13 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 13
Master Thesis Angela Carter'ın Düzenbazları: Düzen Bozanlar ve Yeniden Yapanlar(2023) Balcı, Şeyda Yağmur; Aras, GökşenBu tez Angela Carter'ın seçili öykülerinde tekrar eden bir figür olan 'düzenbaz' (trickster) karakterinin öykülerdeki düzeni bozmada ya da yeniden kurmada nasıl etkili olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Teze konu olan öykülerdeki birbirinden farklı karakterlerin benzer amaçlarla kullanılışı arketipsel edebi eleştiri ışığında incelendiğinde öykülerde tekrar eden bir düzen bozma ya da yeniden kurma modeli olduğu görülmektedir. Kadın ve erkek düzenbaz karakterlerinin ayrı bölümlerde ele alındığı bu tezde, Angela Carter'ın yeniden yazdığı yetişkin masallarındaki bozulan ya da yeniden kurulan düzenler ve düzenbaz karakterlerinin bu düzenler üzerindeki etkileri gözler önüne serilmektedir. Tezde incelenen eserler Burning Your Boats isimli koleksiyondan alınmış ve 'The Bloody Chamber' öyküsündeki anne, 'The Snow Child' öyküsündeki kontes, 'The Company of Wolves' öyküsündeki genç kız, 'Loves of Lady Purple' öyküsündeki Lady Purple ve 'Master' öyküsündeki Friday kadın düzenbaz karakterleri olarak incelenmiştir. Erkek düzenbaz karakterleri ise 'The Lady of House of Love' öyküsündeki genç asker, 'The Erl-King' öyküsündeki Erl-King, 'Puss-in-Boots' öyküsündeki Master ve son olarak 'The Executioner's Beautiful Daughter' öyküsündeki cellattır. Teze konu olan öyküler ışığında ve bu öykülerden hareketle, düzenbaz figürünün özellikleri dolayısıyla Angela Carter'a baskın düzeni bozma, mevcut düzeni koruma ve yeni düzen kurma noktalarında yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.Doctoral Thesis Sömürgecilik Sonrası Siyah ve Asyalı Britanyalı Kadın Romanlarında Toplumsal Cinsiyetlendirilmiş Ulusal Kimliğin Temsili: Zadie Smith'in White Teeth, Monica Ali'nin Brick Lane ve Andrea Levy'nin Small Island Romanları(2025) Shaheen, Ahmad; Aras, GökşenBu doktora tezi, Zadie Smith'in White Teeth, Monica Ali'nin Brick Lane ve Andrea Levy'nin Small Island romanlarının yakın okumaları yoluyla postkolonyal Britanya'da toplumsal cinsiyet temelli ulusal kimliğin inşasını incelemektedir. Siyah ve Asyalı göçmen kadınların deneyimlerine odaklanan çalışma, bu romanların, ırkçılık ve kültürel melezlik baskıları altında kadınların aidiyet duygusunu nasıl müzakere ettiklerini analiz etmek için postkolonyal ve feminist çerçeveleri kullanmaktadır. Göç, ataerkil kısıtlamalar ve kuşaklar arası kimlik oluşumu gibi temaları sorgulayarak araştırma, bu anlatıların durağan Britanyalılık kavramlarını nasıl sorguladığını ortaya koymaktadır. Tez, söz konusu edebi eserlerin ulusal kimliği dinamik ve tartışmalı bir alan olarak yeniden şekillendirdiğini; göçmen kadınların direniş ve uyum yoluyla bu alanda söz sahibi olduklarını savunmaktadır. Birinci ve ikinci kuşak göçmen bakış açılarını karşılaştırmalı analiz yoluyla ele alan çalışma, çokkültürlülük, melezleşme, aidiyet, ulusçuluk ve postkolonyal edebiyatın dönüştürücü potansiyeli üzerine süregelen tartışmalara katkı sunmaktadır.Master Thesis Althusser'in İdeoloji Teorisi Işığında (ısa, Rsa, İnterpellation) Elizabeth Gaskell'in Mary Barton ve Kuzey ve Güney Adlı Eserleri(2022) Ozanbulagh, Mehrdad Hosseinpour; Aras, GökşenHegel'den beri üzerinde çokça tartışılan ideoloji kavramı ve tanımı, batılı filozofların zihinlerini meşgul eden felsefi-kültürel bir konudur ve bu konu uzun yıllardır hararetle tartışılmaktadır. Bu tez Mary Barton ve Kuzey ve Güney eserlerini Althusser'in ideoloji teorisi (ideolojik aygıt, baskıcı aygıt, çağırma) ışığında okumayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın gelişme bölümünü oluşturan fikirler, Althusserci ideoloji tanımına, hem onun dünyayı maddi olarak yorumlamasına hem de edebiyat dünyasında ideolojinin izini sürmesine odaklanmaktır. Araştırmayı yürütmek için kütüphane kaynaklarından yararlanılan bu tez, Althusser'in ideoloji tanımını analiz etmekte ve bunu Gaskell'in ilk romanı Mary Barton'a ve sonraki eseri olan Kuzey ve Güney'e uygulamaktadır. Ayrıca, bu analizin üzerinde durularak, Althusser'in ideoloji tanımının, Marksizm'in öncüleri olan Marx ve Engels'in ideoloji tanımından nasıl farklı olduğunu araştıran karşılaştırmalı bir çalışma yapılmıştır. Herhangi bir Marksist tartışmanın en önemli parçası hayatın akışı içindeki sürecin sosyal, zihinsel ve siyasi karakteri belirleyen ekonominin tartışılmaz ağırlığıdır; bu önerme birçok eleştirmen tarafından Marksist sorunsal içinde ve bazen bunun dışında, değişmez bir şekilde yeniden formüle edilmiş ve düşünülmüştür. Bununla birlikte, Marksist ortodoksiden geriye, öznelerin bilincini belirleyen üretim tarzı doktrini kalır. Buna ek olarak, Althusser'in 'çağırma' yöntemi olarak adlandırdığı kavramda bireyleri özneye dönüştürme süreci de bu çalışma için çok önemlidir ve bu tür doktrinlerin bir analiziyle, tez, üretim ilişkilerini sürdürmede ana ISA'ların keşfi ve tespiti ve işlevlerinin incelenmesi yoluyla, bu işlevin, ödül ve cezanın sistemik bir nüfuzunda yazarın ideolojisi ile nasıl ilişkili olduğunu göstermeyi amaçlamaktadırMaster Thesis Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve To The Lighthouse Adlı Romanlarında Savaşın Etkisi ve Yaşam ve Toplumdaki Değişiklikler(2021) Al-tameemı, Aaesha Nıhad Khaleel; Aras, GökşenBu tez, Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve To The Lighthouse adlı romanlarını incelemektedir. Tez, Woolf'un adı geçen romanlarının, bireylerin olumlu tutumlarını devam ettirme çabalarına rağmen kolektif bir acı atmosferini yansıttığını ortaya koymaktadır. Her iki romanında da Woolf, Birinci Dünya Savaşı sonrası hayatta kalanların normale dönme ve yaşam kalitelerini arttırma çabalarını aktarmaktadır. Woolf, eserlerinde benliği etkili bir biçimde açıklama çabasını tanımlarken aynı zamanda karışık duygularından bir senfoni bestelemektedir. Woolf her iki romanında da yarattığı karakterler aracılığıyla savaşın acısını kurgusal bir biçimde aktarmaktadır. Woolf, Mrs. Dalloway adlı romanında savaş travmasını ve bu travmanın savaş nedeniyle bir daha evlerine dönemeyenlerin akrabaları, arkadaşları ve sevdikleri üzerindeki yıkıcı etkilerini ortaya koymaktadır. Woolf'un otobiyografik bir eseri olarak okunan To The Lighthouse adlı romanı ise savaş travmasından acı dolu bir kurtuluşun hikâyesini ve Woolf'un roman türünde ortaya koyduğu yenilikleri yansıtmaktadır.Master Thesis Virginia Woolf'un Bayan Dalloway ve Deniz Feneri Eserlerinde Büyük Savaşın Yankıları(2025) Çelik, Hilal; Aras, GökşenBu tez, Birinci Dünya Savaşı'nın etkilerini Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve To the Lighthouse adlı eserlerinde modernizm, bilinç akışı anlatım tekniği ve Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi ışığında incelemektedir. To the Lighthouse eserinde James Ramsay'in 'Hiçbir şey yalnızca tek bir şey değildi' (138) ifadesi, Virginia Woolf'un tüm eserlerindeki modernist gerçeklik anlayışını oluşturmaktadır. Bu çok katmanlı gerçeklik ve görelilik düşüncesi, Woolf'un anlatım teknikleri ve temaları aracılığıyla yansıtılmaktadır. Hem Mrs. Dalloway hem de To the Lighthouse, savaşın bir sonucu olarak kimlik, zaman ve mekân ile ilgili geleneksel kesinliklerin yıkıldığı, dönüşmüş bir dünyayı tasvir etmektedir. Tezin amacı, nasıl Virginia Woolf'un bilinç akışı tekniği kullandığı ve Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi'nin savaş sonrası dönemde gerçekliğin parçalanmış ve öznel doğasının keşfini analiz etmektir.Master Thesis Buchi Emecheta'nın İkinci Sınıf Vatandaş ve Andrea Levy'nin Küçük Ada Romanlarında Kadın Göçünün Postkolonyal İncelemesi(2024) Imran, Aimen; Aras, GökşenBu çalışma, Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen ve Andrea Levy'nin Small Island romanlarını postkolonyal bir göç yaklaşımıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Her iki kadın göçmen yazar, romanlarında anavatanlarından Britanya'ya göç eden kadın göçmen kahramanların deneyimlerini özel olarak kaleme alır. Çalışma, ırk ve cinsiyet nedeniyle iki kat marjinalleşmiş olan bu karakterlerin karşılaştıkları sorunları karşılaştırıp karşıtlıklarını inceleyecektir. Bu araştırmanın ana hedefleri, Arnold van Gennep'in üçlü teorisi ve Stuart Hall'un Kültürel Kimlik teorisi çerçevesinde kadın göçünün her iki romanda nasıl tasvir edildiğini incelemektir. Romanlardaki kadın göçmenlerin liminal deneyimlerini araştırmayı ve göçün cinsiyet boyutları ile kimlik müzakerelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, kadın göçmenlerin postkolonyal bağlamlardaki deneyimlerine ve bunların kültürel kimlik, liminalite ve postkolonyalizm söylemi içindeki önemine daha derin bir anlayış kazandırmayı hedeflemektedir. İki roman üzerine eleştirel araştırma makaleleri yazılmış olmasına rağmen, kadın göçü, liminalite ve kültürel kimlik açısından postkolonyal bir perspektifle birlikte incelenmemişlerdir; dolayısıyla bir araştırma boşluğu yaratmaktadır. Bu tez, romanın kadın karakterlerine liminalite üçlü aşamalarının uygulanmasına ve anavatanlarından Britanya'ya göç ederken nasıl varlık ve olma aşamalarından geçtiklerine odaklanacaktır.Master Thesis Frankenstein veya Modern Prometheus ve Dr. Jekyll ile Bay Hyde'ın Tuhaf Hikayesi'ndeki Karakterlerde 'psişe: Zihnin Bütünlüğü' Üzerine(2024) Alkan, Yunus Emre; Aras, GökşenBu tez, Sigmund Freud ve Carl Gustav Jung tarafından önerilen ruh modellerini kullanarak Mary Shelley'nin Frankenstein ve Robert Louis Stevenson'ın Dr. Jekyll ile Bay Hyde'ın Tuhaf Hikayesi adlı eserlerindeki ana karakterlerin derin zihinlerine inme hedefine ulaşmayı amaçlamaktadır. Psikanalitik edebiyat eleştirisinin psişe (psyche) yönüne atıfta bulunmak, bu karakterlerin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal eylemlerini, etkileşimlerini ve anlatılar içindeki ilişkilerini yönlendiren bilinçli ve bilinçdışı motivasyonları, çatışmaları, sembolleri ve karmaşıklıkları ortaya çıkarmak söz konusu olduğunda son derece önemlidir. Bu nedenle, bu tezde tümevarımcı bir yaklaşım, yani kurgusal karakterlerin zihinlerinin çervevesini oluşturan psişik aygıtların parça parça ele alınarak çalışılması, bu karakterlerin zihinlerinin bütünlüğünü nasıl sergilediklerini incelemek için uygulanacaktır. Buna ek olarak, bu tez psişik unsurlar arasındaki karmaşık etkileşimin karakterlerin hikayeler içindeki düşüncelerini, eylemlerini ve ilişkilerini şekillendirmesini ve bu ikonik Gotik romanlarda karakterlerin zihinlerini nasıl sergilediklerini incelemek suretiyle kurgusal karakterlerin zihinlerinin keşfine ulaşmayı amaçlamaktadır. Seçilen metinler, özellikle de Frankenstein, neredeyse her tür edebiyat eleştirisi tarafından kapsamlı bir şekilde incelenmiş olsa da, literatür taraması yapıldığında sadece psişe modellerinin beraber çalışılmasının ve bu iki metinlerin birleşiminin değil, aynı zamanda kurgusal karakterlerin incelenmesinin de eksik olduğu görülmektedir, zira psikanalitik edebi eleştirinin nispeten daha yaygın yolu kurgusal karakterlerden ziyade yazarların zihnini analiz etmektir. Dolayısıyla, bu tez kurgusal karakterlerin zihinlerinin keşfedilmesini amaçladığından, farklı bir yerde durmaktadır. Bu tez, zihnin bütünlüğüne Freudyen ve Jungcu bakış açılarını birleştirerek, sadece psişik aygıtlar tarafından tetiklenen zihnin bilinçli ve bilinçdışı arzularını belirlemeye çalışmakla kalmaz, aynı zamanda benliğin parçalanmasından kaynaklanan iç ve dış çatışmaların yol açtığı dengesizliklerle uğraşırken kurgusal karakterlerin nasıl ve neden bireyleşmeye ihtiyaç duyduklarına odaklanan tamamlayıcı bir bakış açısı sunmaya çalışır. Başka bir deyişle, bu tez, karakterlerin zihin bütünlüklerine (psyche) dair daha detaylı bir kavrayış yaratmayı amaçlamaktadır. Söz konusu amaca ulaşmak için, romanlardaki anahtar karakterleri hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Dolayısıyla, bu psişik keşif yoluyla, bu tez, seçilen zamansız yazılı sanat eserlerinde tasvir edilen evrensel psikolojik temellerin daha derin bir şekilde anlaşılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.Doctoral Thesis Chinua Achebe'nin Things Fall Apart, Paul Scott'un The Raj Quartet ve Arundhati Roy'un The Ministry Of Utmost Happiness Adlı Eserlerindeki Madun Seslerin Karşılaştırmalı İncelemesi(2025) Hani, Hani; Aras, GökşenBu tez, Chinua Achebe'nin Things Fall Apart, Paul Scott'un The Raj Quartet ve Arundhati Roy'un The Ministry of Utmost Happiness adlı eserlerindeki 'madun seslerin' karşılaştırmalı bir incelemesidir. Gayatri Chakravorty Spivak'ın maduniyet teorisini bir inceleme aracı olarak kullanan ve sömürgecilik ile maduniyet perspektiflerini merkeze alan bu çalışmada, seçilen romanlardaki karmaşık ve eşitsiz güç dengesi, direniş ve özneleşme süreçleri incelenmektedir. Chinua Achebe'nin Things Fall Apart adlı eserinde, sömürgecilerin yerli İgbo toplumu ile karşılaşması, yoksunluk ve tahakkümün farklı boyutlarıyla anlatılarak, bu karşılaşmanın geleneksel yönetim, din ve kültür sistemlerinin çöküşüne yol açtığı madun deneyimleri betimlenmektedir. Paul Scott'un The Raj Quartet eseri, İngilizlerin Hindistan alt kıtasını işgali sırasında ortaya çıkan karmaşıklıkları, sömürgeci yapıların belirsizliklerini ve sömürgeci hâkimiyete karşı direnişi çok katmanlı bir anlatı yaklaşımıyla temsil etmektedir. Arundhati Roy'un The Ministry of Utmost Happiness eseri ise Hindistan'daki ezilenlerin, özellikle toplumsal cinsiyet, kast ve kültürel aidiyet temelinde yaşadığı baskıların kesişimi ve bu bağlamdaki zorlukları ortaya koymaktadır. Karşılaştırmalı inceleme yöntemi uygulanan çalışmada her bir yazarın, madunların deneyimlerine ve baskıcı kültür, sömürgecilik ve emperyalist ataerkilliği altında ses, temsil ve özneleşme mücadelelerine odaklandığı vurgulanmaktadır. Çalışma, toplumsal cinsiyet, ırk, kast ve sınıf gibi kesişen dinamikleri değerlendirerek, madunların nasıl tahakküm altına alındığını ve susturulduğunu, buna karşılık gelişen direniş ve varlık mücadelesini ortaya koymaktadır. Yakın okuma yöntemiyle, Spivak'ın çağdaş maduniyet söylemindeki madun özneleşmesi anlayışından yararlanan bu çalışma, güç dinamikleri, temsil ve direniş üzerine mevcut alan yazına katkı sunmaktadır.Master Thesis Margaret Atwood'un Oryx And Crake ve Doris Lessing'in The Cleft Adlı Eserlerindeki Ekofeminist Kuramının Yansımalarının İncelemesi(2025) Keskin, Betül; Aras, GökşenBu tez, Margaret Atwood'un Oryx ve Crake ve Doris Lessing'in The Cleft adlı eserlerindeki ekofeminist kuramının yansımalarını incelemektedir. Bu çalışmanın amacı, ekofeminizmin tarihsel arka planını öne çıkartarak ve eko-eleştri ile feminism arasında bağlantılar kurarak ekofeminist edebiyat teorisini araştırmaktır. Ekofeminist teoriye genel bakışın büyük kısmı, Greta Gaard, Patrick Murphy ve Ynestra King gibi alandaki akademisyenlerin eserleri aracılığıyla incelenmiştir. Bu çalışmada araştırılan ecofeminist kaygılar arasında antroposentrizm, fallosentrizm, kadınların ve doğanın metalaştırılması, cinsiyet dinamikleri, çevresel bozulma, kurumsal açgözlülük ve pervasız genetik mühendisliği yer almaktadır. Distopik romanlar Oryx ve Crake ve The Cleft bağlamında, çalışma bu kaygıların nasıl yansıtıldığını incelemektedir.Master Thesis Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea ve Chimamanda Ngozi Adichie'nin Purple Hibiscus Adlı Eserlerinde Postkolonyal Feminizm ve Kadın Karakterlerin Zorluklarla Mücadeleleri(2024) Alshhab, Rabıah Ibrahım Ammar; Aras, GökşenBu tezde Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea ve Chimamanda Ngozi Adichie'nin Purple Hibiscus adlı eserlerindeki iki ana kadın karakter Antoinette ve Kambili aracılığıyla postkolonyal toplumlarda kadınların karşılaştıkları zorluklar ve bu zorluklarla mücadeleleri araştırılmaktadır. Tez, Gayatri Chakravorty Spivak, Chandra Talpade Mohanty ve Kimberlé Crenshaw'ın kuramlarını esas almaktadır. Söz konusu kuramlar çerçevesinde Antoinette ve Kambili'nin toplumlarında maruz kaldıkları baskı ve zorlukları ele alarak bu karakterlerin haklarını kazanmak için bu baskılara karşı nasıl direndiklerini incelemektedir. Rhys ve Adichie, modern dönemin en tanınmış feminist yazarlarındandır. Postkolonyal toplumlardaki kadınların acılarına ışık tutan ve on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda ülkelerindeki kolonyal mirası inceleyen dikkat çekici ve önemli romanlar ortaya koymuşlardır. Örneğin, Rhys ve Adichie'nin Wide Sargasso Sea ve Purple Hibiscus başlıklı romanları, mücadele eden kadın karakterleri tasvir etmekte ve kadınların zorluklarını aktarmaktadır. Her iki romanda da sömürgecilikle ilgili derin ve önemli konular ele alınmış, bu durumun toplumlar üzerindeki etkileri genel olarak, bireyler üzerindeki etkileri ise detaylı bir biçimde sunulmuştur. Wide Sargasso Sea, Rhys'in en ünlü ve başarılı romanı olarak kabul edilmektedir. Romanın ana karakteri, Jane Eyre'de Mr. Rochester'ın çılgın karısı olan Antoinette'nin hüzünlü hikâyesini sergilemektedir. Purple Hibiscus'ta Adichie, dini inancın aile içi şiddette silah olarak kullanıldığı Nijerya'da kadınların durumunu anlatmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, iki yazarın, Rhys ve Adichie'nin, feminist yazarlar olarak bilinmelerine katkı sağlayan tartışmalarını ele almakta ve bu tartışmaların, Antoinette ve Kambili gibi ana karakterler aracılığıyla iki romanda nasıl yansıtıldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Wide Sargasso Sea, Purple Hibiscus, feminizm, postkolonyal feminizm, Kadın Mücadeleleri.

