TR-Dizin
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/21
Browse
191 results
Search Results
Article Üye Devletlerin Anlaşmalar Önünde Eşitliği Prensibinin Bir İfadesi Olarak Birlik Hukukunun Uygulanma Önceliği(2025) Arsava, Ayse FusunB organlarının yetki aşımlarının anayasa mahkeme- leri tarafından denetimi (ultra vires denetim) anlaşmalar önünde üye devletlerin eşitliği prensibi muvacehesinde Birlik Hukuku’nun öncelikli uygulanması prensibinin tartışılmasına yol açmıştır. Birlik Hukuku’nun öncelikli uygulanması Birlik Hukuku- Ulusal Hukuk ça- tışmasında COSTA/ENEL kararından itibaren bir dogma olarak kabul edilmekte ve doğrudan uygulanma özelliğine sahip Birlik Hukuku normlarına ulusal hukuka nazaran öncelik verilmektedir. Ultra vi- res denetim üye devletlerin anayasalarında öngörülen sınırlara isti- naden AB’ye devrettikleri egemenlik yetkilerinin sınırlarının AB or- ganları tarafından aşılması halinde ulusal mahkemelere saklı tutulan bir denetimdir. Birlik Hukuku’nun doğrudan uygulanma önceliği ile ultra vires yetki denetiminin arasındaki farkı ortaya koyan bu tespit üye devletlerin anlaşmalar önünde eşitliği prensibi muvacehesinde Birlik Hukuku’nun uygulanma önceliğini engellenemeyeceği gerek- çesi ile anayasa mahkemelerinin ultra vires yetki denetimine yapılan itirazın dogmatik yanlışlığını ortaya koymaktadır. Makalede Birlik Hukuku’nun önceliği, anlaşmalar önünde üye devletlerin eşitliği prensibi ve ultra vires yetki kullanımı bağlamında yapılan değerlen- dirmelere ve tartışmalara ışık tutulmaktadır.Article The Right to Reasoned Judgment in Respect of the Practice of the Criminal Chambers of the Court of Cassation of Turkey -an Analysis between the Present and the Future-(2022) Ulusoy, AslıhanThe wish to know which is a part of the characteristic feature of any human-being paved the way for the question of “Why?”. Eagerness to know leads to reason which is crucially important both socially and judicially. Hence, it is possible to state that the desire to know consequently reason has evolved into human right at the level of both national and international over time and it has also been safeguarded as the right to a reasoned judgment by both national and international law. The right to a reasoned judgment is recognised by the European Court of Human Rights’ case laws as the most significant component of the right to a fair trial arising from Article 6 of the Convention for the Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms (The European Convention on Human Rights). In addition to this, Constitutional Court of Turkey also developed case laws put an emphasis on that the right to a reasoned judgment is one of the cornerstones of the right to legal remedy enshrined by Article 36 of the Constitution of Republic of Turkey. As for the Court of Cassation of Turkey, the Court has just decided to abandon its current practice of writing style its judgments which is fairly far away to serve the right to a reasoned judgment. For this reason, the Court of Cassation constituted a Commission which undertook the duty to prepare a guide convenient to meet the requirements of the right to a reasoned judgment in national and international law. The aim of this paper is to analyse the Guide prepared by the Commission in respect of its sufficiency to meet the expectations of the right to a reasoned judgment on the lines of the right to a fair trial by comparing to the current practice of the Court of Cassation.Article The Legal Effect of the Principle of Friendly Approach to International Law on the Relationship between the Echr and National Law in the Light of the Jurisprudence of the German Federal Constitutional Court(2025) Arsava, Ayse FusunFederal Almanya’da diğer uluslararası anlaşmalar gibi AİHK de iç hukukta kanun hiyerarşisi ile geçerli olmaktadır. Alman anayasasının ılımlı dualist karakteri nedeniyle AİHK ile olan ilişkisinde bu bağlamda kimi sorunlar ortaya çıksa da bu sorunların anayasal bir prensip olan uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibine istinaden çözüme ulaştırıldığı görülmektedir. Makalede uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibinin lex posterior kuralı, anayasal kimlik, elverişlilik kriteri, margin of appreciation doktrini sınırlamaları ışığında bu sorunların bir taraftan Federal Alman Anayasa Mahkemesinin anayasanın kurumsal yapısındaki yerinin ve fonksiyonunun, diğer taraftan AİHM’nin ulusal hukuk düzeninde sahip olduğu fonksiyonun ve otoritenin dikkate alınarak nasıl çözüme ulaştırıldığı değerlendirilmektedir.Article Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüdünde seçimlik hakların kullanılma zamanı(2025) Görmez, Dr. GizemTürk Hukuku’nda tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüde düşmesinden sonra Türk Borçlar Kanunu md.123 hükmü gereği alacaklı borçluya uygun bir süre tayin etmektedir. Bu süre içerisinde borç gereği gibi ifa edilmezse, alacaklı Türk Borçlar Kanunu md.125 hükmünde öngörülen seçimlik haklarını kullanabilmektedir. İlgili düzenlemeye göre, alacaklı aynen ifadan vazgeçmek istiyorsa, bunu hemen bildirmelidir. Ancak sözleşmeyi muhafaza ederek müspet zarar ya da sözleşmeden dönerek menfi zarar tazmini talebi söz konusu ise bunun ne kadar süre içerisinde bildirilmesi gerektiğine ilişkin kanunda bir açıklık yoktur. Doktrinde de bu konuda farklı görüş ve çözüm önerileri ileri sürülmektedir. Çalışmada, borçlu aleyhine belirsiz bir sürecin başlamasına neden olduğu düşünülen bu sürece ilişkin öncelikle doktrindeki görüşlere yer verilmiş, sonrasında ise taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun olduğu düşünülen çözüm önerileri değerlendirilmiştir.Article Seçimler Sonucu Oluşan “Askıda Başkan” ve “Beklemede Başkan” Kavramları İlişkisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde Askıda Başkanın Görev ve Yetkilerinin Sınırı(2023) Kılıç, AbbasAmerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uygulama alanı bulan başkanlık hükümeti sistemi, model olma işlevini sürdürmektedir. Yasama ile yürütme organı arasındaki katı ayrılık başkanlık sisteminin belirleyici unsurudur. Ancak bu sistemin en önemli yönü, yani ayırt edici özelliği, doğrudan halk tarafından seçimle işbaşına getirilen Başkanın, tek başlı yürütme yapılanması ile görevini sürdürmesidir. ABD’de başkanlık seçimlerinin yapıldığı tarih ile görevin devredileceği tarih arasında yaklaşık iki buçuk aylık bir süre bulunmaktadır. Bu sürenin oluşumu, ABD’de seçimlerin işleyişindeki çok boyutlu ve karmaşık sistemden kaynaklanmaktadır. Devletin yapısal örgütlenmesi ile bütünleşen seçim sistemine bağlı olarak seçimi kazanan (beklemede Başkan) ile seçimi kaybeden ve görevi devredecek Başkanın (askıda Başkan) kullanacağı yetkilerin sınırlandırılmış olup olmadığının değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak bir sınır tayin edilmesi gereksinimi açıktır. Dolayısıyla bu makalede, seçim sonuçlarının ilanına bağlı olarak yeni başkanın başkanlık sıfatını kazanması ile göreve başlaması arasında geçen süre zarfında görevdeki başkanın “işgüder başkan” olarak yetki kullanması ve bu sebeple de gerçekleştirebileceği tasarrufların sınırlandırılması gerektiği savunulmaktadır.Article İnsancıl Hukukun Etkinliği(2025) Arsava, Ayse Fusun1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri’nin bu yıl 75. yılı kutlanmıştır. İnsancıl hukuk alanında bir dönüm noktası teşkil eden Cenevre Sözleşmeleri’nin günümüz silah teknolojileri, savaş yöntemleri, savaşan taraflar arasına katılan devlet dışı aktörler bakımından yetersiz kaldığı görülmektedir. Yeni gelişmelere uyum sağlama gereksinimi yanı sıra insancıl hukuk ihlâllerine karşı etkin yöntemler geliştirme gereksinimi de insancıl hukukun yeniden kodifiye edilmesi konusunu gündeme getirmiştir. İnsancıl hukukun ancak sadece savaş mağdurlarının korunmasını değil, devletlerin askeri çıkarlarını gözetme gerekliliği ortaya çıkan sorunların aşılmasını zorlaştırmaktadır. Makalede kodifikasyon girişimlerinin başarısızlığı nedeni ile teamül hukuku üzerinden insancıl hukukun yeni gelişmelere uyum sağlama olanağı ve insancıl hukuk değerlerinin yaygınlaşması ve içselleştirilmesi konularına ışık tutulmaktadır.Article III-35/A.2 Sayılı Kitle Fonlaması Tebliği ile Kabul Edilen Pay Devri Sınırlamaları(2025) Hızır, SerdarTürk anonim şirketler hukukunda pay devrinin sınırlandırılmasına dair temel hükümler, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 491 ve devamındaki hükümlerde yer almaktadır. Ancak mevzuatımızda, TTK’dan bazı yönlerden ayrılan ve belirli menfaat gruplarını veya payları esas alan pay devrini sınırlayıcı düzenlemeler de bulunmaktadır. Bu düzenlemelerden biri, SerPK m. 35/A/2 hükmüne dayanılarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 2021 yılında çıkarılan III-35/A.2 sayılı Kitle Fonlaması Tebliği’dir. Anılan Tebliğ’de, kitle fonlama plâtformlarının ortaklık yapısı, ortaklarının sahip olması gereken özellikler, belirli nitelikteki paylar ve plâtformların bazı niteliklere sahip tüzel kişi ortaklarının ortaklık yapıları açısından pay devri sınırlamaları öngörülmüştür. Tebliğ’de ayrıca, girişimciler ve girişim şirketinin ortaklarından fonlanan şirkette önemli etkiye sahip olacaklar yönünden de payların devri sınırlandırılmış ve hatta payların edinimi yasaklanmıştır. Çalışmada, Tebliğ’in yukarıda genel hatlarıyla değinilen konulara ilişkin hükümleri, pay devri sınırlamaları kurumu açısından incelenmiştir. Bu çerçevede, bahsi geçen Tebliğ ile getirilen hükümlerin temel özelliklerine değinilmiş ve bu hükümlerin mevzuatımızdaki diğer bazı düzenlemelerle benzerlikleri ve farkları hakkında konuyu ilgilendirdiği ölçüde karşılaştırmalı olarak açıklamalarda bulunulmuştur. Ayrıca, konunun mülkiyet hakkı açısından ön plâna çıkan noktaları ve karşılaştırmalı hukuktaki durumu üzerinde de durulmuştur.Article Boş Ev Vergisi Uygulamasına Eleştirel bir Bakış ve Öneriler(2025) Müftüoğlu, ZeynepGayrimenkul piyasası ekonomik ve sosyal hayatın birçok yönü ile doğrudan ilgili olup, son yıllarda bu sektörde hem ülkemizde hem dünyada konut fiyatları ve kiraları bakımından sorunlar yaşanmaktadır. Konut fiyatları ve kiralarında yaşanan arz-talep ve bedel dengesizlikleri, yaşam hakkı, barınma hakkı gibi temeli insan haklarını ve yatırım kararları gibi iktisadi süreçleri etkilemektedir. Konut sorununun çözümünde gittikçe yaygın şekilde tartışılmaya ve uygulanmaya başlayan araçlardan biri boş ev vergisi olup; bu verginin temelinde, konut amaçlı gayrimenkullerini boş bırakan kişilerin mali bir yükümlülükle karşılaşması yatmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde karşılaştırmalı yöntem üzerinden çeşitli ülkelerde uygulanmakta olan boş ev vergisi örnekleri incelenmekte; ikinci bölümünde ise eleştirel yaklaşım benimsenerek boş ev vergisinin sözleşme özgürlüğü, eşitlik ilkesi, mali güce göre vergilendirme ilkesini ihlal ettiği tartışması üretilmekte; adı vergi olan bu uygulamanın hukuki niteliği tartışılmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise anılan ihlalleri ve tartışmalı yönleri bertaraf edebilecek bir öneri getirilmektedir.Article An Evaluation of the Temporary Closure of the UYAP Informatics System for Certain Procedural Acts and Its Malfunction in the Context of Reinstatement in Criminal Procedure(2025) Yalçın, CanIn this study, it is examined whether a person who misses a peremptory time limit due to the temporary closure of the UYAP Informatics System for certain procedural acts or the system’s malfunction for various reasons can, under all circumstances, request reinstatement on the grounds of having missed the deadline without fault. Indeed, both in doctrine and in practice, there is significant debate concerning which circumstances render noncompliance with the final date for performing a criminal procedure act non-faulty. Furthermore, an interruption in the UYAP system-designed to facilitate and ensure the effective exercise of fundamental rights and freedoms linked to the right to a fair trial, such as the right to legal remedies, the right of access to a court, and the right of defense-may not only prevent the exercise of these rights but also make them more difficult. Hence, whether one can seek reinstatement due to any malfunction of the UYAP system has become a crucial point of discussion. On the other hand, certain practices involving the temporary closure of UYAP to specific procedures may limit the exercise of the aforementioned fundamental rights. This is because, while a procedural act can ordinarily be performed through UYAP from anywhere with internet access until 23:59 on the final day, if it must be carried out physically, it has to be done by the end of working hours (Criminal Procedure Code art.39/2-3). Although fundamental rights and freedoms can only be restricted by law (Constitution art.13), no statutory provision authorizing the closure of the UYAP system-thus obliging judicial actors to proceed in a physical environment-has been identified. Although there may be reasonable grounds for such practices (e.g. financial shift operations), the absence of a legal basis contravenes article 13 and article 36 of the Constitution. Since malfunctions in an information system directly affect fundamental rights and freedoms connected to the right to a fair trial-such as the right of access to a court-it would be advisable for Türkiye to follow the model of article 175-bis of the Italian Code of Criminal Procedure. A statute should be enacted to specify under which circumstances the UYAP system may be closed, who is authorized to make this decision, and how it should be announced, as well as how procedural acts should be carried out during system failures and under what conditions reinstatement may be requested.Article AİHK’nun 15. Maddesi ve AİHM’nin Bu Bağlamda Oynadığı Rol(2022) Arsava, Ayse FusunThe article discusses the role played by the ECHR in the protection of human rights with regard to Article 15 of the European Convention of Human Rights. In this context, the article analyses the scope of the "margin of appreciation" granted to the Contracting States under Article 15 and the discretion left to the Contracting States in times of emergency. The article is organized in three sections. In the first part, it evaluates the jurisprudence of the European Court of Human Rights specifically with regard to Article 15 of the European Convention on Human Rights In the second part, it assesses the flexibility which the Contracting States have in extraordinary situations in the light of Article 15. In the third part, it discusses the role of the ECHR in the state of emergency that endangers democracy.
