10 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 10
Master Thesis Obezitenin Kor Stabilizasyon, Kor Endurans, Aerobik Kapasite ve İnspiratuar Kas Kuvveti Üzerine Etkinliğinin İncelenmesi(2024) Yıldız, Kıymet Nazlım; Arıkan, HülyaBu çalışmanın amacı obezitenin kor stabilizasyon, kor endurans, aerobik kapasite, inspiratuar kas kuvveti, yorgunluk ve yaşam kalitesi üzerine etkisini incelemekti. Çalışmaya yaşları 18-50 ve VKİ (Vücut Kütle İndeksi) değerleri 18,6-37,7 arasında olan 60 katılımcı dahil edildi. Katılımcılar VKİ değerine göre normal kilolu, fazla kilolu ve obez olarak 3 gruba ayrıldı. Tüm değerlendirmeler aynı fizyoterapist tarafından bir kez yapıldı. Çalışmada kor stabilizasyon değerlendirmesi için Stabilize edici biofeedback cihazı, kor endurans değerlendirmesi için McGill endurans testleri, inspiratuar kas kuvveti değerlendirmesi için Powerbreathe K5 cihazı, aerobik kapasite değerlendirmesi için 6 dakika yürüme testi, yaşam kalitesi değerlendirmesi için Kilonun Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisi Anketi ve yorgunluk değerlendirmesi için Yorgunluk Şiddeti Ölçeği kullanıldı. Değerlendirme sonucunda gruplar arasında kor stabilizasyon açısından fark bulunmazken (p>0.05) kor endurans testleri açısından fark görüldü (p<0.05). Normal kilolu grup ile fazla kilolu ve obez gruplar arasında yaşam kalitesi açısından fark olduğu gözlendi (p<0.05). Yorgunluk ve inspiratuar kas kuvveti parametrelerinde gruplar arasında anlamlı bir sonuç bulunamadı (p>0.05). 6 dakika yürüme testi mesafesi açısından normal kilolu grup ile fazla kilolu ve obez gruplar arasında fark olduğu görüldü (p<0.05). Sonuçlarımız obezitenin aerobik kapasite, yaşam kalitesi ve kor endurans üzerine etkileri olduğunu gösterdi. Çalışma sonuçlarımız obez bireylerin değerlendirilmesinde ve rehabilitasyon programlarının planlanmasında aerobik kapasite, yaşam kalitesi ve kor enduransın dikkate alınmasının yararlı olacağını düşündürdü.Master Thesis Obez Bireylerde Ayak, Ayak Bileği Biyomekanik Özelliklerinin, Ayak Bileği Propriosepsiyon ve Taban Altı Duyusunun Yaralanma Sıklığı ve Düşme Üzerine Etkisinin İncelenmesi(2022) Kelek, Feyza; Arıkan, HülyaObezite dünya çapında bir sağlık sorunu olmasının yanı sıra alt ekstremiteyi etkileyen kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ile de ilişkilidir. Obezite ve ayak ağrısı arasındaki ilişki, aşırı vücut ağırlığının ayağın daha fazla mekanik yüklenmesine neden olmasıdır. Obezite ile ilişkili olabilecek ayak- ayak bileği problemlerini ve bu problemlerin propriosepsiyon, taban altı duyusu ve postürle ilişkisini inceleyen çalışmaların sayısı azdır. Bu nedenle biz de bu çalışmada obez bireylerin, düşme ve yaralanma insidansları ile propriosepsiyon, taban altı duyusu ve postürlerine dair bir inceleme yaparak bu alanda literatüre katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Çalışmamıza 18-65 yaş aralığında, 34'ü kadın 18'i erkek, 26 obez bireyden oluşan deney grubu ve aynı demografik özelliklere sahip (benzer yaş, cinsiyet) sağlıklı (obez olmayan, VKİ ≤24,99 olan) 26 bireyden oluşan kontrol grubu olmak üzere toplam 52 kişi çalışmaya dahil edildi. Çalışmada obez bireylerin, düşme ve yaralanma insidansları ile ayak, ayak bileklerine dair propriosepsiyon, taban altı duyusu ve postürlerine yönelik bir inceleme yapılmıştır. Sonuç olarak obez bireylerde düşme durumları arasında anlamlı bir fark bulunamamışken obez bireylerin düşme sıklığı sayı ortalamaları obez olmayan bireylerin ortalamalarından daha yüksek olduğu, obez bireylerin düşme açısından obez olmayanlara göre daha riskli olduğu, propriyosepsiyon duyusunda ise gözler açıkken obez olmayan bireylerin obez bireylerden daha iyi durumda olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışma ve kontrol grubundaki bireylerin ayak postür indeksi skor ortalamalarının birbirine yakın olduğu görülmüştür. Taban altı duyusunun değerlendirilmesinde hafif dokunma duyusu incelendiğinde kontrol grubundaki bireylerin hiperestezi ve hipoestezi olma durumlarının daha fazla olduğu görülmüştür.Article Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma(2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, ErdenAmaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.Article Tip 2 Diyabetli Bireylerde Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi ve Fiziksel Aktivite Seviyelerinin İncelenmesi(2021) Özel, Cemile Bozdemir; Arıkan, Hülya; Dağdelen, Selçuk; Kütükçü, Ebru Çalık; Karadüz, Beyza Nur; Kabakçı, Mevlana Giray; İnce, Deniz İnalAmaç: Tip 2 diyabetli bireylerde fiziksel aktivite kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri açısından önemlidir. Çalışmanın amacı, Tip 2 diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi ve fiziksel aktivite seviyelerini değerlendirmekti.Yöntem: Çalışmaya 47 tip 2 diyabetli birey (yaş ortalaması: 50,80±5,61 yıl) dahil edildi. Vücut yağı biyoelektrik empedans analizi ile değerlendirildi. Kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi, Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi Ölçeği (0-28) ile değerlendirildi. Koroner arter hastalık risk faktörleri hesaplandı. Fiziksel aktivite seviyeleri yedi gün boyunca üç eksenli akselerometre ile ölçüldü.Bulgular: Kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi ölçeği 20,69±3,86 puandı. Framingham risk skoru 8,85±3,06 olarak kaydedildi. Günlük ortalama adım sayısı 7195±3441,20 adım/gün olarak hesaplandı. Metabolik eşdeğer ile açlık kan glukozu (r=-0.381; p=0,018), vücut kütle indeksi (r=-0,665; p<0,001), bel çevresi (r=-0,381; p=0,018), vücut yağ yüzdesi (r=-0,554; p=0,002) ile ilişkiliydi. Kardiyovasküler hastalıklar bilgi düzeyi ortalamanın üzerinde bulundu. Sonuç: Tip 2 diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalıklar bilgi düzeyi ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, bireylerin adım sayıları düşüktü. Tip 2 diyabetli bireyleri fiziksel aktivite konusunda bilinçlendirmeye ve adım sayısının yanı sıra aktivite şiddetine de odaklanarak fiziksel aktiviteyi arttırmaya yönelik uygulamalar amaçlanmalıdır.Master Thesis Özel Gereksinimli Çocuklara Bakım Verenlerde Bakım Yükleri ile Beden Farkındalıkları, Stres Düzeyleri ve Kas İskelet Sistemi Sorunları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2023) Bayram, Sümeyye Gubse; Arıkan, HülyaGelişimsel olarak fiziksel, duygusal ve zihinsel özellikler bakımından yetersizlik gösteren özel gereksinimi olan çocukların bakımları engellilik durumlarının tümünü kapsayacak şekilde bütüncül olarak ele alınır. Temelde bakım veren rolünü üstlenen aile ve primer olarak da anneler birçok zorluk ve problemle baş başa kalmaktadır. Özel gereksinimli çocuklar ile ilişkili olabilecek bakım yükü problemlerini ve bu problemlerin beden farkındalığı, stres düzeyi ve kas iskelet sistemi sorunlarıyla ilişkisini inceleyen çalışmaların sayısı azdır, yapılan çalışmalar daha çok ebeveynlerin yaşadıkları güçlükler ve sorunlarla ilgili çalışmalardır. Bu nedenle biz bu çalışmada özel gereksinimli çocuklara bakım veren kişilerin bakım yüklerinin beden farkındalıkları, stres düzeyleri ve kas iskelet sistemi problemleriyle ilişkisine dair bir inceleme yaparak bu alanda literatüre katkıda bulunmayı amaçladık. Çalışmamıza ≥18 yaşında olan ve 0-18 yaş aralığında özel gereksinimli bir çocuğa bakım veren 47 kişi dahil edilmiştir. Ayrıca bakım verenlerin durumlarını daha iyi değerlendirebilmek ve değerlendirmelerden daha doğru sonuçlar alabilmek için çocukların da demografik bilgileri alınmış ve seviyelerinin belirlenmesi için 47 özel gereksinimli çocuk çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada bakım veren bireylerin bakım yükleri, beden farkındalıkları, stres düzeyleri ve kas iskelet sisteminde meydana gelen problemlerine yönelik bir değerlendirme yapılmıştır. Değerlendirmede Bakım Verme Yükü Ölçeği, Beden Farkındalık Çizelgesi, Beden İmajı Anketi, Beden Farkındalık Ölçeği - Hareket Kalitesi ve Deneyim (BFÖ HK-D), Bakım Verenin Stres İndeksi, Boyun Özürlülük Ölçeği (NDI), Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH - Disabilities of the Arm, Shoulder and Hand Questionnaire), Alt Ekstremite Fonksiyonel Skalası (LEFS- The Lower Extremity Functional Scale), Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Anketi, Nottingham Sağlık Profili (NSP), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ-SF), Visual Analog Skala (VAS) ve Corbin Postür Analizi kullanılmıştır. Nicel değişkenler arası ilişkiler Spearman Rho korelasyon katsayısı ile yorumlanmıştır. Sonuç olarak bakım veren bireylerde bakım yükleri ve beden farkındalığı arasında Beden Farkındalık Çizelgesi ve Beden İmajı Anketlerinde anlamlı ilişki bulunmuş, Beden Farkındalık Ölçeği arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bakım yükü ve stres düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunmuş, bakım yükü fazla olan katılımcılarda stres düzeyinin arttığı gözlenmiştir. (p<0,05) Bakım yükleri ile kas iskelet sistemi problemleri arasındaki ilişki incelendiğinde boyun, kol, omuz, el ve bel bölgesinde görülen sorunlarda anlamlı ilişki bulunmuş ancak alt ekstremite problemleri ile bakım yükü arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. (p<0,05) Ayrıca bakım yükü fazla olan katılımcıların yaşam kalitesinde bozulma gözlenmiştir. Postür analizleri sonucunda katılımcıların çoğunda postür bozukluğu gözlenmiş ve postür ile bakım yükü arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. (p<0,05) Ağrı değerlendirmesi sonucunda bakım yükü ile ağrı arasında anlamlı ilişki bulunmuş, bakım yükü daha fazla olan katılımcıların kronik ağrılarının daha fazla olduğu gözlenmiştir. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyleri ile bakım yükleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bakım verenlerde beden farkındalığına yönelik yapılacak terapi çalışmalarının yaşam kalitesi, kronik ağrı ve kas iskelet sistemi sorunlarıyla ilişkili özür ve disabiliteye olumlu etkilerinin olacağını ve ileride yapılacak çalışmalara da ışık tutacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: bakım yükü, bakım veren, beden farkındalığı, stres düzeyi, kas iskelet sistemi sorunlarıArticle Koroner Arter Bypass Greft Cerrahisi Sonrası Fiziksel Aktivite Danışmanlığının Erken Dönem Sonuçlarının İncelenmesi(2024) Karahan, Zehra Can; Çırak, Yasemin Buran; Arıkan, HülyaAmaç: Koroner arter hastalığı için önemli bir risk faktörü olan fiziksel inaktivite, koroner arter bypass greft (KABG) ameliyatı sonrasında artırılmalıdır. Bu çalışmanın amacı, KABG ameliyatı geçirmiş hastalarda erken dönemdeki fiziksel aktivite (FA) danışmanlığının etkilerini incelemekti. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya dahil edilen 30 erkek hasta rastgele iki gruba ayrıldı. 15 hasta FA danışmanlığı ve rutin fizyoterapi alırken, diğerleri sadece rutin fizyoterapi aldı. FA, egzersiz kapasitesi, günlük yaşam aktiviteleri, uyku kalitesi, depresyon ve anksiyete ameliyattan önce ve iki hafta sonra değerlendirildi. Tüm hastalara taburcu olduktan sonra FA ve enerji harcaması değerlendirmesi için bir aktivite monitörü (MF-SenseWear Armband) takıldı. Enerji harcaması, ortalama MET değeri, FA süresi, yatma ve uyuma süresi ve günlük adım sayısı taburcu olduktan sonraki 7 gün boyunca izlendi. Bulgular: 6 dakikalık yürüme mesafesi FA grubunda 507,87±77,70 m'den 470,46±69,83 m'ye (p=0,001) ve kontrol grubunda 499,80±82,93 m'den 448,00±64,25 m'ye (p=0,002) düşdü, ancak aradaki fark anlamlı değildi (p=0,610). FA danışmanlığı, toplam enerji harcamasını (8516.10±1489.75 karşı 8568.75±999.68 joule, p=0.910), aktif enerji harcamasını (307.43 joule (min 13.57-maks 3300.57) karşı 303.68 joule (min 30.71-maks 11.68), p=0. 412), ortalama metabolik eşdeğer (1.30±0.16 karşı 1.17±0.17, p=0.057), FA süresi (16.57 dakikaya (min 0.71- maks 180) karşı 16.85 dakika (min 3.57-maks 58.71), p=0.367), adım sayısı (723.86 adıma (min 198.57-maks 5944.14) karşı 796.28 (min73.86-maks 4217.86), p=1.000). Sonuç: FA danışmanlığımız, CABG ameliyatı sonrası FA'yı ve klinik sonuçları geleneksel tedaviden daha fazla iyileştirmedi. Etkinliğin gösterilmesi için daha uzun takiplere ihtiyaç vardır.Article Citation - WoS: 1Ouas’li ve Koah’li Hastalarla Sağlıklı Kişiler Arasında Solunum Fonksiyonları, Fonksiyonel Kapasite ve Uyku Kalitesinin Karşılaştırılması(Galenos Publ House, 2020) Kütükçü, Ebru Çalık; Çalışkan, Hakan; Kılıç, Kübra; Yağlı, Naciye Vardar; Ertürk, Nurel; Sağlam, Melda; Arıkan, HülyaAmaç: Bu çalışmanın amacı Obstrüktif Uyku Apne sendromu (OUAS) ve Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda solunum fonksiyonları, egzersiz performansı ve uyku kalitesini sağlıklı bireylerle karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışmaya 17 OUAS’li hasta (12 erkek, 5 kadın), 24 KOAH’li hasta (20 erkek, 4 kadın) ve 20 sağlıklı birey (15 erkek, 5 kadın) katıldı. Solunum fonksiyonu ve kas kuvvet testleri yapıldı. OUAS ve KOAH’li hastalarda diz ekstansörleri, omuz abduktörleri ve el kavrama kuvveti dijital el dinamometresi kullanılarak ölçüldü. Egzersiz performansı 6 dakika yürüme testi (6DYT) kullanılarak, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi indeksi (PUKİ) ile değerlendirildi. Bulgular: KOAH’li hastaların 6DYT mesafesi, 6DYT mesafesi (%), omuz abduktörleri kas kuvveti ölçülen ve yüzde değerleri OUAS grubuna göre anlamlı olarak düşüktü (p<0,05). PUKİ kayıtlarına göre OUAS hastalarının %58,8’inin, KOAH hastalarının %58,3’ünün ve sağlıklı bireylerin %15,0’inin uyku kalitesi zayıftı (p=0,006). OUAS ve KOAH grubunda PUKİ-uyku bozukluğu, gündüz fonksiyon bozukluğu, alışılmış uyku etkinliği alt boyutları ve toplam PUKİ skorları sağlıklı bireylerden daha yüksekti (p<0,05). Sonuç: Bu çalışma, hem OUAS hem de KOAH hastalarında uyku kalitesinin olumsuz etkilendiğini ve sağlıklı bireylere göre OUAS ve KOAH hastalarında uyku bozukluğu ve gündüz fonksiyon bozukluğunun arttığını ve alışılmış uyku etkinliğinin azaldığını göstermiştir.Master Thesis Uzamış Covıd-19 Tanısı Olan Hastalarda Fonksiyonel Düzey, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Uygunluk ve Semptomların Araştırılması(2022) Keskin, Emrah; Arıkan, HülyaUzamış (Long) COVID, Kronik COVID Sendromu ve Post-akut COVID-19 (PASC) olarak da tanımlanmaktadır. En sık bildirilen Uzamış COVID semptomları yorgunluk, nefes darlığı, öksürük, eklem ağrısı, göğüs ağrısıdır. Bildirilen diğer Uzamış COVID semptomları ise düşünme ve konsantrasyon güçlüğü, depresyon, kas ağrısı, baş ağrısı, aralıklı ateş, çarpıntıdır. Daha ciddi Uzamış COVID komplikasyonları daha az yaygın gibi görünmekle birlikte bildirilmiştir. Bunlar kardiyovasküler: miyokardit, perikardit, solunum: akciğer fonksiyon anormallikleri, böbrek: akut böbrek hasarı, dermatolojik: döküntü, saç dökülmesi, nörolojik: koku ve tat almada bozukluk, uyku sorunları, konsantrasyon güçlüğü, hafıza sorunları, psikiyatrik: depresyon, anksiyete, ruh halindeki değişikliklerdir. Çalışmamızın amacı; Long COVID-19 tanısı almış ve covıd-19 geçirdikten en az 8 hafta geçmiş, en fazla 6 ay olan dönemde semptom, fonksiyonel düzey, yaşam kalitesi ve fiziksel uygunluk yönünden değerlendirilmesi; covıd-19 geçirdikten en az 8 hafta ile 6 ay arası sonrasındaki dönemde yaşam kalitesi, fiziksel uygunluk ve fonksiyonel düzey değerlendirilmesini semptomları olan ile semptomu olmayan hastalar üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmaya 128 hasta dahil edildi. Dahil edilen hastaların demografik bilgileri kaydedildi. Semptomları post-Covid fonksiyonel statü skalası ile tespit edildikten sonra Fonksiyonel düzeyi ölçmek için 6 dk yürüme testi ve 30 sn otur kalk testi yapıldı , yaşam kalitesi için SF-36 yaşam kalitesi anketi yapıldı, fiziksel uygunluğu alp fit test bataryası alt ölçekleri ile değerlendirildi. Hastaların semptom gösterme durumuna göre otur kalk testi ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Hastaların semptom gösterme durumuna göre omuz boyun hareketliliği ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Hastaların semptom gösterme durumuna göre modifiye sıçrama ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Hastaların semptom gösterme durumuna göre modifiye mekik çekme testi ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Hastaların semptom gösterme durumuna göre sıçra ve uzan testi ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Hastaların semptom gösterme durumuna göre yaşam kalitesi ölçeğinin fiziksel fonksiyon alt boyutu ortalamaları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak, Uzamış Covıd-19 tanısı almış bireylerde semptom olan kişilerde fonksiyonel düzeyinde, yaşam kalitelerinde düşüşe, depresif bozukluklara ve fiziksel uygunluk açısından kısıtlılıklar oluştuğu kanısına varıldı. Hastalığı atlatan ancak uzun dönemde semptomu olmayan kişilerde bu parametrelerde anlamlı iyileşme görülse de hastalığın etkilerinin devam ettiği ve yaşam kalitelerinde etkilenmeler olduğu anlaşılmıştır. Bu hastaların takibinin devam ettirilerek uygun müdahalelerin planlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.Article Tip 2 Diyabetli Bireylerde Fizyolojik Harcama İ Ndeksi, Fonksiyonel Kapasite ve Klinik Belirteçler(2020) Özel, Cemile Bozdemir; Arıkan, Hülya; Demirtaş, Raziye Nesrin; Sağlam, Melda; Kütükçü, Ebru Çalık; Yağlı, Naciye Vardar; Akalın, AysenTip 2 diyabeti olan kişilerde mekanik ve metabolik yetersizliklere bağlı olarak enerji harcaması etkilenmektedir. Buçalışmanın amacı fonksiyonel egzersiz kapasitesinin değerlendirmesi sırasında enerji harcamasını ve tip 2 diyabeti parametrelerininilişkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya 17 tip 2 diyabetli hasta dahil edildi. Laboratuvar değerleri ve antropometrik ölçümlerikaydedildi. Fonksiyonel kapasitesi altı dakika yürüme testi ile değerlendirildi. Enerji harcaması fizyolojik harcama indeksi ile altıdakika yürüme işi kullanılarak değerlendirildi. Fizyolojik harcama indeksi altı dakika yürüme testi ve istirahatteki kalp hızı farkınınhıza bölünmesiyle hesaplandı. Altı dakika yürüme işi altı dakika yürüme mesafesinin vücut ağırlığının çarpılmasıyla hesaplandı.Ortalama fizyolojik harcama indeksi 0,37 ±0,18 (atım/m)’idi. Fizyolojik harcama indeksi boy, vücut kütle indeksi, açlık kanglukozu, total kolesterol ile ilişkiliydi (p<0,05). 6DYT işi yaş, boy, c-reaktif protein, bel kalça oranı, yağ yüzdesi, yağsız vücutkütlesi ile ilişkiliydi (p<0,05). Tip 2 diyabetli hastalarda fonksiyonel kapasite sırasındaki enerji harcaması klinik parametrelerleilişkilidir. Enerji harcamasının alternatif yöntemleri olan fizyolojik harcama indeksi ve altı dakika yürüme işinin farklı klinikbelirteçlerle ilişkili olması açısından birlikte incelenmesi önerilmektedir.Master Thesis Obezitenin Vücut Farkındalığı, Hareket Korkusu, Propriosepsiyon ve Denge Üzerine Etkisinin İncelenmesi(2023) Ray, Mert Can; Arıkan, HülyaBu çalışmanın amacı obezitenin vücut farkındalığı, hareket korkusu, propriosepsiyon ve denge üzerine etkisini incelemekti. Çalışmaya yaş ortalamaları 34,67±7,53 olan ve VKİ değerleri 18,5-34,9 kg/m² arasında olan 60 birey alındı. Bireyler VKİ değerlerine göre normal kilolu, fazla kilolu ve obez olmak üzere üç gruba ayrıldı. Bireylere vücut farkındalıkları için Vücut Farkındalığı Anketi (VFA), Beden Farkındalık Çizelgesi (BFÇ) ve Beden İmajı Anketi (BİA) uygulandı. Kinezyofobiyi değerlendirmek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), denge ve düşme değerlendirmesi için Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (ZKYT), Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ) ve Y Denge Testi (YDT), propriosepsiyonu değerlendirmek için Stabilize edici biofeedback cihazı kullanıldı. Değerlendirmeler bireylere bir kez ve aynı fizyoterapist tarafından yapıldı. Çalışma sonucunda vücut farkındalığı açısından gruplar arasında fark görülmedi (p>0.05). UDEÖ, ZKYT, TKÖ ve YDT sonuçlarında gruplar arası fark bulunmadı (p>0.05). Boyun propriosepsiyon ölçümünde normal kilolu ve obez grup arasında, diz propriosepsiyon ölçümünde ise normal kilolu grup ile fazla kilolu ve obez grup arasında fark bulundu (p<0.05). Sonuçlarımızda fazla kilolu ve obez bireylerde boyun ve sol diz bölgesinde propriosepsiyonun normal kilolu bireylere göre azaldığı görüldü. Çalışma sonuçlarımız obez bireylerde propriosepsiyonun değerlendirilmesinin ve rehabilitasyon programlarında propriosepsiyona odaklanılmasının önemli olduğunu düşündürdü.

