4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Master Thesis Relations Between Bosnia-Herzegovina and Serbia Within the Framework of the Economic Interdependence Theory(2025) Doğan, Zeynep Kübra; Bektaş, Ümmühan EdaBu araştırma, ekonomik karşılıklı bağımlılık teorisi çerçevesinde BosnaHersek ve Sırbistan ilişkilerini analiz ederek ekonomik bağların barış üzerindeki etkisini incelemektedir. Araştırmanın temel sorusu, 'ekonomik karşılıklı bağımlılık hangi koşullarda istikrarlı bir barışa katkı sağlar' olarak belirlenmiştir. Liberal teori, ekonomik bağların iş birliğini artırarak çatışmayı azaltacağını savunurken, realist ve Marksist yaklaşımlar, bu bağların güç asimetrilerini artırarak yeni çatışmalara yol açabileceğini öne sürmektedir. Bu araştırma, liberal yaklaşımın temel varsayımlarıyla uyumlu bir çerçevede ele alınmıştır. Bu bağlamda ekonomik karşılıklı bağımlılık, dört temel aşamada gelişmektedir: İlk aşamada ticaret ve yatırım gibi ekonomik bağlar tesis edilir. İkinci aşamada, bu bağlar ticaret anlaşmaları ile güçlendirilir. Üçüncü aşamada iş birliği kurumsallaşarak uluslararası normlar ve düzenlemelerle bütünleşir. Son aşamada ise ekonomik entegrasyon, siyasi ve stratejik iş birliklerini kapsayacak şekilde genişler. Bu bağımlılığın sürdürülebilirliği, kurumsal kanallar, ticaret hacmi, hassasiyet, kırılganlık, müşterek amaçlar, maliyet ve asimetri unsurları etrafında şekillenmektedir. Araştırma, ekonomik bağların barışa katkı sağlayabilmesi için belirli koşulların sağlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu koşullar arasında toprak bütünlüğüne saygı ve güç asimetrisinin sınırlandırılması yer almaktadır. Ayrıca, ülkelerin başat güç olmadığı durumlarda, ekonomik karşılıklı bağımlılığın barışa katkı sağlayabilmesi için dış aktörlerin desteğinin gereklilik haline geldiği savunulmaktadır. Sırbistan ve Bosna-Hersek ilişkisi örneğinde başat güç olmayan ülkelerin, barış sürecinde ekonomik karşılıklı bağımlılığı güçlendirmek için dış aktörlerin desteğine ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır. Bosna-Hersek ve Sırbistan arasındaki ekonomik karşılıklı bağımlılığın sağlanmasında Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye'nin rolleri kritik öneme sahiptir. AB, Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) ve Batı Balkan Yatırım Çerçevesi (WBIF) gibi mekanizmalarla ekonomik bağları güçlendirmeyi hedeflerken, Türkiye tarihsel ve kültürel bağlarını temel alarak diplomatik girişimlerde bulunmuş ve otoyol projeleri gibi somut yatırımlarla iki ülke arasındaki iş birliğini teşvik etmiştir.Master Thesis Otoriter Eğilimli Yönetimlerin Yargı Bağımsızlığını Etkileme Stratejileri: Polonya ve Macaristan Örneklerinin İncelenmesi(2024) Öcal, Ada Berkay; Bektaş, Ümmühan EdaGünümüzde demokrasiler, bir gerileyiş evresine girmiş görünmektedirler. Küresel düzlemde demokratik standartlarda bir gerileme anlamına gelen bu durum açısından yargı bağımsızlığının demokrasi ve özgürlüklerin korunmasında önemi ve oynadığı rol daha da anlam kazanmaktadır. Bu çalışma, iktidara gelen otoriter eğilimli yönetimlerin demokrasinin korunmasında kilit rol oynayan yargı bağımsızlığını zayıflatarak üzerlerindeki yatay hesap verebilirlik ile denge ve denetim mekanizmalarından kurtularak yetki alanlarını genişletmek için kullandıkları üç temel kurumsal strateji olan kolonizasyon, kopyalama ve kaçınma stratejilerini incelemektedir. Yürütmenin genişlemesi amacıyla kullanılan üç kurumsal müdahale stratejisi, Macaristan ve Polonya örnekleri üzerinden incelenmektedir. Söz konusu iki ülkenin örnek vakalar olarak seçilmesinde benzer totaliter tarihsel deneyim mirası, demokratikleşme süreci geçmişi ve birbirine yakın ideolojik konumdaki otoriter eğilimli yönetimlerin yargı bağımsızlığına yönelik sistemli müdahaleler gerçekleştirmiş olması gibi benzerlikler etkili olmuştur.Master Thesis Toplumsal Hareketlerin Demokratik Rejimlerde Politikalara Etkilerinin Karşılaştırmalı Analizi(2024) Arlı, Beyza Nur; Bektaş, Ümmühan EdaToplumsal hareketler taleplerini dile getirdikleri süre boyunca siyasi sistemlerden cevap almak ve değişim yaratmak için mücadele ederler. Siyasi sistemlerin toplumsal hareketlere cevap verebilirlik süreçleri beş farklı seviyeden oluşur. Toplumsal hareketlerin kamu politikalarını nasıl etkilediklerini inceleyen bu araştırmada, cevap alma süreçlerinin üçüncü etki seviyesi 'politika bağlamında cevap verebilirlik' seviyesine kadar olan süreç incelenmiştir. Toplumsal hareketlerin cevap alma süreçlerinin üçüncü etki seviyesine ulaşması ve değişim yaratması için eylemlerinde bulundurmasının avantajlı olacağı sürekli, gerekli ve yeterli koşullar vardır. Toplumsal hareketler sürekli koşullar sayesinde mobilize olur. Gerekli koşullar sayesinde görünürlük kazanır. Yeterli koşullar sayesinde siyasi karar vericilere erişim sağlar ve iş birliği imkanına ulaşır. Mobilize olmak için sürekli örgütlenmeli ve ağ kurmalı, miras ve protesto döngüsünü sağlamalıdır. Görünür olmak için gerekli medya ve kamuoyu desteğiyle dikkat çekmelidir. Erişim ve iş birliği sağlamak için ittifaklar kurmalıdır. Bu bağlamda bu araştırma, toplumsal hareketlerin sürekli, gerekli ve yeterli koşulları sağladığı sürece etki modellerindeki taktik ve stratejilerden faydalanarak cevap alma süreçlerindeki politika bağlamında cevap verebilirlik seviyesine ulaştığını savunmaktadır. Bu teorik çerçeve kapsamında toplumsal hareketlerin kamu politikalarına olan etkilerini görmek için dört demokratik ülkedeki toplumsal hareketler incelenmiştir. Ülkeler Fransa, ABD, Şili ve Türkiye'dir. Bu ülkelerin siyasi sistemleri, hükümet biçimleri, sosyo-kültürel yapıları, ekonomik düzeyleri birbirinden farklıdır. Burada önemli olan, toplumsal hareketlerin birbirinden farklı yapılara veya düzeylere sahip ülkelerde veya zamanlarda meydana geldiğinde dahi sürekli, gerekli ve yeterli koşullar sayesinde kamu politikalarını etkileyebilecek olmasıdır. Buna göre, Fransa'da 2018-2022 yılları arası Sarı Yelekliler Hareketi, ABD'de 2014-2022 yılları arası Black Lives Matter Hareketi, Şili'de 2019-2022 yılları arası Santiago Metro Protestosu kısa dönemli ve Türkiye'de 1982-2015 yılları arası Bağımsız Kadın Hareketi uzun dönemli incelenerek koşullar çerçevesinde cevap alma süreçlerinden politika bağlamında cevap verebilirlik etkisine erişim sağlamış, politikaları etkileme konusunda başarılı olmuştur. İncelenen toplumsal hareketler bu başarılara ulaşırken etki modellerindeki taktik ve stratejilerden faydalanarak dolaylı veya ortak etki modelini kullanmıştır.Master Thesis Yeni Bir Sendikal Düzenin Geliştirilmesi: Hak-iş Konfederasyonu Örneği(2024) Yıldırım, Elif; Bektaş, Ümmühan EdaSendikaların ekonomik, demokratik, sosyal, siyasal, kültürel, hukuki vb. alanlardaki değişimler, koşullar ve ihtiyaçlar karşısında yeni zorluklarla mücadeleleri devam etmektedir. Günümüzde çalışma hayatında yaşanan değişimlere bağlı olarak endüstri ilişkiler sisteminin yeni konu ve sorunları bünyesinde barındırdığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, işçilerin emeklerinin korunması, geliştirilmesi, çalışanların taleplerine karşı her alanda cevaplar, birikimler ve donanımlar oluşturma gereksinimi sendikalara yeni görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Günümüzde sadece üye sayısını arttırmayı amaçlayan ve ücret sendikacılığını benimseyen 'geleneksel/klasik' sendikal anlayış yerine, sendikalara katılarak örgütlü çalışan haline gelenler ile birlikte henüz sendika dışında kalanları (örgütlenemeyenler, işsizler, atipik çalışanlar) kapsayan geniş temsile ve toplumsal bir güce ulaşmak daha fazla önem kazanmaktadır. Diğer yandan ulusal ve küresel ölçekte tüm sendikalardan mevcut statü ve sınırları aşarak, kendilerini yenileyerek ulus devletler, çok uluslu şirketler ve ilgili uluslararası kuruluşlarla işbirliği içerisinde yeni bir bakış açısıyla çalışanların ihtiyaç ve sorunlarına özgün ve etkili çözümler üretmeleri beklenmektedir. Gelecekte daha yaygın ve daha güçlü bir emek hareketi için, emeğin sosyal ve ekonomik haklarını geliştirmenin yanı sıra değişen koşullara uyum sağlayan ve sorunları sahiplenerek çözüm bulma misyonu üstlenen yeni bir sendikal modele ihtiyaç vardır. Sendikaların toplum nezdinde meşruiyet tartışmalarını ortadan kaldırarak varlıklarını sürdürebilmesi için ihtiyaç duydukları yeni sendikal anlayış çerçevesinde yeni konu ve kavramları geliştirmeleri, yeni örgütlenme stratejilerini de hayata geçirmesi gerekmektedir. Bu çalışmada sendikal hareketin yeni bir düzen arayışı çerçevesinde yeni anlayışları ve stratejileri incelenmektedir. Ayrıca, yeni sendikal hareket arayışları ve stratejileri, HAK-İŞ Konfederasyonu'nun politikaları ve çalışmaları bağlamında da incelenmiştir.
