişkinin incelenmesinde kişilik ara değişkeni söz konusudur. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü kapsamındaki yüksek lisans öğrencileri üzerinde araştırma kapsamında anket uygulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda güç mesafesi ile özellikle dışsal siyasi yeterlik arasında bir ilişkinin var olduğu bulunmuş, ancak bu ilişkinin yönü beklentinin tersine negatif çıkmıştır. Kişilik değişkeninin ve özellikle de öz disiplin özelliğinin ise herhangi bir aracılık etkisi bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler Güç Mesafesi, Siyasi Yeterlik, Kişilik, KültürMaster Thesis Bölgesel Kalkınmada Yeni Bir Model: Kalkınma Ajansları ve Türkiye'de Uygulanabilirliği(2007) Kaya, Kılıç; Bircan, İsmailÖZETUlusal kalkınmanın, çeşitli toplum kesimleri ve bölgeler arasında dengeli bir işbölümü ilegerçekleştirilmesi ve buna paralel olarak kalkınmanın getirilerinin de kesimler ve bölgeler arasındadengeli dağılımı hükümet programları ve kalkınma planlarının en öncelikli konuları arasında yeralmıştır. Ekonomik refahın, toplum kesimleri ve iller, bölgeler arasında, kısacası mekanda dengelidağılımının sağlanması, günümüz toplumlarında sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak ortayaçıkmaktadır. Bu politika, aynı zamanda ekonomik ve sosyal uyum ile toplumsal istikrarın önemliunsurları arasında yer almaktadır.Günümüzün gelişmiş toplumlarında, genel büyüme oranı ve ortalama gelir düzeyi kalkınmışlığıntek göstergesi olarak görülmemektedir. Artık bu gelirin nasıl bir yapıda, hangi kesimlerin katkısıylaüretildiği ve kesimler arasında ve mekanda nasıl dağıldığı da gelişmişlik göstergeleri arasındazikredilmektedir. Ayrıca, büyümenin ve gelişmenin sürdürülebilirliği bu hususları dikkate alan biryönetim ve üretim yapısının varlığıyla doğru orantılı görülmektedir. Dengeli dağılımı dikkate almayanyönetim anlayışı ve politikaları, sadece sosyal adaletten uzaklaşmış olmamakta, aynı zamanda istikrarıtemin etmekte de zorlanmakta ve sürdürülebilir bir gelişme performansı yakalayamamaktadır.Türkiye AB'ye giriş süreciyle birlikte uzun yıllardır uygulamakta olduğu teşvik sistemi üzerineoturan bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir uygulama içine girme aşamasındadır. AB'ninbütün aday ülkelere benimsettiği bu yeni yaklaşım; sermayeyi, özel sektörü ve bölgesel rekabeti önplanda tutmaktadır. Bu yeni yaklaşımın temel kurumu Bölgesel Kalkınma Ajanslarıdır. Bölgeselgelişme farklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan Bölgesel Kalkınma Ajanslarının ana amacı; hizmetlervererek bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölgesel yatırımları artırmak, bölge halkının kalkınmayakatılımını sağlamaktır.Küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş sürecinde dünyada yaşanan hızlı ve çok yönlü yapısaldeğişimler sosyal, ekonomik ve yönetsel yapıların da yeniden yapılanma sürecini beraberindegetirmiştir. Küreselleşme süreci, ekonomik rekabete hız kazandırarak, bölgesel ve yerel ekonomilerin deküresel ekonomide birer aktör olarak yer almasını sağlamıştır. Küreselleşme ve beraberinde gelenyeniden yapılanma süreçleri, başta Batılı ülkeler olmak üzere birçok ülkede, yerel/ bölgesel düzeydeyeni düzenleme mekânizmalarının oluşmasına, yasal düzenlemelerin yapılmasına ve yeni yerelekonomik gelişme kurumlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu durum ?yeni bölgeselleşme?kavramı altında ele alınmaktadır.Kırsal kalkınma açısından; kırsal alanda istihdamın artırılması, insan gücü kaynaklarınıngeliştirilmesi, kırsal nüfusun gelirini artırıcı ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, yaşam kalitesininiyileştirilmesi, etkili örgütlenme ve sivil toplum örgütlerinin kalkınma sürecine katılımlarını artırıcıtedbirlerin alınması gereklidir.Ülkemizde de, yeni bölgeselleşme ve beraberinde getirdiği kavramların yerel/ bölgesel gelişmepolitikalarına olan etkileri son dönemde daha net görülmeye başlanmıştır. Bu kapsamda Tezin başlıcaamacı; yeni bölgeselleşme akımının ve bu akımla beraber ortaya çıkan yeni kavramların Türkiye'ninyerel/bölgesel gelişme politikalarına özellikle ?Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu veGörevleri Hakkında Kanun Tasarısı?na ne derece etkisi olduğunu anlaşılır kılmak olacaktır.Kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynaklarınyerinde ve etkin kullanımı sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek sureti ile, ulusal kalkınmaplanı ve programlarda öngörülen ilke ve politikalara uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak,sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak amacı ilehazırlanan Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında 5449 sayılı Kanun08.02.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Kalkınma Ajanslarının kurulup faaliyete geçebilmeleri için ihtiyaç duyulan ikincil mevzuatçalışmaları devam etmektedir. Bu çerçevede Kalkınma Ajanslarının Çalışma Usul ve Esasları HakkındaYönetmelik, Kalkınma Ajansları Personel Yönetmeliği ve Kalkınma Ajansları Bütçe ve Muhasebeyönetmeliği çıkarılmıştır.Kalkınma Ajanslarının kuruluş çalışmaları da başlanarak, 06.08.2006 tarihli Resmi Gazetedeyayımlanan 2006/10550 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Adana İli merkez olmak üzere Adana veMersin illerini kapsayan Çukurova ve İzmir İlini kapsayan İzmir Kalkınma Ajansı kurulmuştur.iiiMaster Thesis Seçmen Davranışlarını Etkileyen Faktörler ve Seçmenlerin İkinci Parti Tercihleri(2021) Çelik, Erhan; Bircan, İsmailSeçmenlerin oy verme davranışları 1900'lü yılların başından itibaren araştırılan bir konudur. Bu konuda yapılan araştırmalar çoğunlukla oy verme davranışını etkileyen faktörler üzerine olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, seçimlerde seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyen faktörlerle birlikte ikinci parti seçimlerinin nasıl olduğunu araştırmaktadır. Literatürde seçmenlerin ikinci parti tercihlerinin nasıl şekillendiğine yönelik araştırmayla karşılaşılamaması, bu araştırmanın önemini artırmaktadır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Ankara ilinde yaşayan seçmen kitlesi ile anket çalışması yapılmış, elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun yeni parti kurulmasına sıcak bakmadığı, buna karşılık partilerin lider değişikliğine gitmelerini gerekli gördüğü tespit edilmiştir. Ayrıca ikinci parti tercihi yapma noktasında seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun birinci partilerinin görüşlerine uygun bir başka partiyi ikinci parti olarak gösterdikleri, diğer bir ifadeyle ideolojik yaklaşımlarının parti seçiminde ön planda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan önemli sonuçlardan birisi ise seçmenlerin büyük bir çoğunlukla oy verme davranışlarını bilinçli bir şekilde yaptıkları, istedikleri adayın ve benimsedikleri görüşün seçilebilmesi amacıyla oy verdikleri sonucudur.Master Thesis Türk Spor Teşkilatının Sorunları ve Yeniden Yapılanması(2008) Gül, Çiğdem; Bircan, İsmail21. yüzyılda bilim, teknoloji ve iletişimdeki hızlı gelişmeler ve bunun sonucunda oluşan hızlı değişimler, artan rekabet koşulları, yeni yönetim biçimi ve anlayışlarını da beraberinde getirmiştir. Bu durum örgütlerde değişme ve yeniden yapılanmayı zorunlu kılmıştır. Bu değişim ve yeniden yapılanmaya uyum günümüz örgütlerinin en başta gelen sorunlarından biri olmuştur.Bu araştırma, Türk Spor Teşkilatının tarihsel gelişiminden itibaren bugüne kadar yapılanma süreçlerine değinilmiş, mevcut yasalar incelenerek bu yasaların uygulanabilirliği irdelenmiştir. Avrupa'daki spor yapılanması ele alınarak ülkemizdeki var olan yapılanma ile karşılaştırılmış, Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün spordaki sorunları ve bu sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur.Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ile başlayıp Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile devam eden Türk Spor Yönetiminin tarihsel gelişiminin her döneminde sporu yeniden yapılanmaya götürecek çeşitli yasalar çıkarılmış fakat gerek ülkedeki siyasi yapılanmalar, atanma koşulları, ekonomik nedenler gerekse yasaların uygulanma alanlarının bulunamamasından dolayı planlanan pozitif yapılanma değerlerine hala ulaşılamamıştır. Koyulan yasalar bazında bakıldığında yeniden yapılanma alanında eksiklikler yoktur. Fakat mevcut yasaların uygulanamamasından ve siyasi kutuplaşmalardan dolayı sporun yönetiminde söz sahibi kurumlar belirledikleri pozitif yükselmeyi beklenen oranlarda gösterememişlerdir. Halen var olan tesisler zamanında yapılamamakta, bölgenin ihtiyaç ve beklentileri belirlenerek tesis planlamasına gidilememektedir. Okullardaki beden eğitimi ders saatleri düşürülerek çocukların küçük yaşta spor branşlarında profesyonelleşmeleri, yeteneklerini keşfetmelerinin önünde engel oluşturmaktadır. Sporcuların sosyal güvenlikleri hala bir sonuca ulaştırılamamış, amatör sporcular kendi imkânlarıyla sağlık kurumlarından yararlanmaktadırlar.Master Thesis Ab Tarım Hibelerinin (ıpard) Rostow Kalkınma Modeline Göre Etkileri (denizli İli Örneği)(2017) Akkoyun, Hakan; Bircan, İsmailKırsal kalkınma kavramı, küreselleşme ve Avrupa Birliğine katılımların artması sonucu kırsal alanlar üzerinde sınırların genişlemesiyle öne çıkan bir kavram haline gelmiştir. Bu kapsamda AB'ye aday ve potansiyel aday ülkelere tarım sektörlerini doğrudan destekleyen kırsal kalkınma politikaları uygulamaktadır. AB'ye aday ülke konumunda olan Türkiye, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri kırsal kalkınma açısından çaba göstermişse de tam anlamıyla başarıya ulaştığı söylenemez. Bu anlamda AB tarafından sağlanan mali destekler fırsat niteliği taşımakta olup etkin şekilde kullanımı önem arz etmektedir. Bu çalışmada, AB mali destek programlarından biri olan IPARD'ın Rostow Kalkınma Modeline göre etkileri, Denizli İli örneğinde incelenmiştir. Birinci bölümde Walt Whıtman Rostow'un kalkınma modeli ele alınmıştır. Bu bölümde kalkınma modeli genel anlamıyla irdelenmektedir. İkinci bölümde Türkiye'de kırsal kalkınma çabaları ele alınmış olup AB mali desteklerinden olan IPARD programına değinilmiştir. Ayrıca IPARD uygulamasına benzer uygulamalardan bahsedilerek, AB üyeliği gerçekleşmiş olan Hırvatistan ile Türkiye'nin IPARD kapsamına alınarak karşılaştırması yapılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmaya alan teşkil eden Denizli İli hakkında genel bilgiler verilerek, kırsal potansiyeli ortaya konulmuştur. TKDK kurumunun aracılık ettiği IPARD destekleri, Denizli İlinde 2009 yılında 9. Çağrı Dönemi ile başlamıştır. Araştırma dönemi 9. Çağrı dönemi ile 2015 yılı itibariyle 15. Çağrı dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde toplamda 270 kişinin Tarım ve Hayvancılık alanında hibe desteği aldığı görülmektedir. Likert Yöntemi ile belirlenen ve tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 41 hibe desteği almış çiftçiye anket yapılarak doğrudan veriler elde edilmiştir. Ayrıca Güney Ege Kalkınma Ajansından da konu hakkında veri temin edilmiştir. Bu kapsamda Rostow kalkınma modeline göre sonuçlar analiz edilmiş olup İl genelinde kırsal kalkınma ile birlikte tarım sektörünün Kalkışa Hazırlık Döneminde olduğu ve IPARD destekleriyle nispeten Kalkış aşamasına geçmeye başladığına dair bulgulara rastlanmaktadır. Bu bağlamda daha sonraki süreç içerisinde uygulanması gereken politikalar vurgulanmıştır.Master Thesis Avrupa Birliği Yükseköğretim Politikaları ve Türkiye (avrupa Yükseköğretim Alanı, Erasmus ve Türkiye İlişkileri)(2007) Bural, İbrahim Nail; Bircan, İsmailAraştırmada Avrupa Eğitim Politikaları açısından önemli bir yer tutan AvrupaYükseköğretim Alanı ve ardından Erasmus Programı'nın Türkiye'nin bu politikalarayaklaşımları açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşabilmek içinöncelikle neden bir Avrupa Yükseköğretim Alanı'na ihtiyaç duyulduğu, dünyada veAvrupa'da ne gibi değişimler yaşandığı ortaya koyulmuştur. Türkiye'nin bu süreçteneler yaptığını, hangi koşullardan etkilendiğini açıklayabilmek için dünyada,Avrupa'da, Türkiye'de yeni sorunlar ve sonucunda ortaya çıkan eğilimler başlıklaraltında açıklanmıştır.Çalışmada verilerin toplanmasında doküman incelemesi kullanılmıştır.Avrupa Yükseköğretim Alanı'na katılım gösteren ülkelerin genel olarak amaçları vebelirlenen prensiplere hangi derecelerde destek verdikleri gösterilmeye çalışılmıştır.Türkiye'nin Avrupa Yükseköğretim Alanı'na ve Erasmus Programı'na neölçüde katıldığı, buradan beklediği faydanın ne olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, her bir Avrupa YükseköğretimAlanı katılımcısı ülkenin kendi geçmişine, dolayısıyla farklı ihtiyaçlarına göre farklıamaçlar taşıdıkları, bu sebeple bazı uygulamalarda daha fazla istekli iken bazılarındaise isteksiz oldukları, bunun yanında belirgin ortak çıkarlarda birleşebildiklerisaptanmıştır.Anahtar Kelimeler:Avrupa Yükseköğretim Alanı, Bologna Süreci, Erasmus.
