Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Master Thesis
    Avrasyacılık Kökeni ve Türk Avrasyacılığının Oluşumu
    (2018) Keleş, Emine Begüm; Ünal, Hasan
    Bu tezde Avrasyacılık ve Türk Avrasyacılığının tarihi gelişim süreci açıklanmaya çalışılmıştır, aynı zamanda Rusya ve diğer ülkelerin politik gündemleriyle olan ilişkileri üzerinden değerlendirilmiştir. Ağırlıklı olarak Türk Avrasyacılığı fikrinin gelişimi ve Rusya'nın Türk Avrasyacılığına katkıları araştırılmıştır. Avrasyacılık hangi ülkeler ile birlikte oluşturuldu, nerede, ne zaman, hangi düşüncelerle ortaya çıktı bunların cevabını araştırmamızda bulmak mümkündür. Hangi ülkeler, hangi düşüncelerle Avrasyacılığı destekliyor veya izlemekle yetiniyor, günümüz penceresinden bakılarak sentezlenmiş bir çalışmadır. Tüm bunların yanı sıra Türk Avrasyacılığın kökeni etniksel ve ulusal açıdan analiz edilmiş, Rusya, Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye'nin Avrasya Birliği projesi üzerinde odaklanmış olduğu gözlemlenmiştir. Bu projeyle Türk Avrasyacılığı ve Evrazia düşüncelerinin nasıl geliştiği ve gelişeceği, Türkiye ve Rusya'nın ileriye yönelik attığı adımlardan bahsedilmiştir. Son olarak Avrasyacılık ve Türk Avrasyacılığı sentezi sonucu gelecekte siyasi iyileşmeler adına neler olacağını öngörmek adına yapılmış bir çalışmadır.
  • Master Thesis
    Rusya-ukrayna İlişkilerinde Kırım Sorunu 1991-2014
    (2015) Beybulayeva, Lyudmila; Ünal, Hasan; Karasar, Hasan Ali
    Sovyetler Birliği'nin çöküşü; politik, ekonomik ve askeri zeminde ülkeler arasında yeni bir dizi çelişki yaratan yeni bağımsız devletler oluşmasına katkıda bulunmuştur. Bu tür gerilimlerden biri, iç ve dış dengesizliklerin konu olduğu Kırım bölgesindeki Ukrayna ve Rusya gibi iki komşu ülke arasında olmuştur. Ukrayna'nın otonom olan Kırım, Rusya Karadeniz deniz üssü varlığı, bölgenin etnik kompozisyonu, jeostratejik konumu gibi Rusya-Ukrayna ilişkilerinin bozulmasına neden olan bazı önemli faktörler sunmaktadır. Günümüzde, yakın zamana kadar dünya ilişkilerinde göze çarpmayan küçük Kırım yarımadası , son dönemde Rusya, Ukrayna ve Batı ülkelerinin birçok uzmanlarının ilgisini çeken, son krizlerden sonra uluslararası ilginin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Rusya-Ukrayna ilişkileri üzerinde, Kırım sorunun etkisi ve ağırlığının temel araştırma sorusu üzerine cevap vermek için, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, Kırım'ın jeostratejik konumu ve çoklu etnik yapısı ve bunun Rusya-Ukrayna ilişkileri üzerindeki etkisi bir araştırma gerektirir. Metodolojik olarak, Kırım sorunun açıklaması, kronolojik yapılandırılmış bakış açıları ile tarihsel olayların çalışmasından geçer. Ana kavramsal ve tarihsel çerçeve; Rus, Ukraynalı, Türk ve Batı uzmanların özel monografi çalışması yoluyla sağlanmıştır. Bir başlangıç noktası olarak, yarımada sakinlerinin tarihsel arka planını inceledim ve her biri kendisi gibi tarihsel algılanan Kırım'a ilişkin Rus, Ukrayna'lı, Kırım Tatarlarını dikkatlice analiz ettim. Bu araştırma bize, Kırım üzerindeki tartışmaların kökenini, Karadeniz Filo sorununu ve Ukrayna krizine ilişkin Rusya'nın dış politikasını anlamak için Sovyet sonrası Ukrayna'daki siyasi süreçlerin sonuçlarını genelleştirmeye izin verir. Buna ek olarak, bu tez temelde Kiev'e karşı tavrını yeniden tanımlamış ve Karadeniz yarımadasının ilhak eylemi ile sona ermiş Ukrayna krizleri içine Kremlin'in müdahalesi ile Euromaidan protesto nedenlerini ve sonuçlarını açıklamaktadır. Tez araştırma bulguları, sadece yukarıda belirtilen Rus-Ukrayna siyasi ve ekonomik problemlerin nasıl kötüleştiğini değil, aynı zamanda Rusya ve Batı arasındaki ilişkileri ve Avrupa-Atlantik bölgesindeki genel güvenlik iklimini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Kırım, Rusya, Ukrayna krizi, Kırım Tatarları, ilhak
  • Master Thesis
    Afrika'da Çin ve Batı Arasındaki Rekabetin Artırılması
    (2018) Assefa, Feven Zewdıe Assefa Feven Zewdıe; Ünal, Hasan
    Afrika yıllarca geleneksel ve geleneksel olmayan güçler arasındaki rekabetin ortasında yer aldı. Bunun nedenleri, Afrika'nın jeopolitik ve coğrafi önemi, hammadde zenginliği ve ucuz işgünün bir fırsat olarak düşünülmesidir. Başlangıçta Avrupalılar Afrika kıtasına yönelik olumsuz görüşlere sahipken, zamanla kıtanın sahip olduğu zenginliklerin farkına vardılar ve kıtayı sömürgeleştirmeye başladılar. Ancak bugün, eski Avrupa güçlerinden gelen sömürgelerin sona ermesine rağmen, bu sürece geleneksel olmayan güçlerin de eklenmesiyle birlikte yeni bir sömürge dönemi başlamış oldu. Son yıllarda Afrika'daki önemini artıran ve küresel arenada pek çok kişinin merceğinde olan ülkelerden birisi de Çin'dir. Bu kapsamda Çin Afrika kıtasındaki politikasını 'kazan kazan stratejisi' çerçevesinde değerlendirmekte ve bunu ilahi bir güç olarak görmektedirler. Ancak, bu tez belirtilen durumun aksine, Çin'in yükselişinin ve uyguladığı stratejilerin geleneksel güçlerin yükselişi ve uyguladığı stratejilerle pek çok benzerliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, tezde farklı dili, kültürü, politik ideolojisi ve kabileleri olan ve elli dört bağımsız devletten oluşan Afrika kıtasının tümü için tespit yapılması için, Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Çin'in ve Batı'nın politikaları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Batı, Çin, Afrika, Güney Afrika Cumhuriyeti, sömürgecilik
  • Master Thesis
    Osmanlı Ermenilerinin 1915'teki Tehciri ve Uluslararası Hukuk: Hadiselerin Yasal Çerçevede Sorgulanması
    (2016) Balıkçıoğlu, Seher; Ünal, Hasan
    Bu tez temel olarak Osmanlı Ermenilerinin 1915'de Tehcir edilmesini uluslararası hukuk çerçevesinde analiz ederek, soykırım iddialarının geçerliliğini sorgulamaktadır. Bu bağlamda, ilgili uluslararası hukuki belgeler özellikle 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi incelenmiştir. Tarihi gerçekleri saptırarak hukuki olarak farklı sonuçlara ulaşılabileceği Ermenilerin Tehciri konusunda olduğu gibi mümkündür. Bundan dolayı, burada açıkça ifade edilmeli ki, bu çalışmanın konusunu tarihi gerçekleri inceleyerek Türk ve Ermeni taraflarının anlatıları arasındaki farklılığı ortaya koymak oluşturmamakta olup, hukuki analizler Türk tarafının tarihi anlatıları temel alınarak yapılmıştır ki bu anlatılar saygın Türk ve Batılı bilim adamlarınca da desteklenmektedir. Türkiye'yi Ermenilere karşı yargılama yapılmaksızın soykırım suçu işlemekle suçlamak ya da 1915 Tehciri'ni soykırım olarak nitelendirmek uluslararası hukukun ihlalidir. 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi'ne göre ilgili mahkemeler soykırım suçunun yargılanması için yetkili kılınmıştır. Tarihçilerin, politikacıların, gazetecilerin, hukukçuların bile Tehcirin soykırım olarak nitelendirilmesi ile ilgili kesin hüküm verme yetkileri yoktur, çünkü terim hukuki nitelik taşımaktadır. Geriye yürümezlik ilkesi gereğince Soykırım Sözleşmesi'nin sözleşmenin kabulünden önce gerçekleşen hadiselere uygulanması mümkün olmamakla birlikte, bu tez sözleşme uygulansaydı Tehcirin soykırım suçunu oluşturmayacağını savunmaktadır. Ayrıca, şu anki uluslararası ceza hukuku kapsamında Tehcir insanlığa karşı suç ya da savaş suçu dahi teşkil etmemektedir. Çünkü, askeri zorunluluklar Osmanlı Devletini tehcir kararını almaya zorlamıştır.
  • Master Thesis
    Alman Siyasetinin Türkiye'nin Ab'ye Katılımı Sürecindeki Değişimleri: 1960'dan Günümüze
    (2015) İlhan, Müslime; Ünal, Hasan
    Alman ikinci dünya savaşı öncesi ve sonrası, Soğuk Savaş öncesi ve Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla simgeleşen Soğuk Savaşın sonu sonrası birçok siyasi paradigma geliştirmiştir. Almanya'nın Osmanlı Devleti döneminden beri Türkiye ile siyasi ilişkileri bulunmuştur. Avrupa Birliği'nin ilk nüvesi olan Avrupa Çelik ve Kömür Topluluğundan beri Almanya'nın AB siyasetinde önemli değişiklikler yaratabilecek gücü olmuştur. Türkiye de 1959 yılındaki başvurusundan beri AB ile sıcak ilişkilere girmiş, girmiş olduğu bu ilişkide Almanya siyasetinin tavrı çok belirleyici olmuştur. Bu tezde Alman siyasetinin bu önemli belirleyici rolünün zaman içerisindeki izlerine temas edilmiş, özellikle 1960 sonrası dönemine odaklanılmıştır. Bu odağı belirginleştirmeye çalışırken ilkin Avrupa Birliği fikrinin ve varlığının tarihi süreci ele alınmış, Avrupa Birliği siyasetini oluşturan temel kurumların durumu ve rolü ortaya konulmuştur. İkinci bölümde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne dâhil olma isteği ya da yerine göre zorunluluğu ve serüveninin tarihi özellikleri açıklanmıştır. Son bölümde ise Almanya ve Türkiye ilişkilerine yoğunlaşılmış, güncel temasa kadar Alman siyasetinin Türkiye ile olan ilişkilerine ve Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde izlediği siyaset irdelenmiştir.
  • Master Thesis
    İranın Dış Politika Mantığının Evrimi: 1979 - 2015
    (2017) Khajei, Aydın; Ünal, Hasan
    İran'ın dış politikasının oluşturulma mekanizması, mantığı, hedefleri ve politika oluşturma seviyesindeki etkili faktörleri, İran'ın politik davranışları ve gelecek siyasi seçenekleri hakkında daha net bir vizyon sahibi olmaya çalışan birçok uzmanın ilgisini çekmiştir. Özellikle, 1979'dan sonra teokratik ve radikal İran'ın devrimci mantığını 2015'e kadar - nükleer konusunda Batı ile barış anlaştığı sene - oldukça oturmuş bir 'muhafazakâr rasyonalizm' şekline evrim geçirdiği süreç dikkat çekici olmuştur. 2015 yılına kadar, politika oluşturma mekanizması, tarihi bir varlık olarak, kurumsal olarak Yüksek Liderlik tarafından sindirildi ve ideolojik olarak İİC tarzı bir 'muhafazakâr rasyonalizmi' hâkim edildi. Bununla birlikte, muhafazakâr rasyonalizm, IRI politik yapısının mevcut esnekliğini kullanan acil uluslararası ve iç siyasi ihtiyaçları karşılamak için politik fraksiyonları ve potansiyellerini birleştirmeyi gerektirir, ancak bu çelişkili görünebilir. Bu çalışma, açıklayıcı bir araştırma ve İran'ın 2015 yılına kadar süregelen en önemli politik karar ve süreçlerinin tanımlayıcı bir incelemesi metoduyla İİC dış politikasının belirleyici unsurlarına ve etkili faktörlerine değinmiştir. Açıklayıcı düzeyde daha geniş bir fikir sahibi olmak için hem sistemik hem ülkeler içi siyasi kuramları bu tez çalışmasına dâhil edilmiştir. Çalışma, İran'ın dış politika davranışına hâkim olan mantığına, politik davranışına, etkili ve birbiriyle ilişkili faktörlerine yol açan sürecin çeşitli yönleriyle sonuçlanıyor. Nihayet, politika yapma mekanizmasının modellenmesi ile birlikte İran'ın olası dış politika seçeneklerini önceden tahmin etmeye çalıştır.
  • Master Thesis
    Çin ve Batı: Ondokuzuncu Yüzyıl Boyunca Güç İlişkileri
    (2018) Küçükdeğirmenci, Oktay; Ünal, Hasan
    Batılılar pek çok yeni silah, yeni tür fikirler ve onlar için neyin iyi olduğunu söylemeye ilgili misyonerlerle agresif bir güçle Çin'e ilk kez geldiklerinde, Çinliler daha önce böyle insanlarla karşılaşmadıkları için nasıl cevap vereceklerini bilmiyorlardı. Çok uzun zamandır başarılı oldukları için hazırlanmış değillerdi. Kendi başarıları konusunda halinden memnun olmuşlardı ve batılılar tarafından çok agresif bir şekilde meydan okunduklarında cevap vermede yeteri kadar başarılı olamadılar ve dolayısıyla her şeyi kaybettiler. Batı'nın bakış açısından bu Çin'den ne istedikleri anlamına gelir, ancak Çin'in onlardan ne beklediğini asla merak etmediler. Aslında Çinliler tarihlerinin çoğunda olduğu gibi sadece yalnız kalmak istediler. Fakat şimdi bu değişmek üzeredir ve bu değişim gelecek yüzyıllar için dünyayı dönüştürecektir. Bu tezin amacı 19. Yüzyıl da Çin ve Batı arasındaki güç ilişkilerinin nasıl olduğunu analiz etmek ve açıklamaktır. Bu kapsamda Batı ile karşılaşmadan önce Çin'de ki tarihsel ve siyasal koşullar ve bu ilişkilerin güç ilişkilerin temelinde nasıl devam ettiği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler; Çin, Misyonerlik, Güç İlişkileri, Batı
  • Master Thesis
    2000-2010 Yılları Arasında Türk Dış Politikasının Filistin Davasına Yönelik Tutumunu
    (2018) Mortaga, Osama T.a.; Ünal, Hasan
    Bu çalışma, 2000-2010 yılları arasında Türk dış politikasının Filistin davasına yönelik tutumunu tartışmıştır. Aslında bu dönem, Türk politikasını Filistin davasının merkezi bir neden olarak ele almasını sağlayan önemli bir değişikliğe şahit oldu. Bu değişimde, genel olarak uluslararası alanda ve özellikle Orta Doğu'da kalkınma ve adalet partisi ve Türk varlığı önemli bir rol oynamaktadır. Çalışmada ilk olarak Türklerin Filistin davasına yönelik tutumlarının tarihsel gelişimi araştırılmıştır (1948-2002). Ardından çalışma, Kalkınma ve Adalet Partisi'nin (2002-2010) yönetiminden bu yana Filistin davasına yönelik Türk politikasıyla başa çıkmıştır. Çalışma ayrıca Filistinlilere yönelik siyasi önlemleri ve Filistinlilerin topraklarında kalmalarını sağlama çabalarını da ele aldı. Türkiye ile İsrail arasındaki özel ilişkiye rağmen; Türkiye, Filistin haklarını destekleyen ve bu kararların yanında yer alan kararlarla taraflar arasında denge kurduğu bir dış politikada her zaman yanındaydı. Araştırmacı, Türk konumunun, Filistin davasının yıllardır yaşadığı olay ve gelişmelere yönelik tutumunu tanımlamak ve açıklamak için analitik tanımlayıcı yöntemi kullanmıştır. Araştırmacı, Türk siyasi kararını etkileyen iç ve dış faktörleri incelemek için karar verme yöntemini özellikle inceledi. Ayrıca, benzerlik alanlarını ve 2002'den önce ve sonrasında İşgal Altındaki Filistin Toprakları'na Türk siyasi rolü arasındaki farkı bulmak için karşılaştırmalı yöntemi kullandı.
  • Master Thesis
    Büyük Güç ile Küçük Devlet Arasında: Türkiye'nin Iı. Dünya Savaşı'ndaki Mücadelesi
    (2018) Şengil, Mehmet Ali; Ünal, Hasan
    Küçük devletlerin büyük güçler karşısında etkisiz kalması bir kader midir? Veya büyük güçlerin mücadelelerinde arada kalmamak için bir yol var mıdır? Ya da küçük devlet görüntüsünde olup, aslında büyük güçlerle küçük devletler arasında konumlanan ülkeler olabilir mi? Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı boyunca sergilediği duruş, bu anlamda bir model oluşturuyor. Diğer küçük devletler arasında Türkiye, denge politikasına dayanan becerikli diplomasisiyle öne çıktı. Bu tez, askeri ve iktisadi olarak zayıf bir ülkenin, hassas, karmaşık ve değişken dengeler içerisinde, sırtını jeopolitik konumuna ve diplomasi becerisine dayayarak hayatta kalma mücadelesine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Savaşın tam ortasında, savaş dışı kalmış bir ülkenin verdiği mücadele, teorik bakış açısı da dahil edilerek göz ele alınacaktır.