10 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 10
Article İlk Çağlardan Günümüze Yer Altı Yapıları, Kaya Yapıları ve Kaya Mekaniği(2017) Akış, Ebru; Satıcı, ÖzgürYer altındaki alanların kullanımı insanlar için antik dönemlere uzanan eski bir alışkanlıktır. Atalarımız, mağaraları vahşi hayattan korunmak için barınak olarak kullandılar, ayrıca değerli mineralleri çıkarmak için kazarak yer altı boşlukları oluşturdular. Bu boşlukları kutsal alan, mezar veya depo olarak kullandılar. Bu kullanım amaçlarına ek olarak, savaşlar sırasında saldırı veya surları geçmek amacıyla tüneller inşa ettiler. Daha sonraları, tüneller yerleşim yerlerine su getirmek veya söz konusu alanları selden korumak amacıyla yapıldı. İlk kez ne zaman kullanıldıkları bilinmemekle birlikte, birbirleriyle bağlantılı olarak inşa edilen yer altı yapıları insanlık tarihi boyunca barınma amacıyla da kullanıldı. Sonraki yüzyıllarda, ulaşım sistemlerine duyulan ihtiyaç nedeniyle yeni kazı tekniklerinin kullanıldığı ulaşım ve iletim tünelleri inşa edildi. Bu dönemde, çoğunluğu kaya ortamda yer alan su geçişi tünelleri, demiryolu tünelleri ve karayolu tünelleri yapıldı. İlk kazılar elle yapılmış olup, daha sonra kolay kazmak için ateşin kullanıldığı bilinmektedir. Bu tekniği, barut, patlayıcılar ve tünel açma makinaları takip etmiştir. Şu veya bu şekilde, eski uygarlıklar kaya mekaniğinin temel prensiplerini kullanmış ve bu prensipleri yer altı yapılarının inşasında uygulamışlardır. Kaya mekaniğinin prensipleri, tüm bu yapıların olmazsa olmaz unsurudur. Bu derlemede, kaya mekaniğinin tarihçesi kısaca anlatılacak, tarihi ve anıtsal yer altı ve kaya yapılarından örnekler sunulacaktırArticle Deposition and Characterization of Znsnse2 Thin-Films Deposited by Using Sintered Stoichiometric Powder(2019) Sürücü, Özge Bayraklı; Güllü, Hasan HüseyinIn this work, ZnSnSe2 (ZTSe) thin films were deposited using crystalline powder grown by vertical Bridgman-Stockbarger technique. The deposition process was carried out by means of e-beam evaporation on the well-cleaned soda lime glass substrates and keeping them at the substrate temperature of 200°C. The structural, optical and electrical properties of ternary ZTSe thin films were investigated depending on the annealing temperature at 250 and 300°C. X-ray diffraction analysis showed that as-grown films were in amorphous structure, however annealing at 250°C triggered the crystallization on the preferred ternary structure and annealing at 300°C resulted in the changes from amorphous to the polycrystalline structure. Using the compositional analysis, the detail information about the stoichiometry and the segregation mechanisms of the constituent elements in the structure were determined for both as-grown and annealed samples. In addition, they were morphologically characterized using scanning electron microscopy technique. The electrical properties were analyzed using temperature dependent dark- and photo-conductivity measurements. From the variation of electrical conductivity as a function of the ambient temperature, the current transport mechanisms and corresponding activation energies at specific temperature intervals for each sample were determined. The optical properties for the ZTSe thin films were studied depending on the structural changes with annealing.Research Project Yüksek Alan Indirgemeli Ileri Akıtma Isleminin Sınır Eleman Yöntemi, Çözüm Bölgesi Parçalaması ve Paralel Programlama ile Sayısal Modellenmesi (BEE Parallel Extrusion)(2016) Baranoğlu, Besim; Akay, Hasan Umur; Yazıcı, Ali HilmiIleri akıtma yöntemi kendisine Imalat alanında pek çok uygulama bulabilen bir islemdir. Bu islem ve benzeri yüksek deformasyon içeren ve bu deformasyon bölgesinin çogu elastik olan problemlerin çözümünde Sonlu eleman yöntemi ya da Sonlu hacim yöntemi ve benzeri sayısal yöntemler sorun yasamaktadırlar. Özellikle yüksek plastik genlemelerin ortaya çıktıgı alan indirgeme oranlarının yüksek oldugu islemlerde akıtma isleminin yukarıda belirtilen yöntemlerle analizi çok daha karmasık ve hesaplama süresi açısından uzun süreli olmaktadır. Bu çalısmada, alternatif bir yöntem olarak sınır eleman yöntemi ile yüksek alan indirgemeli ileri akıtma isleminin sayısal modellemesine yönelik bir formülasyon yapılacaktır. Tüm deformasyon bölgesi üç parçaya ayrılacaktır: bunlardan ikisi elastik deformasyonun gerçeklestigi bölgeler, arada kalan kısım ise plastik deformasyon bölgesidir. Elastik bölgeler elastostatik sınır elaman yöntemi ile çözülecektir. Plastik bölgenin çözümünde ise üç farklı yöntem denenecektir: (i) hacim agı olusturma, (ii) ikili karsıtlık, ve (iii) dogrusal olmayan sonlu eleman yöntemi ile ikili çözüm. Olusturulan formülasyon paralel olarak (MPI ? Massage Passing Interface ve MP - MultiProcessing yöntemleri girisimli olarak kullanılarak) bir bilgisayar kodu haline getirilecektir.Article Yüksek Plastisiteli Killerde Rezidüel Kayma Direncinin Direkt Kesme Deneyi Sonuçları Kullanılarak Tayin Edilmesi(2021) Akış, EbruHeyelanlar doğal afet sayılarının afet türlerine göre dağılımı dikkate alındığında %45 ile en sık karşılaşılan doğa olaylarıdır.Heyelan çözüm projelerinin yapılabilmesi için heyelan sırasında kayma düzleminde oluşan rezidüel kayma dayanımıparametrelerinin gerçeğe en yakın şekilde tahmin edilmesi gerekir. Söz konusu parametreler, tekrarlı direkt kesme ve halka kesmedeneyleri yapılarak tayin edilebildiği gibi, geri analiz ya da zeminin fiziksel özellikleri yardımıyla literatürdeki korelasyonlarkullanılarak da öngörülebilmektedir. Kayma dayanımı parametreleri geri analiz yöntemi kullanılarak tayin edilirken, yeraltı suyudurumunun rezidüel kayma dayanımı değerlerini direkt olarak etkilediği bilinmektedir. Ayrıca, heyelan sırasındaki yeraltı suyudurumunun gerçeğe yakın olarak öngörülmesinin zorluğu aşikârdır. Öte yandan, literatürden elde edilen rezidüel kayma dayanımıparametreleri oldukça geniş bir aralıkta sonuçlar verebilmektedir. Tüm bunların yanı sıra, halka kesme deneyleri laboratuvarlardayaygın olarak yapılmamakta, yaygın olarak yapılan tekrarlı direkt kesme deneylerinin ise zemin cinsine bağlı olarak çok düşükhızlarda yapılması gerekebilmektedir. Bu sebeple, deney süresi deneylerin pratikte kullanımını olumsuz yönde etkilemektedir.Yukarıda belirtilen kısıtlamaların çerçevesinde bu çalışmada normal konsolide ve yüksek plastisiteli killerde pik ve rezidüel kaymadirenci açıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın ilk kısmında ülkemiz literatüründeki çalışmaların sonuçlarıdeğerlendirilerek, kalıcı kayma direnci ile zemin indeks ve pik kayma direnci arasında ampirik bağıntılar öngörülmüştür. Dahasonra, örselenmiş yüksek plastisiteli kil numunelerle tekrarlı direkt kesme deneyleri yapılmış, elde edilen sonuçlar ile önerilenbağıntılar karşılaştırılmıştır.Article Eps Daneciklerinin Ve/veya Cam Tozunun Killi Zeminlerin Kıvam Limitlerine Etkisi ve Limitlerin Ysa ve Regresyon ile Tahmin Edilmesi(2023) Akış, Ebru; Çiğdem, Öykü YağmurZeminlerin kıvam özellikleri, zeminlerin sınıflandırmasında ve parametrelerinin tahmin edilmesinde önemli bir araçtır. Bu çalışmanın ilk bölümünde atık malzeme ile iyileştirilen killi zeminin kıvam limitlerinde meydana gelen değişiklikler deneysel olarak incelenmiştir. Çalışmada birleştirilmiş zemin sınıflamasına göre yüksek plastisiteli kil olan bentonit kullanılmıştır. Bentonit, yalnız atık cam tozu, yalnız atık genleştirilmiş polistiren (EPS) daneleri ve her iki katkı malzemesinin farklı oranlarda kullanılmasıyla iyileştirilmiş ve likit limit ve plastik limit deneyleri yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise bu çalışmada elde edilen sonuçlar ile literatürdeki benzer çalışmaların deney sonuçları kullanılarak cam tozu ve/veya EPS daneleriyle iyileştirilen zeminlerin kıvam limitleri için 65 veri derlenmiştir. Bu verilerin %80’i eğitim veri seti, %20’si doğrulama veri seti olarak kullanılmak üzere düzenlenmiştir. Çoklu lineer regresyon yöntemiyle ampirik bağıntılar, eğitim veri seti kullanılarak elde edilmiştir. Yine, aynı veri seti yapay sinir ağları yönteminde kullanılmış ve algoritma eğitilmiştir. Her iki yöntem, doğrulama veri seti ile çalıştırılmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Her iki yöntemde de eğitim ve doğrulama veri setlerinden elde edilen determinasyon katsayıları oldukça yüksek olup iyileştirilmiş killerin kıvam limitlerinin gerçeğe yakın tahmin edileceği düşünülmektedir. Ayrıca, yapay sinir ağları yöntemi ile elde edilen sonuçların seçilen veri setlerinden bağımsız olduğunu kontrol etmek amacıyla, öğrenme yöntemlerinde genellikle uygulanan bir yaklaşım olan çapraz geçerlilik testi yapılarak çalışmada kullanılan algoritmanın geçerliliği test edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, atık cam tozu ve/veya atık EPS daneleriyle iyileştirilen killi zeminlerin kıvam limitlerinin tahmin edilmesinde kullanılmak üzere ampirik bağıntılar ve yapay sinir ağları yöntemi önerilmektedirArticle Theoretical Investigation of Carbon Dioxide Capture by Aqueous Boric Acid Solution: a Termolecular Reaction Mechanism(2018) Kayı, HakanHitherto, boric is suggested and used as a promoter or catalyst for carbondioxide capture in various chemical absorption reactions, such as, absorptionby aqueous potassium carbonate solution to increase mass transfer rate. Butin this study, a single step termolecular reaction mechanism is suggested forthe chemical absorption of carbon dioxide directly by boric acid and water. Thereaction thermochemistry and reaction kinetics for termolecular mechanism areinvestigated by using density functional theory calculations at the B3LYP/6-31G(d)level of theory by taking into account of the implicit solvent effects of water throughthe polarizable continuum model and dispersion corrections. The findings obtainedfrom theoretical calculations indicate that it is possible to capture carbon dioxidewith boric acid in the form of B(OH)2OCOOH.Article Citation - WoS: 3Cost Efficient Design of Mechanically Stabilized Earth Walls Using Adaptive Dimensional Search Algorithm(Turkish Chamber Civil Engineers, 2020) Azad, Saeid Kazemzadeh; Akış, Ebru; Kazemzadeh Azad, SaeidMechanically stabilized earth walls are among the most commonly used soil-retaining structural systems in the construction industry. This study addresses the optimum design problem of mechanically stabilized earth walls using a recently developed metaheuristic optimization algorithm, namely adaptive dimensional search. For a cost efficient design, different types of steel reinforcement as well as reinforced backfill soil are treated as discrete design variables. The performance of the adaptive dimensional search algorithm is investigated through cost optimization instances of mechanically stabilized earth walls under realistic design criteria specified by standard design codes. The numerical results demonstrate the efficiency and robustness of the adaptive dimensional search algorithm in minimum cost design of mechanically stabilized earth walls and further highlight the usefulness of design optimization in engineering practice.Article Synthesis and Investigation of Structural-Mechanical Properties of C-Bn Based Bn Thin Films(2017) Efeoğlu, İhsan; Totik, Yaşar; Keleş, Ayşenur; Ersoy, Kıvılcım; Durkaya, Göksel; Dayauç, Ayşenur KeleşC-BN films are candidate material to diamond due to their promising properties. Although some properties of c-BN films are better than diamond, adhesion properties between the substrate and the film are very poor. In this study, c-BN films were deposited by closed-field unbalanced magnetron sputtering system onto 4140 steels in Ar/N2 atmosphere. The c-BN films coated in three different N2flow rates. The coated specimens were characterized by SEM and X-ray diffraction techniques. The bonding state of B, N and C elements were obtained using XPS. The mechanical properties of the c-BN films were tested by micro-indentation. The adhesion properties between substrate and the film were investigated by using scratch test. The tribological properties were carried out using pin-on-disc in atmospheric conditions. Our results showed that the c-BN films exhibited very dense and columnar microstructure. The maximum critical load was read 23 N in the softest c-BN film. The maximum and minimum hardness were measured 69 GPa and 33 GPa, respectively. When the hardness was increased the friction coefficient was decreased. The lowest friction coefficient (0.15) was obtained from the hardest film and the highest friction coefficient (0.65) was obtained from the lowest hardnessArticle 23 Ekim 2011 Van, Türkiye Depremi Sırasında Gedikbulak Okul Binasının Yıkılması(2023) Mertol, Halit Cenan23 Ekim 2011 tarihinde Türkiye'nin doğusunda Mw = 7,2 (ML = 6,7) büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Yer hareketinin en yüksek yer ivmesi 0.18×g olarak ölçülmüştür. Deprem, yığma ve betonarme yapılarda küçük çatlaklardan tamamen göçmeye kadar değişen hasarlara neden olmuştur. Bu depremde, Gedikbulak Köyü'ndeki 4 katlı betonarme okul binası tamamen yıkılmıştır. Bu okul binası Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan tipik bir projedir (No: 10370) ve bu tipik proje Türkiye'nin çeşitli yerlerinde okul binalarının yapımında yaygın olarak kullanılmıştır. Bu makalede, Atılım Üniversitesi Keşif Takımının ana şoktan birkaç gün sonra okul binasının yıkıldığı yerde yaptığı saha gözlemleri ve okul binasının yıkılma nedenleri üzerinde durularak detaylı analizleri anlatılmaktadır. Analiz sonuçları göçmenin, düz donatı çubuklarının yetersiz kenetlenme ve bindirme boyu nedeniyle perde duvarların tabanının (hem x- hem de y- yönlerinde) temelden ayrılmasından kaynaklandığını göstermiştir. Yapılan inceleme ve analizler sonucunda benzer mevcut okul binalarının gelecekteki depremlerde yıkılmaması için önerilerde bulunulmuştur.Article Jeoturizm ve Sürdürülebilirlik: Kızılcahamam Çamlıdere Jeoparkı Örneği(2014) Gürsay, M. Sercan; Güneş, S. GülJeoturizm, günümüzde en çok talep gören özel ilgi turizmi türlerinden biridir. Diğer yandan iyi yönetilmeyen turizm, destinasyonlarüzerinde olumsuz ekonomik, sosyo-kültürel ve çevresel etkiler ortaya koyabilmektedir. Bu nedenle tüm turizm türlerininsürdürülebilirlik yaklaşımı içinde yönetilmesi oldukça önemlidir. İlk kez 1987 yılında Ortak Geleceğimiz isimli raporda değinilenve kalkınmanın temeli olan sürdürülebilirlik kavramının; sosyal, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik şeklinde üç boyutubulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Kızılcahamam - Çamlıdere Jeoparkı örneğinde sürdürülebilir turizme yönelik uygulamalarıdeğerlendirmektir. Bu kapsamda, yerel ilgi gruplarının jeopark alanının yönetiminde sürdürülebilir turizm yaklaşımının önemikonusundaki görüşleri belirlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda veriler; yazılı kaynaklardan(literatür taraması), gözlem ve görüşme (mülakat) yoluyla toplanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, KızılcahamamÇamlıdereJeoparkında turizmin sürdürülebilirliği açısından; fiziki ve yasal koruma, yönetim, yetişmiş kalifiye eleman, sürdürülebilir finansalkaynak, yerel katılım ve eğitim konularında eksiklikler tespit edilmiştir. Söz konusu bu eksikliklerin ise, UNESCO GGN (GlobalGeopark Network) kriterleri dikkate alınarak giderilmesi mümkündür.


