Search Results

Now showing 1 - 10 of 206
  • Article
    Dance of the Corporate Veils: Shareholder Liability in the United States of America and in the Republic of Turkey
    (2008) Davıs, B. E. Wendy; Hızır, Serdar
    The foundation of corporate law is the existence of a legal entity separate from its shareholders, thus shielding shareholders from liability for corporate obligations. Courts have rarely, and with trepidation, pierced through this corporate veil to impose liability on shareholders for corporate malfeasance. These instances have become more common in recent decades, suggesting that corporate investors and parent corporations acquiring subsidiaries need to be diligent to minimize their risk. In this article two academicians discuss the consequences of wrongdoing and mismanagement underlying the pros and cons of the systems adapted by both countries.
  • Article
    Ab Adalet Divanı’nın Hukuk Yaratması Ultra-vires Tasarruf Olarak Görülebilir Mi?
    (2021) Arsava, Ayşe Füsun
    AB Adalet Divanı Taricco II davasında vermiş olduğu kararla İtalyan Anayasa Mahkemesi ile kendi arasındaanayasal kimliğin korunması konusundaki mevcut uyuşmazlığın tırmanmasını önleyebilmiştir. AB Adalet Divanı birönceki kararında İtalyan hukukunun zaman aşımı kurallarının AB’nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşme’nin325. maddesi muvacehesinde uygulanmaması gerektiği sonucuna varmıştır. İtalyan Anayasa Mahkemesi ise budurumu İtalyan Anayasasının kimliğinin korunması ile bağdaşmaz olarak görmüştür. Makalede AB’nin ÇalışmaUsulleri Hakkındaki Sözleşme’nin 325. maddesinin etkisine ilişkin olarak AB Adalet Divanı tarafından getirilengerekçelere ve Taricco I kararında getirilen AB Adalet Divanının hukuk yaratma sınırlarına ışık tutulmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Yapay Zekanın İş İlişkisine Etkileri
    (2024) Çankaya, Yiğitcan; Başterzi, Süleyman
    Günümüzde iş hukukunun tartıştığı birçok sorun veya kavram, günlük yaşamımıza olduğu kadar çalışma yaşamına çok katmanlı bir şekilde entegre olmuş, Endüstri 4.0 uygulamaları kapsamında ele alınan yapay zeka nedeniyle gündeme gelmektedir. Bu teknolojilerin çalışma yaşamında kullanılma biçimleri, ortaya çıkan hukuka aykırılıklarda işçinin veya işverenin hukuki veya cezai sorumluluğunun tespitinde belli zorluklar gündeme getirmektedir. Katıldığımız kavramlaştırmaya göre yapay zeka, makine öğrenme ve derin öğrenmeye dayalı olarak, akıl yürütme ve zeka ile ilişkilendirilen bilişsel yeteneklerin, bir bilişim sistemi tarafından kullanılması ve düşünsel bir içerik, tahmin, öneri ya da karar ortaya çıkarmasıdır. Yapay zekanın kullanılma amacı ve bilişsel yeteneklerine göre zayıf veya güçlü yapay zeka; dar, genel veya süper yapay zeka; analitik, insandan ilham alan veya insansı yapay zeka; otonom veya otonom olmayan yapay zeka olarak sınıflandırılması mümkündür. Bu sınıflandırma aynı zamanda yapay zekanın kişiliğe ve kişilik hakkına ya da hukuki ve cezai sorumluluğa sahip olup olmadığı tartışmasında önem taşımaktadır. Yapay zeka alanında genellikle yumuşak hukuk kuralları benimsenmektedir. Türkiye ise 2025'e kadar uygulanacak olan Ulusal Yapay Zeka Stratejisi haricinde yapay zekaya ilişkin bir hukuk politikası geliştirmemiştir. Yapay zeka iş ilişkilerinde işe alımlarda, iş ilişkisinin devamında ve sona ermesinde kullanılmaktadır. Bu gelişmeler çalışmada algoritmik yönetim ve Hizmet Olarak Yapay Zeka (AIaaS) kavramları içerisinde incelenmektedir. İş ilişkisinin başlangıcında yapay zeka; işe alım ilanları ve aday işçinin bilgilendirmesinde, özgeçmiş ve sosyal medya analizlerinde, görüşme ve test analizlerinde kullanılmaktadır. Bu uygulamalar genel olarak ayrımcılığa yol açmakta ve bunun yaptırımlarına tabi olmaktadır. İş ilişkisinin devamında yapay zeka kullanımı; iş organizasyonunun belirlenmesinde, performans değerlendirme sistemlerinde ve izleme yöntemlerinde gündeme gelmektedir. Bu uygulamaların hukuka aykırı sonuçları ise ayrımcılık, işçinin özel yaşamın gizliliği hakkının ihlali, işçinin kişisel verilerin korunması hakkının ihlali ve çalışma koşullarının uygulanmamasıdır. Son olarak iş ilişkisinin sona ermesinde yapay zeka, fesih sebeplerinin tespiti ve otomatik fesihte kullanılır. Hukuka aykırı fesihler, iş güvencesine tabiiyet ve iş sözleşmesinin türüne göre iş hukuku bakımından farklı hüküm ve sonuçlara tabidir. Türk iş hukukunda yapay zekanın beraberinde getirdiği hukuki sorunları çözümlemek için ise (i) algoritmik ayrımcılığa ilişkin olarak sistemik ayrımcılık yaklaşımı benimsenmeli, (ii) algoritmik yönetime özgülenmiş işyeri kurulları oluşturulmalı, (iii) KVKK md. 11/1(g) hükmü otomatik ve yarı otomatik karar alma süreçlerini içerecek şekilde daha güvenceli hâle getirilmeli ve (iv) işverenin yapay zeka kullanımından doğan sorumluluğu kurutuluş kanıtı getirme imkanı tanıyan kusursuz sorumluluğa veya uygun illiyet bağı karinesi gibi ispat kolaylığı sağlanan kusur sorumluluğuna dayanacak şekilde açık düzenlemeye kavuşturulmalıdır.
  • Article
    The Legal Effect of the Principle of Friendly Approach to International Law on the Relationship between the Echr and National Law in the Light of the Jurisprudence of the German Federal Constitutional Court
    (2025) Arsava, Ayse Fusun
    Federal Almanya’da diğer uluslararası anlaşmalar gibi AİHK de iç hukukta kanun hiyerarşisi ile geçerli olmaktadır. Alman anayasasının ılımlı dualist karakteri nedeniyle AİHK ile olan ilişkisinde bu bağlamda kimi sorunlar ortaya çıksa da bu sorunların anayasal bir prensip olan uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibine istinaden çözüme ulaştırıldığı görülmektedir. Makalede uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibinin lex posterior kuralı, anayasal kimlik, elverişlilik kriteri, margin of appreciation doktrini sınırlamaları ışığında bu sorunların bir taraftan Federal Alman Anayasa Mahkemesinin anayasanın kurumsal yapısındaki yerinin ve fonksiyonunun, diğer taraftan AİHM’nin ulusal hukuk düzeninde sahip olduğu fonksiyonun ve otoritenin dikkate alınarak nasıl çözüme ulaştırıldığı değerlendirilmektedir.
  • Article
    Yapı Denetim Görevini Kötüye Kullanma Suçu
    (2023) Köprülü, Timuçin
    2001 yılında yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’la, aslında idarenin sorumluluğunda bir faaliyet olan yapı denetiminin belli durumlarda yapı denetim kuruluşlarınca yerine getirilmesi düzenlenmiştir. İlgili Kanun’un amacı can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Ceza hükümlerini içeren Kanun’un 9. maddesinde ise yapı denetim kuruluşunun icrai veya ihmali davranışla yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle görevini kötüye kullanan ortaklarının, yöneticilerinin, mimar ve mühendislerinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, proje müellifi gerçek kişilerle laboratuvar görevlilerinin cezalandırılacağı belirtilmektedir. Son şeklini alana kadar birkaç değişikliğe uğramış olan 9. madde son hâliyle suçun maddi unsurları bakımından uygulamada sorunlar çıkarabilecek niteliktedir. Ayrıca düzenlemenin bir kısmının Anayasa’ya uygunluğu da tartışmalıdır
  • Master Thesis
    1961 Anayasası’nın Türk Toplumsal Gerçekçi Sinemasının Gelişimine Etkisi
    (2025) Kılıçatan, Sinem; Mızrak, Dilan
    27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında ilan edilen ve 1961 yılında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca bir siyasal rejim değişikliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesini ve sosyal devlet anlayışının anayasal zemine taşınmasını ifade eden tarihsel bir kırılma noktasıdır. Türk sineması, bu dönemde yalnızca sayısal üretimde değil, toplumsal içerik ve estetik nitelik bakımından da dikkate değer bir dönüşüm yaşamış; 'Altın Yıllar' olarak tanımlanan bu süreçte sinema, toplumsal adaletsizlik, sınıfsal eşitsizlik, kadın hakları, göç ve kentleşme gibi yapısal sorunları gündeme taşıyan eleştirel bir mecraya dönüşmüştür. 1961 Anayasası'nın bireysel özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özerkliğini ve sendikal hakları güvence altına alması, kültürel üretim ortamını da doğrudan etkilemiş; sinemacılar, toplumsal meseleleri daha cesur ve doğrudan biçimde beyazperdeye taşıyabilmiştir. Bu araştırma, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, Halit Refiğ, Ertem Göreç ve Duygu Sağıroğlu gibi öncü yönetmenlerin filmleri üzerinden bu anayasal etkileri görünür kılmayı hedeflemiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel film analizi, tematik içerik çözümlemesi ve ideolojik okuma teknikleri kullanılmış; Stuart Hall'un temsil teorisi, Althusser'in ideoloji ve aygıt kuramı, Gramsci'nin hegemonya kavramı ve Foucault'nun mekân politikaları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bulgular, sinemanın yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir tanıklık sahası olduğunu göstermektedir. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Hudutların Kanunu, Otobüs Yolcuları ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmler, 1961 Anayasası'nın vaat ettiği hakların taşrada, sınırda ve kentte ne ölçüde uygulanabildiğini sorgulayan güçlü anlatılarla Türkiye'de hukuk ile kültür arasındaki bağı sinemasal bir hafızaya dönüştürmüştür.
  • Article
    Yargıtay Ceza Daireleri Uygulamalarında\rgerekçeli Karar Hakkı\r-bugün ve Yarın Arasında Bir Analiz
    (2022) Ulusoy, Aslıhan
    İnsanoğlunun yaradılışının temelini teşkil eden “bilme” arzusu,\r“Neden?” sorusunun doğmasına yol açmıştır. Sosyal ilişkilerin de\rtemelinde yatan bilme hakkı nedeniyle gerekçe, sosyolojik anlamda\rolduğu gibi hukukî anlamda da önem arz eder. Nitekim, bu önemi\rnedeniyle gerekçe, zaman içinde evrilerek gerek ulusal gerekse ulusla-\rrarası düzeyde temel bir insan hakkı statüsüne kavuşmuş ve hem ulu-\rsal hukuk hem de uluslararası hukuk tarafından gerekçeli karar hakkı\rolarak güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiiçtihatlarıyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde\ryer alan adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak kabul edi-\rlen gerekçeli karar hakkı, Anayasa Mahkemesi tarafından geliştirilen\ruygulama ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ncı maddesinde\ryer alan bir temel hak olan hak arama hürriyetinin bir unsuru olarak\rkabul edilmiştir. Yargıtay tarafından, gerekçeli karar hakkının gerekli-\rliklerini karşılamaktan uzak mevcut karar yazım tekniğinin terk edil-\rmesine karar verilerek oluşturulan Yargıtay Ceza Daireleri ve Ceza\rGenel Kurulu Kararları Yazım Rehberi kapsamında belirlenen esaslar\rçerçevesinde, gerekçeli karar hakkı dolayısıyla adil yargılanma hakkı\raçısından gelinecek noktanın, Yargıtayın mevcut uygulaması kıyasla-\rnarak tespiti amacıyla bu çalışma gerçekleştirilmiştir.
  • Article
    SAVAŞ ZARARLARININ ONARIMI VE BİREYSEL TAZMİNAT TALEPLERİ
    (2023) Arsava, Ayşe Füsun
    İkinci dünya savaşı ertesi savaşı kaybeden devletlerin ödediği tazminat Ulusla-rarası Hukukta tazminat konusunun güncellik kazanmasına yol açmıştır. Uluslararası Hukuk uygulamasında günümüzde devletlerin yaptıkları tazminat taleplerinin yerini artan bir şekilde insanlığa karşı işlenen suçlara ve savaş suçlarına ilişkin olarak kişiler tarafından yapılan tazminat taleplerinin aldığı görülmektedir. Savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle bireysel tazminat talepleri bakımından Uluslararası Hu-kukta ancak günümüzde hala sınırlı bir normatif dayanak bulunmaktadır. Tazminat kavramının içeriğinin ve uygulanma alanının Uluslararası Hukukta karmaşık bir konu oluşturması tazminat taleplerinin hukuki dayanağının ve şeklinin uygulamada her somut için özel olarak açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir. Makalede devletler tarafın-dan ödenen tazminatın kapsamı, bireysel taleplerin tür ve olanakları ve savaş mağdurla-rının vatandaşlığını taşıdığı devletin tazminattan feragat etmesi tartışma konuları olarak ele alınmaktadır.
  • Article
    İnsancıl Hukukun Etkinliği
    (2025) Arsava, Ayse Fusun
    1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri’nin bu yıl 75. yılı kutlanmıştır. İnsancıl hukuk alanında bir dönüm noktası teşkil eden Cenevre Sözleşmeleri’nin günümüz silah teknolojileri, savaş yöntemleri, savaşan taraflar arasına katılan devlet dışı aktörler bakımından yetersiz kaldığı görülmektedir. Yeni gelişmelere uyum sağlama gereksinimi yanı sıra insancıl hukuk ihlâllerine karşı etkin yöntemler geliştirme gereksinimi de insancıl hukukun yeniden kodifiye edilmesi konusunu gündeme getirmiştir. İnsancıl hukukun ancak sadece savaş mağdurlarının korunmasını değil, devletlerin askeri çıkarlarını gözetme gerekliliği ortaya çıkan sorunların aşılmasını zorlaştırmaktadır. Makalede kodifikasyon girişimlerinin başarısızlığı nedeni ile teamül hukuku üzerinden insancıl hukukun yeni gelişmelere uyum sağlama olanağı ve insancıl hukuk değerlerinin yaygınlaşması ve içselleştirilmesi konularına ışık tutulmaktadır.
  • Article
    ANONİM ŞİRKETLERDE BORÇLANMA YASAĞINA AYKIRILIK TEŞKİL EDEN FİİLLERİN CEZAÎ SONUÇLARI*
    (2014) Hızır, Serdar; Merki, Duygu; Çoksezen, Duygu Merki
    Anonim şirketlerde borçlanma yasağı (TTK m. 358, 395/2), 6102 sayılı(yeni) Türk Ticaret Kanununun öngördüğü önemli yeniliklerden biridir.Yasağa ilişkin düzenlemeleri ihlâl eden fiiller için TTK m. 562de özel bircezaî yaptırım hükme bağlanmıştır. Fakat bu düzenlemeleri doğrudan ihlâletmemesine rağmen hukuka aykırı olarak değerlendirilebilecek borçlanmaişlemlerinin de güveni kötüye kullanma suçuna (TCK m. 155) nedenolabileceği, Kanun koyucu tarafından açıkça ifade edilmiştir. İşte buçalışmada, TTK m. 562de öngörülen cezai yaptırım ile güveni kötüyekullanma suçu, anonim şirkete borçlanma yasağına aykırılık teşkil edenfiiller çerçevesinde ve çeşitli açılardan ele alınacaktır.