Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Doctoral Thesis
    Çağdaş Britanya Tiyatrosunda Temsil Edilen Neoliberalizm ve Engelli Bedenlerin Abjeksiyonu
    (2025) Alhas, Melike İrem; İzmir, Sibel
    Bu tez, Ray Harrison Graham'ın Sympathy for the Devil (2002), Kaite O'Reilly'nin peeling (2016) ve Francesca Martinez'in All of Us (2022) adlı oyunlarının, engelli bireylerin 21. yüzyıl Britanya toplumundaki abjeksiyonunun kaynağı olarak neoliberal ideolojiyi gösterdiğini savunur. Engellilikle ilgili kişisel deneyimlerinden yola çıkan bu oyun yazarları, üretkenlik, özerklik ve kendi kendine yetebilme gibi değerleri kapsayıcılığın ve bireysel değerin göstergesi olarak yücelten sosyo-politik yapıyı eleştirmektedir. Bu bağlamda, bireylerin neoliberal normlara uymaması, farklı biçimlerde deneyimlenen abjeksiyonla sonuçlanmaktadır. Çalışmada Judith Butler'ın toplumsal abjeksiyon kavramı ile Ryan Thorneycroft'un öz-abjeksiyon anlayışı temel alınmıştır. Butler, toplumsal düzeni tehdit eden bedenlerin dışlanmasına odaklanırken; Thorneycroft, engelli bireylerin egemen normları içselleştirerek kendilerine yönelttikleri tiksintiyi analiz etmektedir. Bu kuramsal çerçeve, oyunların abjeksiyonu bir sakatlığın sonucu değil, neoliberal beklentilerin ürettiği ve pekiştirdiği bir durum olarak ortaya koyduğunu göstermektedir. Bu tez, aynı zamanda David Mitchell ve Sharon Snyder'ın anlatı protezi olarak adlandırdıkları anlatı yapısını, incelenen bu oyunların reddettiğini savunur. Anlatı protezi, engelli karakterleri genellikle sembolik araçlara veya diğer karakterlerin gelişimine hizmet eden edilgen figürlere indirger. Oysa Sympathy for the Devil, peeling ve All of Us, engelli karakterleri direnişin karmaşık özneleri olarak ön plana çıkarır; bu karakterler hem geleneksel dramaturjinin hem de neoliberal söylemin ideolojik temellerini ifşa eder ve sarsar. Estetik biçim, politik eleştiri ve bedensel deneyim üzerinden yapılan analizle, bu tez söz konusu oyunların temsile ve bedensel varoluşa dair alternatif modeller sunduğunu ortaya koymaktadır. Engelli kimlikler bir eksiklik ya da trajedi alanı olarak değil, sağlamcı varsayımları istikrarsızlaştıran, yıkıcı ve yaratıcı güçler olarak sunulmaktadır. Bu yaklaşımları sayesinde oyunlar, engelliliği kültürel eleştirinin merkezine yerleştirerek toplumsal düzenin radikal biçimde yeniden tahayyül edilmesine katkı sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Britanya tiyatrosu, Engellilik, Neoliberalizm, Abjeksiyon, Sağlamcılık.
  • Master Thesis
    John Arden'ın Çavuş Musgrave'in Dansı ve Edward Bond'un Kuzeye Giden İnce Yol'unda epik tiyatro unsurları
    (2022) Yılmaz, Selin; İzmir, Sibel
    Bu tezin amacı John Arden'ın Çavuş Musgrave'in Dansı ve Edward Bond'un Kuzeye Giden İnce Yol oyunlarındaki epik tiyatro unsurlarının nasıl ele alındığını ve epik tiyatro konseptinin iki yazarın oyunlarına nasıl uyarladığını incelemektir. Tezin teori bölümünde bu tiyatro türünün ortaya çıkışı, geleneksel tiyatrodan hangi yönleriyle ayrıldığı, ele aldığı konular ve Bertolt Brecht'in geliştirdiği epik tiyatro unsurları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Çavuş Musgrave'in Dansı ve Kuzeye Giden İnce Yol adlı oyunlardaki epik tiyatro unsurları açıklanmış ve oyunlarda epik tiyatro kavramının bu yazarlar tarafından nasıl ele alındığı incelenmiştir. Sonuç olarak Britanya'da epik tiyatronun en önemli temsilcileri olarak kabul edilen John Arden ve Edward Bond oyunlarında epik tiyatronun unsurlarından faydalanmışlardır. İki yazar da sosyal ve politik konuları ele alarak yabancılaştırma yöntemi ile seyirci üzerinde eleştirel bir bakış açısı oluşturmaya çalışmıştır. Edward Bond Kuzeye Giden İnce Yol adlı oyununda John Arden'dan farklı olarak kendisinin Aggro-Effect olarak tanımladığı bir unsur kullanmıştır. Bu unsur ile sahnede gösterilen şiddetin yarattığı şok ve saldırganlık gibi duygular üzerinden epik tiyatronun da oluşturmak istediği sorgulama sürecine seyirciyi yönlendirmeyi hedeflemiştir.
  • Master Thesis
    Savaş onrası İngiliz tiyatrosu'nda feminist sesler: Pam Gems'in Dusa, Fish, Stas and Vi ve Loving Women, Caryl Churchill'in Vinegar Tom ve Top Girls ve Sarah Daniels'in Ripen Our Darkness ve Beside Herself isimli tiyatro eserleri
    (2009) Dere, Özden; Canlı, Gülsen
    Bu tezin amacı, Pam Gems, Caryl Churchill ve Sarah Daniels'in oyunlarını, yazarların dünya görüşü ile ilgili bir yorum yapmak veya eserlerini siyasi açıdan etiketlemek için incelemek değildir. Dolayısıyla, bu tezin öncelikli amacı, sırasıyla Pam Gems'in Dusa, Fish, Stas and Vi ve Loving Women adlı, Caryl Churchill'in Vinegar Tom ve Top Girls adlı ve son olarak Sarah Daniels'in Ripen Our Darkness ve Beside Herself adlı tiyatro eserlerini etiketlemekten veya onları sadece bir feminist görüş ile sınırlandırmaktan ziyade bu eserlerin kadınların toplumdaki rolünü ve sorunlarını hangi yollarla yansıttığını incelemek ve eserlerde hangi feminist seslerin var olduğunu bulmaktır.Bu tez, bir giriş, üç esas bölüm, bir sonuç ve tezde ele alınan yazarlar hakkında ilave bilgi içeren üç ekten oluşmaktadır. Giriş kısmı, tiyatro eserlerinin yazıldığı dönemin tanımını ? ki bu dönem, farklı feminist seslerin feminist hareketin içinde seslerinin duyulmaya başladığı ve tiyatro sahnesinin yavaş yavaş her oyun yazarının istediği konuyu istediği şekilde ifade edebileceği siyasi bir arenaya dönüştüğü bir dönemdir ? feminizmin tanımını ve feminist hareketin içindeki çeşitlilik arz eden seslerin ? özellikle liberal, sosyalist ve radikal feminizm ? tanımını içermektedir. Tezin esas kısmında yapılan ayrıntılı incelemede ise her bir tiyatro eserinin - Pam Gems'in Dusa, Fish, Stas and Vi ve Loving Women adlı, Caryl Churchill'in Vinegar Tom ve Top Girls adlı ve son olarak Sarah Daniels'in Ripen Our Darkness ve Beside Herself adlı tiyatro eserlerinin ? feminist hareket içerisinde aktif olan farklı feminist sesleri içerdiği vurgulanmaktadır.Sonuç kısmında, tezin esas kısmında elde edilen bulgular ışığında ve bu bulgular arasında karşılaştırma yapılarak, Pam Gems'in Dusa, Fish, Stas and Vi ve Loving Women, Caryl Churchill'in Vinegar Tom ve Top Girls, ve son olarak Sarah Daniels'in Ripen Our Darkness ve Beside Herself adlı tiyatro eserlerinin, farklı feminist sesleri içerdiğinden, II. Dünya Savaşı sonrası İngiliz feminist dramanın çok sesli doğasını yansıtır nitelikte olduğu ileri sürülmektedir.Anahtar Sözcükler: Feminizm, radikal feminizm, liberal feminizm, sosyalist feminizm, feminist drama, Sarah Daniels, Pam Gems, Caryl Churchill.
  • Doctoral Thesis
    İngiliz Tiyatrosunda Postdramatik Eğilimler: Mark Ravenhill Oyunları
    (2014) İzmir, Sibel; Canlı, Gülsen
    Kendine özgü sanat formları olan drama ve tiyatro biricik olma durumlarına bakılmaksızın sıkça birbirinin yerine kullanılan kavramlar arasındadır. Hiç şüphe yok ki bu durum her iki sanat dalının da anlamlı bir varoluşa sahip olabilmek için birbirlerine ihtiyaç duymalarından kaynaklanır. Diğer bir deyişle, oyun metinleri sahnelendikleri zaman daha değerli hale gelirken aynı şekilde metinsiz bir tiyatro düşünmek neredeyse imkânsızdır. Alman bilim adamı ve kuramcı Hans-Thies Lehmann, drama ve tiyatro arasındaki bu ilişkiyi bir bağlama oturtmak ve yeniden değerlendirmek amacıyla ses getiren çalışması Postdramatik Tiyatro adlı kitabında yeni bir yapılandırmaya gitmektedir. Lehmann kitabında 1960'lı yıllara kadar batı tiyatrosunun dramanın boyunduruğu altında kaldığını öne sürer. Bu durum da kaçınılmaz olarak dramatik metnin ve oyun yazarının en son ortaya çıkan üründe otoriter bir pozisyon edinmesiyle sonuçlanmıştır. Lehmann, bu kökleşmiş hiyerarşik düzeni bozmak için, 1960'lardan bu yana batı tiyatrosunun tiyatro metnine, oyun yazarına, oyunculara, kostümlere, dekora vb. eşit yaklaşan tiyatro ürünleri üretme çabası içinde olduğuna inanır. Lehmann, kitabının tarihsel avangartlardan 20. yüzyılın sonlarına kadarki dönemi ele aldığı kısmında oyun yazarlarının özellikle gerçekçi ve doğalcı tiyatronun estetik kurallarından nasıl uzaklaşıp postdramatik tiyatronun ortaya çıkmasını nasıl hızlandırdıklarını anlatmaktadır. Lehmann, İngiliz suratına tiyatro yazarlarının da sahnede olan olaylardan ve şok taktiklerden dolayı kendini adeta saldırıya uğramış gibi hisseden seyirciyi ele geçirme yöntemleriyle Alman asıllı postdramatik tiyatronun ortaya çıkmasında etkili olduklarını söyler. İngiliz oyun yazarı Mark Ravenhill bu tarz yazarlardan biridir. Oyunlarında aşırı boyutlarda kullandığı fiziksel ve sözel şiddetten dolayı Ravenhill suratına tiyatronun öncülerinden biri olarak görülmektedir ve oyunları sıkça bu sanatsal hareketin ışığı altında incelenmiştir. Bu tez Ravenhill'in oyunlarına sadece içerik açısından bakmaya engel olmak ve oyunlarda hem içeriğe hem de forma eşit yaklaşabilmek için Lehmann'ın postdramatik tiyatro teorisinin kullanmaktadır. Çalışma, Ravenhill'in oyunlarında suratına tiyatronun sınırlarını aşarak dramatik ve postdramatik tiyatronun özelliklerini sergilediğini iddia eder. Tez, analizini Ravenhill'in Shopping and Fucking, Faust is Dead ve Pool (No Water) isimli oyunları üzerinden yürütmektedir. Bu yaklaşım oyun yazarının yapıtlarına sadece metin açısından değil, seyirci/sahne, oyun yazarı/yönetmen ilişkilerinin yanı sıra oyunlarda kullanılan sözel ve fiziksel şiddet, olay örgüsü, reji vb. gibi kavramları düşünerek teatral açıdan bakmamızı da sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Dramatik tiyatro, postdramatik tiyatro, Hans-Thies Lehmann, suratına tiyatro, Mark Ravenhill, Shopping and Fucking, Faust is Dead, Pool (No Water).
  • Master Thesis
    Tom Stoppard'ın Dramasındaki Tiyatro Unsurlarını Yaratmada Kullandığı Yaklaşımların Farklılığı
    (2004) Biçici, Sevilay; Vale, Marcia
    ÖZET Bu tezin amacı, 20. yüzyılın önde gelen drama yazarlarından biri olan Tom Stoppard'ın oyunlarında kendi döneminden önce yazılan oyunların konusundan ve/veya tekniğinden yararlanmasının yanısıra kendi oyunlarında kullandığı materyallerden de birden çok kez yararlanıp, oyunlarında kullandığı her türlü gösteri biçimini tiyatral bir kavram haline getirip, tamamiyle 'Stoppard' tadı bırakan oyunlarla karşımıza çıktığını vurgulamaktır. 1954 ve sonrasında, İngiliz Tiyatrosu dikkate değer bir değişim süreci içerisine girdi. Bu süreç içerisinde, sonraki yazarları da etkileyecek bir çok eser Londra'da sahnelenmeye başlandı. Bunların başında hiç kuşkusuz John Osborne'nın öfke ve Samuel Beckett'm Godot 'yu Beklerken eserleri gelir. Bu dönem sadece İngiltere'yi etkilemekle kalmayıp, İngiltere dışındaki sahnelerde de etkisini hissettirdi. Her ne kadar Stoppard'ı daha çok etkileyen Beckett olmuşsa da - özellikle Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler'de - Stoppard'ın oyunu bir çok yönden Beckett tiyatrosundan farklılık göstermektedir. Bu tezde Stoppard'ın Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler, Akrobatlar ve Travestiler oyunlarında kullandığı her türlü gösteri biçimini nasıl bir araya getirdiği ve bunları belirtilen oyunlarda tiyatral öğeler olarak nasıl kullandığı incelenmektedir. Bu tez bir giriş, üç ana bölüm ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde dört alt başlık yer almaktadır. Giriş bölümünün ilk kısmında, I. ve II. Dünya Savaşlann'dan sonraki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel değişiklikler ve bu değişikliklerin insanlar ve dolayısıyla da yazılan eserler üzerindeki etkisi hakkında kısa bir bilgi veriliyor.Giriş bölümünün ikinci alt başlığında, 1945 sonrasındaki İngiliz Tiyatrosu'nun gelişimine değiniliyor. Üçüncü alt başlıkda ise, 20. yüzyılın popüler akımı olan ve Beckett'ın eserlerinden sonra Stoppard'ın eserleri için de kullanılan Absürd Tiyatro' ya değinilmektedir. Dördüncü bölümde ise yazarın yaşamı ve eserleri tanıtılmakta ve Stoppard'ın oyunlarında kullandığı tiyatro öğelerinden kısaca bahsedilmektedir. Gelişme bölümünde ise; tezde savunulan düşünce, yukarıda bahsedilen oyunların kronolojik sıralamasıyla verilmektedir. Tezin sonuç bölümünde giriş ve gelişme bölümlerinde tartışılan konuların kısa birer özeti yer almaktadır.
  • Master Thesis
    Maketlerin Akustik Ölçümlerde Kullanımı; Konser Salonu, Ölçekli Model ve Bilgisayar Modellemesinin Karşılaştırılması
    (2012) Eröz, Ferhat; Kayılı, Mutbul
    Son yıllarda Akustik Bilime verilen önemin artması ile işitme, akustik tasarım ve akustik testlerin yapılacağı araç ve gereçlerin kullanımının da önemli olduğu anlaşılmıştır. Ses yayılımı, özellikle iç hacimlerde karmaşık bir konudur. Bunun için öncelikle, akustik ses dalgaları ve davranış özellikleri irdelenmiştir.Akustik kavramının açıklanması amacı ile çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümde, sesin tanımlanması ve fiziksel özellikleri üzerinde durulmuştur. Mimari akustik, dördüncü bölümde ele alınmıştır. Mimari akustik tasarımı; gürültü kontrolü, hacim akustiği, mimari akustik parametreler, sesin değerlendirilmesi ve mimari akustik uygulama olarak beş safhada irdelemek mümkündür. Altıncı ve son safha olan modelleme yöntemleri de akustik tasarım açısından başarılı bir uygulama sağlar. Çalışmanın beşinci bölümünde, akustik ölçümler için ölçekli modelleme yöntemleri ve kullanımları açıklanmıştır. Burada öncelikle, dalga tankı modelleme yöntemi ile yapılan testler iç hacimde oluşan yansımaların değerlendirilmesi ve irdelenmesi ile başlamaktadır.19. yüzyıldan günümüze kadar, sesin ön planda olduğu hacimlerde akustik ölçüm ve testlerin akustik modelleme teknikleri kullanılarak yapıldığını görmekteyiz. Modelleme teknikleri ve teknolojinin gelişmesi ile beraber, hacim akustiğinde kullanılan ölçüm parametreleri de gelişmektedir.Bu çalışmada, modelleme tekniklerinin mimari akustik tasarım üzerindeki etkileri, fiziksel modelleme, ölçekli modelleme ve bilgisayar modeli arasındaki ilişki, akustik parametreler ve modellemelerin karşılaştırılması ile sonuçları irdelenmiştir.
  • Master Thesis
    Opera Librettosunun Türkçeye Çevirisi Üzerine Bir İnceleme
    (2014) Özdemir, Merve Şenol; Soy, Özlem Şahin; Soy, Özlem Şahin; Soy, Özlem Şahin; English Translation and Interpretation; English Translation and Interpretation
    Opera kelimelerin ve müziğin gücüyle duyguları ifade eden bir sanat dalıdır. Bu çalışmada, opera librettosunun Türkçe'ye çevirisinin önemli yönleri ve kriterleri tartışılacak ve çoğuldizge kuramı çerçevesinde hangi yıllarda hangi eserlerin kimler tarafından çevrildiğine değinilecektir. İlk olarak operanın Avrupa'daki gelişimine kısaca göz atılacaktır. Daha sonra, Osmanlı İmparatorluğu'nda ortaya çıkışı ve Batılı değerler doğrultusunda yeniden kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarındaki gelişiminden bahsedilecektir. İkinci olarak, opera librettosu karma metin olarak ele alınacak ve bazı kuramsal yaklaşımlar tartışılacaktır. Çoğuldizge kuramı ışığında libretto çevirisinin ve çevirilmiş opera librettosunun Osmanlı ve Türk edebi çoğuldizgelerindeki yeri tartışılacaktır. Sonra, Ankara Opera ve Bale'sinde çalışan beş opera sanatçışı ile yapılan 'tarama' metodundaki birebir görüşmelerin sonucu, alanın kuramcılarından elde edilen bilgiler doğrultusunda tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: libretto çevirisi, opera çevirisi, çeviride söylenebilirlik, Çoğuldizge kuramı, opera çevirisi, üstyazı
  • Master Thesis
    Arnold Wesker'in İlk Oyunlarındaki Temel Etkiler
    (2004) Selimoğlu, Zeynep Rana; Vale, Marcia
    ÖZET Bu tezin amacı Arnold Wesker'in oyunlarında özellikle yer, karakter ve diyalogda bazı temel etkilerin görüldüğünü vurgulamaktır. Savaş sonrası dönemi oyun yazarlarından olan Wesker oyunlarında toplumda görülen değişiklikleri yansıtır. Wesker, döneminin yeni teknikleriyle ilgilenirken kendi kişisel yaşam deneyimlerinde de etkilenir. Bu tezde Arnold Wesker'in ilk eserlerinde görülen temel etkiler oyunlarından dördünde - Mutfak ve Wesker Üçlemesi: 'Şehriyeli Tavuk Çorbası, Kökler ve Kudüs 'ten Sözediyorum ' - incelenmektedir. Bu tez, bir giriş, iki gelişme ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde üç alt başlık yer almaktadır. Giriş bölümünün ilk iki kısmında Wesker'in tiyatrosu için İngiltere'de 20. yüzyılın ikinci yarısında yer alan sosyal ve tarihsel edebi gelişmeler ve yenilenen naturalizm hakkında bilgi verilir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sınıflar arası farklılar ortaya çıkar ve bu yüzden toplumdaki denge değişir. Toplumdaki bu değişimler edebiyatı da etkiler. Bu sebeple bu dönem yazarları toplumdaki hiyerarşik düzeni yeniden yapılandıran endüstri ve ekonomideki çalkalanmalarla başlayan orta sınıf ve işçi sınıfı arasındaki farklılıkları eserlerinde anlatırlar. Toplumun en üst düzeyindekilerin sağladığı iş imkanlarına bağlı kaldıklarından zor kalan kesim işçi sınıfı olmuştur. İngiliz Tiyatrosu'nda bu sorunlar dönemin oyun yazarları tarafından da incelenir ve Wesker da bu yazarlardan biridir. Üçüncü kısımda ise Wesker'in hayatıyla ilgili bilgi verilmektedir. Gelişme bölümlerinde yukarıda adı geçen oyunlar - birinci bölümde Mutfak ve ikinci bölümde Wesker Üçlemesi 'Şehriyeli Tavuk Çorbası, Kökler ve Kudüs'ten Sözediyorum' - temel etkiler esas alınarak detaylı bir biçimde incelenmektedir. Tezin sonuç bölümünde giriş ve gelişme bölümlerinde tartışılan konular kısa özet olarak verilmektedir. u
  • Master Thesis
    1961 Anayasası’nın Türk Toplumsal Gerçekçi Sinemasının Gelişimine Etkisi
    (2025) Kılıçatan, Sinem; Mızrak, Dilan
    27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında ilan edilen ve 1961 yılında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca bir siyasal rejim değişikliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesini ve sosyal devlet anlayışının anayasal zemine taşınmasını ifade eden tarihsel bir kırılma noktasıdır. Türk sineması, bu dönemde yalnızca sayısal üretimde değil, toplumsal içerik ve estetik nitelik bakımından da dikkate değer bir dönüşüm yaşamış; 'Altın Yıllar' olarak tanımlanan bu süreçte sinema, toplumsal adaletsizlik, sınıfsal eşitsizlik, kadın hakları, göç ve kentleşme gibi yapısal sorunları gündeme taşıyan eleştirel bir mecraya dönüşmüştür. 1961 Anayasası'nın bireysel özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özerkliğini ve sendikal hakları güvence altına alması, kültürel üretim ortamını da doğrudan etkilemiş; sinemacılar, toplumsal meseleleri daha cesur ve doğrudan biçimde beyazperdeye taşıyabilmiştir. Bu araştırma, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, Halit Refiğ, Ertem Göreç ve Duygu Sağıroğlu gibi öncü yönetmenlerin filmleri üzerinden bu anayasal etkileri görünür kılmayı hedeflemiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel film analizi, tematik içerik çözümlemesi ve ideolojik okuma teknikleri kullanılmış; Stuart Hall'un temsil teorisi, Althusser'in ideoloji ve aygıt kuramı, Gramsci'nin hegemonya kavramı ve Foucault'nun mekân politikaları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bulgular, sinemanın yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir tanıklık sahası olduğunu göstermektedir. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Hudutların Kanunu, Otobüs Yolcuları ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmler, 1961 Anayasası'nın vaat ettiği hakların taşrada, sınırda ve kentte ne ölçüde uygulanabildiğini sorgulayan güçlü anlatılarla Türkiye'de hukuk ile kültür arasındaki bağı sinemasal bir hafızaya dönüştürmüştür.
  • Master Thesis
    William Shakespeare' in Julius Caesar, Hamlet ve Macbeth oyunlarındaki doğaüstü durumların dramatik yönleri
    (2013) Tiryaki, Zeynep; Adanur, Evrim Doğan
    Bu tez, William Shakespeare' in Julius Caesar, Hamlet ve Macbeth tragedyalarındaki doğaüstü durumları dramatik açıdan incelemeyi amaçlamıştır. Doğaüstü unsurların hem dramatik hemde oyunların yapısal ve kurgusal işlevleri açısından önemli rol oynadığı saptanmış, karakter oluşumu ve olay gelişimini tamamlamaya katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir. Bir giriş, üç gelişme ve bir sonuç bölümünden oluşan tezin giriş bölümünde, trajedinin klasik ve Shakespeare başlıkları altında tanımlaması yapılmış ve doğaüstü durumların klasik dönem oyunlarından, Rönesans' a kadar uzanan tarihsel süreçte ki kullanım biçimleri ve dönemsel işlevleri örneklerle incelenmiştir. Üç gelişme bölümü, sırasıyla oyunları kurgu ve yapısal açıdan detaylı incelemiş, doğaüstü durumların bu yapı ve kurgulamadaki dramatik önemi ortaya konulmuştur. Bu tezde, Julius Caesar' da yer verilen doğaüstü unsurların, karakter tanımlamasını desteklediği; bu doğaüstü kullanımların Hamlet'te oyunun temasını vurgulamada belirgin katkısı olduğu ve Macbeth' te oyun gelişimine ve karakter oluşumuna doğrudan etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç bölümünde, üç oyun arasında ki belirgin paralelliklerden yola çıkılarak, doğaüstü ögelerin aynı yapısal düzlemde kullanıldığı ve aynı amaca hizmet ettiği izlenmiştir. Bu bağlamda bu çalışma, üç yolundaki doğaüstü kullanımların, yazarın öncelikle dramatik etki yaratması amaçlı kullandığını saptamıştır. Anahtar Sözcükler: Shakespeare, Doğaüstü, Dramatik unsur, Hayalet, Cadı